<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hematoloji &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/hematoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>hematoloji &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Enrico M. Novelli, UMSOM’da orak hücre hastalığı programının direktörlüğüne atandı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[dahiliye]]></category>
		<category><![CDATA[hasta bakım ağı]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[klinik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[orak hücre hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[translasyonel araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[UMMS ağı]]></category>
		<category><![CDATA[UMSOM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/</guid>

					<description><![CDATA[UMSOM, orak hücre hastalığı programı direktörlüğüne Enrico M. Novelli’yi atadı. UMMS ağı üzerinden eyalet çapı uzman bakım erişimi hedefleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>University of Maryland School of Medicine (UMSOM), orak hücre hastalığı alanında tanınan uzman hekim Enrico M. Novelli’yi (MD, MS) yeni bir göreve atadı. Novelli, UMSOM bünyesindeki Orak Hücre Hastalığı Programı’nın Direktörü olarak ve Dahiliye Anabilim Dalı <a href="https://oncology.com.tr/klonal-bellek-aml-bolunme-izi/" title="Kan hücrelerinde “bölünme izi” sağlıklıyken farklı, AML’de büsbütün başka bir yola mı sapıyor?" data-wpan-internal-link="1">Hematoloji</a>/Onkoloji Bölümü’nde Profesör unvanıyla görevlendirildi. Atama, klinik hasta bakımının yanı sıra translasyonel araştırmaların da aynı liderlik altında güçlendirilmesini <a href="https://oncology.com.tr/avrupada-nadir-kanserlerde-molekuler-eslestirme-erisimi-hizlandirmayi-hedefliyor/" title="Avrupa’da nadir kanserlerde ‘moleküler eşleştirme’ erişimi hızlandırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>.</p>
<p>Novelli’nin yeni rolü, Maryland’deki klinik uygulamalarla akademik çalışmaların kesiştiği bir noktaya işaret ediyor. Hekim, halihazırda University of Maryland Marlene and Stewart Greenebaum Comprehensive Cancer Center (UMGCCC) kapsamında hastalarla ilgileniyor. Bu yapılanma, orak hücre hastalığına eşlik edebilen karmaşık klinik tabloların değerlendirilmesi ve daha ileri terapötik yaklaşımların geliştirilmesi açısından klinik deneyimi araştırma gündemiyle birlikte yürütmeye olanak tanıyor.</p>
<p>Direktörlük görevinin yanında Novelli, University of Maryland Medical System (UMMS) bünyesindeki Orak Hücre Hastalığı ve Klasik Hematoloji Ağı’nın (Sickle Cell Disease and Classical Hematology Network) Şefi olarak da hizmet verecek. Bu ağ, eyalet genelinde uzmanlaşmış bakım erişimini artırmayı amaçlayan ve Maryland’de farklı basamaklar arasında koordinasyonu güçlendirmeyi hedefleyen bir girişim olarak tanımlanıyor. Orak hücre hastalığında bakımın sürekliliği; erken tanı, düzenli izlem ve komplikasyonların zamanında yönetimi açısından kritik önem taşıdığı için, ağın yaklaşımı özellikle tanıdan ileri tedavilere uzanan süreçleri daha etkin hale getirmeye odaklanıyor.</p>
<p>UMMS ağı kapsamında planlanan genişleme, orak hücre hastalığı bakımında yalnızca tedaviye değil, tanısal değerlendirme ve tedavi kararlarını etkileyen süreçlere de vurgu yapıyor. Novelli’nin liderliği altında, hastalık seyrini etkileyen biyolojik göstergeler ve klinik riskle ilişkili parametrelerin ele alınmasına yönelik çalışmaların klinik uygulamayla uyumlu biçimde ilerletilmesi bekleniyor. Kaynak bilgilere göre program, tanıdan ileri tedavilere giden basamakları güçlendirerek hastaların doğru zamanda doğru uzmana ulaşmasını hedefleyen bir organizasyon kurmaya çalışıyor.</p>
<p>Orak hücre hastalığı, yaşam boyu süren ve sıklıkla çoklu organ sistemlerini etkileyebilen bir hematolojik hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle bakımın; hekimlerin deneyimi, multidisipliner ekip çalışması ve hastaya özgü tedavi planlama kapasitesiyle desteklenmesi önem kazanıyor. Novelli’nin görevlendirilmesi, translasyonel araştırmaların klinik bakım süreçlerine entegre edilmesi fikriyle de uyumlu bir model sunuyor. Orak hücre hastalığı alanında hem <a href="https://oncology.com.tr/omniage-mitotik-saatler-klonal-hematopoez/" title="OmniAge haritası: Mitotik saatlerin işaret ettiği biyolojik yollar klonal hematopoezi açıklayabilir mi?" data-wpan-internal-link="1">biyobelirteçler</a> ve görüntüleme temelli değerlendirmeler hem de ileri tedavi seçenekleri üzerine çalışmalara ilişkin literatürde giderek artan bir ilgi bulunuyor; UMSOM’daki yeni yapı da bu gündemi klinik platformla buluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p>UMSOM’un açıkladığı atama, Maryland’de orak hücre hastalığına yönelik kapsamlı bakım kapasitesinin ve araştırma altyapısının liderlik üzerinden güçlendirilmesine yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor. Novelli’nin UMGCCC’deki klinik etkinliği ile UMS ağında planlanan eyalet çapındaki koordinasyon, tanı ve tedavi yolculuğunun hızlanması ve uzman bakımına erişimde süreklilik sağlanması yönünde somut bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Enrico M. Novelli’nin yeni görevi, orak hücre hastalığında giderek artan tedavi çeşitliliği ve gelişen klinik yaklaşımların sahaya daha sistemli biçimde aktarılmasına yönelik bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Programın ilerleyen dönemde nasıl yapılandırılacağı ve ağın hangi ölçüde büyütüleceği, orak hücre hastalığıyla yaşayan hastaların bakım deneyimi açısından yakından izlenecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Sickle cell disease; red cell exchange transfusion; biomarkers and imaging in SCD; gene therapy outcomes</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Enrico M. Novelli Appointed Director of UMSOM Sickle Cell Disease Program</p>
<p><strong>References:</strong><br />https://www.medschool.umaryland.edu/news/2026/silver-spring-woman-becomes-first-adult-sickle-cell-disease-patient-in-maryland-to-receive-fda-approved-gene-therapy.html ; https://www.medschool.umaryland.edu/profiles/gladwin-mark/ ; https://www.umms.org/about/leadership/mohan-suntha</p>
<p><strong>Keywords:</strong> orak hücre hastalığı, gen terapisi, eritrosit değişim tedavisi, biyobelirteçler, hematoloji, NIH tarafından finanse edilen araştırma, kardiyovasküler risk, translasyonel tıp</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan hücrelerinde “bölünme izi” sağlıklıyken farklı, AML’de büsbütün başka bir yola mı sapıyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/klonal-bellek-aml-bolunme-izi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/klonal-bellek-aml-bolunme-izi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 06:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[AML]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematopoietik kök hücre]]></category>
		<category><![CDATA[Hücre soy izleme]]></category>
		<category><![CDATA[kan hücresi soy takibi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[klonal bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Klonal evrim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/klonal-bellek-aml-bolunme-izi/</guid>

