<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SIRT7 &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/sirt7/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 18:05:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>SIRT7 &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aort Duvarındaki Koruyucu Anahtar: SIRT7’nin SRF Üzerindeki Etkisi Anevrizma Riskine Işık Tutuyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/sirt7-srf-deasetilasyon-aort-anevrizmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/sirt7-srf-deasetilasyon-aort-anevrizmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:05:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[abdominal aort anevrizması]]></category>
		<category><![CDATA[damar biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[SIRT7]]></category>
		<category><![CDATA[SRF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/sirt7-srf-deasetilasyon-aort-anevrizmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, SIRT7 enziminin SRF proteinini deasetile ederek abdominal aort anevrizması gelişimini nasıl engellediğini ortaya koyuyor. Damar duvarı korumasında kritik bir epigenetik mekanizma.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Abdominal aort anevrizması, karın bölgesindeki ana atardamarın duvarının zayıflayıp genişlemesiyle ortaya çıkan ve yırtılma halinde yaşamı tehdit edebilen ciddi bir damar hastalığı olarak kabul ediliyor. Erken dönemde çoğu zaman belirti vermemesi nedeniyle sinsi ilerleyen bu tablo, damar duvarını güçsüzleştiren moleküler süreçlerin anlaşılmasını klinik açıdan önemli hale getiriyor. <strong>Experimental &amp; Molecular Medicine</strong>’de yayımlanan yeni çalışma, bu alanda dikkat çekici bir düzenleyici mekanizmaya işaret ediyor: SIRT7 adlı enzim tarafından katalizlenen SRF deasetilasyonunun, abdominal aort anevrizması oluşumuna karşı koruyucu bir rol oynayabileceği gösterildi.</p>
<p>Çalışmayı yürüten Xiong, Chen, Lu ve çalışma arkadaşları, damar biyolojisinde uzun süredir ilgi çeken SRF’nin, yani serum response factor’ün, yalnızca bir gen düzenleyicisi olarak değil, aynı zamanda damar hücrelerinin yapısal bütünlüğünü etkileyen bir moleküler düğüm noktası olarak davranabileceğini ortaya koydu. Araştırmanın merkezinde, SRF’nin post-translasyonel bir değişiklik olan asetilasyon durumunun, damar düz kas hücrelerinin davranışını ve buna bağlı olarak aort duvarının dayanıklılığını nasıl etkilediği yer aldı. Bulgular, SIRT7’nin SRF üzerindeki deasetilasyon etkisinin bu süreci baskılayıcı bir kontrol mekanizması olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Anevrizma oluşumunun altında tek bir <a href="https://oncology.com.tr/kanser-teshisinde-cinsiyet-ucurumu-erkekler-neden-daha-gec-evrede-yakalaniyor/" title="Kanser Teşhisinde Cinsiyet Uçurumu: Erkekler Neden Daha Geç Evrede Yakalanıyor?" data-wpan-internal-link="1">neden</a> değil; inflamasyon, damar düz kas hücrelerinde kayıp, ekstraselüler matriks yıkımı, oksidatif stres ve mekanik zorlanma gibi birbirini besleyen süreçler bulunuyor. Bu nedenle araştırmacılar, hastalığı yalnızca yapısal bir genişleme olarak değil, hücresel ve genetik seviyede şekillenen karmaşık bir yeniden programlanma olarak ele alıyor. Yeni çalışma da bu çerçevede SRF-SIRT7 eksenine odaklanarak, damar duvarındaki hücresel yanıtların nasıl ayarlanabileceğine dair moleküler bir açıklama sunuyor.</p>
