<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kemik iliği kök hücreleri &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/kemik-iligi-kok-hucreleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 May 2026 15:41:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Bağırsak Mikrobiyotası, Kök Hücrelerin Obeziteye Tepkisini Şekillendiriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bagirsak-mikrobiyotasi-kok-hucre-obezite/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bagirsak-mikrobiyotasi-kok-hucre-obezite/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 15:41:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak mikrobiyotası]]></category>
		<category><![CDATA[connexin43]]></category>
		<category><![CDATA[hücresel iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kemik iliği kök hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite araştırması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bagirsak-mikrobiyotasi-kok-hucre-obezite/</guid>

					<description><![CDATA[Araştırma, bağırsak mikrobiyotası ve kemik iliği kök hücrelerindeki connexin43 proteininin obeziteye karşı hücresel yanıtları şekillendirdiğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezitenin yalnızca alınan kalori ve fiziksel aktivite düzeyiyle açıklanamayacağına dair kanıtlar giderek artarken, yeni bir çalışma bu tabloya kemik iliğindeki kök hücreleri ve bağırsak mikrobiyotasını ekliyor. <em>International Journal of Obesity</em> dergisinde yayımlanan araştırmada Ning, Chen, Yang ve çalışma arkadaşları, kemik iliği mezenkimal kök hücrelerinde bulunan connexin43 (Cx43) adlı bağlantı proteinindeki değişimin, yüksek yağlı diyetle gelişen obeziteye karşı yanıtı belirgin biçimde etkileyebildiğini gösterdi.</p>
<p>Çalışma, obezitenin ilerleyişinde hücreler arası iletişim ile bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerin birlikte nasıl rol oynadığını anlamaya odaklanıyor. Özellikle kemik iliği mezenkimal kök hücreleri, yağ hücrelerine dönüşebilme kapasiteleri ve metabolik denge üzerindeki etkileri nedeniyle son yıllarda dikkat çeken bir araştırma alanı haline gelmiş durumda. Bu hücrelerin nasıl davrandığı, yağ dokusunun büyümesi ve enerji dengesinin bozulmasıyla yakından ilişkili olabilir. Araştırmacılar da tam bu nedenle, hücresel iletişimde önemli bir görev üstlenen Cx43 proteininin obezite sürecindeki rolünü inceledi.</p>
<p>Cx43, hücreler arasında gap junction olarak bilinen doğrudan iletişim kanallarının temel bileşenlerinden biri. Bu kanallar, komşu hücreler arasında küçük moleküllerin ve sinyal ileticilerin geçişini sağlayarak doku dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Bilim insanları uzun süredir bu tür bağlantı proteinlerinin sadece gelişimsel süreçlerde değil, metabolik hastalıklarda da etkili olabileceğini düşünüyor. Söz konusu çalışma, bu hipotezi yüksek yağlı diyetle beslenen fareler üzerinden test etti.</p>
<p>Araştırma ekibi, özellikle BMSC’lerde Cx43 eksikliğinin yüksek yağlı diyete bağlı obeziteyi nasıl etkilediğini inceledi. Bulgular ilk bakışta şaşırtıcıydı: BMSC’lerinde Cx43 bulunmayan fareler, yüksek yağlı diyetin neden olduğu yağlanmaya karşı daha dirençli göründü. Bu durum, Cx43’ın obezite gelişimini kolaylaştıran veya en azından bu sürece katkıda bulunan bir unsur olabileceğine işaret ediyor. Ancak ekip yalnızca kök hücrelerin kendisine odaklanmadı; bağırsak mikrobiyotasındaki değişimler de analiz edildi.</p>
<p>Çünkü obezite araştırmalarında bağırsak mikrobiyotası artık bağımsız bir oyuncu olarak kabul ediliyor. Sindirim sisteminde yaşayan mikroorganizmaların bileşimi, enerji emilimi, <a href="https://oncology.com.tr/memeli-yaslanmasi-gen-imzalari/" title="Memelilerde Yaşlanmanın Ortak Gen İmzaları Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">inflamasyon</a> yanıtı ve metabolik sinyaller üzerinde etkili olabiliyor. Yüksek yağlı diyetlerin mikrobiyal dengeyi değiştirdiği, bunun da vücudun yağ depolama eğilimini ve metabolik riski etkileyebildiği biliniyor. Yeni çalışma, bu mikrobiyal değişimlerin BMSC’lerdeki Cx43 yanıtıyla bağlantılı olabileceğini göstererek iki ayrı biyolojik alanı aynı çerçevede buluşturuyor.</p>
