<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>otizm spektrum bozukluğu &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/otizm-spektrum-bozuklugu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 01:42:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>otizm spektrum bozukluğu &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Odyaklamadaki mikro arızalar: ASD’de sosyal anıların bozulmasıyla ilişkilendirilen uyku ritmi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 01:42:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[elektrofizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[non-REM uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirsel zamanlama]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bellek]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal biliş]]></category>
		<category><![CDATA[talamus]]></category>
		<category><![CDATA[uyku ritimleri]]></category>
		<category><![CDATA[uyku ritmi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/</guid>

					<description><![CDATA[OSB modellerinde TRN spindle’larının non-REM uykusunda yetersiz senkronizasyonu, sosyal ipuçlarını hatırlama ve sosyal öğrenme süreçlerindeki bozulmalarla ilişkilendirildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenilikçi bir çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB/ASD) ile beyin zamanlamasının giderek daha fazla gündeme gelen bir yönü arasında bağlantı kuruyor. Araştırmacılar, talamusun altında yer alan thalamic reticular nucleus (TRN) adı verilen bölgedeki “spindle” adı verilen kısa ritmik patlamaların, uyku sırasında yeterince uyumlu çalışmadığını bildiriyor. Bu koordinasyon aksaklığı, sosyal ipuçlarını hatırlama ve bu ipuçlarına dayalı etkileşimleri öğrenme süreçlerinde görülen zayıflıklarla <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-noropsikiyatrik-advers-olaylar-vigibase/" title="WHO VigiBase verileri: GLP-1 tedavileriyle ilişkili nöropsikiyatrik şikâyet sinyali raporlandı" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> bulunuyor.</p>
<p>Çalışma <em>Nature Communications</em> dergisinde 2026 yılında yayımlandı. Bulgulara göre TRN spindle’ları, özellikle hızlı göz hareketi (non-REM) uykusu sırasında ortaya çıkan kısa süreli sinirsel olaylar olarak, talamus ile korteks arasındaki bilgi akışının düzenlenmesine katkı sağlıyor. Araştırmanın kritik sorusu ise şuydu: Bu mikro-düzey zamanlama olayları sosyal öğrenme açısından gerçekten işlevsel mi, yoksa sadece eşlik eden bir belirteç mi?</p>
<p>Bu soruya yanıt vermek için ekip, türler arası bir yaklaşım kullandı. Farelerde OSB ile ilişkili olduğu düşünülen modeller üzerinde çalışılarak hem spindle’ların zamanlaması incelendi hem de sosyal etkileşimlere dair bellek gerektiren davranış testlerinde performans değerlendirildi. Aynı mantığın insan verilerine de taşınıp taşınamayacağını görmek için translasyonel analizler yapıldı; böylece araştırma, yalnızca hayvanlardaki sinirsel farklılıklara değil, insanlarda görülen bellek zorluklarıyla olası paralelliklere de odaklandı.</p>
<p>Araştırmacılar, TRN spindle koordinasyonunun bozulduğu koşullarda, sosyal içerikli ipuçlarının hatırlanmasına dayanan görevlerde performansın düştüğünü rapor ediyor. Burada “düşcoordination” kavramı, spindle patlamalarının beynin farklı bölümleri arasında beklenen zaman eşgüdümünü yakalayamaması şeklinde ele alınıyor. Buna bağlı olarak, uyku sırasındaki senkronizasyonun azalmasıyla birlikte sosyal olarak anlamlı bilgiyi kodlama ve geri çağırma süreçlerinin zayıfladığı öne sürülüyor.</p>
<p>Çalışmanın ilgi çekici taraflarından biri, uyku ritimleri ile sosyal biliş arasındaki köprüyü doğrudan kurmaya çalışması. Non-REM uykusunda ortaya çıkan bu spindle olaylarının, bilgi işleme döngülerini “yeniden düzenleyen” bir rolü olabileceği biliniyor; ancak mevcut bulgular, bu rolün OSB modellerinde daha kırılgan hale geldiğini <a href="https://oncology.com.tr/fraksiyonel-proteomik-direnc-egzersizi-kas-hasari-azalmasi/" title="Yeni fraksiyonel proteomik çalışma, direnç egzersizi sonrası kas hasarını azaltan protein ağını işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>. Ekip, yalnızca spindle’ların varlığına değil, olayların zaman içinde nasıl organize olduğuna bakarak, farklılıkların daha çok “ne kadar” değil “ne zaman ve nasıl” senkronize olduklarıyla ilgili olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Sonuçların fareler ve insanlarla kurulan bağlantı düzeyi, hipotezin genel geçerliliğini test etme açısından önem taşıyor. Araştırmacılar, ASD ile ilişkili senaryolarda bozulmuş spindle senkronizasyonunun sosyal hafıza zorluklarıyla birlikte görüldüğünü belirtiyor. Bu da, OSB’de yalnızca tek tek beyin devrelerinin değil, devreler arası zamanlama ve koordinasyon mekanizmalarının da etkilenmiş olabileceği fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>Elbette çalışma, erken aşamada mekanizma düzeyinde yeni bir çerçeve sunarken, klinik düzeyde nedensellik ve kişiselleştirilmiş yaklaşım için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu da düşündürüyor. Yine de uyku sırasında gerçekleşen mikro-olayların sosyal bellek performansına yansıdığına dair kanıtlar, ASD’yi anlamada zamanlama bağımlı biyolojik süreçlerin daha merkezi bir yer tutabileceğini gösteriyor. Bu doğrultuda, gelecekte benzer sinirsel zamanlama ölçümlerinin, OSB’de alt fenotipleri ayırt etme ve bilişsel farklılıkların biyolojik karşılıklarını daha iyi açıklama potansiyeli araştırılabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/thalamic-spindle-dyscoordination-links-to-social-memory-deficits-in-autism-models/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Thalamic reticular nucleus spindle coordination; social memory deficits in autism spectrum disorder</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Dyscoordination of thalamic reticular spindles is associated with social memory deficits in mice and humans with autism spectrum disorder.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Cui, D., Wang, X., Ai, R. et al. Dyscoordination of thalamic reticular spindles is associated with social memory deficits in mice and humans with autism spectrum disorder. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75162-x</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41467-026-75162-x</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/" data-wpan-internal-link="1">Çocuklarda ağır yetersiz beslenme sonrası kilo toparlansa da doğuştan bağışıklık geç düzeliyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizmle ilişkili nadir genetik sendromun görülme sıklığı yeniden hesaplandı: Phelan-McDermid için 1/7.300 tahmini</title>
		<link>https://oncology.com.tr/phelan-mcdermid-sendromu-prevalans-1-7300/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/phelan-mcdermid-sendromu-prevalans-1-7300/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:11:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[epidemiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[genetik prevalans]]></category>
		<category><![CDATA[genetik testler]]></category>
		<category><![CDATA[genetik varyantlar]]></category>
		<category><![CDATA[nadir genetik hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[OSB genetiği]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Phelan-McDermid sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[SHANK3]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/phelan-mcdermid-sendromu-prevalans-1-7300/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir çalışma, OSB ile ilişkili genetik verileri daha geniş örneklemle yeniden değerlendirerek Phelan-McDermid sendromu için 1/7.300 tahminine ulaştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Phelan-McDermid sendromu (PMS) hakkında yayımlanan yeni tahminler, bu nadir genetik durumun sanılandan daha sık görülebileceğini işaret ediyor. Seaver Otizm Merkezi’ndeki araştırmacıların da yer aldığı, çok disiplinli bir ekip tarafından yürütülen çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) ile ilişkili genetik verileri daha geniş bir örneklemle yeniden değerlendirerek PMS’in <a href="https://oncology.com.tr/bilissel-rezerv-kirilganlik-yaslilar/" title="Yaşlılıkta kırılganlığın gidişatını değiştiren olası faktör: Yaşam boyu bilişsel esneklik" data-wpan-internal-link="1">olası</a> yaygınlığına dair daha net bir çerçeve sunmayı amaçladı.</p>
