<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Veteran sağlığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/veteran-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 02:28:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>Veteran sağlığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>VA’ya yönelik veteranlarda aile içi şiddet için kanıta dayalı yeni politika önerileri masada</title>
		<link>https://oncology.com.tr/samimi-partner-siddeti-va-politika-onerileri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/samimi-partner-siddeti-va-politika-onerileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 02:28:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziler İşleri (VA)]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanıta dayalı politika]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı desteği]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hizmeti erişimi]]></category>
		<category><![CDATA[samimi partner şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[Veteran sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/samimi-partner-siddeti-va-politika-onerileri/</guid>

					<description><![CDATA[Deborah Sampson Yasası sonrası ivmeyle hazırlanan multidisipliner panel raporu, VA’da kadın veteranlarda samimi partner şiddeti için kanıta dayalı yol haritası öneriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de kadın veteranlara yönelik sağlık ve destek hizmetlerini genişletmeyi hedefleyen Deborah Sampson Yasası’ndan (2020) gelen politika ivmesi, şimdi veteran topluluklarında samimi partner şiddeti (intimate partner violence, IPV) konusuna odaklanan yeni bir kanıta dayalı raporun zeminini oluşturuyor. Devrim Savaşı sırasında erkek kimliğiyle yaşamış Deborah Sampson’dan adını alan yasa, kadın askerî personelin devlete bağlı sağlık yardımına erişimini <a href="https://oncology.com.tr/cudc-907-temozolomid-etkisi-direncli-glioblastom/" title="Yeni bir PI3K/HDAC ikili inhibitörü, dirençli glioblastomda temozolomidin etkisini artırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">artırmayı</a> amaçlamıştı. Bu kapsamda, IPV’ye ilişkin araştırma ve uygulama boşluklarını derleyip klinisyenler ile politika yapıcılar için yönlendirici önerilere dönüştüren yeni çalışma, konunun yalnızca “bilinmesi” değil, sağlık hizmeti sisteminin içinde “önceliklendirilmesi” gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Raporun odağında, veteranlarla <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-noropsikiyatrik-advers-olaylar-vigibase/" title="WHO VigiBase verileri: GLP-1 tedavileriyle ilişkili nöropsikiyatrik şikâyet sinyali raporlandı" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> IPV hakkında güncel bilginin sentezlenmesi yer alıyor. Çalışma, veteranlarda yaşanan şiddet vakalarında hangi risklerin, hangi davranış kalıplarının ve hangi klinik ihtiyaçların daha fazla dikkat gerektirdiğini toplayarak, değerlendirme ve yönlendirme süreçlerinde kanıta dayalı bir yaklaşımın nasıl güçlendirilebileceğini tartışıyor. Burada belirleyici unsur, raporun tek bir alandan bakmak yerine çok disiplinli girdileri bir araya getirmesi; böylece hem sahada karşılık bulan uygulamalar hem de araştırma literatüründeki eğilimler aynı çerçevede değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu hedef doğrultusunda yazarlar, çevrim içi ortamda multidisipliner bir panel süreci yürüttü. Panel; şiddet mağdurlarını destekleyen savunucular, ön safta çalışan sağlık profesyonelleri, araştırmacılar ve VA (ABD Gaziler İşleri Bakanlığı) karar vericilerinden oluşan farklı paydaşları bir araya getirerek “bilinenler” ile “hangi alanlarda daha fazla yatırım gerekir” sorularını birlikte ele aldı. Panelin metodolojisi, raporda açıkça belirtildiği üzere kanıta dayalı ve kanıta-informasyonlu bir yaklaşım temelinde kuruldu; yani öneriler yalnızca görüşlerin toplamı olarak değil, mevcut kanıtların ne söylediği ve hangi konularda kesinleşmemiş boşluklar bulunduğu üzerinden şekillendirildi.</p>
