<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>siber zorbalık &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/siber-zorbalik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 May 2026 21:54:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>siber zorbalık &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ergenlerde Şiddet Maruziyeti ile Sigaraya Yöneliş Arasında Yeni Bir Bağlantı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 21:54:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[e-sigara]]></category>
		<category><![CDATA[ergen sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[siber zorbalık]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet maruziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet önleme]]></category>
		<category><![CDATA[sigara kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/</guid>

					<description><![CDATA[Brown Üniversitesi’nin araştırması, ergenlerde zorbalık ve aile içi şiddetin sigara ile e-sigara kullanımını artırdığını ve şiddet önleme programlarının önemini vurguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Brown <a href="https://oncology.com.tr/yakin-partner-siddeti-mudahale-arastirmasi/" title="Boston Üniversitesi’nden IPV Araştırmasına Yeni Finansman: Washington Eyaleti’nde Müdahaleler Mercek Altında" data-wpan-internal-link="1">Üniversitesi’nden</a> gelen yeni bir araştırma, ergen sağlığı alanında uzun süredir tartışılan bir soruya yeniden dikkat çekiyor: Şiddeti önlemeye yönelik çalışmalar, gençler arasında tütün kullanımını da <a href="https://oncology.com.tr/likopen-akrilamid-testi-hasari/" title="Domates Pigmenti, Erkek Üreme Dokusunda Akrilamid Hasarını Azaltabilir" data-wpan-internal-link="1">azaltabilir</a> mi? Bulgulara göre yanıt giderek daha net hale geliyor. Araştırma, zorbalık, siber zorbalık, cinsel şiddet ve aile içi şiddet gibi farklı şiddet türlerine maruz kalan lise öğrencilerinin, sigara ve e-sigara kullanımına daha yüksek oranda yöneldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışma, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından yürütülen Youth Risk Behavior Surveillance System verilerine dayanıyor. Brown Üniversitesi’nden Nicole Haderlein ve Alexander Sokolovsky, yüksekokul çağındaki öğrencilerin iki farklı yakın dönem veri setindeki yanıtlarını inceleyerek, hem kız hem de erkek ergenlerde şiddet deneyimleri ile tütün kullanımı <a href="https://oncology.com.tr/obstruktif-uyku-apnesi-akciger-kanseri-iliskisi/" title="Uyku Apnesi ile Akciğer Kanseri Arasındaki Olası Bağ Yeniden Gündemde" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> ilişkileri ayrıntılı biçimde değerlendirdi. Araştırmacıların yaklaşımı, önceki çalışmaların önemli bir sınırlılığını aşmayı amaçladı: Geçmiş literatür çoğu zaman şiddet maruziyetini tek bir kategori altında ele alıyor, bu nedenle sonuçlar birbirini desteklemeyen ya da karışık kalabiliyordu.</p>
<p>Yeni analiz ise şiddetin tek bir biçimden ibaret olmadığını, fiziksel ortamda yaşanan zorbalıktan dijital alandaki siber zorbalığa kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Brown ekibinin ulaştığı bulgular, bu şiddet biçimlerinden herhangi birine maruz kalan gençlerde yakın dönemde tütün kullanımı olasılığının arttığına işaret ediyor. Araştırmada yalnızca maruziyetin varlığı değil, aynı zamanda birikimli etki de öne çıkıyor: Birden fazla şiddet türü yaşayan ergenlerde sigara ve e-sigara kullanımına yönelme riski daha da yükseliyor.</p>
