<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rivaroksaban &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/rivaroksaban/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2026 09:09:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>rivaroksaban &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Long Covid yorgunluğunda yaygın ilaçlar: Büyük klinik denemede fayda sınırlı çıktı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/long-covid-yorgunlugu-antihistaminik-kolsisin-rivaroksaban/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/long-covid-yorgunlugu-antihistaminik-kolsisin-rivaroksaban/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 09:09:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antihistaminikler]]></category>
		<category><![CDATA[antiinflamatuvar tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik deneme]]></category>
		<category><![CDATA[kolşisin]]></category>
		<category><![CDATA[long COVID]]></category>
		<category><![CDATA[post-viral yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[rivaroksaban]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/long-covid-yorgunlugu-antihistaminik-kolsisin-rivaroksaban/</guid>

					<description><![CDATA[UCL ve UCLH’nin yaklaşık 800 yetişkini kapsayan denemesinde antihistaminik, kolşisin ve rivaroksabanın long Covid yorgunluğunda anlamlı üstün etki göstermedi; fayda sınırlı kaldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Long Covid’in en zorlayıcı belirtilerinden biri olan kalıcı yorgunluk için umutla beklenen yeni bir çalışma, yaygın kullanılan bazı ilaçların etkisinin sınırlı olabileceğini gösterdi. Londra’daki University College London (UCL) ve University College London Hospitals (UCLH) öncülüğünde yürütülen ve yaklaşık 800 yetişkini kapsayan geniş ölçekli bir klinik deneme, Long Covid’e eşlik edebilen uzun süreli post-viral yorgunluk tablosunda antihistaminikler, kolşisin ve rivaroksaban gibi ilaçların performansını değerlendirdi.</p>
<p>Çalışma, İngiltere ve İskoçya’daki uzman Long Covid kliniklerinden alınan katılımcılarla yürütüldü. Araştırmacılar, Long Covid yorgunluğunun altında yatan süreçlerin <a href="https://oncology.com.tr/oligometastatik-rcc-anti-pd-1-immn-profilleme-yanit-tahmini/" title="Oligometastatik böbrek kanserinde bağışıklık “dinamiği” yanıtı önceden işaret edebilir" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> sistemiyle ilişkili olabileceği varsayımından hareketle, farklı farmakolojik yaklaşımları aynı klinik soru altında test etmeyi amaçladı. Bu kapsamda antihistaminikler, alerjik/immün yolla bağlantılı hedeflere etki etmesi nedeniyle; kolşisin ise uzun yıllardır bilinen anti-enflamatuvar özellikleri nedeniyle; rivaroksaban ise pıhtılaşma ile ilişkili riskleri azaltmaya yönelik bir antikoagülan olarak incelendi. Denemenin bulguları, bu ilaç sınıflarının Long Covid yorgunluğunda “kalıcı ve anlamlı” bir iyileşme sağlayıp sağlamadığını yakından tartışmaya açıyor.</p>
<p>Sonuçlar The Lancet Infectious Diseases dergisinde yayımlandı. Çalışma, National Institute for Health and Care Research (NIHR) tarafından desteklendi. Tasarım gereği yorgunluk şiddeti, tedavinin etkisini yakalamak için belirli aralıklarla ölçüldü ve katılımcıların durumu 12 ve 24 hafta boyunca izlendi. Bu tür zaman aralığı takibi, Long Covid’in dalgalı seyri dikkate alındığında, tek seferlik bir düzelmenin mi yoksa süregiden bir faydanın mı söz konusu olduğunu anlamaya yardımcı olur.</p>
