<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ruh sağlığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/ruh-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 19:28:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>ruh sağlığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Japonya’da hikikomori riskiyle bağlantılı oyun tercihi: Strateji, kooperatif ve güçlü anlatı yönelimleri</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hikikomori-riski-oyun-tercihleri-kooperatif-strateji/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hikikomori-riski-oyun-tercihleri-kooperatif-strateji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 19:28:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye odaklı oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hikikomori]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[oyun tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal izolasyon]]></category>
		<category><![CDATA[strateji oyunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hikikomori-riski-oyun-tercihleri-kooperatif-strateji/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir araştırma, Japonya’da hikikomori riski ile kooperatif, strateji ve güçlü anlatı odaklı oyun tercihleri arasında istatistiksel bir bağ olabileceğini raporladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Japonya’daki bazı oyuncular arasında aşırı sosyal geri çekilme olarak tanımlanan hikikomoriyle ilişkilendirilen yeni bir desen raporlandı. Yeni araştırma, oyuncuların oyun tercihleri ile sosyal izolasyon eğilimleri arasında istatistiksel bir bağ olabileceğini öne sürüyor: Kooperatif odaklı, strateji gerektiren ve hikâye <a href="https://oncology.com.tr/sacf-gila-in-vitro-gen-duzenleme-guvenlik-testi/" title="Gen düzenleme güvenliğini testte yeni yaklaşım: SACF ve GILA çok merkezli karşılaştırma" data-wpan-internal-link="1">merkezli</a> oyunları özellikle tercih edenlerin hikikomori riskinin daha yüksek olduğu görüldü.</p>
<p><strong>Çalışmanın odağında “oyun tarzı” ile sosyal geri çekilme arasındaki olası bağ</strong></p>
<p>Çalışma, hikikomoriye dair daha önce yapılmış araştırmaları tamamlayacak şekilde, dijital oyunlarla kurulan ilişkinin yalnızca oyun süresi veya oyun bağımlılığı gibi ölçütlerle değil, aynı zamanda oyunların tasarım özellikleriyle de ilişkilendirilebileceğini inceliyor. Bulgular, belirli oyun türlerine yönelmenin sosyal davranış üzerinde nasıl bir etkisi olabileceğine dair yeni bir araştırma alanı açıyor. Ancak araştırmanın tasarımına dair bilgiler burada ayrıntılandırılmadığından, sonuçların “sebep-sonuç” anlamına gelmediği vurgusu önem taşıyor.</p>
<p><strong>Kooperatif, strateji ve anlatı ağırlıklı tercihler daha yüksek riskle birlikte anıldı</strong></p>
<p>Araştırmacılar, Japon oyuncuların oyun tercihlerini değerlendirirken özellikle kooperatif, stratejik kararlar gerektiren ve güçlü hikâye anlatımı bulunan oyunlara yönelimi ön plana aldı. Bu tercihler, hikikomoriyle ilişkili risk düzeyiyle daha yüksek bir korelasyon sergiledi. Başka bir ifadeyle, katılımcıların bu tür oyunları daha çok benimsemesi ile aşırı sosyal geri çekilme olasılığı arasında aynı yönde bir ilişki gözlendi.</p>
<p><strong>Oyun tabanlı <a href="https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/" title="HIE sonrası ‘görünmeyen’ ruhsal yük: İçselleştiren bozukluklar yeni bir odak noktası oldu" data-wpan-internal-link="1">ruh sağlığı</a> yaklaşımları için çıkarımlar; ancak etkileşim mekanizması net değil</strong></p>
<p>Çalışma, hikikomori gibi karmaşık bir sosyal olguyu anlamaya yönelik olarak oyun temelli ruh sağlığı müdahaleleri açısından potansiyel ipuçları sağlıyor. Buradaki temel fikir, bazı oyuncuların oyunları sosyal etkileşim kurmak için değil, sosyal talepten kaçınmanın daha az riskli bir alternatifi olarak da kullanabileceği ihtimaline dikkat çekmek. Buna karşılık, kooperatif odaklı oyunların teorik olarak sosyal bağ kurmayı artırabilmesi de mümkün; bu nedenle araştırmanın bulduğu ilişki, oyunların doğrudan izolasyon “yarattığı” anlamına gelmiyor. Daha gerçekçi yorum, oyunun kime, hangi bağlamda ve hangi psikolojik ihtiyaçla birlikte hitap ettiğinin belirleyici olabileceği yönünde.</p>
<p><strong>Finansman ve çıkar çatışması: Bağımsızlık vurgusu</strong></p>
<p>Araştırma, Kongmeng Liew’e verilen Google Research Scholar ödülü kapsamında desteklendi. No grant number was assigned ifadesiyle belirtildiği üzere projeye özel bir hibe numarası tanımlanmadı. Çalışmayı finanse eden kuruluşların çalışma tasarımı, veri toplama ve analiz, yayımlama kararı veya makalenin hazırlanmasında rol almadığı da bildirildi. Ayrıca yazarların herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığı, Competing Interests kapsamında “no” olarak beyan edildi.</p>
<p><strong>PLOS Mental Health’te yayımlanan çalışma, daha geniş taramaların gereğine <a href="https://oncology.com.tr/anne-hiperglisemisi-camkii-d-oglc-nacylation-mtdna/" title="Anne adayındaki hiperglisemi, yavrunun kalbinde mtDNA sinyalini tetikleyen yeni bir biyolojik yolağa işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a></strong></p>
<p>Makale PLOS Mental Health dergisinde 29 Temmuz 2026 tarihinde yayımlandı (DOI: 10.1371/journal.pmen.0000517). Araştırma, oyun tercihlerini sosyal izolasyonla ilişkilendiren bulguların, özellikle hikikomori gibi uç spektrumlu durumlarda hangi alt gruplar için ne anlama gelebileceğini irdelemek gerektiğini gösteriyor. Bundan sonraki çalışmaların, oyun tarzı ile sosyal geri çekilme arasındaki ilişkinin yönünü, aracı mekanizmaları ve bireysel farklılıkları daha net ortaya koyması bekleniyor.</p>
<p>Genel olarak değerlendirildiğinde, bu çalışma hikâye odaklı, strateji ağırlıklı ve kooperatif temelli oyunlara yönelimin Japon oyuncuların bir kısmında hikikomoriyle ilişkili riskle birlikte görülebildiğini raporlayarak, dijital oyunlar ile sosyal davranış arasındaki etkileşimi daha ayrıntılı incelemeye çağırıyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="tjsAHsjZ7Z"><p><a href="https://scienmag.com/preferences-for-cooperative-strategic-and-story-driven-video-games-are-associated-with-a-higher-risk-of-hikikomori/">Preferences for cooperative, strategic, and story-driven video games are associated with a higher risk of hikikomori</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Preferences for cooperative, strategic, and story-driven video games are associated with a higher risk of hikikomori” — Science" src="https://scienmag.com/preferences-for-cooperative-strategic-and-story-driven-video-games-are-associated-with-a-higher-risk-of-hikikomori/embed/#?secret=bQg4ASKZvr#?secret=tjsAHsjZ7Z" data-secret="tjsAHsjZ7Z" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Article Title:</strong> Extreme social isolation risk is associated with story-driven, strategic and cooperative-first gameplay preferences</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hikikomori-riski-oyun-tercihleri-kooperatif-strateji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HIE sonrası ‘görünmeyen’ ruhsal yük: İçselleştiren bozukluklar yeni bir odak noktası oldu</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 14:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete ve depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk anksiyetesi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimsel zamanlama]]></category>
		<category><![CDATA[HIE]]></category>
		<category><![CDATA[hipoksik-iskemik ensefalopati]]></category>
		<category><![CDATA[içselleştiren bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Perinatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/</guid>

