<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tek hücre RNA dizileme &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/tek-hucre-rna-dizileme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 15:14:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>tek hücre RNA dizileme &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atopik Dermatitde Keratinosit Alt Grupları, İltihaplanmayı Şekillendiriyor: Tek Hücre Analizi Yeni Yol Gösteriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/atopik-dermatit-keratinosit-alt-gruplari/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/atopik-dermatit-keratinosit-alt-gruplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[atopik deri hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[atopik dermatit]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik imzalar keratinosit]]></category>
		<category><![CDATA[dermal bariyer fonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[dermatitis inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[epidermal farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[immün sinyalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[keratinosit alt grupları]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre analizleri]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre RNA dizileme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/atopik-dermatit-keratinosit-alt-gruplari/</guid>

					<description><![CDATA[ATOPİK DERMATİTTE keratinosit alt grupları inflamatuar yolakları tetikleyen kilit oyuncular olarak öne çıkıyor. Tek hücre analizleri bu hücresel ağları aydınlatarak bağışıklık sinyalleşmesi ve stres yanıtlarıyla ilişkilendirilen yeni gen ifadelerini ortaya koy]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geniş çaplı bir çalışmanın yeni bulguları, atopik dermatitin (AD) <a href="https://oncology.com.tr/fibrozissiz-engraftman-ve-immunosupresyon-gerektirmeyen-hucresel-implant-tip-1-diyabetinde-yeni-ufuklar/" title="Fibrozissiz Engraftman ve Immunosupresyon Gerektirmeyen Hücresel İmplant: Tip 1 Diyabetinde Yeni Ufuklar" data-wpan-internal-link="1">hücresel</a> karmaşasını aydınlatarak barier fonksiyonunda kilit rol oynayan keratinositlerin alt popülasyonlarını yeniden tanımlıyor. Nature Communications’ta yayımlanan yeni bir inceleme, tek hücre transkriptomiksinden faydalanarak AD hastaları ile sağlıklı bireylerden alınan deri biyopsisilerini yüksek çözünürlükte analiz ediyor ve keratinositler arasındaki farklılaşma aşamaları, immün sinyal ile stres tepkileriyle ilişkilendirilen benzersiz gen ekspresyon profillerine sahip alt grupları ayırt ediyor.</p>
<p>Çalışmada, tek hücre RNA dizileme teknolojileri kullanılarak binlerce keratinosit tek tek incelendi ve daha önce tanımlanmamış alt keratinosit kümeleri saptandı. Bu kümeler, farklılaşma süreçleriyle bağ kuran moleküler imzalar, bağışıklık sinyalleşmesi ve stres yanıtlarıyla ilişkili ifade paternleri gösteriyor. Sonuçlar, dermal bariyer fonksiyonunda rol oynayan belirli hücresel oyuncuların, AD gelişiminde baskın bir şekilde katkıda bulunduğunu işaret ediyor ve kuralı değişen hücresel hiyerarşiyi aydınlatıyor.</p>
<p>Analizler, keratinositlerin genel olarak barrier oluşumundaki göreviyle bilinen bir dizi temel yolun, kronik inflamasyonla bağlantılı olarak yeniden düzenlendiğini gösterdi. Özellikle farklılaşma aşamalarına özgü genlerin ve stres yanıtlarıyla ilişkilendirilen moleküler imzaların, enfeksiyonlara <a href="https://oncology.com.tr/yumusaklik-hafizasiyla-kanser-kokenli-hucreler-solid-tumor-direncine-karsi-yeni-bir-yol-arayisi/" title="Yumuşaklık Hafızasıyla Kanser Kökenli Hücreler: Solid Tümör Direncine Karşı Yeni Bir Yol Arayışı" data-wpan-internal-link="1">karşı</a> koruyucu bariyerdeki kırılganlığa işaret ettiği ifade ediliyor. Bu durum, AD’nin derideki immün yanıtların ve hücresel farklılaşmanın iç içe geçtiği bir süreç olduğuna dair mevcut görüşü destekler nitelikte.</p>
<p>Araştırmanın temel önemi, hücre düzeyinde hangi keratinosit alt grubunun inflamatuar yolları tetiklediğini ve hangi aşamalarda bu süreçlerin barınmasıyla ilişkili olduğunu inceleyebilmesinde yatıyor. Elde edilen <a href="https://oncology.com.tr/insan-sutu-temelli-fortifikasyonun-nec-riskini-sekillendirdigi-yeni-bulgular/" title="İnsan Sütü Temelli Fortifikasyonun NEC Riskini Şekillendirdiği Yeni Bulgular" data-wpan-internal-link="1">bulgular</a>, tedavi hedeflerinin belirlenmesinde yeni bir harita sunabilir; çünkü cerrahi veya topikal yaklaşımların, bu alt gruplar üzerindeki etkileri, deri bariyerinin restorasyonunu ve inflamatuar yanıtların dengelenmesini hedefleyebilir. Ancak çalışma, mevcut veriler üzerinden erken aşamadaki keşifler içerdiğini ve klinik uygulamalara geçişin dikkatli, doğrulanmış adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu çalışma, AD’nin yalnızca bağışıklık hücreleriyle sınırlı olmayan çok katmanlı bir hastalık olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Keratinositler, bariyer fonksiyonunu sürdürmenin ötesinde inflamatuar iletişim ağlarında aktif rol oynuyor olabilir. Gelecekte yapılacak ek çalışmalar, bu alt kümelerin nasıl etkileştiğini ve hangi tedavi stratejileriyle bu etkileşimlerin dengeleneceğini netleştirecek. Bilim insanları, tek hücre yaklaşımlarını kullanarak dermal dokunun karmaşık hücresel ağlarını ayrıntılı biçimde haritalamaya devam ediyor; bu da atopik dermatitin özünde yatan mekanizmaların daha iyi anlaşılmasına ve hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yeni yol haritalarının çizilmesine olanak tanıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Keratinocyte subpopulations and their roles in altered differentiation and inflammatory responses in atopic dermatitis</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Single-cell transcriptome reveals keratinocyte subclusters contributing to altered differentiation and inflammatory responses in atopic dermatitis</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Qin, T., Bogle, R., Jiang, R. et al. Single-cell transcriptome reveals keratinocyte subclusters contributing to altered differentiation and inflammatory responses in atopic dermatitis. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75407-9</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/atopik-dermatit-keratinosit-alt-gruplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Kanserinde Hücre Hücre Harita Dönemi: RNA Dizileme Tümörün Gizli Çeşitliliğini Açığa Çıkarıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-rna-dizileme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-rna-dizileme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 19:51:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[immün hücre alt tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[mekânsal RNA dizileme]]></category>
		<category><![CDATA[mekânsal transkriptomik]]></category>
		<category><![CDATA[prostat kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi direnci]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre RNA dizileme]]></category>
		<category><![CDATA[tümör heterojenliği]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-rna-dizileme/</guid>

					<description><![CDATA[Prostat kanserinde tek hücre ve mekânsal RNA dizileme yöntemleri, tümör içindeki hücresel çeşitliliği ve tedavi direncini detaylı şekilde analiz ederek yeni tedavi stratejileri sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanseri, dünya genelinde erkeklerde kanserle ilişkili hastalık yükü ve ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almaya devam ediyor. Ancak hastalığın nasıl başladığı, nasıl ilerlediği ve özellikle tedaviye neden direnç geliştirdiği, uzun süredir yanıtı eksik kalan temel sorular arasında. Son yıllarda tek hücre RNA dizileme ve mekânsal RNA dizileme alanındaki hızlı ilerlemeler, araştırmacılara tümörü tek tek hücreler düzeyinde inceleme fırsatı vererek bu karmaşık tabloyu belirgin biçimde değiştirdi.</p>
<p>Bu yaklaşımın en önemli farkı, klasik toplu dizileme yöntemlerinin aksine milyonlarca hücrenin sinyalini ortalamak yerine her bir hücrenin gen ifadesini ayrı ayrı ölçebilmesi. Böylece tümörün içinde yer alan farklı hücre toplulukları, onların komşu stromal ve bağışıklık hücreleriyle ilişkileri ve hastalık sürecinde değişen <a href="https://oncology.com.tr/fuzyon-pozitif-rabdomyosarkom-ortak-protein-agi/" title="Çocukluk Çağı Sarkomunda Ortak Moleküler Ağ Keşfi Tedavi Arayışını Yeniden Şekillendirebilir" data-wpan-internal-link="1">moleküler</a> durumları daha net biçimde görülebiliyor. Prostat dokusu, görünüşte tek bir tümör kitlesi gibi dursa da gerçekte epitelyal, stromal ve immün alt tiplerden oluşan karmaşık bir ekosistem barındırıyor. Tek hücre analizi, bu çeşitliliğin yalnızca var olduğunu göstermekle kalmıyor, aynı zamanda her hücre grubunun kendine özgü transkriptomik imzasını da ortaya koyuyor.</p>
<p>Bilim insanları için bu ayrıntı, prostat kanserinin evrimini anlamada kritik önemde. Tümörler zaman içinde genetik ve epigenetik olarak değişirken, bazı küçük hücre alt grupları hastalığın ilerlemesinde orantısız derecede büyük rol üstlenebiliyor. Tek hücre RNA dizileme, bu nadir popülasyonları saptayarak hangi hücrelerin büyümeyi sürdürdüğünü, hangilerinin tedavi baskısına uyum sağladığını ve hangilerinin saldırgan fenotiplere dönüştüğünü izlemeye yardımcı oluyor. Özellikle androjen yoksunluğu tedavisi gibi prostat kanserinin temel yaklaşımlarına yanıt sırasında hücrelerin nasıl yeniden programlandığı, bu teknoloji sayesinde çok daha ayrıntılı biçimde incelenebiliyor.</p>
