<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tamoksifen &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/tamoksifen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 00:50:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>tamoksifen &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Peyronie Hastalığında Yeni Umut: Viagra ve Tamoksifen Kombinasyonu Erken Evrede Umut Veriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/peyronie-hastaligi-sildenafil-tamoksifen/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/peyronie-hastaligi-sildenafil-tamoksifen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 00:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[erken evre tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[fibrozis]]></category>
		<category><![CDATA[kombinasyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[penis eğriliği]]></category>
		<category><![CDATA[Peyronie hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sildenafil]]></category>
		<category><![CDATA[tamoksifen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/peyronie-hastaligi-sildenafil-tamoksifen/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni klinik çalışma, erken evre Peyronie hastalığında sildenafil ve tamoksifen kombinasyonunun fibrozis sürecini yavaşlatarak hastalık ilerlemesini engelleme potansiyelini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İktidarsızlık tedavisinde yaygın olarak tanınan sildenafilin, bazı erken evre Peyronie hastalığı vakalarında hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabileceğine dair dikkat çekici bir klinik çalışma yayımlandı. The Journal of Sexual Medicine dergisinde yer alan araştırma, penis dokusunda skar oluşumuna neden olan bu fibrotik hastalıkta ilk kez “hastalığı değiştirme” potansiyeli taşıyan bir ilaç yaklaşımına işaret ediyor. Bulgular kesin bir tedavi vaadi sunmuyor; ancak uzmanlara göre, yıllardır büyük ölçüde semptom kontrolüyle sınırlı kalan alanda önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.</p>
<p>Peyronie hastalığı, penis içindeki tunika albuginea adı verilen dokuda anormal fibrotik plakların oluşmasıyla gelişiyor. Bu plaklar zamanla penis eğriliğine, ağrılı ereksiyonlara, cinsel işlev bozukluğuna ve ciddi psikolojik strese yol açabiliyor. Hastalık her zaman aynı seyri göstermese de, özellikle akut dönemde doku sertleşmesi ve eğrilik artışı bazı hastalarda hızlı ilerleyebiliyor. Literatürde yaşam boyu erkeklerin yaklaşık yüzde 10’unu etkileyebileceği belirtilen bu durum için bugüne kadar ağızdan alınan onaylı ve fibrozisi durduran bir tedavi bulunmuyor.</p>
<p>Yeni çalışma, bu boşluğu hedef alarak fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri olarak bilinen ilaçları seçici östrojen reseptör modülatörleriyle, yani SERM’lerle birleştiren bir yaklaşımı değerlendirdi. Sildenafil ve tadalafil gibi PDE5 inhibitörleri genellikle erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılıyor. Tamoksifen ise farklı klinik alanlarda kullanılan ve hormon reseptörlerini etkileyen bir ilaç. Araştırmacılar bu iki sınıfı birlikte değerlendirerek, sadece ereksiyon kalitesini değil, fibrotik sürecin biyolojik zeminini de hedefleyebilecek bir kombinasyon oluşturmayı amaçladı.</p>
<p>Çalışmanın arkasındaki mantık, yalnızca klinik gözleme değil, daha önce yürütülen preklinik ilaç taramalarına dayanıyor. Bu taramalarda PDE5 inhibitörleri ile SERM’lerin fibrozisle ilişkili hücresel süreçleri baskılayabilecek adaylar arasında öne çıktığı bildirildi. Peyronie hastalığında temel sorun, normal fibroblastların myofibroblastlara dönüşerek sert doku ve plak üretimini artırması. Bu dönüşüm, zaman içinde kasılma ve şekil bozukluğu yaratan yapısal değişikliklere zemin hazırlıyor. Araştırmacılar, ilaç kombinasyonunun bu hücresel zinciri yavaşlatabileceğini düşündü.</p>
