<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ürotelyal karsinom &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/urotelyal-karsinom/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 17:40:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>ürotelyal karsinom &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mutant TP53, Bağışıklık Hücrelerini Tüketerek Mesane Kanserinde Ölümcül Seyri ve Tedavi Direncini Körüklüyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/mutant-tp53-bagisiklik-hucrelerini-tuketerek-mesane-kanserinde-olumcul-seyri-ve-tedavi-direncini-korukluyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/mutant-tp53-bagisiklik-hucrelerini-tuketerek-mesane-kanserinde-olumcul-seyri-ve-tedavi-direncini-korukluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 17:40:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[CD8+ T hücre tükenişi]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi direnci]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Tek hücre transkriptomiksi]]></category>
		<category><![CDATA[TP53 mutasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ürotelyal karsinom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/mutant-tp53-bagisiklik-hucrelerini-tuketerek-mesane-kanserinde-olumcul-seyri-ve-tedavi-direncini-korukluyor/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir araştırma, TP53 mutasyonlarının mesane kanserinde CD8+ T hücrelerini geri dönüşümsüz bir tükenmişliğe sürükleyerek bağışıklık sistemini çökerttiğini ve immünoterapilere karşı ölümcül direnç geliştirdiğini ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genomun koruyucusu olarak bilinen TP53 geninde meydana gelen mutasyonların, yalnızca kanser hücrelerinin iç işleyişini bozmakla kalmayıp tümörü çevreleyen bağışıklık ortamını da kökten yeniden şekillendirdiği ortaya kondu. British Journal of Cancer’da yayımlanan yeni bir araştırma, özellikle ürotelyal karsinomda (mesane <a href="https://oncology.com.tr/prostat-kanserinin-kemik-yayilimini-durdurmak-icin-seker-kapli-bir-bagisiklik-saldirisi/" title="Prostat Kanserinin Kemik Yayılımını Durdurmak İçin Şeker Kaplı Bir Bağışıklık Saldırısı" data-wpan-internal-link="1">kanserinin</a> en sık görülen türü) TP53 mutasyonlarının, CD8+ T hücrelerini işlevsiz bir tükenmişlik durumuna sürükleyerek bağışıklık sisteminin kanserle savaşma kapasitesini alt üst ettiğini gösteriyor. Bu mekanizma, hastalığın agresif seyrini ve mevcut immünoterapilere karşı gelişen direnci büyük ölçüde açıklıyor.</p>
<p>Çalışma, tek hücre transkriptomiksi ve ileri immünofenotipleme tekniklerini kullanarak, mutant p53 proteini taşıyan tümörlerin içine sızan CD8+ T lenfositlerinin detaylı bir haritasını çıkardı. Sonuçlar, bu bağışıklık hücrelerinin büyük bir kısmının artık sitotoksik saldırı gerçekleştiremediğini, aksine yüzeylerinde PD-1, TIM-3 ve LAG-3 gibi inhibitör reseptörleri aşırı miktarda ifade ederek kronik bir bitkinlik fenotipi sergilediğini ortaya koydu. Normalde tümöre karşı en etkili silahlardan biri olan CD8+ T hücrelerinin bu şekilde susturulması, kanserin bağışıklık gözetiminden kaçmasına zemin hazırlıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, TP53 mutasyonu ile tetiklenen bu tükenmişlik halinin yalnızca hücresel düzeyde bir bozukluk olmadığını, aynı zamanda <a href="https://oncology.com.tr/ceperognastat-erken-evre-alzheimerda-umut-vaadini-klinik-basariya-donusturemedi/" title="Ceperognastat Erken Evre Alzheimer’da Umut Vaadini Klinik Başarıya Dönüştüremedi" data-wpan-internal-link="1">klinik</a> sonuçları da doğrudan belirlediğini vurguluyor. Mutant p53’in baskın olduğu ürotelyal karsinom vakalarında, tükenmiş CD8+ T hücrelerinin yoğunluğu ile genel sağkalım arasında güçlü bir negatif korelasyon