<p>Bu bağlantı, obezitenin tek bir dokudan kaynaklanan bir hastalık olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. Yağ dokusu, bağırsaklar, kemik iliği ve <a href="https://oncology.com.tr/kan-kok-hucrelerinde-inflamatuvar-hafiza/" title="Kan Kök Hücrelerinde İnflamasyonun İzleri Yıllarca Silinmiyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sistemi</a> arasında sürekli bir <a href="https://oncology.com.tr/sirt1-agresif-prostat-kanseri-hedef/" title="Aggresif Prostat Kanserinde Yeni Bir Moleküler Hedef: Sirt1’in Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">moleküler</a> iletişim söz konusu. Çalışmanın sonuçları, bu iletişim ağında Cx43’ın bir düğüm noktası gibi davranabileceğini düşündürüyor. Başka bir deyişle, kök hücrelerin obeziteye verdiği yanıt yalnızca beslenme düzeniyle değil, aynı zamanda bağırsak ekosisteminden gelen sinyallerle de biçimleniyor olabilir.</p>
<p>Bilimsel açıdan önemli noktalardan biri, bu bulguların mekanizmanın bütünüyle çözülmüş olduğu anlamına gelmemesi. Araştırma, Cx43 eksikliğinin obeziteye karşı koruyucu bir ilişki gösterebildiğini ortaya koysa da bunun insanlarda aynı biçimde işleyip işlemediği henüz bilinmiyor. Fare modelleri, insan metabolizmasını anlamak için güçlü araçlar sunsa da, doğrudan klinik sonuçlara dönüştürülmeden önce daha fazla doğrulamaya ihtiyaç duyuluyor. Yine de çalışma, obezite biyolojisinin hücresel ve mikrobiyal katmanlarını bir arada ele alan önemli bir örnek sunuyor.</p>
<p>Son yıllarda kök hücrelerin yalnızca doku yenilenmesinde değil, metabolik hastalıkların seyrinde de aktif rol oynadığına dair veriler birikiyor. Kemik iliği mezenkimal kök hücreleri, yağ hücrelerine dönüşebilmeleri nedeniyle özellikle dikkat çekiyor. Eğer bu hücrelerin iletişim ağları bozulursa, yağ dokusunun homeostazı da etkilenebiliyor. Bu nedenle Cx43 gibi gap junction proteinleri, gelecekte metabolik hastalık araştırmalarında yalnızca bir biyobelirteç değil, potansiyel bir düzenleyici mekanizma olarak da değerlendirilebilir.</p>
<p>Araştırmanın bir diğer önemi, bağırsak mikrobiyotasının stem cell biyolojisiyle aynı başlık altında değerlendirilmesinin giderek daha anlamlı hale gelmesi. Mikrobiyal dengenin bozulması, yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalmıyor; inflamasyon, hormonal sinyaller ve enerji metabolizması üzerinden uzak dokuları da etkileyebiliyor. Bu çalışma, söz konusu etkilerin kemik iliğindeki hücresel iletişimle kesişebileceğini göstererek obezite araştırmalarına yeni bir katman ekliyor.</p>
<p>Özetle, Ning ve arkadaşlarının çalışması yüksek yağlı diyetin obezite üzerindeki etkilerinin, kemik iliği kök hücrelerindeki Cx43 aracılı iletişim ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerle birlikte şekillenebileceğini ortaya koyuyor. Bulgular, obezitenin yalnızca bir enerji fazlalığı meselesi değil, farklı organ sistemleri arasında süren karmaşık biyolojik etkileşimlerin sonucu olduğunu destekliyor. Bu da gelecekteki araştırmalar için yeni sorular doğuruyor: Mikrobiyota değişimi Cx43 sinyalini mi etkiliyor, yoksa kök hücre iletişimi mi mikrobiyal dengenin sonucunu değiştiriyor? Şimdilik kesin olan, obezite biyolojisinin düşündüğümüzden daha çok katmanlı olduğu.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The study investigates how connexin43 deficiency in bone marrow mesenchymal stem cells affects the relationship between high-fat diet-induced obesity and gut microbiota alterations.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Gut microbiota alteration contributes to bone marrow mesenchymal stem cells connexin43 response to high-fat diet induced obesity in mice.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Ning, K., Chen, Y., Yang, X. et al. Gut microbiota alteration contributes to bone marrow mesenchymal stem cells connexin43 response to high-fat diet induced obesity in mice. Int J Obes (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02104-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> 27 May 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bagirsak-mikrobiyotasi-kok-hucre-obezite/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Östrojen Eksikliğinin Omurga Hücrelerinde Başlattığı Gizli Hasar Mekanizması Açığa Çıktı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ostrojen-eksikligi-omurga-hucre-yaslanmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ostrojen-eksikligi-omurga-hucre-yaslanmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 22:30:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ekstraselüler veziküller]]></category>
