<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>UCLA &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/ucla/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 02:11:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>UCLA &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>UCLA’li Araştırmacıya Aldığı 100 Bin Dolarlık Destek, Çocuklarda Kemik Kanserine Karşı Yeni Hücresel Tedavi Umudunu Güçlendirdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cocuklarda-osteosarkom-car-t-tedavisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cocuklarda-osteosarkom-car-t-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 02:11:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[CAR-T hücre tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[GD2 antijeni]]></category>
		<category><![CDATA[hedefe yönelik tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser immünoterapisi]]></category>
		<category><![CDATA[katı tümör araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[osteosarkom]]></category>
		<category><![CDATA[pediatrik kanser]]></category>
		<category><![CDATA[TNF-alfa]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[UCLA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cocuklarda-osteosarkom-car-t-tedavisi/</guid>

					<description><![CDATA[UCLA’li araştırmacı Theodore Nowicki, çocuklarda kemik kanseri osteosarkoma karşı bağışıklık temelli yeni nesil CAR-T hücre tedavisini geliştirmek için 100 bin dolarlık destek aldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>UCLA David Geffen Tıp Fakültesi’nde çocuk hematolojisi/onkolojisi ile mikrobiyoloji, immünoloji ve moleküler genetik bölümlerinde yardımcı doçent olarak görev yapan hekim-bilim insanı Theodore Scott Nowicki, MD, PhD, osteosarkom için yürüttüğü yenilikçi çalışmalar nedeniyle MIB Agents tarafından verilen prestijli Hero Grant ile destek almaya hak kazandı. Çocuklar ve genç erişkinlerde kemik kanserinin en yaygın türü olan osteosarkoma odaklanan bu hibe, kuruluşun OutSmarting Osteosarcoma programı içindeki en yüksek finansman düzeyi olarak öne çıkıyor.</p>
<p>100 bin dolarlık ödül, Nowicki’nin özellikle bağışıklık temelli tedavilere dayanan yeni bir yaklaşımı ilerletmesini hedefliyor. Osteosarkom, agresif seyri, erken yayılım eğilimi ve <a href="https://oncology.com.tr/pankreas-kanseri-il1rap-hedefi/" title="Pankreas Kanserinde IL1RAP Hedefi, Tedavi Direncine Karşı Yeni Bir Kapı Aralıyor" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> sonrasında nüks etme riski nedeniyle klinikte en zorlayıcı pediatrik kanserlerden biri olarak kabul ediliyor. Mevcut standartlarda kemoterapi ve bazı durumlarda radyoterapi önemli yer tutsa da, bu yöntemler hem ciddi yan etkilere yol açabiliyor hem de ileri evre hastalıkta her zaman yeterli başarı sağlamıyor.</p>
<p>Bu nedenle araştırma topluluğu son yıllarda immünoterapiye daha yakından bakıyor. Özellikle kimerik antijen reseptörlü T hücresi, yani CAR-T tedavisi, bazı lösemi ve lenfoma türlerinde dikkat çekici yanıtlar sağlayarak kanser tedavisinin yönünü değiştirdi. Ancak aynı başarının katı tümörlerde, özellikle de osteosarkom gibi dokusal olarak daha karmaşık kanserlerde elde edilmesi çok daha güç oldu. Bunun başlıca nedenlerinden biri, tümör mikroçevresinin bağışıklık hücrelerinin tümöre sızmasını ve burada etkili biçimde kalmasını zorlaştıran baskılayıcı bir yapı sunması.</p>
<p>Nowicki’nin üzerinde çalıştığı yaklaşım, tam da bu engelleri aşmayı amaçlıyor. Araştırma, GD2 adlı disialogangliozid antijenini hedefleyen ve aynı zamanda tümör karşıtı yanıtı güçlendirmek için TNF-alfa salgılayan “silahlandırılmış” yeni nesil CAR-T hücreleri geliştirmeye odaklanıyor. GD2, osteosarkom hücrelerinde belirgin ve seçici biçimde bulunan bir yüzey hedefi olarak dikkat çekiyor; bu da onu hücresel tedavi tasarımı açısından cazip bir aday haline getiriyor. TNF-alfa ise bağışıklık yanıtını düzenleyen güçlü bir sinyal molekülü. Araştırmacılar, bu molekülün kontrollü biçimde tümör sahasında etkili olmasının, CAR-T hücrelerinin tümöre karşı işlevini artırabileceğini değerlendiriyor.</p>