saptandı. Başka bir deyişle, tümör dokusunda bu bitkin bağışıklık hücrelerinden ne kadar çok bulunursa, hastalığın seyri o kadar hızlı ve ölümcül oluyor. Bulgu, TP53 durumunun, hastalığın gidişatını tahmin etmede bağımsız bir belirteç olarak kullanılabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de immünoterapi direncine tuttuğu ışık. Günümüzde birçok kanser türünde standart hale gelen bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri, tam da bu tükenmiş T hücrelerini yeniden canlandırarak tümöre saldırmalarını hedefliyor. Ancak yeni veriler, TP53 mutasyonunun yarattığı tükenmişlik halinin, kontrol noktası blokajı ile kolayca geri döndürülemeyecek kadar derin olabileceğini düşündürüyor. Araştırmacılar, mutant p53’in T hücrelerinin farklılaşma yolculuğunu en baştan bozarak onları kalıcı bir işlevsizlik çıkmazına sürüklediğini, bu nedenle de mevcut tedavilerin genellikle yetersiz kaldığını belirtiyor.</p>
<p>Peki mutant TP53 bu geniş çaplı bağışıklık tahribatını nasıl gerçekleştiriyor? Araştırma ekibi, olayın yalnızca kanser hücresinin içinde bitmediğini, p53 proteininin hücre dışına salgılanan sinyal molekülleri aracılığıyla tüm mikroçevreyi yeniden programladığını gösterdi. Mutasyon sonucu değişen sinyal yolları, tümör yatağında kronik enflamasyon benzeri bir ortam oluşturuyor. Bu ortam, CD8+ T hücrelerini sürekli uyararak erken ve kontrolsüz bir aktivasyona, ardından da hızla tükenmişliğe götürüyor. Aynı zamanda, bağışıklık baskılayıcı düzenleyici T hücrelerinin ve miyeloid kökenli baskılayıcı hücrelerin bölgeye toplanmasını teşvik ederek tümörün koruyucu bir kalkan oluşturmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Tek hücre analizleri sayesinde, TP53 mutant ve TP53 yabanıl tip (normal) tümörler <a href="https://oncology.com.tr/vucut-olculeri-metabolizma-belirtecleri-ve-pankreas-kanseri-riski-arasindaki-gizli-baglanti-aciga-cikiyor/" title="Vücut Ölçüleri, Metabolizma Belirteçleri ve Pankreas Kanseri Riski Arasındaki Gizli Bağlantı Açığa Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> bağışıklık farkı moleküler çözünürlükte ortaya konabildi. Mutant tümörlerdeki CD8+ T hücrelerinin, hafıza ve efektör işlevlerle ilişkili gen ifade programlarını neredeyse tamamen kapattığı, buna karşılık tükenmişlikle ilişkili transkripsiyon faktörlerini (örneğin TOX) yüksek düzeyde aktive ettiği görüldü. Bu genetik yeniden programlanma, hücreleri adeta bir “derin dondurucu” durumuna sokarak çoğalma ve öldürücü molekül salgılama yeteneklerini ortadan kaldırıyor. İlginç biçimde, bu tükenmiş hücreler belirli bir plastisiteyi korumak yerine, terminal olarak farklılaşmış ve geri dönüşümsüz bir fenotipe kilitlenmiş görünüyor.</p>
<p>Bu mekanik içgörü, neden bazı mesane kanseri hastalarının immünoterapiden hiç yarar görmediğini açıklamanın ötesinde, yeni tedavi stratejileri için de kapı aralıyor. Eğer TP53 mutasyonu, T hücrelerini kontrol noktası inhibitörlerine yanıt veremeyecek bir hale getiriyorsa, tedavi öncesinde veya sırasında bu mutasyonun varlığını test etmek klinik kararları yönlendirebilir. Dahası, tükenmişliğin altında yatan epigenetik ve transkripsiyonel kilitlenmeyi hedef alan yeni nesil ajanlar geliştirilebilir. Örneğin, TOX gibi ana düzenleyicileri baskılamaya veya hücreleri yeniden programlamaya yönelik deneysel yaklaşımlar, TP53 mutant tümörlerde kaybolan bağışıklık yanıtını yeniden canlandırmak için umut vadediyor. Ancak araştırmacılar, bu tür stratejilerin henüz kavramsal aşamada olduğunu ve dikkatli preklinik doğrulamaya ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor.</p>
