<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inflamatuvar bağırsak hastalığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/inflamatuvar-bagirsak-hastaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 21:42:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>inflamatuvar bağırsak hastalığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>IBD için biyoinspire mikrokapsül “mikroreaktör”: Genetiği tasarlanmış probiyotiklerle hedefli anti-inflamasyon yaklaşımı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ibd-mikrokapsul-mikroreaktor-tasarlanmis-probiyotik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ibd-mikrokapsul-mikroreaktor-tasarlanmis-probiyotik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 21:42:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak mikrobiyotası]]></category>
		<category><![CDATA[hedefe yönelik tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[İBH]]></category>
		<category><![CDATA[immün yanıt]]></category>
		<category><![CDATA[inflamatuvar bağırsak hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[İnflamatuvar bağırsak hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota temelli tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrokapsül]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrokapsül tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ibd-mikrokapsul-mikroreaktor-tasarlanmis-probiyotik/</guid>

					<description><![CDATA[Nature Communications çalışması, IBD için bağırsakta çalışan mikrokapsül mikroreaktörün genetiği tasarlanmış probiyotiklerle anti-inflamatuvar etkiyi hedefleyebileceğini anlatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnflamatuvar <a href="https://oncology.com.tr/glikokolik-asit-kolit-kok-hucreleri/" title="Yeni çalışma: Safra asidi türevi glikokolik asit, bağırsak kök hücrelerini frenleyerek koliti kötüleştiriyor" data-wpan-internal-link="1">bağırsak</a> hastalıkları (IBD) dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen, bağışıklık sisteminin <a href="https://oncology.com.tr/fc-r-l3-akkermansia-ms-bagirsak-mikrobiyomu/" title="MS riskinin genetik ve bağırsak mikrobiyomu kesişiminde: FcRL3 odağı ve Akkermansia massiliensis ihtimali" data-wpan-internal-link="1">bağırsak</a> ortamıyla kurduğu dengenin bozulmasıyla seyreden kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Crohn hastalığı ve ülseratif kolitte, bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerin ve bağışıklık düzensizliğinin bir araya gelmesi, tedaviyi zorlaştırıyor. Bu tabloya yönelik yeni bir strateji, bağırsakta çalışacak şekilde tasarlanan “mikroreaktör” benzeri bir taşıyıcı platformla ortaya kondu.</p>
<p>Nature Communications’ta yayımlanan bir çalışmada, araştırmacılar genetiği tasarlanmış probiyotiklerin mikrokapsüller içine yerleştirildiği, biyoinspire tasarım ilkelerinden yararlanan bir sistem geliştirdiklerini bildiriyor. Proje, biyomateryal ve sentetik biyolojiyi birleştirerek iltihaplanmanın seyrettiği <a href="https://oncology.com.tr/alzheimer-amiloid-temizligi-bolgesel-etki/" title="JAMA Vaka Raporu: Alzheimer’da Amyloid Temizliğinin Neden Bazı Bölgelerde Daha Etkili Göründüğü İncelendi" data-wpan-internal-link="1">bölgelerde</a> daha hassas bir müdahale hedefleyen, mikrobiyota-temelli tedavi konseptini güçlendiriyor. Araştırmanın temel fikri; kapsüllenen probiyotiklerin bağırsakta “minik fabrika” gibi davranması ve terapötik molekülleri ihtiyaç duyulan yere yakın bir ortamda üretmesi.</p>
<p>IBD tedavisinde günümüzde sıkça kullanılan yaklaşımlar çoğunlukla sistemik immünsüpresyon üzerine kuruluyor. Bu da bazı hastalarda yan etki risklerini artırabiliyor. Çalışmanın motivasyonu, anti-inflamatuvar etkilerin doğrudan bağırsak bağlamında ve daha kontrollü bir şekilde sunulabileceği bir dağıtım mantığına geçmek. Bu doğrultuda geliştirilen mikro-kapsül mimarisi, yalnızca bir “taşıyıcı” olmakla kalmayıp, işlevi kapsülün içinde gerçekleşen biyolojik üretime dayanacak şekilde kurgulanıyor.</p>
<p>Araştırmada tanımlanan mikro-kapsül yapısı, probiyotik hücrelerin çevresini korurken aynı zamanda bağırsak ortamındaki etkileşimlere izin verecek bir düzende ele alınıyor. “Mikroreaktör” ifadesi, sistemin terapötik üretimi dışarıdan uygulanan bir ilaç gibi tek seferlik aktarmak yerine, bağırsak içinde dinamik biçimde yönlendirmeyi amaçlamasına işaret ediyor. Bu tür tasarımlarda kritik nokta, probiyotiğin hedef bölgeye ulaşabilmesi, uygun koşullarda aktif kalabilmesi ve üretilen moleküllerin etkisinin de bağlamla uyumlu şekilde ortaya çıkabilmesi.</p>