<p>Çalışma kapsamında, yaklaşık 180.000 kişiyle bağlantılı genetik bilgiler incelendi. Araştırmacılar, PMS’in OSB ile <a href="https://oncology.com.tr/cinde-yaslilar-yasam-doyumu-tuketim-demografi/" title="Çin’de yaşlıların yaşam doyumu: Tüketim davranışları ve demografik farklılıkların birlikte etkisi" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> görülebildiği bilinen genetik mekanizmalarını temel alarak, sendromu doğrudan tanımlayan varyantların popülasyondaki olası oranını yeniden hesapladı. Sonuçlar, yakın zamanda <em>Autism Research</em> dergisinde yayımlandı ve PMS’in yaklaşık 1/7.300 kişide görüldüğünü gösteren bir tahmine ulaşıldığını bildirdi. Bu oran, daha önce bildirilen tahminlerin anlamlı ölçüde üzerinde.</p>
<p>PMS’in genetik nedeni, kromozom 22 üzerinde yer alan <em>SHANK3</em> genindeki delesyonlar veya mutasyonlarla ilişkilendiriliyor. Araştırmanın işaret ettiği gibi <em>SHANK3</em>, sinaptik işlev ve nörogelişim süreçleri açısından kritik bir rol oynuyor. İlgili genetik değişiklikler, sinir hücreleri arasındaki iletişimin kurulmasında ve sürdürülmesinde aksamalara yol açabildiği için, nörogelişimsel bozukluklarla uyumlu belirti örüntülerini etkileyebiliyor.</p>
<p>Çalışmada PMS’e eşlik edebilen klinik bulgulara ilişkin bilgiler de hatırlatılıyor. Buna göre sendrom; zihinsel yetersizlikler ve gelişimsel gecikmeler gibi nörogelişim alanlarını etkileyen durumlarla birlikte değerlendirilebiliyor. Ayrıca PMS, bireyden bireye değişebilen çok geniş bir belirti yelpazesiyle ilişkilendiriliyor. Bu heterojenlik, genetik testlerin yorumlanmasının ve klinik değerlendirmelerin neden önemli olduğuna dair pratik bir hatırlatma niteliği taşıyor.</p>
<p>Araştırmanın önemli taraflarından biri, tahminleri üretirken tek bir veri kaynağına dayanmak yerine çoklu kaynaklardan gelen bilgileri birlikte değerlendiren bir model yaklaşımı kullanması. Bu <a href="https://oncology.com.tr/tasinabilir-kxrf-sistemi-kemik-kursun-olcumu/" title="Yeni taşınabilir KXRF sistemi, kemikteki kurşun birikimini sahada ölçmeye yaklaşım sunuyor" data-wpan-internal-link="1">yaklaşım</a>, daha önceki çalışmalarda gözden kaçmış olabilecek sinyal ve örüntülerin yakalanmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte, yaygınlık tahminlerinin nüfus, seçilme biçimi ve veri kapsamı gibi unsurlardan etkilenebileceği de unutulmamalı. Bu nedenle yeni oranın, farklı ülke ve sağlık sistemlerinde aynı şekilde genellenebilirliğinin daha ileri çalışmalarla test edilmesi gerekebilir.</p>
<p>Otizmle ilişkili genetik nedenleri daha hassas biçimde tanımlamaya yönelik çabalar, hem tanı sürecinde hem de risk değerlendirmesinde giderek daha fazla önem kazanıyor. PMS gibi belirli genetik mekanizmalarla bağlantılı sendromların sıklığının daha gerçekçi aralıklarda tahmin edilmesi, klinik uzmanların hangi genetik varyantlara daha yüksek öncelik verebileceğini düşünürken yol gösterici olabilir. Yine de, bu çalışma bir tedavi yönlendirmesi sunmaktan ziyade hastalığın görülebilme oranına dair epidemiyolojik bir yeniden değerlendirme sağlıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Prevalence of Phelan McDermid Syndrome Estimated To Be ~1:7300 Using a Multisource Model</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1002/aur.70297</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Phelan-McDermid sendromu, SHANK3, otizm spektrum bozukluğu, genetik test, nörogelişimsel bozukluklar, hassas tıp, yaygınlık</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/phelan-mcdermid-sendromu-prevalans-1-7300/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı prematüre bebeklerde otizm taramasında “olağandışı sonuç” riskine giden yol farklı mı? Yeni çalışmanın işaret ettiği etkenler</title>
		<link>https://oncology.com.tr/asiri-premature-cocuklarda-osb-taramasi-riskleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/asiri-premature-cocuklarda-osb-taramasi-riskleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 18:33:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[erken müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Nörogelişimsel izlem]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel risk]]></category>
		<category><![CDATA[OSB taraması]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[prematürite]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/asiri-premature-cocuklarda-osb-taramasi-riskleri/</guid>

					<description><![CDATA[Aşırı prematüre çocuklarda OSB taramasındaki sıra dışı sonuçların tek bir biyolojiyle açıklanmadığı; takip bakım yapısının da etkili olabileceği belirtiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok erken doğum, hayatta kalmayı mümkün kılabilse de bazı çocuklarda uzun vadeli nörogelişimsel sorunlarla daha yakından ilişkilidir. Journal of Perinatology’de yayımlanan yeni bir çalışma, aşırı prematüre doğan çocuklarda otizm spektrum bozukluğu (OSB) için yapılan rutin tarama sonuçlarının her zaman tek bir biyolojik şablonu izleyerek değişmediğini öne sürüyor. Araştırmacılar, en düşük gebelik haftalarında doğan bebeklerde OSB riskinin belirlenmesine giden sürecin “uniform” olmadığını, yani tarama sonuçlarının beklenen örüntülerden sapmasının ardında birden <a href="https://oncology.com.tr/2-yas-oncesi-antibiyotik-kullanimi-cocuk-obezite-riski/" title="Hollandalı ikinsellerde 2 yaş öncesi antibiyotikler ve çocuklukta fazla kilo/obezite riski" data-wpan-internal-link="1">fazla</a> etken olabileceğini vurguluyor.</p>
<p>Çalışmanın odak noktası, klinisyenlerin ve sağlık sistemlerinin, tarama çıktıları standart beklentilerle uyumsuz olduğunda nasıl bir çerçeveyle yorum yapabileceği. Rutin taramaya dayanan verilerden hareket eden ekip, aşırı prematüre öyküsü bulunan çocuklarda görülen “olağandışı tarama” desenlerini analiz etti. Burada kullanılan yaklaşım, tarama performansının ve taramada atypik yani sıra dışı sonuç alma olasılığının yalnızca bir “hastalık biyolojisi” tarafından değil, aynı zamanda takip bakımının organizasyonu ve işleyişi tarafından da etkilenebileceği fikrine dayanıyor.</p>
<p>Yazarların değerlendirmesinde, aşırı prematüriteyle ilişkili biyolojik kırılganlık, OSB tarama sonuçlarının seyri üzerinde pay sahibi olabilir. Bununla birlikte araştırma, sağlık hizmetlerine erişim, takip randevularının düzeni ve tarama sonrası yönlendirme pratikleri gibi sistemsel unsurların da tarama bulgularını şekillendirebileceğini gösteren bir çerçeve sunuyor. Başka bir deyişle, tarama araçları belirli davranışsal işaretleri yakalamayı amaçlasa da, taramanın kim tarafından, ne zaman ve nasıl yapıldığı; ayrıca değerlendirme sürecinin devam ettirilip ettirilmediği, ortaya çıkan “olağandışı” örüntülerin yorumlanmasını etkileyebilir.</p>
<p>Çalışmada vurgulanan önemli noktalardan biri, aşırı prematüreli çocuklarda OSB riskinin tarama sonuçları üzerinden izlenmesinin tekdüze bir çizgi izlemediği. En düşük gebelik yaşlarına sahip çocuklarda tarama çıktılarının beklenen dağılımdan farklılaşması, aynı gruptaki tüm çocukların aynı mekanizmalar üzerinden etkilenmediğine işaret edebilir. Bu da klinik açıdan, OSB tarama sonuçlarının yalnızca “şüphe var/yok” gibi ikili bir okumaya indirgenmemesi gerektiği düşüncesini güçlendiriyor. Taramanın sıra dışı sonuçlar vermesi, bazı çocuklarda gerçek nörogelişimsel farklılıkları yansıtabilirken; bazı durumlarda ise takip bakımının yapısına bağlı olarak daha karmaşık bir tablo ortaya çıkarabilir.</p>
<p>Araştırmanın yöntemi, rutin OSB taramalarıyla bağlantılı mevcut veri setleri üzerinden yürütülen desen analizlerine dayanıyor. Böyle bir çalışma tasarımı, bireysel tanı koymayı değil, tarama sürecinde ortaya çıkan sapmaların örüntüsünü anlamayı hedefler. Bu nedenle bulgular, OSB tanısı için doğrudan <a href="https://oncology.com.tr/ind-reddi-hucre-terapileri-uretilebilirlik-kalite/" title="Hücre tedavilerinde düzenleyici duvar: IND ve BLA reddinin arkasındaki üretim ve kanıt boşlukları" data-wpan-internal-link="1">kanıt</a> üretmekten ziyade, aşırı prematüre çocuklarda tarama sonuçlarının niçin farklılaşabileceğini araştıran bir zemin oluşturuyor. Yazarların “tarama performansı” vurgusu da, araçların etkinliğinin yanı sıra bakım yolunun ve klinik izlem sürekliliğinin önemine <a href="https://oncology.com.tr/ketojenik-diyet-ince-bagirsak-tumor-riski/" title="Ketojenik beslenme ince bağırsakta tümörleri artırabilir: Fare çalışması dokuya özgü etkiyi işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>.</p>