<p>Çalışmanın veterana özgü IPV odağı, yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı bir meseleye işaret etmiyor. IPV’nin kapsamına stalking, zorlayıcı ve kontrol edici davranışlar gibi farklı biçimlerdeki şiddet dinamiklerinin de girebileceği vurgulanıyor. Bu, klinik pratik açısından değerlendirme süreçlerinin de daha geniş bir çerçevede ele alınması anlamına gelebilir. Çünkü şiddetin türü, mağdurun güvenlik algısı, sağlık başvurularının içeriği ve doğru yönlendirme yollarının belirlenmesi üzerinde doğrudan etkili olabiliyor.</p>
<p>Raporun clinician ve policymaker odaklı tasarımı, VA’nın hizmet modelleri içinde IPV’ye yaklaşımı güçlendirmek üzere belirli öncelik alanlarının tartışılmasına imkân veriyor. Örneğin, bakımın sürekliliği, erken farkındalık ve gerektiğinde ilgili destek mekanizmalarına yönlendirme gibi konuların; eğitim, klinik kılavuzların güncellenmesi ve hasta-hekim görüşmelerinin şiddet <a href="https://oncology.com.tr/erken-remdesivir-bobrek-nakli-greft-kaybi/" title="Böbrek nakli alıcılarında erken remdesivir, daha uzun vadeli doku kaybı riskini azaltabilir" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> yakalayacak şekilde yapılandırılması gibi uygulamalara yansıma potansiyeli bulunuyor. Bununla birlikte çalışma, doğrudan bir tedavi vaadi sunmaktan ziyade, mevcut bilimsel birikimi sistematik biçimde değerlendirip hangi adımların daha sağlam gerekçelere dayandırılabileceğini göstermeyi amaçlıyor.</p>
<p>Politika bağlamında bakıldığında, Deborah Sampson Yasası’nın hedeflediği kadın veteranların sağlık hizmetlerine erişim yaklaşımının, IPV gibi karmaşık ve çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu için de çerçeve oluşturması önem taşıyor. Çünkü şiddet vakalarında zamanında tanıma ve doğru yönlendirme, mağdurun güvenliği ve ikincil zararların azaltılması açısından kritik olabiliyor. Panelin raporu da tam olarak bu nedenle, VA karar süreçlerinde kanıtın nasıl kullanılabileceğine dair bir yol haritası niteliğinde görülüyor.</p>
<p>Bu yeni çalışma, veteran topluluklarında IPV konusunda kapsamlı bir değerlendirme ihtiyacını ve bu alanda kanıtların düzenli biçimde güncellenmesinin önemini yeniden gündeme getiriyor. Önümüzdeki adım olarak, panelde tanımlanan önceliklerin VA’nın klinik uygulamalarına ve politika tasarımlarına nasıl aktarılacağı, elde edilecek yeni kanıtlar doğrultusunda hangi alanların daha hızlı ilerleyeceği merak konusu. Konu, sağlık sisteminin yalnızca klinik tedavi değil, aynı zamanda güvenlik ve sosyal destekle kesişen sorumluluklarının da ne kadar somut planlarla desteklenebileceğini test ediyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/expert-panel-issues-recommendations-for-va-to-address-intimate-partner-violence-2/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Veteran-Related Intimate Partner Violence: Results From a Multidisciplinary and Evidence-Informed Panel Process</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1016/j.whi.2026.05.007</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Halk sağlığı, Aile içi şiddet, Kamu politikası</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/samimi-partner-siddeti-va-politika-onerileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veteranların Sağlık Kayıtlarında Gizlenen Kendine Zarar Geçmişi Makine Öğrenmesiyle Ortaya Çıkarıldı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/gazilerin-kendine-zarar-gecmisi-makine-ogrenmesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/gazilerin-kendine-zarar-gecmisi-makine-ogrenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 23:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[doğal dil işleme]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[kendine zarar verme]]></category>
		<category><![CDATA[klinik kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[makine öğrenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı verileri]]></category>
		<category><![CDATA[Veteran sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/gazilerin-kendine-zarar-gecmisi-makine-ogrenmesi/</guid>