<p>Çalışma, aynı zamanda kişiselleştirilmiş onkoloji açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ürotelyal karsinomda TP53 mutasyon sıklığının yüksek olması (ileri evrelerde yüzde 50’nin üzerinde), bu hasta grubunun önemli bir kısmının mevcut standart tedavilerle yeterince kontrol altına alınamamasının altında yatan biyolojik nedeni aydınlatıyor. Artık hastaları yalnızca tümör evresi ve histolojik özelliklerine göre değil, tümörlerinin taşıdığı spesifik genetik değişikliklere ve bu değişikliklerin şekillendirdiği bağışıklık bağlamına göre sınıflandırmak mümkün hale geliyor. Bu bakış açısı, aynı tanıyı alan hastalar arasında neden bu kadar farklı klinik gidişler görüldüğünü anlamak için güçlü bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, bundan sonraki aşamada, TP53 mutasyonu ile tetiklenen tükenmişlik programını farmakolojik olarak kırabilecek aday molekülleri tarayacaklarını ve tümör modellerinde kombinasyon tedavilerini test edeceklerini belirtiyor. Ayrıca, farklı kanser türlerinde de benzer bir TP53-bağımlı bağışıklık yeniden şekillenmesinin olup olmadığını araştırmayı planlıyorlar. Eğer bu mekanizma yaygın bir özellik olarak doğrulanırsa, genomun koruyucusunun kaybının ardındaki bağışıklık çöküşünü onarmak, birçok agresif tümör için ortak bir tedavi hedefi haline gelebilir.</p>
<p>Sonuç olarak, İngiliz Kanser Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan bu bulgular, TP53 genindeki bir bozukluğun, kanser hücresini yalnızca kendi başına ölümsüzleştirmediğini, aynı zamanda vücudun en güçlü savunma ordusu olan sitotoksik T lenfositlerini saf dışı bırakarak tümöre çift yönlü bir avantaj sağladığını ortaya koyuyor. Bu karmaşık etkileşimin moleküler detaylarını anlamak, özellikle mevcut immünoterapilere dirençli ürotelyal karsinom hastaları için daha etkili kişiselleştirilmiş tedavi protokollerinin yolunu açabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> TP53 mutations and their impact on CD8+ T cell exhaustion and immunotherapy resistance in urothelial carcinoma.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> TP53 mutation-biased CD8+ T cell exhaustion drives lethal outcome and therapy resistance in urothelial carcinoma.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Su, X., Jin, K., Zeng, H. et al. TP53 mutation-biased CD8+ T cell exhaustion drives lethal outcome and therapy resistance in urothelial carcinoma. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03548-1</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41416-026-03548-1</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/mutant-tp53-bagisiklik-hucrelerini-tuketerek-mesane-kanserinde-olumcul-seyri-ve-tedavi-direncini-korukluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MYC Aşırı İfadesi, İnatçı Ürotelyal Kanserde Kötü Seyrin Güçlü İşareti Olarak Tanımlandı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/myc-asiri-ifadesi-urotelyal-kanser/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/myc-asiri-ifadesi-urotelyal-kanser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 19:04:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık kaçışı]]></category>
		<category><![CDATA[fibrozis]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyobelirteçleri]]></category>
		<category><![CDATA[MYC amplifikasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi direnci]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[ürotelyal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[ürotelyal karsinom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/myc-asiri-ifadesi-urotelyal-kanser/</guid>

