<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sinirbilim &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/sinirbilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 13:49:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>sinirbilim &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Deneyim, maymun hipokampusunda “içerik” izlerini yeniden düzenliyor: nöronların fizyolojik imzası da değişiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bellek-izi-yeniden-duzenlenmesi-makak/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bellek-izi-yeniden-duzenlenmesi-makak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 13:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[bellek izi]]></category>
		<category><![CDATA[elektrofizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hipokampus]]></category>
		<category><![CDATA[makak]]></category>
		<category><![CDATA[nöral assembly]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[SWR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bellek-izi-yeniden-duzenlenmesi-makak/</guid>

					<description><![CDATA[Makak beyninde deneyim, bellek izlerinin devre ve nöron düzeyinde yeniden örgütlenmesine yol açıyor. Assembly değişimleri ve SWR aktivitesi bu süreci şekillendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, maymun beyninde anı izlerinin <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/" title="Yaşlılıkta yaşam doyumu: Para istikrarı, sağlık durumu ve inanç nasıl iç içe geçiyor?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> yeniden örgütlendiğine dair daha ayrıntılı bir resim ortaya koyuyor. Araştırmaya göre deneyim, yalnızca sinapslardaki bağlantı düzenini yeniden şekillendirmekle kalmıyor; belleğe katılan nöronların fizyolojik aktivitesinde de ayırt edici “parmak izleri” oluşuyor. Bu bulgu, bellek izlerinin hücresel düzeyde nasıl değiştiğini anlamaya çalışan sinirbilim araştırmalarına, devre dinamiği kadar nöron kimliğinin de önemli olabileceğini gösteren yeni bir kapı aralıyor.</p>
<p>Çalışmanın odağında, hipokampusa benzer bellekle ilişkili devrelerde oluşan nöral “assembly”ler yer alıyor. Nöral assembly, belirli bir içeriği kodlamak için birlikte etkinleşen nöron kümelerini ifade ediyor. Araştırmacılar, memory trace reorganization yani anı izlerinin yeniden düzenlenmesinin assembly düzeyinde hangi özelliklerle ortaya çıktığını inceledi. Bunlar arasında, bir assembly’ye yalnızca belirli bir zaman diliminde dahil olan nöronlar ile farklı assembly’lerde yer alan nöronların ayrışması; assembly’ler arası bağlantısallığın nasıl değiştiği ve özellikle sharp-wave ripples (SWR) adı verilen, yerleşik olarak bellek süreçleriyle ilişkilendirilen ağ salınımlarının aktiviteyi nasıl modüle ettiği bulunuyor.</p>
<p>Araştırmanın kritik <a href="https://oncology.com.tr/circrna-urikaz-nanotasiyici-hiperuriszemi-fare/" title="Oksidan stresi de hedefleyen nanotaşıyıcı: Farelerde hiperürisemiyi azaltmak için circRNA urikaz yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, nöronları “üyelik geçmişi”ne göre sınıflandırmak. Ekip, hücrelerin hangi assembly’lere katılıp yalnızca hangilerinde yer aldığını zaman içinde izlemeye dayalı bir çerçeve kullanarak, yeni oluşan assembly’lerde yalnızca görülen, yakın zamanda ortaya çıkan assembly’lerde yer alan ya da daha eski assembly’lerde bulunmuş nöronları ayrı ayrı değerlendirdi. Bu ayrım, iki farklı zaman penceresinde karışık şekilde işe alınmış “bölünmüş üyelikli” nöronların karşılaştırmaları bulandırmasını engellemeyi amaçlıyor; böylece farklılıkların gerçek assembly katılımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı daha net test edilebiliyor.</p>
<p>Çalışmanın temel hipotezi, assembly düzeyindeki temel yapısal ve işlevsel özelliklerin yalnızca ağın bağlantı mimarisinden değil, assembly’ye katkı sağlayan hücre türlerinin farklılıklarından da etkilenebileceği yönündeydi. Araştırmacılar, deneyimle birlikte assembly’lerin yeniden şekillenmesinin, nöronların fizyolojik özelliklerinde görülebilecek farklılaşmalarla birlikte ilerlediğini rapor ediyor. Başka bir deyişle, assembly içinde kimlerin yer aldığı ve bu nöronların devreye nasıl “oturduğu”, assembly’lerin bağlantısallığını ve SWR’lerin ağ etkinliğini nasıl ayarladığını etkileyebiliyor.</p>
<p>Bu çerçevede ekip, assembly’lere ait nöronal katılım örüntüleriyle birlikte SWR modülasyonunun desenlerini de ele aldı. SWR’lerin, bellekle ilişkili sinirsel yeniden etkinleştirme süreçlerinde rol oynadığı düşünülür. Yeni çalışma ise bu rolün, yalnızca sinirsel salınımın varlığıyla sınırlı olmayıp, hangi nöronların hangi assembly’lerde yer aldığına bağlı olarak farklılaştığını ima ediyor. Nöronların “fizyolojik parmak izi” olarak adlandırılan değişken özelliklerinin, assembly’nin hangi zamanda oluştuğu ve hangi içerikle ilişkili olduğuna göre farklılaşabileceği öne çıkıyor.</p>
<p>Bilimsel açıdan bu bulgu, bellek izlerinin yeniden örgütlenmesini yalnızca sinaptik yeniden kablolama <a href="https://oncology.com.tr/nka2-palmitoylatma-fumarat-hatti-diyabetik-kardiyomiyopati/" title="Fumarat hattı üzerinden kalp hücrelerinde “palmitoylatma”: Diyabetik kardiyomiyopatide NKAα2 farkı" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> okumaya alışkın yaklaşımları tamamlayıcı nitelikte. İlgili alanın genel çerçevesinde, deneyimin devre düzeyinde değişiklikler yaratması beklenir; ancak hangi hücre gruplarının bu değişimlere “hangi kaliteyle” katkı verdiğini göstermek, mekanizmayı daha somut hale getirir. Çalışma, nöronların assembly üyeliğinin geçmişinin, hem ağın assembly mimarisinde hem de nöronların fizyolojik imzalarında iz bırakabileceğini savunuyor.</p>
<p>Nat Neuroscience dergisinde yayımlanan bu sonuçlar, maymunlarda deneyimle bağlantılı bellek izlerinin yeniden düzenlenmesinin, devre dinamikleri ile hücresel özelliklerin birlikte şekillendiği bir süreç olabileceğini düşündürüyor. Araştırmanın bulguları, ilerleyen çalışmaların assembly katılımı ile fizyolojik özellikler arasındaki bağın hangi moleküler ve devresel mekanizmalar üzerinden kurulduğunu daha ayrıntılı test etmesine zemin hazırlıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/study-shows-experience-reorganizes-content-specific-memory-traces-in-macaques/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Experience-dependent memory trace reorganization in macaques (hippocampal-like assemblies and SWR modulation)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Experience reorganizes content-specific memory traces in macaques.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Abbaspoor, S., Aljishi, A. &amp; Hoffman, K.L. Experience reorganizes content-specific memory traces in macaques. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02357-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02357-2</p>
<p><strong>Keywords:</strong> sağlanmadı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bellek-izi-yeniden-duzenlenmesi-makak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Odyaklamadaki mikro arızalar: ASD’de sosyal anıların bozulmasıyla ilişkilendirilen uyku ritmi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 01:42:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[elektrofizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[non-REM uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizm spektrum bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirsel zamanlama]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bellek]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal biliş]]></category>
		<category><![CDATA[talamus]]></category>
		<category><![CDATA[uyku ritimleri]]></category>
		<category><![CDATA[uyku ritmi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/</guid>

					<description><![CDATA[OSB modellerinde TRN spindle’larının non-REM uykusunda yetersiz senkronizasyonu, sosyal ipuçlarını hatırlama ve sosyal öğrenme süreçlerindeki bozulmalarla ilişkilendirildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenilikçi bir çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB/ASD) ile beyin zamanlamasının giderek daha fazla gündeme gelen bir yönü arasında bağlantı kuruyor. Araştırmacılar, talamusun altında yer alan thalamic reticular nucleus (TRN) adı verilen bölgedeki “spindle” adı verilen kısa ritmik patlamaların, uyku sırasında yeterince uyumlu çalışmadığını bildiriyor. Bu koordinasyon aksaklığı, sosyal ipuçlarını hatırlama ve bu ipuçlarına dayalı etkileşimleri öğrenme süreçlerinde görülen zayıflıklarla <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-noropsikiyatrik-advers-olaylar-vigibase/" title="WHO VigiBase verileri: GLP-1 tedavileriyle ilişkili nöropsikiyatrik şikâyet sinyali raporlandı" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> bulunuyor.</p>
<p>Çalışma <em>Nature Communications</em> dergisinde 2026 yılında yayımlandı. Bulgulara göre TRN spindle’ları, özellikle hızlı göz hareketi (non-REM) uykusu sırasında ortaya çıkan kısa süreli sinirsel olaylar olarak, talamus ile korteks arasındaki bilgi akışının düzenlenmesine katkı sağlıyor. Araştırmanın kritik sorusu ise şuydu: Bu mikro-düzey zamanlama olayları sosyal öğrenme açısından gerçekten işlevsel mi, yoksa sadece eşlik eden bir belirteç mi?</p>
<p>Bu soruya yanıt vermek için ekip, türler arası bir yaklaşım kullandı. Farelerde OSB ile ilişkili olduğu düşünülen modeller üzerinde çalışılarak hem spindle’ların zamanlaması incelendi hem de sosyal etkileşimlere dair bellek gerektiren davranış testlerinde performans değerlendirildi. Aynı mantığın insan verilerine de taşınıp taşınamayacağını görmek için translasyonel analizler yapıldı; böylece araştırma, yalnızca hayvanlardaki sinirsel farklılıklara değil, insanlarda görülen bellek zorluklarıyla olası paralelliklere de odaklandı.</p>