					<description><![CDATA[UNM'nin çalışması, gazilerin sağlık kayıtlarında kodlanmayan kendine zarar öykülerini makine öğrenmesiyle tespit ederek ruh sağlığı verilerindeki kritik boşlukları ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elektronik sağlık kayıtları, modern tıbbın en zengin veri kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak bu kayıtlar, özellikle ruh sağlığı alanında, her zaman gerçeğin tamamını yansıtmıyor. New Mexico Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yürütülen yeni bir çalışma, ABD gazilerinin sağlık dosyalarında yer alan kendine zarar verme öykülerinin önemli bir bölümünün standart tanı kodlarıyla görünür hale gelmediğini <a href="https://oncology.com.tr/msx1-rahim-agzi-kanseri-tumor-destegi/" title="Kök Hücre Düzenleyicisi MSX1’in Rahim Ağzı Kanserinde Beklenmedik Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Bulgular, klinik notlarda açıkça yer alan çok sayıda vakanın, kodlama sistemleri üzerinden tespit edilemediğini ve bu nedenle hem araştırmaların hem de risk değerlendirmelerinin eksik kalabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Journal of Medical Internet Research dergisinde yayımlanan araştırma, Veterans Health Administration bünyesinde tedavi gören 1,3 milyondan fazla gazinin elektronik sağlık kayıtlarını inceledi. Araştırmacılar, tanı kodlarının klinik olarak belgelenmiş kendine zarar verme vakalarının yalnızca yaklaşık dörtte birini yakalayabildiğini belirledi. Bu oran, sağlık sistemlerinin yaygın biçimde güvendiği kod temelli ölçümlerin, özellikle intihar riskiyle yakından ilişkili olan geçmiş kendine zarar verme davranışlarını ciddi biçimde eksik yansıtabildiğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın baş araştırmacısı ve translasyonel bilişim uzmanı Christophe Lambert, sorunun yalnızca teknik bir sınırlamadan ibaret olmadığını, aynı zamanda klinik görünürlük açısından da önemli bir boşluk yarattığını vurguladı. Sağlık çalışanlarının günlük pratikte kullandığı tanı kodları, veri toplama ve raporlama açısından pratiklik sağlasa da, ayrıntılı klinik anlatımları içeren notların yerini tutamıyor. Bu da özellikle geçmişi doğru biçimde saptanması gereken ruh sağlığı olaylarında, bazı hastaların kritik bilgilerinin sistem içinde “görünmez” kalmasına yol açabiliyor.</p>
<p>Çalışmanın önemini artıran nokta, kendine zarar verme öyküsünün gelecekteki intihar <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-menenjiyom-nuks-riski/" title="Yapay Zekâ, Menenjiyom Riskini Sıradan Patoloji Düzeyinden Okuyabiliyor" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> değerlendirmede temel göstergelerden biri olması. Ruh sağlığı araştırmalarında ve klinik uygulamada, önceki kendine zarar verme davranışlarının belirlenmesi; takip sıklığı, güvenlik planlaması ve uygun kaynakların yönlendirilmesi açısından kritik kabul ediliyor. Ancak kayıt sistemleri bu öyküleri eksik yakaladığında, riskin boyutu olduğundan düşük görünebiliyor. Araştırmacılara göre bu durum, yalnızca bilimsel verilerin doğruluğunu değil, aynı zamanda klinik <a href="https://oncology.com.tr/uganda-geriyatrik-malnutrisyon-demans-riski/" title="Uganda’da Yaşlı Beslenme Yetersizliği ile Demans Riski Arasında Dikkat Çeken Bağlantı" data-wpan-internal-link="1">dikkat</a> düzeyini ve kaynak dağılımını da etkileyebilir.</p>
<p>UNM ekibinin çalışması, sağlık kayıtlarındaki bilginin büyük bölümünün yapılandırılmış kodlar yerine serbest metin notlarında saklandığı gerçeğini bir kez daha gündeme taşıyor. Doktorların, hemşirelerin ve diğer klinisyenlerin değerlendirmeleri çoğu zaman ayrıntılı anlatımlar içeriyor; buna karşın bu ifadelerin standart kod sistemlerine dönüştürülmesi her zaman eksiksiz olmuyor. Özellikle ruh sağlığı gibi hassas ve çok katmanlı alanlarda, bir olgunun tanı kodu olarak kayda geçmesi ile klinik notlarda yer alması arasında belirgin farklar oluşabiliyor. Bu fark, veri madenciliği ve sağlık bilişimi açısından uzun süredir bilinen ama çözümü zor bir soruna işaret ediyor.</p>