					<description><![CDATA[HIE yaşayan bebekler hayatta kalsa da, çocuklukta içe dönük anksiyete ve depresyon belirtileri sessizce ortaya çıkabilir. Yeni tarama bu farkındalığı artırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oksijenden yoksun kalmaya bağlı gelişen doğum zamanı beyin hasarı olarak bilinen hipoksik-iskemik ensefalopati (HIE) yaşayan bebeklerin bir kısmı hayatta kalabilse de, uzun vadede ortaya çıkabilen etkiler her zaman hemen fark edilmiyor. Yeni bir kapsamlı tarama <a href="https://oncology.com.tr/kolombiya-yasa-uygun-sehirler-yascilik/" title="Kolombiya’da yaşanabilirlik algılarıyla geç yaşamda yaşçılık deneyimleri arasında bağ: yeni profilleme çalışması" data-wpan-internal-link="1">çalışması</a>, <a href="https://oncology.com.tr/chest-critical-care-journal-impact-factor-2-7/" title="CHEST Critical Care, ilk Journal Impact Factor’ını 2,7 ile aldı" data-wpan-internal-link="1">Journal</a> of Perinatology’de 2026 yılında yayımlanan değerlendirmede, dikkatleri ilk dönemdeki tıbbi sonuçlardan çocuklukta daha sinsi biçimde gelişebilen ruhsal belirtilere kaydırıyor. Çalışma, özellikle ‘içselleştiren’ sorunların, yani çoğu zaman dışa yansıma olmadan kişinin içine dönük yaşadığı kaygı ve çökkünlük belirtilerinin, HIE yaşamış çocuklarda gözden kaçabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>İlk tıbbi tabloyu geride bırakan belirtiler: “sessiz” iç dünyadaki değişimler</strong><br />HIE sonrası ruh sağlığına ilişkin araştırmalar, çoğu zaman hayatta kalma oranları ve erken nörolojik gidiş gibi daha görünür uç noktalara odaklanıyor. Buna karşın tarama çalışması, zaman içinde şekillenebilen ve her zaman dramatik belirtilerle ortaya çıkmayan içselleştiren bozuklukların önemine dikkat çekiyor. Bu tür bozukluklar genellikle anksiyete ve depresif belirtilerle ilişkilendiriliyor ve çoğu zaman davranışsal taşkınlık gibi dışa vurucu örüntüler yerine, iç sıkıntı biçiminde yaşanıyor.</p>
<p><strong>Yaralanma şiddeti ve beyin ağlarındaki erken bozulma nasıl rol oynayabilir?</strong><br />Çalışmada, HIE yaşamış çocuklarda içselleştiren belirtilerin ortaya çıkmasında birden fazla biyolojik ve gelişimsel etkenin etkili olabileceği düşünülüyor. Yaralanmanın ciddiyetiyle bağlantılı nörobiyolojik değişimler, erken dönemde beyin ağlarının işleyişinde meydana gelebilecek aksaklıklar ve psikolojik gelişimin zamanlaması bu olası mekanizmalar arasında anılıyor. Tarama yaklaşımı, doğrudan tek bir mekanizmayı kanıtlamaktan ziyade, alandaki mevcut bulguları bir araya getirerek hangi yönlerin daha fazla araştırmayı hak ettiğini haritalamayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Gelişimsel zamanlama: Belirtiler neden farklı yaşlarda ortaya çıkabilir?</strong><br />İçselleştiren sorunların HIE’den sonra ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağı, çocuğun büyüme süreciyle yakından bağlantılı olabilir. Çocukluk ve ergenlik boyunca sosyal çevre, okul performansı, aile dinamikleri ve bilişsel beklentiler değiştikçe, bazı hassasiyetlerin klinik olarak görünür hale gelmesi mümkün. Tarama, psikolojik bozuklukların gelişimsel zamanlama boyutunun HIE bağlamında yeterince netleştirilmediğine işaret ederek, değerlendirmelerin tek bir zaman noktasına sıkıştırılmaması gerektiğini ima ediyor.</p>
<p><strong>Alanda araştırma boşlukları: Sessiz belirtiler nasıl ölçülüyor?</strong><br />Kapsamlı tarama çalışması, HIE sonrası çocuklarda içselleştiren belirtilere bakarken kullanılan ölçüm yaklaşımlarına ve izlem pencerelerine dair belirsizliklerin sürdüğünü ortaya koyuyor. İçselleştiren bozuklukların dışa vurumu sınırlı olabildiğinden, standart takip programlarında psikolojik taramaların yeterince kapsamlı olmaması durumunda belirtilerin fark edilmesi gecikebilir. Bu da yalnızca klinik yönetimi değil, erken müdahale olasılıklarını da etkileyen bir sorun olarak öne çıkıyor. Çalışmanın yaklaşımı, mevcut literatürde hangi yaş aralıklarının daha sık çalışıldığı, hangi değerlendirme araçlarının kullanıldığı ve hangi alt grupların daha az temsil edildiği gibi noktalara ışık tutmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>Perinatoloji odağının genişlemesi: Acil sonuçlardan uzun vadeli iyilik haline</strong><br />Journal of Perinatology’de yayımlanan tarama, perinatoloji araştırmalarının gelecekte ruh sağlığı başlıklarını daha sistemli biçimde ele alması gerektiğini destekleyen bir tartışma zemini sağlıyor. HIE’nin etkileri tek bir klinik ölçütle sınırlı olmayabilir; erken nörolojik değişimler, çocuğun ilerleyen dönemlerindeki duygu <a href="https://oncology.com.tr/sacf-gila-in-vitro-gen-duzenleme-guvenlik-testi/" title="Gen düzenleme güvenliğini testte yeni yaklaşım: SACF ve GILA çok merkezli karşılaştırma" data-wpan-internal-link="1">düzenleme</a> ve stres yanıt süreçlerini etkileyebilecek biyolojik altyapı oluşturabilir. Bu nedenle, tıbbi izlem ile psikososyal değerlendirmelerin birlikte düşünülmesi, sorunun kapsamını daha gerçekçi biçimde görünür kılabilir.</p>
<p>Çalışmanın kendisi bir tarama olduğu için, içselleştiren bozuklukların HIE ile doğrudan nasıl bir nedensellik ilişkisi kurduğu, hangi gruplarda riskin daha yüksek olduğu veya hangi müdahalelerin en etkili olduğu gibi sorular şu aşamada kesin biçimde yanıtlanmış değil. Ancak çalışma, “sessiz” kalan psikolojik zorlukların araştırma gündeminde daha görünür hale gelmesi gerektiğini netleştiriyor. HIE sonrası izlemde, yalnızca başlangıçtaki tıbbi gidişi değil, çocuk büyüdükçe ortaya çıkabilecek anksiyete ve depresif belirtileri de yakından izleme ihtiyacına dikkat çekiyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/scoping-review-highlights-silent-struggles-from-internalizing-disorders-after-hie/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Internalizing disorders in survivors of neonatal hypoxic ischemic encephalopathy (HIE)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Silent struggles of internalizing disorders in survivors of neonatal hypoxic ischemic encephalopathy: a scoping review</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Yabalar, N., Isik, I., Aycan, N. et al. (2026) Journal of Perinatology. https://doi.org/10.1038/s41372-026-02834-3</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41372-026-02834-3</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Hiperoksik-iskemik ensefalopati (HIE) geçiren yenidoğanlar—doğum sırasında oksijensizliğin neden olduğu bir beyin hasarı türü—hayatta kalabilir, ancak sonrasındaki süreç uzun ve sessiz olabilir. Journal of Perinatology (2026) içinde yayımlanan yeni bir viral-bilim haber kapsam değerlendirme incelemesi, anlık sonuçlardan uzaklaşıp daha az görünür psikolojik alana yöneliyor: ortaya çıkabilen içselleştirme bozuklukları&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıkta yaşam doyumu: Para istikrarı, sağlık durumu ve inanç nasıl iç içe geçiyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 06:21:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[dini inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık ve iyi oluş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam doyumu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/</guid>

					<description><![CDATA[İran’da yaşlıların yaşam doyumu; para istikrarı, sağlık durumu ve dini inanç etkileşimiyle şekilleniyor. Yeni araştırma ekonomik güvenliğin rolünü inceliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran’ın büyük şehirlerinde yaşayan yaşlı bireylerin yaşam doyumu, yalnızca sağlık koşullarına ya da maddi imkânlara bağlı değil. Yeni bir çalışma, BMC Geriatrics’te yayımlanan bulgularıyla, yaşlılıkta “hayatın anlamlı ve tatmin edici olduğu” hissini belirlemede ekonomik güvenliğin, sağlık durumunun ve dini inancın birlikte nasıl rol oynayabildiğini ortaya koyuyor. Araştırma ekibi, ilerleyen yaşlarda mutluluğu etkileyen etkenleri tek tek sıralamak yerine, bu etkenlerin bir arada değerlendirildiğinde nasıl farklılaşabildiğini incelemeyi hedefledi.</p>
<p>Çalışmanın odağında yer alan ekonomik güvenlik, yalnızca elde edilen gelire indirgenmiyor. Araştırmacılar, ekonomik güvenliği “belirsizliğin azalması” ve günlük karar alma süreçlerinde öngörülebilirliğin artması olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, yaşlanmanın finansal kırılganlığı artırabildiği durumlarda özellikle anlamlı kabul ediliyor. Örneğin, düzenli bir gelire sahip olmak kadar, geleceğe dair kaygıyı azaltan istikrar algısı da kişinin yaşamını nasıl değerlendirdiğini etkileyebilir. Analiz, ekonomik güvenlik düzeylerine göre yaşam doyumunun nasıl değiştiğini incelerken, diğer olası etkileri de istatistiksel olarak hesaba katıyor.</p>