					<description><![CDATA[Çalışma, kan hücrelerindeki bölünme geçmişinin “klonal bellek” oluşturduğunu; sağlıklı hematopoezde düzenli, akut miyeloid lösemide (AML) ise büsbütün farklılaştığını gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan kanını oluşturan hücrelerin yaşam öyküsünde, her bölünmenin bıraktığı bir iz bulunuyor. Yeni bir araştırma, bu izlerin hücresel klonların yapısında “klonal bellek” adı verilen bir kayıt gibi saklandığını; sağlıklı kan yapımında bu kaydın düzenli bir şekilde ilerlerken, akut miyeloid lösemide (AML) aynı mekanizmanın keskin biçimde farklılaşabildiğini bildiriyor. Çalışma, <em>Nature Communications</em> dergisinde yayımlanan sonuçlara dayanıyor ve Donada, Hermange, Tocci ile çalışma arkadaşlarının klon soylarını kişiler arasında izleyerek <a href="https://oncology.com.tr/biyomembran-elektronik-arayuzler-protokol/" title="Hücre zarını “çip diliyle” konuşturan biomembran–elektronik arayüzler: yeni bir protokol rehberi" data-wpan-internal-link="1">hücre</a> bölünmelerinin zaman içinde bıraktığı imzayı haritaladığı bir yaklaşım sunuyor.</p>
<p>Araştırmacılar, kan kök hücresi popülasyonlarını sabit bir “kimlik” gibi ele almak yerine, aynı klon içinde tekrarlayan çoğalma ve farklılaşma döngülerinin genetik ve fenotipik manzarayı nasıl şekillendirdiğini merkeze aldı. Bu bakış açısı, klonların yalnızca hangi mutasyonlara sahip olduğundan ziyade, bölünme geçmişinin hücrelerin dokuya uyumundan görünür özelliklerine kadar uzanan örüntülerini de anlamayı hedefliyor. Çalışmada kullanılan mantık, klonların içinde yer alan ve ardışık bölünmelerin tarihini yansıtan yapısal özelliklerin, zaman içinde bir tür biyolojik “dosya” gibi işlev görebileceği fikrine dayanıyor.</p>
<p>Çalışmanın bulguları, sağlıklı hematopoezde klonal genişlemenin düzenli kök hücre dönüşümüne uygun örüntüler sergilediğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, farklı bireylerde gözlenen klonal çizgiler, bölünme ve farklılaşmanın belirli bir denge halinde ilerlediği bir seyirle uyumlu sinyaller veriyor. Araştırmanın vurguladığı nokta, sağlıklı durumda klonların genişleyip dallanmasına dair desenlerin, hücre soylarının giderek karmaşıklaşmasına rağmen belirli bir biyolojik düzen içinde kalması. Bu düzen, “klonal bellek”in beklenen çizgide ilerlemesiyle ilişkilendiriliyor.</p>
<p>Buna karşılık, AML söz konusu olduğunda klonal bellek davranışı bambaşka bir karakter kazanıyor. Araştırmacılar, malign dönüşüm başladığında klonların soy ağacında kaydedilen bölünme geçmişinin, sağlıklı koşullara kıyasla daha düzensiz ya da farklı yönelimler sergileyebildiğini ortaya koyuyor. Çalışma, AML’nin yalnızca yeni mutasyonların birikimiyle sınırlı olmadığını; aynı zamanda klonal mimariyi etkileyen bölünme geçmişi desenlerinin de hastalığın biyolojisine eşlik ettiğini düşündürüyor. Bu ayrışmanın, normal hematopoezdeki kontrollü düzen ile kanserleşme anındaki süreçlerin ayrıldığı kritik bir kavşağa işaret edebileceği belirtiliyor.</p>
<p>Araştırma, klon soylarını bireyler üzerinden karşılaştırarak, zamansal olarak ardışık bölünmelere ait imzaların saptanabildiğini gösteriyor. Yöntemin gücü, kan hücresi çeşitliliğini yalnızca “anlık fotoğraf” olarak <a href="https://oncology.com.tr/me-cfs-iskelet-kasi-degisimleri-uzun-covid-bed-rest/" title="Uzun COVID ve ME/CFS’de kas biyolojisi: Yatak istirahatinin “taklidi” değil, ayrı bir örüntü" data-wpan-internal-link="1">değil,</a> aynı klonun içinde gerçekleşen ardışık olayların sonucu olarak okumasında yatıyor. Bu sayede, hücresel klonların hangi noktalarda genişlediği, hangi fenotipik özelliklerin hangi yollarla ortaya çıktığı ve bu örüntülerin hastalık bağlamında nasıl değiştiği incelenebiliyor.</p>
<p>Elbette çalışma, klonal belleği tanımlayan biyolojik bir çerçeve sunuyor; ancak bu yaklaşımın klinikte nasıl kullanılacağına dair adımlar henüz erken aşamada. Buna rağmen sonuçlar, AML gibi hematolojik hastalıklarda klonların evrimini anlamak için “bölünme tarihçesi”nin önemine işaret ediyor. Eğer klonal bellek davranışı hastalık durumuna göre tutarlı farklılıklar gösteriyorsa, gelecekte risk değerlendirme, hastalık dinamiğini daha hassas okumak veya tedaviye giden biyolojik yolu anlamak gibi alanlarda yeni araştırma hedefleri doğurabilir.</p>
<p>Donada, Hermange, Tocci ve ekibinin <a href="https://oncology.com.tr/down-sendromu-alzheimer-p-tau217-kan-testi/" title="Down sendromunda Alzheimer biyobelirteçleri kan testleriyle daha erken yakalanabilir: USC çalışması" data-wpan-internal-link="1">çalışması</a>, hücre soylarının geçmişini yalnızca genetik düzeyde değil, klon mimarisinin içinde saklanan yapısal izler üzerinden de okumaya yöneliyor. Sağlıklı hematopoezde düzenli dönüşümle uyumlu klonal bellek örüntülerinin AML’de ayrışması, kanserleşmenin hücre biyolojisinde sadece “neyin eklendiği” değil, aynı zamanda “bölünme tarihçesinin nasıl yeniden yazıldığı” sorusunu da öne çıkarıyor. <em>Nature Communications</em>’ta yayımlanan bu çalışma, klonal evrimin daha ayrıntılı bir haritasını çizmek için güçlü bir bilimsel zemin sağlıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/clonal-division-memory-in-humans-splits-between-healthy-blood-formation-and-aml/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Human haematopoiesis and acute myeloid leukaemia (AML); clonal evolution and division-history memory in blood cell lineages.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Clonal memory of cell division in humans diverges between healthy haematopoiesis and acute myeloid leukaemia.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Donada, A., Hermange, G., Tocci, T. et al. Nature Communications (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75250-y</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41467-026-75250-y</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/klonal-bellek-aml-bolunme-izi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dewilding süreci rhesus makaklarının kanını yeniden şekillendiriyor: çevresel değişim hematolojide iz bırakıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dewilding-sureci-rhesus-makaklari-kan-sagligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dewilding-sureci-rhesus-makaklari-kan-sagligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:09:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[biyobelirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel stres]]></category>
		<category><![CDATA[Dewilding]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kan kimyası]]></category>
		<category><![CDATA[koruma biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Primat sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Rhesus makakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dewilding-sureci-rhesus-makaklari-kan-sagligi/</guid>

					<description><![CDATA[Dewilding süreci rhesus makaklarında kan kimyası ve bağışıklıkla ilişkili biyobelirteçlerde zamana bağlı değişimler oluşturur. Çevresel stresin izleri izlenmeli.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rhesus makaklarında “dewilding” olarak bilinen süreç, yalnızca yaşam alanını değiştirmekle kalmayıp kanın kimyasından bağışıklıkla ilişkili göstergelere kadar uzanan biyolojik değişimlere de yol açıyor. Nature Communications’ta yayımlanan yeni bir çalışma, vahşi ortamdan kademeli biçimde insan yönetimindeki ortamlara geçişin, bu primatlarda belirgin hematolojik farklılıklar oluşturduğunu ortaya koydu. Sonuçlar, rehabilitasyon, araştırma ya da koruma amaçlarıyla uygulanan dewilding uygulamalarında hayvan sağlığının izlenmesine yönelik daha hassas biyobelirteçlere ihtiyaç olduğunu <a href="https://oncology.com.tr/egzersiz-kaynakli-mikrobiyal-metabolitler-kas-kaybi/" title="Kadın farelerde egzersizin kas kaybını nasıl önlediği: Bağırsak kaynaklı metabolitler yeni bir kilit bağa işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>.</p>