<p>Bu boşluğu kapatmak için ekip, makine öğrenmesi temelli bir yaklaşım kullandı. Çalışmanın başlığında da yer alan “pozitif ve etiketlenmemiş öğrenme” yöntemi, yalnızca açıkça işaretlenmiş örneklere değil, aynı zamanda etiketsiz veriler içindeki olası desenlere de bakarak model kurmayı amaçlıyor. Böyle yöntemler, sağlık verilerinde eksik etiketleme sorunlarının yaygın olduğu durumlarda daha gerçekçi tahminler sunabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle klinik kodlamanın tamamlayamadığı alanlarda, kayıtların içinde saklı kalan örüntüleri görünür kılmak için giderek daha fazla ilgi görüyor.</p>
<p>Gazilerin sağlık dosyaları üzerinde yapılan analizde, modelin amacı doğrudan yeni bir teşhis koymak değil; mevcut kayıtların içinde kodlanmamış fakat notlarda yer alan kendine zarar verme ifadelerini daha iyi tespit etmekti. Araştırmacılar, bu tür yöntemlerin sağlık sistemlerine daha doğru yaygınlık tahminleri sağlayabileceğini ve gelecekte ruh sağlığı izlemi için daha sağlam veri altyapıları kurulmasına katkı verebileceğini düşünüyor. Bununla birlikte çalışma, model tabanlı araçların klinik kararların yerini almadığını; daha çok uzmanların dikkatini olası eksik kayıt noktalarına yönlendirebileceğini de ima ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Detecting Uncoded Self-Harm in Veterans’ Electronic Health Records Using Positive and Unlabeled Learning: Retrospective Cohort Study</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.2196/89071</p>
<p><strong>Keywords:</strong> bilgisayar modellemesi, kendine zarar verme, elektronik sağlık kayıtları, makine öğrenimi, pozitif-etiketlenmemiş öğrenme, ruh sağlığı dokümantasyonu, Gaziler Sağlık İdaresi, sağlık bilişimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/gazilerin-kendine-zarar-gecmisi-makine-ogrenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tanısı Alan Gazilerde İntihar Riski Yıllarca Yüksek Kalıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kanser-tanisi-olan-gazilerde-intihar-riski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kanser-tanisi-olan-gazilerde-intihar-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 16:32:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[gazilerde intihar riski]]></category>
		<category><![CDATA[kanser psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser ve ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[psikososyal destek]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uzun dönem kanser takibi]]></category>
		<category><![CDATA[uzun dönem takip]]></category>
		<category><![CDATA[Veteran sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kanser-tanisi-olan-gazilerde-intihar-riski/</guid>

					<description><![CDATA[OHSU ve VA iş birliğiyle yapılan çalışma, kanser tanısı alan gazilerde intihar davranışlarının tedavi sonrasında da uzun yıllar yüksek kaldığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oregon Health &amp; Science University (OHSU) ile Veterans Health Administration iş birliğinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, kanser tanısı alan gazilerde intihar davranışlarının sadece teşhis anı ve tedavi döneminde değil, uzun yıllar boyunca yüksek kaldığını <a href="https://oncology.com.tr/sirt1-agresif-prostat-kanseri-hedef/" title="Aggresif Prostat Kanserinde Yeni Bir Moleküler Hedef: Sirt1’in Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Yaklaşık on yıla yayılan ve 292 binden fazla gazinin verilerini inceleyen çalışma, kanserle yaşayan bu grubun ruh sağlığı risklerine ilişkin önemli ve daha önce yeterince görünür olmayan bir tablo sunuyor.</p>
<p>JAMA Oncology’de yayımlanan bulgular, kanser tanısının yaratttığı psikolojik yükün kısa süreli bir krizle sınırlı olmadığını gösteriyor. Araştırmaya göre, intihar girişimleri ve intihara bağlı ölüm riskini birlikte değerlendiren bu çalışma, tıpta “suicidal self-directed violence” olarak tanımlanan intihar amaçlı kendine zarar verme davranışlarının kanser tanısından sonra uzun süre artmış düzeyde seyrettiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu sonucun yalnızca aktif tedavi dönemine odaklanan klasik yaklaşımın ötesinde, daha uzun soluklu psikososyal desteğin önemine işaret ettiğini belirtiyor.</p>
