<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pyroptoz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/pyroptoz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 09:44:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>pyroptoz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sepsiste Karaciğer Hasarını Tetikleyen Yeni Molekül: LGALS3BP’nin Pyroptoz Bağlantısı Ortaya Çıktı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/lgals3bp-sepsiste-karaciger-hasari/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/lgals3bp-sepsiste-karaciger-hasari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inflammasom]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[LGALS3BP]]></category>
		<category><![CDATA[programlanmış hücre ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[pyroptoz]]></category>
		<category><![CDATA[sepsis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/lgals3bp-sepsiste-karaciger-hasari/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, LGALS3BP adlı glikoproteinin sepsiste karaciğer hasarını inflammazom aracılı pyroptoz yoluyla artırdığını ortaya koyuyor. Bu mekanizma organ hasarını derinleştiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sepsis, enfeksiyona karşı gelişen kontrolsüz ve sistemik bir inflamasyon yanıtı olarak, <a href="https://oncology.com.tr/yenidogan-antibiyotik-yonetimi-modeli/" title="Yenidoğan Yoğun Bakımında Antibiyotik Yönetimi İçin Çok Merkezli Yeni Model" data-wpan-internal-link="1">yoğun</a> bakım pratiğinde hâlâ en büyük tıbbi acil durumlar arasında yer alıyor. Bu tablo yalnızca enfeksiyonun kendisinden değil, vücudun bağışıklık yanıtının organlara verdiği ikincil zarardan kaynaklanıyor. Karaciğer de bu süreçte en kırılgan organlardan biri olarak öne <a href="https://oncology.com.tr/sepsis-sonrasi-kas-gucsuzlugu-ampk-sirt1/" title="Sepsis Sonrası Kas Güçsüzlüğünde AMPK/SIRT1 Yolu Umut Verici Bir Hedef Olarak Öne Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">çıkıyor</a>. Cell Death Discovery dergisinde yayımlanan yeni çalışma, sepsis sırasında karaciğer hasarını ağırlaştıran beklenmedik bir oyuncuyu işaret ediyor: salgılanan LGALS3BP proteini.</p>
<p>Hwang, Shim, Park ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü araştırma, LGALS3BP’nin yalnızca inflamatuvar yanıtı artırmakla kalmadığını, aynı zamanda inflammazom aracılı pyroptoz adı verilen güçlü iltihaplı bir hücre ölümü yolunu da devreye soktuğunu gösteriyor. Galectin-3-binding protein olarak da bilinen bu glikoprotein, daha önce bağışıklık düzenlenmesi, bazı kanser süreçleri ve viral enfeksiyonlarla ilişkili etkileri nedeniyle incelenmişti. Ancak bu çalışma, LGALS3BP’nin sepsis patofizyolojisindeki rolünü ilk kez kapsamlı biçimde tanımlayarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Sepsis çoğu zaman çoklu organ yetmezliği sendromuna ilerleyebilen, dakikalar ve saatler içinde ağırlaşabilen bir klinik tablo. Karaciğer, dolaşımdaki toksik ve inflamatuvar sinyalleri filtreleme görevi nedeniyle bu süreçte sık zarar gören organlardan biri oluyor. Buna rağmen, sepsisle ilişkili karaciğer hasarını hangi moleküler mekanizmaların sürüklediği uzun süre tam olarak açıklanamamıştı. Yeni bulgular, bu boşluğa LGALS3BP üzerinden önemli bir parça ekliyor. Araştırmacılar, salgılanan LGALS3BP düzeylerinin yükselmesinin karaciğerde inflamasyonu artırdığını ve hücre ölümünü hızlandırdığını ortaya koydu.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde pyroptoz yer alıyor. Apoptoz gibi sessiz bir hücre ölümü biçiminden farklı olarak pyroptoz, hücrenin içeriğini dış ortama salarak inflamasyonu daha da güçlendiren bir mekanizma. Bu süreç çoğunlukla inflammazom kompleksinin aktivasyonu ile başlıyor ve sonuçta hücre zarı bütünlüğü bozuluyor. Böylece yalnızca tek bir hücre ölmekle kalmıyor, çevredeki dokular da daha yoğun bir bağışıklık uyarısına maruz kalıyor. Sepsis gibi halihazırda yüksek inflamasyonun hüküm sürdüğü bir tabloda bu mekanizma, hasarın katlanmasına yol açabiliyor.</p>
<p>Araştırmada kullanılan in vitro ve in vivo modeller, LGALS3BP’nin karaciğer dokusunda bu hasar döngüsünü nasıl beslediğini anlamaya yardımcı oldu. Bulgular, proteinin salgılanan formunun inflamatuvar sinyalleri artırdığını ve inflammazom aracılı pyroptozu tetikleyerek karaciğer hücrelerini daha savunmasız hale getirdiğini gösteriyor. Bu durum, sepsis sırasında organ hasarının yalnızca enfeksiyon yüküne bağlı pasif bir sonuç olmadığını; aksine belirli moleküler düğümler tarafından aktif biçimde şekillendirildiğini yeniden hatırlatıyor.</p>