<p>Araştırmacılar, TRN spindle koordinasyonunun bozulduğu koşullarda, sosyal içerikli ipuçlarının hatırlanmasına dayanan görevlerde performansın düştüğünü rapor ediyor. Burada “düşcoordination” kavramı, spindle patlamalarının beynin farklı bölümleri arasında beklenen zaman eşgüdümünü yakalayamaması şeklinde ele alınıyor. Buna bağlı olarak, uyku sırasındaki senkronizasyonun azalmasıyla birlikte sosyal olarak anlamlı bilgiyi kodlama ve geri çağırma süreçlerinin zayıfladığı öne sürülüyor.</p>
<p>Çalışmanın ilgi çekici taraflarından biri, uyku ritimleri ile sosyal biliş arasındaki köprüyü doğrudan kurmaya çalışması. Non-REM uykusunda ortaya çıkan bu spindle olaylarının, bilgi işleme döngülerini “yeniden düzenleyen” bir rolü olabileceği biliniyor; ancak mevcut bulgular, bu rolün OSB modellerinde daha kırılgan hale geldiğini <a href="https://oncology.com.tr/fraksiyonel-proteomik-direnc-egzersizi-kas-hasari-azalmasi/" title="Yeni fraksiyonel proteomik çalışma, direnç egzersizi sonrası kas hasarını azaltan protein ağını işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>. Ekip, yalnızca spindle’ların varlığına değil, olayların zaman içinde nasıl organize olduğuna bakarak, farklılıkların daha çok “ne kadar” değil “ne zaman ve nasıl” senkronize olduklarıyla ilgili olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Sonuçların fareler ve insanlarla kurulan bağlantı düzeyi, hipotezin genel geçerliliğini test etme açısından önem taşıyor. Araştırmacılar, ASD ile ilişkili senaryolarda bozulmuş spindle senkronizasyonunun sosyal hafıza zorluklarıyla birlikte görüldüğünü belirtiyor. Bu da, OSB’de yalnızca tek tek beyin devrelerinin değil, devreler arası zamanlama ve koordinasyon mekanizmalarının da etkilenmiş olabileceği fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>Elbette çalışma, erken aşamada mekanizma düzeyinde yeni bir çerçeve sunarken, klinik düzeyde nedensellik ve kişiselleştirilmiş yaklaşım için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu da düşündürüyor. Yine de uyku sırasında gerçekleşen mikro-olayların sosyal bellek performansına yansıdığına dair kanıtlar, ASD’yi anlamada zamanlama bağımlı biyolojik süreçlerin daha merkezi bir yer tutabileceğini gösteriyor. Bu doğrultuda, gelecekte benzer sinirsel zamanlama ölçümlerinin, OSB’de alt fenotipleri ayırt etme ve bilişsel farklılıkların biyolojik karşılıklarını daha iyi açıklama potansiyeli araştırılabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/thalamic-spindle-dyscoordination-links-to-social-memory-deficits-in-autism-models/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Thalamic reticular nucleus spindle coordination; social memory deficits in autism spectrum disorder</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Dyscoordination of thalamic reticular spindles is associated with social memory deficits in mice and humans with autism spectrum disorder.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Cui, D., Wang, X., Ai, R. et al. Dyscoordination of thalamic reticular spindles is associated with social memory deficits in mice and humans with autism spectrum disorder. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75162-x</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41467-026-75162-x</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/" data-wpan-internal-link="1">Çocuklarda ağır yetersiz beslenme sonrası kilo toparlansa da doğuştan bağışıklık geç düzeliyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/trn-spindalalari-asd-sosyal-bellek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın doyurma sinyalleri bakım davranışını mı yönetiyor? Karınca sinirpeptitleri üzerinde yeni bulgular</title>
		<link>https://oncology.com.tr/npf-asta-noropeptitleri-karinca-alloparental-bakim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/npf-asta-noropeptitleri-karinca-alloparental-bakim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 07:37:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ant araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[karınca davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöropeptit]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal davranış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/npf-asta-noropeptitleri-karinca-alloparental-bakim/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir çalışma, karıncalarda NPF ve AstA nöropeptitlerinin beslenme durumuna bağlı olarak alloparental yavru bakım davranışını etkileyebildiğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karıncaların “yakın bakım” yani yavruyla doğrudan akraba olmasalar bile sürdürdükleri alloparental bakım davranışının arkasında, beslenme kontrolüyle ilişkili çok eski bir sinyal sisteminin bulunduğu öne sürüldü. Nature’da yayımlanan yeni bir araştırma, sinir dokusunda etkili olan nöropeptitlerin, evrimsel süreçte besin alımını düzenleyen işlevlerinden kopmadan sosyal bakım davranışlarını da biçimlendirebileceğini gösteriyor. Çalışma, özellikle iki yüksek derecede korunmuş nöropeptit olan neuropeptide F (NPF) ve allatostatin A (AstA)’nın, karıncalarda yavru bakımı ile beslenme durumu arasında bir <a href="https://oncology.com.tr/sikozofreni-sinaps-yogunlugu-pet-bulgulari/" title="Şizofrenide sinaps yoğunluğunda yaygın düşüş: Yaşayan beyinde PET ile bağlantı kaybı haritalandı" data-wpan-internal-link="1">bağlantı</a> kurabileceğine odaklanıyor.</p>
<p>NPF ve AstA’nın beslenme üzerindeki etkileri daha önceki çalışmalarla biliniyor: NPF çoğunlukla açlıkla birlikte beslenmeyi desteklerken, AstA genellikle tokluk halinde besin alımını baskılayan bir etki gösteriyor. Bu zıt yönlü düzenleyicilerin, yalnızca beslenme davranışında değil; yavru bakımında da benzer bir “iç durum—davranış” eşlemesi kurup kurmadığı araştırmanın ana sorusunu oluşturuyor. Araştırmacılar, bunun mümkün olup olmadığını, klonal raider karıncası Ooceraea biroi üzerinde test etti.</p>
<p>Çalışmanın omurgası, beslenme düzenleyici olarak bilinen bu iki nöropeptitin alloparental bakım davranışını etkileyip etkilemediğini incelemek. Araştırmacılar, deneysel tasarım aracılığıyla NPF ve AstA yolaklarının aktivitesinin değişmesiyle, işçi bireylerin yavruyla ilişkili bakım davranışlarında ölçülebilir farklılıklar ortaya çıkıp çıkmadığını değerlendirdi. Verilerin, bu nöropeptitlerin yalnızca “beslenmeyi açıp kapatan” basit anahtarlar olmadığını; aynı zamanda kolonide yavru bakımına ayrılan davranışsal kaynakların, bireyin beslenme koşullarıyla uyumlu biçimde ayarlanmasına yardım edebilecek bir düzenleyici ağ parçası olabileceğini <a href="https://oncology.com.tr/oligometastatik-rcc-anti-pd-1-immn-profilleme-yanit-tahmini/" title="Oligometastatik böbrek kanserinde bağışıklık “dinamiği” yanıtı önceden işaret edebilir" data-wpan-internal-link="1">işaret</a> ettiği belirtiliyor.</p>
<p>Araştırmada vurgulanan önemli noktalardan biri, nöropeptitlerin evrimsel açıdan çok eski işlevlerden yeni sosyal roller devşirmeye uygun bir biyolojik mekanizma sunması. NPF ve AstA gibi moleküllerin, farklı türlerde korunmuş olması, sinir sisteminin “korunmuş bileşenlerini” yeni davranışlar için yeniden kullanma fikrini güçlendiriyor. Bu yaklaşım, sosyal davranışların evriminin yalnızca türlere özgü adaptasyonlardan değil, daha önce mevcut olan moleküler devrelerin farklı çıktılara yönlendirilmesiyle de şekillendiğini düşündürür.</p>
<p>Alloparental bakımın, bireylerin enerji dengesiyle yakından ilişkili olması beklenen bir davranış olduğu biliniyor. Ancak bu ilişkiyi hangi moleküler arayüzlerin kurduğu her zaman net değildir. Bu nedenle çalışma, beslenme kontrolünde rol oynayan sinyal mekanizmalarının, yavru bakımına giden yol üzerinde doğrudan bir “köprü” olabileceği fikrine somut biyolojik destek sağlıyor. Bulguların, farklı türlerde ve farklı sosyal bağlamlarda da benzer nörolojik mantığın çalışıp çalışmadığını anlamak için kapı araladığı ifade ediliyor.</p>
<p>Araştırmanın sonuçları, iki nöropeptitin zıt uçlarda yer alan beslenme etkileriyle uyumlu şekilde, alloparental davranışın da iç beslenme durumuna duyarlı biçimde düzenlenebileceğini düşündürüyor. Yani birey “aç” olduğunda bakımın doğası değişebilirken, “tokluk” durumunda bakımın zamanlaması veya yoğunluğu farklılaşabilir. Bunun ne tür davranışsal uçlarla ortaya çıktığı ve hangi hücresel/bağlantısal basamaklarda gerçekleştiği ise, çalışmanın devam eden mekanistik soruları arasında yer alıyor.</p>
<p>Genel olarak çalışma, sosyal davranışların sinirbiliminde uzun süredir aranan bir bağlantı noktasına işaret ediyor: Davranış kalıplarını şekillendiren moleküler sinyallerin, yalnızca “davranışlar arasında” değil, aynı zamanda bireyin fizyolojik durumunu da bir araya getiren devrelerde işleyebileceği düşüncesini güçlendiriyor. Antlar gibi ileri derecede toplumsal böceklerde bu tür mekanizmaların anlaşılması, sosyal davranışların biyolojisini yalnızca tür düzeyinde değil, daha geniş evrimsel ve sinirsel ölçekte yorumlamak için değerli bir zemin sunuyor.</p>