<p>Çalışmanın baş araştırmacısı ve OHSU Tıp Fakültesi’nde yardımcı doçent olan Dr. Donald R. Sullivan, kanser tanısının pek çok gazi için derin bir sarsıntı anlamına geldiğini vurguluyor. Ağır bir hastalıkla yüzleşmenin doğal olarak ruhsal stres yaratması beklenebilir; ancak bu araştırma, etkilerin ilk günler veya aylarla sınırlı kalmadığını, yıllar sonra da sürebildiğini gösteriyor. Bu durum, kanser <a href="https://oncology.com.tr/yenidogan-kalp-acilleri-egitim-modulleri/" title="Yenidoğan Yoğun Bakımında Kalp Acilleri İçin Yeni Eğitim Modeli Geliştirildi" data-wpan-internal-link="1">bakımında</a> psikolojik izlemin yalnızca başlangıç değerlendirmeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Bilim insanlarının bu çalışmada öne çıkardığı bir diğer nokta, intihar riskinin yalnızca ölümcül girişimlerle değil, ölümcül olmayan girişimlerle birlikte ele alınması oldu. Bu yöntem, ruh sağlığı araştırmalarında daha bütüncül bir risk değerlendirmesi yapılmasına olanak tanıyor. Kanser tanısı sonrası yaşanan umutsuzluk, işlev kaybı, ağrı, belirsizlik ve sosyal izolasyon gibi etkenler, özellikle savunmasız gruplarda uzun vadeli sonuçlar doğurabiliyor. Gazilerde ise askeri hizmet geçmişi, travma öyküsü, eşlik eden fiziksel hastalıklar ve sağlık sistemine erişim dinamikleri bu tabloyu daha karmaşık hale getirebiliyor.</p>
<p>Çalışmanın büyüklüğü de sonuçların dikkat çekiciliğini artırıyor. On yıla yakın süreye yayılan analiz, bireysel vakalara dayalı dar bir gözlem değil, geniş ölçekli ve uzunlamasına bir değerlendirme sunuyor. Bu tür araştırmalar, belirli bir anda ölçülen ruh sağlığı verilerinden farklı olarak riskin zaman içindeki seyrini izleyebildiği için klinik uygulamalar açısından özellikle değerli kabul ediliyor. Elde edilen sonuçlar, kanser tedavisi planlanırken ruh sağlığına yönelik izlemin de uzun vadeli bakımın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Klinik açıdan bakıldığında, çalışmanın mesajı açık: Kanser tanısı almış gaziler için ruhsal destek, yalnızca acil dönemlerde devreye giren geçici bir hizmet olarak görülmemeli. Özellikle tedavi tamamlandıktan sonra “iyileşme” anlatısının öne çıkması, bazı hastalarda görünmez kalan psikolojik sıkıntıların gözden kaçmasına yol açabiliyor. Oysa bu araştırma, riskin hastalık sürecinin farklı evrelerinde devam edebildiğini ve izlem programlarının buna göre tasarlanması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlar, böyle bulguların tarama uygulamalarını yeniden düşünmeyi gerektirebileceğini belirtiyor. Düzenli ruh sağlığı değerlendirmeleri, erken müdahale olanakları ve palliatif bakım dâhil olmak üzere destek hizmetlerine zamanında yönlendirme, yüksek riskli hastaların daha iyi izlenmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çalışma, tek başına bir tanı sonrası travmanın tüm hastalarda aynı sonucu doğurmadığını da hatırlatıyor; risk düzeyi kişisel geçmiş, eşlik eden psikiyatrik durumlar, kanserin türü ve sosyal destek ağı gibi çok sayıda değişkene bağlı olabilir.</p>
<p>Kanser ve ruh sağlığı arasındaki ilişki son yıllarda daha fazla araştırılsa da, veteran popülasyonda bu ilişkinin uzun dönemli ve çok boyutlu biçimde ele alınması hâlâ sınırlı bir alan. OHSU ve Veterans Health Administration araştırmasının önemi de burada ortaya çıkıyor: Çalışma, yalnızca biyolojik hastalık yükünü değil, tanının beraberinde getirdiği psikolojik ve davranışsal riskleri de görünür kılıyor. Bu, kanser bakımında başarıyı yalnızca sağkalım oranlarıyla değil, hastanın yaşam kalitesi ve ruhsal güvenliğiyle birlikte değerlendirme gerekliliğini güçlendiriyor.</p>