<p>“Dewilding”, hayvanların doğal habitatlarından çıkarılarak farklı koşullara alınmasıyla ilerleyen bir uyum sürecini ifade ediyor. Bu geçişte beslenme düzeni, maruziyet düzeyi, stres örüntüleri ve barınma koşulları gibi etkenler aynı anda değişebiliyor. Araştırmacılar, rhesus makaklarının fizyoloji ve davranış açısından insanlarla benzerlikler taşıması nedeniyle çevresel stresin sağlık üzerindeki etkisini anlamada güçlü bir model sunduğunu vurgulayarak, dewilding sırasında kan bileşenlerinde neler olduğuna odaklandı.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde, dewilding boyunca zaman içinde izlenen hematolojik değişimler yer alıyor. Araştırma ekibi, vahşi yaşamdan kademeli geçişin ardından kan kimyası ve bağışıklık işlevine ilişkin olası etkileri değerlendirdi. Elde edilen bulgular; çevresel koşulların değişmesinin, dolaşımdaki kan hücrelerine ve kanın biyokimyasal özelliklerine yansıyan ölçülebilir bir yanıt tetikleyebileceğini gösteriyor. Bu tür değişimlerin tek bir nedene bağlanması mümkün olmasa da, çevresel stres ile ilişkili fizyolojik yeniden yapılanmanın kan göstergelerine yansıması, sonuçların bilimsel önemini artırıyor.</p>
<p>Makaklarda görülen değişimler, dewilding sürecinin sağlık üzerinde “sadece davranışsal” değil, biyolojik düzeyde de iz bıraktığını düşündürüyor. Kan hücresi morfolojisi ve hematolojik belirteçlerdeki farklılıklar, uyumun zaman içinde geliştiğine işaret edebilir; ancak araştırmanın ayrıntıları, bu değişimlerin hangi bileşenlerle ve hangi mekanizmalarla ilişkili olduğunun daha netleştirilmesini gerektiriyor. Yine de çalışma, çevresel geçişin bağışıklık sistemiyle bağlantılı süreçleri de etkileyebileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p>
<p>Araştırma; çevre değişiminin primat sağlığına etkilerini inceleyen literatüre, kan biyobelirteçleri üzerinden doğrudan bir pencere aralıyor. Bu yaklaşım, dewilding uygulamalarında hayvanların durumunu değerlendirirken yalnızca klinik gözlemlere dayanmak yerine, kan temelli ölçümlerin karar verme süreçlerine daha sistematik biçimde dahil edilmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çalışma, dewildingin biyolojik etkilerini gösteren bir gözlemsel çerçeve sunduğu için, klinik anlamda “hangi müdahalenin en iyi olduğu” gibi bir tedavi çıkarımına yer vermiyor.</p>
<p>Çalışmayı yürüten ekip, rhesus makaklarını dewilding öncesi ve sonrası koşullarda değerlendirerek çevresel değişimin kan sağlığını <a href="https://oncology.com.tr/pregmednet-gebelik-ilaclari-yenidogan-riskleri/" title="PregMedNet ile gebelikte ilaçların yenidoğan riskleri nasıl “çoklu” etkileniyor aydınlanıyor" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> etkileyebileceğini araştırdı. Sonuçların, koruma odaklı programlar ile rehabilitasyon ya da araştırma süreçleri gibi farklı amaçlarla yapılan dewilding uygulamalarında hayvan refahı ve sağlık takibinin tasarımını etkileyebileceği belirtiliyor. Özellikle bağışıklık işleviyle ilişkili kan ölçümlerinin, stresle seyreden uyum süreçlerinde daha erken uyarı sağlayıp sağlayamayacağı, gelecekteki çalışmaların ele alması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Rhesus makaklarında dewilding sırasında ortaya çıkan hematolojik farklılıklar, çevresel geçişlerin primat biyolojisinde somut izler bıraktığını gösteren yeni bir kanıt seti oluşturuyor. Bu bulgular, doğadan kontrollü ortamlara geçişin yalnızca bir lojistik süreç değil, aynı zamanda biyolojik yeniden düzenlenmeyi tetikleyen bir müdahale olduğunu hatırlatıyor ve sağlık izleme stratejilerinin kan temelli göstergelerle daha iyi kalibre edilmesine zemin hazırlıyor.</p>
<p><a href="https://scienmag.com/environmental-changes-impact-blood-health-in-dewilded-rhesus-macaques/">https://scienmag.com/environmental-changes-impact-blood-health-in-dewilded-rhesus-macaques/</a></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Hematological effects of environmental change during dewilding in rhesus macaques</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Hematological consequences of environmental change during dewilding of rhesus macaques</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Smith, A., Kiwanuka, K., Pessenda, G. et al. Hematological consequences of environmental change during dewilding of rhesus macaques. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75260-w</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/tek-hucreli-gen-haritalamasi-kemik-hastaliklari-gen-hedefleri/" data-wpan-internal-link="1">Kemik dokusunda tek hücre haritası: Damar ilişkili hücreler iskelet hastalıkları için yeni gen hedefleri işaret ediyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dewilding-sureci-rhesus-makaklari-kan-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Guelph Üniversitesi Ekibinden Lösemi Hücrelerinin Zayıf Noktasını Hedefleyen Bitki Tabanlı Yaklaşım</title>
		<link>https://oncology.com.tr/akut-myeloid-losemi-abcd1-bitki-tabanli-tedavi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/akut-myeloid-losemi-abcd1-bitki-tabanli-tedavi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 22:02:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ABCD1 proteini]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[akut myeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[yağ asidi metabolizması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/akut-myeloid-losemi-abcd1-bitki-tabanli-tedavi/</guid>

					<description><![CDATA[Guelph Üniversitesi ekibi, AML hücrelerinin metabolik zayıflığını hedefleyen ABCD1 proteini ve peroksizomal yağ asidi oksidasyonuna dayalı yeni bitki tabanlı tedavi yöntemini keşfetti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser biyolojisinde bazen en büyük kırılma noktası, tümör hücrelerinin hayatta kalmak için bağımlı hale geldiği tek bir metabolik yol olabiliyor. University of Guelph’ten araştırmacılar, tam da bu tür bir zayıflığı akut myeloid lösemi (AML) hücrelerinde ortaya çıkardı. Hematoloji alanının saygın dergilerinden <em>Blood</em>’da yayımlanan çalışma, bu agresif kan kanserinin belirli bir yağ asidi işleme mekanizmasına beklenmedik ölçüde bağımlı olduğunu ve bu bağımlılığın tedavi açısından yeni bir kapı aralayabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın başındaki isimlerden biri olan Dr. Paul Spagnuolo ve ekibi, AML hücrelerinin enerji üretiminde sağlıklı hücrelere kıyasla çok daha dar bir esnekliğe sahip olduğunu bildirdi. Normal hücreler, koşullara göre glikoz, yağ asitleri veya amino asitler arasında geçiş yaparak enerji gereksinimlerini karşılayabiliyor. Buna karşılık AML hücrelerinin adeta tek bir yakıta kilitlendiği, özellikle peroksizomal yağ asidi oksidasyonu adı verilen süreç üzerinden belirli uzun zincirli yağ asitlerini kullanmaya bel bağladığı saptandı. Araştırmacılara göre bu durum, lösemi hücreleri için bir “metabolik Aşil topuğu” anlamına geliyor.</p>