<p>Çalışmanın kapsamı, biyoinspire tasarım öğeleriyle kurgulanan kapsülleme stratejisinin, IBD’de görülen inflamatuvar süreçlerin modülasyonuna yönelik bir platform sağlayabileceğini vurguluyor. IBD’nin altında yatan biyoloji, tek bir nedenden ziyade bağışıklık yanıtındaki karmaşık bozulmalar ve mikrobiyota dengesinin değişmesi gibi çok etkenli unsurları içeriyor. Bu nedenle ekip, tedavi mantığını da “tek hedefe tek atış” yaklaşımından ziyade, bağırsak ekosisteminde daha yerel ve hedeflenmiş bir etki oluşturma fikrine dayandırıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, genetiği tasarlanmış probiyotiklerin kapsül içinde çalışarak anti-inflamatuvar bileşenlerin üretimine katkı sunabileceğini ve bu yolla bağırsak iltihabının düzenlenmesine dair bir mekanizma kurulabileceğini belirtiyor. Bunun, mikrobiyom hedefli tedavilerin daha rafine bir versiyonuna kapı aralayabileceği düşünülüyor; zira kapsülleme, hem probiyotiklerin bağırsak içinde daha uygun bir çevrede bulunmasına hem de biyolojik üretim sürecinin daha kontrol edilebilir kurgulanmasına olanak tanıyor.</p>
<p>Elbette bu tür çalışmalar erken aşama araştırmaların doğası gereği, eldeki sonuçların klinik uygulamalara ne zaman ve hangi ölçekte aktarılacağı konusunda henüz kesinlik taşımıyor. Ancak Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, IBD gibi karmaşık hastalıklarda, sentetik biyolojiyle biyomateryal tabanlı taşıma sistemlerini bir araya getirerek yeni nesil tedavi platformları geliştirme yönünde somut bir örnek sunuyor. Geliştirilen mikro-kapsül “mikroreaktör” yaklaşımı, gelecekteki araştırmalarda etkinlik, güvenlik ve hedefe yönelik üretim kontrolü gibi kritik başlıklarda daha ayrıntılı değerlendirmelere konu olabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/bioinspired-microcapsule-reactor-using-engineered-probiotics-for-ibd-treatment/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Bioengineered probiotic microcapsules for treatment of inflammatory bowel disease (IBD)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Bioinspired microcapsule reactor with engineered probiotics for IBD therapy</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Xu, M., Du, Y. &amp; Feng, G. Bioinspired microcapsule reactor with engineered probiotics for IBD therapy. Nat Commun 17, 6095 (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-72027-1</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41467-026-72027-1</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ibd-mikrokapsul-mikroreaktor-tasarlanmis-probiyotik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Instagram Reels’te Crohn’s Hastalığı Bilgileri Orta Düzeyde Kaldı: Uzmanlar Tıbbi İçerikte Eleştirel Okuma Uyarısı Yapıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/crohn-hastaligi-instagram-reels-kalite/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/crohn-hastaligi-instagram-reels-kalite/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 18:24:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Crohn hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Crohn’s hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inflamatuvar bağırsak hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Instagram Reels]]></category>
		<category><![CDATA[medikal içerik değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık iletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya sağlık bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi yanlış bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/crohn-hastaligi-instagram-reels-kalite/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, Instagram Reels’te Crohn hastalığına dair içeriklerin kalitesinin orta düzeyde olduğunu ve tıbbi yanlış bilgilerin yaygınlığının sağlık iletişimini zorlaştırdığını gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya, sağlık bilgisinin nasıl paylaşıldığını ve tüketildiğini kökten değiştirmeye devam ederken, kısa video formatları bu dönüşümün en görünür alanlarından biri haline geldi. Özellikle Instagram Reels, kullanıcıların hastalık belirtilerinden tedavi deneyimlerine kadar pek çok başlıkta <a href="https://oncology.com.tr/lityum-zengin-katot-hizli-formation-dayaniklilik/" title="Hızlı Üretim Adımı, Lityumca Zengin Katotlarda Dayanımı Artırdı" data-wpan-internal-link="1">hızlı</a> ve dikkat çekici içeriklere ulaşabildiği bir mecra olarak öne çıkıyor. Ancak Crohn’s hastalığına ilişkin Reels videolarını inceleyen yeni araştırma, bu içeriklerin her zaman güvenilir ya da bilimsel açıdan yeterli olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Crohn’s hastalığı, sindirim sisteminin kronik inflamatuvar hastalıkları arasında yer alıyor ve bağırsak duvarında tekrarlayan iltihaplanmalarla seyrediyor. Hastalığın dalgalı doğası, tanı ve tedavi süreçlerinde hasta ile sağlık profesyonelleri arasındaki doğru iletişimi kritik hale getiriyor. Bu nedenle, yanlış veya eksik bilgi yalnızca kafa karışıklığı yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda tedavi kararlarını da etkileyebiliyor. Tam da bu nedenle, araştırmacılar sosyal medyada dolaşan Crohn’s içeriklerinin kalitesini ve doğruluğunu sistematik biçimde değerlendirmeye yöneldi.