<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplumsal normlar &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/toplumsal-normlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2026 20:24:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Şiddete Tolerans Azaldıkça İlişki İçi Şiddet de Geriliyor: 69 Ülkeden Küresel Bulgular</title>
		<link>https://oncology.com.tr/toplumsal-tutumlar-azaldikca-iliski-siddet-geriliyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/toplumsal-tutumlar-azaldikca-iliski-siddet-geriliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 20:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet temelli şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[eş-ilişkisi içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[insan gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[küresel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[küresel şiddet trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet azalması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/toplumsal-tutumlar-azaldikca-iliski-siddet-geriliyor/</guid>

					<description><![CDATA[69 ülkeden elde edilen geniş çaplı veriler, toplumsal tutumların partner şiddetine karşı hoşgörüsünün azalmasıyla kadınlara yönelik şiddetin hızla düştüğünü gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yayımlanan kapsamlı bir uluslararası araştırma, kadınlara yönelik eş-ilişkisi içi şiddetle (IPV) ilgili toplumsal tutumlar ile bu şiddetin gerçek sıklığı arasındaki bağı daha net <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-ekg-biyobelirteci-ani-kalp-olumu/" title="Yapay Zekâ, Ani Kalp Ölümü Riskini Gösteren Yeni EKG İmzasını Ortaya Çıkardı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Stockholm’deki Institute for Futures Studies’ten Irina Vartanova’nın liderliğindeki ekip, 60’tan fazla ülkeyi kapsayan verileri inceleyerek, yakın partner şiddetinin sosyal kabulünün daha hızlı azaldığı toplumlarda şiddet oranlarının da daha hızlı düştüğünü gösterdi. Bulgular, yalnızca bireysel davranışların değil, geniş ölçekte değişen normların da kadınlara yönelik şiddetin seyrini etkileyebildiğine işaret ediyor.</p>
<p>Eş-ilişkisi içi şiddet, dünya genelinde milyonlarca kadının fiziksel ve ruhsal sağlığını tehdit eden yaygın bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Yaralanmalar, uzun süreli kaygı ve <a href="https://oncology.com.tr/direnc-depresyonda-kisisel-beyin-goruntuleme/" title="Kişiye Özel Beyin Görüntüleme, Dirençli Depresyonda Uyarım Tedavisinin Etkisini Artırabilir" data-wpan-internal-link="1">depresyon</a> gibi psikolojik etkiler ve kimi vakalarda ölümle sonuçlanabilen bu şiddet türü, yalnızca özel alanla sınırlı bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal eşitsizliklerin, cinsiyet normlarının ve güç ilişkilerinin somut bir göstergesi. Araştırmalar uzun zamandır, bir toplumda partner şiddetinin “normal” ya da “kaçınılmaz” görülmesinin, bu şiddetin görülme olasılığını artırabildiğini ortaya koyuyordu. Yeni çalışma ise bu kabulün azalmasının yalnızca tutum düzeyinde kalmadığını, gerçek dünyadaki şiddet eğilimleriyle de aynı yönde hareket ettiğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın <a href="https://oncology.com.tr/kurtaj-yasaklari-ergen-kizlarda-intihar/" title="Katı Kürtaj Yasaklarıyla Genç Kızlarda İntihar Düşüncesi Arasında Dikkat Çekici Bağlantı" data-wpan-internal-link="1">dikkat çekici</a> yönü, son derece geniş bir veri tabanına dayanması. Araştırmacılar, Demographic and Health Surveys Program kapsamında 1999 ile 2024 yılları arasında toplanan verileri analiz etti. Bu veri seti, 69 ülkede 1,9 milyondan fazla kadının ve 60 ülkede yarım milyondan fazla erkeğin tutumlarını içeriyor. Böyle bir ölçek, toplumsal normlardaki değişimin zamana ve coğrafyaya göre nasıl evrildiğini izlemek için alışılmışın ötesinde bir imkân sağlıyor. Aynı zamanda, yalnızca bir ülke ya da bölgeye özgü gözlemler yerine, farklı ekonomik ve kültürel bağlamlarda tekrarlanan örüntülerin ortaya çıkarılmasına da yardımcı oluyor.</p>