<p>Bu metabolik bağımlılığın merkezinde ABCD1 proteini yer alıyor. <a href="https://oncology.com.tr/tek-hucre-duzeyinde-3b-rna-haritalama/" title="Bütün Bir Organı Tek Hücre Düzeyinde Okumayı Sağlayan Yeni 3B RNA Haritalama Yöntemi" data-wpan-internal-link="1">Hücre</a> içindeki peroksizom adı verilen organellerin zarına gömülü olan ABCD1, çok belirli yağ asitlerinin peroksizoma taşınmasında bir tür moleküler kapı görevi görüyor. Araştırma, AML hücrelerinin hayatta kalabilmek için bu kapıya belirgin biçimde ihtiyaç duyduğunu, dolayısıyla ABCD1’in işlevinin engellenmesinin kanser hücrelerini seçici olarak zayıflatabileceğini ortaya koyuyor. Sağlıklı hücreler daha geniş bir enerji repertuvarına sahip olduğu için, bu yaklaşım teorik olarak normal dokuları görece koruyabilir.</p>
<p>Çalışmada öne çıkan bir diğer nokta, araştırmanın yalnızca hücresel düzeyde bir gözlemle sınırlı kalmaması. Ekip, bu metabolik yolun hedeflenmesinin AML hücrelerinde yaşamı sürdürmek için gerekli yağ asidi kullanımını bozabildiğini göstererek, kanser metabolizmasının doğrudan tedavi hedefi olabileceğini işaret etti. Bu bulgu, son yıllarda artan “hedefe yönelik metabolik tedavi” yaklaşımına güçlü bir örnek oluşturuyor. Kanser hücrelerinin büyüme için kullandığı özel beslenme ve enerji stratejilerinin anlaşılması, klasik kemoterapiye kıyasla daha seçici tedavilere giden yolu açabilir.</p>
<p>Bir çalışmanın erken aşama laboratuvar verileri, elbette klinikte kullanılabilir bir tedavi anlamına gelmez. Ancak AML gibi tedavisi zor ve hızlı seyirli hastalıklarda, metabolik kırılganlıkların tanımlanması önem taşıyor. Çünkü AML, farklı <a href="https://oncology.com.tr/sma-tedavisinde-10-yillik-ilerlemeler/" title="SMA Tedavisinde On Yıl: Genetik Devrimden Uzun Vadeli Bakım Sorularına" data-wpan-internal-link="1">genetik</a> alt tipler ve direnç mekanizmaları nedeniyle standart tedavilere her zaman iyi yanıt vermeyen bir hastalık. Bu nedenle araştırmacılar, tümör hücresinin enerji üretiminde vazgeçilmez hale gelen bir basamağın bulunmasının, gelecekte ilaç geliştirme çalışmalarını farklı bir yöne taşıyabileceğini düşünüyor.</p>
<p>Spagnuolo’nun ekibinin dikkat çektiği noktalardan biri de bu yaklaşımın bitki kökenli bileşiklerle bağlantılı olabilmesi. Haberde yer alan çerçeveye göre çalışma, bitki temelli nutraseötiklerin ya da bitkilerden türetilen bileşiklerin kanser metabolizmasına müdahalede rol oynayabileceği fikrini destekliyor. Bununla birlikte araştırma, bitki kaynaklı bir maddenin doğrudan onaylı bir tedaviye dönüştüğü anlamına gelmiyor. Bilim insanlarının önünde, etkinlik, güvenlik, doz ve olası yan etkileri inceleyen daha kapsamlı deneysel ve klinik çalışmalar var.</p>
<p>Peroksizomal yağ asidi oksidasyonu, hücrelerin belirli yağ asitlerini parçalayarak enerji üretmesine yardımcı olan özel bir biyokimyasal yol. İnsan biyolojisinde bu yolun önemi biliniyor; ancak AML gibi kanserlerde aynı mekanizmanın yaşamsal bir bağımlılık haline gelmesi, yeni tedavi hedeflerinin ortaya çıkmasını sağlayabiliyor. Araştırmanın klinik değeri de tam burada yatıyor: Sağlıklı ve kanserli hücreler arasındaki metabolik farklar ne kadar net tanımlanırsa, hedefe yönelik müdahale şansı da o kadar artıyor.</p>
<p>Guelph ekibinin bulguları, kanser araştırmalarında giderek güçlenen bir eğilimi de yansıtıyor. Sadece mutasyonları ya da tümör büyümesini değil, hücrenin enerji ekonomisini de hedeflemek. Özellikle hematolojik kanserlerde metabolizma, hücrelerin çoğalma hızı ve ilaç direnciyle yakından ilişkili olduğundan, bu tür çalışmalar pratik tedavi stratejilerine katkı sağlayabilir. Yine de uzmanlar, bu tip sonuçların umut verici olmasına karşın dikkatli yorumlanması gerektiğini vurguluyor; laboratuvar düzeyindeki keşiflerin hastalar için gerçek bir tedaviye dönüşmesi çoğu zaman uzun bir süreç gerektiriyor.</p>
<p>Buna rağmen <em>Blood</em>’da yayımlanan bu çalışma, AML’nin enerjiyi kullanma biçimine dair önemli bir boşluğu dolduruyor. Eğer ABCD1 ve peroksizomal yağ asidi oksidasyonu gerçekten bu kadar merkezi bir rol oynuyorsa, gelecekte geliştirilecek tedaviler lösemi hücrelerini doğrudan besin bağımlılıkları üzerinden hedefleyebilir. Araştırma şu aşamada kesin bir klinik çözüm sunmuyor; ancak AML’nin en kritik zayıflıklarından birini görünür kılması bakımından, alanın dikkatle izleyeceği önemli bir ilerleme olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Cells</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Targeting ABCD1 inhibits peroxisomal fatty acid oxidation to selectively eliminate acute myeloid leukemia cells</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Akut miyeloid lösemi, AML, ABCD1 proteini, peroksizomal yağ asidi oksidasyonu, jojoba bileşiği, metabolik kırılganlık, hedefe yönelik <a href="https://oncology.com.tr/metastatik-urotelyal-kanser-tremelimumab-paklitaksel/" title="Metastatik Ürotelyal Kanserde İki Yönlü Bağışıklık Hamlesi: Tremelimumab, Durvalumab ve Paklitaksel Kombinasyonu İncelendi" data-wpan-internal-link="1">kanser tedavisi</a>, bitki bazlı nutrasötikler, kanser metabolizması, lösemi tedavisi, hücre metabolizması, deneysel çalışma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/akut-myeloid-losemi-abcd1-bitki-tabanli-tedavi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Relapslı Multipl Miyelomda Yeni İmmünoterapi Birleşimi Hastalığın İlerlemesini Yavaşlatabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/relapsli-multipl-miyelom-talquetamab-daratumumab/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/relapsli-multipl-miyelom-talquetamab-daratumumab/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:11:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[CD3 T hücre aktivasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[daratumumab]]></category>
		<category><![CDATA[GPRC5D hedefli tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematolojik kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[multipl miyelom]]></category>
		<category><![CDATA[talquetamab]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/relapsli-multipl-miyelom-talquetamab-daratumumab/</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası faz 3 klinik çalışma, talquetamab ve daratumumab birleşiminin relapslı multipl miyelomda hastalık ilerlemesini yavaşlatma ve sağkalımı uzatma potansiyelini ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Relapslı ya da tedaviye dirençli multipl miyelom hastaları için yürütülen uluslararası bir faz 3 <a href="https://oncology.com.tr/honorhealth-klinik-arastirmalar/" title="HonorHealth Research Institute, Klinik Araştırmalarda Yerel Bilim Üretimini Güçlendirmek İçin Yeni Bir Döneme Giriyor" data-wpan-internal-link="1">klinik</a> çalışma, hastalığın seyrini yavaşlatabilecek ve uzun dönem sonuçları iyileştirebilecek yeni bir immünoterapi yaklaşımına işaret etti. Kan plazma hücrelerinin kötü huylu çoğalmasıyla gelişen multipl miyelom, özellikle ilk tedavilerden sonra geri döndüğünde ya da standart ilaçlara yanıt vermediğinde, hematolojinin en zorlayıcı kanserlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle araştırmacılar, tümör hücrelerini daha seçici biçimde hedefleyen ve bağışıklık sistemini doğrudan devreye sokan stratejilere odaklanıyor.</p>