<p>Sağlık boyutu ise çalışmada yaşam doyumuna etki eden temel alanlardan biri olarak ele alınmış durumda. Yaşlılarda sağlık sorunlarının hem fiziksel işlevsellik hem de günlük yaşamın akışı üzerinde doğrudan etkileri olabilir. Ancak araştırmanın vurgusu, sağlıkla ilgili değişkenlerin tek başına değil, ekonomik güvenlik ve kişisel inanç çerçevesiyle birlikte değerlendirildiğinde daha görünür hale geldiği yönünde. Bu yaklaşım, yaşlıların yaşadığı zorlukların “tek bir kaynaktan” değil, çoğu zaman eş zamanlı birden fazla faktörden beslendiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çeken taraflarından biri de dini inanç unsurunun devreye girişi. Çalışma, dini inancın yaşamın anlamlı algılanmasıyla <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-noropsikiyatrik-advers-olaylar-vigibase/" title="WHO VigiBase verileri: GLP-1 tedavileriyle ilişkili nöropsikiyatrik şikâyet sinyali raporlandı" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> olabileceğini ileri sürüyor; ancak bu ilişkinin, bilimsel olarak nedenselliği kesin biçimde kanıtlayan bir çerçeve değil, daha çok ilişkisel bir kanıt sunduğunun altı çizilerek değerlendirilmesi gerekiyor. Yine de araştırmacıların yaklaşımı, inancın bazı kişilerde baş etme süreçlerini ve psikolojik dayanıklılığı destekleyen bir mekanizma olarak çalışabileceği düşüncesiyle uyumlu bir çizgi izliyor.</p>
<p>Urban (kent) ortamının seçilmiş olması da sonuçların yorumlanmasında önemli. Kent yaşamında yaşlı bireyler, sosyal hizmetlere erişim, yaşam maliyetleri, aile yapısındaki değişimler ve sağlık sistemine ulaşım gibi alanlarda farklı deneyimler yaşayabiliyor. Ekonomik güvenlik algısı bu bağlamda şekillenirken, sağlık sorunlarının yarattığı etkiler de sosyal çevreyle birlikte büyüyebilir veya sınırlandırılabilir. Araştırma, özellikle şehirlerde yaşayan yaşlıların deneyimlerinde bu faktörlerin etkileşiminin anlam kazanabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın sonuçları, politikaların ve sosyal destek tasarımlarının yalnızca sağlık hizmetlerine odaklanmakla sınırlı kalmaması gerektiğini düşündürüyor. Ekonomik belirsizliğin azaltılması, yaşlı bireylerin günlük planlarını yapabilmesine ve gelecek kaygısını yönetebilmesine <a href="https://oncology.com.tr/bagirsak-mikrobiyomu-fit-testi-kolorektal-lezyon/" title="Bağırsak mikrobiyomu, FIT testinde kolorektal lezyonları yakalamaya yardımcı olabilir" data-wpan-internal-link="1">yardımcı</a> olabileceği için yaşam doyumunu dolaylı yollardan da etkileyebilir. Bununla birlikte, dini inanç gibi kişisel ve kültürel alanların da yaşamın anlam algısında rol oynayabildiği göz önüne alındığında, yaşlılara <a href="https://oncology.com.tr/samimi-partner-siddeti-va-politika-onerileri/" title="VA’ya yönelik veteranlarda aile içi şiddet için kanıta dayalı yeni politika önerileri masada" data-wpan-internal-link="1">yönelik</a> destek yaklaşımlarının daha bütüncül bir perspektifle ele alınmasının gerekliliği ortaya çıkıyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, İran’ın kentsel bölgelerinde yaşayan yaşlı bireylerde yaşam doyumunun tek bir değişkenle açıklanamayacağını; ekonomik güvenlik, sağlık durumu ve dini inanç gibi unsurların birlikte değerlendirildiğinde daha anlaşılır hale geldiğini gösteriyor. Bulgular, yaşlılık dönemindeki iyi oluşu anlamak için hem maddi hem de psikososyal boyutların aynı araştırma çerçevesinde ele alınmasının önemini vurguluyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="MwRtAMqpyu"><p><a href="https://scienmag.com/economic-security-health-and-religion-shape-life-satisfaction-among-older-urban-iranians/">Economic Security, Health, and Religion Shape Life Satisfaction Among Older Urban Iranians</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Economic Security, Health, and Religion Shape Life Satisfaction Among Older Urban Iranians” — Science" src="https://scienmag.com/economic-security-health-and-religion-shape-life-satisfaction-among-older-urban-iranians/embed/#?secret=Q1AzTHdmd3#?secret=MwRtAMqpyu" data-secret="MwRtAMqpyu" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Life satisfaction in later life among urban Iranian older adults</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Life satisfaction in later life: the role of economic security, health, and religious belief among urban Iranian older adults.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Alipour, F., Paykani, T., Rafiey, H. et al. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-08062-w</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oral semaglutid, alkol kullanım bozukluğunda ağır içme günlerini azaltma potansiyeliyle gündemde</title>
		<link>https://oncology.com.tr/oral-semaglutid-aud-agir-icme-gunleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/oral-semaglutid-aud-agir-icme-gunleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 05:03:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağızdan ilaç tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[alkol isteği]]></category>
		<category><![CDATA[alkol kullanım bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[oral semaglutid]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/oral-semaglutid-aud-agir-icme-gunleri/</guid>

					<description><![CDATA[University of Colorado Anschutz’tan deneme, alkol kullanım bozukluğu olan bazı kişilerde oral semaglutidin ağır içme günlerini azaltabileceğine dair erken bulgular sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>University of Colorado Anschutz’taki araştırmacıların yürüttüğü yeni bir <a href="https://oncology.com.tr/libby-faz-2-thc-cbd-kombinasyonu-demansta-ajitasyon/" title="LiBBY faz 2 sonuçları: THC ve CBD kombinasyonu, yaşam sonu dönemi demansta ajitasyonu hızla azaltabilir" data-wpan-internal-link="1">klinik çalışma</a>, oral semaglütid adı verilen ve daha önce ağırlık yönetimi ile tip 2 diyabet tedavisinde bilinen bir ilacın, Alkol Kullanım Bozukluğu (AUD) olan yetişkinlerde “ağır içme” günlerini azaltmaya yardımcı olabileceğini düşündürüyor. Çalışma, Amerikan Psikiyatri Dergisi’nde yayımlanırken, tedavinin en azından bazı kişilerde alkolle ilişkili davranışları etkileyebileceğine dair erken bir işaret sunuyor.</p>
<p>Bu araştırmanın dikkat çekici taraflarından biri, semaglütidin enjeksiyon formu yerine ağızdan alınan bir formülasyonunun test edilmesi. Alkol kullanım bozukluğu gibi kronik ve davranış örüntüleriyle iç içe geçmiş durumlarda, ilaçların etkili olabilmesi için hastaların tedaviye devam edebilmesi ve ilacı tercih etmesi kritik önem taşıyor. Araştırmacılar, daha önce AUD popülasyonlarında denenmiş enjeksiyon yaklaşımları yerine, oral bir seçeneğin katılım ve devamlılığı artırıp artırmayacağını dolaylı biçimde değerlendirmeyi hedefledi.</p>
<p>Semaglütid, <a href="https://oncology.com.tr/bagirsak-mikrobiyomu-fit-testi-kolorektal-lezyon/" title="Bağırsak mikrobiyomu, FIT testinde kolorektal lezyonları yakalamaya yardımcı olabilir" data-wpan-internal-link="1">bağırsak</a> ve beyinle bağlantılı sinyal yollarından biri olan GLP-1 (glukagon benzeri peptit-1) yolak üzerinden etki gösteriyor. GLP-1 yolunun iştah düzenleme, ödül sisteminin çalışması ve metabolik sinyalleşme gibi süreçler üzerinde etkili olduğu biliniyor. Çalışmanın temel varsayımı, bu biyolojik etkilerin alkol “arayışı” ya da alkol isteğiyle ilişkili ödül/tercih mekanizmalarını da etkileyebileceği yönündeydi. Özellikle bazı kişilerde alkolün pekiştirici etkileri; stres, alışkanlık ve nörobiyolojik duyarlılık gibi etkenlerle birlikte ağır içme dönemlerini tetikleyebiliyor.</p>
<p>Yeni denemede araştırmacılar, AUD tanısı bulunan yetişkinlerde oral semaglütidin ağır içme günlerine yansıyıp yansımadığını incelemeye odaklandı. “Ağır içme” kavramı klinik değerlendirmelerde genellikle içilen miktarın yüksek olduğu günleri işaret eder; bu nedenle sonuçların yalnızca toplam içim miktarıyla değil, daha uç uçtaki davranış paternleriyle ilişkili olup olmadığı açısından da anlamlı olması bekleniyor. Semaglütidin burada olası etkisinin, alkol isteğini ve alkol aramaya yönelik dürtüleri etkileyen süreçlerden geçebileceği düşünülüyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın erken aşamada olup olmadığı ve sonuçların hangi düzeyde genellenebilir olduğu, bu tür çalışmaların yorumunda belirleyici. Klinik denemelerde katılımcı seçimi, tedavinin uygulanma biçimi, takip süresinin uzunluğu ve sonuç ölçütlerinin <a href="https://oncology.com.tr/gastrointestinal-kanserlerde-adc-tasarimi/" title="Gastrointestinal kanserlerde ADC tasarımı hız kazanıyor: Yeni nesil “hedefe isabet” sorusu gündemde" data-wpan-internal-link="1">tasarımı</a>; “işe yarıyor” yorumunu yapmadan önce dikkatle değerlendirilmesi gereken ayrıntılar arasında yer alıyor. Bu nedenle mevcut çalışma, mevcut bakımın yerine geçecek kesin bir tedavi önerisi değil; AUD’da ilaç keşfini hangi biyolojik kapıların üzerinden genişletebileceğine dair araştırma yönünü destekleyen bir bulgu olarak okunuyor.</p>