<p>Nature’da yayımlanan bulgular, antlerde alloparental bakımın beslenme ile kurulan antik bir nöropeptit bağlantısıyla <a href="https://oncology.com.tr/kuantum-hata-duzeltme-takviyeli-ogrenme-olceklenebilir-kontrol/" title="Takviyeli öğrenme, kuantum hata düzeltmede ölçeklenebilir kontrol stratejileri sunuyor" data-wpan-internal-link="1">kontrol</a> edilebileceğini ortaya koyuyor. Sonraki araştırmaların, NPF ve AstA’nın hangi sinirsel alt devrelerde hangi aracılarla etkileşime girdiğini ve yavru bakımının hangi aşamalarını etkilediğini daha ayrıntılı biçimde aydınlatması bekleniyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The regulation of alloparental care in ants through conserved feeding-related neuropeptides.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Ancient feeding-related neuropeptides regulate alloparenting in ants.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Paul, A., Kay, T., Lacroix, I. et al. Ancient feeding-related neuropeptides regulate alloparenting in ants. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10747-6</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41586-026-10747-6</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/npf-asta-noropeptitleri-karinca-alloparental-bakim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beynin Zaman Ölçeklerini Çözen Yeni Hesaplamalı Bakış</title>
		<link>https://oncology.com.tr/beynin-zaman-olceklerini-cozen-yeni-hesaplamali-bakis/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/beynin-zaman-olceklerini-cozen-yeni-hesaplamali-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:34:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin dinamikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel işlevler]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplamalı nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöral zaman ölçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/beynin-zaman-olceklerini-cozen-yeni-hesaplamali-bakis/</guid>

					<description><![CDATA[Beynin farklı bölgelerinde saniyelerden dakikalara uzanan zaman ölçekleri nasıl oluşuyor? Yeni hesaplamalı çerçeve, nöral dinamiklerin bilişle bağını açıklamaya çalışıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyindeki sinyal akışının tek bir ritimde ilerlemediği artık giderek daha net görülüyor. Nöral etkinlik bazı devrelerde milisaniyeler içinde hızla değişirken, bazı bölgelerde bu değişim saniyelere ve dakikalara uzanabiliyor. Yeni bir hesaplamalı çerçeve, bu zaman ölçeklerinin yalnızca ölçümden ölçüme değişen teknik ayrıntılar olmadığını; dikkat, uyarılma düzeyi ve görevle meşguliyet gibi durumlarla birlikte bilişsel işlevin temel bir parçasını oluşturduğunu öne çıkarıyor.</p>
<p>Neuroscience alanında son yıllarda biriken bulgular, “nöral zaman ölçeği” kavramını beynin çalışma prensiplerini anlamada merkezi bir başlığa dönüştürdü. Bir yandan spike trenlerinin oto-korelasyon analizleri, öte yandan yerel alan potansiyellerinin spektral çözümlemeleri, sinir hücreleri ve ağlarının ne kadar süreyle bilgi taşıdığını anlamaya çalışıyor. Ancak bu yöntemlerin çeşitliliği, ortak bir tanım üzerinde uzlaşmayı zorlaştırıyor. Hangi sinyalin, hangi koşulda ve hangi zaman penceresinde ölçülmesi gerektiği sorusu halen açıkta duruyor.</p>
<p>İşte tam bu noktada, biyofiziksel gerçekçiliğe dayalı hesaplamalı modeller devreye giriyor. Bu modeller, nöral zaman ölçeklerinin rastlantısal dalgalanmalardan değil; iyon kanal kinetikleri, sinaptik <a href="https://oncology.com.tr/besin-aginin-gizli-mimarisi-cok-katmanli-etkilesimler-biyocesitliligin-ekosisteme-katkisini-nasil-buyutuyor/" title="Besin Ağının Gizli Mimarisi: Çok Katmanlı Etkileşimler Biyoçeşitliliğin Ekosisteme Katkısını Nasıl Büyütüyor?" data-wpan-internal-link="1">etkileşimler</a>, ağ mimarisi ve devreler arası <a href="https://oncology.com.tr/hava-kirliligi-ile-parkinson-arasindaki-biyokimyasal-baglanti-serum-metabolomikleriyle-aydinlatildi/" title="Hava Kirliliği ile Parkinson Arasındaki Biyokimyasal Bağlantı Serum Metabolomikleriyle Aydınlatıldı" data-wpan-internal-link="1">bağlantı</a> örüntülerinden doğduğunu incelemek için güçlü bir araç sunuyor. Başka bir deyişle, beynin neden bazı görevlerde hızlı ve kısa ömürlü tepkiler üretirken, başka bağlamlarda daha yavaş ve kalıcı dinamikler sergilediği sorusuna mekanistik bir yanıt arıyor.</p>
<p>Yeni yaklaşımın önemi, farklı beyin bölgelerinin belirgin biçimde farklı zamansal imzalar göstermesinden kaynaklanıyor. Duyusal alanlar genellikle dış dünyadan gelen hızlı değişimleri izlemeye uygun kısa zaman ölçekleri sergilerken, ilişkilendirme ve karar verme ile <a href="https://oncology.com.tr/yedi-yarikli-kopek-baliginda-deri-lezyonlariyla-baglantili-yeni-bir-adomavirus-turu-tanimlandi/" title="Yedi Yarıklı Köpek Balığında Deri Lezyonlarıyla Bağlantılı Yeni Bir Adomavirüs Türü Tanımlandı" data-wpan-internal-link="1">bağlantılı</a> bölgelerde daha uzun zaman sabitleri gözlenebiliyor. Bu çeşitlilik, beynin tek tip bir işlemci olmadığını; aksine farklı hızlarda çalışan, bilgiyi farklı süreler boyunca tutup birleştiren çok katmanlı bir sistem olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ancak bu tablo görevden bağımsız değil. Dikkatin belirli bir uyaran üzerine yoğunlaştığı, uyarılma düzeyinin yükseldiği ya da bir göreve aktif katılımın arttığı durumlarda nöral zaman ölçekleri kayabiliyor. Bu kaymaların nasıl oluştuğu ise basit bir “daha hızlı” ya da “daha yavaş” açıklamasına indirgenemiyor. Hesaplamalı modeller, bu davranışsal durumların devre içi dengeyi, geri beslemeyi ve sinaptik entegrasyon sürelerini nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışarak daha ayrıntılı bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Çalışmanın işaret ettiği temel sorunlardan biri, zaman ölçeği ölçümünün standartlaşmamış olması. Nöral verilerden zaman ölçeği çıkarmak için kullanılan yöntemler farklı varsayımlara dayanabildiği için, aynı beyin sinyalinin farklı analizlerde farklı sonuçlar vermesi şaşırtıcı değil. Bu da tek bir sayısal değer yerine, ölçüm tekniği, bölgesel özellikler ve davranışsal bağlam birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanan bir kavrama ihtiyaç olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Hesaplamalı sinirbilimdeki güncel eğilim, bu parçalı literatürü bir araya getiren ortak bir dil kurmak yönünde ilerliyor. Biyofiziksel ayrıntılarla zenginleştirilmiş modeller, nöral zaman ölçeklerini yalnızca betimlemekle kalmıyor; onların hangi koşullarda değiştiğini de test edilebilir şekilde ortaya koyabiliyor. Bu, deneysel bulgularla teorik açıklamaların aynı çerçevede buluşmasına olanak tanıyor ve farklı laboratuvarlardan gelen sonuçların neden bazen çelişkili göründüğünü açıklamaya yardımcı olabiliyor.</p>
<p>Bu tür bir yaklaşımın klinik ya da uygulamalı önemi de var. Çünkü zamanlama, yalnızca sinir hücrelerinin ateşleme düzeniyle ilgili teknik bir mesele değil; algı, dikkat, öğrenme ve karar verme gibi süreçlerin ne kadar esnek işlendiğini belirleyen bir unsur. Özellikle beyin ağlarının farklı hızlarda bilgi işlemesi gerektiğinde, zaman ölçeklerindeki bozulmaların bilişsel performansı etkileyebileceği düşünülüyor. Bununla birlikte, bu ilişkiyi doğrudan hastalık mekanizmasına çevirmek için hâlâ dikkatli ve temkinli olmak gerekiyor; mevcut çerçeve, öncelikle temel mekanizmaları anlamaya odaklanıyor.</p>
<p>Yeni hesaplamalı bakış, beyni sabit bir sistem gibi değil, çevreye göre zamanını ayarlayan dinamik bir organizma olarak ele alıyor. Bu perspektif, sinirbilimde uzun süredir ayrı yürüyen deneysel ve kuramsal çizgileri birbirine yaklaştırma potansiyeli taşıyor. Nöral zaman ölçeklerinin nasıl ortaya çıktığını, nasıl değiştiğini ve davranışla nasıl ilişkili olduğunu anlamak, yalnızca daha iyi ölçümler yapmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda beynin bilgiyi hangi hızlarda ve hangi biçimlerde işlediğine dair daha bütünlüklü bir açıklama geliştirmek anlamına geliyor.</p>
<p>Bu nedenle, alanın önündeki en önemli adımlardan biri, farklı ölçüm yaklaşımlarını ve modelleme stratejilerini ortak bir kuramsal zeminde buluşturmak olacak. Böyle bir sentez sağlandığında, nöral zaman ölçekleri yalnızca sinyal özellikleri olarak değil, beynin bilişi mümkün kılan temel organizasyon ilkelerinden biri olarak daha net anlaşılabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Neural timescales and their computational underpinnings in brain dynamics and cognition.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Neural timescales from a computational perspective.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zeraati, R., Levina, A., Macke, J.H. et al. Neural timescales from a computational perspective. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02343-8</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02343-8</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/beynin-zaman-olceklerini-cozen-yeni-hesaplamali-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyindeki Pusula: Hipokampüsün Teta Dalgaları Hedefe Yönelik Yolu Önceden Gösteriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/beyindeki-pusula-hipokampusun-teta-dalgalari-hedefe-yonelik-yolu-onceden-gosteriyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/beyindeki-pusula-hipokampusun-teta-dalgalari-hedefe-yonelik-yolu-onceden-gosteriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 18:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[CA1 bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[hedef yönü]]></category>
		<category><![CDATA[hipokampus]]></category>
		<category><![CDATA[karar verme]]></category>
		<category><![CDATA[navigasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[teta dalgaları]]></category>
		<category><![CDATA[uzamsal bellek]]></category>