<p>Çalışmanın baş araştırmacısı Wake Forest University School of Medicine öğretim üyesi ve Atrium Health Levine Cancer Institute hematoloğu Dr. Peter M. Voorhees oldu. Araştırma, talquetamab adı verilen bispesifik bir antikoru temel alıyor. Bu molekül, bir yandan myelom hücrelerinde yüksek düzeyde bulunan GPRC5D reseptörüne, diğer yandan T hücrelerindeki CD3 yapısına bağlanarak bağışıklık hücrelerini kansere karşı yönlendiriyor. Böylece tedavi, klasik kemoterapiden farklı olarak, bağışıklık sisteminin tümör hücrelerine daha hedefli saldırmasını amaçlıyor.</p>
<p>Talquetamab’ın bu çalışmadaki rolü, daratumumab ile birlikte değerlendirilmesiyle daha da önem kazandı. Daratumumab, CD38 hedefli bir antikor olarak multipl miyelom tedavisinde yerleşik bir seçenek haline gelmiş durumda. Araştırmacılar, iki immünoterapi ajanını bir araya getirerek daha güçlü bir tümör baskılama etkisi elde edilip edilemeyeceğini ve bunun ilerlemesiz sağkalım ile genel sağkalım üzerinde avantaj yaratıp yaratmayacağını test etti. Çalışma, uluslararası ölçekte yürütülen faz 3 tasarımı nedeniyle bulguların klinik açıdan ayrı bir ağırlık taşımasına yol açıyor.</p>
<p>Multipl miyelomun biyolojisi, yeni tedavilere neden ihtiyaç duyulduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Hastalık, plazma hücrelerinin kemik iliğinde kontrolsüz çoğalmasıyla gelişiyor; zamanla anemi, kemik hasarı, böbrek sorunları ve enfeksiyonlara yatkınlık gibi ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Birçok hasta proteazom inhibitörleri ve immünomodülatör ilaçlarla başlangıçta yanıt alsa da, tümör hücreleri çoğu zaman direnç geliştiriyor. Relaps sonrası tedavi seçenekleri azaldıkça, bağışıklık sistemini yeniden programlayan yeni nesil ajanlara duyulan ihtiyaç daha da belirginleşiyor.</p>
<p>Talquetamab gibi bispesifik antikorlar bu ihtiyaca yanıt veren en dikkat çekici sınıflar arasında yer alıyor. Bu ilaçlar, bir T hücresini doğrudan hedef hücreyle fiziksel olarak yakınlaştırarak <a href="https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-nanoparcacik-immunoterapi/" title="Mühendislik Nanotanecikleri Prostat Tümörlerini Hedefleyip Bağışıklık Yanıtını Yeniden Başlatıyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık yanıtını</a> güçlendirebiliyor. GPRC5D hedefinin seçilmesi de önemli; çünkü bu reseptör myelom hücrelerinde yüksek oranda eksprese ediliyor ve normal dokulardan daha farklı bir hedef profili sunuyor. Ancak uzmanlar, bu tür tedavilerin de bağışıklık sistemi kaynaklı yan etkiler, sitokin salınımı ya da diğer toksisiteler açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Çalışmanın ilk haberleri, yeni kombinasyonun hastalık ilerlemesini yavaşlatma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Bu, özellikle daha önce birden fazla tedavi hattı almış ve yeniden nüks etmiş hastalar için kayda değer bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yine de araştırmacılar, sonuçların bir klinik çalışma bağlamında yorumlanması gerektiğinin altını çiziyor. Faz 3 verileri genellikle tedavi standartlarını değiştirebilecek düzeyde güçlü kabul edilse de, gerçek yaşam uygulamasında uzun süreli güvenlilik ve hasta bazlı yararların izlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Uzmanlara göre bu tür kombinasyonların asıl değeri yalnızca tümör yükünü azaltmalarıyla sınırlı değil. Bağışıklık sistemini daha etkili kullanan tedaviler, bazı hastalarda yaşam kalitesini koruyarak hastalığı daha uzun süre kontrol altında tutma şansı sunabiliyor. Multipl miyelom, kronik nitelik taşıyan ve zaman içinde tekrar eden bir hastalık olduğundan, tedavi hedefleri artık yalnızca yanıt sağlamak değil; aynı zamanda bu yanıtı mümkün olduğunca sürdürülebilir kılmak, tedaviye bağlı yükü azaltmak ve sağkalımı artırmak üzerine kuruluyor.</p>
<p>Bu çalışma, kanser immünoterapisinin hematolojik malignitelerde geldiği noktayı da gösteriyor. Birkaç yıl öncesine kadar baskın olan yaklaşım, hastalığı geçici olarak kontrol altına almak üzerine kuruluyken, şimdi daha seçici ve hücresel düzeyde yönlendirilmiş tedaviler öne çıkıyor. Talquetamab ile daratumumab kombinasyonunun sonuçları, özellikle relapslı ya da refrakter multipl miyelomda yeni standartların oluşup oluşmayacağı sorusunu gündeme taşıyor. Araştırmanın yayımlanan bulguları, uzmanların bu alandaki tedavi algoritmalarını yeniden değerlendirmesine yol açabilecek nitelikte görülüyor.</p>
<p>Yine de bilimsel temkin korunuyor. Yeni bir kombinasyonun umut verici olması, her hasta için aynı etkinliğin garanti edildiği anlamına gelmiyor. Klinik kararlar, hastalığın evresi, önceki tedavilere yanıt, eşlik eden hastalıklar ve olası yan etkiler gibi pek çok faktör dikkate alınarak verilecek. Buna karşın, bu faz 3 çalışma, multipl miyelomda bağışıklık temelli tedavilerin geleceği için önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor ve daha uzun yaşam süresi ile daha iyi hastalık kontrolü hedeflerine bir adım daha yaklaşıldığını düşündürüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Relapsed or Refractory Multiple Myeloma Immunotherapy</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Talquetamab–Daratumumab in Relapsed or Refractory Myeloma</p>
<p><strong>References:</strong><br />Voorhees PM, et al. Talquetamab–Daratumumab in Relapsed or Refractory Myeloma. N Engl J Med. 2026 Jun 13; DOI:10.1056/NEJMoa2604657.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> multiple myeloma, talquetamab, immünoterapi, nüks, refrakter miyelom, bispesifik antikor, daratumumab, klinik çalışma, hematoloji, <a href="https://oncology.com.tr/car-t-hucre-tedavisi-kan-kanseri-etkinlik-artisi/" title="CAR T Hücrelerinde Yeni Zayıf Nokta: Kan Kanserlerinde Etkinliği Uzatabilecek Mekanizma Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">kanser immünoterapisi</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/relapsli-multipl-miyelom-talquetamab-daratumumab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Araştırmasında Yeni Adım: Bağışıklık Sistemini İçeren Kemik İliği Çipi İnsan Dokusunu Daha Yakından Taklit Ediyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/immunokompetan-kemik-iligi-cipi-kanser-arastirmalari/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/immunokompetan-kemik-iligi-cipi-kanser-arastirmalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:04:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematopoetik hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[immünokompetan model]]></category>
		<category><![CDATA[kan kanseri araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kemik iliği-on-a-chip]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi modelleme]]></category>
		<category><![CDATA[mikroakışkan teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/immunokompetan-kemik-iligi-cipi-kanser-arastirmalari/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni kemik iliği-on-a-chip teknolojisi, insan dokusunun bağışıklık mikroçevresini gerçekçi şekilde modelleyerek lösemi ve kan kanseri araştırmalarına önemli katkılar sağlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kan kanserlerinin laboratuvar ortamında gerçeğe yakın biçimde modellenmesi, uzun süredir hematoloji araştırmalarının en zorlu başlıklarından biri olarak görülüyordu. Kemik iliği yalnızca kan hücrelerinin üretildiği bir doku değil; aynı zamanda hücreler arası iletişimin, damar yapılarının ve bağışıklık yanıtlarının iç içe geçtiği son derece karmaşık bir mikrosistem. Bu nedenle klasik kültür yöntemleri, özellikle lösemi gibi hastalıklarda tüm bu ilişkileri eksiksiz yeniden kurmakta çoğu zaman yetersiz kalıyordu.</p>
