<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tütün kullanımı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/tutun-kullanimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jul 2026 17:21:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>tütün kullanımı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD’de sigara kullanımındaki düşüşe rağmen kanser yükü neden yeniden şekillenebilir? Nikotin ürün geçişi öne çıkıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/nikotin-urun-ikamesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/nikotin-urun-ikamesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 17:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[e-sigara]]></category>
		<category><![CDATA[epidemiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser riski]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tütün ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[ürün ikamesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/nikotin-urun-ikamesi/</guid>

					<description><![CDATA[Sigara içme oranları düşse bile nikotin, e-sigara ve diğer ürünlere kayarsa kanser yükünün gelecekteki dağılımı değişebilir. Ürün bazlı izleme kritik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde sigara içme oranları tarihsel dip seviyelere yaklaşırken, ülkedeki toplam tütün kullanımı aynı hızla gerilemeyebilir. MUSC Hollings Cancer Center’dan araştırmacıların yeni bulguları, bu kopukluğun önemli bir bölümünün nikotinin daha az yanmalı (combustible) biçimlere kaymasından kaynaklanabileceğini işaret ediyor. <a href="https://oncology.com.tr/sitokinlerle-nk-hucrelerinde-bellek-epigenetik/" title="Sitokinler NK Hücrelerini “Bellek Moduna” Alabilir mi? Yeni çalışma kalıcı yanıtın biyolojisini açıyor" data-wpan-internal-link="1">Çalışma</a>, insanların yalnızca “tütün kullanıp kullanmadığını” <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-dopamin-dinamik-beyin-aglari-anahtarlama/" title="Parkinson’da dopaminle bağlantılı “ağ anahtarlama” düzensizliği: beyin bağlantıları anlık değil, kırılgan" data-wpan-internal-link="1">değil,</a> özellikle “hangi ürünleri kullandığını” takip etmenin gelecekteki kanser yükünü öngörmede kritik hale geldiğini vurguluyor.</p>
<p>Çalışma <em>JNCI Cancer Spectrum</em> dergisinde yayımlandı. Araştırmanın çerçevesi, tütünün kansere yol açma mekanizmasını temel alıyor: Sigara dumanında oluşan yanma ürünleri, tütünle ilişkili kanser ölümlerinin çoğundan sorumlu. Bu nedenle, yanmalı ürün kullanımının azalması ne kadar gerçekleşirse gerçekleşsin, nikotinin başka yanmalı veya yanma dışı ürünlere geçişi, hastalık riskinin gelecekteki dağılımını değiştirebilir. Araştırmacılar bu noktayı, risk değerlendirmesinde ürün ikamesinin (product substitution) rolünü merkeze alarak yeniden ele alıyor.</p>
<p>Baş araştırmacı K. Michael Cummings ve ekibinin ortaya koyduğu ana desen, sigarayı bırakmış gibi görünen bazı kullanıcıların nikotini tamamen bırakmak yerine, başka tür tütün veya nikotin ürünlerine yönelmesi şeklinde. Özellikle genç yetişkinlerde, nikotin tüketiminin giderek daha fazla yanmalı sigara dışı ürünlerden ve giderek artan biçimde yanma dışı ürünlerden, en belirgin olarak da e-sigara gibi elektronik nikotin ürünlerinden sağlanmaya kaydığı dikkat çekiyor. Bu geçiş, toplam “tütün/nikotin varlığı” göstergeleri düşüşte yavaş kalırken, sigara kullanımında daha hızlı bir azalma görülmesine yol açabilecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışmada, yetişkinler arasında “tek başına sigara kullanımı” ile “eş zamanlı (dual) kullanım” ve bunun yanı sıra “tek başına başka yanmalı” ya da “yanma dışı” ürün kullanımı arasındaki geçişlere odaklanan bir <a href="https://oncology.com.tr/yuksek-akimli-yenidogan-serebral-avm-ekokardiyografi/" title="Neonatal beyin damar bozukluklarında kalp ultrasonu ile daha hedefli yaklaşım" data-wpan-internal-link="1">yaklaşım</a> benimsendi. Araştırmacıların anlatımına göre, sigaraya münhasır kullanımın azalması, çoğu zaman tek bir alternatife yönelimle birleşiyor; ancak bu ikame yalnızca yanma dışı ürünlerle sınırlı kalmayabiliyor. Metinde vurgulanan merkezi örüntü, münhasır sigara kullanımının yerini çoğunlukla başka yanmalı ürünlerin münhasır kullanımının almasıyla açıklanıyor. Bu bulgu, “sigara içmeme” ifadesinin tek başına yanma temelli kansere maruziyeti ne kadar azaltabileceğini her zaman tam yansıtmayabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer unsur, riskin gelecekteki seyrini tahmin ederken yalnızca kullanım yaygınlığına bakmanın yetersiz kalabileceği. Eğer nikotin, yanma içeren ürünlerden yanma dışı ürünlere doğru hızla kayarsa, yanma ile ilişkili kanser risk