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri merkezli araştırmacıların yürüttüğü çalışma, Instagram Reels’te Crohn’s hastalığına ilişkin paylaşımların bilimsel niteliğini <a href="https://oncology.com.tr/melanom-dhhc3-bagisiklik-kacisi/" title="Melanomun Bağışıklık Kaçışında DHHC3 Proteini Mercek Altında" data-wpan-internal-link="1">mercek</a> altına aldı. İnceleme, kullanıcıların bireysel deneyimlerini, önerilerini ve sağlık yorumlarını kısa videolar aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırabildiği bu ortamda, içerik kalitesinin tutarlı olmadığını ortaya koydu. Araştırmada öne çıkan temel bulgu, Reels videolarının genel kalitesinin “orta” düzeyde olmasıydı. Bu sonuç, platformda tamamen yetersiz içeriklerin baskın olduğunu göstermese de, güvenilir sağlık iletişimi açısından belirgin eksiklikler bulunduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, videolarda yanlış, abartılı ya da doğrulanmamış tıbbi ifadelerin sık karşılaşılmasıydı. Araştırmacılar, özellikle tedavi yöntemleri, hastalık yönetimi ve prognoz hakkında yapılan bazı paylaşımlarda bilimsel temelden uzak söylemler bulunduğunu belirledi. Sağlık alanında bu tür içerikler, kullanıcıların kişisel yorum ile tıbbi gerçeği ayırt etmesini zorlaştırabiliyor. Kısa, etkileyici ve duygusal anlatım tarzı ise yanlış bilgilerin daha hızlı yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p>Instagram Reels’in doğası, bu sorunu daha da görünür kılıyor. Platformun kısa video formatı, izleyicinin dikkatini saniyeler içinde çekmeyi amaçlıyor ve bu yapı çoğu zaman ayrıntılı tıbbi açıklamaya izin vermiyor. Crohn’s gibi karmaşık ve bireyden bireye değişkenlik gösteren bir hastalıkta ise bağlam son derece önemli. Belirti çeşitliliği, tedavi seçeneklerinin kişiye özel belirlenmesi ve hastalığın seyriyle ilgili belirsizlikler, tek cümlelik ya da kısa kliplerle yeterince aktarılmıyor. Bu nedenle, içeriklerin popülerliği ile doğruluğu arasında güçlü bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>
<p>Sağlık iletişimi uzmanları açısından çalışma, dijital sağlık okuryazarlığının önemini yeniden gündeme taşıyor. İnternet ve sosyal medya, hastaların bilgiye ulaşmasını kolaylaştırsa da, kaynak değerlendirme becerisi gelişmediğinde yanlış yönlendirme riski artıyor. Özellikle kronik hastalığı olan bireyler, sosyal medyada paylaşılan kişisel deneyimleri kendi durumlarına doğrudan uyarlama eğiliminde olabilir. Oysa aynı belirti farklı kişilerde farklı nedenlerle ortaya çıkabilir; aynı tedavi yaklaşımı herkese uygun olmayabilir. Bu nedenle, sosyal medyada görülen sağlık içeriklerinin mutlaka klinik kanıtla karşılaştırılması gerekiyor.</p>
<p>Çalışma ayrıca, peer-to-peer yani kullanıcıdan kullanıcıya yayılan sağlık bilgisinin iki yönlü bir yapıya sahip olduğunu hatırlatıyor. Bu tür paylaşımlar, hastaların yalnız hissetmesini azaltabilir, deneyim paylaşımını teşvik edebilir ve destek duygusu yaratabilir. Ancak aynı alan, tıbbi söylemle kişisel kanaati birbirine karıştırarak bilgi kirliliğini de artırabiliyor. Özellikle “mucize” çözüm vaatleri, kesin iyileşme iddiaları ya da standart tedavilere karşı temelsiz güvensizlik oluşturan ifadeler, uzmanlar açısından dikkat çekici riskler arasında yer alıyor.</p>
<p>Araştırmanın temel mesajı, sosyal medya içeriklerinin tamamen reddedilmesi değil; bu içeriklerin eleştirel gözle değerlendirilmesi gerektiği yönünde. Crohn’s hastalığı gibi uzun süreli bakım gerektiren durumlarda, güvenilir sağlık bilgisine erişim tedavi sürecinin önemli bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu nedenle hastaların, sosyal medyada gördükleri bilgileri sağlık çalışanlarıyla paylaşması ve özellikle tedaviyle ilgili kararları doğrulanmamış videolara göre vermemesi öneriliyor. Klinik rehberler, hakemli yayınlar ve hekim görüşü hâlâ en güvenilir başvuru kaynakları arasında bulunuyor.</p>
<p>Bu bulgular, sağlık kurumları ve uzmanlar için de önemli bir iletişim dersi içeriyor. Kısa video platformlarında görünür olabilen, anlaşılır ve kanıta dayalı içerik üretmek, yanlış bilgilerin etkisini azaltmada etkili olabilir. Ancak bu içeriklerin de sadeleştirme uğruna bilimsel doğruluğu zedelememesi gerekiyor. Crohn’s hastalığı gibi çok katmanlı bir konuda, <a href="https://oncology.com.tr/tuberkuloz-riski-eski-mahkumlar/" title="Lima’da Eski Mahkûmlarda Tüberküloz Riski Tahliyeden Sonra da Sürüyor" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> iletişiminin hem erişilebilir hem de titiz olması büyük önem taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Quality and accuracy of Crohn’s disease-related content on Instagram Reels</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Scrolling for science: Assessing the quality and accuracy of