
ABD’de Hastalarla İletişim Dijitale Kayarken Portal Mesajları Rekor Artış Gösterdi
Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık hizmetlerinin hasta ile iletişim boyutu, son yıllarda sessiz ama köklü bir dönüşüm geçiriyor. NYU Langone Health araştırmacılarının yürüttüğü geniş kapsamlı bir çalışma, en az yüzde 12’lik bir kesimin artık sağlık profesyonelleriyle düzenli olarak güvenli çevrimiçi hasta portalları ve sağlık uygulamaları üzerinden iletişim kurduğunu ortaya koydu. Bu değişim, muayenehaneyi ya da poliklinik ziyaretini tamamen devre dışı bırakmıyor; aksine, yüz yüze bakımın yanında giderek daha önemli bir dijital katman oluşturuyor.
JAMA’da 22 Haziran 2026’da çevrimiçi yayımlanan araştırma, bu dönüşümü yalnızca anket verilerine değil, devasa bir gerçek dünya sağlık kayıt setine dayandırıyor. Çalışmada Epic elektronik sağlık kayıt sistemi üzerinden elde edilen veriler incelendi. ABD’de hastaneler ve klinikler arasında en yaygın kullanılan sistemlerden biri olan Epic’e ait veriler, 2 bin 67 hastane ve 47 bin 100 ayaktan bakım merkezi dahil olmak üzere 140 milyondan fazla hasta kaydını kapsadı. Araştırmacılar, Ocak 2020 ile Aralık 2025 arasındaki dönemde hasta ve sağlık çalışanları arasında belgelenmiş 8 milyardan fazla etkileşimi değerlendirdi. Bu ölçek, dijital sağlık iletişiminin pandemi sırasında nasıl hızlandığını ve ardından günlük bakım akışlarının kalıcı bir parçası haline geldiğini anlamak açısından dikkat çekici bir tablo sunuyor.
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, hasta portalları üzerinden gönderilen mesajların beş yıl içinde yüzde 153 artması oldu. Bu artış, yalnızca teknik bir kullanım yükselişinden ibaret görünmüyor; laboratuvar sonuçlarının öğrenilmesi, randevu düzenlemeleri, reçete yenileme talepleri ve kısa klinik sorular gibi gündelik bakım ihtiyaçlarında dijital yazışmanın hızla normalleştiğine işaret ediyor. Aynı dönemde geleneksel telefon iletişimi yüzde 6 azaldı. Bu eğilim, birçok hastanın pratik, yazılı ve zaman bağımsız iletişim biçimlerini tercih etmeye başladığını düşündürüyor.
Uzmanlara göre bu tablo, sağlık sistemlerinde “iletişim kanalı değişimi” olarak okunmalı. Telefon görüşmeleri hâlâ belirli durumlarda vazgeçilmez olsa da, portal tabanlı mesajlaşma sağlık kurumlarına yazılı kayıt, daha iyi izlenebilirlik ve ekip içi iş akışlarını daha düzenli yönetme imkânı sunuyor. Buna karşın dijitalleşmenin artması, her hasta için aynı ölçüde erişilebilir bir çözüm anlamına gelmiyor. İnternet erişimi, dijital okuryazarlık, yaş, dil bariyerleri ve cihaz kullanımı gibi etkenler, bu dönüşümün eşit dağılmasını zorlaştırabiliyor. Bu nedenle bulgular, teknolojik ilerlemenin yanı sıra dijital eşitsizliklerin de sağlık politikalarının merkezinde kalması gerektiğini hatırlatıyor.
Ocak 2020 ile başlayan dönemin pandemi koşullarıyla örtüşmesi de sonuçların yorumlanmasında kritik önem taşıyor. COVID-19 salgını, hem sağlık kuruluşlarını hem de hastaları zorunlu olarak daha fazla uzaktan iletişime yöneltti. Ancak araştırmanın ortaya koyduğu asıl nokta, bu geçici zorunluluğun birçok alanda kalıcı davranış değişikliğine dönüşmüş olması. Çalışma, dijital iletişim araçlarının kriz döneminde hız kazandıktan sonra sağlık sisteminin olağan işleyişine yerleştiğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, pandemi sağlık iletişiminde bir kırılma noktası işlevi görmüş görünüyor.
Elektronik sağlık kayıtları üzerinden yapılan bu tür büyük ölçekli incelemeler, sağlık teknolojilerinin gerçek kullanımını ölçmek açısından özellikle değerli kabul ediliyor. Çünkü bu veriler, yalnızca hastaların ne düşündüğünü değil, fiilen nasıl davrandığını da gösteriyor. Ancak araştırma gözlemsel nitelikte olduğu için, dijital iletişimdeki artışın tek bir nedene indirgenmesi mümkün değil. Sağlık kuruluşlarının portal kullanımını artıran politika ve süreç değişiklikleri, hasta alışkanlıkları, uzaktan hizmete duyulan ihtiyaç ve sistemlerin teknik kolaylıkları bu tabloyu birlikte şekillendirmiş olabilir.
Yine de eğilim açık: Hastalar daha fazla yazılı, hızlı ve kayıtlı iletişim bekliyor; sağlık kuruluşları da bu talebi karşılamak için dijital iş akışlarını yeniden düzenliyor. Bu durum, klinik randevuların önemini azaltmaktan çok, bakımın öncesi ve sonrası iletişimini yeniden tanımlıyor. Test sonuçları, kısa takip soruları ve idari işlemler artık giderek daha fazla portal ekranları üzerinden yürütülüyor. Böylece hekimler ve klinikler, zaman yönetimi ve hasta takibini farklı bir yapıya uyarlamak zorunda kalıyor.
Çalışmanın sonuçları, dijital sağlık araçlarının artık yalnızca yenilikçi bir seçenek olmadığını; ABD sağlık sisteminin günlük işleyişine yerleşmiş temel araçlardan biri haline geldiğini gösteriyor. Hasta-hekim iletişiminin telefonla başlayan tek kanallı yapısı geride kalırken, çok kanallı ve kayıtlı dijital iletişim modeli öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde tartışma, dijitalleşmenin olup olmayacağı değil, bu dönüşümün nasıl daha erişilebilir, güvenli ve eşitlikçi şekilde yönetileceği olacak.

Kanser Hücrelerinin Direnç Kalkanı: Lipid Metabolizması ile Epigenetik Arasında Yeni Bir Bağlantı Bulundu
Gebelikte Düşük D Vitamini Düzeyleri Erken Doğum Riskini Artırabilir
Karaciğer Nakli Eşiğinde İmmünoterapi: Hepatitli Tümörlerde Yeni Bir Kapı Açılıyor mu?