profili de zaman içinde farklılaşabilir. Tersi yönde, yani yanmalı ürünlere veya yanma içeren diğer seçeneklere geçiş gerçekleşirse, kanser yükü beklenenden daha yavaş düşebilir. Bu nedenle çalışma, halk sağlığı planlamasında “ürün türü” verisinin daha sistematik biçimde izlenmesini gerektiren bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Çalışmanın gözlemsel veriler ve ulusal düzeydeki yetişkin kullanım eğilimleri üzerinden oluşturulduğu anlaşılmakla birlikte, bulguların gelecekteki kanser sonuçlarına birebir nasıl yansıyacağı konusunda kesin yargı vermekten kaçınmak gerekiyor. Ürünler arasındaki geçişin yaşı, yoğunluğu ve zaman içindeki sürekliliği gibi değişkenler, maruziyetin sağlık etkilerini belirlemede rol oynayabilir. Yine de araştırma, sigara kullanımındaki düşüşün kanser yüküne otomatik olarak aynı hızla yansıyacağı varsayımının doğru olmayabileceğini; nikotinin hangi ürünlerle tüketildiğinin tahmin modellerine dahil edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Uzmanların vurguladığı bu yaklaşım, tütün kontrolü stratejilerinin de daha ince ayarlarla tasarlanmasını gündeme taşıyor: Kullanıcıların yalnızca sigarayı bırakıp bırakmadığını değil, nikotini hangi ürünlerle sürdürdüğünü izlemek; kanserle ilişkili yanma maruziyetini ne ölçüde azalttığımızı daha gerçekçi biçimde değerlendirmeye yardımcı olabilir. Bu da gelecekteki hastalık yükünü şekillendirecek faktörler arasında, ürün geçişlerinin giderek daha belirleyici hale geldiğini düşündürüyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="7TP7NQRiPp"><p><a href="https://scienmag.com/smoking-decline-may-reshape-future-cancer-burden-study-finds/">Smoking Decline May Reshape Future Cancer Burden, Study Finds</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Smoking Decline May Reshape Future Cancer Burden, Study Finds” — Science" src="https://scienmag.com/smoking-decline-may-reshape-future-cancer-burden-study-finds/embed/#?secret=vPBMsUggOf#?secret=7TP7NQRiPp" data-secret="7TP7NQRiPp" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Trends in adult exclusive and dual use of combustible and non-combustible tobacco products in the United States</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1093/jncics/pkag062</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Tütün, elektronik sigaralar, nikotin, popülasyon çalışmaları, kanser riski, zarar azaltma, çift kullanım</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/nikotin-urun-ikamesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2050’de Kanser Vakaları 35 Milyona Ulaşacak: Küresel Eşitsizlikler Derinleşiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/2050de-kanser-vakalari-35-milyona-ulasacak-kuresel-esitsizlikler-derinlesiyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/2050de-kanser-vakalari-35-milyona-ulasacak-kuresel-esitsizlikler-derinlesiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:32:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[GLOBOCAN]]></category>
		<category><![CDATA[kanser insidansı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser istatistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser mortalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser önleme]]></category>
		<category><![CDATA[kolorektal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[küresel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/2050de-kanser-vakalari-35-milyona-ulasacak-kuresel-esitsizlikler-derinlesiyor/</guid>

					<description><![CDATA[American Cancer Society ve IARC iş birliğiyle hazırlanan son rapora göre, 2024 yılında dünya genelinde kanser vakaları 21 milyona yaklaşırken, ölüm sayısı 9,8 milyonu buldu. 2050 yılına kadar vakaların yüzde 67 artması bekleniyor; en büyük yük düşük ve orta gelirli ülkelerde hissedilecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde kanser yükü, son verilere göre 2024 yılı itibarıyla 21 milyona yaklaşan yeni vaka ve 9,8 milyona varan ölüm sayısıyla alarm verici boyutlara ulaştı. American Cancer Society (ACS) ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) iş birliğiyle yürütülen ve CA: A Cancer Journal for Clinicians dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırma, 34 farklı kanser türünün 186 ülkedeki seyrini izleyen GLOBOCAN veri tabanına dayanıyor. Raporun en çarpıcı öngörüsü ise, nüfusun yaşlanması ve artışı gibi demografik etkenlerin sürükleyici gücüyle, 2050 yılına gelindiğinde yıllık yeni vaka sayısının yüzde 67 oranında yükselecek olması. Bu, yaklaşık 35 milyon insanın her yıl kanser tanısı alacağı anlamına geliyor ve küresel sağlık sistemleri üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturacak.</p>