Crohn’s disease-related content on Instagram reels</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Crohn hastalığı, Instagram Reels, sosyal medya, yanlış bilgi, sağlık iletişimi, dijital sağlık okuryazarlığı, hasta eğitimi, inflamatuvar bağırsak hastalığı, tıbbi yanlış bilgi, akranlar arası sağlık verisi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/crohn-hastaligi-instagram-reels-kalite/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaygın Böcek İlacı, Ülseratif Kolitte İltihabı Artırıyor: Araştırma Yeni Hedefler İşaret Ediyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bifentrin-ulseratif-kolit-etkileri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bifentrin-ulseratif-kolit-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 05:37:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bifentrin]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel toksinler]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inflamatuvar bağırsak hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[ülseratif kolit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bifentrin-ulseratif-kolit-etkileri/</guid>

					<description><![CDATA[Bifentrin böcek ilacının ülseratif kolitte inflamasyonu artırarak hastalığın seyrini kötüleştirdiği ve bağışıklık sistemini etkilediği yeni araştırmalarla ortaya kondu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Giderek daha fazla çalışma, çevresel kimyasalların yalnızca tarım ya da ev içi kullanım açısından değil, kronik hastalıkların seyri üzerindeki etkileri nedeniyle de mercek altına alınması gerektiğini gösteriyor. Bu tartışmaya yeni ve <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-kalp-riski-tyhgb-biyobelirteci/" title="Yaşlılarda Kalp Riski İçin Yeni Bir Biyobelirteç: TyHGB Dikkat Çekiyor" data-wpan-internal-link="1">dikkat</a> çekici bir halka ekleyen araştırmada, yaygın kullanılan bir piretroid insektisit olan bifentrinin, ülseratif koliti kötüleştirebileceği ortaya kondu. Bulgular, bu maddenin bağırsakta bağışıklık dengesini bozarak inflamasyonu artırdığını ve hastalıkla ilişkili olabilecek yeni terapötik hedefler sunduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ülseratif kolit, kalın bağırsağın iç yüzeyinde kalıcı iltihap ve ülserasyonla seyreden, yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen kronik bir inflamatuvar bağırsak hastalığı. Hastalığın nedenleri tek bir açıklamayla ortaya konamıyor; genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler ve bağışıklık sistemi yanıtları birlikte rol oynuyor. Ancak bu karmaşık tablo içinde çevresel kimyasalların etkisi, uzun süre boyunca çoğu zaman ikincil bir başlık olarak kaldı. Yeni çalışma ise özellikle bifentrin gibi tarımsal ve evsel haşere kontrolünde kullanılan kimyasalların, <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-saglik-okuryazarligi-kronik-hastalik/" title="Yaşlı Sağlığında Yeni Denklem: Sağlık Okuryazarlığı Kronik Hastalık Yönetimini Nasıl Şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">hastalık</a> progresyonuna katkı sağlayabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p>
<p>Araştırmanın en önemli yönlerinden biri, yalnızca tek bir deneysel gözleme dayanmak yerine iki aşamalı bir yaklaşım kullanması oldu. Ekip önce ağ toksikolojisi olarak bilinen, biyoinformatik verileri toksikoloji ve moleküler etkileşimlerle birleştiren sistem biyolojisi tabanlı bir çerçeveden yararlandı. Bu yöntem, bifentrinin bağışıklık düzenlenmesinde ve bağırsak bariyeri bütünlüğünde rol alan hücresel ağlar üzerinde hangi yolları etkileyebileceğini öngörmeye yardımcı oldu. Ardından bu öngörüler, deneysel doğrulama ile sınandı. Böylece kimyasalın olası etkileri yalnızca bilgisayar modelinde kalmadı; biyolojik düzeyde de desteklendi.</p>
<p>Çalışmanın işaret ettiği temel mekanizma, bifentrinin bağışıklık homeostazını bozması. Bağırsak bağışıklık sistemi normalde zararlı mikroplara karşı savunma yaparken yararlı mikrobiyal dengeyi ve doku bütünlüğünü korumak zorunda. Ancak bazı çevresel toksinler, bu hassas dengeyi kaydırarak aşırı veya düzensiz inflamasyon başlatabiliyor. Araştırma, bifentrinin bu tür bir immün dengesizliği tetikleyebileceğini ve bunun da ülseratif kolitte görülen inflamatuvar süreci daha da ağırlaştırabileceğini düşündürüyor. Bu bulgu, çevresel maruziyetlerin yalnızca hastalığı başlatan değil, mevcut hastalığı şiddetlendiren faktörler arasında da yer alabileceğini hatırlatıyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından dikkat çekici bir başka nokta, bifentrinin etkilerinin sadece genel bir “zehirlilik” çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiği. Piretroidler, çoğu zaman nispeten düşük toksisite profilleri nedeniyle yaygın kullanım alanı bulsa da yeni çalışma, bağışıklık sistemiyle ilişkili yolaklarda beklenmedik etkilere sahip olabileceklerini gösteriyor. Bu, özellikle kronik inflamatuvar hastalığı olan bireylerde çevresel risk değerlendirmesinin yeniden düşünülmesi gerektiği anlamına geliyor. Elbette bu bulgular, bifentrine maruz kalan herkesin ülseratif kolit geliştireceği anlamına gelmiyor; ancak halihazırda hastalığı olan kişilerde maruziyetin seyrin kötüleşmesiyle ilişkili olabileceği ihtimali göz ardı edilemez.