<p>Uzmanlar için bir diğer önemli nokta da ilaçların psikiyatri alanında uygulanabilirliğidir. Oral tedaviler bazı hastalar için enjeksiyonlara kıyasla daha erişilebilir veya daha sürdürülebilir olabilir. Araştırmacıların oral formülasyon üzerine odaklanması, alkol kullanım bozukluğunda farmakolojik stratejilerin “teorik etkinlik” kadar “pratik devamlılık” ile de değerlendirileceği yaklaşımı yansıtıyor. Eğer ağır içme günlerinde azalma gözlenmesi tutarlı biçimde doğrulanırsa, gelecekteki çalışmalar oral semaglütidin AUD’de hangi hasta gruplarında daha belirgin fayda sağlayabileceğini araştırabilir.</p>
<p>GLP-1 yolunun ödül ve dürtü mekanizmalarıyla olası bağları, bu çalışmayı nörobiyoloji-merkezli bir çerçeveye taşıyor. Bununla birlikte, alkol kullanım bozukluğunda biyolojik etkilerin davranışa nasıl dönüştüğü henüz tam olarak aydınlatılmış değil. Bu nedenle denemenin sonuçları, daha geniş örneklemler ve farklı tasarımlarla tekrarlanmadıkça klinik kararları tek başına yönlendirmemeli.</p>
<p>Özetle, Colorado Anschutz’taki araştırmacıların yeni denemesi, oral semaglütidin AUD bağlamında ağır içme günlerini azaltma potansiyeli olabileceğini ileri sürüyor ve özellikle oral formun tercih edilebilirliği üzerinden tedavinin uygulanabilirliğine dikkat çekiyor. Daha fazla veri, bu sinyallerin ne ölçüde sağlam olduğunu ve alkol isteğiyle ilişkili süreçleri hangi mekanizmalar üzerinden etkileyebileceğini netleştirecek.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/oral-semaglutide-trial-suggests-fewer-heavy-drinking-days-in-alcohol-use/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Alcohol Use Disorder (AUD); oral semaglutide</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Not provided</p>
<p><strong>References:</strong><br />American Journal of Psychiatry (article via DOI above)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Alkol Kullanım Bozukluğu, semaglutid, GLP-1, aşırı alkol tüketimi, randomize klinik çalışma, bağımlılık tıbbı, istekler, oral ilaç</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/oral-semaglutid-aud-agir-icme-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fibromiyaljinin genetik kökleri: Ruh sağlığı ve tıbbi özelliklerle ortak risk izleri Nature Communications’ta</title>
		<link>https://oncology.com.tr/fibromiyalji-genetik-yatkinkligi-depresyon-anksiyete/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/fibromiyalji-genetik-yatkinkligi-depresyon-anksiyete/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 13:05:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[fibromiyalji]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[genetik varyantlar]]></category>
		<category><![CDATA[kronik ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh sağlığı ve ağrı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/fibromiyalji-genetik-yatkinkligi-depresyon-anksiyete/</guid>

					<description><![CDATA[Nature Communications’taki büyük genetik analiz, fibromiyaljiyle ilişkili varyasyonların depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı özellikleriyle ortak risk izleri gösterebileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fibromiyalji; yaygın ağrı, yorgunluk ve çoğu zaman depresyon ya da anksiyete gibi psikiyatrik belirtilerle birlikte görülen kronik bir durum olarak öne çıkıyor. Ancak bu tabloyu yalnızca “tek bir hastalık belirtisinin yan etkisi” gibi görmek, altta yatan biyolojiyi açıklamakta yetersiz kalabiliyor. Nature Communications’ta yayımlanan büyük bir genetik çalışma, fibromiyaljinin riskini etkileyen genetik varyasyonların, ruh sağlığı ve çeşitli klinik özelliklerle daha geniş ölçekte nasıl kesişebileceğine dair yeni ipuçları sunuyor.</p>
<p>Araştırmada ekip, büyük veri yaklaşımları kullanarak genoma genel düzeyde taranan veriler üzerinden fibromiyaljiyle ilişkili genetik işaretleri belirlemeye odaklandı. Çalışmanın kritik adımı, bulunan bu genetik sinyallerin yalnızca fibromiyaljiye özgü olup olmadığını test etmek yerine, başka hastalık ve fenotiplerle ortak bir biyolojik zemine işaret edip etmediğini araştırmaktı. Başka bir deyişle, fibromiyaljinin genetik yatkınlığının farklı psikiyatrik ve tıbbi özelliklerle “paylaşılan risk mimarisi” taşıyıp taşımadığı sorgulandı.</p>
<p>Çalışma, fibromiyalji için tanımlanan genetik yatkınlığın, depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik özelliklerle olan örtüşmesini inceleyen bir çerçeve benimsiyor. Bu yaklaşım, bilimsel olarak önemli bir soruyu <a href="https://oncology.com.tr/cudc-907-temozolomid-etkisi-direncli-glioblastom/" title="Yeni bir PI3K/HDAC ikili inhibitörü, dirençli glioblastomda temozolomidin etkisini artırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>: Fibromiyalji, klinikte sık görülen eşlik eden ruh sağlığı sorunlarıyla birlikte gözlenirken, bunun nedeni sadece belirtilerin birbirini tetiklemesi mi; yoksa daha kökten, aynı genetik mekanizmalara dayanan ortak bir risk altyapısı mı olabilir? Araştırmacılar, fibromiyaljiyi tamamen izole bir sendrom olarak ele almak yerine, zihinsel sağlık ve klinik fenotipler boyunca genetik “liability”nin ne kadar birlikte değiştiğini değerlendirdi.</p>
<p>Genetik korelasyonun bu tür çalışmalardaki önemi, aynı kalıtsal bileşenlerin farklı klinik tablolarla nasıl ilişkilenebileceğini görünür kılmasında yatıyor. Ekip, fibromiyaljiye yatkınlığı temsil edebilecek genetik sinyallerin, başka koşullarda da riskle birlikte hareket edip etmediğini analiz ederek “çapraz-trait genetik ilişkiler” fikrini veriyle sınadı. Bulguların, fibromiyaljinin genetik mimarisinin sadece tek bir yolakla açıklanamayabileceğini düşündüren bir çerçeve sunduğu aktarılıyor; yani ortak biyolojik süreçlerin rol oynama olasılığı güçleniyor.</p>
<p>Çalışmanın anlatısı, fibromiyaljinin etiyolojisini tek eksenli bir modelle sınırlamanın zor olduğunu vurguluyor. Araştırmacılar, genetik yatkınlık ile sendromun diğer klinik görünümleri arasındaki bağlantıların, zihinsel belirtiler ve bedensel özellikler arasındaki eş zamanlı görünümün arkasında daha karmaşık bir ortaklık olabileceğine dikkat çekiyor. Bu, genetik riskin “tek bir semptomun toplamı” değil, farklı fenotiplerde ortaklaşabilen bir biyolojik altyapı şeklinde ortaya çıkabileceği fikriyle uyumlu.</p>
<p>Elbette bu tür genetik çalışmalar, nedenselliği bire bir göstermez. Genetik yatkınlıkla gözlenen ilişkiler, mekanizmaları aydınlatmak için başlangıç noktası sağlar; ancak bu bulguların biyolojik yolaklara nasıl dönüştüğünü anlamak için ileri düzey fonksiyonel araştırmaların gerekli olması beklenir. Yine de sonuçların, fibromiyaljiyi değerlendirmede “eşlik eden psikiyatrik ve tıbbi özellikleri” daha bütüncül bir biyolojik perspektiften ele alma gereğini güçlendirmesi bekleniyor.</p>
<p>Özetle, Nature Communications’ta yayımlanan çalışma fibromiyaljiyi genetik düzeyde başka psikiyatrik ve klinik özelliklerle bağlayabilen işaretler olabileceğini göstererek, ortak risk biyolojisi ihtimalini gündeme taşıyor. Bu <a href="https://oncology.com.tr/ileri-glikasyon-son-urunleri-age-whi/" title="Low-fat yaklaşımın ötesi: WHI verileriyle AGE’lerin kanser riskine olası etkisi yeniden tartışılıyor" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımın</a>, gelecekte fibromiyaljinin alt tipleri, semptom çeşitliliğinin genetik temeli ve ilişkili durumlarla etkileşimlerin daha net anlaşılması açısından önemli bir veri altyapısı oluşturması hedefleniyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/genetic-links-between-fibromyalgia-and-psychiatric-and-medical-traits/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Fibromyalgia genetics and its relationships to psychiatric and medical traits</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The genetics of fibromyalgia and its relationships to psychiatric and medical traits</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Bright, U., Beck, S., Levey, D.F. et al. The genetics of fibromyalgia and its relationships to psychiatric and medical traits. Nat Commun 17, 6248 (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75256-6</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41467-026-75256-6</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/avrupada-nadir-kanserlerde-molekuler-eslestirme-erisimi-hizlandirmayi-hedefliyor/" data-wpan-internal-link="1">Avrupa’da nadir kanserlerde ‘moleküler eşleştirme’ erişimi hızlandırmayı hedefliyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/fibromiyalji-genetik-yatkinkligi-depresyon-anksiyete/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD’de madde kullanımını önlemede yeni çerçeve çağrısı: USF’den politika odaklı inceleme</title>