<p>Çalışma, kanser sıklığının coğrafi dağılımında çarpıcı farklılıklar olduğunu gözler önüne seriyor. Örneğin Avustralya ve Yeni Zelanda gibi bölgelerdeki yaşa standardize edilmiş insidans oranları, Afrika’nın ve Güney-Orta Asya’nın bazı kesimlerine kıyasla dört ila beş kat daha yüksek seyrediyor. Mortalitede de benzer dengesizlikler mevcut: Erkeklerde en yüksek ölüm oranları Doğu Avrupa’da kaydedilirken, kadınlarda bu tepe noktası Melanezya’ya ait. Bu varyasyonlar, yalnızca risk faktörlerinin dağılımından değil, aynı zamanda <a href="https://oncology.com.tr/guney-carolinanin-tum-ilcelerinde-genetik-tarama-erisimi-saglayan-musc-girisimi-yeni-bir-model-sunuyor/" title="Güney Carolina’nın Tüm İlçelerinde Genetik Tarama Erişimi Sağlayan MUSC Girişimi Yeni Bir Model Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">tarama</a> programlarına erişim, erken tanı imkânları ve tedavi kalitesindeki uçurumlardan kaynaklanıyor. Düşük ve orta gelirli ülkeler, çoğu zaman sınırlı sağlık altyapısı nedeniyle çifte yük altında: Hem bazı enfeksiyon ilişkili kanserlerin yaygınlığı hem de tedavi olanaklarının yetersizliği ölümcül sonuçları pekiştiriyor.</p>
<p>En sık tanı konulan ve aynı zamanda en fazla ölüme yol açan kanser türü olarak akciğer kanseri öne çıkıyor. 2024 yılında tüm yeni vakaların yaklaşık yüzde 13’ünü, kanser kaynaklı ölümlerin ise yüzde 19’unu tek başına oluşturan bu hastalık, büyük ölçüde tütün kullanımının doğrudan bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Küresel tütün kontrol politikalarının sıkılaştırılması, bu önlenebilir yükü azaltmanın en etkili yollarından biri olarak vurgulanıyor. Sigara içme oranlarının hâlâ yüksek seyrettiği bölgelerde, akciğer kanseri projeksiyonları gelecek on yıllarda da karamsar tabloyu beslemeye devam edecek.</p>
<p>Kadınlarda en sık görülen meme kanseri ise küresel kanser yükünde akciğer kanserini takip ediyor. Raporda dikkat çeken ayrıntı, insidansın görece düşük olduğu Batı Afrika gibi bölgelerde meme kanserine bağlı ölüm oranlarının, gelişmiş ülkelerdekinin iki katına çıkabilmesi. Bu tezat, düşük gelirli bölgelerde tarama ve <a href="https://oncology.com.tr/yumurtalik-kanseri-acil-tani-orani/" title="Yumurtalık Kanserinde Şok Veri: Beş Kadından İkisi Tanıyı Acil Serviste Alıyor" data-wpan-internal-link="1">erken teşhis</a> hizmetlerine ulaşımın ne denli kısıtlı olduğunu, tanı konulduğunda hastalığın sıklıkla ileri evrede bulunduğunu ve etkili tedavi seçeneklerinin sınırlı kaldığını açıkça ortaya koyuyor. Sağlık sistemleri arasındaki bu eşitsizlik, meme kanserini önlenebilir ölümlerin sembolü haline getiriyor.</p>
<p>Kolorektal kanserler ve <a href="https://oncology.com.tr/sogukta-saklanan-karaciger-hucreleri-laboratuvar-performansini-daha-uzun-sure-koruyabiliyor/" title="Soğukta Saklanan Karaciğer Hücreleri, Laboratuvar Performansını Daha Uzun Süre Koruyabiliyor" data-wpan-internal-link="1">karaciğer</a> kanseri de, küresel mortalite istatistiklerinde üst sıralarda yer alarak önemli bir halk sağlığı yükü oluşturuyor. Karaciğer kanseri özellikle viral hepatit enfeksiyonlarının yaygın olduğu ve aşılama ile erken müdahale programlarının yetersiz kaldığı bölgelerde yıkıcı etkisini sürdürüyor. Kolorektal kanser ise, beslenme alışkanlıkları, obezite ve sedanter yaşam tarzı gibi modern risk faktörlerinin benimsendiği toplumlarda artış eğilimi gösteriyor. Tüm bu veriler, kanserle mücadelede yalnızca tedaviye değil, aynı zamanda risk faktörlerini hedef alan kapsamlı önleme stratejilerine duyulan ihtiyacı da güçlendiriyor.</p>
<p>2050 yılına yönelik yüzde 67’lik artış öngörüsü, özellikle demografik dönüşümün hızlı yaşandığı düşük ve orta gelirli ülkelerde sağlık sistemlerini ciddi biçimde zorlayacak. Nüfus yaşlanması ve büyümesi tek başına bu yükselişi açıklamakla birlikte, çevresel maruziyetler, yaşam tarzı değişiklikleri ve enfeksiyon yükü gibi değiştirilebilir etkenlerin de rolü büyük. Rapor, etkili tütün kontrolü, HPV ve hepatit B aşılamalarının yaygınlaştırılması, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin teşviki gibi kanıta dayalı önleme faaliyetlerinin, erken tanı programlarının ve tedaviye adil erişimin önemini vurguluyor. Aksi takdirde, kanser kaynaklı ölümlerin coğrafi uçurumu daha da derinleşecek.</p>
<p>Özetle, ACS ve IARC iş birliğiyle ortaya konan bu güncel tablo, kanseri yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkarıp küresel bir kalkınma meselesi haline getiriyor. 2024 yılının 21 milyona yaklaşan yeni vaka sayısı, on yıllardır süregelen ihmalin ve eşitsizliğin bir yansıması olarak okunabilir. Projeksiyonlar net: 2050’ye giden yolda acil, koordineli ve evrensel sağlık kapsayıcılığı ilkesiyle şekillendirilmiş ulusal kanser kontrol planlarına ihtiyaç var.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Global cancer incidence and mortality trends, cancer burden projections by 2050</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Global Cancer Statistics 2026: Rising Burden and Geographic Inequities</p>