					<description><![CDATA[MYC amplifikasyonu taşıyan ürotelyal karsinomlar, bağışıklık baskısı ve fibrozisle şekillenen agresif ve tedaviye dirençli tümör profili sergiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ürotelyal karsinomda hastalığın neden bazı hastalarda hızla ilerleyip tedavilere direnç gösterdiği, onkoloji araştırmalarının en zor sorularından biri olmaya devam ediyordu. British Journal of Cancer&#8217;da yayımlanan yeni bir çalışma, bu tabloya önemli bir açıklama getirerek MYC proto-onkogeninin yalnızca tümör büyümesini değil, aynı zamanda hastalığın klinik gidişatını ve tümörün çevresindeki bağışıklık ile fibrotik dokusal yanıtı da güçlü biçimde şekillendirdiğini ortaya koydu. Araştırma, MYC amplifikasyonu ve aşırı ifadesinin ürotelyal karsinomda ölümcül klinik sonuçlarla ilişkili olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>İdrar yolu epitelinden kaynaklanan ürotelyal karsinom, yüksek nüks oranları ve değişken agresiflik düzeyi nedeniyle klinikte öngörülmesi zor kanser türleri arasında yer alıyor. Bazı tümörler uzun süre kontrol altında tutulabilirken, bazıları kısa sürede ilerliyor ve standart tedavilere yanıt vermiyor. Bu yeni çalışma, hastalığın bu farklı davranışlarını anlamada MYC&#8217;nin merkezi bir düzenleyici olabileceğine işaret ediyor. Gen ifadesini yöneten güçlü bir transkripsiyon faktörü olan MYC, birçok kanserde hücre çoğalması, metabolik yeniden programlama ve bağışıklık yanıtının baskılanmasıyla ilişkilendiriliyor. Ancak ürotelyal karsinom özelinde bu genin etkisi şimdiye kadar ayrıntılı ve çok katmanlı bir biçimde gösterilememişti.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan yönü, tek bir biyolojik özelliğe değil, genomik, transkriptomik ve immünofenotipik verilerin birlikte değerlendirilmesine dayanması oldu. Araştırmacılar, MYC amplifikasyonu taşıyan tümör örneklerini farklı düzeylerde inceledi ve bu tümörlerin yalnızca daha saldırgan davranmadığını, aynı zamanda tedaviye daha dirençli bir biyolojik çerçeve sunduğunu bildirdi. Elde edilen veriler, MYC aşırı ifadeli ürotelyal tümörlerin daha olumsuz klinik seyirle bağlantılı olduğunu ve standart tedavi yaklaşımlarına karşı daha inatçı bir profil sergileyebildiğini düşündürüyor.</p>
<p>En dikkat çekici bulgulardan biri, bu tümörlerin çevresinde ortaya çıkan özgün bağışıklık-fibrozis bileşimi oldu. Araştırmaya göre MYC ile ilişkili tümör mikroçevresi, bağışıklık baskılayıcı hücrelerin anormal biçimde arttığı ve hücre dışı matriksin sertleştiği bir yapı gösteriyor. Bu durum, bağışıklık sisteminin tümöre karşı etkili yanıt vermesini zorlaştırabilir. Aynı zamanda doku sertliğinin artması, tümör hücrelerinin yayılımını kolaylaştıran ve tedavi penetrasyonunu zorlaştıran bir zemin yaratabilir. Bilim insanları bu tabloyu, hem immün kaçış hem de fibrotik yeniden şekillenmenin bir araya geldiği yüksek dirençli bir tümör ekosistemi olarak değerlendiriyor.</p>
<p>Kanser biyolojisinde tümör mikroçevresi, son yıllarda en az tümör hücresi kadar önemli bir araştırma alanı haline geldi. Bağışıklık hücreleri, fibroblastlar, hücre dışı matriks bileşenleri ve damar yapıları birlikte çalışarak tümörün nasıl büyüdüğünü, nasıl yayıldığını ve tedaviye nasıl yanıt verdiğini belirleyebiliyor. Bu yeni çalışma, MYC&#8217;nin yalnızca hücre içi çoğalma sinyallerini değil, aynı zamanda tümör çevresindeki bu karmaşık etkileşimleri de yeniden biçimlendirebildiğini göstererek önemli bir biyolojik bağlantı kuruyor. Böylece MYC, yalnızca bir onkogen değil, tümör ekosisteminin mimarlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Ürotelyal karsinom için bu bulguların klinik önemi büyük. MYC amplifikasyonu taşıyan hastalar, daha erken risk sınıflandırmasına ve daha yakından izlenmeye ihtiyaç duyabilir. Ancak araştırmacılar, bu sonuçların şimdilik bir biyobelirteç ve mekanizma düzeyinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan bir çerçeve sunuyor. Çalışma, MYC&#8217;nin kötü prognozu işaret eden bir moleküler belirteç olabileceğini düşündürse de, bunun günlük klinik uygulamada nasıl kullanılacağı ayrı doğrulama çalışmalarını gerektiriyor. Özellikle farklı hasta gruplarında, farklı tedavi rejimlerinde ve daha geniş örneklemde benzer sonuçların yeniden gösterilmesi önem taşıyacak.</p>