<p>İleriye dönük olarak bu tür sonuçlar, prematüre bebeklerin nörogelişimsel izlemlerinin daha standart ve daha iyi entegre edilmesini gerektiren tartışmalara katkı sağlayabilir. Klinisyenler için mesaj, OSB taramasıyla ilgili sıra dışı çıktılar görüldüğünde değerlendirmeyi yalnızca tarama aracının sonucuna dayandırmak yerine, çocuğun tıbbi geçmişini ve izlem sisteminin işleyişini de düşünerek yorumlamanın değer taşıması. Sağlık sistemleri açısından ise, tarama sonrası adımların tutarlılığı ve erişilebilirliği, tarama çıktılarının “neyi gösterdiği” konusunda belirleyici olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Journal of Perinatology’de yayımlanan çalışma, aşırı prematüre çocuklarda OSB tarama sonuçlarının tek bir yolla açıklanamayabileceğini; biyolojik kırılganlık ile takip bakım yapısının birlikte etkili olabileceğini ileri sürüyor. Bu bulgular, riskin belirlenmesine giden yolun kişiden kişiye değişebileceği gerçeğini klinik uygulamanın merkezine almayı teşvik ederken, tarama süreçlerinin nasıl yorumlanacağına dair daha incelikli bir yaklaşım ihtiyacını da gündeme getiriyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="JHPsXkWWfQ"><p><a href="https://scienmag.com/risk-factors-linked-to-abnormal-autism-screening-in-extremely-preterm-children/">Risk factors linked to abnormal autism screening in extremely preterm children</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Risk factors linked to abnormal autism screening in extremely preterm children” — Science" src="https://scienmag.com/risk-factors-linked-to-abnormal-autism-screening-in-extremely-preterm-children/embed/#?secret=REfUWXuWHS#?secret=JHPsXkWWfQ" data-secret="JHPsXkWWfQ" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Autism spectrum disorder screening in extremely preterm children</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Factors associated with abnormal screening for autism spectrum disorder among Extremely Preterm Children</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Peralta-Carcelen, M., Hintz, S.R., Bann, C.M. et al. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02693-y</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41372-026-02693-y</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Aşırı erken doğum, erken sağkalımı uzun dönemli nörogelişimsel zorluklarla izlenebilen tıbbi bir dönüm noktasıdır. Journal of Perinatology&#039;de yayımlanan yeni bir çalışmada, araştırmacılar, otizm spektrum bozukluğu (OSB) riskini belirlemeye giden yolun, en düşük gebelik haftalarında doğan çocuklar arasında her zaman aynı olmadığını bildiriyor. Çalışma, klinisyenlerin&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/asiri-premature-cocuklarda-osb-taramasi-riskleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NIH Verileri: Gebe Kalma Güçlüğü Yaşanan Ailelerde Çocukların Nörogelişiminde İnce Farklılıklar Saptandı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cocuklarda-norogelisim-ve-gebe-kalma-guclugu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cocuklarda-norogelisim-ve-gebe-kalma-guclugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 21:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[doğurganlık tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[ECHO Programı]]></category>
		<category><![CDATA[infertilite]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişim]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı üreme teknolojileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cocuklarda-norogelisim-ve-gebe-kalma-guclugu/</guid>

					<description><![CDATA[NIH destekli ECHO araştırması, gebe kalma güçlüğü yaşayan ailelerde çocukların nörogelişimsel farklılıklarını ve doğurganlık tedavilerinin etkilerini kapsamlı biçimde analiz ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne (NIH) bağlı Environmental influences on Child Health Outcomes (ECHO) Programı kapsamında yürütülen geniş ölçekli yeni bir araştırma, gebe kalma güçlüğü ile çocuklarda görülen nörogelişimsel örüntüler arasında dikkatle incelenmesi gereken bir ilişkiye işaret ediyor. Çalışma, kısırlık öyküsü, yardımcı üreme teknolojilerinin kullanımı ve çocukların davranışsal-gelişimsel sonuçlarını aynı çerçevede değerlendiren en kapsamlı analizlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://oncology.com.tr/rabdomyosarkom-tak1-hedefi/" title="Çocukluk Çağı Sarkomunda Yeni Bir Hedef: RMS’in Büyümesini Tetikleyen Sinyal Ağı Çözüldü" data-wpan-internal-link="1">Çocukluk</a> çağının en önemli nörogelişimsel sorunları arasında yer alan otizm spektrum bozukluğu ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, bireyin öğrenme süreçlerinden sosyal uyumuna kadar yaşamın birçok alanını etkileyebiliyor. Bu nedenle, bu durumlara katkıda bulunabilecek erken yaşam etkenlerini anlamak halk sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ancak üreme güçlüğü ve buna bağlı tedaviler söz konusu olduğunda, asıl zorluğu yaratan unsurun infertilitenin kendisi mi yoksa uygulanan tedaviler mi olduğu sorusu uzun süredir bilimsel incelemenin merkezinde yer alıyor.</p>
<p>ECHO Kohortu verilerini kullanan araştırmacılar, ABD ve Porto Riko’daki 44 farklı araştırma merkezinden gelen 15.382 anne-çocuk çiftini değerlendirdi. Ekip, anket yanıtları ile tıbbi kayıtları bir araya getirerek gebelikleri <a href="https://oncology.com.tr/pediatrik-osteosarkom-aktif-beta-katenin/" title="Pediatrik Osteosarkomda Saldırganlığı Artıran β-Katenin Formu İlk Kez Ayrıntılı Olarak Haritalandı" data-wpan-internal-link="1">ayrıntılı</a> biçimde sınıflandırdı. Bu sınıflandırma; tanı almış infertilite, in vitro fertilizasyon (IVF) gibi yardımcı üreme yöntemleri, IVF dışı üreme tedavileri, tekrarlayan düşük öyküsü ve hamile kalmaya çalışılan uzun süreli dönemleri kapsadı. Bu yaklaşım, üreme öyküsünün farklı bileşenlerini birbirinden ayırmaya olanak tanıdığı için çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bilim insanları, bu tür ayrıntılı ayrıştırmanın önemli olduğunu vurguluyor; çünkü daha önceki birçok gözlemsel çalışmada infertilite ile tedavi etkileri birbiriyle karışabiliyordu. Oysa yardımcı üreme teknolojileri giderek daha yaygın hale gelirken, bunların çocuk sağlığı üzerindeki olası etkilerini doğru yorumlamak ancak altta yatan doğurganlık sorunlarını hesaba katmakla mümkün olabiliyor. Yeni analiz de tam olarak bu karmaşık ilişkiyi daha berrak hale getirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Çalışmanın temel bulgusu, gebe kalma güçlüğü yaşayan ailelerde doğan çocukların nörogelişimsel sonuçlarında bazı ince farklılıklar olabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu gözlemlerin nedenselliği tek başına kanıtlamadığını özellikle hatırlatıyor. Gözlemsel tasarım, ailelerin tıbbi ve üreme öykülerini gerçek yaşam koşullarında yansıtsa da, genetik yatkınlıklar, ebeveyn sağlığı, gebelik öncesi ve gebelik sırasındaki çevresel faktörler gibi çok sayıda değişken sonuçları etkileyebilir.</p>
<p>Bu nedenle çalışma, “fertilite tedavisi çocukta nörogelişimsel sorunlara yol açar” gibi basitleştirici bir sonuca değil, daha ölçülü bir yoruma kapı aralıyor. Elde edilen veriler, hem infertilite geçmişinin hem de tedavi sürecinin çocuk gelişimiyle ilişkili olabilecek daha geniş bir biyolojik ve çevresel bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle erken beyin gelişiminin çok sayıda etkileşen faktöre duyarlı olması, bu alandaki araştırmaları daha da önemli hale getiriyor.</p>