<p>Çalışmanın <a href="https://oncology.com.tr/semaglutid-kadinlarda-migren-ilaci-azalmasi/" title="Semaglutid Sonrası Migren İlacı Kullanımında Kadınlarda Dikkat Çeken Azalma" data-wpan-internal-link="1">dikkat çeken</a> yönü, son yıllarda yaygınlaşan “ilaç yeniden konumlandırma” yaklaşımına dayanması. Yani yeni bir molekül geliştirmek yerine, mevcut ve güvenlik profili kısmen bilinen ilaçların farklı bir hastalıkta değerlendirilmesi söz konusu. Böyle stratejiler, özellikle nadir ya da tedavi seçenekleri sınırlı hastalıklarda, klinik uygulamaya daha hızlı geçiş potansiyeli taşıyabiliyor. Ancak uzmanlar, yeniden konumlandırılmış ilaçlarda bile etkinlik ve güvenliğin hastalığa özgü klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Peyronie hastalığında bu ihtiyaç oldukça belirgin. Hastalar çoğu zaman ağrı, ilişki sırasında zorlanma, performans kaygısı ve beden algısıyla ilgili sorunlar nedeniyle tıbbi yardım arıyor. Üstelik deformitenin şiddeti yalnızca fiziksel değil, duygusal yükü de belirliyor. Erken dönemde fibrotik plak oluşumunu durdurabilecek bir oral tedavi, bazı hastalarda cerrahi ihtiyacını azaltma ya da daha ileri deformasyonun önüne geçme açısından önemli olabilir. Bununla birlikte, mevcut çalışma bu sonucun yalnızca bir başlangıç olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından asıl değer, hastalığın semptomlarına değil mekanizmasına müdahale etme fikrinin ilk kez klinik düzeyde güç kazanması. Erektil disfonksiyon ilaçları ile tamoksifenin birlikte <a href="https://oncology.com.tr/gebelikte-antidepresan-kullanimi-otizm-dehb-iliski/" title="Gebelikte Antidepresan Kullanımı ile Çocuklarda Otizm ve DEHB Arasında Nedensel Bağ Bulunamadı" data-wpan-internal-link="1">kullanımı</a>, penis dokusundaki fibrotik yanıtı etkileyebilecek biyolojik yolları aynı anda hedefleyebilir. Yine de bu yaklaşımın ne ölçüde etkin olduğu, hangi hastaların en fazla fayda görebileceği, yan etki profili ve tedavi süresi gibi soruların daha büyük ve kontrollü çalışmalarda yanıtlanması gerekiyor. Özellikle akut Peyronie döneminde doğal seyir değişken olabildiği için, tedavi etkisini hastalığın kendi gidişatından ayırmak metodolojik olarak önem taşıyor.</p>
<p>Uzmanlar ayrıca bu tür ilaçların “off-label” yani kullanım alanı dışı şekilde değerlendirilmesinin, doğrudan rutin kullanım anlamına gelmediğini hatırlatıyor. Klinik kanıtın güçlenmesi, farklı merkezlerde yinelenen sonuçlar ve hasta güvenliği verileri olmadan bu kombinasyonun standart tedaviye dönüşmesi beklenmiyor. Buna karşın çalışma, özellikle erken evre Peyronie hastalığına yönelik mevcut tedavi açığını görünür kılması açısından dikkat çekiyor. Eğer sonraki araştırmalar da benzer sinyaller verirse, hastalığın yönetiminde yeni bir sayfa açılabilir.</p>
<p>Şimdilik en doğru okuma, sildenafil ve tamoksifen kombinasyonunun umut verici ama doğrulama gerektiren bir aday olduğu yönünde. Yine de bu bulgu, fibrotik cinsel sağlık hastalıklarında tedavi stratejilerinin yalnızca destekleyici yaklaşımlarla sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor. Peyronie hastalığında hasar oluşmadan müdahale edebilmek, hem fiziksel sonuçları hem de yaşam kalitesini etkileyebilecek önemli bir hedef olmaya devam ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Evaluation of a combination of off-label PDE5 inhibitor and tamoxifen in acute Peyronie’s disease</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Peyronie hastalığı, fibrozis, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri, selektif östrojen reseptör