		<category><![CDATA[uzamsal navigasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/beyindeki-pusula-hipokampusun-teta-dalgalari-hedefe-yonelik-yolu-onceden-gosteriyor/</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları, hipokampüsteki teta dalgalarının navigasyon sırasında hedef yönünü önceden kodladığını keşfetti. Bu bulgu, beynin yön bulma sistemindeki en karmaşık hesaplamalardan birine ışık tutuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinirbilimciler, beynin hafıza ve yön bulma merkezi olan hipokampüsün, uzamsal navigasyon sırasında hedef yönünü nasıl kodladığına dair çarpıcı yeni kanıtlar ortaya koydu. Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırma, bu bölgedeki ritmik elektriksel aktivitenin yalnızca mevcut konumu değil, aynı zamanda varılacak hedefe giden yolu da önceden şekillendirdiğini gösteriyor. Sıçanlarla yapılan deneylerde kaydedilen sinirsel sinyaller, her bir teta döngüsünde ileriye doğru uzanan bir tür sinirsel rotanın oluştuğunu ve bu rotanın hayvanın niyetlendiği hedefle örtüştüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p>Hipokampüsün uzamsal bellek ve navigasyondaki rolü onlarca yıldır biliniyor. Özellikle 6 ila 10 Hertz frekans aralığında seyreden teta salınımları, yer ve hareketle ilişkili sinir hücrelerinin ne zaman ateşleneceğini düzenleyen bir saat işlevi görüyor. Geleneksel anlayışa göre bu salınımlar, anlık konumun ve geçmiş yolun zamansal organizasyonunu sağlıyordu. Ancak yeni çalışma, teta aktivitesinin çok daha ileri hesaplamalar barındırdığını, salınımın her bir döngüsünde hedefe kilitlenmiş bir yön bilgisinin belirdiğini vurguluyor.</p>
<p>Araştırmacılar, hipokampüsün CA1 alt bölgesinden hem tek hücre kayıtları hem de yerel alan potansiyelleri toplayarak teta taramaları adı verilen olguyu inceledi. Teta taramaları, her teta döngüsü boyunca sinirsel aktivasyon dalgalarının hipokampüs devresi boyunca ilerleyen dizileri olarak tanımlanabilir. Bu dizilerin, hayvanın o an bulunduğu noktadan çok, bir sonraki anda izleyeceği rotaya ilişkin ipuçları taşıdığı belirlendi. Özellikle hedefe yönelik davranış sırasında taramaların yönünün, hayvanın seçeceği patikaya göre kaydığı ve bu kaymanın hedef konumla sistematik bir ilişki sergilediği görüldü.</p>
<p>Deney düzeneğinde sıçanlar, ödüle ulaşmak için kontrollü bir ortamda gezinirken beyin aktiviteleri yüksek çözünürlüklü yöntemlerle izlendi. Veriler, teta taramalarının yalnızca gelecekteki hareketin yönünü değil, aynı zamanda hareketin hangi noktaya doğru ilerlediğini de şifrelediğini ortaya koydu. Başka bir deyişle, her teta döngüsü, hayvanın kafasında henüz eyleme dökülmemiş olan hedefe dönük bir “ön görüntüleme” işlevi üstleniyor. Bu bulgu, karar verme ve planlama gibi üst düzey bilişsel işlevlerin temelindeki sinirsel hesaplamalara yeni bir pencere açıyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, teta taramalarının hedef yönünü gösterme yeteneğinin, daha önce tanımlanan yer hücreleri ve yön hücrelerinin ötesinde bir kodlama katmanı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Yer hücreleri belirli konumlarda ateşlenirken, bu yeni mekanizma geleceğe dönük dinamik bir rota haritası sağlıyor. Teta döngülerinin sadece birkaç milisaniye süren bu kısa zaman penceresinde, beyin adeta olası yollar arasında bir seçim yapıyor ve en uygun rotayı öne <a href="https://oncology.com.tr/beyin-kabugunda-iki-genin-cekismesi-duyu-ve-hareket-bolgelerinin-haritasini-aciga-cikariyor/" title="Beyin Kabuğunda İki Genin Çekişmesi, Duyu ve Hareket Bölgelerinin Haritasını Açığa Çıkarıyor" data-wpan-internal-link="1">çıkarıyor</a>. Bu süreç, günlük hayatta bir kapıya yönelirken ya da bir caddeyi geçerken farkında olmadan işleyen karmaşık sinirsel hesaplamaların altını çiziyor.</p>
<p>Çalışmanın bulguları, yalnızca temel bilim açısından değil, nörolojik ve psikiyatrik bozuklukların anlaşılması bakımından da önem taşıyor. Yön bulma bozuklukları Alzheimer hastalığının erken belirtileri arasında yer alıyor; hipokampüsün işlev kaybı bu tür semptomlarla doğrudan ilişkili. Teta taramalarının navigasyon amaçlarıyla nasıl bütünleştiğinin çözülmesi, erken tanı yöntemlerine veya bilişsel rehabilitasyon stratejilerine ilham verebilir. Ayrıca, robotik ve yapay zekâ alanında biyolojik olarak esinlenmiş navigasyon sistemlerinin geliştirilmesine de katkı sağlayabilir.</p>
<p><a href="https://oncology.com.tr/hazir-gidalarda-listeria-etiket-reformu/" title="Uzmanlar, Hazır Tüketilen Gıdalarda Listeria Riskine Karşı Etiket ve Üretim Reformu Çağrısı Yapıyor" data-wpan-internal-link="1">Uzmanlar,</a> sonuçların insan beynindeki benzer süreçleri anlamak için sağlam bir zemin hazırladığını belirtiyor. Kemirgen modellerinde gözlenen teta taramalarının, primat ve insan hipokampüsünde de karşılık bulabileceğine dair ön kanıtlar mevcut. Eğer bu mekanizma insanlarda doğrulanırsa, belleği ve mekânsal farkındalığı hedefleyen yeni terapi yaklaşımları için moleküler düzeyde kapılar açılabilir. Yine de araştırmacılar, bulguların henüz erken aşamada olduğunu ve kontrollü laboratuvar koşullarında elde edildiğini vurgulayarak, gündelik karmaşık ortamlardaki geçerliliğin test edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Doğrudan sinir kayıtlarına dayanan bu çalışma, beynin anlık kararları nasıl ürettiğine dair somut bir model sunarak bilişsel sinirbilimdeki önemli bir boşluğu dolduruyor. Teta taramalarının hedefe yönelik kodlama işlevi, zihnin geleceği simüle etme yeteneğinin biyolojik temellerinden birini oluşturuyor olabilir. Bir sonraki adımın, bu ileriye dönük sinyallerin birden fazla hedef seçeneği arasında nasıl güncellendiğini ve çevre değiştiğinde rotanın nasıl <a href="https://oncology.com.tr/burundan-uygulanan-nad-molekulu-koku-duyusunu-yeniden-canlandirmada-umut-vadediyor/" title="Burundan Uygulanan NAD Molekülü, Koku Duyusunu Yeniden Canlandırmada Umut Vadediyor" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> hesaplandığını araştırmak olacağı öngörülüyor.</p>
<p>Bu keşif, mekânsal bilişin altında yatan sinirsel hesaplamaların sandığımızdan çok daha dinamik ve amaç odaklı olduğunu ortaya koyuyor. Beynin pusulası yalnızca nerede olduğumuzu değil, nereye gittiğimizi de an be an işleyerek bize yol gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Neural mechanisms underlying spatial navigation and goal-directed behavior in the hippocampus.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Hippocampal theta sweeps indicate goal direction during navigation.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Yu, C., Ji, Z., Ormond, J. et al. Hippocampal theta sweeps indicate goal direction during navigation. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02365-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02365-2</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/beyindeki-pusula-hipokampusun-teta-dalgalari-hedefe-yonelik-yolu-onceden-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UCLA Nörobilimcilerinden Çığır Açan Keşif: Baskın El Üstünlüğü Beynin Doğuştan Avantajı Değil, Yoğun Pratikle Kazanılıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ucla-norobilimcilerinden-cigir-acan-kesif-baskin-el-ustunlugu-beynin-dogustan-avantaji-degil-yogun-pratikle-kazaniliyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ucla-norobilimcilerinden-cigir-acan-kesif-baskin-el-ustunlugu-beynin-dogustan-avantaji-degil-yogun-pratikle-kazaniliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 23:07:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[El baskınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[motor kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[nöroplastisite]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[UCLA araştırması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ucla-norobilimcilerinden-cigir-acan-kesif-baskin-el-ustunlugu-beynin-dogustan-avantaji-degil-yogun-pratikle-kazaniliyor/</guid>

					<description><![CDATA[UCLA Health araştırmacıları, baskın elin gündelik işlerdeki üstünlüğünün doğuştan gelen bir beyin avantajı değil, yıllar süren yoğun pratik sonucu geliştiğini ortaya koydu. Üç boyutlu hareket yakalama teknolojisiyle yürütülen çalışma, motor becerilerdeki yanallaşmanın deneyimle şekillendiğini kanıtlayarak rehabilitasyon tıbbı için yeni kapılar açıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onlarca yıldır sinirbilim, insanların yazı yazma, fırlatma ve alet kullanımı gibi gündelik işlerde baskın ellerini neden daha becerikli kullandığını, beynin karşıt yarım küresinin doğuştan gelen motor kontrol üstünlüğüyle açıkladı. UCLA Health bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, bu yerleşik inancı kökünden sarsarak dikkat çekici bir gerçeği ortaya koyuyor: Baskın elin olağanüstü becerisi, beyindeki kalıtsal bir asimetriden değil, bir ömür boyu süren deneyim ve yoğun pratikten kaynaklanıyor. UCLA David Geffen Tıp Fakültesi&#8217;nden nörolog Dr. Ahmet Arac liderliğinde gerçekleştirilen çalışma, motor becerilerdeki yanallaşmayı yeniden tanımlama potansiyeli taşıyor ve rehabilitasyon tıbbı ile nöroplastisite araştırmaları için önemli sonuçlar doğuruyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, yaygın kabul gören &#8220;baskın yarım küre&#8221; hipotezini test etmek üzere, el becerisinin doğuştan gelen ve pratikle kazanılan bileşenlerini titizlikle birbirinden ayırmak için üç boyutlu kol hareketlerini benzersiz bir hassasiyetle kaydeden ileri teknoloji hareket yakalama sistemleri kullandı. Sağlıklı yetişkin katılımcılar, farklı koşullar altında belirli hedeflere uzanma görevleri gerçekleştirdi: normal uzanma, bileklerine dört librelik (yaklaşık 1,8 kilogram) ağırlık takılıyken uzanma ve ön kollarına tutturulmuş, alet kullanımına benzer yörüngeler çizmelerini gerektiren hafif bir çubukla yönlendirme yaparak uzanma. Bu deneysel <a href="https://oncology.com.tr/hiv-asi-b-hucresi-primingi/" title="HIV Aşı Araştırmasında B Hücrelerini Doğru Hedefleyen Yeni Tasarım Umut Verdi" data-wpan-internal-link="1">tasarım</a>, araştırmacıların motor performans üzerindeki nöral ön programlamanın etkisi ile uzun vadeli pratik birikiminin etkisini ayrıştırmasına olanak sağladı.</p>