<p>Bir başka önemli nokta, MYC ile bağlantılı fibrotik ve immün baskılayıcı mikroçevrenin tedavi direnciyle ilişkili olabileceği yönündeki bulgu. Günümüzde immünoterapiler, bazı ürotelyal karsinom hastalarında anlamlı yarar sağlayabiliyor; ancak tüm hastalar aynı yanıtı vermiyor. Tümör çevresinin yoğun fibrozisle sertleşmesi ve bağışıklık baskılayıcı hücrelerle dolması, bu tedavilerin etkisini sınırlayabilir. Bu nedenle çalışma, MYC hedefli yaklaşımlar ile mikroçevreyi modüle etmeye yönelik stratejilerin birlikte düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor. Yine de bu, mevcut tedavilerin yerine geçecek kesin bir seçenek anlamına gelmiyor; daha çok yeni biyolojik hedeflerin belirlenmesi için bir yön gösteriyor.</p>
<p>Bilimsel açıdan bakıldığında çalışma, kanser araştırmalarında giderek güçlenen bir fikri destekliyor: Tümörün genetik sürücülerini anlamak, tek başına yeterli değil; bu sürücülerin <a href="https://oncology.com.tr/rochester-akis-sitometri-isac-2026-onur/" title="Rochester’daki Akış Sitometri Merkezi, ISAC’ın 2026 Onur Listesine Girdi" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sistemi</a> ve stromal doku ile kurduğu ilişkiyi de çözmek gerekiyor. MYC&#8217;nin ürotelyal karsinomda hem kötü huylu hücresel davranışa hem de bağışıklık-fibrotik yeniden yapılanmaya katkı sağlaması, hastalığın neden bu kadar zor kontrol edildiğine dair daha bütüncül bir açıklama sunuyor. Araştırma ayrıca, multidisipliner profil analizi yöntemlerinin kanser biyolojisinde nasıl daha rafine risk sınıflaması sağlayabileceğini gösteren iyi bir örnek oluşturuyor.</p>
<p>Sonuç olarak bu çalışma, ürotelyal karsinomda MYC aşırı ifadesinin yalnızca moleküler bir ayrıntı olmadığını, ağır klinik sonuçlarla bağlantılı önemli bir işaret olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda tümör mikroçevresindeki bağışıklık <a href="https://oncology.com.tr/pankreas-kanseri-hedefe-yonelik-radyofarmasotik/" title="Akıllı Radyofarmasötik, Pankreas Kanseri Modelinde Çarpıcı Tümör Baskılanması Sağladı" data-wpan-internal-link="1">baskılanması</a> ve fibrotik sertleşmenin, tedavi direncinin temel bileşenleri arasında yer alabileceğini düşündürüyor. Bulgular, gelecekte daha iyi risk belirleme, daha hedefli biyobelirteç kullanımı ve MYC eksenli yeni tedavi stratejileri için güçlü bir bilimsel zemin oluşturuyor. Ancak bu alanın klinik uygulamaya taşınması için ek doğrulama ve işlevsel çalışmaların yapılması gerektiği açık.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The role of MYC proto-oncogene amplification and overexpression in shaping clinical outcomes, tumor progression, and immuno-fibrotic tumor microenvironment in urothelial carcinoma.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Lethal clinical outcome and immuno-fibrotic contexture in refractory urothelial carcinoma harboring MYC amplification and overexpression.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhang, L., Liu, Z., Ding, Y. et al. Lethal clinical outcome and immuno-fibrotic contexture in refractory urothelial carcinoma harboring MYC amplification and overexpression. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03473-3</p>
<p><strong>DOI:</strong> 15 May 2026</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/bipolar-bozukluk-genetik-bagisiklik/" data-wpan-internal-link="1">Bipolar Bozuklukta Bağışıklık İzi: Genetik ve Epigenetik Bulgular Yeni Bir Katman Açıyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/myc-asiri-ifadesi-urotelyal-kanser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