<p>Araştırmanın mesajı, yorgunlukta gözlenen değişimin ilaçlara göre belirgin biçimde ayrışmadığı yönünde. Yayınlanan özet bilgiye göre, katılımcıların yorgunluk düzeyleri 12 ve 24 hafta sonunda değerlendirildiğinde, hangi tedavi kolunda olduklarına bakılmaksızın genel tablo benzerlik gösterdi. Bunun anlamı, test edilen üç yaklaşımın da Long Covid’e bağlı yorgunluk üzerinde sınırlı bir rahatlama sağlayabildiği; belirgin bir üstün etkinliğin ortaya çıkmadığıdır. Klinik deneylerin en kritik tarafı, benzer ölçüm yöntemleri ve karşılaştırma gruplarıyla, “hastalık seyrinin doğal dalgalanması” ile ilaca bağlı gerçek etkinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu deneme, mevcut reçeteli ilaçların, hedef mekanizma hipotezleri olsa da, Long Covid yorgunluğu üzerinde beklendiği kadar güçlü bir etki üretmeyebileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Uzman kliniklerde değerlendirilmiş yaklaşık 800 yetişkinden gelen veriler, Long Covid bakımının yalnızca tek bir biyolojik varsayıma dayanarak ilerlemesinin güçlüğünü de görünür kılıyor. Long Covid yorgunluğunda “bağışıklık düzensizliği” veya inflamasyon gibi süreçlerin olası rolü, araştırma alanında yaygın bir fikir olsa da, bunu klinik düzeyde somut bir iyileşmeye dönüştürmek çoğu zaman zordur. Antihistaminikler, anti-enflamatuvar kolşisin ve antikoagülan rivaroksabanın aynı anda sınanması, bilimsel olarak değerli bir yaklaşım olmasına karşın, denemenin ulaştığı sonuçlar tedavi stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.</p>
<p>Bu bulgular, Long Covid yorgunluğu yaşayan kişiler için tedavi seçeneklerinin her zaman “mekanizma temelli” ilaçlardan otomatik olarak çıkmayabileceğini vurguluyor. Aynı zamanda araştırma, gelecekte daha net <a href="https://oncology.com.tr/abd-de-diyabetik-bobrek-hasari-artiyor-nhanes/" title="ABD’de böbrek hastalığı yaygınlığı sabit kalırken, diyabet ve kalp hastalarında risk kayması dikkat çekiyor" data-wpan-internal-link="1">biyobelirteçler</a> veya daha hedefli müdahalelerle, hangi hasta gruplarında hangi tedavilerin işe yarayabileceğini belirlemeye yönelik çalışmalara ihtiyaç olduğunu destekliyor. Long Covid’in karmaşık doğası, hem klinik takip süresi hem de ölçüm yöntemleri açısından dikkatli tasarım gerektiriyor; bu deneme, büyük örneklemli ve uzman merkezli bir araştırmanın bu ihtiyaca nasıl yanıt verdiğini gösteriyor.</p>
<p>UCL ve UCLH’nin öncülüğünde yürütülen bu landmark deneme, Long Covid yorgunluğuna yönelik yaygın ilaçların etkisinin sınırlı kalabileceğini ortaya koydu. Klinik kararların kişiye özgü değerlendirme ve kanıt düzeyiyle şekillendirilmesi gerektiği bir kez daha görülürken, tıp topluluğu şimdi daha güçlü gerekçelerle tasarlanmış yeni yaklaşımları test etmeye odaklanacak.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/common-drugs-provide-limited-relief-for-long-covid-fatigue/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Long Covid fatigue treatment</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Small Benefits from Antihistamines and Anti-inflammatory Drugs in Long Covid Fatigue: A Large Clinical Trial</p>
<p><strong>References:</strong><br />The Lancet Infectious Diseases (journal)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Uzun COVID, yorgunluk, antihistaminikler, kolşisin, rivaroksaban, klinik araştırma, immün disregülasyon, anti-inflamatuvar, NIHR, UCL</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/sikozofreni-sinaps-yogunlugu-pet-bulgulari/" data-wpan-internal-link="1">Şizofrenide sinaps yoğunluğunda yaygın düşüş: Yaşayan beyinde PET ile bağlantı kaybı haritalandı</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/long-covid-yorgunlugu-antihistaminik-kolsisin-rivaroksaban/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri Böbrek Hastalığında Düşük Doz Rivaroksabanın Kardiyovasküler Yararına Dair Beklentiler Sınırlı Kaldı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:06:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antikoagülan tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[antikoagülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[faktör Xa inhibitörleri]]></category>