<p>SRF, özellikle düz kas hücrelerinde kasılma, yapısal organizasyon ve fenotipik dengeyle ilişkili genlerin kontrolünde görev yapıyor. Damar düz kas hücreleri, <a href="https://oncology.com.tr/tempolu-yuruyus-ve-saglikli-beslenme-merkezi-obeziteyi-zaman-icinde-azaltiyor/" title="Tempolu Yürüyüş ve Sağlıklı Beslenme Merkezi Obeziteyi Zaman İçinde Azaltıyor" data-wpan-internal-link="1">sağlıklı</a> aort duvarının korunmasında kritik öneme sahip; bu hücrelerin kaybı ya da işlev değişikliği, anevrizma gelişimini kolaylaştırabiliyor. Çalışmada öne çıkan bulgu, SIRT7’nin SRF’yi deasetile ederek onun işlevsel durumunu değiştirmesi ve böylece aort duvarını zayıflatan hücresel programların engellenmesine katkı sağlaması oldu. Bu, epigenetik düzenleme ile damar yapısı arasındaki bağlantıyı daha net hale getiren önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Bilim insanları için bu tür bulguların önemi, yalnızca bir mekanizmayı açıklamasından değil, aynı zamanda tedaviye yönelik yeni olasılıklar önermesinden kaynaklanıyor. Abdominal aort anevrizmasında günümüzde farmakolojik olarak hastalığın ilerlemesini kesin biçimde durduran standart bir ilaç yaklaşımı bulunmuyor; tedavi çoğunlukla izlem, risk faktörlerinin kontrolü ve uygun hastalarda cerrahi ya da endovasküler girişimlere dayanıyor. Bu nedenle damar duvarının biyolojisini hedefleyen moleküler stratejiler, gelecekte koruyucu veya tamamlayıcı tedavilere kapı aralayabilir. Ancak araştırmacılar bu noktanın, temel bilim düzeyinde bir mekanizma keşfi olduğunu ve klinik uygulamaya geçmeden önce daha fazla doğrulamaya ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan bir bilimsel tutumla değerlendirilmelidir.</p>
<p>Çalışma, SIRT7 ailesi içinde yer alan proteinlerin damar hastalıklarındaki rolüne de dikkat çekiyor. Sirtuinler, hücresel stres yanıtı, yaşlanma, metabolizma ve genom kararlılığı gibi süreçlerde görev alan enzimler olarak biliniyor. SIRT7’nin damar sağlığı açısından koruyucu bir etkisinin gösterilmesi, sirtuin araştırmalarını yalnızca yaşlanma biyolojisi bağlamında değil, aynı zamanda vasküler hastalıkların moleküler tedavi hedefleri bağlamında da önemli kılıyor. Bu yaklaşım, anevrizma gelişiminde aktif olan transkripsiyonel ağların daha ayrıntılı haritalanmasına yardımcı <a href="https://oncology.com.tr/bagisiklik-frenleri-sadece-tumoru-degil-iltihabi-da-yonetiyor-olabilir/" title="Bağışıklık Frenleri Sadece Tümörü Değil, İltihabı da Yönetiyor Olabilir" data-wpan-internal-link="1">olabilir</a>.</p>
<p>Araştırmanın sonuçları, özellikle düz kas hücrelerinin fenotipik geçişi üzerinde duran çalışmalarla birlikte okunduğunda daha anlamlı hale geliyor. Damar düz kas hücreleri normal koşullarda dengeli bir yapısal program sürdürürken, patolojik uyarılar altında daha sentezleyici ya da daha az kasılgan bir profile geçebiliyor. Bu dönüşüm, damar duvarındaki elastikiyet ve dayanıklılığın azalmasına zemin hazırlayabiliyor. SRF’nin asetilasyon durumunun bu geçişi etkileyebilecek bir düzenleme noktası olması, anevrizma biyolojisinde yeni bir kontrol katmanının varlığını düşündürüyor.</p>
<p>Yine de uzmanlar için kritik soru, bu moleküler ilişkinin insan hastalarında ne ölçüde geçerli olduğu ve hangi koşullarda terapötik avantaja dönüştürülebileceği olacak. Hayvan modelleri ve hücre temelli deneyler, mekanizmayı açıklamada güçlü araçlar sunsa da insan damar dokusundaki biyolojik çeşitlilik, eşlik eden hastalıklar ve ilaç yanıtları sonucu değiştirebilir. Bu yüzden SIRT7-SRF ekseni, umut verici olsa da doğrudan klinik kullanım anlamına gelmiyor. Bunun yerine, anevrizma riskini azaltabilecek ya da ilerlemeyi yavaşlatabilecek yeni hedeflerin bulunmasında önemli bir araştırma yönü açıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Xiong ve arkadaşlarının çalışması abdominal aort anevrizmasının altında yatan karmaşık damar biyolojisine yeni bir katman ekliyor. SIRT7’nin SRF’yi deasetile ederek koruyucu bir etki oluşturabileceğinin gösterilmesi, damar duvarı stabilitesinin yalnızca mekanik değil, aynı zamanda hassas bir moleküler dengeye bağlı olduğunu hatırlatıyor. Bu bulgu, gelecekte anevrizma araştırmalarında epigenetik düzenleyicilerin daha fazla gündeme gelmesine yol açabilir ve damar hastalıklarının önlenmesi için daha rafine stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/sirt7-srf-deasetilasyon-aort-anevrizmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SIRT7’nin