		<link>https://oncology.com.tr/abdde-madde-suistimalini-onleme-usf-politika-cercevesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/abdde-madde-suistimalini-onleme-usf-politika-cercevesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 14:23:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar arası iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[madde bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[madde kullanımını önleme]]></category>
		<category><![CDATA[madde suistimali]]></category>
		<category><![CDATA[Okul temelli önleme]]></category>
		<category><![CDATA[önleme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[önleyici sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[toplum koalisyonları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/abdde-madde-suistimalini-onleme-usf-politika-cercevesi/</guid>

					<description><![CDATA[USF’nin politika odaklı sistematik incelemesi, federal destekli yerel koalisyonların ulusal ölçekte kalıcılıkta zorlandığını vurguluyor. Daha ölçülebilir ve ölçeklenebilir önleme yöntemleri öneriliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de madde kullanımıyla ilişkili zararları azaltmaya yönelik önleyici çalışmaların, sahada işe yarayan yaklaşımları ulusal ölçekte sürdürülebilir etkiye dönüştürmekte zorlandığına dikkat çeken yeni bir analiz yayımlandı. University of South Florida (USF) araştırmacılarının derlediği ve <em>Prevention Science</em>’ta yayımlanan sistematik inceleme, ülkenin mevcut önleme altyapısının önemli ölçüde federal girişimlerce finanse edilen yerel “toplum koalisyonlarına” dayandığını ortaya koyuyor. Çalışma, koalisyon modelinin okullar, sağlık hizmetleri, sivil toplum kuruluşları ve kolluk birimlerini aynı hedef etrafında toplama niyeti taşısa da, ulusal düzeyde ölçülebilir ve kalıcı sonuç üretmede performans sorunları yaşadığını savunuyor.</p>
<p>Analizin odak noktası, ABD’de madde suistimalini önlemeye yönelik kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarının nasıl tasarlandığı ve pratikte nasıl uygulandığı. Söz konusu koalisyonlar, politika yapıcıların farklı sektörleri bir araya getirmek için tercih ettiği bir çerçeve olarak konumlanıyor. Ancak araştırmacılara göre uygulamada, yaklaşımların tutarlılığı yeterince sağlanamadığında ve programların işletilmesi ciddi kaynak gerektirdiğinde, etkilerin kısa vadede kalabildiği; uzun vadede ise sürdürülebilirliğin zorlaştığı görülüyor. Bu durum, koalisyonların kurulmasının tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda hedeflenen önleme hedeflerine giden yolda uygulama kalitesinin ve devamlılığın belirleyici hale geldiği anlamına geliyor.</p>
<p>Çalışmanın başyazarı Dane Minnick, sosyal hizmet ve <a href="https://oncology.com.tr/tasinabilir-kxrf-sistemi-kemik-kursun-olcumu/" title="Yeni taşınabilir KXRF sistemi, kemikteki kurşun birikimini sahada ölçmeye yaklaşım sunuyor" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> alanında uzman olarak koalisyon tabanlı stratejilerin yaygın kullanımına rağmen, ulusal ölçekte nüfus düzeyinde net ve kalıcı sonuçlar üretemediğini ifade ediyor. Minnick’in değerlendirmesi, mevcut önleme çerçevesinin, madde kullanımını çevreleyen bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hızına uyum sağlamakta zorlandığı fikrini merkeze alıyor. Analiz, bu uyum eksikliğinin yalnızca programların yapısına değil, aynı zamanda hangi müdahalelerin hangi koşullarda daha etkili olabildiğine dair kanıtın önleme altyapısına nasıl entegre edildiğine de işaret ediyor.</p>
<p>USF ekibi, sistematik incelemelerinde federal düzeydeki desteklerin koalisyonları beslediğini, fakat ülkedeki farklı topluluklara uygulanırken “standartlaştırma” ve “etkiyi izleme” süreçlerinin değişkenlik gösterebildiğini vurguluyor. Bu değişkenlik, benzer çerçevelerin farklı yerlerde farklı sonuçlara ulaşmasına yol açabilirken, aynı zamanda hangi bileşenlerin gerçekten işe yaradığına ilişkin öğrenme döngüsünü de yavaşlatabiliyor. Araştırmanın temel mesajı, madde suistimali önleme stratejilerinin yalnızca daha fazla yerel ortaklık kurmakla değil, eldeki kanıtla uyumlu müdahaleleri daha sistematik biçimde büyütmekle güçlenmesi gerektiği yönünde.</p>
<p>Analiz aynı zamanda geleceğe dönük bir yön değişikliğine işaret ediyor: Önleme çabalarında dijital sağlık müdahaleleri ve dijital platformların sağlık promosyonu için nasıl kullanılabileceği, erken risk taraması gibi gençleri <a href="https://oncology.com.tr/adiponektin-seramid-ekseni-kalori-kisitlamasi/" title="Diyet kısıtlaması kan şekerini hedefleyen yeni bir “adiponektin–seramid” hattını devreye sokuyor" data-wpan-internal-link="1">hedefleyen</a> yaklaşımların hangi koşullarda ölçeklenebileceği ve önleyici programların okullara entegrasyon biçimi gibi başlıkların daha fazla gündeme alınması gerektiği belirtiliyor. Çalışma, bu tür seçeneklerin tek başına “otomatik çözüm” olarak değil, kanıt temelli önleme stratejileriyle <a href="https://oncology.com.tr/cinde-yaslilar-yasam-doyumu-tuketim-demografi/" title="Çin’de yaşlıların yaşam doyumu: Tüketim davranışları ve demografik farklılıkların birlikte etkisi" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> değerlendirildiğinde daha tutarlı ve ölçülebilir çıktılara kapı aralayabileceğini ima ediyor.</p>
<p>Bilimsel literatürde önleyici müdahalelerin, hedef nüfusa zamanında ulaşması, uygulama kalitesinin standartlara bağlanması ve etkinliğin sonuç göstergeleriyle izlenmesi gibi unsurların kritik olduğu sıkça vurgulanır. USF’nin incelemesi, mevcut altyapıda bu unsurların ülke geneline yayılan ölçekte her zaman aynı düzeyde karşılanamadığını öne çıkarıyor. Bu nedenle çalışma, politika yapıcıların koalisyon temelli yaklaşımın değerini tamamen dışlamak yerine, onu daha güçlü bir kanıt-kalite-ölçeklendirme hattına oturtacak yeni tasarımları değerlendirmesini çağırıyor.</p>
<p>Özetle, <em>Prevention Science</em>’ta yayımlanan bu analiz, ABD’de madde suistimalini önleme çabalarının mevcut federal-kurumsal model üzerinden ilerlerken ulusal ölçekte sürdürülebilir ve ölçülebilir etki üretme konusunda zorluklarla karşılaştığını bildiriyor. Araştırmacılar, gelecekteki dönüşümün koalisyonların ötesine geçerek uygulama tutarlılığını artıran, kanıtı daha hızlı sistemlere entegre eden ve yeni araçları değerlendiren bir çerçeve gerektirdiğini savunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Reframing Substance Misuse Prevention: a RE-AIM Analysis of Federal Infrastructure and Future Directions</p>
<p><strong>References:</strong><br />Prevention Science, June 30, 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/abdde-madde-suistimalini-onleme-usf-politika-cercevesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitle saldırılarından sonraki gün: ABD’de ölümlü trafik kazalarında dikkat çekici artış</title>
		<link>https://oncology.com.tr/olumlu-trafik-kazalari-kitle-saldirisi-ertesi-gun/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/olumlu-trafik-kazalari-kitle-saldirisi-ertesi-gun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:15:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat dağılması]]></category>
		<category><![CDATA[halk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kitle saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kitlesel saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[ölümlü trafik kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik stres]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh sağlığı ve stres]]></category>
		<category><![CDATA[sürücü davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[trafik güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/olumlu-trafik-kazalari-kitle-saldirisi-ertesi-gun/</guid>