<p>Bu tabloyu değiştirmeyi hedefleyen yeni bir çalışma, insan kemik iliğinin doğal mimarisini ve bağışıklıkla uyumlu mikroçevresini taklit edebilen bir “kemik iliği-on-a-chip” platformunu tanıttı. Mikroakışkan teknolojiye dayanan sistem, araştırmacılara kemik iliği dokusunu düz bir hücre yığını olarak değil, işlevsel katmanlara ayrılmış bir ekosistem olarak inceleme imkânı veriyor. Çalışmanın öne çıkan yönü, modelin yalnızca yapısal benzerlik sunması değil; aynı zamanda bağışıklık açısından etkin, yani immünokompetan bir ortam oluşturmayı amaçlaması.</p>
<p>Platformun merkezinde eşmerkezli üç bölmeli bir düzen yer alıyor. Bu tasarım, stromal hücrelerle hematopoetik hücrelerin uzamsal olarak organize edilmiş biçimde bir araya gelmesini sağlıyor. Araştırma alanında bu ayrıntı kritik kabul ediliyor; çünkü kemik iliğinde hücre davranışını belirleyen unsur yalnızca hangi hücrelerin bulunduğu değil, bu hücrelerin birbirine ve damar benzeri yapılara göre nasıl konumlandığı da oluyor. Geleneksel petri kabı kültürlerinde bu ince mimari çoğunlukla kayboluyor.</p>
<p>Yeni çip, damarlaşmış kemik iliği benzeri bir çevre oluşturarak hücreler arası karşılıklı sinyalleşmeyi ve dokuya özgü etkileşimleri daha gerçekçi biçimde izlemeyi mümkün kılıyor. Bu, özellikle kanser hücrelerinin kemik iliği nişinde nasıl hayatta kaldığını, çoğaldığını veya tedavilere nasıl yanıt verdiğini anlamak açısından önem taşıyor. Lösemi ve diğer hematolojik maligniteler, yalnızca kötü huylu hücrelerin varlığıyla değil, bu hücrelerin içinde yaşadığı mikroçevreyle de şekilleniyor. Bağışıklık hücreleri, stromal destek ve damar ağları arasındaki ilişki, hastalığın biyolojisini doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici bir diğer yönü, hasta kaynaklı <a href="https://oncology.com.tr/diffuz-orta-hat-gliomu-beyin-aglari/" title="Beyin Ağlarıyla Okunan Gliom: DMG’nin Hücresel İmzası Çözülüyor" data-wpan-internal-link="1">hücresel</a> örneklerin sisteme dahil edilebilmesi. Bu yaklaşım, modelin bireysel genetik ve fenotipik farklılıkları daha iyi yansıtmasını sağlıyor. Böylece araştırmacılar, aynı hastalık tanısına sahip olsa bile farklı hastalarda değişebilen biyolojik yanıtları laboratuvar ortamında karşılaştırma şansı buluyor. Kişiselleştirilmiş tıp açısından bu önemli bir adım; çünkü her hastanın tedaviye verdiği yanıt aynı olmuyor ve standart modeller bu çeşitliliği çoğu zaman yakalayamıyor.</p>
<p>Yeni platformun bir başka potansiyel kullanım alanı da tedavi taraması. Araştırmacılar, hasta hücreleri üzerinde farklı aday tedavilerin etkisini gerçek zamanlı değerlendirebilecek bir sistem elde ediyor. Bu, henüz klinik uygulamaya geçmeden önce hangi yaklaşımın daha umut verici olabileceğine dair ön bilgi sağlayabilir. Ancak uzmanlar açısından burada önemli bir ayrım var: Bu tür çip tabanlı sistemler, değerli bir ön klinik araç sunsa da insan vücudunun tüm biyolojik karmaşıklığını bütünüyle ikame etmiyor. Dolayısıyla modelin en güçlü tarafı, kontrollü ve insan-dokuya yakın bir test ortamı sunması olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Hematolojik maligniteler araştırılırken kemik iliği mikroçevresinin yeniden kurulması özellikle bağışıklık temelli tedaviler açısından önem kazanmış durumda. Çünkü immunoterapiler, yalnızca kanser hücresini hedeflemekle kalmıyor; tümörün bağışıklık sistemiyle kurduğu ilişkileri de değiştirmeye çalışıyor. Eğer deneysel model bu ilişkileri doğru biçimde yansıtamazsa, tedavinin etkinliği laboratuvar aşamasında olduğundan farklı görünebiliyor. Bu nedenle bağışıklıkla uyumlu kemik iliği çipleri, yeni tedavi stratejilerinin daha güvenilir değerlendirilmesi için giderek daha fazla ilgi çekiyor.</p>
<p>Microfluidic yani mikroakışkan sistemlerin yükselişi de tam bu noktada anlam kazanıyor. Bu cihazlar, çok küçük hacimlerde sıvı ve hücre hareketini hassas biçimde kontrol ederek doku benzeri düzenekler oluşturabiliyor. Kemik iliği söz konusu olduğunda bu, yalnızca hücreleri bir arada tutmak değil; onlara fizyolojik olarak anlamlı bir çevre sağlamak anlamına geliyor. Yeni araştırma, bu teknolojinin <a href="https://oncology.com.tr/il11-mmp12-akciger-kanseri-metastazi/" title="Akciğer Kanserinde Yayılımı Tetikleyen IL11–MMP12 Hattı Çözüldü" data-wpan-internal-link="1">kanser biyolojisi</a> ve preklinik ilaç değerlendirmesi için neden önemli bir platforma dönüştüğünü bir kez daha gösteriyor.</p>
<p>Yine de bilim insanları açısından bu tür modellerin değeri, sınırlamalarının bilinmesiyle artıyor. Çip tabanlı sistemler, canlı organizmadaki bağışıklık, metabolik ve mekanik etkileşimlerin ancak bir kısmını temsil edebiliyor. Buna rağmen, insan kaynaklı hücrelerle çalışmaları ve doku mimarisini daha sadık biçimde yeniden kurmaları sayesinde, hayvan modelleri ile klinik uygulama arasındaki boşluğu daraltma potansiyeli taşıyorlar. Özellikle kişiye özgü tedavi seçimi, ilaç direnci mekanizmalarının anlaşılması ve erken aşama ön tarama süreçleri için bu yaklaşım dikkat çekici bir araç olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, immünokompetan kemik iliği-on-a-chip platformu, kan kanserlerinin laboratuvarda modellenmesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. İnsan kemik iliğinin yapısal ve bağışıklık temelli özelliklerini daha iyi taklit eden bu sistem, araştırmacılara hastalık mekanizmalarını daha derinlemesine inceleme ve tedavi adaylarını daha gerçekçi koşullarda değerlendirme olanağı sunuyor. Erken aşama bir mühendislik ve biyomedikal yenilik olsa da, bu tür platformların ileride hematoloji araştırmalarını ve kişiselleştirilmiş tedavi geliştirme süreçlerini önemli ölçüde şekillendirebileceği görülüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Development of an immunocompetent bone marrow-on-a-chip microphysiological system for modeling human hematological malignancies and preclinical therapeutic screening.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> An immunocompetent bone marrow-on-a-chip model for studying human hematological malignancies and preclinical therapeutic screening.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Wang, H., Liu, L. &amp; Chen, W. An immunocompetent bone marrow-on-a-chip model for studying human hematological malignancies and preclinical therapeutic screening. Nat Protoc (2026). https://doi.org/10.1038/s41596-026-01387-1</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41596-026-01387-1</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/alkol-meme-stromal-degisiklikleri/" data-wpan-internal-link="1">Alkolün Meme Dokusunda Erken Dönem İzleri: Yeni Çalışma Stromayı Mercek Altına Aldı</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/immunokompetan-kemik-iligi-cipi-kanser-arastirmalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağızdan Alınan İki İlaç, AML Tedavisinde Hastane Bağımlılığını Azaltabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 23:01:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağızdan kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[decitabine-cedazuridine]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematolojik kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi alternatifi]]></category>