Dişi X Kromozomunu Koruyan Beklenmedik Rolü Ortaya Çıktı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/sirt7-disi-x-kromozomu-rolu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/sirt7-disi-x-kromozomu-rolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 04:27:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyete bağlı biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyete özgü gen düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[DNA onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[kromozom biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[SIRT7]]></category>
		<category><![CDATA[sirtuin proteini]]></category>
		<category><![CDATA[sirtuinler]]></category>
		<category><![CDATA[X kromozomu]]></category>
		<category><![CDATA[X kromozomu inaktivasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/sirt7-disi-x-kromozomu-rolu/</guid>

					<description><![CDATA[Nature’da yayımlanan çalışma, SIRT7’nin dişi farelerde X kromozomunu koruyup dozaj dengesini sağladığını ve cinsiyete özgü kromozom biyolojisini şekillendirdiğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, yaşlanma, stres yanıtı ve DNA onarımıyla ilişkilendirilen sirtuin ailesinin yalnızca hücre metabolizmasını değil, cinsiyete bağlı kromozom düzenini de etkileyebildiğine dair dikkat çekici yeni bir bulguya ulaştı. Nature’da yayımlanan çalışmada araştırmacılar, çekirdekte görev yapan SIRT7 adlı sirtuin proteinini model alarak, bu ailenin neden bazı etkilerinin dişilerde ve erkeklerde farklı sonuçlar doğurduğunu anlamaya çalıştı. Bulgular, SIRT7’nin özellikle dişi memeli hücrelerinde X kromozomunun dengeli çalışmasını sağladığını ve bu <a href="https://oncology.com.tr/inme-sonrasi-titresim-terapisi/" title="İnme Sonrası Denge İçin Titreşim Tabanlı Rehabilitasyona Yeni Bakış" data-wpan-internal-link="1">denge</a> bozulduğunda organizmanın genel uygunluğunun ciddi biçimde zarar görebildiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın odak noktası, memelilerde işlevleri uzun süre tam olarak çözülememiş olan SIRT7’ydi. Araştırmacılar, Sirt7 geni devre dışı bırakılmış fareleri inceleyerek bu proteinin yokluğunda <a href="https://oncology.com.tr/mlkl-hucre-olumu-hayatta-kalma/" title="MLKL’nin İki Yüzü Ortaya Çıktı: Hücre Ölümünden Hayatta Kalma Sinyaline" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> çıkan etkileri analiz etti. Sonuçlar, kaybın her iki cinsiyette aynı tabloyu yaratmadığını ortaya koydu. Özellikle dişi fareler yaşamları boyunca belirgin biçimde daha düşük uygunluk sergiledi. Bu durum, SIRT7’nin cinsiyete özgü biyolojik sonuçlar doğuran bir düzenleyici olduğunu düşündürdü ve araştırmacıları doğrudan cinsiyet kromozomlarına yöneltti.</p>
<p>Ekip, SIRT7’nin genom içinde rastgele dağılmak yerine cinsiyet kromozomlarında daha yoğun bulunduğunu gözlemledi. Bu tercihli yerleşim, proteinin X ve Y kromozomlarının biyolojisinde özel bir rol üstlenebileceğine işaret etti. Dişilerde iki X kromozomu bulunması nedeniyle, bu kromozomlardan birinin etkisizleştirilmesi gerekir. X kromozomu inaktivasyonu olarak bilinen bu süreç, hücrelerin gen dozunu dengeleyerek aşırı gen ifadesini önler. SIRT7’nin yokluğunda bu mekanizmanın ciddi biçimde aksadığı görüldü; bu da dişi hücrelerde dozaj dengelemesinin bozulmasına ve kromozomal dengenin sarsılmasına yol açtı.</p>
<p>X kromozomu inaktivasyonu, memeli gelişiminin en iyi bilinen epigenetik düzeneklerinden biridir ve yalnızca genleri susturmakla kalmaz; aynı zamanda kromatin yapısını yeniden şekillendirerek kalıcı bir sessizleşme durumu oluşturur. Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, SIRT7’nin bu <a href="https://oncology.com.tr/ilk-okaryotlarin-kokeni-gen-transferleri/" title="İlk Ökaryotların Kökeni Sandığımızdan Daha Karmaşık Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">karmaşık</a> sessizleştirme sürecini destekleyen önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Proteinin eksikliğinde dişi X kromozomunun korunmasının zayıflaması, yalnızca gen ifadesinde değil, genel kromozomal istikrarda da bozulma yaratabilir. Bu da neden dişilerde kaybın daha ağır bir fenotipe dönüştüğünü açıklayabilecek güçlü bir ipucu sunuyor.</p>