					<description><![CDATA[ABD’de en ölümcül kitlesel saldırıların ertesi gününde ölümlü trafik kazalarında kısa vadeli artış saptandı. Bulgular, stres ve dikkat dağılmasıyla ilişkilendiriliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de, ölümle sonuçlanan kitlesel saldırıların hemen ardından gelen 24 saatte trafik güvenliğinin kötüleşebileceğine dair yeni kanıtlar ortaya çıktı. JAMA Psychiatry’de yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, 2008 ile 2023 yılları arasında kayıtlara geçen en ölümcül 10 ABD kitlesel saldırısının ardından, karayolu kazalarına ilişkin ulusal verilerde kısa vadeli bir sıçrama olup olmadığını inceledi. Sonuçlar, saldırıların ertesi gününde ölümlü kazalarda artış görüldüğünü gösteriyor; bu bulgu, olayın yarattığı yoğun kamu ilgisi ve psikolojik etkiyle bağlantılı olabilecek olası dikkat dağılması ya da stres düzeyi değişimlerine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın tasarımı, gerçek dünyadaki trafik sonuçlarını, dijital davranışla ilişkilendirmenin mümkün olduğu varsayımına dayanıyordu. Araştırmacılar, Fatality Analysis Reporting System (FARS) <a href="https://oncology.com.tr/tnbc-bet-inhibisyonu-hif1a-glikozil-zayifligi/" title="BET inhibitörleri, HIF1α üzerinden TNBC’de “glikolitik zayıflık” penceresi açıyor" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> kaza verilerini analiz ederek saldırıların gerçekleştiği zamanın etrafındaki günlerde ölümcül trafik olaylarını ölçtü. İnceleme aralığı, her saldırıdan önceki 10 gün ile saldırıdan sonraki 10 günü kapsayacak şekilde geniş tutuldu. Böylece, saldırı öncesinde görülen normal dalgalanmalarla karşılaştırma yapılarak, olayın hemen sonrasındaki günün etkisi daha net biçimde ayrıştırılmaya çalışıldı.</p>
<p>Ana bulgu, ölümlü kazaların ertesi gününde artış yönünde sinyal vermesi. Çalışmada bildirilen modele göre, bir kitlesel saldırı ölümle sonuçlandığında ve ertesi gün değerlendirildiğinde trafik ölümlerinde %14,3’lük bir yükseliş gözlendi. Araştırmacıların değerlendirmesi, bu artışın yaklaşık 20’ye yakın ek can kaybı düzeyine denk gelecek bir ölçeğe işaret ettiğini aktarıyor. Bu tür bir artışın tek bir olayla sınırlı olup olmadığı, daha büyük örneklem ve farklı bağlamlarda doğrulama gerektirse de <a href="https://oncology.com.tr/yalnizlik-mi-sosyal-izolasyon-mu-yeni-calisma-hisseden-ve-yalniz-kalan-farkini-biyolojiye-bagliyor/" title="Yalnızlık mı, sosyal izolasyon mu? Yeni çalışma “hisseden” ve “yalnız kalan” farkını biyolojiye bağlıyor" data-wpan-internal-link="1">çalışma</a>, “kamu dikkatinin yoğunlaştığı travmatik anlar” ile “çok kısa zaman diliminde trafik güvenliği sonuçlarının” aynı yönde hareket edebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Araştırmanın yöntemi, yalnızca kaza kayıtlarına bakmakla kalmadı; aynı zamanda dijital davranış göstergeleriyle bağlantı kurmayı hedefledi. Bu yaklaşımın amacı, kitlesel saldırı haberlerinin yaygınlığı ve toplumdaki psikolojik yük gibi faktörlerin zaman içinde trafik riskini nasıl etkileyebileceğini anlamaya çalışmaktı. Çalışmada ayrıca, tatil etkileri gibi trafik güvenliği trendlerini karıştırabilecek unsurların mümkün olduğunca dışarıda bırakılması hedeflendi. Böylece sonuçların, günlük mevsimsel hareketlerden veya rutin artış/azalışlardan kaynaklanma olasılığı azaltılmaya çalışıldı.</p>
<p>Elbette bu bulgular, sürücülerin davranışında neyin değiştiğine dair doğrudan bir <a href="https://oncology.com.tr/konjenital-serebral-ventrikulomegali-ccv-genetik/" title="Yeni doğanda beyin içi sıvı dengesini etkileyen nadir gen mutasyonları: CCV için biyolojik ipuçları" data-wpan-internal-link="1">biyolojik</a> mekanizma kanıtı sunmuyor. Çalışma, psikolojik stres ve dikkat dağınıklığı gibi açıklayıcı çerçevelerin olası olduğunu söylüyor; ancak bunun hangi süreçlerle, hangi sürücü gruplarında ve hangi yol koşullarında daha belirginleştiğini ayrı analizlerle ortaya koymak gerekiyor. Yine de gözlemsel bir çalışma tasarımıyla elde edilen bu sonuç, travmatik olayların toplumun farklı alanlarında, özellikle de kısa zaman penceresinde güvenlik sonuçlarını etkileyebileceğini vurguluyor.</p>
<p>İleri araştırmaların, saldırıların türü, medyada görünürlük düzeyi, olay saatinin trafiğe etkisi ve bölgesel yol güvenliği altyapısı gibi değişkenleri daha ayrıntılı biçimde ele alması bekleniyor. Buna ek olarak, dijital ilgi göstergeleriyle kaza verileri arasındaki ilişkinin zamansal niteliği, örneğin dikkat ve stresin en yoğun olduğu saatlerde risk artışının nasıl şekillendiği gibi soruların daha hassas ölçüm gerektirdiğini gösteriyor.</p>
<p>Özetle, ABD’de en ölümcül kitlesel saldırıların ertesi gününde ölümlü trafik kazalarında artış saptayan bu çalışma, kamuya yansıyan travmatik olayların karayolu güvenliği üzerinde anlık etkiler yaratabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Travma sonrası stresin ve medya yoğunluğunun toplumsal davranışları nasıl etkilediğini anlamaya dönük literatüre yeni bir halka ekleyen bulgular, yol güvenliği politikalarının ve risk iletişiminin “olay anı ve hemen sonrası” zaman dilimine özel dikkat gerektirebileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Source: https://scienmag.com/day-after-mass-shooting-sees-rise-in-traffic-accidents/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Psychological stress and traffic fatalities after mass shootings</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Disrupted driving safety following fatal mass shootings: evidence from U.S. traffic data</p>
<p><strong>References:</strong><br />JAMA Psychiatry (published July 15, 2026)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> psikolojik stres, kitle iletişim araçları, sosyal anketler, sosyolojik veriler, klinik psikoloji, zihinsel sağlık, ölümcül trafik kazaları, Google Trendler, sürücü dikkatsizliği</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/olumlu-trafik-kazalari-kitle-saldirisi-ertesi-gun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık mı, sosyal izolasyon mu? Yeni çalışma “hisseden” ve “yalnız kalan” farkını biyolojiye bağlıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yalnizlik-mi-sosyal-izolasyon-mu-yeni-calisma-hisseden-ve-yalniz-kalan-farkini-biyolojiye-bagliyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yalnizlik-mi-sosyal-izolasyon-mu-yeni-calisma-hisseden-ve-yalniz-kalan-farkini-biyolojiye-bagliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 12:42:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik yollar]]></category>
		<category><![CDATA[insan sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal izolasyon]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yalnizlik-mi-sosyal-izolasyon-mu-yeni-calisma-hisseden-ve-yalniz-kalan-farkini-biyolojiye-bagliyor/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, yalnızlık ile sosyal izolasyonun aynı şey olmadığını; “hissin” ve “yalnızlığın” sağlıkla farklı yollardan ilişkilenebileceğini öne sürüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlık ve sosyal izolasyonun insan sağlığı üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılsa da, bu iki kavramın aynı anlama gelip gelmediği konusunda tartışmalar sürüyor. Nature Communications’ta yayımlanan yeni bir çalışma, bu konuyu daha ayrıştırılmış bir çerçeveyle ele alarak; insanların “yalnız hissetmesi” ile “objektif olarak sosyal olarak ne kadar yalnız olduğunun” sağlıkla nasıl ilişkilendiğini birlikte incelemeyi hedefledi. Araştırmacılar, yalnızlığın yalnızca fiziksel olarak tek başına olmak olmadığını; arzulanan ve mevcut sosyal bağlar arasındaki uyumsuzluğun öznel bir deneyimi olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım, sağlık sonuçlarına giden olası yolların da tek bir mekanizmaya indirgenemeyecek kadar farklı olabileceğini öne sürüyor.</p>
<p>Çalışmanın temel iddiası, yalnızlık ile sosyal izolasyonun örtüşebilmesine rağmen aynı şeyi ölçmediği yönünde. Araştırma ekibi, bir yandan katılımcıların algılanan yalnızlık düzeylerini yakalayan ölçümler kullanırken, diğer yandan sosyal bağlılığına dair daha “objektif” göstergelerden yararlandı. Böylece araştırmacılar, bireyin sosyal çevresinin gerçek büyüklüğü ile bu çevrenin kendisine ne kadar yettiğini ayırmaya çalıştı. Bu tasarım, yalnızlık ve izolasyonun sağlıkla ilişkilerini inceleyen önceki çalışmaların önemli bir kısmında görülen “eşanlamlı kabul etme” riskine karşı daha net bir ayrım üretmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Analiz kapsamında, yalnızlık ve sosyal izolasyonun bir dizi sağlık göstergesiyle bağlantısı test edildi. Bulgular, iki sosyal durumun aynı yönde ilişkiler gösterebilse bile aynı biyolojik veya davranışsal yollardan ilerlemek zorunda olmadığını düşündürüyor. Makalenin vurgusu, yalnızlığın sosyal koşullara dair bir “iç durum” yansıttığı; sosyal izolasyonun ise sosyal temasların ve bağlantıların düzeyi gibi daha dışa dönük bir resim sunduğu. Bu ayrım, örneğin bazı kişilerin sosyal olarak görünür biçimde <a href="https://oncology.com.tr/melanom-immunoterapi-yaniti-bagisiklik-haritasi/" title="İmmünoterapiden sonra melanom tümöründe bağışıklık haritası: Yanıt ve dirençle ilişkili yeni yolaklar" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> olsa bile beklentileri karşılanmadığında yalnızlık hissedebileceği; buna karşılık bazı bireylerin de daha az etkileşimi olsa bile bunu farklı biçimde deneyimleyebileceği fikriyle uyumlu.</p>