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli çıktısı da yeni moleküler hedeflerin tanımlanması. Araştırmacılar, bifentrinin etkilediği yolakları haritalayarak ülseratif kolit tedavisi için potansiyel hedefler belirledi. Bu tür hedefler, gelecekte hastalığın yalnızca semptomlarını baskılayan değil, çevresel tetikleyicilerle etkileşen biyolojik mekanizmaları da hesaba katan daha hassas tedavilere kapı aralayabilir. Yine de bu aşamada söz konusu hedeflerin klinik uygulamaya doğrudan çevrildiğini söylemek mümkün değil. Bulgular, daha ileri deneysel ve klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu açık biçimde gösteriyor.</p>
<p>Ulceratif kolit tedavisinde bugün kullanılan anti-inflamatuvar ve immün baskılayıcı ilaçlar birçok hastada yarar sağlasa da yan etkiler, hastalık aktivitesindeki değişkenlik ve yanıt farklılıkları nedeniyle önemli sınırlılıklar sürüyor. Bu nedenle çevresel faktörlerin daha iyi anlaşılması, yalnızca risk azaltma açısından değil, tedavi stratejilerinin kişiselleştirilmesi açısından da kritik önemde. Özellikle son yıllarda çevresel kimyasallar ile bağışıklık aracılı hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların artması, bağırsak sağlığının daha geniş bir ekosistem içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Yeni araştırma, aynı zamanda pestisit güvenliği konusundaki tartışmalara da bilimsel bir katkı sunuyor. Bifentrin, çok farklı kullanım alanlarında yer bulan bir kimyasal olsa da bu tür çalışmalar, düzenleyici değerlendirmelerde yalnızca akut toksisite değil, uzun vadeli bağışıklık etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Araştırmacıların ulaştığı sonuçlar, halk sağlığı açısından çevresel maruziyetin çok boyutlu etkilerine işaret ederken, laboratuvar temelli sistem biyolojisi yaklaşımlarının hastalık mekanizmalarını çözmede ne kadar yararlı olabileceğini de ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, bifentrinin ülseratif koliti ağırlaştırabileceğine dair yeni ve dikkat çekici kanıtlar sunuyor. Bulgular, çevresel kimyasalların inflamatuvar bağırsak hastalıklarındaki rolünü daha ciddi biçimde ele alma gereğini gündeme taşırken, aynı zamanda gelecekte daha <a href="https://oncology.com.tr/sylvester-kanser-hedefe-yonelik-tedavi/" title="Sylvester Araştırmaları, Kanserde Hedefe Yönelik Tedavi ve Yaşam Kalitesi İçin Yeni Bir Dönemi İşaret Ediyor" data-wpan-internal-link="1">hedefe yönelik tedavi</a> stratejileri geliştirilmesine zemin hazırlıyor. Ancak araştırmanın temel mesajı net: Bağırsak iltihabı yalnızca genetik ya da klasik immün mekanizmalarla açıklanamayacak kadar karmaşık ve çevresel maruziyetler bu denklemin önemli bir parçası olabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Immunotoxic effects of bifenthrin and its role in exacerbating ulcerative colitis through network toxicology and experimental validation.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Bifenthrin exacerbates ulcerative colitis via immunotoxicity: network toxicology and experimental validation reveal novel therapeutic targets.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Wang, L., Zhang, W., Kang, Y. et al. Bifenthrin exacerbates ulcerative colitis via immunotoxicity: network toxicology and experimental validation reveal novel therapeutic targets. BMC Pharmacol Toxicol (2026). https://doi.org/10.1186/s40360-026-01173-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bifentrin-ulseratif-kolit-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağırsakta Yeni Bir İmmün Düzen: GPR15’in Yön Verdiği CD8+ T Düzenleyici Hücreler Ortaya Çıktı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/gpr15-cd8-t-hucreleri-bagirsak-iltihabi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/gpr15-cd8-t-hucreleri-bagirsak-iltihabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 17:22:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak immünolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[CD8+ düzenleyici T hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[GPR15]]></category>
		<category><![CDATA[GPR15 reseptörü]]></category>
		<category><![CDATA[iltihap kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[inflamatuvar bağırsak hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/gpr15-cd8-t-hucreleri-bagirsak-iltihabi/</guid>