<p>Sirtuinler genellikle metabolik stres, DNA onarımı ve kromatin düzenlenmesi gibi temel hücresel süreçlerde görev yapan düzenleyiciler olarak biliniyor. Bu yeni çalışma, bu protein ailesinin etkilerinin yaşlanma biyolojisi ve hastalık duyarlılığıyla sınırlı olmadığını; cinsiyet kromozomlarının organizasyonu gibi daha özelleşmiş bir alana da uzandığını ortaya koyuyor. Özellikle NAD+ bağımlı deasetilazlar olarak çalışan sirtuinlerin, hücrenin enerji durumu ile genomun yapısal bütünlüğü arasında köprü kurabildiği uzun süredir biliniyordu. Ancak SIRT7 özelinde elde edilen bu veriler, söz konusu köprünün cinsiyet farklarını da içine alan daha geniş bir biyolojik çerçevede düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışma, sadece temel kromozom biyolojisi açısından değil, cinsiyete bağlı hastalık duyarlılığı açısından da önem taşıyor. Kadın ve erkekler arasında bazı hastalıkların görülme sıklığı, şiddeti veya yaşa bağlı ilerleyişi farklılık gösterebiliyor. Bu farkların bir kısmı hormonlardan kaynaklansa da, kromozomal ve epigenetik düzenlemelerin de belirleyici olduğu biliniyor. SIRT7’nin X kromozomunun korunmasında rol oynadığının gösterilmesi, bu tür cinsiyet farklarının moleküler açıklamalarına yeni bir katman ekliyor. Bununla birlikte çalışma, doğrudan insan hastalığına yönelik bir tedavi önerisi sunmuyor; elde edilen veriler şu aşamada memeli biyolojisinin temel ilkelerini aydınlatan deneysel bulgular olarak değerlendirilmeli.</p>
<p>Araştırmacıların bulguları, sirtuinlerin yaşlanma ile ilişkili literatürüne de yeni bir boyut kazandırıyor. Bu proteinlerin uzun ömür, stres dayanıklılığı ve genomik bakım süreçleriyle ilişkisi yıllardır ilgi görüyor. SIRT7’nin dişi X kromozomunu stabilize etmesi, yaşlanma sırasında kromatin bütünlüğünün neden bazı dokularda daha kırılgan hale geldiğini anlamada da yararlı olabilir. Yine de bu bağlantıların çoğu henüz mekanistik düzeyde; insanlarda klinik sonuçlara nasıl çevrileceği belirsizliğini koruyor. Bilimsel açıdan en güçlü sonuç, SIRT7’nin memeli hücresinde cinsiyete özgü bir kromozom bekçisi gibi davranabildiğinin gösterilmiş olması.</p>
<p>Nature’daki çalışma, SIRT7’nin yalnızca bir enzim değil, aynı zamanda genomik cinsiyet dengelemesinde görev alan seçici bir koruyucu olabileceğini düşündürüyor. Dişi farelerde gözlenen belirgin uygunluk kaybı, bu proteinin X kromozomu inaktivasyonu ve kromatin düzeni üzerindeki etkisinin biyolojik açıdan ne kadar kritik olduğunu vurguluyor. Gelecek araştırmalar, SIRT7’nin bu görevi hangi ortak proteinlerle yerine getirdiğini ve benzer mekanizmaların diğer dokularda da geçerli olup olmadığını ortaya koyabilir. Şimdilik ise çalışma, cinsiyet farklarının yalnızca hormon düzeyinde değil, doğrudan kromozom mimarisi ve epigenetik kontrol katmanlarında da yazıldığını güçlü biçimde hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The role of SIRT7 in regulating dosage compensation and safeguarding the female X chromosome in mice, with implications for sex-specific genomic stability and organismal fitness.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> SIRT7 regulates dosage compensation and safeguards the female X chromosome</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Simonet, N.G., Thackray, J.K., Kesner, B. et al. SIRT7 regulates dosage compensation and safeguards the female X chromosome. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10645-x</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41586-026-10645-x</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/sirt7-disi-x-kromozomu-rolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