<p><strong>References:</strong><br />CA: A Cancer Journal for Clinicians, DOI: 10.3322/caac.70090</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kanser istatistikleri, küresel sağlık, kanser insidansı, kanser mortalitesi, kanser önleme, GLOBOCAN, akciğer kanseri, meme kanseri, kolorektal kanser</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/2050de-kanser-vakalari-35-milyona-ulasacak-kuresel-esitsizlikler-derinlesiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esrar ve Tütün Birlikte Kullanıldığında Psikoz Riski Taşıyan Gençlerde Bilişsel Performansı Zayıflatıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/esrar-tutun-birlikte-kullanimi-ergenlerde-bilissel-etki/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/esrar-tutun-birlikte-kullanimi-ergenlerde-bilissel-etki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:51:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[ergen beyin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[esrar kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[esrar ve tütün kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilişsel etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[psikoz riski]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/esrar-tutun-birlikte-kullanimi-ergenlerde-bilissel-etki/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, psikoz riski taşıyan ergen ve genç yetişkinlerde esrar ile tütünün birlikte kullanımının dikkat, hafıza ve bilişsel işlevlerde zayıflamaya neden olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, esrar ile tütünün birlikte kullanımının, psikoz gelişme riski yüksek olan ergen ve genç yetişkinlerde beyin işlevleri üzerinde düşündüğümüzden daha belirgin bir yük oluşturabileceğini ortaya koydu. Yakında <em>Biological Psychiatry: Cognitive Neuroscience and Neuroimaging</em> dergisinde yayımlanacak çalışma, özellikle klinik olarak yüksek risk grubundaki gençlere odaklanarak, iki maddenin beraber kullanımının nörobilişsel performansı nasıl etkileyebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p>Co-use olarak tanımlanan bu durum, esrar ve tütünün aynı anda ya da birbirini takip eden şekilde kullanılması anlamına geliyor. Özellikle 18-25 yaş aralığında bu davranışın daha yaygın hale geldiği biliniyor. ABD’deki epidemiyolojik veriler, bu yaş grubunda her beş günlük sigara içicisinden yaklaşık birinin her gün esrar da kullandığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu kesişimin yalnızca bağımlılık açısından değil, aynı zamanda ruh sağlığı ve bilişsel gelişim açısından da karmaşık sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan yönü, daha önce görece az incelenmiş bir gruba odaklanması: psikoz belirtileri gelişme eşiğinde olan ergenler ve genç yetişkinler. Bu dönem, beynin hâlâ olgunlaşmayı sürdürdüğü ve dikkat, çalışma belleği, işlem hızı gibi temel bilişsel işlevlerin gelişimsel değişim gösterdiği kritik bir evre olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, esrar ve tütün gibi maddelerin birlikte kullanımı, halihazırda kırılgan olan nörobilişsel süreçleri daha da zorlayabilir.</p>
<p>Psikoz riski taşıyan bireylerde madde kullanımının etkileri uzun süredir araştırılıyor; ancak bulgular her zaman tutarlı olmadı. Önceki bazı çalışmalarda tütünün bazı bilişsel alanlarda geçici iyileşme sağlayabileceği öne sürülürken, başka araştırmalar tersine bilişsel bozulmalar bildirdi. Esrar tarafında ise dikkat, hafıza ve yürütücü işlevlerde bozulma ihtimali daha sık gündeme geliyor. Bu yeni çalışma, iki maddenin birlikte kullanımını ayrı bir kategori olarak ele alması bakımından önem taşıyor; çünkü birlikte kullanımın <a href="https://oncology.com.tr/erken-meme-kanseri-statin-kullanimi/" title="Statinlerin Meme Kanserinde Sağkalıma Etkisi Hastalığın Alt Tipine Göre Değişebilir" data-wpan-internal-link="1">etkisi</a>, her bir maddenin tek başına yarattığı sonuçlardan farklı olabilir.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu ayrım küçük bir ayrıntı değil. Esrar ve tütün, kullanım biçimi ve beyindeki etkileri bakımından birbirini değiştirebilen iki madde. Birlikte kullanıldıklarında kullanıcı davranışı, nikotin alımı, toksik maruziyet ve psikiyatrik eşlik eden durumlar iç içe geçebiliyor. Bu nedenle, yalnızca “madde kullanımı var mı yok mu” sorusuna bakmak, özellikle psikoz açısından risk altındaki gençlerde tabloyu eksik değerlendirmeye yol açabilir.</p>