<p>Katı tümörlerde CAR-T başarısını sınırlayan sorunlar, yalnızca hedef antijen seçimiyle açıklanamaz. Tümör çevresinde bulunan bağışıklık baskılayıcı hücreler, fiziksel bariyerler ve sinyal yolakları, terapötik T hücrelerinin etkinliğini düşürebiliyor. Bu nedenle “armed” CAR-T yaklaşımı, yalnızca kanser hücresini tanımayı değil, aynı zamanda mikroçevreyi de daha elverişli hale getirmeyi amaçlayan çok katmanlı bir strateji sunuyor. Nowicki’nin araştırması da tam bu noktada, hücresel mühendisliğin solid tümörlerde neden kritik bir rol oynayabileceğini gösteren örneklerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Osteosarkomun çocuk ve genç erişkinlerdeki etkisi, yalnızca hastalığın biyolojik agresifliğiyle sınırlı değil. Tedavi süreci uzun, yoğun ve çoğu zaman cerrahi girişimlerle birlikte yürütülüyor. Hastalık yeniden ortaya çıktığında ya da metastaz yaptığında ise tedavi seçenekleri daha da daralıyor. Bu nedenle yeni yaklaşım ve hedeflerin geliştirilmesi, yalnızca bilimsel bir merak konusu değil, aynı zamanda klinik ihtiyaçtan doğan acil bir araştırma alanı niteliği taşıyor.</p>
<p>MIB Agents tarafından desteklenen OutSmarting Osteosarcoma programı, tam da bu ihtiyaca yanıt vermeyi amaçlayan girişimler arasında yer alıyor. Programın en üst basamağındaki Hero Grant, erken aşama ancak yüksek potansiyel taşıyan projelere kaynak sağlayarak laboratuvar bulgularının klinik uygulanabilirliğe yaklaşmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. Nowicki’ye verilen destek de, henüz <a href="https://oncology.com.tr/protein-etkilesimleri-deneysel-hesaplamali-yontemler/" title="Protein Etkileşimlerini Görünür Kılan İkili Yaklaşım: Deneysel Veriler Hesaplamayla Güçleniyor" data-wpan-internal-link="1">deneysel</a> düzeyde olsa da, hücresel immünoterapinin osteosarkom için gerçekçi bir seçenek haline gelip gelemeyeceğini test eden çalışmalar açısından önem taşıyor.</p>
<p>CAR-T alanında onkolojik başarıların büyük bölümü hematolojik kanserlerde elde edilmiş olsa da, son yıllarda araştırmacılar bu teknolojiyi katı tümörlere uyarlamanın yollarını yoğun biçimde araştırıyor. Bu geçiş, her ne kadar teknik açıdan zorlayıcı olsa da, başarılı olması halinde tedavi paradigmasını değiştirebilecek nitelikte görülüyor. Osteosarkom gibi sınırlı seçeneklerin bulunduğu hastalıklarda, hedefe yönelik ve bağışıklık sistemi temelli yaklaşımlar özellikle değerli kabul ediliyor.</p>
<p>Nowicki’nin çalışması, pediatrik kanser araştırmalarında temel bilim ile klinik hedeflerin nasıl birleşebileceğini gösteren bir örnek sunuyor. GD2 hedefli, TNF-alfa salgılayan CAR-T hücrelerinin osteosarkom üzerindeki etkisini değerlendiren bu program, katı tümör immünoterapisinde yeni tasarımların ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Araştırmanın erken aşamada olduğu ve insanlarda uygulanabilirliğinin henüz gösterilmediği unutulmamalı; ancak verilen destek, bilim dünyasının bu alandaki potansiyele duyduğu güveni açık biçimde ortaya koyuyor.</p>
<p>Çocuklarda kemik kanseriyle mücadelede daha etkili ve daha az toksik tedaviler geliştirme arayışı sürerken, bu tür hibeler araştırmacılara yalnızca finansman değil, aynı zamanda yön ve ivme de sağlıyor. Nowicki’nin projesi, osteosarkomun bağışıklık temelli tedavilere dirençli doğasını aşmak için hücresel mühendisliğin nasıl kullanılabileceğini araştıran en güncel yaklaşımlardan biri olarak dikkat çekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Next-generation CAR-T cell therapy for osteosarcoma featuring TNF-alpha-secreting GD2-targeted engineered T cells.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Innovative TNF-alpha-Armed CAR-T Cells Offer New Hope Against Pediatric Osteosarcoma</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not provided</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Osteosarkom, CAR-T hücre tedavisi, İmmünoterapi, Tümör mikroçevresi, GD2 antijeni, TNF-alfa, Pediatrik kanser, Solid tümör immünoterapisi, Hücresel mühendislik, Kanser immünolojisi, <a href="https://oncology.com.tr/genclerde-biyolojik-yaslanma-kanser-artisi/" title="Genç Kuşaklarda Hızlanan Biyolojik Yaşlanma, Erken Başlangıçlı Kanser Artışını Aydınlatıyor" data-wpan-internal-link="1">Kanser araştırmaları</a>, Onkolojik tedaviler</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cocuklarda-osteosarkom-car-t-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UCLA Öncülüğünde 9 Milyon Dolarlık Proje: Pestisitler ve Hava Kirliliği Parkinson Riskini Nasıl Etkiliyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/parkinson-pestisit-hava-kirliligi-etkisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/parkinson-pestisit-hava-kirliligi-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 23:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik yollar]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel toksinler]]></category>