<p>Sonuç olarak, bu geniş kapsamlı araştırma kanser tedavisinin bitişinin ruhsal risklerin de bittiği anlamına gelmediğini güçlü biçimde gösteriyor. Gazilerde intihar davranışlarının yıllar sürebilen yüksek düzeyi, sağlık sisteminin takip, tarama ve destek modellerini yeniden ele alması gerektiğine işaret ediyor. Uzun dönemli psikososyal bakımın, kanserle mücadelede lüks değil, klinik olarak gerekli bir bileşen olduğu mesajı bu çalışmanın en çarpıcı sonucu olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Longitudinal Risk for Suicidal Self-Directed Violence Among Veterans With Cancer</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Kanser, İntihar, Gaziler, Ruh Sağlığı, İntihar Amaçlı Kendine Yönelik Şiddet, Palyatif Bakım, Epidemiyoloji, <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-bobrek-kanseri-risk-analizi/" title="Yapay Zekâ, Böbrek Kanseri Ameliyatı Sonrası Riskleri Daha Erken Sınıflandırabilir" data-wpan-internal-link="1">Onkoloji</a>, Psikolojik Sıkıntı, Sağkalım</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kanser-tanisi-olan-gazilerde-intihar-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veteranlarda PFAS Maruziyetini İzlemek İçin Parmak Ucu Kanı Yöntemi Test Edildi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/veteranlarda-pfas-maruziyeti-kapiller-kan/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/veteranlarda-pfas-maruziyeti-kapiller-kan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 14:37:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik örnekleme]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel kirleticiler]]></category>
		<category><![CDATA[kan örnekleme cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[kapiller kan örneklemesi]]></category>
		<category><![CDATA[maruziyet izleme]]></category>
		<category><![CDATA[mininvaziv test yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[PFAS]]></category>
		<category><![CDATA[PFAS maruziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Veteran sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Veteranlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/veteranlarda-pfas-maruziyeti-kapiller-kan/</guid>

					<description><![CDATA[Veteranlarda PFAS maruziyetini değerlendirmek için parmak ucu kanıyla çalışan kapiller cihazın saha koşullarında kullanılabilirliği ve avantajları üzerine yeni bir çalışma.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yayımlanan yeni bir çalışma, çevresel kirleticilere maruziyeti izlemekte kullanılabilecek daha pratik bir biyolojik örnekleme yöntemi sundu. <em>Journal of Exposure Science and Environmental Epidemiology</em> dergisinde yer alan araştırmada, araştırmacılar per- ve polifloroalkil maddelere, yani PFAS olarak bilinen kalıcı kimyasallara maruz kalımı ölçmek için kapiller kan toplama cihazını değerlendirdi. Çalışma, bu yaklaşımın özellikle potansiyel kirlenme kaynaklarına yakın bölgelerde yaşayan Veteranlar gibi gruplarda daha erişilebilir bir gözetim aracı olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>PFAS’lar, gündelik hayatta kullanılan çok sayıda endüstriyel üründe yer alan ve çevrede kolayca parçalanmayan kimyasal bileşikler olarak tanınıyor. Yangın söndürme köpüklerinden yapışmaz kaplamalara kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu maddeler, dayanıklılıkları nedeniyle “sonsuz kimyasallar” olarak anılıyor. Ancak bu direnç, aynı zamanda çevresel yayılım ve insan maruziyeti açısından ciddi bir sorun yaratıyor. Su kaynaklarına karışabilen PFAS’lar, özellikle askeri tesisler veya endüstriyel alanların yakınında yaşayan topluluklarda daha fazla ilgi görüyor.</p>
<p>Bu bağlamda Veteranlar ayrı bir önem taşıyor. Tarihsel olarak bazı askeri alanlarda PFAS içeren malzemelerin kullanılmış olması, bu grupta çevresel maruziyetin daha yakından incelenmesini gerektiriyor. Buna karşın, maruziyetin rutin izlenmesinde en sık kullanılan yöntem olan venöz kan alımı; sağlık personeli, ekipman ve uygun lojistik gerektirdiği için geniş ölçekli taramalarda her zaman kolay uygulanmıyor. Araştırmanın temel çıkış noktası da tam olarak bu sınırlılığı aşmak oldu.</p>
<p>Havens ve meslektaşlarının yürüttüğü çalışma, parmak ucundan alınan küçük miktardaki kanla çalışan kapiller örnekleme cihazına odaklandı. Bu yöntem, klasik damar yoluyla kan alımına kıyasla daha az invaziv olmasıyla dikkat çekiyor. Küçük ve kullanıcı dostu bir cihazla örnek toplanabilmesi, özellikle saha koşullarında, uzak bölgelerde ya da çok sayıda katılımcıyı içeren çalışmalarda büyük avantaj sağlayabilir. Araştırmacılar, bu tekniğin yalnızca örnek alımını kolaylaştırmakla kalmayıp kimyasal analiz için uygun biyolojik materyal sunma potansiyeli taşıdığını değerlendirdi.</p>