<p>Yeni bulgular, erken müdahale stratejileri açısından da önemli mesajlar taşıyor. Psikoz riskinin yüksek olduğu gençlerde bilişsel işlevlerin korunması, hem akademik hem de sosyal uyum için belirleyici olabilir. Çalışma, co-use davranışının daha erken dönemde tanınmasının, klinik izlemi planlarken dikkate alınması gereken bir değişken olduğunu düşündürüyor. Bu yaklaşım, yalnızca psikotik belirtilerin takibini değil, aynı zamanda madde kullanım örüntülerinin ayrıntılı değerlendirilmesini de gerektiriyor.</p>
<p>Bilim insanları için bir diğer kritik nokta, bu yaş grubunda görülen madde kullanımının nedensellik ve sonuç ilişkisini ayırmanın zorluğu. Çünkü psikoz riski taşıyan gençlerde bilişsel performans düşüşü, hem altta yatan klinik durumdan hem de madde kullanımından etkilenebilir. Bu nedenle yeni araştırmanın değeri, kesin hükümler vermekten çok, birlikte kullanımın olumsuz nörobilişsel sonuçlara katkıda bulunabileceğini göstererek daha hedefli çalışmalar için zemin hazırlamasında yatıyor.</p>
<p>Psikiyatrik ve nörogelişimsel <a href="https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-klinik-arastirmalar/" title="Yaşlı Kanser Hastaları İçin Klinik Araştırmalarda Yeni Dönem: Dr. Mina Sedrak Ulusal Komite Eş Başkanlığına Getirildi" data-wpan-internal-link="1">araştırmalarda</a> giderek daha fazla kabul gören yaklaşım, ergenlik ve genç yetişkinlik dönemini ayrı bir hassas pencere olarak ele almak. Beyin devreleri bu dönemde yeniden yapılanırken, dışarıdan gelen biyolojik yükler daha kalıcı izler bırakabiliyor. Esrar ve tütünün birlikte kullanımına ilişkin bu yeni veriler de tam olarak bu nedenle dikkat çekiyor: Söz konusu olan yalnızca iki maddenin kullanımı değil, gelişmekte olan beynin riskli bir dönemde maruz kaldığı birleşik <a href="https://oncology.com.tr/insan-telomeraz-bibr1532-inhibisyon/" title="İnsan Telomerazının Yapısı, BIBR1532’nin Etki Şeklini İlk Kez Açığa Çıkardı" data-wpan-internal-link="1">etki</a>.</p>
<p>Çalışma, psikoz gelişme olasılığı bulunan gençlerde tarama, danışmanlık ve erken müdahalenin neden önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bulgular klinik uygulamaya doğrudan çevrilebilecek bir tedavi önerisi sunmasa da, birlikte madde kullanımının nörobilişsel sağlık açısından dikkate alınması gereken bir uyarı işareti olabileceğini gösteriyor. Araştırmanın ilerleyen süreçte daha geniş örneklemler ve uzunlamasına tasarımlarla desteklenmesi, esrar ve tütün co-use davranışının risk profilini daha net ortaya koyabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, yeni çalışma esrar ve tütünün birlikte kullanımının özellikle psikoz riski altındaki ergen ve genç yetişkinlerde masum bir alışkanlık olmadığını, bilişsel işlevler üzerinde ölçülebilir olumsuzluklar yaratabileceğini düşündürüyor. Bu da hem ruh sağlığı uzmanları hem de gençlerle çalışan klinisyenler için, madde kullanımını daha ayrıntılı sorgulamanın ve erken dönemde ele almanın önemini artırıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Cannabis and Tobacco Co-Use Is Associated with Impaired Neurocognitive Performance in Individuals at Clinical High Risk for Psychosis</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kenevir, tütün, eş kullanım, psikoz, nörobilişsel bozukluk, prodrom, ergen ruh sağlığı, MATRICS Konsensüs Bilişsel Bataryası, erken müdahale, madde kullanımı, bilişsel performans, yüksek risk</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/esrar-tutun-birlikte-kullanimi-ergenlerde-bilissel-etki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlerde Şiddet Maruziyeti ile Sigaraya Yöneliş Arasında Yeni Bir Bağlantı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 21:54:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[e-sigara]]></category>
		<category><![CDATA[ergen sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[siber zorbalık]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet maruziyeti]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet önleme]]></category>
		<category><![CDATA[sigara kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/</guid>