<p>Otizm ve ADHD gibi durumlar, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık nörogelişimsel örüntüler olarak kabul ediliyor. Aile öyküsü, gebelik komplikasyonları, prematür doğum, çevresel maruziyetler ve sosyal belirleyiciler gibi pek çok unsur bu sonuçlarla ilişkilendirilebiliyor. ECHO çalışmasının katkısı, bu değişkenler <a href="https://oncology.com.tr/ckm-kilavuzu-kilo-saglik-riskleri/" title="Kilo, Kalp ve Böbrek Arasındaki Bağlantıyı Yeniden Tanımlayan İlk CKM Kılavuzu Yayımlandı" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> bağlantıları daha büyük ve daha çeşitli bir örneklem üzerinde sistematik biçimde incelemesi oldu.</p>
<p>Son yıllarda dünyada doğurganlık tedavilerine başvuran kişi sayısının artması, bu araştırma alanını daha da kritik hale getirdi. Çünkü yardımcı üreme teknolojilerinin kullanımı arttıkça, kamuoyunda bu tedavilerin uzun vadeli sonuçlarına ilişkin sorular da çoğalıyor. Yeni NIH destekli çalışma, bu sorulara kesin yanıtlar vermekten ziyade, bilimsel olarak daha rafine sorular sormanın gerekliliğini hatırlatıyor: risk varsa bunun kaynağı ne, hangi alt gruplar daha kırılgan ve hangi biyolojik süreçler rol oynuyor?</p>
<p>Araştırmanın bulguları, klinisyenler ve ebeveynler için de dikkatli bir yorum çerçevesi gerektiriyor. Uzmanlar, infertilite öyküsü bulunan ailelerin otomatik olarak yüksek riskli bir çocuk profiline indirgenmemesi gerektiğini; bunun yerine çocuk gelişiminin düzenli, bireyselleştirilmiş ve kanıta dayalı biçimde izlenmesinin önem taşıdığını belirtiyor. Bu noktada çalışmanın sunduğu en değerli katkı, kesin hükümlerden çok, daha iyi tasarlanmış gelecek araştırmalar için güçlü bir temel oluşturması.</p>
<p>NIH ECHO verileriyle yürütülen bu analiz, doğurganlık zorlukları ile çocuk nörogelişimi arasındaki ilişkinin sanıldığından daha karmaşık olabileceğini gösteriyor. Bulgular, yardımcı üreme yöntemlerine yönelik tartışmalara yeni bir bilimsel katman eklerken, aynı zamanda erken çocukluk dönemindeki nörogelişimsel farklılıkların çok faktörlü doğasını bir kez daha ortaya koyuyor. Araştırmacılar için bir sonraki adım, bu ilişkinin altında yatan mekanizmaları daha ayrıntılı biçimde çözmek olacak.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Associations of subfecundity and infertility treatment with child neurodevelopment in ECHO</p>
<p><strong>References:</strong><br />DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2026.17324</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1001/jamanetworkopen.2026.17324</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Üreme bozuklukları, Otizm, Dikkat, Dikkat eksikliği bozukluğu, Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cocuklarda-norogelisim-ve-gebe-kalma-guclugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırsal Avustralya’da Nörogelişimsel Bozukluklara Sahip Bireylerin Kardeşleri Görünmeyen Bir Yük Taşıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kirsal-norogelisimsal-kardes-destegi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kirsal-norogelisimsal-kardes-destegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 04:59:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ADHD]]></category>
		<category><![CDATA[aile dinamikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlerin ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal sağlık hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kirsal-norogelisimsal-kardes-destegi/</guid>

					<description><![CDATA[Avustralya kırsalında nörogelişimsel bozukluklara sahip bireylerin kardeşleri, düşük iyi oluş ve sosyal destek eksikliği nedeniyle önemli psikolojik zorluklar yaşıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Curtin Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, Avustralya’nın bölgesel ve uzak yerleşimlerinde yaşayan, nörogelişimsel durumlara sahip bireylerin kardeşlerinin çoğu zaman gözden kaçan bir ruh sağlığı yüküyle <a href="https://oncology.com.tr/tek-asi-arenavirus-genis-bagisiklik/" title="Tek Bir Aşıyla Arenavirüslerin Geniş Ailesine Karşı Bağışıklık İçin Yeni Yol Haritası" data-wpan-internal-link="1">karşı</a> karşıya olduğunu ortaya koydu. Bulgular, bu genç ve genç <a href="https://oncology.com.tr/astrosit-glukokortikoid-plastisite-sinirlayici/" title="Astrositlerden Gelen Stres Sinyali, Yetişkin Beyinde Öğrenme Esnekliğini Frenliyor" data-wpan-internal-link="1">yetişkin</a> kardeşlerin yalnızca duygusal olarak zorlanmadığını, aynı zamanda yaşadıkları topluluklarda yeterince fark edilmediklerini ve desteklenmediklerini de gösteriyor.</p>
<p>Çalışma, School of Population Health bünyesinden doktora adayı Samuel Antonio’nun liderliğinde yürütüldü ve 16 ile 30 yaş arasındaki kardeşlerin deneyimlerine odaklandı. Katılımcılar, metropolitan alanların dışında yaşamış ya da halen bu bölgelerde yaşayan kişilerden seçildi. Araştırmanın amacı, kent merkezlerine uzakta büyüyen ailelerde kardeş olmanın nasıl bir psikolojik deneyim yarattığını anlamaktı. Bu yönüyle çalışma, sağlık hizmetlerine erişimin daha zor olduğu yerlerde, nörogelişimsel koşullara sahip bireylerin aile üyeleri üzerindeki etkileri üzerine önemli bir boşluğu dolduruyor.</p>
<p>İncelenen nörogelişimsel durumlar arasında otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, fetal alkol spektrum bozukluğu, Down sendromu ve entelektüel yetersizlikler yer aldı. Araştırmacılar, kardeşlerin iyi oluş düzeyi, psikolojik dayanıklılık, algılanan sosyal destek ve aile içi dinamikler arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Elde edilen tablo, kırsal ve uzak bölgelerde yaşayan bu grubun destek ağlarına erişimde ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya olduğunu düşündürüyor.</p>
<p>Sonuçlara göre kardeşlerin yaklaşık üçte biri düşük iyi oluş düzeyi bildirdi. Yaklaşık yüzde 40’ı iyi oluşunu orta düzeyde tanımlarken, yüksek iyi oluş bildirenlerin oranı daha sınırlı kaldı. Bu oranlar, grubun önemli bir bölümünün yaşam kalitesinden memnun olmadığını ve zihinsel sağlık açısından daha kırılgan olabileceğini işaret ediyor. Ruh sağlığı araştırmalarında düşük iyi oluş, depresyon ve kaygı gibi sorunlara yatkınlıkla ilişkilendirilebildiği için bu bulgular klinik açıdan da önem taşıyor. Ancak çalışma, doğrudan tanı koymaktan ziyade, risk sinyallerini görünür kılan bir tarama niteliği taşıyor.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, kardeşlerin yalnızca pratik bakım yükü altında olmaları değil, aynı zamanda sosyal çevrelerinde görünmez hissetmeleri. Kırsal topluluklarda aile içi sorumluluklar çoğu zaman dışarıdan fark edilmeden sürerken, destek hizmetlerinin sınırlı olması genç kardeşlerin duygusal ihtiyaçlarının geri planda kalmasına yol açabiliyor. Çalışma, tam da bu nedenle, yalnızca bireysel dayanıklılığa güvenmenin yeterli olmadığını; sosyal destek, okul temelli farkındalık ve topluluk düzeyinde kapsayıcı yaklaşımların gerekli olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Uzmanlara göre kardeşler, nörogelişimsel bir durumu olan çocuk ya da gençle aynı evde büyürken hem koruyucu hem de yük taşıyıcı bir role kayabiliyor. Bu durum, özellikle uzak bölgelerde sağlık ve psikososyal hizmetlere erişimin kısıtlı olduğu yerlerde daha belirgin hale geliyor. Birçok kırsal aile için uzman desteğine ulaşmak uzun mesafeler, sınırlı ulaşım ve bekleme süreleri nedeniyle güçleşebiliyor. Böyle bir ortamda kardeşlerin ihtiyaçları, aile içindeki daha acil görünen gereksinimlerin gerisinde kalabiliyor.</p>
<p>Antonio ve çalışma arkadaşlarının bulguları, psikolojik dayanıklılığın bazı gençlerde koruyucu bir unsur olabileceğini gösterse de, dayanıklılığın tek başına eşit bir destek ortamı yaratmadığına işaret ediyor. Araştırma, topluluk temelli müdahalelerin önemini öne çıkarıyor. Okullar, yerel sağlık birimleri, gençlik hizmetleri ve aile destek ağları arasında daha iyi koordinasyon kurulması gerektiği belirtiliyor. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kardeşlerin kendilerini ifade edebilecekleri, güvenli ve erişilebilir alanlara ihtiyaç duydukları anlaşılıyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli boyutu, destek tercihlerini de incelemiş olması. Bu, ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca mevcut olması değil, aynı zamanda gençlerin ve ailelerin günlük yaşamına uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerektiğini gösteriyor. Dijital destek, yerel danışmanlık, aile odaklı programlar ve akran bağlantıları gibi seçenekler, erişim engellerini azaltmada potansiyel taşıyabilir. Ancak araştırmacılar, bu tür girişimlerin yerel ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>Avustralya’nın bölgesel ve uzak kesimlerinde sağlık eşitsizlikleri uzun süredir kamu sağlığı gündeminde yer alıyor. Bu yeni çalışma ise, eşitsizliğin yalnızca hasta ya da engelli bireyi değil, onun kardeşini de etkilediğini net biçimde gösteriyor. Bulgular, nörogelişimsel bozukluklara sahip bireylerin ailelerine yönelik hizmetlerin daha bütüncül düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor. Kardeşlerin iyi oluşunun desteklenmesi, yalnızca bireysel bir refah meselesi değil; aile bütünlüğü, uzun vadeli ruh sağlığı ve toplumsal kapsayıcılık açısından da kritik görülüyor.</p>