<p>Analiz, IPV’ye yönelik hoşgörünün azalması ile şiddet oranlarında düşüş arasında paralel bir seyir olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle, partner şiddetini mazur gören ya da kabul edilebilir sayan sosyal tutumlar zayıfladıkça, kadınların maruz kaldığı şiddetin de daha hızlı gerilediği görülüyor. Araştırmacılar ayrıca bu değişimlerin insan gelişimi göstergelerindeki ilerlemelerle birlikte ilerlediğine dikkat çekiyor. Bu bulgu, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sağlık hizmetlerine erişim ve ekonomik fırsatlar gibi daha geniş kalkınma süreçlerinin, şiddeti meşrulaştıran normların çözülmesinde rol oynayabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Bununla birlikte çalışma, nedensellik konusunda temkinli okunmalı. Geniş çaplı gözlemsel veriler, tutumlar ile şiddet arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterse de, tek başına hangi değişkenin diğerini doğrudan tetiklediğini kesin olarak kanıtlamaz. Yine de halk sağlığı uzmanları açısından bu tür bulgular önemlidir; çünkü şiddetin önlenmesinde yasal düzenlemelerin yanı sıra norm değişiminin de kritik bir müdahale alanı olduğunu destekler. Kadınlara yönelik şiddetin açıkça kınandığı, mağdurların destek bulabildiği ve erkeklik kalıplarının güç üzerinden tanımlanmadığı toplumlarda riskin azalması şaşırtıcı değildir, ancak bu araştırma bunu küresel ölçekte ve güçlü bir veri temeliyle görünür kılıyor.</p>
<p>Son yıllarda küresel ölçekte kadınların haklarına, eğitimine ve ekonomik katılımına dair gelişmelerin birçok ülkede sosyal normları dönüştürdüğü biliniyor. Ancak bu dönüşüm eşit hızda ilerlemiyor; bazı toplumlarda kabuldeki düşüş belirginleşirken, bazıları daha yavaş bir değişim gösteriyor. Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, bu farklılığın şiddet oranlarındaki düşüş hızını da etkileyebileceğini düşündürüyor. Bu nedenle politika yapıcılar için mesaj açık: yalnızca şiddet vakalarını cezalandırmak değil, şiddeti besleyen toplumsal kabulleri değiştirmek de temel bir öncelik olmalı.</p>
<p>Uzmanlar, bu tür çalışmaların özellikle önleme stratejileri açısından değerli olduğunu vurguluyor. Çünkü partner şiddeti, çoğu zaman yalnızca bireysel öfke ya da çatışma değil; toplumsal tolerans, güç eşitsizliği ve cinsiyet temelli beklentilerin kesişiminde ortaya çıkıyor. Dolayısıyla okul programları, toplum temelli farkındalık çalışmaları, medya dili ve hukuk sisteminin tutumu gibi alanlarda yapılan değişiklikler, uzun vadede ölçülebilir sonuçlar doğurabilir. Yeni bulgular, toplumsal değerlerin dönüşümünün soyut bir kültürel mesele olmadığını; kadınların güvenliği ve sağlığı üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p>Çalışmanın vardığı genel sonuç, küresel mücadelede iki sürecin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği yönünde: IPV’ye yönelik kabul azalırken şiddetin de gerilemesi, norm değişiminin korunması halinde kadınlara yönelik şiddetle mücadelede kayda değer ilerleme sağlanabileceğini gösteriyor. Bu nedenle araştırma, yalnızca bir istatistik eğilimi değil, aynı zamanda daha güvenli ve eşitlikçi toplumlara giden yolda sosyal tutumların ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koyan güçlü bir işaret olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Trends in the acceptability and prevalence of intimate partner violence: Evidence from Demographic and Health Surveys, 1999–2024</p>
<p><strong>References:</strong><br />Vartanova I, Eriksson K, Strimling P (2026) Trends in the acceptability and prevalence of intimate partner violence: Evidence from Demographic and Health Surveys, 1999–2024. PLOS Glob Public Health 6(6): e0006628. https://doi.org/10.1371/journal.pgph.0006628</p>
<p><strong>Keywords:</strong> yakın partner şiddeti, sosyal normlar, insani gelişme, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, Demografik ve Sağlık Araştırmaları, halk sağlığı, küresel eğilimler</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/toplumsal-tutumlar-azaldikca-iliski-siddet-geriliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırsal Mahallelerde Gençlerin Sigara Riskini Artıran Görünmez Etki: Yoksunluk ve Yerel Normlar</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kirsal-mahalle-ergen-sigara-kullanimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kirsal-mahalle-ergen-sigara-kullanimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 00:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ergen sigara kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde tütün kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal-kentsel farklar]]></category>