		<category><![CDATA[dopamin nöronları]]></category>
		<category><![CDATA[epidemiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejenerasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[pestisitler]]></category>
		<category><![CDATA[UCLA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/parkinson-pestisit-hava-kirliligi-etkisi/</guid>

					<description><![CDATA[UCLA öncülüğünde yürütülen 9 milyon dolarlık proje, pestisitler ve hava kirliliğinin Parkinson hastalığı riskini artıran biyolojik süreçleri detaylı şekilde araştırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaliforniya merkezli yeni ve büyük ölçekli bir araştırma programı, Parkinson hastalığı ile çevresel kirleticiler arasındaki olası bağı daha ayrıntılı biçimde çözmeyi hedefliyor. UCLA Health’in liderliğinde başlatılan 9 milyon dolarlık çok merkezli çalışma, özellikle bazı pestisitler ile hava kirliliğine maruziyetin Parkinson hastalığının ortaya çıkışı ve ilerleyişindeki rolünü inceleyecek. Üç yıl sürmesi planlanan proje, çevresel etkenlerin hastalık riskini hangi biyolojik yollar üzerinden artırabileceğine dair daha net bir tablo sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Çalışma, Aligning Science Across Parkinson’s (ASAP) girişimi ve The Michael J. Fox Foundation for Parkinson’s Research (MJFF) ortaklığından sağlanan destekle yürütülüyor. UCLA, Cedars-Sinai ve Almanya’daki Münster Üniversitesi’nden bilim insanlarını bir araya getiren bu konsorsiyum, yalnızca epidemiyolojik gözlemleri genişletmekle kalmayacak; aynı zamanda toksik maruziyetlerin beyin hücrelerinde hangi moleküler ve hücresel süreçleri etkilediğini de araştıracak. Araştırmacılar, çevresel maruziyet ile nörodejenerasyon arasındaki ilişkinin neden bazı kişilerde hastalığa dönüşüp bazılarında dönüşmediğini anlamaya çalışıyor.</p>
<p>Parkinson hastalığı, beynin özellikle substantia nigra bölgesindeki dopamin üreten nöronların giderek kaybıyla karakterize ediliyor. Bu hücre kaybı, titreme, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve denge sorunları gibi tipik motor belirtilere yol açıyor. Hastalık yaklaşık iki yüzyıl önce tanımlanmış olsa da, gelişim mekanizmaları hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil. Ailevi olgularda çeşitli genetik mutasyonlar tanımlanmış olsa da, vakaların çoğunu oluşturan sporadik Parkinson’da çevresel etkenlerin payı giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>
<p>Bu yeni araştırma programını dikkat çekici kılan unsurlardan biri, çevresel riskin tek başına değil, genetik yatkınlıkla birlikte ele alınacak olması. Bilim insanları uzun süredir belirli pestisitlere ve ince partikül maddelere maruz kalmanın Parkinson ile ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Özellikle yoğun tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü bölgelerde yapılan önceki epidemiyolojik çalışmalar, uzun süreli maruziyet ile hastalık arasında kayda değer bağlantılar bulunduğunu göstermişti. Ancak bu ilişkilerin biyolojik temeli çoğu zaman dolaylı kalmış, gözlemsel <a href="https://oncology.com.tr/md-anderson-kanser-rass-genomik-yenilikler/" title="MD Anderson’dan Kanser Tedavisinde Yeni Sinyaller: RAS Hedefi, Tek Hücre Genomiği ve Biyobelirteç Arayışında Öne Çıkan Bulgular" data-wpan-internal-link="1">bulgular</a> mekanistik kanıtlarla yeterince desteklenememişti.</p>