<p>Bu yeniden programlanma, literatürde çoğu zaman “soy esnekliği” olarak anılan bir olguyla bağlantılı. Normalde belirli hücre kimliklerine sıkı biçimde bağlı olan prostat kanseri hücreleri, tedavi baskısı altında farklı özellikler kazanarak klasik tümör davranışından uzaklaşabiliyor. Tek hücre verileri, bazı hücrelerin daha nöral benzeri ya da farklılaşmamış durumlara kayabildiğini, bunun da tedavi direnciyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Bu tür bulgular, hastalığın yalnızca bir genetik mutasyonlar dizisi değil, aynı zamanda hücresel kimlik değişimleriyle şekillenen dinamik bir süreç olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Tek hücre teknolojilerinin sağladığı bir diğer önemli katkı, tümör mikroçevresini daha ayrıntılı görmeye başlamamız. Prostat kanserinde stromal hücreler, fibroblastlar, bağışıklık hücreleri ve damar çevresi bileşenleri, tümör hücrelerinin davranışını etkileyen pasif arka plan unsurları değil; aksine büyümeyi, invazyonu ve bağışıklık yanıtını yönlendirebilen aktif oyuncular. Tek hücre profilleme, bu hücrelerin hangi sinyalleri ürettiğini, tümörle nasıl iletişim kurduğunu ve hangi alt tiplerin hastalıkla ilişkili olabileceğini açığa çıkarıyor. Bağışıklık hücreleri içindeki çeşitlilik de aynı derecede dikkat çekici; farklı T hücresi, myeloid hücre ve diğer immün alt grupların tümör içinde nasıl dağıldığı ve hangi durumda baskılandığı ya da etkinleştiği bu yöntemle daha net anlaşılıyor.</p>
<p>Mekânsal RNA dizileme ise bu tabloya bir boyut daha ekliyor. Hücrelerin yalnızca ne ifade ettiklerini değil, tümör içinde tam olarak nerede yer aldıklarını da gösteriyor. Bu özellikle önem taşıyor; çünkü aynı gen ifadesi profiline sahip iki hücre, tümör merkezinde ya da kenarında bulunmasına göre farklı davranışlar sergileyebilir. Mekânsal teknikler, hücrelerin komşuluk ilişkilerini ve belirli mikro bölgelerde kümelenen agresif alt popülasyonları görünür kılıyor. Böylece araştırmacılar, gen ifadesi ile doku mimarisi arasındaki bağı kurabiliyor ve tümörün uzamsal organizasyonunun biyolojik anlamını daha iyi yorumlayabiliyor.</p>
<p>Bu gelişmelerin klinik etkisi potansiyel olarak geniş. Prostat kanseri tanısında ve tedavi planlamasında bugün hâlâ önemli sınırlamalar bulunuyor; aynı klinik evrede görünen tümörler biyolojik olarak çok farklı davranabiliyor. Tek hücre ve mekânsal yaklaşımlar, ileride daha hassas biyobelirteçlerin tanımlanmasına katkı verebilir. Özellikle tedaviye direnç geliştirme riski taşıyan nadir hücrelerin erkenden saptanması, daha uygun hasta sınıflandırması ve kişiselleştirilmiş stratejiler için değerli olabilir. Bununla <a href="https://oncology.com.tr/beyinde-transpozon-rna-dinamikleri/" title="Beyinde Genomun Sessiz Parçaları Yaşla Birlikte Konuşmaya Başlıyor" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a>, bu teknolojiler şu aşamada ağırlıklı olarak araştırma odaklı; rutin klinik uygulamaya dönüşmeleri için verilerin standartlaştırılması, maliyetlerin azalması ve yorumlama çerçevelerinin olgunlaşması gerekiyor.</p>
<p>Uzmanlara göre en büyük kazanım, prostat biyolojisine ilişkin ezberleri zorlayan bir ayrıntı düzeyine ulaşılmış olması. Tek hücre RNA dizileme, tümörün tek tip bir kütle değil, sürekli etkileşim halinde bulunan hücresel topluluklar bütünü olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Mekânsal RNA dizileme ise bu toplulukların doku içinde nasıl düzenlendiğini göstererek, biyolojiyi yalnızca moleküler değil, mimari bir perspektifle de okunabilir <a href="https://oncology.com.tr/7-tesla-mri-parkinson-dbs-kisisellestirme/" title="7 Tesla MRI, Parkinson’da Derin Beyin Uyarımının Hedefini Daha Kişisel Hale Getiriyor" data-wpan-internal-link="1">hale getiriyor</a>. Bu iki yaklaşım birlikte kullanıldığında, prostat kanserinin başlangıcından ilerlemesine, mikroçevreyle ilişkilerinden tedaviye uyum mekanizmalarına kadar pek çok süreç daha görünür hale geliyor.</p>
<p>Bu alanın büyümesi, prostat kanserinde erken tanı, risk sınıflaması ve tedavi yanıtını öngörme konusunda yeni fırsatlar sunuyor. Ancak araştırmacılar için asıl önemli mesaj, hastalığın her hastada ve hatta her tümör bölgesinde aynı şekilde davranmadığı gerçeği. Tek hücre ve mekânsal transcriptomik, bu heterojenliği yakalamak için en güçlü araçlardan bazıları olarak öne çıkıyor ve prostat kanseri araştırmalarını daha çözünürlüklü bir döneme taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Prostate cancer biology and tumor microenvironment characterization through single-cell and spatial transcriptomics.