					<description><![CDATA[Nature’da yayımlanan çalışma, GPR15’in yönlendirdiği CD8+ düzenleyici T hücrelerinin inflamatuvar bağırsak hastalığında iltihabı kontrol ederek yeni bir immün düzen mekanizması ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnflamatuvar bağırsak hastalığına (İBH) yönelik araştırmalarda uzun süredir yanıtı aranan sorulardan biri, bağırsak duvarındaki iltihabın hangi bağışıklık hücreleri tarafından nasıl dengelendiğiydi. Nature dergisinde yayımlanan yeni çalışma, bu denkleme <a href="https://oncology.com.tr/psp-parkinsonizm-alfa-sinuklein-tauopati/" title="PSP-Parkinsonizmde Beklenmedik Alfa-Sinüklein Sinyali: Tauopati Sınırları Bulanıklaşıyor" data-wpan-internal-link="1">beklenmedik</a> bir aktör ekliyor: GPR15 adlı bir reseptörün yönlendirdiği CD8+ düzenleyici T hücreleri. Araştırmacılar, bağırsak mukozasında bulunan bu özel hücre grubunun kolon içine göç ederek iltihabı sınırlamada kritik rol oynadığını gösterdi.</p>
<p>Çalışma, Crohn hastalığı ve ülseratif koliti kapsayan İBH’nin yalnızca aşırı bağışıklık aktivasyonundan ibaret olmadığını, aynı zamanda bağırsağın kendi içindeki düzenleyici mekanizmaların da bu süreci belirlediğini bir kez daha ortaya koyuyor. Kronik seyirli bu hastalıklarda inflamasyon, bağırsak fonksiyonlarını bozmakla kalmıyor; zaman içinde yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor ve kolorektal kanser riskini artırabiliyor. Buna karşın, hangi hücrelerin bağırsaktaki iltihap kontrolünde ne ölçüde etkili olduğu hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil. Yeni bulgular, bu bilgi boşluğunun önemli bir kısmını CD8+ TIGR olarak adlandırılan hücrelerle dolduruyor.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan noktası, GPR15’in bu hücreler için bir tür “yön bulma” sinyali gibi davranması. Bilim insanlarına göre GPR15, CD8+ TIGR hücrelerinin kolona seçici biçimde ulaşmasını sağlayan bir homing reseptörü işlevi görüyor. Başka bir deyişle bu molekül, bağışıklık hücrelerinin vücuttaki doğru dokuya yerleşmesini mümkün kılan adres etiketi gibi çalışıyor. Hücreler bağırsak mukozasına ulaştığında, burada bağışıklık dengesinin korunmasına katkı vererek aşırı inflamatuvar yanıtların baskılanmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Bu sonuç, bağırsak immünolojisi alanında yerleşik bazı varsayımları da genişletiyor. Bugüne kadar bağırsak bağışıklık düzeni denildiğinde çoğunlukla CD4+ düzenleyici T hücreleri ön plana çıkıyordu. Oysa bu çalışma, CD8+ alt grubunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle CD8+ TIGR hücrelerinin, intestinal homeostazın sürdürülmesinde aktif bir rol üstlenmesi, bağışıklık baskılama ve dokuyu koruma arasındaki hassas dengenin yalnızca tek bir hücre hattına dayanmadığını düşündürüyor.</p>
<p>GPR15’in bir başka dikkat çekici yönü ise bilimsel geçmişiyle ilgili. Bu reseptör, daha önce esas olarak insan ve maymun bağışıklık yetersizliği virüsleri için bir giriş yardımcı reseptörü olarak tanımlanmıştı. Yeni çalışma ise GPR15’i bağışıklık sisteminin işlevsel mimarisi içinde farklı bir konuma yerleştiriyor. Artık bu molekül yalnızca viral girişle anılan bir yapı değil; aynı zamanda bağırsak içinde düzenleyici T hücrelerinin yönlendirilmesinde kilit bir parça olarak görülüyor. Bu tür bir yeniden konumlandırma, temel biyolojideki bir keşfin klinik araştırmalar için nasıl yeni kapılar açabileceğinin iyi bir örneği.</p>
<p>İBH gibi karmaşık hastalıklarda dokuya <a href="https://oncology.com.tr/uyanik-beyinde-yapay-uyku-ritimleri/" title="Uyanık Beyinde Uykuya Özgü Ritmler Yapay Olarak Tetiklendi" data-wpan-internal-link="1">özgü</a> bağışıklık hücrelerinin nerede ortaya çıktığı, nasıl hareket ettiği ve hangi sinyallerle tutulduğu uzun süredir önem taşıyor. Çünkü sistemik bağışıklık baskılayıcı tedaviler, iltihabı azaltabilirken her zaman hedef dokuda seçici etki sağlayamıyor. GPR15’in yönettiği CD8+ TIGR hücrelerinin tanımlanması, bağırsak odaklı ve daha hassas immün düzenleme stratejilerinin teorik temelini güçlendirebilir. Bununla birlikte, araştırmacılar açısından bu bulgu bir tedavi hazırlandı anlamına gelmiyor; daha çok, yeni hedeflerin belirlenmesi için güçlü bir biyolojik işaret sunuyor.</p>
<p>Çalışmanın translasyonel değeri de burada yatıyor. Eğer GPR15 aracılı hücre göçü ve kolon yerleşimi daha iyi anlaşılırsa, ilerleyen dönemde bu yolak İBH tedavilerinde biyobelirteç ya da hedef olarak değerlendirilebilir. Ancak uzmanlar için kritik nokta, bu mekanizmanın insan hastalığında ne kadar yaygın ve ne ölçüde değişken olduğunun gösterilmesi olacak. İmmün hücrelerin davranışı, hastalığın evresine, bağırsak bölgesine ve çevresel sinyallere göre farklılaşabildiğinden, tek bir molekül üzerinden kesin sonuçlara varmak için henüz erken. Yine de çalışma, bağırsakta iltihabı söndürmeye yardım eden doğal denge unsurlarının tahmin edilenden daha çeşitli olduğunu açık biçimde gösteriyor.</p>
