USC’li Araştırmacıya PFAS’ın Sağlık Etkilerini Çözmek İçin 10 Milyon Dolarlık NIH Desteği

ONKOLOJİK HABERLER49 dakika önce5 Views

ABD’de neredeyse her bireyin kanında saptanabilen, çevrede uzun süre kalan ve gündelik tüketim ürünlerinden endüstriyel süreçlere kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan PFAS kimyasalları, halk sağlığı araştırmalarında giderek daha büyük bir öncelik kazanıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’ne bağlı Keck School of Medicine’da görev yapan önde gelen hekim-bilim insanı Dr. Vaia Lida Chatzi, bu sorunlu kimyasal grubun insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha derinlemesine incelemek üzere Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü’nden (NIEHS) 10 milyon dolarlık prestijli RIVER hibesini aldı.

Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) bir parçası olan NIEHS tarafından sağlanan bu fon, yalnızca temel bilim sorularına yanıt aramayı değil, aynı zamanda PFAS maruziyetinin yol açtığı sağlık yükünü azaltmaya yönelik uygulanabilir çözümler geliştirmeyi de hedefliyor. Çalışmanın merkezinde, PFAS’ın metabolik hastalıklarla nasıl ilişki kurduğunu açıklayabilecek biyolojik mekanizmalar bulunuyor. Araştırma ekibi, bu kimyasalların obezite, tip 2 diyabet ve metabolik ilişkili steatotik karaciğer hastalığı gibi bozukluklarla bağlantılı olabileceğini gösteren bulguların arkasındaki süreçleri açığa çıkarmaya çalışacak.

PFAS, suya, yağa ve ısıya dayanıklılık özellikleri nedeniyle birçok üründe kullanılan sentetik bileşikler ailesini ifade ediyor. Bu dayanıklılık aynı zamanda çevresel bir dezavantaja dönüşüyor; çünkü bu maddeler kolayca parçalanmıyor, ekosistemlerde birikiyor ve biyolojik dokularda uzun süre kalabiliyor. “Forever chemicals” yani “sonsuz kimyasallar” olarak anılmalarının nedeni de tam olarak bu kalıcılık. Bilim insanları, PFAS’ın çevrede ve insan vücudunda birikme eğiliminin, uzun vadeli maruziyetleri sıradan bir kirlenme sorunu olmaktan çıkarıp karmaşık bir halk sağlığı meselesine dönüştürdüğünü vurguluyor.

Bu kimyasalların yaygınlığı, sorunun yalnızca belirli mesleki grupları ya da sanayi bölgelerini ilgilendirmediğini gösteriyor. Mevcut bilimsel veriler, PFAS’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan neredeyse tüm bireylerin kan dolaşımında ölçülebilir düzeylerde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, maruziyetin nerede başladığına, ne kadar sürdüğüne ve hangi sağlık sonuçlarını etkilediğine dair araştırmaları daha da önemli hale getiriyor. Ancak PFAS’ın insan biyolojisini tam olarak nasıl bozduğu hâlâ yeterince anlaşılmış değil; işte yeni RIVER hibesi, bu bilgi boşluğunu doldurmayı amaçlıyor.

Dr. Chatzi’nin liderlik edeceği proje, bugüne dek PFAS maruziyeti ile çeşitli sağlık sorunları arasında kurulmuş ilişkileri daha mekanistik bir çerçeveye oturtmayı planlıyor. Chatzi ve çalışma arkadaşları daha önce PFAS maruziyeti ile bir dizi sağlık etkisi arasında bağlantılar olduğunu göstermişti. Buna karşın, hangi biyokimyasal yolların devreye girdiği, metabolizmanın hangi aşamalarının etkilendiği ve bu süreçlerin neden bazı bireylerde daha belirgin sonuçlar doğurduğu soruları yanıt beklemeye devam ediyor. Yeni çalışma, tam da bu nedenle, çevre sağlığı alanında kritik bir eşik olarak görülüyor.

Metabolik hastalıklar, küresel ölçekte artış gösteren ve çoğu zaman birbirine bağlı ilerleyen klinik tabloların başında geliyor. Obezite, tip 2 diyabet ve yağlı karaciğer hastalığı, yalnızca bireysel yaşam kalitesini değil, sağlık sistemlerinin yükünü de doğrudan etkiliyor. Çevresel kimyasalların bu hastalıklardaki rolünü anlamak, geleneksel risk faktörlerine ek olarak yeni ve çoğu zaman gözden kaçan belirleyicileri de hesaba katmayı gerektiriyor. Bu bakımdan PFAS araştırmaları, beslenme, genetik yatkınlık ve yaşam tarzı etkenleriyle çevresel maruziyetleri birlikte değerlendiren daha geniş bir bilimsel yaklaşımın parçası haline geliyor.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading Next Post...
Takip Et
Search
ŞU ANDA POPÜLER
Loading

Signing-in 3 seconds...