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Single-cell and spatial RNA sequencing in prostate cancer</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Ali, A., Mikutenaite, M., Weischenfeldt, J. et al. Single-cell and spatial RNA sequencing in prostate cancer. Nat Rev Urol (2026). https://doi.org/10.1038/s41585-026-01149-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-rna-dizileme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Hücrede Daha Az Veriyle Daha Keskin Sonuç: TAP-seq Gen İşlevi Haritalamasını Yeniden Tanımlıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/tap-seq-tek-hucre-gen-analizi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/tap-seq-tek-hucre-gen-analizi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 01:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik dizileme]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonel genomik]]></category>
		<category><![CDATA[gen düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[gen işlevi analizi]]></category>
		<category><![CDATA[hedeflenmiş transkript okuması]]></category>
		<category><![CDATA[TAP-seq]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre RNA dizileme]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek duyarlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/tap-seq-tek-hucre-gen-analizi/</guid>

					<description><![CDATA[TAP-seq, tek hücre RNA dizilemesinde hedeflenmiş transkript okuması ile maliyeti düşürürken duyarlılığı artıran yenilikçi bir yöntemdir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genom bilimi, tek bir hücrenin içindeki <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-beyin-degisimi-mri-gen-analizi/" title="Parkinson’s Hastalığında Beyin Hasarının Moleküler İzi MRI ve Gen İfadesiyle Haritalandı" data-wpan-internal-link="1">moleküler</a> değişimleri izleyerek genlerin nasıl çalıştığını anlamaya her geçen gün biraz daha yaklaşıyor. Bu alandaki son gelişmelerden biri olan Targeted Perturb-seq ya da kısa adıyla TAP-seq, tek hücre RNA dizilemesini daha seçici, daha duyarlı ve daha ekonomik bir yapıya taşıyan yeni bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Yöntem, gen düzenleme tabanlı perturbasyon deneylerini hedeflenmiş transkript okumasıyla birleştirerek, araştırmacıların hücresel yanıtları daha düşük maliyetle ve daha yüksek çözünürlükle takip etmesine olanak tanıyor.</p>
<p>Klasik Perturb-seq, toplu genom düzenleme ile tüm transkriptomu kapsayan tek hücre RNA dizilemesini bir araya getirerek fonksiyonel genomikte önemli bir sıçrama yaratmıştı. Bu yaklaşım, farklı hücrelerde hangi genlerin hangi koşullarda aktifleştiğini ya da baskılandığını anlamak için güçlü bir araç sundu. Ancak yöntemin tüm transkriptomu tarayan geniş yapısı, derin dizileme gereksinimini artırıyor. Bu da hem maliyeti yükseltiyor hem de daha büyük örnek setlerinde uygulamayı zorlaştırıyor. TAP-seq’in çıkış noktası tam da bu sınırlamayı hedef alıyor.</p>
<p>Yeni yaklaşım, tüm gen ifadesini kaydetmek yerine araştırma sorusuyla en yakından ilişkili yüzlerce seçilmiş transkripte odaklanıyor. Böylece hem dizileme yükü azalıyor hem de belirli genlerdeki değişimleri yakalama duyarlılığı artıyor. <a href="https://oncology.com.tr/yuz-yuze-dua-agri-kaygi-azaltma/" title="Beş Dakikalık Yüz Yüze Duanın Ağrı ve Kaygıda Sürpriz Etkisi Bilimsel Çalışmada İncelendi" data-wpan-internal-link="1">Bilimsel</a> açıdan bu, daha az veriyle daha anlamlı sinyal elde etmeye dayanan stratejik bir yeniden tasarım anlamına geliyor. Özellikle hücresel yolların, düzenleyici ağların veya belirli fenotiplerle ilişkili gen kümelerinin incelendiği deneylerde bu tür hedeflenmiş okuma, analiz verimliliğini belirgin biçimde artırabiliyor.</p>
<p>TAP-seq’in en dikkat çekici yönü, yöntemin yalnızca maliyet azaltan bir teknik olmaktan öte, tek hücre perturbasyon analizlerinin ölçeklenebilirliğine ilişkin daha geniş bir düşünce değişimini temsil etmesi. Tam transkriptom yerine önceden seçilmiş gen paneli kullanılması, araştırmacılara deney tasarımında daha fazla kontrol sağlıyor. Bu yaklaşımda kritik adım, hangi genlerin hedefleneceğinin dikkatle belirlenmesi. Çünkü assay’in duyarlılığı ve bilgi çıktısı, büyük ölçüde bu panelin biyolojik soruyu ne kadar iyi temsil ettiğine bağlı.</p>
<p>Fonksiyonel genomik çalışmalarında tek hücre düzeyi çözünürlük, hücre popülasyonları arasındaki heterojenliği ortaya çıkarmak açısından büyük önem taşıyor. Aynı genetik perturbasyon, farklı hücrelerde farklı sonuçlar doğurabiliyor ve bu çeşitlilik toplu ölçümlerle kolayca görünmez hale gelebiliyor. TAP-seq, bu tür ince ayrıntıları daha sınırlı ama daha hedefli bir ölçümle yakalamayı amaçlıyor. Özellikle gen düzenleme sonrası ortaya çıkan erken ve orta düzey transkript değişimlerinin izlenmesi, hücresel mekanizmaların yorumlanmasında kritik rol oynayabiliyor.</p>