<p>Bu nedenle Nature’da yayımlanan sonuçlar, İBH araştırmalarında yeni bir yön değişiminin habercisi olarak değerlendiriliyor. CD8+ TIGR hücreleri ve onları bağırsak mukozasına taşıyan GPR15 <a href="https://oncology.com.tr/tki-direncli-akciger-kanseri-kdm3a-mettl16-pdk1/" title="Dirençli Akciğer Kanserinde Yeni Bir Moleküler İmza: KDM3A, METTL16 ve PDK1 Ekseni" data-wpan-internal-link="1">ekseni</a>, iltihap kontrolünü yalnızca baskılanması gereken bir bağışıklık tepkisi olarak değil, dokuya özgü koordineli bir hücresel süreç olarak yeniden tanımlıyor. İnsanlarda doğrulanacak ek çalışmalar, bu sistemin hastalık biyolojisindeki yerini ve gelecekteki klinik uygulamalardaki olası rolünü daha net ortaya koyacak.</p>
<p>Şimdilik kesin olan, bağırsak iltihabının düzenlenmesinde yeni bir bağışıklık ekseninin tanımlanmış olması. GPR15’in rehberlik ettiği CD8+ düzenleyici T hücreleri, inflamatuvar bağırsak hastalığına ilişkin uzun süredir eksik kalan bir parçayı tamamlıyor ve bu karmaşık hastalığın hücresel haritasını daha ayrıntılı hâle getiriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The role of the G protein-coupled receptor GPR15 in regulating intestinal inflammation through guiding a subset of CD8+ regulatory T cells in inflammatory bowel disease.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> GPR15-guided CD8+ T regulatory cells control intestinal inflammation.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Cui, J., Chen, Z., Cheng, Y.H. et al. GPR15-guided CD8+ T regulatory cells control intestinal inflammation.<br />
Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10749-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/gpr15-cd8-t-hucreleri-bagirsak-iltihabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli ülseratif kolitte bağırsak dokusunu onarmaya yönelik çift etkili yaklaşım</title>
		<link>https://oncology.com.tr/siddetli-ulseratif-kolit-bagirsak-onarim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/siddetli-ulseratif-kolit-bagirsak-onarim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 12:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak mikroskobik çevresi]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak organoid nakli]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak organoidleri]]></category>
		<category><![CDATA[inflamatuvar bağırsak hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[mukozal iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[nekroptoz inhibisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmün bağırsak hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ülseratif kolit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/siddetli-ulseratif-kolit-bagirsak-onarim/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, nekroptozu engelleyip organoid nakliyle bağırsak dokusunu onararak akut şiddetli ülseratif kolitte iyileşme ortamını yeniden şekillendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, akut şiddetli ülseratif kolitte yalnızca iltihabı baskılamakla kalmayıp bağırsak dokusunun iyileşme ortamını da yeniden şekillendirebilen yeni bir tedavi stratejisi geliştirdi. Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, nekroptoz adı verilen inflamasyonu körükleyen programlanmış hücre ölümünü engelleme ile bağırsak organoidlerinin naklini birleştiren “eşgüdümlü” bir yaklaşımın, hasarlı bağırsak mikroskobik çevresini onarmada umut verici olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Ülseratif kolit, kalın bağırsağın iç yüzeyini hedef alan, kronik ve tekrarlayıcı bir inflamatuvar bağırsak hastalığı olarak biliniyor. Hastalık alevlendiğinde yalnızca ağrı, ishal ve kanamaya yol açmakla kalmıyor; bağırsak mukozasında genişleyen yaralar, bariyer bütünlüğünün bozulması ve doku yenilenmesinin aksaması gibi daha derin biyolojik sorunlar da ortaya çıkıyor. Mevcut tedaviler çoğunlukla bağışıklık sisteminin aşırı yanıtını baskılamaya odaklanıyor. Ancak bu yaklaşımlar birçok hastada belirtileri hafifletse de, hasarlı dokunun gerçek anlamda yeniden yapılanmasını her zaman sağlayamıyor ve nüks riski devam edebiliyor.</p>
<p>Yeni çalışmanın çıkış noktası da tam olarak bu eksiklik. Araştırmacılar, akut ağır ülseratif kolitte bağırsak dokusunun neden iyileşemediğini daha temel bir düzeyde ele almayı hedefledi. Bu amaçla iltihabı sürdüren hücresel ölüm yollarından biri olan nekroptozu baskıladılar. Nekroptoz, apoptozdan farklı olarak kontrollü bir yıkım mekanizması değil; aksine hücre içeriğinin çevre dokulara sızmasına ve güçlü inflamatuvar sinyallerin açığa çıkmasına neden olabiliyor. Bağırsak epiteli açısından bu durum, bariyerin daha da zayıflaması ve hasarın zincirleme biçimde büyümesi anlamına geliyor.</p>
