<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Runx1 &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/runx1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 11:20:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>Runx1 &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sedef Hastalığında Bağışıklık Sinyalini Açan Anahtar: RUNX1’in Keratinositlerdeki Yeni Rolü</title>
		<link>https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:20:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[GCN5]]></category>
		<category><![CDATA[ICOSLG]]></category>
		<category><![CDATA[keratinosit]]></category>
		<category><![CDATA[keratinositler]]></category>
		<category><![CDATA[psoriazis araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Runx1]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[T hücresi aktivasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[RUNX1, keratinositlerde GCN5 aracılığıyla ICOSLG üretimini artırarak sedef hastalığında T hücresi aktivasyonunu tetikliyor. Bu çalışma bağışıklık sinyal mekanizmasını aydınlatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psoriazis araştırmalarında önemli bir dönüm noktası olabilecek yeni bir çalışma, hastalığın iltihaplı deri ortamında T hücrelerinin nasıl harekete geçtiğine dair daha önce netleşmemiş bir mekanizmayı ortaya koydu. <em>Experimental &amp; Molecular Medicine</em> dergisinde yayımlanan araştırma, keratinositlerin yalnızca bariyer oluşturan hücreler olmadığını, aynı zamanda bağışıklık yanıtını doğrudan şekillendirebilen aktif düzenleyiciler olduğunu gösteriyor. Zhu, Wang, Lin ve çalışma arkadaşlarının bulgularına göre, RUNX1 adlı transkripsiyon faktörü keratinositlerde GCN5 histon asetiltransferazını belirli bir gen bölgesine yönlendiriyor ve bunun sonucunda ICOSLG adlı önemli bir bağışıklık ligandı daha fazla üretiliyor.</p>
<p>Bu moleküler zincir, sedef hastalığında sık görülen T hücresi aktivasyonuna yeni bir açıklama getiriyor. Hastalığın klasik özellikleri arasında epidermiste keratinosit çoğalmasının artması, bağışıklık hücrelerinin deriye yoğun biçimde göç etmesi ve kronik inflamasyonun sürmesi yer alıyor. Ancak bu süreçte deri hücreleri ile bağışıklık hücreleri arasındaki karşılıklı konuşmanın hangi epigenetik mekanizmalarla düzenlendiği uzun süredir araştırılıyordu. Yeni çalışma, bu boşluğun en azından bir bölümünü doldurarak, keratinositlerdeki gen ifadesi değişikliklerinin T hücresi davranışını doğrudan etkileyebildiğini gösteriyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, RUNX1’in ICOSLG geninin promotör bölgesine bağlandığını ve GCN5’i bu alana çektiğini ortaya koydu. GCN5, histonların asetilasyonunda görev alan bir enzim olarak kromatin yapısını daha açık hale getirebiliyor; bu da ilgili genlerin daha kolay okunmasını sağlıyor. Çalışmada bu epigenetik işaretlerin artmasının ICOSLG transkripsiyonunu yükselttiği, böylece keratinositlerin T hücreleri daha güçlü biçimde uyaran bir yüzey sinyali oluşturduğu gösterildi. Bu durum, ICOS-ICOSLG ekseninin sedef hastalığındaki bağışıklık iletişiminde nasıl bir rol üstlenebileceğine dair doğrudan mekanistik kanıt sunuyor.</p>
<p>Bilim insanları bulgulara ulaşırken ChIP-seq, RNA dizileme ve keratinosit-T hücre eş kültür sistemleri gibi birden fazla yaklaşımı birlikte kullandı. ChIP-seq, RUNX1’in DNA üzerindeki bağlanma noktalarını tanımlamak için kritik oldu; RNA dizileme ise gen ifade değişimlerini ortaya koydu. Laboratuvar ortamındaki eş kültür deneyleri, keratinositlerdeki bu değişikliklerin T hücreleri üzerindeki işlevsel sonucunu değerlendirmeye yardımcı oldu. Böylece çalışma, yalnızca bir genin artmış ifadesini değil, bu artışın bağışıklık hücresi aktivasyonu üzerindeki anlamlı etkisini de gösterdi.</p>