<p>Metodun geliştirilmesi, sıkı bir deneysel optimizasyon sürecini de beraberinde getirdi. TAP-seq protokolü, yalnızca dizileme derinliğini değil, aynı zamanda hedef panel tasarımını, veri kalitesini ve perturbasyon etkilerinin güvenilir biçimde ayrıştırılmasını da gözeten bir yapı üzerine kuruluyor. Bu nedenle yöntem, standart bir tek hücre RNA dizileme protokolünün basitçe daraltılmış versiyonu olarak değil, baştan sona yeniden kurgulanmış bir ölçüm stratejisi olarak değerlendiriliyor. Araştırmacıların, hangi transkriptlerin seçileceğini deneyin biyolojik hedeflerine göre belirlemesi gerekiyor; aksi halde duyarlılık artışı, bilgi içeriği açısından beklenen karşılığı vermeyebilir.</p>
<p>Tek hücre teknolojilerinin önündeki temel sorunlardan biri, yüksek maliyet ile ayrıntılı biyolojik okuma arasında denge kurmak. TAP-seq bu dengeyi, geniş kapsam yerine yüksek hedefliliği tercih ederek yeniden kuruyor. Bu durum, özellikle büyük ölçekli taramalar, çok sayıda perturbasyon içeren deneyler veya sınırlı bütçeyle yürütülen projeler için önemli olabilir. Daha az okunan veri, doğru tasarlandığında, belirli sorulara daha net yanıtlar sağlayabiliyor. Dolayısıyla yöntem, genom işlevini çözmeye çalışan laboratuvarlar için pratik olduğu kadar stratejik bir araç niteliği taşıyor.</p>
<p>Elbette bu tür hedefli tekniklerin de doğal sınırları var. Panel dışı kalan genlerdeki <a href="https://oncology.com.tr/tip-1-diyabet-3d-pankreas-haritasi/" title="İnsan Pankreasının 3 Boyutlu Haritası, Tip 1 Diyabette Beklenmedik İnsülin Hücrelerini Ortaya Çıkardı" data-wpan-internal-link="1">beklenmedik</a> etkiler gözden kaçabilir ve geniş keşif amaçlı analizlerde tüm transkriptomu kapsayan yaklaşımlar hâlâ vazgeçilmez olabilir. Bu nedenle TAP-seq, mevcut yöntemlerin yerine geçen mutlak bir alternatiften çok, belirli araştırma senaryolarında daha uygun bir seçenek olarak görülmeli. Yine de hücre başına veri üretimini optimize etme yönündeki bu yaklaşım, tek hücre genomiklerinde hassasiyet ve ekonomiyi aynı anda hedefleyen önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor.</p>
<p>Fonksiyonel genomik alanı, gen işlevinin yalnızca varlığını değil, bağlama bağlı etkilerini de çözmeye çalışıyor. TAP-seq’in sunduğu hedeflenmiş tek hücre okuması, tam da bu nedenle dikkat çekiyor: daha küçük bir gen penceresinden bakarak daha keskin bir biyolojik manzara sunuyor. Yöntem, gen düzenleme ve tek hücre analizi arasındaki entegrasyonun nasıl daha verimli hale getirilebileceğine dair önemli bir örnek oluşturuyor ve gelecekte daha geniş uygulamalar için zemin hazırlıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Single-cell transcriptomics and genome function interrogation through targeted sequencing combined with perturbation analysis.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Targeted single-cell RNA and perturbation sequencing with TAP-seq</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Moonen, D.P.I., Schraivogel, D., Gschwind, A.R. et al. Targeted single-cell RNA and perturbation sequencing with TAP-seq. Nat Protoc (2026). https://doi.org/10.1038/s41596-026-01367-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41596-026-01367-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/tap-seq-tek-hucre-gen-analizi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALS’de Bağışıklık Haritası Periferiden Merkeze Uzanan Yeni Bir İmmün Değişimi Ortaya Koydu</title>
		<link>https://oncology.com.tr/als-bagisiklik-sistemi-yeniden-programlanmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/als-bagisiklik-sistemi-yeniden-programlanmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:43:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ALS]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[immün değişim]]></category>
		<category><![CDATA[motor nöron hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nature Neuroscience]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[nöroinflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre RNA dizileme]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre transkriptomi]]></category>
		<category><![CDATA[uzamsal transkriptomi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/als-bagisiklik-sistemi-yeniden-programlanmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Nature Neuroscience’ta yayımlanan çalışma, ALS’de bağışıklık hücrelerinin periferiden merkeze uzanan yeniden yapılanmasını tek hücre ve uzamsal transkriptomi ile ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amiyotrofik lateral sklerozun (ALS) yalnızca motor nöronların kaybıyla açıklanamayacak kadar karmaşık bir hastalık olduğu, yeni bir çalışmayla bir kez daha güç kazandı. Zhang, van Olst, Alessandrini ve meslektaşlarının Nature Neuroscience’ta yayımladığı araştırma, tek hücre düzeyinde RNA dizileme ile uzamsal transkriptomiyi birleştirerek ALS’de bağışıklık sisteminin nasıl yeniden programlandığını ayrıntılı biçimde haritaladı. Bulgular, periferik bağışıklık hücreleri ile merkezi <a href="https://oncology.com.tr/cin-norolojik-hastalik-yuku-artisi/" title="Çin’de Sinir Sistemi Hastalıklarının Yükü 30 Yılda Keskin Şekilde Arttı" data-wpan-internal-link="1">sinir sistemi</a> içindeki immün hücreler arasında hastalıkla ilişkili bir etkileşim ağının varlığına işaret ediyor.</p>