<p>Çalışmanın <a href="https://oncology.com.tr/2026-beslenme-obezite-odulleri/" title="Beslenme ve Obezite Biliminde 2026’nın Dikkat Çeken Onurları Açıklandı" data-wpan-internal-link="1">dikkat çeken</a> yönü, yalnızca hasar sinyalini kapatmakla yetinmemesi. Araştırmacılar, nekroptozu engelleyerek yangını azaltırken aynı zamanda organoid nakliyle bağırsak dokusuna yenileyici hücre desteği sağlamayı denedi. Organoidler, laboratuvar ortamında yetiştirilen ve orijinal dokunun bazı yapısal ve işlevsel özelliklerini taşıyan mini organ benzeri hücre kümeleri olarak tanımlanıyor. Bağırsak organoidleri, hasarlı mukozanın yeniden epitelizasyonunu destekleme, hücresel çeşitliliği geri getirme ve iyileşmeye uygun bir mikroçevre oluşturma potansiyeli nedeniyle son yıllarda yoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Buradaki temel fikir, “önce yıkımı durdur, sonra onarımı başlat” şeklinde özetlenebilir. Nekroptozun baskılanması, ağır inflamasyon sırasında yeni hücrelerin de aynı zarar verici ortamda kaybolmasını önlemeye yardımcı olabilir. Organoid transplantasyonu ise yalnızca açık yarayı kapatmaya değil, bağırsak yüzeyinde sağlıklı hücrelerin tutunup çoğalabileceği daha düzenli bir doku mimarisi oluşturmaya hizmet edebilir. Araştırma ekibinin <a href="https://oncology.com.tr/kanser-asi-t-hucresi-guclendirme/" title="MIT ve MGH’den mRNA Aşılarını T Hücrelerinde Güçlendiren Yeni Kanser Aşısı Yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, bağırsak mikros çevresini salt immün baskılama üzerinden değil, yapısal ve biyolojik yeniden programlama üzerinden ele alıyor.</p>
<p>Bu tür bir strateji özellikle akut ağır ataklarda önem kazanıyor. Çünkü şiddetli ülseratif kolit, bazı hastalarda standart tedavilere rağmen hızla kötüleşebiliyor ve yoğun bakım düzeyinde izlemi gerektirebiliyor. Hastalığın bu evresinde bağırsak bariyerindeki her bozulma, inflamatuvar kısır döngüyü daha da güçlendirebiliyor. Çalışma, tam da bu döngüyü kırmaya odaklanarak, iltihaplı dokunun yalnızca sakinleştirilmesi değil, aynı zamanda yeniden işlevsel hale getirilmesi gerektiğini öne sürüyor.</p>
<p>Yine de bulguların erken aşama araştırma niteliği taşıdığı unutulmamalı. Nature Communications’ta yayımlanan bu çalışma, güçlü bir mekanistik çerçeve sunsa da, klinik uygulamaya geçiş için ilave deneysel doğrulamalara ve güvenlik değerlendirmelerine ihtiyaç var. Organoid nakilleri, biyolojik uyumluluk, hücrelerin bağırsakta tutunma kapasitesi, bağışıklık sistemiyle etkileşimi ve uzun dönem güvenlik gibi başlıklarda dikkatle incelenmek zorunda. Benzer şekilde nekroptoz inhibitörlerinin insanlarda hangi doz, zamanlama ve hasta grubunda en yararlı olacağı da ayrı araştırma gerektiriyor.</p>
<p>Yine de bu çalışma, inflamatuvar bağırsak hastalıkları alanında önemli bir yön değişikliğine işaret ediyor. Tedavinin hedefini yalnızca semptom kontrolünden çıkarıp, doku hasarının biyolojik kökenine ve mikroçevre onarımına taşıyor. Bu, ülseratif kolitin karmaşık doğası düşünüldüğünde özellikle değerli bir yaklaşım. Hastalığın temel sorunlarından biri, hasarlı mukozanın kendini tam anlamıyla onaramaması; dolayısıyla inflamasyon azalsa bile hassas dengenin uzun vadede kurulamayabilmesi. Araştırmacıların geliştirdiği birleşik strateji ise tam da bu dengesizliği ele alıyor.</p>
<p>İnflamatuvar bağırsak hastalıkları için yeni tedaviler aranırken, doku mühendisliği ile moleküler hedeflemeyi bir araya getiren bu tür çalışmalar giderek daha fazla önem kazanıyor. Şimdilik sonuçlar umut verici bir bilimsel yol haritası sunuyor; ancak gerçek klinik değerin anlaşılması, ileri deneyler ve insan çalışmalarından gelecek kanıtlara bağlı olacak. Buna rağmen bulgular, şiddetli ülseratif kolitte bağırsak mikros çevresini yeniden programlama fikrinin artık teorik bir kavram olmaktan çıkıp deneysel olarak test edilebilir bir tedavi modeline dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Reprogramming the gut microenvironment to treat acute severe ulcerative colitis through necroptosis blockade and organoid transplantation.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Reprogramming gut microenvironment for the treatment of acute severe ulcerative colitis via a synergistic therapy of necroptosis blockade and organoid transplantation.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Deng, Q., Liu, J., Shen, J. et al. Reprogramming gut microenvironment for the treatment of acute severe ulcerative colitis via a synergistic therapy of necroptosis blockade and organoid transplantation. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-73014-2</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/psoriazis-genetik-belirtecler-kisisellestirilmis-tedavi/" data-wpan-internal-link="1">Sedefte Kişiselleştirilmiş Tedavi Dönemi: Genetik İpuçları Tanı ve İlaç Seçimini Yeniden Şekillendiriyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/siddetli-ulseratif-kolit-bagirsak-onarim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