<p>Elde edilen bulgular, baskın elin daha yüksek beceri sergilemesinin temel nedeninin, karmaşık alet yörüngeleriyle tekrarlanan deneyimler olduğunu gösterdi. Dr. Arac ve meslektaşları N.Y.H. Jeong Lee ile Johns Hopkins Üniversitesi&#8217;nden John W. Krakauer, Proceedings of the National Academy of Sciences&#8217;ta 2026 yılında yayımlanan makalelerinde, &#8220;kol baskınlığının, aletler ve nesneler tarafından talep edilen karmaşık yörünge şekillerini uygulama deneyiminin ortaya çıkan bir etkisi olduğunu&#8221; rapor etti. Başka bir deyişle, insan beyni başlangıçta iki el için eşit potansiyele sahip; ancak yıllar içinde makas kullanmak, çekiçle çivi çakmak veya kalemle yazı yazmak gibi ince motor yörünge kontrolü gerektiren işlerin tek bir elde yoğunlaşması, o elin büyük bir maharet kazanmasına yol açıyor.</p>
<p>Hareket yakalama <a href="https://oncology.com.tr/charls-verileri-isiginda-yaslilikta-kirilganligi-azaltmanin-anahtari-uyku-ve-egzersizin-sinerjisi/" title="CHARLS Verileri Işığında Yaşlılıkta Kırılganlığı Azaltmanın Anahtarı: Uyku ve Egzersizin Sinerjisi" data-wpan-internal-link="1">verileri</a>, katılımcılar baskın elleriyle uzanırken yörünge pürüzsüzlüğü ve hedef doğruluğu açısından belirgin bir üstünlük sergilediğini ortaya koydu. İlginç biçimde, bu üstünlük yalnızca hareketin öğrenilmiş ve ince ayar gerektiren aşamalarında gözlemlendi; kaba kuvvet ya da basit refleks temelli görevler sırasında böyle bir asimetri kaydedilmedi. Bilek ağırlığı koşulu, kas gücü ve dayanıklılık farklılıklarını devre dışı bırakırken, çubukla yönlendirme koşulu gerçek alet kullanımına özgü yörünge karmaşıklığını simüle etti. Araştırmacılar, her iki kolun da biyomekanik olarak benzer kapasiteye sahip olduğu durumlarda bile, baskın tarafın deneyime dayalı bir verimlilik artışı gösterdiğini tespit etti.</p>
<p>Bu bulgu, nörorehabilitasyon alanında heyecan uyandırdı. Felç ya da travmatik beyin hasarı sonrası motor iyileşme sürecinde, hastaların baskın olmayan el veya kollarının eğitilebilirliği konusunda yeni ufuklar açılıyor. Eğer üstünlük doğuştan sabit bir sinirsel bağlantıdan değil de yoğun pratikten doğuyorsa, o zaman uygun egzersiz protokolleriyle kaybedilen fonksiyonların geri kazanılması ya da diğer uzuvlara aktarılması mümkün olabilir. Dr. Arac&#8217;ın ekibi, &#8220;baskınlığın esnek ve deneyime bağlı doğasının, rehabilitasyon stratejilerinde hastaların sağlam uzuvlarının yoğunlaştırılmış eğitimine odaklanmanın ötesine geçerek, her iki tarafın da eşit derecede eğitilebileceği protokoller geliştirilmesine ilham verebileceğini&#8221; belirtiyor.</p>
<p>Makale, aynı zamanda nöroplastisitenin sınırlarını da sorgulatıyor. Baskın elin seneler içinde nasıl bu kadar belirgin bir avantaj kazandığını anlamak, beynin yapısal ve işlevsel yeniden organizasyon kapasitesine ışık tutuyor. Araştırmacılar, ilerleyen çalışmalarda bu öğrenme sürecinin altında yatan sinaptik mekanizmaları ve kritik gelişim pencerelerini araştırmayı hedefliyor. Özellikle çocukluk dönemindeki el tercihinin belirlenmesinde genetik ile çevresel etkileşimin daha net modellenmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.</p>
<p>UCLA ekibinin <a href="https://oncology.com.tr/bitkilerde-mikroplastik-lanthanid-goruntuleme/" title="Bitkilerde Mikroplastik İzini Sürmek İçin Yeni Lanthanid Görüntüleme Yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, motor kontrol alanındaki ölçüm hassasiyetini yeni bir düzeye taşıyor. Geleneksel çalışmalar çoğunlukla iki boyutlu masa üstü görevler veya basit düğme tepki sürelerine odaklanırken, bu araştırma üç boyutlu uzayda milimetrik doğrulukla kayıt yaparak gerçek hayattaki karmaşık alet kullanımını laboratuvar ortamına taşımayı başardı. Kullanılan optik hareket yakalama sistemi, eklem açılarından yörünge eğriliğine kadar onlarca kinematik değişkeni eş zamanlı analiz etmeye imkan verdi.</p>
<p>Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu, katılımcıların baskın olmayan ellerinin de belirli görevlerde şaşırtıcı bir uyum kapasitesi sergilemesi oldu. Özellikle ağırlık eklenen koşullarda, iki kol arasındaki performans farkı azalırken, yörünge kontrolü gerektiren çubuklu görevlerde baskın elin üstünlüğü belirginleşti. Bu durum, her iki tarafın benzer anatomik donanıma sahip olduğunu, ancak sinir sisteminin spesifik hareket planlarını uzun vadeli öğrenme yoluyla giderek optimize ettiğini teyit ediyor. Araştırmacılar, <q>baskınlığı belirleyen şeyin, motor komutların hangi tür yörüngesel karmaşıklığa maruz kaldığı olduğunu</q> vurguluyor.</p>
<p>Sinirbilim camiası bu sonuçları heyecan verici bulmakla birlikte, bulguların farklı yaş grupları ve patolojik durumlar için ne ölçüde genellenebileceği konusunda ihtiyatlı değerlendirmeler de mevcut. Çalışma sağlıklı yetişkinlerle sınırlı olduğundan, gelişimsel koordinasyon bozukluğu olan çocuklar veya Parkinson hastaları gibi özel popülasyonlarda benzer esneklik düzeylerinin gözlemlenip gözlemlenmeyeceği henüz bilinmiyor. Dr. Arac, takip eden klinik çalışmaların bu sorulara yanıt arayacağını ifade ediyor.</p>
<p>Sonuç olarak, UCLA merkezli bu araştırma, insan motor becerilerinin kökenine dair ezberleri bozarak, baskın elin üstünlüğünü biyolojik bir kader olmaktan çıkarıp öğrenme ve deneyimin güçlü bir kanıtı haline getiriyor. Bulgular, yalnızca günlük yaşamda farkında olmadan sergilediğimiz asimetrik becerilerin sırrını çözmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğin kişiselleştirilmiş nörorehabilitasyon yaklaşımlarına da temel oluşturuyor. Beynimizin ve bedenimizin sınırlarının zannettiğimizden çok daha esnek olabileceği gerçeği, bilim dünyasını yeni keşiflere doğru sürüklüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Arm dominance is an emergent effect of practice executing complex trajectory shapes required by tools and objects</p>
<p><strong>References:</strong><br />Arac, A., Jeong Lee, N.Y.H., &amp; Krakauer, J.W. Arm dominance is an emergent effect of practice executing complex trajectory shapes required by tools and objects. Proc. Natl. Acad. Sci. (2026). DOI: 10.1073/pnas.2601569123</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Nöroloji, Sinirbilim, Beyin hemisferleri, Sol hemisfer, Sağ hemisfer, Kollar, Eller, Parmaklar, Aletler, Motor kontrol, Motor beceri öğrenimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ucla-norobilimcilerinden-cigir-acan-kesif-baskin-el-ustunlugu-beynin-dogustan-avantaji-degil-yogun-pratikle-kazaniliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geyik Boynuzundan Gelen Kök Hücreler, İnme Sonrası Beyin Hasarında Yeni Bir Araştırma Kapısı Açtı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/geyik-boynuzu-kok-hucreleri-inme-tedavisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/geyik-boynuzu-kok-hucreleri-inme-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:22:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hasarı onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[geyik boynuzu kök hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[iskelemik inme]]></category>
		<category><![CDATA[iskemik inme tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[nörodamar hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[nöroinflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[rejeneratif tıp]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/geyik-boynuzu-kok-hucreleri-inme-tedavisi/</guid>

					<description><![CDATA[Geyik boynuzu kök hücrelerinin bağışıklık sistemi üzerindeki düzenleyici etkisi, iskemik inme sonrası beyin hasarının azaltılmasında umut verici yeni bir tedavi yaklaşımı sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İskemik inme, beyne giden kan akışının aniden kesilmesiyle <a href="https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-mikrobiyom-biyobelirtecler/" title="Bağırsak Mikrobiyomunda Ortaya Çıkan Ortak İmza, Kolorektal Kanser İçin Yeni Bir Biyobelirteç Yolu Açıyor" data-wpan-internal-link="1">ortaya çıkan</a> ve dakikalar içinde ciddi doku hasarı başlatabilen en zorlu nörodamar hastalıklarından biri olmaya devam ediyor. Cell Death Discovery dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma ise, doğada olağanüstü bir yenilenme kapasitesiyle bilinen geyik boynuzundan elde edilen kök hücrelerin bu alanda beklenmedik bir tedavi potansiyeli taşıyabileceğini gösterdi. Wu, Gao, Zhong ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü araştırma, bu hücrelerin yalnızca onarıcı özelliklerine değil, aynı zamanda bağışıklık yanıtını düzenleyerek hasarı hafifletme becerilerine de odaklanıyor.</p>
<p>Çalışmanın en <a href="https://oncology.com.tr/kurtaj-yasaklari-ergen-kizlarda-intihar/" title="Katı Kürtaj Yasaklarıyla Genç Kızlarda İntihar Düşüncesi Arasında Dikkat Çekici Bağlantı" data-wpan-internal-link="1">dikkat çekici</a> yönü, antler stem cells olarak bilinen bu hücrelerin beyin hasarını doğrudan hedefleyen klasik bir yaklaşım yerine, vücudun bağışıklık sistemini şekillendiren daha dolaylı bir mekanizmaya işaret etmesi. Araştırmacılar, bu hücrelerin dalaktaki bağışıklık ortamıyla etkileşime girerek iskemik hasar sonrası gelişen iltihaplanma zincirini zayıflatabildiğini ortaya koydu. Bu bulgu, inme tedavisinde yalnızca kan akışını yeniden sağlama odaklı mevcut stratejilerin ötesine geçen, daha bütüncül bir iyileşme yoluna dikkat çekiyor.</p>