<p>Araştırma, görünmez kalan bir grubun sesini bilimsel verilerle güçlendirirken, kırsal bölgelerde ruh sağlığı destek sistemlerinin <a href="https://oncology.com.tr/ca19-9-pankreas-kanseri-yuksek-risk/" title="Pankreas Kanserinde CA19-9 Eşiği Yeniden Tanımlanıyor: Daha Fazla Yüksek Riskli Hasta Saptanabilir" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> ele alınması gerektiğini de ortaya koyuyor. Bulgular, kardeşlerin dayanıklılığını tek başına yeterli bir kaynak olarak görmek yerine, onların görünür, erişilebilir ve sürdürülebilir desteğe ihtiyaç duyduğunu açıkça gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Well-being and support preferences of siblings of individuals with a neurodevelopmental condition in regional and remote Australia: a mixed methods investigation</p>
<p><strong>References:</strong><br />Antonio, S., Maxwell-Smith, C., et al. (2026). Well-being and support preferences of siblings of individuals with a neurodevelopmental condition in regional and remote Australia: a mixed methods investigation. Disability and Rehabilitation. DOI: 10.1080/09638288.2026.2663921</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Nörogelişimsel durumlar, kardeş esenliği, dayanıklılık, sosyal destek, kırsal sağlık, ruh sağlığı hizmetleri, toplumsal kapsayıcılık, otizm spektrum bozukluğu, DEHB, FASD, Down sendromu, psikolojik dayanıklılık, sağlık hizmetlerine erişilebilirlik</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kirsal-norogelisimsal-kardes-destegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Antidepresan Kullanımı ile Çocuklarda Otizm ve DEHB Arasında Nedensel Bağ Bulunamadı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/gebelikte-antidepresan-kullanimi-otizm-dehb-iliski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/gebelikte-antidepresan-kullanimi-otizm-dehb-iliski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 00:34:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[DEHB]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte antidepresanlar]]></category>
		<category><![CDATA[maternal ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[meta-analiz]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[otizm riski]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/gebelikte-antidepresan-kullanimi-otizm-dehb-iliski/</guid>

					<description><![CDATA[The Lancet Psychiatry’de yayımlanan geniş kapsamlı analiz, gebelikte yaygın antidepresan kullanımının çocuklarda otizm veya DEHB için açık bir nedensel risk oluşturmadığını ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik döneminde antidepresan kullanımıyla ilgili yıllardır süren tartışmada, yeni ve kapsamlı bir analiz önemli bir dönüm noktası sundu. The Lancet Psychiatry’de yayımlanan sistematik derleme ve <a href="https://oncology.com.tr/obezite-ilaclari-tansiyon-dusurme-etkisi/" title="Yeni Nesil Obezite İlaçlarıyla Kilo Kaybı Tansiyonda Anlamlı Düşüşle İlişkilendirildi" data-wpan-internal-link="1">meta-analiz</a>, gebelik sırasında kullanılan yaygın antidepresanların çocuklarda otizm spektrum bozukluğu ya da <a href="https://oncology.com.tr/semaglutid-kadinlarda-migren-ilaci-azalmasi/" title="Semaglutid Sonrası Migren İlacı Kullanımında Kadınlarda Dikkat Çeken Azalma" data-wpan-internal-link="1">dikkat</a> eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu riskini artırdığına dair güvenilir bir nedensel kanıt bulunmadığını ortaya koydu. Araştırma, bugüne kadar bu alanda bir araya getirilen en geniş veri setlerinden birini değerlendirerek, konunun yalnızca istatistiksel ilişki değil, gerçek neden-sonuç bağı açısından da yeniden ele alınmasını sağladı.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönü, 37 farklı araştırmadan elde edilen verileri bir araya getirmesi ve yarım milyondan fazla antidepresan maruziyeti içeren gebeliği analiz etmesiydi. Bu ölçekte bir inceleme, önceki çalışmaların sıkça karşılaştığı örneklem darlığı sorununu büyük ölçüde aşarken, sonuçların daha sağlam bir zemine oturtulmasına da yardımcı oldu. Araştırmacılar, maternal ruh sağlığı, aile öyküsü ve psikiyatrik yatkınlık gibi önemli karıştırıcı değişkenleri hesaba katmaya özellikle dikkat etti. Bu yaklaşım, gebelikte ilaç kullanımının etkisini, altta yatan psikiyatrik hastalığın veya genetik riskin etkisinden ayırmak açısından kritik kabul ediliyor.</p>
<p>Geçmişte yayımlanan bazı meta-analizler, rahim içi antidepresan maruziyetinin çocukluk çağı nörogelişimsel bozukluklarıyla küçük bir artış ilişkisi olabileceğini öne sürmüştü. Ancak uzmanlar bu bulguların çoğunun, annenin ruhsal hastalık durumu, baba tarafındaki psikiyatrik öykü ve aile içinde paylaşılabilen genetik riskler gibi değişkenler yeterince kontrol edilmediği için temkinli yorumlanması gerektiğini uzun süredir vurguluyordu. Yeni çalışma tam da bu noktada daha sıkı bir metodoloji kullanarak, daha önceki sinyallerin neden doğrudan ilaç etkisi anlamına gelmeyebileceğini gösterdi.</p>
<p>University of Hong Kong’dan çok disiplinli bir ekibin yürüttüğü analiz, özellikle “ilişki” ile “nedensellik” arasındaki farkı netleştirmesi bakımından önem <a href="https://oncology.com.tr/kanser-tedavisinde-akilli-nanoplatformlar/" title="Akıllı Nanoplatformlar Kanser Tedavisinde Kişiselleştirilmiş Dönemi İleri Taşıyor" data-wpan-internal-link="1">taşıyor</a>. Gözlemsel çalışmalarda, belirli bir ilacı kullanan kişiler ile kullanmayanlar arasında görülen farklar, her zaman ilacın kendisinden kaynaklanmayabilir. Antidepresan kullanımının kendisi, çoğu zaman depresyon, anksiyete ya da başka psikiyatrik durumlarla birlikte görülür. Bu durumlarda, çocukta gözlenen nörogelişimsel sonuçların ilaçtan ziyade hastalığın şiddeti, ailevi yatkınlık veya birlikte etkileyen çevresel faktörlerle bağlantılı olması mümkündür. Yeni meta-analiz, bu karmaşık tabloyu daha dikkatli şekilde ele alarak, mevcut kanıtların çoğunun doğrudan bir ilaç zararı göstermediği sonucuna ulaştı.</p>
<p>Bununla birlikte araştırmacılar, bulguların gebelikte antidepresan kullanımının her koşulda önemsiz olduğu anlamına gelmediğinin de altını çiziyor. Psikiyatrik hastalıklar gebelik sırasında hem anne hem bebek sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabilir ve tedavinin kesilmesi bazı kişiler için daha büyük risk yaratabilir. Bu nedenle çalışma, klinik kararların bireysel değerlendirmeye dayanması gerektiğini hatırlatıyor. Hangi ilacın, hangi dozda, hangi ruhsal durum ve hangi gebelik haftasında kullanıldığı gibi ayrıntılar, her hastada ayrı ele alınması gereken konular arasında yer alıyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu son yayın, anne adaylarını gereksiz kaygıya iten eski yorumların yeniden düşünülmesine de katkı sağlayabilir. Gebelikte ilaç kullanımıyla ilgili kararlar çoğu zaman zorlayıcıdır; çünkü bir yanda tedavi edilmeyen ruhsal hastalığın olası zararları, diğer yanda ilaca atfedilen olası riskler bulunur. Bu yeni meta-analiz, yaygın antidepresanların otizm ya da DEHB ile ilişkilendirilmesinde bugüne kadar öne sürülen endişelerin, dikkatle ayrıştırıldığında güçlü bir nedensel kanıt sunmadığını göstererek klinik tartışmayı daha dengeli bir zemine taşıyor.</p>