					<description><![CDATA[Brown Üniversitesi’nin araştırması, ergenlerde zorbalık ve aile içi şiddetin sigara ile e-sigara kullanımını artırdığını ve şiddet önleme programlarının önemini vurguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Brown <a href="https://oncology.com.tr/yakin-partner-siddeti-mudahale-arastirmasi/" title="Boston Üniversitesi’nden IPV Araştırmasına Yeni Finansman: Washington Eyaleti’nde Müdahaleler Mercek Altında" data-wpan-internal-link="1">Üniversitesi’nden</a> gelen yeni bir araştırma, ergen sağlığı alanında uzun süredir tartışılan bir soruya yeniden dikkat çekiyor: Şiddeti önlemeye yönelik çalışmalar, gençler arasında tütün kullanımını da <a href="https://oncology.com.tr/likopen-akrilamid-testi-hasari/" title="Domates Pigmenti, Erkek Üreme Dokusunda Akrilamid Hasarını Azaltabilir" data-wpan-internal-link="1">azaltabilir</a> mi? Bulgulara göre yanıt giderek daha net hale geliyor. Araştırma, zorbalık, siber zorbalık, cinsel şiddet ve aile içi şiddet gibi farklı şiddet türlerine maruz kalan lise öğrencilerinin, sigara ve e-sigara kullanımına daha yüksek oranda yöneldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışma, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından yürütülen Youth Risk Behavior Surveillance System verilerine dayanıyor. Brown Üniversitesi’nden Nicole Haderlein ve Alexander Sokolovsky, yüksekokul çağındaki öğrencilerin iki farklı yakın dönem veri setindeki yanıtlarını inceleyerek, hem kız hem de erkek ergenlerde şiddet deneyimleri ile tütün kullanımı <a href="https://oncology.com.tr/obstruktif-uyku-apnesi-akciger-kanseri-iliskisi/" title="Uyku Apnesi ile Akciğer Kanseri Arasındaki Olası Bağ Yeniden Gündemde" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> ilişkileri ayrıntılı biçimde değerlendirdi. Araştırmacıların yaklaşımı, önceki çalışmaların önemli bir sınırlılığını aşmayı amaçladı: Geçmiş literatür çoğu zaman şiddet maruziyetini tek bir kategori altında ele alıyor, bu nedenle sonuçlar birbirini desteklemeyen ya da karışık kalabiliyordu.</p>
<p>Yeni analiz ise şiddetin tek bir biçimden ibaret olmadığını, fiziksel ortamda yaşanan zorbalıktan dijital alandaki siber zorbalığa kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Brown ekibinin ulaştığı bulgular, bu şiddet biçimlerinden herhangi birine maruz kalan gençlerde yakın dönemde tütün kullanımı olasılığının arttığına işaret ediyor. Araştırmada yalnızca maruziyetin varlığı değil, aynı zamanda birikimli etki de öne çıkıyor: Birden fazla şiddet türü yaşayan ergenlerde sigara ve e-sigara kullanımına yönelme riski daha da yükseliyor.</p>
<p>Bu durum, araştırmacıların “doz-yanıt” ilişkisi olarak tanımladığı bir örüntüye işaret ediyor. Başka bir deyişle, maruz kalınan şiddet deneyiminin sayısı arttıkça, tütün kullanımına ilişkin risk de kademeli biçimde büyüyor. Toplum sağlığı açısından bu bulgu önem taşıyor; çünkü ergenlik döneminde başlayan nikotin kullanımı, ilerleyen yaşlarda daha kalıcı bağımlılık kalıplarına dönüşebiliyor. E-sigaraların gençler arasında popülerliği de bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Geleneksel sigarayla birlikte ya da ondan bağımsız olarak kullanılan elektronik nikotin ürünleri, ergenlerin nikotinle erken yaşta tanışmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Araştırma, cinsiyet açısından da dikkat çekici bir ayrıntı sunuyor. Haderlein ve Sokolovsky’nin değerlendirmesi, şiddet ve tütün kullanımı arasındaki bağlantıların hem kız hem de erkek öğrencilerde gözlenebildiğini gösteriyor. Bu bulgu, sorunun yalnızca belirli bir grupta yoğunlaşmadığını, ergen sağlığına yönelik daha geniş ve kapsayıcı yaklaşımlar gerektiğini düşündürüyor. Özellikle okul temelli önleme programları, çevrimiçi güvenlik çalışmaları ve aile içi destek mekanizmalarının birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli yönü, farklı şiddet türlerinin ayrı ayrı olduğu kadar birlikte de incelenmesi. Zorbalık, siber zorbalık, cinsel şiddet ve aile içi şiddet gibi deneyimler çoğu zaman aynı gençte bir arada bulunabiliyor. Bu nedenle, tekil risk faktörlerine odaklanan araştırmalar gerçek yaşam koşullarını tam olarak yansıtmayabiliyor. Brown Üniversitesi ekibinin yaklaşımı, çoklu maruziyetin toplam etkisini daha görünür kılarak, halk sağlığı müdahalelerinin neden bütüncül olması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu tür bulgular, şiddet önleme programlarının yalnızca güvenlik ya da ruh sağlığı açısından değil, madde kullanımı önleme çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiğini düşündürüyor. Ergenin maruz kaldığı stres, sosyal dışlanma ve travmatik deneyimlerin, riskli davranışlara zemin hazırlayabildiği uzun süredir biliniyor. Ancak bu çalışma, şiddet ile tütün kullanımı arasındaki ilişkinin çoklu ve kümülatif bir yapı gösterebileceğini daha net biçimde ortaya koyuyor. Bu da okul danışmanlığı, klinik tarama ve toplum temelli müdahalelerde şiddet öyküsünün dikkatle sorgulanmasının önemini artırıyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın gözlemsel niteliği unutulmamalı. Veri seti, ilişkiyi güçlü biçimde gösterse de tek başına neden-sonuç kanıtı sunmuyor. Şiddet maruziyeti ile sigara veya e-sigara kullanımı