<p>İskemik inme sırasında beyin dokusu oksijen ve besin maddelerinden hızla mahrum kalır. Bunun ardından hücre ölümü, iltihaplanma ve doku harabiyeti iç içe ilerleyen bir süreç başlatır. Klinik uygulamada kullanılan mevcut yaklaşımlar çoğu zaman dar bir zaman penceresine bağlıdır ve daha çok damar açılmasına ya da akut semptomların yönetimine dayanır. Buna karşılık yeni araştırma, hasarlı beyin dokusunun içeriden onarımını destekleyebilecek biyolojik yolların hâlâ keşfedilmekte olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Antler kök hücreleri bu açıdan sıra dışı bir model sunuyor. Geyik boynuzları, memeliler arasında her yıl tamamen yenilenebilen nadir yapılar arasında yer alıyor. Bu hızlı rejenerasyonun arkasında, antler dokusunda bulunan özel kök hücrelerin yüksek çoğalma kapasitesi ve güçlü düzenleyici özellikleri bulunuyor. Wu ve ekibinin çalışması, bu hücrelerin yalnızca doku yenilenmesine katkı vermekle kalmayıp, bağışıklık yanıtını da modüle ederek hasar sonrası süreci yeniden dengeleyebileceği fikrini test etti.</p>
<p>Araştırmada öne çıkan temel noktalardan biri, dalağın merkezi rolü oldu. Dalağın, akut beyin hasarı sonrasında dolaşımdaki bağışıklık hücrelerinin davranışını etkileyebilen önemli bir immün organ olduğu uzun süredir biliniyor. Bu nedenle, antler stem cells’in dalak üzerinden etkili olması, beyin ile periferik <a href="https://oncology.com.tr/urolitin-a-bagirsak-barrier-onarimi/" title="Meyve ve Kuruyemişten Gelen Molekül, Bağırsak Bariyerini Onarma Yolunu Aydınlatıyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sistemi</a> arasındaki çift yönlü iletişimin tedavi açısından değerlendirilebileceğini düşündürüyor. Çalışma, özellikle inflamatuvar yanıtın aşırıya kaçmasının önlenmesinin, inme sonrası iyileşme sürecinde kritik olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Bu tür bir yaklaşım, rejeneratif tıp ile immünolojinin kesişiminde yer alıyor. Bilim insanları son yıllarda sadece kök hücrelerin hasarlı dokulara farklılaşma kapasitesine değil, aynı zamanda çevresindeki bağışıklık mikroçevresini yeniden programlama yeteneğine de daha fazla önem veriyor. Antler kök hücreleri bu çerçevede ilginç bir kaynak oluşturuyor; çünkü doğal olarak hızlı büyüme, doku yenilenmesi ve inflamasyon kontrolü gibi biyolojik süreçlerle bağlantılılar. Ancak araştırmacılar açısından bu bulguların anlamı, henüz rutin tedaviye dönüşmüş bir yöntemden ziyade, yeni bir biyolojik yolun haritasını çıkarmak.</p>
<p>Çalışmanın sonuçları, inme sonrasında beyin hasarını azaltmaya dönük tedavilerin geleceğinde periferik organların da hesaba katılması gerektiğini hatırlatıyor. Beyin yaralanması sadece sinir hücreleriyle sınırlı bir olay değil; bağışıklık sistemi, damar yapıları ve organlar arası sinyal ağları bu süreçte birlikte çalışıyor. Dalağı hedefleyen ya da dalak aracılığıyla etki gösteren tedavi stratejileri, bu nedenle, nörolojik hasarı sınırlamada yeni bir seçenek sunabilir. Antler stem cells üzerine yapılan bu çalışma da tam olarak bu genişletilmiş bakış açısını destekliyor.</p>
<p>Yine de bulguların erken aşamadaki araştırma düzeyinde değerlendirildiği unutulmamalı. Çalışma, umut verici bir mekanizma ortaya koysa da, insanlarda güvenlik, etkinlik, dozlama ve uygulama zamanlaması gibi soruların daha ileri deneysel ve klinik çalışmalarla yanıtlanması gerekecek. Özellikle inme gibi acil ve karmaşık bir tabloda, herhangi bir yeni biyolojik yaklaşımın standart tedavilerin yerini alması değil, onları tamamlayıp tamamlayamayacağının netleştirilmesi önem taşıyor.</p>
<p>Yine de bu araştırma, doğadaki sıra dışı yenilenme örneklerinin tıp için ne kadar değerli olabileceğini bir kez daha gösteriyor. Geyik boynuzunun her yıl yeniden büyüyebilmesini sağlayan hücresel programların, bir gün beyin hasarı gibi ağır tabloların tedavisinde ilham kaynağı olabileceği düşüncesi, rejeneratif tıbbın ufkunu genişletiyor. Wu ve meslektaşlarının çalışması, iskemik inme sonrası iyileşmenin yalnızca kaybedilen dokuyu yerine koymakla değil, aynı zamanda bağışıklık dengesini yeniden kurmakla da ilişkili olabileceğini ortaya koyan önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Therapeutic effects of antler stem cells on cerebral ischemic injury through spleen immunomodulation</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Antler stem cells effectively alleviate the symptoms of cerebral ischemic injury via immunomodulation of the spleen</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Wu, S., Gao, Y., Zhong, S. et al. Antler stem cells effectively alleviate the symptoms of cerebral ischemic injury via immunomodulation of the spleen. Cell Death Discov. (2026). https://doi.org/10.1038/s41420-026-03218-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41420-026-03218-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/geyik-boynuzu-kok-hucreleri-inme-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Sinyallerinin Gizli Geometrisi, BCI Öğrenmesini Hızlandırıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/manifold-geometrisi-bci-ogrenimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/manifold-geometrisi-bci-ogrenimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:42:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin bilgisayar arayüzü]]></category>
		<category><![CDATA[beyin sinyalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin-bilgisayar arayüzleri]]></category>
		<category><![CDATA[Manifold geometrisi]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöroteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirsel adaptasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/manifold-geometrisi-bci-ogrenimi/</guid>

					<description><![CDATA[Nature Neuroscience'ta yayımlanan çalışma, beyin sinyallerinin içsel geometrisini kullanarak beyin-bilgisayar arayüzü eğitimini hızlandırabileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan beynini doğrudan bilgisayarlara bağlayan arayüzler, sinirbilimin en iddialı teknolojileri arasında yer alıyor. Ancak bu sistemlerin vaat ettiği hassas kontrol ve kişiselleştirilmiş etkileşim, çoğu <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-biyolojik-saat-dopamin-iliski/" title="Parkinson’da İç Saat ile Dopamin Arasındaki Yeni Zaman Döngüsü" data-wpan-internal-link="1">zaman</a> kullanıcıların onları öğrenmesindeki yavaşlık nedeniyle sınırlı kalıyor. Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu temel soruna beklenmedik bir açıdan yaklaşarak, beynin doğal aktivite örüntülerinin altında yatan “manifold” geometrisini kullanmanın beyin-bilgisayar arayüzü eğitimini belirgin biçimde hızlandırabileceğini ortaya koydu.</p>
<p>Çalışmanın odağında, invaziv olmayan beyin-bilgisayar arayüzlerinin nasıl daha verimli öğretilebileceği sorusu yer alıyor. Bu sistemler, elektroensefalografi gibi yöntemlerle kaydedilen sinyalleri dış cihaz komutlarına dönüştürüyor; örneğin bir imlecin hareket ettirilmesi, seçimin yapılması ya da bir cihazın kontrol edilmesi gibi işlemler buna dâhil olabiliyor. Ne var ki kullanıcıların beyin aktivitelerini bu sistemlerin “anlayacağı” biçimde bilinçli olarak ayarlaması kolay değil. Her bireyin sinirsel imzası farklı olduğu için standart eğitim protokolleri aynı başarıyı vermiyor ve öğrenme süreci kimi zaman günler, hatta daha uzun süreler alabiliyor.</p>
<p>Bu yeni araştırma, beynin yüksek boyutlu sinyal karmaşıklığına rağmen, aktivitenin aslında daha düşük boyutlu bir yapıda organize olabileceği fikrine dayanıyor. “İçsel manifold” olarak adlandırılan bu yapı, sinirsel etkinliğin doğal olarak hangi yönlerde değiştiğini özetleyen bir tür geometrik harita işlevi görüyor. Araştırmacılar, beyin sinyallerinin bu gizli yapısını hesaba katan bir BCI tasarımının, kullanıcının öğrenme yükünü azaltabileceğini ve sinyal çözümlemesini daha stabil hale getirebileceğini öne sürdü.</p>
<p>Manifold geometrisi kavramı, modern veri bilimi ve sinir ağları çalışmalarında, karmaşık verilerin aslında daha düzenli bir alt yapıda bulunduğunu göstermek için sık kullanılıyor. Beyin söz konusu olduğunda bu yaklaşım, nöronal etkinliğin rastgele değil, belirli kısıtlar içinde değiştiği düşüncesine dayanıyor. Çalışmanın yeniliği, bu soyut matematiksel fikri doğrudan insanın BCI öğrenme sürecine uyarlaması. Böylece sistem, kullanıcıdan beynini yeni bir kalıba zorla uydurmasını istemek yerine, beynin zaten doğal olarak kullandığı varyasyon eksenleriyle uyumlu bir eşleme kuruyor.</p>
<p>Bu uyumun pratik sonucu, eğitim sırasında gereken deneme-yanılma döngüsünün kısalması olabilir. BCI alanında uzun süredir yaşanan sorunlardan biri, cihazın sinyalleri doğru çözebilmesi için kullanıcıların belirli zihinsel stratejiler geliştirmek zorunda kalmasıydı. Ancak bu stratejiler kişiden kişiye değişiyor, hatta aynı kişide zaman içinde farklılık gösterebiliyor. Manifold tabanlı yaklaşım ise bu bireysel farklılıkları bir kusur olarak değil, öğrenme algoritmasının içine yerleştirilmesi gereken doğal bir özellik olarak ele alıyor.</p>