<p>Bilimsel açıdan bu tür bir ayrıştırma, sağlık alanında önemli bir metodolojik soruyu da gündeme getiriyor: Sağlığı etkileyen şey daha çok kişinin deneyimlediği duygusal uyumsuzluk mu, yoksa sosyal ağın gerçek kapsamı mı? Araştırma, bu iki boyutun birbirini tamamlayabileceğini kabul ederken, aralarında farklı sonuçlara yol açabilecek ayrışmalar bulunduğunu ima ediyor. Bu yaklaşım, gelecekte yapılacak araştırmalar için de yeni bir zemin sunuyor; çünkü biyoloji ve davranış arasındaki bağlantıların, yalnızlık ve izolasyon için aynı olmayabileceği düşüncesini güçlendiriyor.</p>
<p>Çalışma gözlemsel veriler ve ölçüm ayrımı <a href="https://oncology.com.tr/tnbc-bet-inhibisyonu-hif1a-glikozil-zayifligi/" title="BET inhibitörleri, HIF1α üzerinden TNBC’de “glikolitik zayıflık” penceresi açıyor" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> ilerlediği için, nedensellik düzeyinde kesin çıkarımlar yapmak erken olabilir. Ancak Nature Communications’ta yayımlanan bu çalışma, hem klinik hem de halk sağlığı tartışmalarında sık görülen kavram bulanıklığını azaltmayı hedeflemesi bakımından dikkat çekiyor. Eğer yalnızlık gerçekten sosyal bağların arz-talep dengesine dair öznel bir sinyal ise, sağlıkla ilişkileri de yalnızca “topluluk içinde bulunma” düzeyiyle açıklanamayabilir. Buna karşılık sosyal izolasyon daha çok sosyal temasların azalmasıyla bağlantılı bir risk çerçevesi sunuyorsa, sağlıkla ilişkilerinin davranışsal fırsatlar ve sosyal destek kanalları üzerinden şekillenmesi olasıdır. Araştırmanın <a href="https://oncology.com.tr/menu-simulasyonu-uzun-donem-bakim-besin-uyumu/" title="Uzun dönem bakım menülerinde besin uyumunu test eden simülasyon yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, bu kanalların aynı anda ve farklı şiddetlerde devreye girebileceği fikrini destekler nitelikte.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, yalnızlık ve sosyal izolasyonu tek bir başlık altında toplamak yerine, “hissin” ve “gerçek yalnızlığın” ayrı ayrı nasıl ölçülebileceğini gösteren bir veri mantığıyla sağlık bağlantılarını yeniden ele alıyor. Bu ayrıştırma, sosyal faktörlerin biyolojik ve davranışsal etkilerini daha doğru okumaya ve gelecekte risk değerlendirme stratejilerini daha hedefli hale getirmeye katkı sağlayabilir. Loneliness ile social isolation arasındaki sınırın nasıl çizildiği, sağlık araştırmalarında önümüzdeki dönemin kritik sorularından biri olmaya aday.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Loneliness, social isolation, and health relationships</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Investigating relationships between loneliness, social isolation and health.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Hilliard, D.D., Wootton, R.E., Sallis, H.M. et al. Nat Commun 17, 5840 (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-74758-7</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41467-026-74758-7</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yalnizlik-mi-sosyal-izolasyon-mu-yeni-calisma-hisseden-ve-yalniz-kalan-farkini-biyolojiye-bagliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası duyguları ele alan midwife görüşmesi: standartlaştırılmış debrifing denemesi umut veriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dogum-sonrasi-debrifingi-lohusalik-ruh-sagligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dogum-sonrasi-debrifingi-lohusalik-ruh-sagligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum debrifingi]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ebe liderliğinde bakım]]></category>
		<category><![CDATA[ebelik bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Lohusalık psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dogum-sonrasi-debrifingi-lohusalik-ruh-sagligi/</guid>

					<description><![CDATA[Fiona Stanley Hastanesi’nde midwife liderliğinde yapılan yapılandırılmış doğum debrifingi, doğum sonrası duygusal iyi oluşu destekleyen sinyaller verdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edith Cowan Üniversitesi’nden (ECU) araştırmacıların Fiona Stanley Hastanesi’nde yürüttüğü çalışma, doğumun hemen ardından yapılan “debrifing” uygulamalarında <a href="https://oncology.com.tr/menu-simulasyonu-uzun-donem-bakim-besin-uyumu/" title="Uzun dönem bakım menülerinde besin uyumunu test eden simülasyon yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a> değiştirebilecek yeni bir yöntemi gündeme taşıdı. Araştırma, midwife (ebe) liderliğinde ve yapılandırılmış bir konuşma rehberiyle gerçekleştirilen doğum debrifinginin, doğumdan sonra kadınların duygusal iyi oluşuna olumlu katkı sağlayabildiğini ortaya koydu. Bulguların, standart kadın doğum ve lohusalık hizmetlerinde doğrudan duygusal ihtiyaçlara odaklanan sistematik uygulamaların yerleşmesine zemin hazırlaması bekleniyor.</p>
<p>Çalışmada test edilen müdahale, klinik süreçlerin gözden geçirilmesinden daha geniş bir çerçeveye dayanıyor. Rehber, midwives uzmanlığıyla desteklenen, terapötik iletişim tekniklerinden yararlanan ve “duygusal açıdan güvenli” bir ortamda gerçekleşen, kadının merkezde olduğu bir konuşma biçimini hedefliyor. Araştırmanın tasarımında, doğumun ardından ortaya çıkabilen sorular, belirsizlikler ya da hastaneden taburculuk sonrasında da sürebilen rahatsız edici duyguların ele alınması amaçlanıyor. Böylece kadınların yaşadıkları doğum deneyimini anlamlandırmaları, hatırladıkları olayları birbirine bağlamaları ve akıllarını kurcalayan noktaları ifade etmeleri için yapılandırılmış bir alan sağlanıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın dikkat çekici taraflarından biri, debrifingin yalnızca tek bir “örnek oturum” olarak bırakılmaması. Araştırmacılar, konuşma rehberinin midwives, sağlık hizmetleri yöneticileri ve lohusalık konusunda çalışan savunucularla birlikte tasarlandığını belirtiyor. Bu eş-üretim süreci, rehberin hem klinik açıdan uygulanabilir hem de duygusal ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde uyarlanmasını amaçlamış. ECU Araştırma Fellow’u Dr. Kate Buchanan’a göre, böyle bir debrifing kadının deneyimini yansıtmasını ve anlamlandırmasını kolaylaştırarak doğumla ilgili “yarım kalmış” duygusal gündemlerin daha erken fark edilmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>Çalışma aynı zamanda, uygulamada sık görülebilen “kritik olay” debrifingleriyle yöntemsel ayrımı da vurguluyor. Kaynağa göre kritik olaylara odaklanan klasik debrifingler, daha çok olayın teknik ve süreç boyutunu ele alırken, bu yeni model duygusal bağlamı merkezine alıyor. Klinik risk yönetimi ve olayın anlaşılması elbette önemini korurken, doğum gibi yoğun ve kişisel bir deneyimin ardından ortaya çıkabilen duygusal süreçlerin profesyonel bir konuşma yapısıyla desteklenmesinin ayrıca ele alınması gerektiği düşüncesi öne çıkıyor.</p>
<p>Bu bulguların, doğumdan sonra ruhsal ve psikososyal destek ihtiyacıyla doğrudan <a href="https://oncology.com.tr/melanom-immunoterapi-yaniti-bagisiklik-haritasi/" title="İmmünoterapiden sonra melanom tümöründe bağışıklık haritası: Yanıt ve dirençle ilişkili yeni yolaklar" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> olduğu belirtiliyor. Lohusalık döneminde bazı kadınlarda kaygı, üzüntü ya da travma benzeri etkilerin görülebildiği genel bir klinik gözlem. Bununla birlikte, hangi destek biçimlerinin hangi koşullarda daha iyi çalıştığını belirlemek zaman ve kanıt birikimi gerektiriyor. ECU çalışması bu nedenle, bir uygulamanın “kurulabilirliği” ve etkisinin değerlendirilebilirliği açısından da önem taşıyor: Konuşma rehberinin standartlaştırılması, farklı ekipler ve zaman noktaları arasında tutarlılık sağlama potansiyeli taşıyor.</p>
<p>Fiona Stanley Hastanesi’nde yürütülen proje, doğum <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-bppv-rutin-taramasi-dusme-sonrasi-bas-donmesi/" title="Düşme sonrası baş dönmesinin gözden kaçan nedeni: BPPV için rutin tarama çağrısı" data-wpan-internal-link="1">sonrası</a> görüşmelerin yalnızca gerektiğinde devreye giren ek bir hizmet olmaktan çıkarılıp, planlı bir bakım parçası olarak ele alınmasına yönelik bir örnek sunuyor. Eğer benzer yaklaşımlar daha geniş gruplarda ve farklı ortamlarda doğrulanırsa, midwife liderliğinde duygusal boyutu gözeten sistematik debrifinglerin; psikososyal desteği güçlendiren, kadınların deneyimlerini anlamlandırmasına yardımcı olan tamamlayıcı bir araç olarak sağlık hizmetlerine entegre edilmesi gündeme gelebilir.</p>