<p>Lou Gehrig hastalığı olarak da bilinen ALS, motor nöronların ilerleyici kaybı nedeniyle kas güçsüzlüğü, hareket kısıtlılığı, felç ve sonunda ölümle seyreden yıkıcı bir nörodejeneratif hastalık. Uzun yıllar boyunca araştırmaların odağında nöronların kendi içindeki bozulmalar yer aldı. Ancak son dönemde, hem <a href="https://oncology.com.tr/basiller-trunk-anevrizma-tedavisi/" title="Beyin Sapı Damarlarındaki Nadir Anevrizmalar İçin Girişimsel Tedavide Yeni Kanıtlar" data-wpan-internal-link="1">beyin</a> ve omurilikteki hem de dolaşımdaki bağışıklık hücrelerinin hastalığın gidişatında rol oynayabileceği düşüncesi giderek güçleniyor. Bu yeni çalışma, tam da bu nedenle, ALS’nin immün biyolojisine ilişkin tartışmayı daha yüksek çözünürlüklü bir düzeye taşıyor.</p>
<p>Çalışmanın ayırt edici yönü, tek hücre RNA dizilemesiyle uzamsal transkriptomiyi birlikte kullanması. Tek hücre teknolojileri araştırmacılara her bir hücrenin gen ifade profilini ayrı ayrı inceleme fırsatı verirken, uzamsal transkriptomik bu hücrelerin dokuda nerede bulunduğunu koruyor. Bu birleşik yaklaşım, klasik toplu RNA dizilemesinin sağlayamadığı bir ayrıntı düzeyi sunuyor: Hangi hücrelerin hangi bölgelerde yoğunlaştığı, komşu hücrelerle nasıl bir moleküler diyalog kurduğu ve hastalık bölgesinde bağışıklık sinyallerinin nasıl örgütlendiği çok daha net görülebiliyor.</p>
<p>ALS gibi nörodejeneratif hastalıklarda bağışıklık sisteminin rolü uzun süredir tartışılıyor. Merkezi sinir sisteminin bağışıklık hücreleri, özellikle mikroglia, hastalığın bazı evrelerinde zararlı inflamatuvar yanıtlar üretebilir; buna karşılık periferiden gelen immün hücreler de hasar bölgesine göç ederek sürece katkıda bulunabilir. Ancak bu hücrelerin hangilerinin gerçekten aktif olduğu, hangi gen programlarını benimsediği ve sinir dokusu içinde nerede konumlandığı çoğu zaman belirsiz kalıyordu. Zhang ve arkadaşlarının çalışması, bu belirsizlikleri azaltmak için önemli bir teknik üstünlük sağlıyor.</p>
<p>Araştırmanın ortaya koyduğu temel mesaj, ALS’de immün yanıtın sabit ve tek yönlü olmadığı; aksine periferiden merkeze doğru uzanan, hücresel kimliği ve davranışı değiştiren bir yeniden yapılanma süreci içerdiği. Çalışma, periferik ve merkezi immün hücreler arasındaki ilişkinin yalnızca eşzamanlı bir inflamasyon tepkisinden ibaret olmadığını, aynı zamanda hücrelerin transkriptomik programlarının da yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bu durum, hastalığın yalnızca nöron kaybı üzerinden değil, çok hücreli bir biyolojik ağ üzerinden ilerlediğine işaret ediyor.</p>
<p>Tek hücre ve uzamsal veri setlerinin birlikte değerlendirilmesi, araştırmacılara hücre heterojenliğini daha ayrıntılı inceleme olanağı veriyor. Çünkü aynı bağışıklık hücresi ailesine ait görünseler de farklı alt popülasyonlar, hastalık bölgesinde birbirinden oldukça farklı işlevler üstlenebiliyor. Bazı hücreler iltihap yanıtlarını güçlendirirken bazıları doku onarımı ya da hasarı sınırlama yönünde davranabiliyor. Bu çeşitlilik, ALS’de immün hücrelerin tek bir başlık altında toplanamayacağını, hastalığın biyolojisinin daha rafine sınıflandırmalara ihtiyaç duyduğunu düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli katkısı, nöroinflamasyonun mekânsal boyutunu görünür kılması. Sinir dokusunda bir bağışıklık hücresinin hangi komşu hücrelere yakın olduğu, hangi bölgesel sinyal ağlarına dahil olduğu ve hangi anatomik nişlerde biriktiği, hastalık mekanizmasını anlamada kritik öneme sahip. Bu nedenle uzamsal transkriptomik, yalnızca hangi genlerin aktif olduğunu değil, bu aktivitenin dokuda nasıl örgütlendiğini de gösteren güçlü bir araç olarak öne çıkıyor. ALS gibi karmaşık hastalıklarda bu ayrıntı, gelecekteki biyobelirteç ve hedef keşif çalışmalarını yönlendirebilir.</p>
<p>Yine de bulguların nasıl yorumlanması gerektiği konusunda temkinli olmak gerekiyor. Çalışma, ALS’de bağışıklık sisteminin rolüne dair ayrıntılı ve güçlü bir harita sunuyor; ancak bu tür moleküler profilleme çalışmaları tek başına nedensellik kanıtı sağlamaz. Başka bir deyişle, belirlenen immün değişimlerin hastalığı başlatan etken mi, yoksa ilerleyen hasara verilen bir yanıt mı olduğu sorusu hâlâ açık. Buna rağmen, bu tür veriler hastalığın biyolojik mimarisini anlamada ve gelecekte hedefe yönelik araştırmaları şekillendirmede son derece değerli.</p>