		<category><![CDATA[hücre yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[intervertebral disk dejenerasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kemik iliği kök hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri disfonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[omurga hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[omurga sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[östrojen eksikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ostrojen-eksikligi-omurga-hucre-yaslanmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, östrojen eksikliğinin omurga uç plağında hücre yaşlanmasını tetikleyen ekstraselüler veziküller ve mitokondri işlev bozukluğunu MRPL1 mRNA üzerinden nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Östrojen eksikliğinin omurga sağlığını nasıl bozduğu sorusuna ilişkin uzun süredir eksik kalan parça, yeni bir çalışmayla büyük ölçüde netleşti. <em>Experimental &amp; Molecular Medicine</em> dergisinde 7 Mayıs 2026’da yayımlanan araştırma, vertebral kemik iliği kök hücrelerinden salınan küçük hücre dışı keseciklerin, yani BMSC-EV’lerin, omurga uç plağındaki kondrositlerde yaşlanma benzeri değişiklikleri ve mitokondriyal işlev bozukluğunu tetikleyebildiğini ortaya koydu. Ekip, bu etkinin MRPL1 mRNA adlı moleküler bir kargo üzerinden taşındığını bildirdi.</p>
<p>Bulgular, özellikle menopoz sonrası dönemde sık görülen östrojen azalmasının neden bazı kişilerde omurga yapılarında dejeneratif süreci hızlandırabildiğine dair yeni bir mekanizma sunuyor. Omurga uç plağı, omurga cisimleri ile omurlar arası diskler arasında yer alan kritik bir geçiş bölgesi olarak hem mekanik dayanıklılık hem de besin taşınması açısından önemli kabul ediliyor. Bu mikro çevredeki hasar ve hücresel yaşlanmanın, kronik sırt ağrısının önde gelen nedenlerinden biri olan intervertebral disk dejenerasyonu ile bağlantılı olduğu uzun zamandır biliniyor. Ancak bu hasarın hücresel düzeyde nasıl ilerlediği konusunda ayrıntılar sınırlıydı.</p>
<p>Zhong ve çalışma arkadaşlarının incelediği süreçte, vertebral kemik iliği kök hücrelerinden kaynaklanan ekstraselüler veziküllerin yalnızca pasif taşıyıcılar olmadığı, aksine komşu hücrelere biyolojik talimatlar iletebilen etkin iletişim araçları olduğu görülüyor. Bu minik kesecikler, proteinler, RNA’lar ve başka moleküller taşıyarak hücreler arasında haberleşmeyi düzenliyor. Araştırmaya göre östrojen eksikliği altında bu veziküllerin içeriği değişiyor ve endplate kondrositlerine yaşlanmayı hızlandıran <a href="https://oncology.com.tr/keloid-fibroblast-kemiklesmesi/" title="Keloidlerde Sinirlerden Gelen Sinyaller Kemikleşme Eğilimini Tetikliyor" data-wpan-internal-link="1">sinyaller</a> ulaştırılıyor.</p>
<p>Çalışmanın odak noktasında MRPL1 mRNA yer alıyor. Mitochondrial ribosomal protein L1 olarak bilinen bu molekül, mitokondrilerde protein sentezine katkı sağlayan bir bileşenle ilişkili. Araştırmacılar, BMSC-EV’ler aracılığıyla taşınan MRPL1 mRNA’nın endplate kondrositlerinde mitokondri işlevini bozduğunu ve hücresel yaşlanma belirteçlerini artırdığını bildirdi. Mitokondriler hücrenin enerji üretim merkezleri olarak bilindiğinden, bu organellerdeki bozulma doku onarımını, dayanıklılığı ve genel hücre sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p>Omurga uç plağı hücreleri, disk ile kemik dokusu arasındaki dengenin korunmasında kilit rol oynuyor. Bu hücrelerdeki senesans, yani yaşlanma benzeri kalıcı işlev kaybı, doku yenilenmesini zayıflatabiliyor ve çevredeki biyolojik ortamı dejenerasyona daha yatkın hale getirebiliyor. Yeni çalışma, östrojen eksikliğinin yalnızca hormon düzeylerinde bir düşüşe yol açmakla kalmayıp, hücreler arası iletişim üzerinden omurga dokularını etkileyebileceğini gösteren önemli bir kanıt sunuyor.</p>