<p>Bu durum, araştırmacıların “doz-yanıt” ilişkisi olarak tanımladığı bir örüntüye işaret ediyor. Başka bir deyişle, maruz kalınan şiddet deneyiminin sayısı arttıkça, tütün kullanımına ilişkin risk de kademeli biçimde büyüyor. Toplum sağlığı açısından bu bulgu önem taşıyor; çünkü ergenlik döneminde başlayan nikotin kullanımı, ilerleyen yaşlarda daha kalıcı bağımlılık kalıplarına dönüşebiliyor. E-sigaraların gençler arasında popülerliği de bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Geleneksel sigarayla birlikte ya da ondan bağımsız olarak kullanılan elektronik nikotin ürünleri, ergenlerin nikotinle erken yaşta tanışmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Araştırma, cinsiyet açısından da dikkat çekici bir ayrıntı sunuyor. Haderlein ve Sokolovsky’nin değerlendirmesi, şiddet ve tütün kullanımı arasındaki bağlantıların hem kız hem de erkek öğrencilerde gözlenebildiğini gösteriyor. Bu bulgu, sorunun yalnızca belirli bir grupta yoğunlaşmadığını, ergen sağlığına yönelik daha geniş ve kapsayıcı yaklaşımlar gerektiğini düşündürüyor. Özellikle okul temelli önleme programları, çevrimiçi güvenlik çalışmaları ve aile içi destek mekanizmalarının birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli yönü, farklı şiddet türlerinin ayrı ayrı olduğu kadar birlikte de incelenmesi. Zorbalık, siber zorbalık, cinsel şiddet ve aile içi şiddet gibi deneyimler çoğu zaman aynı gençte bir arada bulunabiliyor. Bu nedenle, tekil risk faktörlerine odaklanan araştırmalar gerçek yaşam koşullarını tam olarak yansıtmayabiliyor. Brown Üniversitesi ekibinin yaklaşımı, çoklu maruziyetin toplam etkisini daha görünür kılarak, halk sağlığı müdahalelerinin neden bütüncül olması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu tür bulgular, şiddet önleme programlarının yalnızca güvenlik ya da ruh sağlığı açısından değil, madde kullanımı önleme çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiğini düşündürüyor. Ergenin maruz kaldığı stres, sosyal dışlanma ve travmatik deneyimlerin, riskli davranışlara zemin hazırlayabildiği uzun süredir biliniyor. Ancak bu çalışma, şiddet ile tütün kullanımı arasındaki ilişkinin çoklu ve kümülatif bir yapı gösterebileceğini daha net biçimde ortaya koyuyor. Bu da okul danışmanlığı, klinik tarama ve toplum temelli müdahalelerde şiddet öyküsünün dikkatle sorgulanmasının önemini artırıyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın gözlemsel niteliği unutulmamalı. Veri seti, ilişkiyi güçlü biçimde gösterse de tek başına neden-sonuç kanıtı sunmuyor. Şiddet maruziyeti ile sigara veya e-sigara kullanımı arasındaki bağın arkasında stres, akran baskısı, aile ortamı, ruh sağlığı sorunları ve diğer sosyal etkenler gibi ek değişkenler de rol oynayabilir. Buna karşın, bulguların tutarlılığı, ergen tütün kullanımını azaltmaya yönelik stratejilerin yalnızca nikotin ürünlerine değil, bu davranışları besleyen çevresel risklere de odaklanması gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Genel tablo, koruyucu halk sağlığı politikalarının daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini gösteriyor. Şiddetin önlenmesi, güvenli okul ortamları, siber zorbalığa karşı farkındalık ve aile içi risklerin erken saptanması gibi adımlar, yalnızca travmayı azaltmakla kalmayıp gençlerin tütün ve nikotin ürünlerine yönelme olasılığını da düşürebilir. Brown Üniversitesi’nin çalışması, ergen davranışlarını anlamada şiddet maruziyetinin merkezi bir unsur olabileceğini hatırlatarak, önleme çabalarının birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlayan alanlar olarak tasarlanması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The Impact of Multiple Forms of Violence Exposure on Cigarette and E-Cigarette Use in High School-Attending Boys and Girls</p>
<p><strong>References:</strong><br />Haderlein, N., &amp; Sokolovsky, A. (2026). The Impact of Multiple Forms of Violence Exposure on Cigarette and E-Cigarette Use in High School-Attending Boys and Girls. Substance Use &amp; Misuse. DOI: 10.1080/10826084.2026.2670628</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Madde kötüye kullanımı, Şiddet, Tütün, Ergenler, Davranışsal bağımlılık</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh Sağlığı Güçlükleri Olan Gençlerde Dijital Zararlar Sıklıkla Bildirilmiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ruh-sagligi-genclerde-dijital-zararlar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ruh-sagligi-genclerde-dijital-zararlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 01:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve ergen psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital zararlar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde dijital risk]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[siber zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ruh-sagligi-genclerde-dijital-zararlar/</guid>