<p>Çalışmanın önemi, yalnızca teknolojik yenilikten ibaret değil. Çevresel sağlık araştırmalarında, maruziyetin doğru ve tekrar edilebilir biçimde ölçülebilmesi çoğu zaman politika geliştirme, risk değerlendirmesi ve sağlık taramalarının planlanması için temel oluşturuyor. PFAS gibi uzun süre çevrede kalan maddeler söz konusu olduğunda, insanların bu kimyasallara ne ölçüde maruz kaldığını anlamak; su güvenliği, arazi kullanımı ve halk sağlığı önlemleri açısından kritik değer taşıyor. Bu nedenle daha ulaşılabilir bir örnekleme aracının geliştirilmesi, gelecekte izleme kapasitesini artırabilir.</p>
<p>Bilim insanları için kapiller kan toplama yaklaşımı, özellikle biomonitoring olarak bilinen insan biyolojik izleme alanında önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Biomonitoring, çevresel maruziyetin vücutta bıraktığı kimyasal izlerin ölçülmesi anlamına geliyor ve çoğu zaman kan, idrar ya da benzeri biyolojik örneklere dayanıyor. Ancak örnekleme yöntemi ne kadar pratik ve güvenilir olursa, katılımcı katılımı ve saha uygulamaları da o kadar kolaylaşıyor. Bu da daha geniş popülasyonlarda veri toplanmasını mümkün kılabilir.</p>
<p>PFAS maruziyetini değerlendiren çalışmanın özellikle Veteran topluluklarına odaklanması, halk sağlığı açısından da dikkat çekici. Askeri üslerin çevresindeki yerleşim alanları, geçmişte kullanılan yangın söndürme köpükleri ve diğer materyaller nedeniyle zaman içinde bu kimyasallara maruz kalmış olabilir. Bu tür bölgelerde yaşayan bireylerin taranması, yalnızca geçmiş maruziyetin anlaşılmasına değil, olası devam eden çevresel kaynakların belirlenmesine de yardımcı olabilir. Buna rağmen araştırmacılar, bu tür araçların sahada uygulanabilirliğine rağmen klinik karar verme açısından tek başına yeterli olmadığına işaret eden ihtiyatlı bir çerçeve içinde çalışıyor.</p>
<p>Çalışma, erken aşama bir metodolojik yenilik olarak görülmeli. Yani burada amaç, PFAS’ın sağlık üzerindeki etkilerine dair kesin yargılar vermekten çok, maruziyeti ölçmek için daha erişilebilir bir teknik ortaya koymak. Bu ayrım önemli; çünkü çevresel sağlık araştırmalarında ölçüm kapasitesinin gelişmesi, etkilerin doğrudan saptandığı anlamına gelmiyor. Yine de böyle araçlar, zaman içinde daha büyük kohortlarda kullanılabilir ve farklı bölgelerde karşılaştırmalı veri üretimini destekleyebilir.</p>
<p>Sonuç olarak, kapiller kan toplama cihazının Veteranlar arasında PFAS maruziyetini izlemek için kullanılması, çevresel toksikoloji ve halk sağlığı izlemi açısından pratikliği yüksek bir adım olarak öne çıkıyor. Daha az invaziv, saha koşullarına uygun ve potansiyel olarak ölçeklenebilir bu yaklaşım, özellikle kalıcı kimyasalların izlenmesinde yeni araştırma kapıları açabilir. Bilim dünyası için asıl soru artık, bu tür cihazların ne ölçüde yaygınlaştırılabileceği ve farklı maruziyet senaryolarında ne kadar tutarlı sonuç vereceği olacak.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Use of capillary blood collection device for monitoring exposure to per- and polyfluoroalkyl substances (PFAS) in Veterans near potential environmental contamination sources.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Use of a capillary blood collection device to monitor exposure to per- and polyfluoroalkyl substances (PFAS) in Veterans living in proximity to potential sources of environmental contamination.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Havens, L.A., Heitz, E.R., Hartley, K.R. et al. Use of a capillary blood collection device to monitor exposure to per- and polyfluoroalkyl substances (PFAS) in Veterans living in proximity to potential sources of environmental contamination. J Expo Sci Environ Epidemiol (2026). https://doi.org/10.1038/s41370-026-00884-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> 30 April 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/veteranlarda-pfas-maruziyeti-kapiller-kan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
