Hebrew University Researchers Prof. Yuval Dor And Dr. Agnes Klochendler Receive Prestigious Erc Advanced Grant For Pioneer...

Kudüs İbrani Üniversitesi’nden diyabetin başlangıcına dair ezber bozan araştırmaya ERC desteği

İsrail’deki Kudüs İbrani Üniversitesi, tip 1 diyabetin nasıl başladığına dair temel sorulardan birini hedefleyen çalışmasıyla uluslararası araştırma gündemine girdi. Üniversitenin Tıp Fakültesi ile İsrail-Kanada Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’nden Prof. Yuval Dor ve Dr. Agnès Klochendler, Avrupa Araştırma Konseyi’nin (ERC) en seçkin destek programlarından biri olan Advanced Grant’a layık görüldü. Avrupa Birliği’nin Horizon Europe çerçevesinde verilen bu fon, deneyimli araştırmacıların yüksek riskli ama bilimsel açıdan dönüştürücü olabilecek projelerini desteklemesiyle biliniyor.

Bu kez desteklenen proje, tip 1 diyabetin ilk moleküler kıvılcımlarını anlamaya odaklanıyor. Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten beta hücrelerine saldırmasıyla gelişen kronik bir otoimmün hastalık. Hastalık çoğu zaman çocukluk veya genç erişkinlik döneminde ortaya çıksa da, altta yatan süreçlerin başlangıcı çok daha erken yaşanıyor ve bu erken evreler uzun süre boyunca net biçimde aydınlatılamadı. Dor ve Klochendler’in çalışması, tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.

Bugüne kadar tip 1 diyabetin tetikleyicileri konusunda en yaygın açıklamalardan biri viral enfeksiyonların bağışıklık sistemini harekete geçirerek süreci başlattığı yönündeydi. Yeni araştırma ise daha farklı ve hücrenin kendi içinden kaynaklanan bir mekanizmayı gündeme taşıyor. Ekip, beta hücrelerinde RNA metabolizmasının bozulmasının hastalığın ilk adımı olabileceğini öne sürüyor. Bu yaklaşım, hastalığın yalnızca dışsal tetikleyicilere bağlanmasının yeterli olmayabileceğini; hücresel işleyişteki içsel aksaklıkların da bağışıklık saldırısını başlatabilecek sinyaller yaratabileceğini düşündürüyor.

Çalışmanın merkezinde RNA düzenleme yer alıyor. RNA, DNA’daki genetik bilginin hücre içinde protein üretimine aktarılmasında kritik rol oynayan bir molekül. RNA düzenleme ise bu mesajın üretim sırasında ince ayarlanmasını sağlayan, nükleotid dizilerinde belirli değişiklikler yapan karmaşık bir işlem. Bu süreç hücresel denge, gen ifadesinin kontrolü ve doğru protein sentezi açısından önem taşıyor. Araştırmacılar, bu düzenleme mekanizmasındaki bozulmaların anormal proteinlerin veya hatalı peptitlerin ortaya çıkmasına yol açabileceğini, bunun da bağışıklık sistemi tarafından “yabancı” olarak algılanabilecek sinyaller oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Bilimsel açıdan bu hipotez önem taşıyor; çünkü tip 1 diyabette bağışıklık saldırısının neden belirli beta hücrelerinde başladığı hâlâ tam olarak açıklanmış değil. Pankreas adacıklarındaki beta hücreleri, insülin salgılayarak kan şekeri kontrolünde merkezi bir işlev görüyor. Eğer bu hücrelerde RNA metabolizmasına bağlı bir stres veya düzenleme kusuru oluşursa, hücrelerin yüzeyinde veya iç yapısında bağışıklık sistemini uyaran olağandışı moleküler imzalar belirebilir. Böyle bir senaryo doğrulanırsa, hastalığın kökenine ilişkin anlayış yalnızca bağışıklık saldırısına değil, bağışıklığı kışkırtan erken hücresel değişimlere de odaklanmak zorunda kalabilir.