<p>Çalışma aynı zamanda nörogelişimsel bozuklukların tek bir açıklamayla anlaşılmasının mümkün olmadığını da hatırlatıyor. Otizm spektrum bozukluğu ve DEHB, genetik faktörlerin, prenatal çevrenin, ebeveyn ruh sağlığının ve çok sayıda biyolojik etkenin birlikte rol oynadığı karmaşık durumlar olarak kabul ediliyor. Bu nedenle gebelikte kullanılan bir ilacı doğrudan suçlamak, bilimsel açıdan aşırı basitleştirilmiş bir yaklaşım olabilir. Yeni bulgular, daha önceki araştırmalarda gözlenen küçük risk sinyallerinin, büyük olasılıkla bu çok katmanlı biyolojik ve ailesel yapıdan kaynaklanabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Yine de araştırmacılar, tek bir büyük analizle konunun tamamen kapanmadığını, farklı antidepresan türleri, kullanım zamanlaması ve eşlik eden klinik durumlara ilişkin daha ayrıntılı çalışmaların değerini koruduğunu belirtiyor. Ancak mevcut kanıt tablosu, gebelik sırasında en sık kullanılan antidepresanların çocuklarda otizm ya da DEHB için açık bir nedensel tehdit oluşturduğunu desteklemiyor. Bu da hekimler, anne adayları ve aileler için daha sağlıklı, kanıta dayalı bir tartışma alanı yaratıyor. Sonuç olarak yeni meta-analiz, gebelikte ruh sağlığı tedavisinin güvenliği konusunda uzun süredir süren belirsizliği azaltırken, kararların korkuya değil bilimsel değerlendirmeye dayanması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Maternal and paternal antidepressant use before and during pregnancy and offspring risk of neurodevelopmental disorders: a systematic review and meta-analysis</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Antidepresanlar, Gebelik, Otizm, Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, Nörogelişimsel bozukluklar, Anne ruh sağlığı, Meta-analiz</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/gebelikte-antidepresan-kullanimi-otizm-dehb-iliski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Danimarka Verileri, Annelik Mesleği ile Çocuklarda Otizm Tanısı Arasında Olası Bir Bağlantıya İşaret Ediyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/anne-meslegi-otizm-danisarka-arastirmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/anne-meslegi-otizm-danisarka-arastirmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 01:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[annelik mesleği]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[epidemiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte maruziyet]]></category>
		<category><![CDATA[iş sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[maternal istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişim]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/anne-meslegi-otizm-danisarka-arastirmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Danimarka'da yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, annenin mesleki geçmişi ile çocuklarda otizm spektrum bozukluğu tanısı arasında olası bir ilişkiyi araştırıyor ve nörogelişim üzerindeki etkileri değerlendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danimarka’dan gelen kapsamlı bir yeni araştırma, annenin çalışma geçmişi ile çocukta otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı <a href="https://oncology.com.tr/uyku-duzeni-demans-riski-arastirma/" title="Uyku Düzeni ile Demans Riski Arasındaki Bağlantıya Texas A&amp;M’den Yeni Araştırma Desteği" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> olası ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Occupational &amp; Environmental Medicine dergisinde yayımlanan çalışma, tek tek iş kollarının ya da belirli maruziyetlerin otizme neden olduğunu göstermiyor; ancak gebelik öncesi, gebelik sırası ve erken bebeklik dönemindeki mesleki çevrenin, nörogelişim üzerinde ölçülmesi gereken bir etken olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu, sosyal iletişimde güçlükler ile yineleyici davranışlar ve sınırlı ilgi alanlarıyla karakterize edilen karmaşık bir nörogelişimsel durum olarak biliniyor. Uzmanlar, OSB’nin tek bir nedene indirgenemeyeceğini; genetik yatkınlık, çevresel etkenler ve gelişimsel süreçlerin birlikte rol oynadığını vurguluyor. Bu nedenle, anne mesleği gibi dolaylı görünen faktörlerin bile araştırılması, riskin hangi koşullarda değişebileceğini anlamak açısından önem taşıyor.</p>
<p>Yeni analiz, daha önceki çalışmaların bazı sınırlamalarını aşmayı hedefledi. Önceki araştırmalar çoğu zaman küçük örneklemlere dayanıyor, çalışma ortamına ilişkin bilgileri katılımcıların kendi beyanlarına bırakıyor ve mesleki maruziyetleri yeterince ayrıntılandıramıyordu. Bu çalışmada ise araştırmacılar, Danimarka’nın uzun yıllara yayılan kayıt sistemlerinden yararlandı. Böylece annelerin iş geçmişi, anımsamaya dayalı beyanlardan bağımsız biçimde takip edilerek daha sağlam bir veri seti oluşturuldu.</p>
<p>Araştırmanın temelinde 1973 ile 2012 yılları arasında doğan 1.702 OSB olgusu yer aldı. Bu çocuklar, yaş ve cinsiyet gibi özellikler açısından eşleştirilen 108.532 kontrolle karşılaştırıldı. Böylesine geniş bir karşılaştırma grubu, istatistiksel gücü artırırken, sonuçların tesadüfi farklılıklardan kaynaklanma olasılığını azaltmayı amaçladı. Çalışmada ayrıca annelerin meslek kayıtları Danimarka Emeklilik Fonu Sicili üzerinden ayrıntılı biçimde sınıflandırıldı ve yedi farklı iş sektörü içinde değerlendirildi.</p>
<p>Bu yaklaşımın <a href="https://oncology.com.tr/kenevir-tutun-psikoz-riski/" title="Kenevir ve Tütünün Birlikte Kullanımı, Psikoz Riski Yüksek Gençlerde Dikkat Çekici Bir Uyarı Sinyali Veriyor" data-wpan-internal-link="1">dikkat çekici</a> yönlerinden biri, zamanlamaya odaklanması oldu. Araştırmacılar yalnızca annenin hangi işte çalıştığını değil, bunun ne zaman gerçekleştiğini de inceledi: gebe kalmadan önce, gebelik sırasında ve çocuğun yaşamının ilk döneminde. Özellikle gebelik ve erken bebeklik, beynin çevresel etkilere karşı daha hassas olabileceği düşünülen kritik evreler arasında kabul ediliyor. Bu yüzden mesleki koşulların tam olarak hangi dönemde anlam kazandığını görmek, olası mekanizmaları anlamada değerli olabilir.</p>
<p>Çalışmanın yöntemsel gücü, kafa karıştırıcı değişkenleri mümkün olduğunca hesaba katmasından geliyor. Nörogelişimsel sonuçları etkileyebilecek çok sayıda unsur, mesleki veriler yorumlanırken dikkate alındı. Bu tür düzenlemeler, ebeveyn yaşı, sosyoekonomik durum, aile öyküsü ya da diğer çevresel etkenler gibi karıştırıcı faktörlerin sonuçları olduğundan farklı göstermesini sınırlamayı hedefler. Ancak buna rağmen, gözlemsel çalışmaların neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlayamayacağı da unutulmamalı.</p>
<p>Mesleki maruziyetlerin otizm riskine nasıl katkıda bulunabileceğine dair olası yollar daha önceki literatürde tartışılmıştı. Kimyasal maddeler, yanma ürünleri, psikososyal stres, işyerindeki uzun süreli yüklenme ve bazı fiziksel koşullar, gebelik sırasında biyolojik sistemleri etkileyebilir. Bu etkiler arasında inflamatuvar süreçler, hormon dengesindeki değişimler, epigenetik düzenleme ve gelişmekte olan sinir sistemine dolaylı müdahaleler yer alabilir. Yine de bu mekanizmaların hiçbiri bu çalışmanın doğrudan gösterdiği sonuçlar değil; bunlar, araştırmanın tartıştığı olası açıklama yolları olarak görülmeli.</p>
<p>Bu nedenle bulgular, “anne hangi meslekte çalışıyorsa çocukta otizm olur” gibi basit bir çıkarımı desteklemiyor. Aksine, iş ortamının içeriği, maruziyet türü ve zamanlamasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Bir başka deyişle, aynı meslek grubunda bulunan herkesin aynı risk düzeyine sahip olduğu söylenemez; işin niteliği, koruyucu önlemler ve bireysel koşullar belirleyici olabilir.</p>
<p>Çalışmanın ortaya koyduğu asıl değer, büyük ölçekli kayıt verileriyle elde edilen daha güvenilir bir başlangıç noktası sunması. Araştırmacılar bu tür verilerin, gelecekte daha hedefli incelemelere zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. Özellikle belirli sektörlerdeki kimyasal, fiziksel ya da psikososyal koşulların ayrı ayrı incelenmesi, hangi etkenlerin gerçekten anlamlı olduğunun anlaşılmasına yardımcı olabilir. Böyle bir yaklaşım, hem iş sağlığı politikaları hem de gebelikte koruyucu stratejiler açısından daha net sonuçlar üretebilir.</p>
<p>OSB’nin çok faktörlü yapısı göz önüne alındığında, tek bir çevresel açıklama aramak yerine, riskin hangi koşullarda artıp azaldığını anlamaya odaklanmak daha gerçekçi görünüyor. Danimarka çalışması da tam olarak bu noktada önem kazanıyor: annenin iş yaşamı ile çocuğun nörogelişimi arasındaki ilişkinin araştırılabilir, ölçülebilir ve daha ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak bilim insanlarının da altını çizdiği gibi, bu tür bulgular erken ve temkinli yorumlanmalı; kesin yargılar için daha fazla çalışma gerekiyor.</p>