<p>Araştırmanın bir diğer önemli yönü, insanlara özel uyarlanabilir sistemlerin önünü açması. Nöroteknoloji alanında genel-geçer modeller çoğu zaman cazip görünse de, beynin kişisel ve dinamik yapısı bu modellerin sınırlı kalmasına neden olabiliyor. Yeni çalışma, bireysel sinirsel adaptasyon paternlerinin dikkate alınmasının yalnızca performansı artırmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı deneyimini de iyileştirebileceğine işaret ediyor. Özellikle noninvaziv BCI’lar için bu önem taşıyor; çünkü bu sistemlerde güvenli, erişilebilir ve öğrenmesi kolay bir yapı, klinik ve günlük kullanım açısından kritik kabul ediliyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından bu sonuç, yalnızca bir mühendislik iyileştirmesi anlamına gelmiyor. Bulgular, beynin nasıl organize olduğu ve dış dünyayla etkileşim kurmak için hangi sinirsel örüntüleri kullandığına dair temel <a href="https://oncology.com.tr/bipolar-bozukluk-beyin-aglari-degisimler/" title="Bipolar Bozuklukta Beyin Ağlarındaki İnce Değişimler Tedavi Yanıtını Aydınlatabilir" data-wpan-internal-link="1">nörobilim</a> sorularına da dokunuyor. Eğer beyin aktiviteleri gerçekten düşük boyutlu geometrik yapılara indirgenebiliyorsa, o zaman BCI tasarımlarında sinyal çözümleme, eğitim stratejisi ve kullanıcı uyumu gibi alanlar birlikte ele alınmalı. Bu, algoritmaların yalnızca ham veriyi okumaya değil, biyolojik düzenliliği anlamaya da yönelmesi gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p>Elbette çalışma, beyin-bilgisayar arayüzlerinin tüm sorunlarını çözdüğü iddiasında değil. BCI teknolojileri hâlâ sinyal gürültüsü, kişi bazlı farklılıklar, uzun süreli kararlılık ve gerçek dünya kullanımına geçiş gibi zorluklarla karşı karşıya. Bununla birlikte, manifold geometrisine dayalı yaklaşım bu alanın en inatçı darboğazlarından biri olan öğrenme süresini hedef alması açısından <a href="https://oncology.com.tr/glukozamin-alzheimer-ilerleyisi/" title="Yaygın Eklem Takviyesi ile Alzheimer Seyrinde Hızlanma Arasında Dikkat Çeken Bağlantı" data-wpan-internal-link="1">dikkat</a> çekiyor. Eğer bu strateji farklı kullanıcı gruplarında ve farklı arayüz türlerinde de benzer sonuçlar verirse, invaziv olmayan sistemlerin yaygınlaşması için önemli bir eşik aşılabilir.</p>
<p>Sonuç olarak bu çalışma, beyin-bilgisayar arayüzlerinin geleceğinin yalnızca daha gelişmiş donanımda değil, beynin kendi doğal matematiğini daha iyi anlamakta yattığını gösteriyor. Sinirsel aktivitenin içsel geometrisini merkeze alan bu yaklaşım, BCI eğitimini hızlandırmakla kalmayıp, insan-bilgisayar etkileşiminde daha kişiselleştirilmiş bir dönemin kapısını aralayabilir. Araştırma henüz alanın erken ama güçlü bir yönünü temsil ediyor; yine de mesaj net: Beyni daha iyi kontrol etmeyi öğrenmek için, önce beynin kendi düzenini daha iyi okumak gerekebilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Human learning of noninvasive brain-computer interfaces guided by intrinsic manifold geometry of neural activity.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Human learning of noninvasive brain–computer interfaces via manifold geometry</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Busch, E.L., Fincke, E.C., Lajoie, G. et al. Human learning of noninvasive brain–computer interfaces via manifold geometry. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02311-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02311-2</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/manifold-geometrisi-bci-ogrenimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyanık Beyinde Uyku Benzeri Ritmlerle Belleğin Onarımı Gösterildi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/uyanik-beyinde-nrem-uykusu-ritimleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/uyanik-beyinde-nrem-uykusu-ritimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bellek pekiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza pekiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[korteks aktivitesi]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöroplastisite]]></category>
		<category><![CDATA[NREM uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirsel mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uyku araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[uyku ritimleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/uyanik-beyinde-nrem-uykusu-ritimleri/</guid>

					<description><![CDATA[Araştırmacılar, uyanık farelerin korteksinde uykuya özgü yavaş dalga ritimlerini yapay olarak oluşturarak NREM uykusunun bellek ve sinir onarımındaki faydalarını taklit etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku, yalnızca dinlenme değil; beynin öğrenme, hafıza ve sinir devrelerini yeniden ayarladığı karmaşık bir biyolojik süreç olarak kabul ediliyor. Ancak uykunun bu onarıcı etkisini tam olarak hangi sinirsel mekanizmaların sağladığı uzun süredir net değildi. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından desteklenen yeni bir çalışma, bu soruya dikkat çekici bir yanıt sunuyor: Araştırmacılar, uyanık farelerin beyin korteksinde uykuya özgü etkinlik paternlerini yapay olarak tetikleyerek, uykunun bazı faydalarının bölgesel düzeyde yeniden üretilebildiğini gösterdi.</p>
<p>University of Wisconsin-Madison’dan sinirbilimci Chiara Cirelli’nin öncülük ettiği ekip, özellikle non-rapid eye movement ya da kısaca NREM uykusunun ayırt edici özelliği olan yavaş dalga ritimlerini taklit etmeye odaklandı. NREM, yetişkin insan uykusunun yaklaşık yüzde 80’ini oluşturuyor ve bellek pekiştirme ile sinaptik homeostaz açısından kritik bir evre olarak görülüyor. Bu fazda nöronal popülasyonlar, aktif “ON” dönemleri ile sessiz “OFF” dönemleri arasında ritmik olarak geçiş yapıyor. Araştırmanın temel yeniliği, bu doğal döngünün uykuda değil, uyanık durumda olan farelerin korteksinde oluşturulabilmesi oldu.</p>
<p>Çalışmada kullanılan yaklaşım, beynin belirli bölgelerinde elektrofizyolojik olarak uyku <a href="https://oncology.com.tr/serin-yuk-hucre-ici-kondensat-ayrisma/" title="Hücre İçindeki Damla Benzeri Yapılarda Serin ve Yükün Ayrıştırıcı Rolü" data-wpan-internal-link="1">benzeri</a> bir düzen yaratmaya dayanıyor. Araştırmacılar, kortekste NREM uykusuna özgü yavaş dalga salınımlarını yeniden ürettiğinde, nöronların toplu halde ateşlediği ve ardından geçici olarak sustuğu bir düzen elde etti. Bilim insanlarına göre bu patern, doğal derin uyku sırasında görülen sinirsel “aç-kapa” döngülerine oldukça benziyor. Bu durum, uykunun iyileştirici etkilerinin tüm beyin uyurken değil, en azından kısmen belirli devrelerdeki ritmik aktiviteyle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Elde edilen sonuçların en dikkat çekici yönlerinden biri, yapay olarak oluşturulan bu yerel uyku durumunun, genellikle uyku yoksunluğunun yol açtığı olumsuz etkileri hafifletebilmesi oldu. Uzun süreli uykusuzluğun dikkat, öğrenme, karar verme ve hafıza performansını bozduğu iyi biliniyor. Bu çalışma ise, en azından deneysel koşullarda, beynin belirli bölgelerinde NREM benzeri bir ritim kurulduğunda bu bozulmaların bir kısmının telafi edilebildiğini ortaya koyuyor. Yine de araştırmacılar, bunun insanlarda doğrudan bir tedavi anlamına gelmediğini; bulguların şimdilik temel bilim düzeyinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Uyku araştırmaları açısından bu sonuçların önemi büyük. Çünkü bugüne kadar uyku, çoğu zaman beynin genel bir “kapalı” hali gibi ele alınsa da, yeni bulgular uykunun bölgesel ve devresel yönlerinin en az toplam uyku süresi kadar <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-kirilganlik-etkisi/" title="Güney İran’da Yaşlılıkta Kırılganlık, Yaşam Kalitesini Belirleyen Önemli Bir Gösterge Olarak Öne Çıktı" data-wpan-internal-link="1">önemli</a> olabileceğine işaret ediyor. NREM uykusundaki slow-wave etkinliği, sinaptik bağlantıların güçlenmesi veya zayıflaması, öğrenilen bilgilerin seçici biçimde düzenlenmesi ve ağların gereksiz yükten arındırılması gibi süreçlerle ilişkilendiriliyor. Çalışma, bu işlevlerin en azından bir bölümünün, uyanık beynin sınırlı alanlarında yeniden başlatılabileceğini göstererek kuramsal çerçeveyi genişletiyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından bir diğer kritik soru, bu “yerel uyku” yaklaşımının gelecekte nasıl kullanılabileceği. Şu aşamada yöntem yalnızca farelerde test edilmiş durumda ve insan beynine uyarlanması için çok daha fazla çalışma gerekiyor. Ayrıca, beynin bir bölgesinde uyku benzeri bir patern oluşturmanın tüm bilişsel sistem üzerinde nasıl bir etki yaratacağı da henüz bilinmiyor. Uyku çok katmanlı bir süreç olduğu için, hafıza, duygu düzenleme, metabolik temizlik ve sinaptik denge gibi işlevlerin farklı beyin ağlarında eşzamanlı olarak yürüdüğü düşünülüyor. Bu nedenle tek bir kortikal alanın aktivasyonuyla elde edilen kazanımların kapsamı sınırlı olabilir.</p>
<p>Bununla birlikte çalışma, uykusuzluğun <a href="https://oncology.com.tr/anisodine-gecikmis-rtpa-beyin-odemi/" title="İnme Tedavisinde Geç rtPA’nın Neden Olduğu Beyin Ödemine Yeni Moleküler Fren" data-wpan-internal-link="1">neden olduğu</a> hasarın bir kısmının geri çevrilebileceği fikrini güçlendirdiği için dikkat çekiyor. Özellikle kronik uyku eksikliği yaşayan kişilerde bilişsel yavaşlama, unutkanlık ve öğrenme güçlüğü görülebiliyor. Araştırma, uykunun restoratif etkisini sağlayan mekanizmanın yalnızca süreye değil, belirli nöral ritimlere bağlı olabileceğini öne sürerek bu alanda yeni deneysel sorular doğuruyor. Eğer benzer ritimler ileride daha güvenli ve hedefli biçimde insan beyninde de denenebilirse, uyku bozuklukları ve uykusuzluğa bağlı bilişsel sorunlar için yeni nörobilim tabanlı stratejilerin önü açılabilir.</p>