<p>Yeni projede araştırmacılar, bu boşluğu kapatmak için laboratuvar temelli yaklaşımlara ağırlık verecek. Çalışmanın merkezinde, insan kaynaklı kök hücrelerden elde edilen dopaminerjik nöron modelleri de bulunuyor. Bu tür modeller, belirli kimyasallara maruz kalındığında hücrelerde mitokondriyal işlev bozukluğu, mitofaji kusurları ve stres yanıtlarında değişiklik olup olmadığını gözlemlemek için kullanılıyor. Mitoz ve enerji metabolizmasıyla yakından ilişkili bu süreçler, Parkinson’da nöronların neden kırılgan hale geldiğini anlamak açısından önem <a href="https://oncology.com.tr/kanser-tedavisinde-akilli-nanoplatformlar/" title="Akıllı Nanoplatformlar Kanser Tedavisinde Kişiselleştirilmiş Dönemi İleri Taşıyor" data-wpan-internal-link="1">taşıyor</a>.</p>
<p>Hava kirliliği de proje kapsamında incelenecek başlıca çevresel etkenlerden biri. Partikül madde başta olmak üzere kirleticilerin, beyinde iltihaplanma süreçlerini ve oksidatif stresi tetikleyerek sinir hücrelerini savunmasız bırakabileceği düşünülüyor. Bununla birlikte, hangi maruziyet düzeylerinin hangi biyolojik değişikliklerle bağlantılı olduğu konusu hâlâ net değil. Araştırma ekibi, farklı çevresel koşullarda görülen hücresel yanıtları karşılaştırarak bu belirsizlikleri azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Projenin önemini artıran bir diğer unsur, çok disiplinli yapısı. UCLA ve Cedars-Sinai’deki klinik ve temel bilim uzmanları, Münster Üniversitesi’ndeki araştırmacılarla birlikte çalışarak çevresel, genetik ve hücresel verileri aynı çerçevede değerlendirecek. Bu yaklaşım, tek başına bir laboratuvar modelinin ya da yalnızca saha gözlemlerinin sağlayamayacağı ölçüde kapsamlı bir analiz imkânı sunabilir. Bilim insanları için asıl soru, çevresel kirleticilerin hangi kişilerde neden daha yüksek risk yarattığı ve bu etkinin hangi biyolojik eşiklerde ortaya çıktığı olacak.</p>
<p>Parkinson hastalığının toplum sağlığı açısından önemi de bu araştırmayı öne çıkarıyor. Yaşlanan nüfusla birlikte hastalığın görülme sıklığının artması beklenirken, önleyici stratejiler için çevresel risk faktörlerinin daha iyi anlaşılması kritik hale geliyor. Eğer belirli pestisitler ya da hava kirliliği bileşenleriyle ilişkili mekanizmalar doğrulanırsa, bu bulgular yalnızca bilimsel literatürü değil, gelecekte çevre sağlığı ve risk azaltma politikalarını da etkileyebilir. Yine de çalışma bir neden-sonuç kanıtı değil, güçlü bir araştırma çerçevesi olarak görülmeli; kesin sonuçlar için üç yıllık sürecin tamamlanması gerekecek.</p>
<p>Uzmanlar, Parkinson’un tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık bir hastalık olduğunu vurguluyor. Genetik hassasiyet, yaş, yaşam boyu çevresel maruziyet ve hücresel dayanıklılık düzeyi arasındaki etkileşimler, hastalığın neden bazı bireylerde geliştiğini açıklamada belirleyici olabilir. UCLA liderliğindeki bu girişim, tam da bu etkileşim ağını çözmeye çalışıyor. Araştırmanın sonuçları, çevresel toksinlerin beyin sağlığı üzerindeki etkilerine dair daha sağlam bir bilimsel temel oluşturarak Parkinson’un erken dönem biyolojisine ışık tutabilir.</p>
<p>Bu nedenle proje, sadece tekil bir hastalık çalışması olarak değil, çevresel nörotoksisite ile nörodejenerasyon arasındaki ilişkinin haritasını çıkarma girişimi olarak da değerlendiriliyor. Önümüzdeki yıllarda elde edilecek veriler, bilim insanlarının Parkinson riskini nasıl kavradığını değiştirebilir ve daha hedefli koruyucu stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Environmental pollutant exposure, genetic susceptibility, and molecular mechanisms underlying Parkinson’s disease pathogenesis.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Untangling the Environmental Web of Parkinson’s Disease: A Multidisciplinary Quest to Decode Pollutant-Driven Neurodegeneration.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Parkinson hastalığı, nörodejeneratif hastalık, pestisitler, klorpirifos, paraquat, hava kirliliği, partikül madde, nörotoksisite, kök <a href="https://oncology.com.tr/egzersiz-kanser-risk-kok-hucreler/" title="Egzersizin Tümörlerle Bağını Aydınlatan Yeni Yol: Yetişkin Kök Hücreler" data-wpan-internal-link="1">hücreler</a>, indüklenmiş pluripotent kök hücreler, dopaminerjik nöronlar, mitokondriyal işlev bozukluğu, mitofaji, genetik, çevresel maruziyet</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/parkinson-pestisit-hava-kirliligi-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