<p>Nature Neuroscience’ta yayımlanan çalışma, ALS araştırmalarında yeni bir dönemin işaretlerinden biri olarak görülüyor. Periferik bağışıklık hücrelerinden merkezi sinir sistemi içindeki immün popülasyonlara uzanan bu kapsamlı atlas, ALS’nin hücresel manzarasını daha önce mümkün olmayan bir çözünürlükte ortaya koyuyor. Araştırma, <a href="https://oncology.com.tr/cte-klinik-kriter-otopsi-uyum/" title="CTE Tanısında Klinik Kriterler Otopsiyle Sınandı: Çoğu Olguda Hastalık İzi Bulunmadı" data-wpan-internal-link="1">nörodejenerasyon</a> ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişkinin daha derin, daha dinamik ve daha bölgesel olduğunu gösterirken, aynı zamanda gelecekte geliştirilecek terapötik stratejilerin yalnızca nöronları değil, onları çevreleyen immün ekosistemi de hesaba katması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Amyotrophic lateral sclerosis (ALS), immune cell infiltration, and transcriptomic profiling</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Integrated single-cell and spatial transcriptomic profiling in ALS uncovers peripheral-to-central immune infiltration and reprogramming</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhang, Z., van Olst, L., Alessandrini, F. et al. Integrated single-cell and spatial transcriptomic profiling in ALS uncovers peripheral-to-central immune infiltration and reprogramming. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02300-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02300-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/als-bagisiklik-sistemi-yeniden-programlanmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tümörün Gizli Haritası: Kanser Mikroçevresini Ameliyatsız Okuyan Yeni Yöntem</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ameliyatsiz-tumor-mikrocevre-profilleme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ameliyatsiz-tumor-mikrocevre-profilleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 20:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyobelirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[mekânsal ekotip]]></category>
		<category><![CDATA[non-invaziv yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[tek hücre RNA dizileme]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[uzamsal transkriptomik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ameliyatsiz-tumor-mikrocevre-profilleme/</guid>

					<description><![CDATA[Kanser tümörlerinin mikroçevresi, ameliyatsız ve yüksek doğrulukla analiz edilerek hücresel mahalleler haritalanıyor. Bu yöntem tedavi stratejilerinde yeni ufuklar açıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser araştırmalarında bir tümörü anlamak artık yalnızca tümör hücrelerine bakmakla <a href="https://oncology.com.tr/oligometastatik-prostat-kanseri-tedavi/" title="Sınırlı Yayılım, Yeni Tedavi Penceresi: Prostat Kanserinde Oligometastatik Dönüşüm" data-wpan-internal-link="1">sınırlı</a> değil. Hastalığın davranışını belirleyen asıl unsurlardan biri, tümör hücrelerinin etrafını saran bağışıklık hücreleri, stromal hücreler, damar yapıları ve sinyal ağlarının oluşturduğu mikroçevre. Bu karmaşık ekosistemi doğrudan örnekleme yapmak çoğu zaman zordur; üstelik tek bir biyopsi, tümörün farklı bölgelerindeki çeşitliliği tam olarak yansıtmayabilir. Nature’da yayımlanan yeni çalışma, bu soruna non-invaziv bir yaklaşım getirerek tümör mikroçevresini yüksek çözünürlükte çözümlemeye yönelik önemli bir adım attı.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde, araştırmacıların “spatial ecotype” yani mekânsal ekotip adını verdiği hücresel mahalleler yer alıyor. Bu kavram, tümör içinde benzer hücre kompozisyonuna ve etkileşim örüntülerine sahip bölgeleri tanımlıyor. Böylece tümör yalnızca tek tek hücrelerin toplamı olarak değil, komşuluk ilişkileriyle şekillenen bir ekosistem olarak ele alınıyor. Bilim insanları, bu ekotiplerin hastalığın ilerleyişini ve tedavi yanıtını etkileyebileceğini uzun süredir biliyordu; ancak bunları büyük ölçekli ve ameliyatsız biçimde değerlendirmek hâlâ ciddi bir teknik engeldi.</p>
<p>Yeni yöntem, tek hücre RNA dizileme verilerinden yararlanarak geliştirildi. Araştırmacılar, on farklı kanser türünden elde edilen scRNA-seq verilerini kullanarak tümör mikroçevresindeki hücresel imzaları ayırt etti. Ardından, non-negative matrix factorization olarak bilinen istatistiksel bir çerçeve kuruldu. Bu yaklaşım, karmaşık gen ifade örüntülerini, biyolojik olarak anlamlı bileşenlere ayırmaya dayanıyor. Ekip, modeli eğitmek için 1.000 sahte toplu tümör profili üretti ve böylece sistemin farklı hücre karışımlarını ne kadar doğru çözdüğünü sınadı.</p>