<p>Yine de uzmanlar, bu tür çalışmaların dikkatle yorumlanması gerektiğini hatırlatıyor. NREM benzeri dalga düzenlerinin laboratuvar ortamında taklit edilmesi, uykunun tüm biyolojik işlevlerini birebir yerine getirmez. Ayrıca beyin ağlarının aşırı veya yanlış zamanlanmış şekilde uyarılması istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle araştırmanın en değerli katkısı, doğrudan bir tedavi sunmasından çok, uykunun hangi sinirsel kodlarla iyileştirici etki yarattığını çözmeye yaklaşması olarak görülüyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, uykunun restoratif gücünün beyinde tek ve tümüyle gizemli bir süreç değil, belirli ritmik sinyallerle yönetilen bir mekanizma olabileceğini gösteren önemli bir adım niteliğinde. Uyanık fare korteksinde oluşturulan NREM benzeri ON/OFF döngüleri, bilimin uykuya bakışını değiştirebilecek bir ipucu sunuyor. Bu bulgu, hem temel sinirbilim için hem de ileride uyku eksikliğinin bilişsel sonuçlarını azaltmaya dönük yaklaşımlar için yeni bir araştırma hattı açıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Neural mechanisms of sleep and memory consolidation via induced cortical ON/OFF periods in awake mice.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Induction of cortical ON/OFF periods in awake mice fulfills sleep functions</p>
<p><strong>References:</strong><br />Cirelli, C., et al. (2026). Induction of cortical ON/OFF periods in awake mice fulfills sleep functions. Nature Neuroscience. DOI: 10.1038/s41593-026-02318-9</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Uyku, Uyku yoksunluğu, Yavaş dalga uykusu, Hafıza, Öğrenme, Nörofizyoloji, Nörobilim</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/uyanik-beyinde-nrem-uykusu-ritimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keck Vakfı, Salk’ta Erken Kariyer Araştırmalarına 600 Bin Dolarlık Köprü Desteği Sağladı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 20:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ara finansman desteği]]></category>
		<category><![CDATA[erken kariyer araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[genç bilim insanları]]></category>
		<category><![CDATA[genom düzenlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[genomik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kanser immünolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[mentorluk]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/</guid>

					<description><![CDATA[Keck Vakfı, Salk Enstitüsü’ndeki üç erken kariyer ekibine 600 bin dolar destek sağlayarak sinirbilim, kanser immünolojisi ve genomik araştırmalarını sürdürülebilir kılıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Federal araştırma bütçelerinin giderek daha öngörülemez hale geldiği bir dönemde, W. M. Keck Vakfı erken kariyerindeki bilim insanlarına nefes aldırmayı amaçlayan Bridge Funding Initiative programını devreye soktu. Program kapsamında Salk Enstitüsü’nden üç genç fakülte üyesi ve onların lisansüstü öğrencileri, sinirbilim, kanser immünolojisi ve genom düzenlenmesi alanlarında yürüttükleri cesur projeleri sürdürmek üzere toplam 600 bin dolar destek aldı.</p>
<p>Destek, yalnızca bir ara finansman hamlesi olmanın ötesinde, genç araştırmacıların kritik bir dönemde laboratuvar sürekliliğini korumasını hedefliyor. Özellikle üniversite ve araştırma kurumlarında erken kariyer aşamasındaki bilim insanları için bu tür destekler, ekiplerin dağılmasını önleyebiliyor, deneysel programların aksamasını sınırlayabiliyor ve doktora öğrencilerinin eğitimi için daha istikrarlı bir zemin yaratabiliyor. Keck Vakfı’nın yaklaşımı da tam bu noktada dikkat çekiyor: fon, yalnızca bir araştırmacıyı değil, bir mentor-öğrenci ortaklığını güçlendiriyor.</p>
<p>Salk’ta fon alan ekipler arasında Dr. Sung Han ve lisansüstü öğrencisi Rachel Felix yer alıyor. Han’ın çalışması, beynin karmaşık <a href="https://oncology.com.tr/sepsis-cpt1b-k321-crotonylation-kalp-enerji/" title="Sepsiste Kalbin Enerji Dengesini Bozan Gizli İşaret: CPT1B’de Yeni Bir Kimyasal Değişim" data-wpan-internal-link="1">kimyasal</a> iletişim ağlarını, özellikle de duygusal ve fizyolojik durumları şekillendiren nöropeptitleri inceliyor. Felix ise ağrı, kaygı ve <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-saglikli-ekonomik-ogunler/" title="Yapay Zekâ, Tanıdık Yemeklerde Küçük Değişikliklerle Daha Sağlıklı ve Ucuz Menü Öneriyor" data-wpan-internal-link="1">beslenme</a> davranışlarının arkasındaki nöral devreleri araştırıyor. İkilinin Keck destekli projesi, nöronların sinyalleri yalnızca hızlı ve kısa etkili bir biçimde değil, aynı zamanda daha yavaş ve uzun süreli bir mod üzerinden de iletebildiğini öne süren bir iletişim ilkesini çözümlemeye çalışıyor. Sinirbilimde bu tür “çift modlu” iletişim, devrelerin davranışı nasıl esnek biçimde düzenlediğini anlamak açısından giderek daha önemli görülüyor.</p>
<p>Bu çalışma, nöropeptitlerin klasik nörotransmiterlerden nasıl ayrıştığı sorusuna da ışık tutabilir. Bilim insanları uzun süredir beynin tek bir sinyal diliyle değil, farklı hızlarda ve farklı mekânsal ölçeklerde işleyen çok katmanlı bir iletişim sistemiyle çalıştığını biliyor. Han ve Felix’in yaklaşımı, bu çok katmanlı yapının ağrı algısı, yeme davranışı ve anksiyete gibi birbiriyle ilişkili ancak karmaşık süreçlerde nasıl rol oynadığını test etmeyi amaçlıyor. Bu tür araştırmalar, doğrudan klinik uygulamaya dönüşmese de, nöropsikiyatrik ve metabolik bozukluklara dair daha iyi mekanistik modeller kurulmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Keck desteği alan ikinci ekipte, kanser immünolojisi alanında çalışan Dr. Daniel Hollern ve lisansüstü öğrencisi yer alıyor. Bu proje, metastatik kanser ortamında B hücrelerinin bağışıklık toleransını nasıl etkilediğini ele alıyor. Metastaz, kanserin en ölümcül evrelerinden biri olarak kabul ediliyor ve tümör mikroçevresi bu süreçte belirleyici bir rol oynuyor. Bağışıklık sisteminin tümörle kurduğu ilişkinin ayrıntıları, birçok kanserde tedavi yanıtını şekillendiriyor; ancak B hücrelerinin metastatik nişlerde nasıl davrandığı hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil.</p>
<p>Hollern’in çalışmasının odağındaki soru, B hücrelerinin bazı bağışıklık tepkilerini baskılayarak tümörün görünmezliğine mi katkı sağladığı, yoksa belirli bağlamlarda antitümör bağışıklığını güçlendirebilecek bir rol mü üstlendiği. Bu ayrım, özellikle immünoterapilerin herkes için aynı derecede etkili olmamasının nedenlerini anlamada önem taşıyor. Kanser biyolojisinde bağışıklık toleransı, tümörün savunma sisteminden kaçmasına izin veren mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla B hücrelerinin bu süreçteki işlevini daha ince düzeyde haritalamak, gelecekte daha hedefli tedavi stratejilerine giden yolu açabilir.</p>
<p>Üçüncü fon alan proje ise genomik düzenlenme ve hesaplamalı biyoloji kesişiminde yer alıyor. Dr. Graham McVicker ve lisansüstü öğrencisi, gen düzenlenmesini ve genetik müdahaleleri anlamaya yönelik makine öğrenimi modelleri geliştiriyor. Modern genom bilimi, CRISPR gibi araçlarla tek tek genlerin işlevini test etme kapasitesine sahip olsa da, bu deneylerin ölçeği büyüdükçe veriyi yorumlamak da zorlaşıyor. McVicker’ın araştırması, genlerin nasıl çalıştığını ve hangi müdahalelerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini daha iyi tahmin edebilecek hesaplamalı çerçeveler oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu tür modeller, gen düzenleme deneylerinden çıkan büyük veri kümelerini çözümlemek için özellikle değerli. Makine öğrenimi, burada yalnızca hız kazandıran bir araç değil; aynı zamanda genomun düzenleyici mantığını daha sistematik biçimde ortaya koyabilecek bir analiz yaklaşımı olarak öne çıkıyor. Gen ifadesinin ne zaman, nerede ve hangi koşullarda değiştiğini tahmin edebilmek, hem temel biyoloji hem de ileride hedefe yönelik tedavi geliştirme süreçleri için önem taşıyor. Ancak bu alanın erken aşamada olduğu ve modellerin biyolojik gerçeklikle sürekli sınanması gerektiği de unutulmamalı.</p>
<p>Keck Vakfı’nın Salk’a sağladığı destek, üç farklı disiplinin ortak bir mesajını güçlendiriyor: temel bilim, ancak sürdürülebilir insan kaynağı ve güvenli araştırma zeminiyle ilerleyebiliyor. Erken kariyer araştırmacıları için finansman boşlukları, yalnızca projeleri değil, aynı zamanda laboratuvarlarda yetişen yeni kuşağın eğitimini de etkileyebiliyor. Bu nedenle köprü fonları, bilimsel süreklilik açısından kritik bir rol oynuyor.</p>
<p>Salk Enstitüsü’ndeki bu üç proje, güncel biyomedikal araştırmanın en canlı alanlarından bazılarına uzanıyor. Beyin devrelerindeki kimyasal dil, metastatik kanserde bağışıklık toleransı ve genom düzenlenmesini yöneten hesaplamalı modeller farklı sorulara yanıt arasa da, hepsi insan sağlığını moleküler düzeyde daha iyi anlamaya yönelik ortak bir çabanın parçası. Keck desteği sayesinde bu ekipler, belirsiz finansman ortamına rağmen çalışmalarını sürdürme ve bir sonraki keşif aşamasına geçme şansı elde etmiş oldu.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Neurotransmitter coding in neural circuits, B cell-mediated immune tolerance in metastatic cancer, machine learning models for gene regulation and gene perturbations.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Salk Faculty Awarded Keck Foundation Bridge Funds to Revolutionize Neuroscience, Cancer Immunology, and Genomic Medicine</p>
<p><strong>Keywords:</strong> <a href="https://oncology.com.tr/beyinde-transpozon-rna-dinamikleri/" title="Beyinde Genomun Sessiz Parçaları Yaşla Birlikte Konuşmaya Başlıyor" data-wpan-internal-link="1">nörobilim</a>, nöropeptitler, nörotransmitter kodlaması, kanser biyolojisi, immün tolerans, B hücreleri, metastaz, hesaplamalı biyoloji, genomik, makine öğrenimi, gen bozulmaları, CRISPR, hedefe yönelik tedavi, erken kariyer araştırma fonlaması, köprü fonlaması, biyomedikal araştırma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