<p>Şimdilik çalışma, erken aşamadaki uygulama denemeleri açısından değerlendiriliyor ve doğrudan “tedavi” iddiası içermiyor. Ancak doğum sonrası duygusal iyi oluşa odaklanan yapılandırılmış bir konuşmanın, standart bakımın parçası olma yolunda somut bir adım olabileceğini düşündürüyor. Kadınların doğum deneyimiyle ilgili açıklanması zor duyguları dile getirebildiği bu tür güvenli alanların, lohusalık sürecinde bakımın kalitesini yeniden tanımlayacak araştırmalara ilham vermesi bekleniyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/midwife-debriefing-after-birth-boosts-perinatal-mental-health/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Co-design and feasibility testing of a midwife-led birth debrief: an implementation science project</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Anne ruh sağlığı, doğum travması, ebe liderliğinde müdahale, doğum sonrası bakım, psikososyal destek, uygulama bilimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dogum-sonrasi-debrifingi-lohusalik-ruh-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GLP-1 temelli obezite tedavisinde “güvenli kullanım” rehberi: Diyetisyen merkezli yaklaşım vurgusu</title>
		<link>https://oncology.com.tr/glp-1-ile-obezite-guvenli-kullanim-rehberi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/glp-1-ile-obezite-guvenli-kullanim-rehberi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 06:52:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[incretin tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[incretin temelli tedaviler]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi beslenme tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi beslenme terapisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/glp-1-ile-obezite-guvenli-kullanim-rehberi/</guid>

					<description><![CDATA[GLP-1 temelli obezite tedavisinde güvenli kullanım için Avrupa konsensüsü: MNT’nin şart olduğu, kas ve psikolojiyle birlikte izlem planının önemsendiği vurgulanıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde yeni bir dönüm noktası, incretin temelli ilaçların yaygınlaşmasıyla birlikte geldi. Özellikle GLP-1 reseptör agonistleri, kilo yönetiminde daha önceki yaklaşımlara kıyasla önemli değişiklikler yaratıyor; ancak bu ilaçların kullanımı, yalnızca kilo kaybı hedefiyle sınırlı değil. İlaçların beslenme düzeni, psikolojik iyi oluş ve günlük işlevsellik üzerinde çok katmanlı etkileri olabildiği için, “tek başına reçete” <a href="https://oncology.com.tr/cd206-hedefli-tictac-tam-yeniden-programlama/" title="CD206 hedefli “TICTAC” yaklaşımı tümörle ilişkili makrofajları yeniden programlamayı amaçlıyor" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a> yerine bütüncül yönetim ihtiyacı giderek daha görünür hale geliyor.</p>
<p><strong>Londra’da değil, Avrupa konsensüsünde şekillenen multidisipliner çerçeve</strong> The Lancet Diabetes &amp; Endocrinology’de yayımlanan bir konsensüs bildirisi, Avrupa’daki önde gelen obezite ve diyetisyen topluluklarından araştırmacıların katkılarıyla, incretin temelli tedavilerin güvenli ve etkili biçimde uygulanmasını hedefleyen bir çerçeve sunuyor. Bildirinin yazarları arasında Dr. Laurence Dobbie ve çalışma arkadaşları bulunuyor. Metin, tedavi kararının hangi klinik bağlamda verileceğinden, takip ve risk azaltımına kadar uzanan bir yaklaşımı desteklerken; obezite bakımının beslenmeden psikososyal boyutlara uzanan geniş bir alanı kapsaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Tıbbi Beslenme <a href="https://oncology.com.tr/fmr1-gen-tedavisi-kiriklaran-x-preklinik-duzelme/" title="FMR1 gen tedavisi farelerde kırılgan X’e dair biyobelirteçleri ve fenotipleri düzeltebildi" data-wpan-internal-link="1">Tedavisi</a> (MNT) “opsiyon” değil, tedavinin omurgası</strong> Konsensüsün merkezinde, tıbbi beslenme tedavisinin (MNT) obezite bakımında vazgeçilmez bir unsur olarak <a href="https://oncology.com.tr/cd206-hedefli-tictaclar-tam-yeniden-programlama/" title="CD206 hedefli TICTAC’lar tümör makrofajlarını yeniden programlamayı amaçlıyor" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> konumlandırılması yer alıyor. Bu yaklaşım, kayıtlı diyetisyenler tarafından yürütülen planlamanın, hastanın beslenme gereksinimlerinin karşılanmasını hedeflemesi fikrine dayanıyor. Bildiriye göre özellikle protein başta olmak üzere vitamin ve minerallerin yeterliliği, tedavi sürecinde dikkatle gözetilmeli. Bu vurgu, incretin temelli ilaçların yol açabildiği gastrointestinal yan etkilerle birlikte değerlendirildiğinde daha da anlam kazanıyor; çünkü bulantı, iştah azalması ve gıda alımındaki değişimler, besin öğesi yeterliliğini zorlaştırabilir.</p>
<p><strong>Kas kütlesinin korunması ve vücut kompozisyonu hedeflerinin netleştirilmesi</strong> Bildirinin kapsamı, yalnızca toplam kilo değişimini değil, vücut kompozisyonu üzerinde yaratılabilecek etkileri de ele alıyor. Kilo kaybı sürecinde kas kütlesinin korunması, işlevsellik ve uzun vadeli sağlık açısından kritik kabul edilen bir başlık olarak öne çıkarılıyor. Bu nedenle MNT’nin protein kalitesi ve miktarı gibi bileşenleri, tedavinin temel bir parçası haline getiriliyor; böylece kilo kaybının daha sağlıklı bir profille ilerlemesi amaçlanıyor. Konsensüs, bu hedeflerin klinik takip planına entegre edilmesi gerektiğini ima ederken, bireyselleştirmeyi de ön koşul olarak ele alıyor.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlık, yeme davranışları ve tedaviye uyumun birlikte değerlendirilmesi</strong> Obesite tedavisinde psikolojik boyutların göz ardı edilemeyeceği, konsensüsün değindiği diğer bir alan. İncretin temelli tedaviler bazı kişilerde iştah ve yeme davranışlarını etkileyebilir; bu durum tedaviye uyumla ilişkili olabileceği gibi kaygı, motivasyon ve sürdürülebilirlik gibi unsurları da etkileyebilir. Bildiri, psikolojik sağlığın değerlendirilmesi ve gerektiğinde uygun destek mekanizmalarının planlanması gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, tıbbi müdahaleyi davranışsal ve psikososyal ihtiyaçlarla birlikte düşünmeye yöneltiyor.</p>
<p><strong>İşlevsellik, toplumsal eşitsizlikler ve erişim sorunları da yönetimin parçası</strong> Konsensüs metni, obezite bakımında fonksiyonel hedeflerin ve sosyal belirleyicilerin de dikkate alınmasını savunuyor. Tedavinin zaman içinde nasıl devam ettirileceği, hastanın günlük yaşamına etkisi ve sosyoekonomik koşulların izlem ve beslenme düzeni üzerindeki olası yansımaları bu çerçevede ele alınıyor. Avrupa’daki farklı sağlık hizmeti altyapılarında uygulanabilirliği artırmayı amaçlayan bu yaklaşım, multidisipliner bakımın neden “sadece tercih değil zorunluluk” haline geldiğini de yeniden hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Güvenli kullanım için klinik izlem ve beslenme planının birlikte yürütülmesi</strong> Konsensüsün ana mesajı, incretin temelli ilaçların obezite tedavisinde dönüştürücü bir seçenek olabileceği; ancak güvenlik ve sürdürülebilirlik için ilaçla birlikte MNT ve kapsamlı takibin şart olduğu yönünde şekilleniyor. Gastrointestinal yan etkilerden besin öğesi yeterliliğine, kas kütlesinin korunmasından psikolojik sağlığa kadar uzanan başlıklar, tek bir branşın sınırlarını aşıyor. Bu nedenle karar verme ve takip süreçlerinin diyetisyenler dahil farklı uzmanlıkları kapsaması, bildirinin önerdiği yaklaşımın temelini oluşturuyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/obesity-and-dietitian-groups-release-guidelines-on-incretin-drug-use/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Obesity drug therapy and comprehensive management strategies</p>
<p><strong>Article Title:</strong> New Consensus on Safe and Effective Use of Incretin-Based Therapies for Obesity</p>
<p><strong>References:</strong><br />The Lancet Diabetes &amp; Endocrinology, Dobbie et al. (2026)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> obezite, inkretin temelli terapiler, GLP-1 reseptör agonistleri, tıbbi beslenme tedavisi, vücut kompozisyonu, kasın korunması, psikolojik sağlık, sosyoekonomik eşitsizlikler</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/glp-1-ile-obezite-guvenli-kullanim-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