<p>Sonuç olarak araştırma, anne mesleğinin çocuklarda otizm riskini tek başına belirlemediğini, fakat çalışma koşullarının ve maruziyetlerin gebelik çevresinde dikkate alınması gereken önemli değişkenler olabileceğini düşündürüyor. Büyük kayıt sistemlerine dayanan bu analiz, iş sağlığı ile nörogelişim araştırmalarının kesişiminde yeni sorular doğuruyor ve gelecekte daha ayrıntılı, nedenleri ayırt edebilen çalışmalara ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Association between maternal occupational history and autism spectrum disorder diagnosis in offspring in Denmark</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Otizm, OSB, anne mesleği, nörogelişim, toksik madde maruziyeti, iş sağlığı, doğum öncesi maruziyet, yanma ürünleri, psikososyal stres, <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-gpnmb-proteini-rolu/" title="Parkinson Hastalığının İlerlemesini Yavaşlatabilecek Yeni İmmün Hedef Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">nöroinflamasyon</a>, epigenetik</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/anne-meslegi-otizm-danisarka-arastirmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi Tanısı Alan Çocuklarda Otizm Neden Daha Sık Görülüyor? Yeni Çalışma İlişkiyi Mercek Altına Aldı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/epilepsi-otizm-risk-nedenleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/epilepsi-otizm-risk-nedenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 09:51:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk nörolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk çağı nörolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi komorbiditesi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi ve otizm]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişimsel bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[otizm tanısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/epilepsi-otizm-risk-nedenleri/</guid>

					<description><![CDATA[Mayo Clinic'in geniş ölçekli çalışması, epilepsi tanısı alan çocuklarda otizmin daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor ve bu ilişkinin olası nedenlerini araştırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında epilepsi ile otizm spektrum bozukluğunun birlikte görülmesi, nöroloji ve gelişimsel pediatri alanında uzun süredir dikkat çeken bir klinik tablo. Ancak bu iki durumun ne ölçüde kesiştiği ve hangi çocuklarda riskin daha yüksek olduğu sorusu, şimdiye kadar çoğunlukla küçük örneklemli veriler üzerinden yanıtlanıyordu. Mayo Clinic araştırmacılarının gerçekleştirdiği geniş ölçekli nüfus temelli çalışma, bu tabloya daha net bir çerçeve kazandırarak epilepsi tanısı alan çocuklarda otizmin belirgin biçimde daha sık saptandığını ortaya koydu.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin Minnesota eyaletindeki Olmsted County’de doğan 30 bin 490 çocuğun sağlık kayıtları incelendi. Bu büyük veri seti içinde 257 çocukta, yani yaklaşık yüzde 0,84’ünde, 19 yaşına ulaşmadan önce epilepsi geliştiği belirlendi. Araştırma ekibi, bu çocuklarda otizm spektrum bozukluğunun görülme sıklığını epilepsi olmayan akranlarıyla karşılaştırdı. Sonuçlar, epilepsisi olan çocuklarda otizm oranının her ölçütte birkaç kat daha yüksek olduğunu gösterdi.</p>
<p>Çalışmada kullanılan tanımın kapsamına göre oranlar değişse de eğilim son derece tutarlıydı. Araştırma amaçlı daha geniş kriterlerle değerlendirildiğinde epilepsi grubundaki çocukların yüzde 21,4’üne otizm tanısı konurken, epilepsisi olmayanlarda bu oran yüzde 3,2 oldu. Daha sıkı klinik ölçütler kullanıldığında oranlar sırasıyla yüzde 14,0 ve yüzde 1,6’ya geriledi. Yalnızca klinik tanı esas alındığında ise fark yine dikkat çekiciydi: epilepsi grubunda yüzde 7,9, kontrol grubunda ise yüzde 0,7. Bu bulgular, tanı yönteminden bağımsız olarak epilepsi ile otizm arasında anlamlı bir birliktelik bulunduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Uzmanlara göre bu ilişki, yalnızca iki <a href="https://oncology.com.tr/huntington-dna-cift-zincir-kiriklari/" title="Huntington Hastalığında DNA’daki Çift Zincir Kırıkları Hastalığın Yıkıcı Etkisini Körüklüyor" data-wpan-internal-link="1">hastalığın</a> aynı anda rastlantısal biçimde görülmesinden ibaret olmayabilir. Epilepsi ve otizm her ne kadar ayrı nörolojik durumlar olsa da gelişimsel süreçte ortak biyolojik zeminler paylaşabiliyor. Beyin gelişimini etkileyen genetik, yapısal ya da işlevsel farklılıklar, bazı çocuklarda hem nöbet eğilimini hem de sosyal iletişim ve davranış örüntülerindeki otizm özelliklerini birlikte ortaya çıkarabiliyor. Bununla birlikte, bu son çalışma neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamıyor; araştırma gözlemsel nitelikte olduğu için ilişkiyi güçlü biçimde gösterse de mekanizmayı doğrudan açıklamıyor.</p>
<p>Çalışmanın klinik açıdan önemli bir yönü, tanı konulmamış ya da geç tanınan otizm vakalarına dikkat çekmesi. Epilepsi izleminde olan çocuklarda öğrenme güçlüğü, dil gelişiminde gerilik, sosyal etkileşimde azalma ya da tekrarlayıcı davranışlar gibi belirtiler bazen nöbet hastalığının gölgesinde kalabiliyor. Oysa bu işaretler, özellikle erken çocukluk döneminde fark edildiğinde ayrıntılı gelişimsel değerlendirme için önemli ipuçları sunuyor. Araştırmacıların vurguladığı temel noktalardan biri de, epilepsili çocukların yalnızca nöbet kontrolü açısından değil, eşlik eden nörogelişimsel durumlar açısından da sistemli biçimde izlenmesi gerektiği.</p>
<p>İncelenen grupta dikkat çeken bir diğer mesele, eşlik eden ek sorunlar oldu. Epilepsi ve otizm birlikteliği olan çocuklarda entelektüel yetersizlik gibi ek nörogelişimsel sorunların da daha sık görülebildiği biliniyor. Bu durum, klinik değerlendirmeyi daha da önemli hale getiriyor; çünkü bir çocuğun yalnızca epilepsi tanısı almış olması, gelişimsel profilinin bütünüyle değerlendirildiği anlamına gelmiyor. Özellikle konuşma gecikmesi, öğrenme güçlüğü, uyum sorunları veya davranışsal farklılıklar eşlik ediyorsa, multidisipliner yaklaşım gerekliliği artıyor.</p>
<p>Uzmanlar, bu tür büyük popülasyon çalışmalarının <a href="https://oncology.com.tr/meg-makine-ogrenmesi-parkinson-tani/" title="MEG ile Parkinson’un Beyin İmzaları Daha Net Yakalandı" data-wpan-internal-link="1">erken tanı</a> açısından değer taşıdığını belirtiyor. Epilepsi tanısı alan her çocukta otizm gelişeceği anlamına gelmese de, riskin genel popülasyona göre belirgin biçimde yüksek olması klinisyenler için uyarıcı bir işaret oluşturuyor. Gelişimsel taramanın nöbet öyküsünden bağımsız yürütülmesi ve ailelerin belirtiler konusunda bilgilendirilmesi, olası tanı gecikmelerini azaltabilir. Erken tanı ise eğitimsel destek, davranışsal yaklaşım ve uygun yönlendirme süreçlerinin daha zamanında başlatılmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Yine de araştırmanın sonuçları dikkatli yorumlanmalı. Veriler, tek bir bölgedeki uzun dönem kayıtlarından elde edildiği için tüm çocuk nüfusuna birebir genellenemez. Ayrıca sağlık kayıtlarına dayalı çalışmalar, değerlendirme sıklığı ve tanı uygulamalarındaki farklılıklardan etkilenebilir. Buna karşın örneklemin büyüklüğü ve karşılaştırma tasarımı, elde edilen bulgulara güçlü bir istatistiksel dayanak sağlıyor. Bu nedenle çalışma, epilepsi ile otizm arasındaki bağlantıyı daha iyi anlamak için önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Sonuç olarak yeni bulgular, çocukluk çağı epilepsisinin yalnızca nöbetlerle sınırlı bir hastalık olmadığını; bazı çocuklarda otizm spektrum bozukluğu başta olmak üzere daha geniş bir nörogelişimsel tabloyla birlikte görülebildiğini gösteriyor. Araştırma, hekimlerin ve ailelerin dikkatini erken gelişimsel sinyallere yöneltmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatırken, çocuk nörolojisinde bütüncül izlemin önemini de güçlendiriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Co-occurrence and prevalence of autism spectrum disorder in children with epilepsy</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Autism in Children with