<p>Sonuçlar dikkat çekiciydi. Çapraz doğrulama analizlerinde model, ekotiplerin bolluğunu tahmin etmede önceki ileri düzey ayrıştırma yöntemlerinden daha başarılı oldu. Bu üstünlük yalnızca sentetik verilerde değil, gerçek tümör örneklerinde de görüldü. Araştırmacılar, yöntemlerinin yalnızca laboratuvar koşullarında değil, klinik örneklerde de daha güvenilir sonuç verebildiğini göstererek yaklaşımın pratik değerini güçlendirdi. Kanser biyolojisinde bu tür doğrulama, bir modelin gerçekten işe yarayıp yaramadığını anlamak açısından kritik kabul ediliyor.</p>
<p>Çalışmanın sağlamlığını artıran bir diğer unsur ise çok modlu veri setleri oldu. Ekip, 42 hastadan alınan eşleşmiş toplu RNA dizileme ve uzamsal transkriptomik verileri inceledi. Meme, kolorektal, akciğer, over ve pankreas kanserlerini kapsayan bu veri setlerinde, tanımlanan dokuz ekotip için anlamlı ve tutarlı korelasyonlar saptandı. Üstelik bu uyum, kanser türü ya da hastalık evresinden bağımsız olarak gözlendi. Bu bulgu, yöntemin yalnızca belirli bir tümör tipine özgü olmadığını, farklı tümör bağlamlarına uyarlanabilecek kadar esnek olduğunu düşündürüyor.</p>
<p>Uzamsal transkriptomik veriler, tümör dokusunun hangi bölgelerinde hangi genlerin aktif olduğunu doğrudan gösterdiği için, bu çalışma açısından özellikle önemliydi. Bulk RNA-seq ise dokunun genel ortalama sinyalini sunuyor. İki veri türü arasındaki uyum, yeni dekonvolüsyon yaklaşımının yalnızca teorik bir model değil, biyolojik gerçekliği yakalayabilen bir araç olduğunu destekledi. Araştırmacıların farklı veri tipleriyle aynı sonucu elde etmesi, yöntemlerin ileride klinik genomik raporlama süreçlerine entegre edilme potansiyelini de gündeme getiriyor.</p>
<p>Bu tür bir çabanın önemi, <a href="https://oncology.com.tr/siroz-karaciger-kanseri-portal-hipertansiyon/" title="Karaciğer Sadece Tümörle Değil Basınçla da Konuşuyor: Siroz ve Kanserde Yeni Bakış" data-wpan-internal-link="1">kanserde</a> kişiselleştirilmiş tedaviye dair büyük beklentilerle de bağlantılı. <a href="https://oncology.com.tr/tumor-mikrocevresi-kan-testi/" title="Mayo ve Stanford’dan Kan Üzerinden Tümör Çevresini Okuyan İlk Yaklaşım" data-wpan-internal-link="1">Tümör mikroçevresi</a>, bağışıklık kontrol noktası inhibitörlerine verilen yanıtı ve genel tedavi direncini etkileyen temel faktörlerden biri olarak görülüyor. Bir tümörde bağışıklık hücrelerinin nasıl dağıldığını, hangi bölgelerde baskın olduğunu ve diğer hücrelerle nasıl etkileştiğini daha net görmek, hangi hastaların belirli tedavilerden yarar görebileceğini anlamada değerli olabilir. Ancak araştırmacılar, bu çalışmanın bir klinik uygulamadan ziyade güçlü bir hesaplamalı altyapı sunduğunu vurguluyor; yöntemlerin hasta bakımına geçmesi için daha geniş doğrulama çalışmalarına ihtiyaç var.</p>
<p>Yine de ortaya çıkan tablo, tümör biyolojisinin daha ayrıntılı ve daha az invaziv bir dille okunabileceğine işaret ediyor. Tek bir biyopsiyle elde edilen veriyi, çok sayıda hücresel mahalleyi temsil eden bir haritaya dönüştürmek, hem araştırma laboratuvarları hem de translasyonel onkoloji için önemli bir değişim anlamına gelebilir. Çalışma, mekânsal ekolojinin kavramlarını genomik analizle birleştirerek kanser mikroçevresini sınıflandırmanın yeni bir yolunu öneriyor. Bu yaklaşım başarılı biçimde geliştirilirse, gelecekte tümörlerin yalnızca genetik profiline değil, içinde barındırdığı hücresel komşuluklara göre de değerlendirildiği daha hassas bir kanser haritalaması mümkün olabilir.</p>
<p>Bilim insanları için asıl soru artık bu yöntemin çalışıp çalışmadığı değil, ne kadar geniş ölçekte ve hangi klinik senaryolarda güvenle uygulanabileceği. Nature’da yayımlanan bu yeni çalışma, kanserin mekânsal mimarisini biyopsi sınırlarını zorlamadan çözmeye çalışan alanda önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Tumor Microenvironment profiling using spatial ecotypes and non-invasive deconvolution methods.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Non-invasive profiling of the tumour microenvironment with spatial ecotypes.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhang, W., Brown, E.L., Usmani, A. et al. Non-invasive profiling of the tumour microenvironment with spatial ecotypes. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10452-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41586-026-10452-4</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Tümör Mikroçevresi, Mekânsal Ekosistemler, Mekânsal EcoTyper, Negatif Olmayan Matris Çarpanlara Ayırma, Tek Hücreli RNA Dizilemesi, Toplu RNA dizilemesi, Mekânsal Transkriptomik, Visium, MERSCOPE, Bağışıklık Kontrol Noktası İnhibitörleri, Kanser Prognostiği, Tümör Heterojenliği</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ameliyatsiz-tumor-mikrocevre-profilleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