<p>RUNX1’in rolü bu açıdan dikkat çekici. Transkripsiyon faktörü olarak daha çok hematopoiez ve bağışıklık hücrelerinin farklılaşmasıyla ilişkilendirilen RUNX1, bu kez doğrudan deri mikroçevresinde, üstelik bağışıklık dışı bir hücre tipinde etkili bir düzenleyici olarak öne çıktı. Bu, psoriazis patogenezinde sadece bağışıklık hücrelerine odaklanan yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini düşündürüyor. Keratinositler, araştırmanın işaret ettiği gibi, pasif hedefler değil; inflamatuvar döngüyü besleyen ve yönlendiren biyolojik aktörler olabilir.</p>
<p>ICOSLG’nin artışı özellikle önem taşıyor çünkü bu molekül, T hücreleri üzerindeki kostimülatör sinyallerin güçlenmesinde görev alıyor. Bağışıklık sisteminde T hücrelerinin tam olarak aktive olabilmesi için yalnızca antijen tanıma yeterli değil; ek sinyaller de gerekiyor. ICOSLG, bu ikinci aşamada etkili olan önemli liganlardan biri olarak biliniyor. Dolayısıyla keratinositlerde ICOSLG’nin yükselmesi, T hücrelerinin daha kolay aktive olmasına ve iltihabi yanıtın sürmesine katkıda bulunabilir. Araştırma, bu eksenin sedef hastalığında <a href="https://oncology.com.tr/kamu-mallari-esitlik-isbirligi-catismasi/" title="Ortak Fayda Paylaşımında Adalet, İşbirliğiyle Neden Çatışabiliyor?" data-wpan-internal-link="1">neden</a> bu kadar kalıcı bir inflamatuvar ortam oluştuğunu açıklamaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer değeri, epigenetik düzenleme ile bağışıklık aktivasyonu arasında somut bir köprü kurması. Kronik inflamatuvar hastalıklarda gen ifadesini değiştiren mekanizmalar, çoğu zaman hastalığın kalıcılığı ve şiddetiyle ilişkilidir. Histon asetilasyonu gibi epigenetik süreçler, çevresel ve hücresel sinyallere hızlı yanıt verilmesini sağlar. Bu nedenle RUNX1-GCN5-ICOSLG hattı, yalnızca psoriazis biyolojisi açısından değil, inflamasyonun epigenetik kontrolü konusunda da daha geniş bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Yine de bu bulguların <a href="https://oncology.com.tr/inme-kol-fonksiyonu-omurilik-uyarimi/" title="Felç Sonrası Kol ve El İşlevi İçin Omurilik Uyarımında Umut Veren İlk Klinik Bulgular" data-wpan-internal-link="1">klinik</a> uygulamaya dönüşmesi için daha fazla çalışma gerekiyor. Araştırma, güçlü bir mekanistik temel sağlasa da bunun hasta tedavisine doğrudan nasıl çevrileceği henüz net değil. Yine de sonuçlar, keratinositleri hedefleyen veya ICOS-ICOSLG sinyalini modüle eden gelecekteki stratejiler için yeni bir yol haritası oluşturabilir. Özellikle hastalığın bağışıklık hücreleriyle sınırlı olmayan, doku içi iletişim ağlarına dayalı yapısı düşünüldüğünde, böyle bir yaklaşım terapötik araştırmalar açısından dikkat çekici olabilir.</p>
<p>Psoriazis uzun zamandır sadece ciltte görülen bir döküntü <a href="https://oncology.com.tr/iltihapli-bagirsak-hastaligi-genetik-risk/" title="Bağırsak Kılıfındaki Hücresel İpuçları, İltihaplı Bağırsak Hastalığı Riskini Yeniden Tanımlıyor" data-wpan-internal-link="1">hastalığı</a> değil, bağışıklık sistemi ile epidermal hücreler arasındaki karmaşık etkileşimin ürünü olarak değerlendiriliyor. Bu yeni çalışma, keratinositlerin bu etkileşimde sanılandan daha merkezi bir rol oynayabileceğini ve RUNX1 ile GCN5’in bu sürecin önemli düzenleyicileri arasında yer aldığını ortaya koyuyor. Araştırmanın en çarpıcı yönü ise, deri mikroskobik düzeyde kendi bağışıklık ortamını şekillendirirken epigenetik bir programı nasıl kullandığını görünür kılması. Bu bulgu, sedef hastalığının biyolojisini daha iyi anlamak ve daha rafine tedavi hedefleri geliştirmek isteyen araştırmacılar için güçlü bir başlangıç noktası sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Molecular mechanisms of T cell activation in psoriasis microenvironment involving RUNX1, GCN5, and ICOSLG expression in keratinocytes.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> RUNX1 recruitment of GCN5 in keratinocytes upregulates ICOSLG and promotes T cell activation in the psoriasis microenvironment.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhu, L., Wang, W., Lin, J. et al. RUNX1 recruitment of GCN5 in keratinocytes upregulates ICOSLG and promotes T cell activation in the psoriasis microenvironment. Exp Mol Med (2026). https://doi.org/10.1038/s12276-026-01738-8</p>