					<description><![CDATA[Ruh sağlığı ve nörogelişimsel güçlükleri olan gençlerin çevrimiçi olumsuz deneyimlerle sık karşılaştığı, ancak bu zararların büyük çoğunluğunun platformlara bildirilmediği ortaya çıktı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında yürütülen yeni bir çalışma, zihinsel sağlık ve nörogelişimsel güçlükler yaşayan gençlerin çevrimiçi dünyada düşündüğümüzden daha sık olumsuz deneyimlerle karşılaştığını ve bu deneyimlerin önemli bir bölümünün platformlara hiç bildirilmediğini <a href="https://oncology.com.tr/obezitenin-meme-kanseri-ilerleyisi/" title="Obezitenin Meme Kanserinde Hücresel İlerleyişi Nasıl Değiştirdiği Ortaya Kondu" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Child Mind Institute araştırmacılarının JAACAP Open dergisinde yayımladığı bulgular, dijital güvenlik mekanizmalarının özellikle kırılgan gruplar için yeterince etkili işlemeyebileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışma, yaşları 9 ile 15 arasında değişen 1.009 gençle yürütüldü. Katılımcıların tamamı, çocuk ve ergenlerde klinik, bilişsel ve davranışsal örüntüleri anlamayı amaçlayan Healthy Brain Network programına ya halen dahil olan ya da daha önce dahil olmuş kişilerden seçildi. Araştırma ekibi, yalnızca tek bir yöntemle yetinmek yerine nicel bir anket ile çevrimiçi ve moderatörlü bir tartışma panosunda yürütülen nitel aşamayı birleştiren karma yöntem yaklaşımını kullandı. Böylece hem hangi deneyimlerin ne sıklıkta yaşandığı hem de gençlerin bu deneyimleri nasıl algıladığı daha ayrıntılı biçimde incelendi.</p>
<p>Sonuçlar, olumsuz çevrimiçi deneyimlerin bu yaş grubunda istisna olmadığını gösterdi. Katılımcıların dörtte birinden fazlası, son 12 ay içinde en az bir olumsuz internet deneyimi yaşadığını bildirdi. Daha dikkat çekici olan ise, bu deneyimi yaşayanların yaklaşık yüzde 69’unun birden fazla olayla karşılaşmış olmasıydı. Bu durum, dijital riskin tekil ve tesadüfi olaylardan ziyade yineleyen bir örüntü halinde ortaya çıkabildiğine işaret ediyor.</p>
<p>Ancak araştırmanın en çarpıcı yönlerinden biri, bu olayların çoğunun resmi şikâyet süreçlerine taşınmaması oldu. Gençlerin yalnızca yaklaşık yüzde 20’si, yaşadıkları olumsuz deneyimi ilgili platformun raporlama mekanizması üzerinden bildirdi. Bu düşük başvuru oranı, çevrimiçi ortamlarda zararlı davranışların görünür hale gelmesini zorlaştırırken, platformların kendi güvenlik sistemlerinin gerçek etki düzeyini de olduğundan düşük gösterebilir. Araştırmacılar, özellikle ruh sağlığı veya nörogelişimsel sorunları olan gençlerin, karşılaştıkları çevrimiçi zararları yetişkinlere ya da platformlara aktarmakta daha isteksiz ya da daha zorlanır durumda olabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Çalışmada kullanılan “olumsuz çevrimiçi deneyim” tanımı, yalnızca kaba mesajlaşma ya da <a href="https://oncology.com.tr/cdl-cleveland-saglikte-klinik-yenilik/" title="CDL-Cleveland, Sağlık İnovasyonunu Doğrudan Klinik Akışa Taşıyor" data-wpan-internal-link="1">doğrudan</a> tacizle sınırlı olmayan daha geniş bir çerçeveyi kapsıyor. İnternet kullanımında gençler; istenmeyen iletişim, hakaret, dışlanma, tehdit, rahatsız edici içeriklere maruz kalma ve güvenlik sınırlarını zorlayan farklı etkileşimlerle karşılaşabiliyor. Bu tür deneyimlerin psikolojik etkileri her zaman hemen görünür olmayabilir; ancak özellikle gelişim dönemindeki çocuklar için sosyal geri çekilme, kaygı artışı, özsaygı sorunları ve dijital alanlara karşı güvensizlik gibi sonuçlar doğurabileceği uzun süredir biliniyor. Bununla birlikte, mevcut çalışma nedensellik kurmuyor; yalnızca bu grubun yüksek risk altında olabileceğini ve deneyimlerin çoğunun sistemlere ulaşmadan kaybolduğunu gösteriyor.</p>