ERC Advanced Grant’ın bu çalışmaya verilmesi, projenin henüz kesinleşmiş bir klinik sonuçtan ziyade temel biyolojide önemli bir soru ortaya koyduğunu gösteriyor. Bu tür destekler, özellikle mevcut bilimsel modelleri zorlayan ve yeni deneysel yollar açma potansiyeli taşıyan çalışmalar için tasarlanıyor. Dolayısıyla fon, tip 1 diyabet için doğrudan bir tedavi vaadi sunmuyor; ancak hastalığın nasıl başladığını anlamaya yönelik daha derin bir araştırma zemini sağlıyor. Bu ayrım, erken aşama biyomedikal araştırmaların değerlendirilmesinde kritik önem taşıyor.

Çalışmanın RNA düzenlemesine odaklanması aynı zamanda moleküler biyoloji ve immünoloji arasındaki kesişim alanını da güçlendiriyor. Son yıllarda birçok otoimmün hastalıkta, hücre içi stres yanıtları ve nükleik asit işleme süreçlerindeki bozukluklar daha fazla incelenmeye başladı. Tip 1 diyabet açısından bu yaklaşım, hastalığın yalnızca bağışıklık hücrelerinin aşırı aktif davranışıyla açıklanamayacağını; hedef dokunun da süreci şekillendiren aktif bir rol oynayabileceğini ima ediyor.

Projenin bir diğer dikkat çekici yönü, ADAR enzimleri gibi RNA düzenlemede görev alan moleküler makinelerin potansiyel rolünü gündeme getirmesi. ADAR ailesi, RNA üzerinde belirli kimyasal değişiklikler yaparak genetik bilginin işlenmesini etkileyen önemli düzenleyiciler arasında yer alıyor. Bu sistemde meydana gelebilecek aksaklıkların, beta hücrelerinin bağışıklık sistemine daha görünür hâle gelmesine katkıda bulunabileceği düşünülüyor. Ancak araştırmacılar için asıl soru, bu bozulmanın hastalık başlamadan önce mi ortaya çıktığı, yoksa sürecin bir sonucu olarak mı geliştiği olacak. Bu tür nedensellik soruları, temel bilimde deneysel olarak dikkatle ayrıştırılmak zorunda.

Kudüs İbrani Üniversitesi’nden gelen bu destek, kurumun diyabet araştırmalarındaki uzun soluklu bilimsel birikiminin de yeni bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Prof. Dor ve Dr. Klochendler’in çalışması, tip 1 diyabetin erken evrelerine dair daha hassas biyobelirteçlerin bulunmasına kapı aralayabilir. Böyle bir ilerleme, gelecekte hastalığın klinik belirtiler ortaya çıkmadan önce tanımlanmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte, araştırmanın temel düzeyde olduğu ve klinik uygulamaya geçmeden önce çok daha fazla doğrulama gerektireceği unutulmamalı.

Bilim dünyasında bu tür çalışmaların değeri, çoğu zaman hemen uygulanabilir sonuçlardan değil, yerleşik kabulleri yeniden sorgulama cesaretinden geliyor. Prof. Yuval Dor ve Dr. Agnès Klochendler’e verilen ERC Advanced Grant da tam olarak bu tür bir bilimsel iddiayı destekliyor: Tip 1 diyabetin başlangıcını anlamak için yalnızca dışsal tetikleyicilere değil, beta hücrelerinin kendi RNA işleme mekanizmalarına da bakmak gerekiyor. Eğer bu yaklaşım doğrulanırsa, otoimmün diyabetin biyolojisi hakkında oldukça farklı bir çerçeve ortaya çıkabilir.

Onkoloji gündemini kaçırmayın

E-posta yoluyla paylaşımları almak için onay veriyorum. Daha fazla bilgi için lütfen Gizlilik Politikamızı inceleyin.

Yanıt bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading Next Post...
Takip Et
Ara
ŞU ANDA POPÜLER
Yükleniyor

Signing-in 3 seconds...