<p><strong>DOI:</strong> 04 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Tümörlerini Baskılayan İkili: Runx1 ve Runx2&#8217;nin Beklenmedik Ortaklığı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/runx1-runx2-meme-tumoru-baskilama/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/runx1-runx2-meme-tumoru-baskilama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 05:16:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Runx1]]></category>
		<category><![CDATA[Runx2]]></category>
		<category><![CDATA[transkripsiyon faktörleri]]></category>
		<category><![CDATA[tümör baskılama]]></category>
		<category><![CDATA[Wnt β-katenin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/runx1-runx2-meme-tumoru-baskilama/</guid>

					<description><![CDATA[Runx1 ve Runx2 faktörlerinin Wnt/β-katenin sinyal yolunu hedef alarak meme tümörlerinin gelişimini nasıl engellediğini anlatan bilimsel çalışma.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Breast kanserinin biyolojik temellerini anlamaya yönelik araştırmalarda, bazı genetik düzenleyiciler yalnızca tek başlarına değil, birlikte çalıştıklarında da kritik bir rol oynayabiliyor. British Journal of Cancer’da yayımlanan yeni bir çalışma, Runx1 ve Runx2 adlı iki transkripsiyon faktörünün, Wnt/β-katenin sinyal yolunun tetiklediği meme tümörleşmesini baskılamak için iş birliği yaptığını <a href="https://oncology.com.tr/yaslanan-beyinde-m6a-rna-modifikasyonu/" title="Yaşlanan Beyinde m6A İşareti: Sinapsın RNA Düzeyindeki Yeni Düzenleyicisi Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Bulgular, meme dokusunda kanser gelişimini yöneten moleküler ağın sanılandan daha karmaşık olduğunu ve tümör baskılayıcı mekanizmaların çok katmanlı biçimde işlediğini gösteriyor.</p>
<p>Wnt/β-katenin yolu, hücre çoğalması, farklılaşma ve doku gelişiminde görev alan temel sinyal sistemlerinden biri olarak uzun süredir biliniyor. Ancak bu yolun aşırı etkinleşmesi, birçok kanserde olduğu gibi meme dokusunda da kontrolsüz büyümeyi teşvik edebiliyor. Onkolojide bu sinyal hattının bozulması, sıklıkla daha agresif hastalık davranışı, kötü prognoz ve bazı tedavilere direnç ile ilişkilendiriliyor. Bu nedenle yolun nasıl denetlendiğini anlamak, yalnızca temel biyoloji açısından değil, uzun vadede yeni tedavi stratejilerinin tasarımı açısından da önem taşıyor.</p>
<p>Yeni çalışmanın dikkat çekici yanı, Runx1 ve Runx2’nin bu sürecin pasif gözlemcileri değil, aktif baskılayıcıları olarak konumlandırılması. Runt-related transcription factor ailesine ait bu iki protein, genlerin ne zaman ve nasıl çalışacağını belirleyen düzenleyiciler arasında yer alıyor. Runx1 daha çok kan oluşumu ve lösemi araştırmalarıyla tanınırken, Runx2 ise kemik gelişimi ve osteogenezdeki merkezi işleviyle biliniyor. Buna karşın her iki faktörün de kanser biyolojisinde, özellikle meme dokusunda, önemli etkileri olabileceğine dair kanıtlar son yıllarda artmış durumda. Bu çalışma ise onların ortak hareket ederek Wnt/β-katenin kaynaklı tümörleşmeyi frenlediğini ayrıntılandırması bakımından öne çıkıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, Runx1 ve Runx2 arasındaki etkileşimin meme tümörleri üzerindeki etkisini incelerken, bu iki faktörün birlikte varlığının tümör baskılayıcı etkinin güçlenmesiyle ilişkili olduğunu değerlendirdi. Çalışmanın ana mesajı, tek bir molekülün değil, birden fazla transkripsiyon faktörünün oluşturduğu işbirlikçi ağların kanser gelişimini sınırlamada belirleyici olabileceği yönünde. Bu, özellikle Wnt/β-katenin gibi çok sayıda hücresel süreci etkileyen bir yol söz konusu olduğunda, biyolojik kontrolün neden çoğu zaman fazlalık içeren ve birbirini tamamlayan mekanizmalarla sağlandığını hatırlatıyor.</p>