<p>Araştırmanın karma yöntem tasarımı, nicel verilerin tek başına yakalayamayacağı ayrıntıları ortaya çıkarma açısından önemli. Büyük örneklemli anketler sıklık ve dağılım hakkında güçlü bir resim sunarken, moderatörlü tartışma ortamları gençlerin olayları nasıl adlandırdığını, neden rapor etmediklerini ve hangi durumlarda yetişkin desteğine ihtiyaç duyduklarını anlamaya yardımcı oluyor. Bu yaklaşım, dijital güvenlik çalışmalarında yalnızca “kaç olay yaşandı” sorusuna değil, “bu olaylar neden görünmez kalıyor” sorusuna da yanıt arandığında daha etkili sonuçlar alınabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Bulgular, çevrimiçi platformların genç kullanıcılar için geliştirdiği güvenlik araçlarının özellikle hassas gruplar açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşündürüyor. Otomatik filtreler, bildirim düğmeleri ve raporlama formları teknik olarak mevcut olsa da, bunların çocuklar ve ergenler tarafından kullanılabilir, anlaşılır ve güven verici olması ayrı bir mesele. Bir genç, yaşadığı olayı tanımlamakta zorlanıyorsa ya da rapor etmenin bir sonuç doğuracağına inanmıyorsa, sistemin varlığı tek başına yeterli olmayabilir. Bu nedenle araştırma, dijital güvenliğin yalnızca teknoloji tasarımı değil, aynı zamanda psikolojik erişilebilirlik ve yetişkin desteği meselesi olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Uzmanlar için bir başka önemli nokta da, ruh sağlığı ve nörogelişimsel durumların çevrimiçi deneyimlerle nasıl kesiştiği. Dikkat sorunları, dürtüsellik, sosyal ipuçlarını yorumlamada güçlük ya da yoğun duygusal hassasiyet gibi özellikler, bazı gençleri çevrimiçi ortamda daha savunmasız hale getirebilir. Öte yandan, internet ve sosyal platformlar bu yaş grubunun akran ilişkilerini sürdürmesinde, kimlik geliştirmesinde ve aidiyet hissetmesinde de önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle mesele, gençleri dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak değil; onları daha güvenli, destekleyici ve izlenebilir çevrimiçi alanlarla buluşturmak olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Çalışmanın ortaya koyduğu tablo, okul, aile ve sağlık profesyonelleri için de uyarıcı nitelikte. Gençlerin çevrimiçi yaşadıkları sıkıntıları kendi başlarına bildirmesini beklemek gerçekçi olmayabilir. Bu nedenle çocukların dijital davranışlarını suçlayıcı olmayan bir dille konuşmak, yaşanan olumsuzlukların “önemsiz” sayılmamasını sağlamak ve raporlama süreçlerini erişilebilir kılmak kritik görünüyor. Araştırma, dijital güvenlik sorunlarının yalnızca platform politikalarıyla değil, yetişkinlerin farkındalığı ve çocuklarla kurduğu iletişimle de doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Child Mind Institute ekibinin bulguları, zihinsel sağlık ve nörogelişimsel zorlukları olan gençlerin çevrimiçi ortamda daha fazla riskle karşı karşıya kalabildiğini ve bu risklerin önemli ölçüde kayıt dışı kaldığını gösteriyor. Bulgular, dijital güvenlik tartışmalarında yalnızca zararlı içeriklerin varlığına değil, bu zararın ne kadarının görünür hale gelebildiğine de odaklanılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ergenlerin çevrimiçi deneyimlerini daha iyi anlamak, hem platform tasarımı hem de çocuk ruh sağlığı politikaları açısından önümüzdeki dönemin önemli araştırma alanlarından biri olmaya aday.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Negative Online Experiences and Reporting Rates in Youth With Mental Health Conditions</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Psikolojik bilim, Ruh sağlığı, Psikiyatrik bozukluklar, Taciz, İnsan sosyal davranışı, Kişilerarası ilişkiler, Teknoloji, Sosyal yargılar, Sosyal gelişim, Duygusal gelişim, Ebeveynlik</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/erkeklik-et-tuketimi-beslenme-algisi/" data-wpan-internal-link="1">Et, Erkeklik ve Algı Arasında: Yeni Anket Erkeklerin Beslenme Stereotiplerini Ortaya Koydu</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ruh-sagligi-genclerde-dijital-zararlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