arasındaki bağın arkasında stres, akran baskısı, aile ortamı, ruh sağlığı sorunları ve diğer sosyal etkenler gibi ek değişkenler de rol oynayabilir. Buna karşın, bulguların tutarlılığı, ergen tütün kullanımını azaltmaya yönelik stratejilerin yalnızca nikotin ürünlerine değil, bu davranışları besleyen çevresel risklere de odaklanması gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Genel tablo, koruyucu halk sağlığı politikalarının daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini gösteriyor. Şiddetin önlenmesi, güvenli okul ortamları, siber zorbalığa karşı farkındalık ve aile içi risklerin erken saptanması gibi adımlar, yalnızca travmayı azaltmakla kalmayıp gençlerin tütün ve nikotin ürünlerine yönelme olasılığını da düşürebilir. Brown Üniversitesi’nin çalışması, ergen davranışlarını anlamada şiddet maruziyetinin merkezi bir unsur olabileceğini hatırlatarak, önleme çabalarının birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlayan alanlar olarak tasarlanması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The Impact of Multiple Forms of Violence Exposure on Cigarette and E-Cigarette Use in High School-Attending Boys and Girls</p>
<p><strong>References:</strong><br />Haderlein, N., &amp; Sokolovsky, A. (2026). The Impact of Multiple Forms of Violence Exposure on Cigarette and E-Cigarette Use in High School-Attending Boys and Girls. Substance Use &amp; Misuse. DOI: 10.1080/10826084.2026.2670628</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Madde kötüye kullanımı, Şiddet, Tütün, Ergenler, Davranışsal bağımlılık</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ergenlerde-siddet-tutun-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kenevir ve Tütünün Birlikte Kullanımı, Psikoz Riski Yüksek Gençlerde Dikkat Çekici Bir Uyarı Sinyali Veriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kenevir-tutun-psikoz-riski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kenevir-tutun-psikoz-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 01:20:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[prodromal belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[psikotik bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[psikoz riski]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kenevir-tutun-psikoz-riski/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, kenevir ve tütünün birlikte kullanımının psikoz riski yüksek bireylerde ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çok merkezli araştırma, kenevir ile tütünün birlikte kullanımının, özellikle psikotik bozukluklar açısından klinik olarak yüksek risk taşıyan kişilerde, ruh sağlığı sonuçlarıyla daha olumsuz bir tabloyla ilişkili olabileceğini <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-gpnmb-proteini-rolu/" title="Parkinson Hastalığının İlerlemesini Yavaşlatabilecek Yeni İmmün Hedef Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Nature Mental Health dergisinde yayımlanan çalışma, şizofreni gibi hastalıklara giden yolda erken belirtiler gösteren bireylerde madde kullanım örüntülerinin nasıl değiştiğini inceleyerek, co-use olarak tanımlanan eş zamanlı kenevir ve tütün kullanımının ayrı ayrı kullanım biçimlerine kıyasla daha dikkat çekici bir risk profili oluşturduğunu gösterdi.</p>
<p>Çalışmanın başyazarı olan Vanderbilt Health’ten psikiyatri ve davranış bilimleri alanında yardımcı doçent ve Nöromodülasyon Araştırmaları Direktörü Dr. Heather Ward liderliğindeki ekip, Kuzey Amerika Prodrom Uzunlamasına Araştırması’ndan (NAPLS) elde edilen verileri analiz etti. NAPLS, tam psikoz tanısı almamış ancak olağan dışı düşünceler, algı değişimleri ya da kısa süreli kuşkuculuk gibi alt eşik düzeyde belirtiler gösteren kişileri yıllar içinde izleyen büyük ölçekli bir girişim olarak biliniyor. Bu yaklaşım, tam klinik tablonun gelişmesinden önce ortaya çıkan erken risk işaretlerini anlamak açısından araştırmacılara önemli bir pencere sunuyor.</p>
<p>Araştırmacılar, 1.000’den fazla katılımcıyı kapsayan boylamsal veriler üzerinden, yalnızca kenevir kullananlar, yalnızca tütün kullananlar, iki maddeyi birlikte kullananlar, başka maddeler kullananlar ve hiç kullanmayanlar arasında karşılaştırma yaptı. İncelenen dönem iki yıl sürdü ve bu süreçte hem belirtilerin seyri hem de psikoz gelişimine ilerleme olasılığı değerlendirildi. Bilim insanlarının odak noktası, prodromal dönemdeki bu farklı kullanım kalıplarının klinik gidişatla nasıl bağlantılı olduğuydu.</p>