Epilepsy: Prevalence in a Population Based Study</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1111/dmcn.70288</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Epilepsi, Otizm Spektrum Bozukluğu, Zihinsel Yetersizlik, Pediatrik Nöroloji, Nörogelişimsel Bozukluklar, Erken Tanı, Komorbidite, Popülasyon Temelli Çalışma, Pediatrik Epilepsi, Nöroloji</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-dijital-saglik-okuryazarligi/" data-wpan-internal-link="1">Yaşlılıkta Dijital Sağlık Okuryazarlığına Kimler Daha Kolay Ulaşıyor? Yeni Araştırma Farklılıkları Ortaya Koyuyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/epilepsi-otizm-risk-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Otizm Değerlendirmesi Pandemi Sonrası Beklentileri Aştı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/uzaktan-otizm-degerlendirmesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/uzaktan-otizm-degerlendirmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 03:46:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimsel değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[otizm değerlendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[otizm tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tele-sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan sağlık hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/uzaktan-otizm-degerlendirmesi/</guid>

					<description><![CDATA[Pandemi sonrası geliştirilen tele-sağlık temelli otizm değerlendirmeleri, özellikle akıcı konuşan çocuklarda yüz yüze tanıya güvenilir bir alternatif sunabileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>COVID-19 salgını, sağlık sistemlerinde yalnızca yoğun bakım ve enfeksiyon yönetimini değil, aynı zamanda gelişimsel değerlendirme süreçlerini de derinden sarstı. Özellikle otizm spektrum bozukluğu (OSB) gibi ayrıntılı davranış gözlemi gerektiren durumlarda, yüz yüze randevuların aksaması tanıya erişimi zorlaştırdı. Maske kullanımı ve fiziksel mesafe gibi önlemler, çocukların mimiklerini, sosyal yanıtlarını ve sözlü olmayan ipuçlarını değerlendirmeyi güçleştirirken, araştırmacılar da bu boşluğu tele-sağlık temelli yöntemlerle kapatmanın yollarını aramaya başladı.</p>
<p>Bu alandaki dikkat çekici çalışmalardan biri, Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünden eğitim profesörü Katherine Meltzoff ve ekibinden geldi. Araştırma, özellikle dili daha gelişmiş, konuşması akıcı veya ifadeli çocuklarda uzaktan otizm değerlendirmesinin ne kadar güvenilir olabileceğini incelemeye odaklandı. Ekip, pandemi döneminde net biçimde ortaya çıkan bir ihtiyaca yanıt vermeye çalıştı: Küçük çocuklar ve sınırlı sözlü iletişimi olan bireyler için tele-sağlıkta kullanılabilen araçlar bulunsa da, daha büyük ve akıcı konuşan çocuklar için kapsamlı bir uzaktan tanı mekanizması yeterince doğrulanmış değildi.</p>
<p>Otizm tanısının tek bir biyobelirteç ya da laboratuvar testine dayanmadığı, bunun yerine davranışsal gözlemler ve gelişim öyküsüne yaslanan çok katmanlı bir süreç olduğu biliniyor. Klinik ekipler, sosyal iletişim becerilerini, karşılıklı etkileşimi, göz teması kurma biçimini, sözel ifadeleri ve çevresel uyaranlara verilen tepkileri <a href="https://oncology.com.tr/genclerin-ruh-sagliginda-cevresel-faktorler/" title="Gençlerin Ruh Sağlığına Dair Yeni İpucu: Günlük Çevreler Birlikte Etki Ediyor" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> değerlendiriyor. Bu yüzden yüz yüze inceleme uzun süredir altın standart olarak kabul ediliyor. Ancak salgın, bu standardın her koşulda uygulanamayacağını gösterdi ve uzaktan değerlendirmenin klinik geçerliliği daha fazla önem kazandı.</p>
<p>Meltzoff’un ekibi, tam da bu nedenle, klinik titizliği korurken dijital platformlara uyarlanabilecek bir tanı yaklaşımı geliştirmeye yöneldi. Çalışmanın temel sorusu, çevrimiçi görüşmelerin ve tele-sağlık oturumlarının, uzmanların çocukların sosyal iletişim örüntülerini yeterli ayrıntıda gözleyebilmesine izin verip vermeyeceğiydi. Araştırmanın hedefi, yüz yüze değerlendirmenin yerini tamamen almak değil, özellikle erişim güçlüğü yaşanan durumlarda güvenilir bir alternatif sunup sunamayacağını anlamaktı.</p>
<p>Bu tür çalışmalar, otizm tanısında giderek daha geniş kabul gören bir gerçeği de yeniden gündeme getiriyor: Değerlendirme sürecinin değeri, yalnızca çocuğun o günkü performansından değil, uzmanların farklı kaynaklardan topladığı bilgilerin birleşiminden geliyor. Aile görüşmeleri, gelişimsel geçmiş, iletişim örnekleri ve yapılandırılmış gözlem, klinik kararın temel taşları arasında yer alıyor. Tele-sağlık platformları bu parçaların bir kısmını çevrimiçi ortama taşıyabilse de, görüntü kalitesi, bağlantı kararlılığı, ortamın doğal olup olmaması ve çocuğun ekran karşısındaki davranışı gibi etkenler sonuçları etkileyebiliyor.</p>
<p>Yine de pandemi sonrası dönemde uzaktan tanı yöntemlerine <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-siddet-sonrasi-saglik-hizmetine-gec-basvuru/" title="Brezilya’da Yaşlılara Yönelik Şiddet Sonrası Tedaviye Geç Başvuru Alarmı" data-wpan-internal-link="1">yönelik</a> ilgi azalmış değil. Bunun önemli nedenlerinden biri, tele-sağlığın coğrafi engelleri azaltma potansiyeli. Büyük şehirlerde bile bekleme süreleri uzun olabilirken, kırsal bölgelerde uzmanlara erişim çok daha sınırlı kalabiliyor. Uzaktan değerlendirme, ailelerin işten izin alma zorunluluğunu azaltabiliyor, yolculuk <a href="https://oncology.com.tr/maden-iscilerinde-silikozis-etkileri/" title="Yeni İnceleme, Maden İşçilerinde Silikozisin Küresel Yükünü Gözler Önüne Serdi" data-wpan-internal-link="1">yükünü</a> hafifletebiliyor ve özellikle birden fazla çocuğu olan ya da sağlık riski taşıyan aileler için süreci kolaylaştırabiliyor.</p>
<p>Ancak uzmanlar, bu yaklaşımın her çocuk için uygun olmadığını da vurguluyor. Konuşma becerileri gelişmiş çocuklarda tele-sağlık daha umut verici görünse de, değerlendirme araçlarının yaş, dil düzeyi ve davranış profiline göre dikkatle uyarlanması gerekiyor. Ayrıca dijital eşitsizlikler de önemli bir sorun olarak sürüyor; güvenilir internet erişimi, uygun cihaz ve sakin bir görüşme ortamı olmayan ailelerin bu hizmetten tam olarak yararlanması zorlaşabiliyor. Bu nedenle çevrimiçi tanının yaygınlaşması, yalnızca teknik bir yenilik değil, aynı zamanda sağlık hizmetlerinde erişim adaleti meselesi olarak da ele alınıyor.</p>
<p>UC Riverside ekibinin çalışması, tele-sağlık uygulamalarının geçici bir salgın çözümünden daha fazlası olabileceğini düşündürüyor. Eğer uzaktan değerlendirme araçları belirli gruplarda klinik açıdan yeterli doğruluk sunarsa, bu yöntemler yüz yüze hizmetlerin yerine geçmekten çok onları tamamlayan bir model oluşturabilir. Böyle bir yaklaşım, uzman kapasitesinin verimli kullanılmasına ve tanı sürecine daha erken erişime katkı sağlayabilir.</p>
<p>Yine de araştırmacılar ve klinisyenler için temel soru aynı kalıyor: Hangi hastalar uzaktan değerlendirmeden güvenle yararlanabilir, hangilerinde mutlaka yüz yüze inceleme gerekir? Meltzoff ve ekibinin çalışması, bu soruya daha net yanıtlar üretmeye dönük önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Pandemi, sağlık sistemlerini zorladı; fakat aynı zamanda otizm tanısında dijital araçların sınırlarını ve olanaklarını test etmek için beklenmedik bir hızlandırıcı işlevi gördü. Bugün gelinen noktada, online otizm değerlendirmeleri artık yalnızca bir zorunluluk değil, dikkatle doğrulandığında kalıcı bir klinik seçenek olarak da görülmeye başlanıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> A Telehealth Diagnostic Tool for Autistic Children With Phrased and Fluent Speech: Comparison to In-person Diagnosis</p>
<p><strong>Image Credits:</strong> UC Riverside</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1007/s10803-026-07325-0</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Otizm Spektrum Bozukluğu, Uzaktan Sağlık Hizmeti, Sanal Tanı, Pediatrik Nörogelişim, Davranışsal Değerlendirme, COVID-19, Uzaktan Sağlık Hizmeti, Konuşma Gelişimi, Klinik Psikoloji, Tele tıp, Tanı Aracı, Otizm Değerlendirmesi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/uzaktan-otizm-degerlendirmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