		<category><![CDATA[madde kullanım davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle dezavantajı]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle yoksunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoekonomik dezavantaj]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<category><![CDATA[tütün kontrolü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kirsal-mahalle-ergen-sigara-kullanimi/</guid>

					<description><![CDATA[Michigan Üniversitesi’nin çalışması, kırsal mahallelerde ergenlerin sigara kullanımını artıran sosyoekonomik yoksunluk ve yerel normların etkisini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Michigan Üniversitesi’nden araştırmacıların yayımladığı yeni çalışma, ergenlerde sigara kullanımının yalnızca bireysel tercihlerle değil, yaşanılan mahallenin sosyal ve ekonomik koşullarıyla da yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor. Journal of Studies on Alcohol and Drugs’ta yayımlanan bulgulara göre, mahalle düzeyindeki sosyoekonomik dezavantaj ile sigara içme davranışı arasındaki bağ, kırsal ve kentsel bölgelerde aynı şekilde işlemiyor. Araştırma, özellikle kırsal alanlarda yaşayan gençlerin, daha dezavantajlı mahallelerde büyüdüklerinde sigaraya yönelme olasılığının belirgin biçimde yükseldiğini <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-gpnmb-proteini-rolu/" title="Parkinson Hastalığının İlerlemesini Yavaşlatabilecek Yeni İmmün Hedef Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koyuyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönü, aynı risk faktörünün kentlerde aynı etkiyi göstermemesi. Veriler, kırsal bölgelerde mahalle yoksunluğu arttıkça ergenlerin sigara içme olasılığının da yükseldiğini; buna karşın şehirlerde benzer bir ilişkinin gözlenmediğini gösteriyor. Bu farklılık, gençlerin sağlık davranışlarının yalnızca gelir düzeyi ya da aile yapısıyla değil, içinde bulundukları toplumsal çevrenin normlarıyla da şekillendiğini düşündürüyor. Araştırmacılar, bu nedenle “yer bağlamı”nın bağımlılık davranışlarını anlamada temel bir değişken olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Analizler, ABD’li ergenlere ilişkin geniş kapsamlı Monitoring the Future verilerine dayanıyor. Bu tür uzun dönemli ve temsili veri setleri, gençlerin madde kullanım örüntülerini toplum ölçeğinde izlemek açısından önemli kabul ediliyor. Söz konusu çalışma, mahallelerin sosyoekonomik dezavantajını; yani işsizlik, düşük gelir, eğitime erişimde kısıtlılık ve benzeri toplumsal eşitsizlik göstergelerini dikkate alarak, bu koşulların ergen davranışlarıyla nasıl ilişkilendiğini inceledi. Sonuçlar, mahalle kaynaklarının zayıf olduğu kırsal alanlarda tütün kullanımının daha görünür ve daha kabul edilebilir bir davranış haline gelebildiğine işaret ediyor.</p>
<p>Bilim insanlarının öne çıkardığı olası mekanizmalardan biri, yetişkinlerde sigara içme oranlarının kırsal bölgelerde görece yüksek olması. Yetişkin davranışları, çocuklar ve ergenler için güçlü bir sosyal öğrenme ortamı oluşturabiliyor. Eğer bir toplulukta tütün kullanımı yaygınsa, gençler sigarayı olağan bir davranış olarak algılayabilir ve bunun sağlık risklerini daha düşük değerlendirebilir. Araştırmanın sunduğu tabloya göre, kırsal kesimde düşük bırakma oranları da bu normalleşmeyi besleyerek gençler üzerindeki etkiyi artırabiliyor. Başka bir deyişle, tütün kullanımı yalnızca bireysel bir alışkanlık değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa taşınan bir toplumsal model haline gelebiliyor.</p>