		<category><![CDATA[ileri böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanama riski]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[kronik böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[rivaroksaban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/</guid>

					<description><![CDATA[İleri evre kronik böbrek hastalarında düşük doz rivaroksabanın kardiyovasküler koruma sağlamadığı ve kanama riskinin kritik olduğu yeni klinik çalışma sonuçları.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/orta-yasta-fiziksel-aktivitenin-sarkopeni-etkisi/" title="Orta Yaşta Başlayan Hareket Alışkanlıkları, İleri Yaşta Kas Sağlığını Belirleyebilir" data-wpan-internal-link="1">İleri</a> evre kronik böbrek hastalığı (KBH) olan ve aynı zamanda yüksek kardiyovasküler risk taşıyan hastalarda düşük doz rivaroksabanın etkisini inceleyen yeni bir klinik çalışma, bu hasta grubunda uzun süredir tartışılan önemli bir soruya yanıt aradı: Kan sulandırıcı bir tedavi, kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm gibi ciddi sonuçları azaltabilir mi, yoksa kanama riski olası yararın önüne mi geçer?</p>
<p>JAMA’da yayımlanan çok merkezli araştırma, nefroloji ve kardiyovasküler tıp kesişiminde yer alan bu zorlu hasta grubunu hedef aldı. İleri böbrek yetmezliği, damar hastalığı ve pıhtılaşma eğiliminin birlikte görülebildiği bir klinik tablo oluşturuyor. Bu nedenle araştırmacılar, doğrudan faktör Xa inhibitörü olan rivaroksabanın düşük dozda uygulanmasının, kan pıhtısı oluşumunu baskılayarak majör kardiyovasküler olayları azaltıp azaltamayacağını değerlendirdi. Ancak böbrek fonksiyonu ağır şekilde bozulmuş kişilerde ilaç güvenliği, özellikle de kanama eğilimi, en az etkinlik kadar belirleyici bir başlık olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Çalışmaya, glomerüler filtrasyon hızları belirgin biçimde düşmüş ileri evre KBH hastaları ile birlikte halihazırda yüksek kardiyovasküler risk profili taşıyan katılımcılar alındı. Hastalar rastgele şekilde düşük doz rivaroksaban ya da eşdeğer görünümlü plasebo grubuna atandı. Araştırmanın birincil sonlanım noktası, kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm gibi önemli olayları içeren bileşik bir ölçüttü. İkincil değerlendirmelerde ise özellikle kanama komplikasyonları yakından izlendi. Böylece çalışma, tek başına etkinliği değil, aynı zamanda ileri böbrek hastalığında antikoagülasyonun güvenlik sınırlarını da <a href="https://oncology.com.tr/mapt-mutasyonlari-aksonal-tasimada-bozulma/" title="MAPT Mutasyonlarının Nöron İçindeki Nakliye Sistemini Nasıl Bozduğu Ortaya Kondu" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koymayı amaçladı.</p>
<p>KBH ile kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişki iyi biliniyor. Böbrek fonksiyonları bozuldukça damar sertliği, inflamasyon, hemostaz bozuklukları ve trombotik risk artışı gibi süreçler daha belirgin hale gelebiliyor. Bu durum, teorik olarak antikoagülanların yararlı olabileceği bir zemin oluşturuyor. Ancak bu <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-egzersiz-sigara-biyolojik-etkiler/" title="Parkinson’da Beklenmedik Kesişim: Egzersiz ve Sigaranın Ortak Biyolojik İzleri Araştırılıyor" data-wpan-internal-link="1">biyolojik</a> gerekçe, klinik sonuçlara her zaman aynı şekilde yansımıyor. Özellikle böbrek hastalarında ilaçların farmakokinetiği ve kanama riski, genel popülasyondan farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle ileri KBH’de antikoagülan