<p>Wnt/β-katenin sinyal yolunun normal dokuda dengeli biçimde çalışması, hücrelerin doğru zamanda bölünmesi ve olgunlaşması için gereklidir. Ancak yolak sürekli açık kaldığında, hücreler büyüme sinyallerine aşırı duyarlı hale gelebilir. Meme kanserinde bu durum, tümörün başlangıcından ilerlemesine kadar pek çok aşamayı etkileyebilir. Yeni bulgular, Runx1 ve Runx2’nin bu sapmayı sınırlamada nasıl bir rol oynadığını anlamanın, gelecekte hedefe yönelik yaklaşımlar için yeni kavramsal çerçeveler oluşturabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın bilimsel önemi, yalnızca belirli bir tümör baskılayıcı mekanizmayı ortaya koymasında değil, aynı zamanda transkripsiyon faktörleri arasındaki işbirliğinin kanser araştırmalarında yeterince takdir edilmeyen bir alan olduğunu göstermesinde yatıyor. Moleküler onkoloji sıklıkla tek bir gen ya da tek bir yolak üzerinden açıklamalar üretse de, hücre içi kararlar çoğu zaman çoklu kontrol noktalarının kesişiminde belirleniyor. Runx1 ve Runx2 örneği de, gelişim biyolojisinden bilinen proteinlerin kanser bağlamında <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-ulseratif-kolit-genetik-baglanti/" title="Parkinson ve Ülseratif Kolit Arasında Beklenmedik Genetik Köprüler Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">beklenmedik</a> biçimde aynı hedefe yönelerek tümör oluşumunu sınırlayabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Yine de uzmanlar açısından bu tür bulguların, doğrudan tedaviye çevrilmeden önce dikkatli biçimde doğrulanması gerekiyor. Meme kanseri tek tip bir hastalık değil; farklı moleküler alt grupları, değişken davranış biçimleri ve tedavi yanıtları olan heterojen bir yapı sergiliyor. Bu nedenle Runx1 ve Runx2 arasındaki etkileşimin hangi hasta alt gruplarında daha belirgin olduğu, hangi hücresel koşullarda güçlendiği ve Wnt/β-katenin yolunun hangi noktalarında etkili olduğu gibi sorular, sonraki çalışmalar için önemini koruyor. Buna rağmen mevcut sonuçlar, kanser biyolojisinde baskılayıcı gen ağlarının yeniden haritalanmasına katkı sağlayacak nitelikte.</p>
<p>Öte yandan çalışma, transkripsiyon faktörlerinin yalnızca gelişim süreçlerinde değil, hastalık oluşumunda da merkezî düzenleyiciler olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor. Runx ailesi üyelerinin farklı doku bağlamlarında farklı roller üstlenebilmesi, bu proteinleri hem ilgi çekici hem de terapötik açıdan zor hedefler haline getiriyor. Bir tarafta normal hücresel işlevler için gerekli olan bu faktörler, diğer tarafta kanser oluşumunu baskılayan ağların parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu denge, gelecekte geliştirilecek tedavilerin seçicilik sorununu da gündeme taşıyor.</p>
<p>Bilim insanları için asıl soru artık, Runx1 ve Runx2’nin birlikte nasıl çalıştığı ve bu işbirliğinin Wnt/β-katenin sinyalini tam olarak hangi düzeyde sınırladığı. Cevaplar netleştikçe, meme kanserinde biyolojik riskin daha iyi tanımlanması ve yeni müdahale noktalarının belirlenmesi mümkün olabilir. Şimdilik bu çalışma, meme tümörleşmesinin arkasındaki düzenleyici ağların sanıldığından daha koordineli ve daha karmaşık olduğunu gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The cooperative tumor suppressor roles of Runx1 and Runx2 in inhibiting Wnt/β-catenin-driven mammary tumorigenesis.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Runx1 and Runx2 act in concert to suppress Wnt/β-catenin-driven mammary tumourigenesis.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Riggio, A.I., Sweeney, K., Shaw, R. et al. Runx1 and Runx2 act in concert to suppress Wnt/β-catenin-driven mammary tumourigenesis. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03439-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> 07 May 2026</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/depresyon-sonrasi-bilissel-islev-nuks-riski/" data-wpan-internal-link="1">Depresyon Sonrası Zihin Performansı ve Nüks Riski Arasında Beklenmedik Bağlantı</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/runx1-runx2-meme-tumoru-baskilama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