		<category><![CDATA[oral ilaç tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[venetoklaks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[İleri yaştaki AML hastalarında damar içi kemoterapi yerine ağızdan alınan iki ilaçla yapılan tedavi, hastane bağımlılığını azaltarak yaşam kalitesini yükseltiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akut miyeloid lösemi (AML), özellikle ileri yaştaki ve yoğun kemoterapiyi tolere edemeyen hastalarda, tedavisi en zor hematolojik kanserlerden biri olmaya devam <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-tup-bebek-otomasyon/" title="Yapay Zekâ ve Otomasyon, Tüp Bebek Laboratuvarlarında Yeni Bir Dönemi İşaret Ediyor" data-wpan-internal-link="1">ediyor</a>. Hastaların sık sık hastaneye gelmesini gerektiren damar içi uygulamalar, hem fiziksel yükü artırıyor hem de tedavi sürecini günlük yaşam açısından daha karmaşık hale getiriyor. Uluslararası ASCERTAIN V çalışmasından gelen yeni veriler ise bu tabloyu değiştirebilecek bir yaklaşımı öne çıkarıyor: iki ilacın da ağızdan alındığı bir kombinasyon tedavisi.</p>
<p>Weill Cornell Medicine, NewYork-Presbyterian, MD Anderson Cancer Center ve Yale University araştırmacılarının yer aldığı faz 1/faz 2 çalışmada, decitabine-cedazuridine ile venetoklaksın birlikte kullanımının yeni tanı almış AML hastalarında anlamlı etkinlik gösterdiği bildirildi. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve İspanya’da yürütülen çalışmaya toplam 189 hasta alındı. Araştırma özellikle ileri yaş grubundaki ya da yoğun kemoterapiye tıbben uygun olmayan bireylere odaklandı; bu yaklaşım, klinik ihtiyacın en yüksek olduğu hasta popülasyonlarından birini hedefledi.</p>
<p>Çalışmada hastalara her tedavi döngüsünün başında beş gün boyunca decitabine-cedazuridine verildi, venetoklaks ise ay boyunca günlük olarak uygulandı. Bu rejim, AML tedavisinde önemli bir pratik avantaj sunuyor: damar içi infüzyonlar ve buna bağlı hastane ziyaretleri yerine, ağızdan alınan ilaçlarla daha sade bir tedavi akışı sağlanabiliyor. Özellikle kırılgan sağlık durumuna sahip yaşlı hastalar için bu durum, yalnızca konfor değil, aynı zamanda tedaviye erişim ve süreklilik açısından da önem taşıyor.</p>
<p>Sonuçlar, kombinasyonun klinik açıdan dikkat çekici bir yanıt oranı oluşturduğunu ortaya koydu. Tam remisyon oranı yüzde 46,5 olarak bildirildi. Buna, eksik hematolojik iyileşmeyle tam yanıt gösteren hastalar da eklendiğinde toplam yanıt oranı yüzde 63’e yükseldi. Araştırmacılar ayrıca medyan genel sağkalımın 15,5 ay olduğunu aktardı. Bu süre, birçok hastada standart intravenöz temelli yaklaşımlarla elde edilen sonuçlarla uyumlu bir aralıkta değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu bulgular özellikle önem taşıyor; çünkü AML’de tedavinin yoğunluğu, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve genel performans durumuna göre dikkatle ayarlanmak zorunda. İleri yaştaki hastalarda agresif kemoterapi, enfeksiyon, organ toksisitesi ve uzun süreli yatış gibi riskleri artırabiliyor. Bu nedenle son yıllarda, daha hedefli ve daha az yoğun rejimler AML tedavisinde giderek daha önemli bir yer kazandı. Venetoklaksın, Bcl-2 proteinini hedef alarak lösemik hücrelerin hayatta kalma mekanizmalarını baskıladığı biliniyor. Decitabine ise hipometilasyon yoluyla bazı genlerin yeniden aktifleşmesini sağlayan bir ajan olarak hücre çoğalmasını sınırlandırmaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Bu çalışmanın yeniliği, decitabine bileşiğinin oral kullanımını mümkün kılan formülasyonla dikkat çekiyor. Decitabine-cedazuridine kombinasyonunda cedazuridine, ilacın ağızdan alındığında <a href="https://oncology.com.tr/sahra-alti-afrika-hizli-ates-testleri-zorluklari/" title="Sahra Altı Afrika’da Hızlı Ateş Testlerinin Önündeki Görünmeyen Engeller" data-wpan-internal-link="1">hızlı</a> yıkımını azaltmaya yardımcı oluyor ve böylece aktif <a href="https://oncology.com.tr/beyaz-madde-genetigi-yapay-zeka/" title="Beyaz Maddenin Genetik Haritası Yapay Zekâyla Daha Net Göründü" data-wpan-internal-link="1">maddenin</a> sistemik düzeye ulaşmasını destekliyor. Bu farmakolojik yaklaşım, daha önce ağızdan kullanım açısından sınırlı kalan bir ilacın, klinik olarak uygulanabilir bir oral seçeneğe dönüşmesini sağlıyor. Araştırma ekibine göre bu, AML tedavisinde pratiklik ile bilimsel etkiyi bir araya getiren önemli bir adım.</p>
<p>Yine de uzmanlar için bu sonuçlar, hemen “standart tedavi değişti” anlamına gelmiyor. ASCERTAIN V, erken faz bir çalışma olarak güvenlik, tolere edilebilirlik ve başlangıç etkinliğini değerlendiren bir yapıya sahip. Bu nedenle bulgular umut verici olsa da, tedavinin geniş hasta gruplarında nasıl performans göstereceğini belirlemek için daha fazla doğrulama gerekiyor. Hastaların yan etkiler, doz ayarlamaları, eşlik eden hastalıklar ve uzun vadeli sonuçlar açısından izlenmesi, bir sonraki klinik basamakta kritik olacak.</p>
<p>Buna karşın elde edilen veriler, AML tedavisinde önemli bir yönelim değişikliğine işaret ediyor. Ağızdan alınan kombinasyonlar, yoğun tedaviye uygun olmayan hastalar için daha erişilebilir bir seçenek oluşturabilir ve bazı durumlarda hastane bağımlılığını azaltabilir. Özellikle yaşlı nüfusun arttığı sağlık sistemlerinde, tedavinin yalnızca etkin değil aynı zamanda uygulanabilir olması da belirleyici hale geliyor. ASCERTAIN V’den çıkan sonuçlar, bu iki hedefi aynı anda karşılamaya yönelik yeni bir yol açabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Sonuç olarak, decitabine-cedazuridine ve venetoklaksın oluşturduğu tamamen oral rejim, AML alanında klinik açıdan dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Çalışma, tedaviye yanıt oranları ve sağkalım açısından cesaret verici veriler sunarken, hastalar için daha sade ve daha az yorucu bir bakım modeli ihtimalini de gündeme taşıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak daha geniş araştırmalar, bu yaklaşımın AML tedavisindeki yerini daha net biçimde belirleyecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Acute Myeloid Leukemia (AML) Treatment Innovations</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Oral Drug Combination Eases Treatment Burden for AML Patients</p>
<p><strong>References:</strong><br />Roboz, G. J., et al. “Oral Combination Decitabine-Cedazuridine and Venetoclax in AML.” New England Journal of Medicine, 2026.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Akut Miyeloid Lösemi, AML, Oral Kemoterapi, Desitabin-Sedazuridin, Venetoklaks, Hipometilasyon Ajanları, Bcl-2 İnhibitörü, Hematolojik Maligniteler, Kanser Tedavileri, İlaç Kombinasyonları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı HLH Hastalarında İlk 30 Gün Riskini Ölçen Yeni Nomogram Klinik Kararlara Işık Tutuyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yasli-hlh-30-gunluk-olum-risk-nomogram/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yasli-hlh-30-gunluk-olum-risk-nomogram/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 06:32:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[30 günlük mortalite]]></category>
		<category><![CDATA[geriatri hematolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hemofagositik lenfohistiyositoz]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[klinik karar destek]]></category>
		<category><![CDATA[klinik risk tahmini]]></category>
		<category><![CDATA[mortalite riski]]></category>