<p>Psikoz riski taşıyan prodromal dönem, hastalığın henüz yerleşmediği ancak hassasiyetin belirginleştiği bir evreye işaret ediyor. Bu dönemdeki kişiler çoğu zaman gerçeklik algısında hafif sapmalar, yoğunlaşan şüphecilik, sosyal geri çekilme ya da kısa süreli algısal olağandışılıklar yaşayabiliyor. Ancak bu belirtiler tek başına tanı koydurmuyor. Araştırmanın önemi de tam burada ortaya çıkıyor: hangi çevresel ve davranışsal etkenlerin bu kırılgan dönemde klinik tabloyu ağırlaştırabileceğini daha iyi anlamak.</p>
<p>Madde kullanımının psikozla ilişkisi uzun süredir bilimsel tartışmaların merkezinde yer alıyor. Kenevir için özellikle yüksek THC içeriğine sahip ürünlerin, hassas bireylerde psikotik semptomlarla ilişkili olabileceğine dair geniş bir literatür bulunuyor. Tütün ise doğrudan psikozun nedeni olarak görülmese de, nikotinin beyin devreleri üzerindeki etkileri, bağımlılık döngüsü ve eşlik eden psikiyatrik yük nedeniyle karmaşık bir risk profili oluşturabiliyor. Yeni çalışma, bu iki maddenin birlikte kullanımına odaklanarak, ayrı ayrı incelenen risklerin ötesinde daha bütüncül bir tablo çiziyor.</p>
<p>Ekip, özellikle eş zamanlı kullanımın yalnızca bir davranış kalıbı değil, aynı zamanda daha <a href="https://oncology.com.tr/yogun-bakim-bilissel-gerileme-ucl-arastirmasi/" title="İngiltere Verileri: Yoğun Bakım Verenlerde Bilişsel Gerileme Hızlanabiliyor" data-wpan-internal-link="1">yoğun</a> semptom yüküyle ilişkili olabilecek bir klinik işaret olabileceğini değerlendiriyor. Bulgular, kenevir ve tütünün aynı anda kullanımının, yüksek risk grubundaki bireylerde psikoz yönünde ilerlemeyi işaret eden belirtilerle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bunun nedenselliği kesin olarak kanıtlamadığını; gözlemsel ve boylamsal tasarım nedeniyle ilişkinin dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu tür çalışmalar, <a href="https://oncology.com.tr/kirsal-mahalle-ergen-sigara-kullanimi/" title="Kırsal Mahallelerde Gençlerin Sigara Riskini Artıran Görünmez Etki: Yoksunluk ve Yerel Normlar" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> açısından önemli bir noktaya işaret ediyor: madde kullanımını tek tek maddeler üzerinden değil, gerçek hayattaki birlikte kullanım örüntüleri üzerinden değerlendirmek. Özellikle genç yetişkinlerde kenevir kullanımının tütünle eşleşmesi, bağımlılık dinamiklerini, kullanım sıklığını ve maruziyet yoğunluğunu değiştirebilir. Klinik risk altındaki kişilerde ise bu kombinasyon, belirtilerin izlenmesini ve erken müdahale stratejilerinin planlanmasını daha da önemli hale getiriyor.</p>
<p>Uzmanlar, psikozun gelişiminde tek bir etkenin belirleyici olmadığını; genetik yatkınlık, çevresel stresörler, madde kullanımı ve erken yaşam deneyimlerinin birlikte rol oynayabildiğini hatırlatıyor. Bu nedenle yeni bulgular, özellikle erken tanı programlarında tarama ve danışmanlık süreçlerinin madde kullanım örüntülerini de kapsaması gerektiğine dair güçlü bir bilimsel gerekçe sunuyor. Araştırma, prodromal belirtileri olan bireylerde kenevir ve tütünün birlikte kullanımının basit bir yaşam tarzı tercihi olmaktan öte, klinik açıdan anlamlı bir uyarı işareti olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli yönü, uzunlamasına izlem sayesinde yalnızca bir zaman noktasındaki tabloyu değil, belirtilerin iki yıl içinde nasıl değiştiğini ortaya koyması. Bu da, ruh sağlığı araştırmalarında tek seferlik ölçümlerin kaçırabileceği risk örüntülerini yakalamaya yardımcı oluyor. Her ne kadar daha fazla doğrulayıcı çalışmaya ihtiyaç bulunsa da, Nature Mental Health’te yayımlanan bu analiz, kenevir ve tütünün birlikte kullanımına ilişkin klinik sorulara yeni ve daha ayrıntılı bir çerçeve kazandırıyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, psikoz açısından yüksek risk taşıyan bireylerde madde kullanımının biçiminin en az kullanımın varlığı kadar önemli olabileceğini gösteriyor. Özellikle kenevir ile tütünün eş zamanlı kullanımına ilişkin bulgular, erken müdahale programları, risk değerlendirmesi ve ruh sağlığı taramalarında daha dikkatli bir yaklaşım gerektirdiğine işaret ediyor. Araştırmacılar için bir sonraki adım, bu ilişkinin biyolojik mekanizmalarını ve hangi alt grupların en kırılgan olduğunu daha net biçimde belirlemek olacak.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Cannabinoid and nicotine co-use effects on the development of psychotic disorders in high-risk individuals.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Cannabis and tobacco co-use predicts psychosis in clinical high risk cohorts</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Kannabis, Tütün, Eş kullanım, Psikoz, Şizofreni, Klinik yüksek risk, Madde kullanımı, Nöromodülasyon, Psikotik bozukluklar, THC, Nikotin, Ruh sağlığı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kenevir-tutun-psikoz-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