modülatörleri, ilaç yeniden konumlandırma, cinsel tıp, fibrozis inhibisyonu, penil kurvatur, tamoksifen, sildenafil, tadalafil, klinik çalışma</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/antibiyotik-direncine-mitokondriyal-bolunme/" data-wpan-internal-link="1">Bağışıklık Hücrelerinin Gücünü Açığa Çıkaran Yeni Yaklaşım, Dirençli Bakterilere Karşı Umut Veriyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/peyronie-hastaligi-sildenafil-tamoksifen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karolinska Araştırması, Düşük Doz Endoksifenin Meme Yoğunluğunu Azaltabileceğini Gösterdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 02:06:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[düşük doz tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[endoksifen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Karolinska Institutet]]></category>
		<category><![CDATA[kemoprevensiyon]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri riski]]></category>
		<category><![CDATA[meme yoğunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[tamoksifen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/</guid>

					<description><![CDATA[Karolinska Institutet'in çalışması, düşük doz endoksifenin meme yoğunluğunu azaltarak meme kanseri riskini düşürmede etkili ve yan etkileri minimal bir seçenek olduğunu ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsveç’teki Karolinska Institutet’ten gelen yeni bulgular, meme kanseri riskini azaltmaya yönelik araştırmalarda dikkat çekici bir alternatifin kapısını araladı. Araştırmacılar, tamoksifenin vücutta oluşan en güçlü aktif metaboliti olan endoksifenden çok düşük dozlarda verilen oral tedavinin, mamografide ölçülen meme yoğunluğunu anlamlı biçimde azaltabildiğini bildirdi. Journal of the National Cancer Institute’de yayımlanan çalışma, özellikle tarama görüntülemesinde daha yoğun meme dokusuna sahip ve buna bağlı olarak daha yüksek risk grubunda yer alabilen kadınlar açısından önemli bir bilimsel gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Meme yoğunluğu, mamografide fibroglandüler dokunun yağ dokusuna oranını ifade ediyor ve hem görüntüleme hassasiyetini hem de meme kanseri riskini etkileyebiliyor. Daha yoğun meme dokusu, kanserli oluşumların saptanmasını zorlaştırabildiği gibi, bazı çalışmalarda bağımsız bir risk faktörü olarak da tanımlanıyor. Bu nedenle meme yoğunluğunu azaltabilen müdahaleler, doğrudan kanseri önlediği kesinleşmiş yaklaşımlar olmasa da, risk azaltma stratejileri açısından uzun süredir ilgi görüyor.</p>
<p>Tamoksifen, meme kanseri tedavisinde ve bazı yüksek riskli kadınlarda koruyucu amaçla kullanılan köklü bir ilaç. Ancak bu ilacın kullanımı, özellikle sıcak basmaları ve gece terlemeleri gibi menopoz benzeri yan etkiler nedeniyle sık sık kesintiye uğruyor. Bu durum, ilacın etkinliğine rağmen klinik uyumun sınırlanmasına yol açıyor. Araştırmacıların endoksifene yönelmesinin temel nedeni de burada yatıyor: Endoksifen, tamoksifenin metabolik yıkımı sırasında oluşan ve ilacın asıl biyolojik etkilerinin önemli bölümünden sorumlu kabul edilen en güçlü bileşiklerden biri. İlacın doğrudan verilmesi, tamoksifene kıyasla daha öngörülebilir bir farmakolojik profil sağlayabilir ve teorik olarak yan etkileri hafifletebilir.</p>
<p>Çalışmada 240 sağlıklı, menopoz öncesi kadın yer aldı. Katılımcılar rastgele biçimde plasebo, günlük 1 mg endoksifen veya günlük 2 mg endoksifen almak üzere üç gruba ayrıldı ve tedavi altı ay sürdü. Bu tasarım, düşük dozların hem etkinliğini hem de tolere edilebilirliğini değerlendirmek için araştırmacılara kontrollü bir zemin sundu. Çalışmanın temel hedefi, endoksifenin meme yoğunluğu üzerindeki etkisini ölçmekti; bu nedenle araştırma, doğrudan meme kanseri tedavisinden ziyade risk azaltma ve önleme ekseninde konumlanıyor.</p>