<p>Bilim insanlarının dikkat çektiği noktalardan biri, bu mekanizmanın potansiyel olarak tedavi geliştirme açısından yeni kapılar açabilmesi. Eğer BMSC-EV’lerin içeriği ya da MRPL1 mRNA’nın hücrelere aktarımı kontrol edilebilirse, ilerleyici omurga dejenerasyonunu yavaşlatmaya dönük yeni stratejiler araştırılabilir. Bununla birlikte uzmanlar, bunun erken aşama temel bilim çalışması olduğunu ve insanlarda klinik uygulamaya geçmeden önce daha fazla doğrulama gerektiğini vurgulamakta haklı olacaktır. Hücre kültürü ve deneysel model bulguları, hastalığın mekanizmasını aydınlatmada çok değerlidir; ancak tedaviye dönüşmesi uzun bir süreçtir.</p>
<p>İntervertebral disk dejenerasyonu, yaşla birlikte artan ve yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen bir sağlık sorunu. Kronik bel ağrısının en yaygın nedenlerinden biri olarak görülen bu durumun arkasında yalnızca mekanik yüklenme değil, aynı zamanda biyolojik yaşlanma, <a href="https://oncology.com.tr/sedef-hastaligi-mhc-ii-nk-hucreleri/" title="Sedef Hastalığında Yeni Bir İmmün Yol: Keratinositlerdeki MHC-II NK Hücrelerini Cilde Çekiyor" data-wpan-internal-link="1">inflamasyon</a>, damar desteğindeki değişimler ve hücresel enerji metabolizmasındaki bozulmalar da bulunuyor. Bu yeni çalışma, özellikle hormonal değişimlerin omurga dokularında nasıl zincirleme etkiler başlatabileceğini göstermesi açısından dikkat çekiyor.</p>
<p>Araştırmanın sonuçları, menopoz sonrası kemik ve omurga sağlığına dair bilinen risklerin daha moleküler bir çerçeveye oturtulmasına yardımcı oluyor. Östrojen eksikliğinin kemik yoğunluğu üzerindeki etkileri uzun zamandır bilinse de, bu çalışmada odak noktası doğrudan kemik dokusundan yayılan dış sinyallerin komşu kıkırdak hücrelerini nasıl etkilediği oldu. Böylece omurga dejenerasyonunun yalnızca yapısal bir sorun değil, aynı zamanda hücreler arası iletişim bozukluğu içeren <a href="https://oncology.com.tr/cin-karmasik-saglik-ihtiyaclari-yaslilar/" title="Çin’de karmaşık bakım ihtiyacı olan yaşlıların sağlık hizmeti kullanımı farklı profillerde toplandı" data-wpan-internal-link="1">karmaşık</a> bir süreç olduğu daha açık biçimde ortaya kondu.</p>
<p>Bilimsel açıdan bakıldığında, bu tür sonuçlar özellikle doku mikro çevresi, ekstraselüler veziküller ve mitokondriyal biyoloji arasındaki bağlantıyı güçlendiriyor. Klinik açıdan ise östrojen eksikliğiyle ilişkili omurga hasarının erken dönem belirteçlerle izlenebilmesine veya hedefe yönelik biyolojik müdahaleler geliştirilmesine yönelik yeni hipotezler üretilmesini sağlayabilir. Ancak mevcut veriler, bu mekanizmanın insan hastalığındaki rolünü doğrulamak için daha geniş preklinik ve klinik araştırmalar gerektiğini de gösteriyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, yaşa ve hormona bağlı omurga dejenerasyonunu anlamada önemli bir ilerleme olarak öne çıkıyor. Östrojen eksikliğinin, vertebral kemik iliği kök hücrelerinden salınan veziküller aracılığıyla endplate kondrositlerinde mitokondri bozukluğu ve hücresel yaşlanmayı tetikleyebildiğinin gösterilmesi, omurga hastalıklarının biyolojisini daha ayrıntılı çözmek isteyen araştırmalar için yeni bir yön sunuyor. Bu yönelim, gelecekte kronik sırt ağrısı ve disk dejenerasyonu ile mücadelede daha hedefli yaklaşımların temelini oluşturabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The study investigates the molecular mechanisms by which estrogen deficiency influences vertebral bone marrow stem cell-derived extracellular vesicles and their impact on mitochondrial dysfunction and senescence in endplate chondrocytes.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Vertebral BMSC-EVs under estrogen deficiency drive senescence-related mitochondrial dysfunction in endplate chondrocytes via MRPL1 mRNA delivery.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhong, Y., Li, Z., Hong, H. et al. Vertebral BMSC-EVs under estrogen deficiency drive senescence-related mitochondrial dysfunction in endplate chondrocytes via MRPL1 mRNA delivery. Exp Mol Med (2026). https://doi.org/10.1038/s12276-026-01719-x</p>
<p><strong>DOI:</strong> 07 May 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ostrojen-eksikligi-omurga-hucre-yaslanmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
