
Birleşik Krallık-ABD Ticaret Anlaşması NHS’i İlaç Harcamalarında Milyarlarca Sterlinlik Yük Altına Sokabilir
Aralık 2025’te duyurulan ve hükümet yetkilileri tarafından ilaçlara erişimi artıracak, yaşam bilimleri sektörüne yatırım akışını hızlandıracak dönüm noktası bir iş birliği olarak selamlanan Birleşik Krallık-ABD ticaret anlaşması, şimdilerde sağlık ekonomisi uzmanlarının ciddi uyarılarıyla gündeme geliyor. The BMJ’de yayımlanan kapsamlı bir yorum yazısı, anlaşmanın Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) bütçesi üzerinde beklenmedik bir baskı oluşturacağını ve önümüzdeki on yılda kayda değer halk sağlığı sonuçlarına yol açabileceğini ortaya koyuyor. Anlaşma her ne kadar Birleşik Krallık ilaç ve tıbbi cihaz ihracatına üç yıl süreyle gümrük vergisi muafiyeti getirerek yerli üreticilere rekabet avantajı sağlasa da, NHS’in markalı ilaçlara yapacağı ödemelerde öngörülen artış, bu ticari kazancın sağlık sistemine faturasının çok daha ağır olabileceğine işaret ediyor.
Yorumda ayrıntılı biçimde ele alınan temel meselelerden biri, anlaşmaya eşlik eden ilaç fiyatlandırma çerçevelerindeki değişiklikler. Mevcut gönüllü fiyatlandırma ve erişim anlaşmalarının yerini, ABD’li ilaç şirketlerinin beklentileriyle uyumlu hale getirilmiş daha esnek ancak maliyetli bir yapının alacağı belirtiliyor. Bununla birlikte, Ulusal Sağlık ve Klinik Mükemmeliyet Enstitüsü’nün (NICE) sağlık teknolojisi değerlendirmelerinde kullandığı maliyet-etkililik eşiklerinin yükseltilmesi gündemde. Pratikte bu, daha önce kamu kaynakları açısından kabul edilebilir bulunmayan yüksek fiyatlı ilaçların geri ödeme kapsamına alınması anlamına gelecek. Kalite ayarlı yaşam yılı (QALY) başına geleneksel olarak 20.000 ila 30.000 sterlin arasında seyreden eşik değerlerin yukarı çekilmesi, her yeni onaylanan ilaçla birlikte NHS bütçesinden çıkacak paranın katlanarak büyümesine neden olabilir.
Hükümetin yeni ilaçlara yönelik harcama taahhüdü, bu tabloyu daha da çarpıcı kılıyor. Ulusal gelirin yüzde 0,3’ü seviyesinde olan mevcut markalı ilaç harcamalarının, 2036 yılına kadar en az yüzde 0,6’ya çıkarılması hedefleniyor. Ara hedefler ise 2028’de yüzde 0,35, 2030’da ise yüzde 0,40 olarak belirlenmiş durumda. Bugünkü gayrisafi yurtiçi hasıla büyüklüğü dikkate alındığında, söz konusu artış yıllık yaklaşık 7,5 milyar sterlinlik ek bir finansman yükü anlamına geliyor. Üstelik bu kaynağın büyük kısmı, patent koruması altındaki yeni nesil biyolojik ilaçlar ve onkoloji tedavileri gibi yüksek maliyetli ürünlere aktarılacak. Sağlık ekonomistleri, bu ilave harcamanın mevcut NHS hizmetlerinden kesinti yapılmadan karşılanmasının mümkün olmadığını vurguluyor. Aile hekimliği randevuları, elektif cerrahiler, ruh sağlığı destek programları ve koruyucu sağlık yatırımları gibi alanlardan kaydırılacak bütçenin, sistemin genel dayanıklılığını zayıflatacağı öngörülüyor.
The BMJ yorumu, bu senaryonun yalnızca finansal bir mesele olmadığını, doğrudan halk sağlığına yansıyacak sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Kaynakların pahalı ilaçlara kaydırılması, toplumun geniş kesimlerine fayda sağlayan temel sağlık hizmetlerinde daralmaya yol açabilir. Örneğin, bütçe kısıtlamaları nedeniyle tarama programlarının sıklığının azaltılması, bulaşıcı hastalık sürveyans sistemlerinin yavaşlaması ya da sağlık personeli istihdamında dondurmalara gidilmesi, uzun vadede önlenebilir hastalık yükünü artıracaktır. Bu durum, Birleşik Krallık’ta son yıllarda iyileşme sancıları yaşayan sağlık eşitsizliklerini derinleştirme riski taşıyor. Düşük gelirli gruplar ve kronik hastalığı olan bireyler, temel sağlık hizmetlerine erişim daraldığında en çok etkilenen kesimler arasında yer alıyor.
Öte yandan, anlaşmanın yaşam bilimleri sektörüne getireceği canlılık da göz ardı edilmiyor. Gümrük vergilerinin sıfırlanması, Birleşik Krallık merkezli ilaç firmalarının ABD pazarında daha rekabetçi fiyatlar sunmasına olanak tanıyacak. Bu durum ihracat gelirlerini artırabilir ve klinik araştırmalar için ülkeye daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekilmesini sağlayabilir. Ancak yorum yazısına göre, bu ticari faydanın sağlık sisteminde yaratacağı mali boşluğu kapatmaya yetmediği gibi, asıl faturayı vergi mükelleflerinin ve hastaların ödemesine neden olacak bir mekanizma ortaya çıkıyor. Uzun yıllar boyunca ilaç harcamalarını kontrol altında tutabilmek için NICE’ın maliyet-etkililik değerlendirmelerine güvenen NHS, artan eşik değerlerle birlikte bu enstrümanı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.
Uzmanlar, hükümetin 2036 hedefine giden yolda atacağı adımların şeffaf bir kamuoyu tartışmasına açılması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, sağlık bütçesindeki önceliklerin sessizce yeniden belirlenmesi, demokratik hesap verebilirlik ilkesini zedeleyebilir. Ayrıca, hangi ilaçların geri ödeneceğine dair kararlarda yalnızca QALY eşikleri değil, bütçe etkisi analizleri ve toplumsal değer yargıları da dikkate alınmalı. The BMJ’deki yorum, karar alıcıların kısa vadeli ticari kazanımlar uğruna sağlık sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğini riske atmaması gerektiği konusunda net bir uyarı niteliğinde. Bu eleştirel bakış, anlaşmanın ilerleyen dönemde yaratacağı somut mali verilerle birlikte daha da güçlenecek gibi görünüyor.

Futbolda Beyin Sarsıntısı Tanısında Yeni Dönem: Sahada Kullanıma Özgü Uluslararası Protokol Yayımlandı
Obezitesi Olan 40 Yaş Üstü Yetişkinlerde Tansiyon ve Kolesterol Düzeyleri Normale Yaklaşıyor
Ludwig Kanser Araştırma Enstitüsü, İmmünoterapi Odaklı Üç Yeni Klinik Araştırmacıyı Bünyesine Kattı