<p>Elde edilen sonuçlar, düşük doz endoksifenin mamografik meme yoğunluğunu azaltabildiğini gösterdi. Bilim insanları, bu etkinin plaseboya kıyasla anlamlı olduğunu ve özellikle daha düşük doz yaklaşımının istenmeyen etkiler açısından avantaj sağlayabileceğini bildirdi. Bulguların öne çıkan yönü, etkinliğin tamamen tamoksifen düzeyindeki klasik dozlara başvurmadan gözlenebilmesi oldu. Bu da, daha iyi tolere edilen bir koruyucu seçenek geliştirme fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>İlaçların önleyici kullanımında en kritik meselelerden biri, tedaviye devamlılık. Meme kanseri riskini azaltabilecek bir ilaç, ciddi ya da yaşam kalitesini belirgin biçimde bozan yan etkiler oluşturuyorsa, gerçek dünyadaki faydası sınırlı kalabiliyor. Tamoksifenin uzun yıllardır bilinen etkinliğine rağmen herkes için ideal bir seçenek olmamasının nedeni de bu. Endoksifenin doğrudan kullanımı, tamoksifen metabolizmasındaki bireysel farklılıklardan kaynaklanan değişkenliği azaltabilir. Bu açıdan çalışma, yalnızca meme yoğunluğu verisi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda farmakolojik stratejinin nasıl sadeleştirilebileceğine dair de bir ipucu veriyor.</p>
<p>Yine de araştırmacılar açısından bu sonuçların temkinli yorumlanması gerekiyor. Meme yoğunluğundaki azalma, riskte azalmaya işaret edebilecek önemli bir biyobelirteç olsa da, tek başına kanserin önlenmesini garanti etmiyor. Ayrıca çalışma süresi sınırlıydı ve değerlendirme sağlıklı premenopozal kadınlarla yapıldı. Bu nedenle endoksifenin uzun vadeli güvenliği, farklı yaş ve risk gruplarındaki etkisi ve gerçek meme kanseri insidansına yansıması için daha geniş ve uzun takipli çalışmalara ihtiyaç var.</p>
<p>Yine de bu araştırma, kemoprevensiyon alanında dikkat çekici bir yön değişimini temsil ediyor. Meme kanserini önlemeye yönelik çalışmalar yıllardır etkinlik ile tolere edilebilirlik arasında denge kurmaya çalışıyor. Karolinska Institutet ekibinin verileri, daha düşük dozlu ve daha hedeflenmiş bir yaklaşımın bu dengeyi iyileştirebileceğini düşündürüyor. Özellikle tarama programlarında yoğun meme dokusuna sahip olduğu için daha yakından izlenen kadınlar açısından, daha az yan etkili seçenekler klinik açıdan büyük önem taşıyabilir.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı dergi ve klinik araştırma tasarımı, bulguların bilimsel ciddiyetini desteklese de, uzmanlar bu tür sonuçların klinik uygulamaya doğrudan aktarılmadan önce doğrulanması gerektiğini vurgulayacaktır. Buna karşın, düşük doz endoksifenin meme yoğunluğunu azaltma kapasitesi, meme kanseri riskini düşürmeye dönük ilaç geliştirme çalışmalarında yeni bir sayfa açabilecek nitelikte görünüyor. Eğer ilerleyen araştırmalar bu etkinliği ve güvenlik profilini doğrularsa, endoksifen gelecekte yüksek riskli kadınlar için daha iyi tolere edilen bir koruyucu seçenek olarak öne çıkabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Endoxifen for mammographic density reduction – results from the Karisma Endoxifen Trial</p>
<p><strong>References:</strong><br />Hall P, Hammarström M, Bergqvist J, et al. Endoxifen for mammographic density reduction – results from the Karisma Endoxifen Trial. J Natl Cancer Inst. Published online May 3, 2026. doi:10.1093/jnci/djag087</p>
<p><strong>Image Credits:</strong> Photo: Gunilla Sonnebring</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Meme kanseri, Endoksifen, Tamoksifen, Mamografik yoğunluk, Kemorreprofilaksi, Randomize kontrollü çalışma, Meme kanseri risk azaltımı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