		<category><![CDATA[nomogram]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı HLH]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yasli-hlh-30-gunluk-olum-risk-nomogram/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlı HLH hastalarında 30 günlük ölüm riskini tahmin eden yeni nomogram, klinik verileri birleştirerek erken risk sınıflaması ve tedavi kararlarını destekler.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı hastalarda seyri en zor hematolojik tablolar arasında yer alan hemofagositik lenfohistiyositoz (HLH), kısa sürede ağırlaşabilen, <a href="https://oncology.com.tr/tek-asi-arenavirus-genis-bagisiklik/" title="Tek Bir Aşıyla Arenavirüslerin Geniş Ailesine Karşı Bağışıklık İçin Yeni Yol Haritası" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> <a href="https://oncology.com.tr/medzero-saglik-karbon-ayak-izi/" title="Sağlık Sisteminin Karbon Ayak İzini Şeffaflaştıran MedZero Londra Tıp Dergisi Tarafından Tanıtıldı" data-wpan-internal-link="1">sisteminin</a> aşırı aktivasyonu ve yaygın inflamasyonla seyreden nadir ancak yaşamı tehdit eden bir sendrom olarak biliniyor. Klinik bulguların değişkenliği, altta yatan hastalıkların sıklığı ve ileri yaşın getirdiği fizyolojik kırılganlık, bu hastalarda prognozu öngörmeyi güçleştiriyor. Bu nedenle, tanı konulduktan sonraki ilk günlerde kimin daha yüksek risk taşıdığını güvenilir biçimde ayırt edebilen araçlar, hekimler için giderek daha değerli hale geliyor.</p>
<p>Zhou, Liu, Yin ve çalışma arkadaşlarının BMC Geriatrics’te yayımladığı yeni araştırma, tam da bu boşluğu hedef alıyor. Ekip, yaşlı HLH hastalarında 30 günlük mortaliteyi tahmin etmek üzere özel olarak tasarlanmış ve dahili olarak doğrulanmış bir nomogram geliştirdi. Çalışma, yaşlı hasta grubuna özgü prognostik belirsizliği azaltmayı amaçlıyor ve klinisyenlere erken dönemde risk sınıflaması yapabilme olanağı sunabilecek bir model ortaya koyuyor.</p>
<p>HLH, aşırı bağışıklık aktivasyonunun kontrolsüz biçimde ilerlemesiyle ortaya çıkıyor ve ateş, organ tutulumları, sitopeniler ve belirgin inflamasyon gibi ağır klinik sonuçlara yol açabiliyor. Ancak ileri yaştaki bireylerde tablo çoğu zaman tek bir hastalıkla sınırlı olmuyor; ek hastalıklar, organ rezervinin azalması ve tedavi toleransındaki farklılıklar sonucu daha karmaşık bir klinik seyir oluşuyor. Bu durum, genç hastalarda işe yarayan bazı klasik risk göstergelerinin yaşlı popülasyonda aynı duyarlılığı göstermemesine neden olabiliyor.</p>
<p>Araştırma ekibi bu nedenle, klinik, laboratuvar ve demografik verileri bir araya getiren bütünleşik bir öngörü modeli geliştirdi. Nomogramlar, birden fazla değişkeni tek bir görsel risk skoru altında toplayarak belirli bir sonucun olasılığını hesaplamaya yarayan istatistiksel araçlar olarak kullanılıyor. Bu çalışma da, yaşlı HLH hastalarının ilk 30 gün içindeki ölüm riskini daha net biçimde tahmin etmeye odaklandı. Böylece, yalnızca hastalığın varlığını değil, kısa vadeli klinik gidişatı da daha erken aşamada değerlendirebilecek bir çerçeve oluşturulmuş oldu.</p>
<p>Çalışmanın önemli yönlerinden biri, prognostik değerlendirmede yalnızca tek bir belirtece değil, birden fazla klinik değişkene birlikte bakılması. Yaşlı hastalarda komorbiditelerin ve genel kırılganlığın HLH seyrini belirgin biçimde etkileyebildiği biliniyor. Bu nedenle çok değişkenli modeller, tek başına kullanılan klasik göstergelere kıyasla daha gerçekçi bir risk profili sunabiliyor. Araştırmacıların geliştirdiği nomogram da bu yaklaşımın bir örneği olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Özellikle geriatri ve hematoloji pratiğinde, kısa süreli mortalite öngörüsü tedavi stratejilerinin zamanlaması açısından kritik önem taşıyor. HLH gibi hızla kötüleşebilen sendromlarda, riskin erken dönemde doğru sınıflanması; yoğun izlem, ek tetkik, tedavi yoğunluğu ve destekleyici bakım planlamasını etkileyebilir. Bununla birlikte, araştırmacılar bu tür modellerin klinik kullanıma girmeden önce doğrulanmasının ve farklı hasta gruplarında test edilmesinin gerekli olduğuna işaret ediyor. Bu da, nomogramın umut verici olmakla birlikte henüz klinik kararların yerini alan bir araç değil, karar desteği sağlayan bir yöntem olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Yaşlı HLH hastalarının değerlendirilmesinde temel sorunlardan biri, belirtilerin çoğu zaman spesifik olmaması. Enfeksiyonlar, maligniteler, otoimmün durumlar ve çok sayıda eşlik eden hastalık, HLH ile benzer veya örtüşen belirtiler oluşturabiliyor. Bu karmaşa, tanıda gecikmeye ve prognozun daha da kötüleşmesine zemin hazırlayabiliyor. Dolayısıyla, tanı sonrasında ilk 30 gün gibi kritik bir zaman aralığı için güvenilir bir tahmin aracı geliştirilmesi, klinik açıdan önemli bir ilerleme olarak görülüyor.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı BMC Geriatrics dergisi, yaşlı sağlığı alanındaki araştırmalara odaklanmasıyla biliniyor. Bu bağlamda yeni nomogram, yalnızca HLH için değil, aynı zamanda geriatri hematolojisinde kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesine duyulan ihtiyacı da hatırlatıyor. Özellikle ileri yaşta hastalığın biyolojik davranışı ile klinik yönetim arasındaki boşluğun kapatılması, daha ölçülü ve hedefe yönelik bakım planlarının önünü açabilir.</p>
<p>Yine de uzmanlar için asıl önemli nokta, modelin ne kadar iyi performans gösterdiği kadar, hangi klinik senaryolarda kullanılacağı olacak. Dahili doğrulama umut verici bir ilk adım sunsa da, farklı merkezlerden ve daha geniş hasta gruplarından gelecek bağımsız doğrulama çalışmaları, nomogramın genellenebilirliğini belirleyecek. Buna rağmen çalışma, yaşlı HLH hastalarında mortalite riskini sistematik biçimde tahmin etmeye yönelik veri odaklı yaklaşımın güçlendiğini gösteren önemli bir gelişme niteliği taşıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Zhou ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği nomogram, yaşlı hemofagositik lenfohistiyositoz hastalarında kısa dönem mortaliteyi öngörmek için klinik uygulamaya uyarlanabilir bir çerçeve <a href="https://oncology.com.tr/sma-tip-ii-tasinabilir-izokinetik-robot/" title="SMA Tip II İçin Taşınabilir Robot, Rehabilitasyonda Yeni Bir Egzersiz Modeli Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">sunuyor</a>. İleri yaş grubunda prognostik belirsizliği azaltmayı hedefleyen bu tür modeller, hem daha isabetli klinik kararları hem de hastaya özgü yönetim stratejilerini destekleyebilir. HLH gibi hızla seyreden ve yüksek risk taşıyan bir hastalıkta, ilk 30 günü daha doğru okumaya yönelik her araç, yoğun bakım ve hematoloji ekipleri için değerli bir katkı anlamına geliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Prognostic prediction of 30-day mortality in older patients with hemophagocytic lymphohistiocytosis.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Development and internal validation of a nomogram for predicting 30-day mortality in older patients with hemophagocytic lymphohistiocytosis.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhou, J., Liu, J., Yin, H. et al. Development and internal validation of a nomogram for predicting 30-day mortality in older patients with hemophagocytic lymphohistiocytosis. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07622-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yasli-hlh-30-gunluk-olum-risk-nomogram/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