kullanımı, hasta seçiminden dozlamaya kadar dikkatle ele alınması gereken bir alan olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Çalışmadan elde edilen ilk analizler, düşük doz rivaroksabanın beklenen ölçüde bir kardiyovasküler koruma sağlamadığını gösterdi. Araştırmacıların aktardığına göre ilaç, majör kardiyovasküler olayların görülme sıklığında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma yaratmadı. Bu sonuç, ileri evre böbrek hastalığı olan ve eşzamanlı olarak yüksek kardiyovasküler risk taşıyan bireylerde, düşük doz antikoagülasyonun otomatik olarak klinik faydaya dönüşmediğini düşündürüyor.</p>
<p>Bulguların bir diğer önemli boyutu güvenlik oldu. Çalışma boyunca kanama olayları düzenli biçimde takip edildi ve araştırma, bu hasta grubunda tedavinin risk-yarar dengesinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Böbrek yetmezliği derinleştikçe hemostaz mekanizmaları da değişebildiğinden, kanama eğilimi yalnızca kullanılan ilaca değil, altta yatan fizyolojiye de bağlı olarak artabiliyor. Bu durum, rivaroksaban gibi ajanların ileri KBH’de kullanımını özellikle dikkat gerektiren bir seçenek haline getiriyor.</p>
<p>Sonuçlar, ileri böbrek hastalığında kardiyovasküler riski azaltmak için antikoagülasyon stratejilerinin her hastada aynı etkiyi göstermeyebileceğini hatırlatıyor. Klinik pratikte bu, sadece bir ilacın mekanizmasına bakarak karar vermenin yeterli olmadığı anlamına geliyor. Hastanın böbrek fonksiyonu, eşlik eden hastalıkları, mevcut kanama öyküsü ve genel vasküler riski birlikte değerlendirilmek zorunda. Özellikle kronik böbrek hastalığı olan bireylerde kalp-damar koruması çoğu zaman çok katmanlı bir yaklaşım gerektiriyor; tansiyon kontrolü, diyabet yönetimi, lipit düzenlenmesi ve yaşam tarzı müdahaleleri bu tablonun temel parçaları olmaya devam ediyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu çalışma, ileri KBH’de antikoagülan tedavinin sınırlı ama önemli bir kanıt boşluğunu dolduruyor. Sonuçların, bu hasta grubunda rivaroksabanın rutin kullanımını desteklemediği görülüyor. Bununla birlikte araştırma, gelecekte daha seçici hasta gruplarının, farklı doz şemalarının ya da başka koruyucu stratejilerin incelenmesi gerektiğini de gösteriyor. Çünkü böbrek hastalığına eşlik eden kardiyovasküler risk, tek bir tedavi yaklaşımıyla tamamen kontrol altına alınabilecek kadar basit değil.</p>
<p>JAMA’da yayımlanan çalışma, ileri evre kronik böbrek hastalığında kan sulandırıcı tedavinin umut verici görünen ancak klinik sonuçlarda karşılık bulmayan yönünü ortaya koyuyor. Bulgular, yüksek riskli bu hasta grubunda tedavi kararlarının bireyselleştirilmesinin önemini güçlendirirken, rivaroksabanın düşük doz formunun kardiyovasküler olayları azaltmada beklenen avantajı sunmadığını gösteriyor. Bu nedenle ileri böbrek hastalarında antikoagülasyon, dikkatli yarar-zarar değerlendirmesi yapılmadan başvurulacak bir seçenek olarak görülmemeli.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Therapeutic efficacy and safety of low-dose rivaroxaban in patients with advanced chronic kidney disease and elevated cardiovascular risk.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> [Not specified in the provided information]</p>
<p><strong>References:</strong><br />Detailed author contributions, conflict of interest disclosures, and funding information are available in the original JAMA publication.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Kronik böbrek hastalığı, kardiyovasküler risk, rivaroksaban, antikoagülanlar, majör kanama, farmakodinamik, renal yetmezlik, trombotik olaylar, ilaç güvenliği, hemostaz, klinik çalışma, nefroloji</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