<p>Kentsel alanlarda ise mahalle dezavantajı ile sigara kullanımı arasında aynı netliğe sahip bir ilişki saptanmaması, kentlerin daha karmaşık sosyal yapısıyla açıklanabilir. Şehirlerde gençler çok farklı okul, akran ve aile çevreleri arasında hareket edebiliyor; ayrıca sağlık mesajlarına ve tütün karşıtı kampanyalara erişim daha yaygın olabiliyor. Bununla birlikte, araştırmacılar bu durumun kentsel bölgelerde risk olmadığını değil, mahalle yoksunluğunun sigara üzerindeki etkisinin farklı kanallar üzerinden işleyebileceğini gösterdiğini vurguluyor. Kentte de risk faktörleri vardır, ancak bunlar kırsaldakinden daha dağınık ve ölçülmesi daha zor olabilir.</p>
<p>Çalışma yalnızca sigaraya odaklanması bakımından da önemli. Ergenlerde madde kullanımı denildiğinde çoğu zaman bütün davranışlar tek bir başlık altında ele alınsa da, araştırma tütün, esrar ve aşırı alkol tüketimi gibi alanlarda mahalle dezavantajının etkisinin aynı olmadığını ima ediyor. Bu yaklaşım, halk sağlığı stratejilerinin her madde türü için aynı biçimde tasarlanamayacağını hatırlatıyor. Özellikle sigara <a href="https://oncology.com.tr/tirzepatid-obezitede-kilo-koruma/" title="Tirzepatidin kesintisiz kullanımı, obezitede kilo kaybını korumada çarpıcı üstünlük sağladı" data-wpan-internal-link="1">kullanımı,</a> yerel çevrenin ve sosyal normların etkisine daha duyarlı görünüyorsa, müdahaleler de bulunduğu bölgenin özelliklerine göre uyarlanmak zorunda kalabilir.</p>
<p>Ergenlik <a href="https://oncology.com.tr/mayo-clinic-liderlik-degisimi/" title="Mayo Clinic’te Yönetim Değişimi: Gianrico Farrugia Dönemi İnovasyonla Anılıyor" data-wpan-internal-link="1">dönemi</a>, davranış kalıplarının şekillendiği ve uzun vadeli sağlık risklerinin temellendiği kritik bir evre olarak kabul ediliyor. Bu nedenle genç yaşta başlayan sigara kullanımı, ilerleyen yıllarda nikotin bağımlılığı ve bırakma güçlükleri açısından önemli bir risk oluşturabiliyor. Araştırmanın işaret ettiği kırsal eşitsizlik, tütün kontrolü politikalarının yalnızca bireysel farkındalık kampanyalarına dayanmasının yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Eğer topluluk düzeyinde sigara kullanımı normalleşmişse, sağlık hizmetlerine erişim, okul temelli önleme programları ve yetişkin bırakma desteği gibi müdahaleler birlikte düşünülmeli.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu sonuçların önemi, kırsal gençlerin çoğu zaman daha az görünür bir risk grubunu temsil etmesinde yatıyor. Kent merkezli sağlık araştırmaları ve müdahaleleri, geniş nüfuslara ulaşsa da kırsal topluluklarda sosyal çevre çok daha sıkı, yetişkin davranışları daha belirgin ve sağlık kaynakları daha sınırlı olabiliyor. Bu nedenle mahalle dezavantajı, kırsal alanlarda ergenler üzerinde daha güçlü bir baskı oluşturabiliyor. Çalışma, toplum temelli önleme çabalarının yalnızca bireyi değil, o bireyin içinde yaşadığı sosyal ekosistemi de hedeflemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuç olarak Michigan Üniversitesi’nin araştırması, ergen sigara kullanımını anlamak için coğrafyanın göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu gösteriyor. Mahalle yoksunluğu her yerde aynı sonuca yol açmıyor; özellikle kırsal bölgelerde, yetişkinlerdeki yüksek sigara prevalansı ve normalleşmiş tütün kültürü gençlerin riskini artırıyor. Bu bulgular, halk sağlığı uzmanları için kırsal-kentsel ayrımı gözeten daha hassas tütün kontrol stratejilerinin gerekliliğine işaret ediyor. Gençlerin davranışlarını değiştirmek için yalnızca bireysel mesajlar değil, onları çevreleyen toplumsal koşulların da dönüştürülmesi gerekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Article Title: Neighborhood Disadvantage and Adolescent Substance Use: Differences by Urbanicity and Substance Type</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Neighborhood Disadvantage and Adolescent Substance Use: Differences by Urbanicity and Substance Type</p>
<p><strong>References:</strong><br />Jang, J., Patrick, M.E. (Journal of Studies on Alcohol and Drugs)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> adolesan madde kullanımı, mahalle dezavantajı, kırsal-kentsel farklılıklar, sigara içme, kenevir kullanımı, aşırı alkol tüketimi, halk sağlığı, tütün kontrolü, sosyoekonomik durum, Monitoring the Future Study</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kirsal-mahalle-ergen-sigara-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