<p>LGALS3BP’nin önemli yönlerinden biri, bir bağışıklık düzenleyici glikoprotein olarak dolaşımda ve doku mikroçevresinde etkili olabilmesi. Proteinlerin salgılanabilir olması, onları yalnızca hücre içi sinyal unsurları olmaktan çıkarıp komşu hücreleri de etkileyebilen güçlü aracı moleküller haline getiriyor. Bu nedenle LGALS3BP’nin artışı, yalnızca bir biyobelirteç değişimi olarak değil, aynı zamanda hastalığın biyolojisini doğrudan yönlendiren bir olay olarak değerlendiriliyor. Çalışma, özellikle sepsis bağlamında, bu proteinin karaciğer hasarında aktif bir amplifikatör rolü oynayabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Bununla birlikte, bulguların klinik sonuçlara dönüşmesi için temkinli olunması gerekiyor. Araştırma, önemli mekanistik kanıtlar sunsa da sepsis çok katmanlı bir sendrom ve tek bir molekül tüm tabloyu açıklamıyor. Enfeksiyonun türü, bağışıklık yanıtının şiddeti, hastanın eşlik eden hastalıkları ve tedaviye yanıtı gibi değişkenler organ hasarını belirleyebiliyor. Yine de LGALS3BP’nin tanımlanması, gelecekte risk sınıflandırması ya da <a href="https://oncology.com.tr/fgfr2-pozitif-mide-kanserinde-infigratinib/" title="FGFR2 Amplifikasyonu Olan Mide Kanserinde İnfigratinib Umut Verdi" data-wpan-internal-link="1">hedefe yönelik tedavi</a> geliştirme açısından değerli bir başlangıç noktası sağlıyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından bu tür çalışmaların önemi, sepsiste “aşırı inflamasyon” kavramını daha somut moleküler hedeflere indirgemesinden geliyor. Eğer LGALS3BP’nin üretimi, salınımı ya da inflammazom ile etkileşimi kontrol altına alınabilirse, karaciğer başta olmak üzere organ hasarını azaltmaya dönük yeni stratejiler geliştirilebilir. Ancak bu noktada insanlarda uygulanabilir tedavi seçeneklerinden söz etmek için daha fazla doğrulama çalışmasına ihtiyaç var. Şimdilik eldeki veriler, LGALS3BP’nin sepsis biyolojisinde önemli bir parça olduğunu ve pyroptozun bu zincirde merkezî bir rol üstlendiğini gösteriyor.</p>
<p>Sepsisin küresel mortalite yükü düşünüldüğünde, organ hasarını yöneten bu tür moleküler mekanizmaların aydınlatılması klinik açıdan büyük önem taşıyor. Karaciğer fonksiyon bozukluğu çoğu zaman sepsis yönetimini zorlaştırıyor, ilaç metabolizmasını etkiliyor ve çoklu organ yetmezliği riskini artırıyor. LGALS3BP üzerine gelen yeni veriler, hem temel immünoloji açısından hem de yoğun bakım hastalarının gelecekteki tedavi seçenekleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Çalışma, sepsis hasarının arkasındaki biyolojik mimarinin hâlâ tamamlanmamış olduğunu ve yeni hedeflerin ortaya çıkmaya devam ettiğini bir kez daha gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The role of secretory LGALS3BP in exacerbating sepsis-associated liver dysfunction through inflammasome-mediated pyroptosis.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Secretory LGALS3BP exacerbates sepsis-associated liver dysfunction by activating inflammasome-mediated pyroptosis.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Hwang, JE., Shim, HJ., Park, MR. et al. Secretory LGALS3BP exacerbates sepsis-associated liver dysfunction by activating inflammasome-mediated pyroptosis. Cell Death Discov. (2026). https://doi.org/10.1038/s41420-026-03198-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41420-026-03198-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/lgals3bp-sepsiste-karaciger-hasari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Hücrelerinde Yeni İpucu: LTBP4 Eksikliği Erkek Farelerde Yetmezlik Belirtilerini Hafifletebiliyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ltbp4-eksikligi-kalp-yetmezligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ltbp4-eksikligi-kalp-yetmezligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 23:39:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[interlökin-1β]]></category>
		<category><![CDATA[kalp fibrozisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyomiyosit inflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[LTBP4 eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[NLRP3 inflammazom]]></category>
		<category><![CDATA[NLRP3 inflamzomu]]></category>
		<category><![CDATA[pyroptoz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ltbp4-eksikligi-kalp-yetmezligi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, LTBP4 eksikliğinin erkek farelerde kalp kası hücrelerindeki inflamasyonu azaltarak kalp yetmezliği belirtilerini hafiflettiğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalık araştırmalarında, kalp yetmezliğinin yalnızca pompalama gücündeki azalmadan ibaret olmadığı giderek daha netleşiyor. Kalp kası hücrelerinin içinde ve çevresinde gelişen iltihabi süreçler, dokunun zamanla zayıflamasında ve yapısal olarak yeniden şekillenmesinde kritik rol oynuyor. Bu alanda yayımlanan yeni bir çalışma, latent transforming growth factor beta binding protein 4 olarak bilinen LTBP4’ün eksikliğinin, özellikle erkek farelerde, kalp kası hücrelerindeki inflamatuvar sinyali baskılayarak kalp yetmezliği üzerindeki yükü azaltabildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Ma, Jiang, Zuo ve çalışma arkadaşları tarafından yürütülen araştırma, kalp kası hücrelerinde NLRP3 inflamzomunun nasıl harekete geçtiğine odaklandı. NLRP3 inflamzomu, hücre içindeki stres işaretlerini algılayan ve ardından kaspaz-1’i etkinleştirerek güçlü bir inflamatuvar yanıtı başlatan çok proteinli bir kompleks olarak biliniyor. Bu süreç, interlökin-1β gibi iltihap artırıcı moleküllerin olgunlaşmasını sağlıyor. Ancak bu yanıt aşırıya kaçtığında, kalp kası hücrelerinde pyroptoz adı verilen yıkıcı bir hücre ölümü biçimi tetiklenebiliyor ve bunun sonucu fibrozis, yani skar benzeri sert doku oluşumu, daha da artabiliyor.</p>
<p>Çalışmanın temel mesajı, LTBP4 eksikliğinin bu zinciri zayıflatabildiği yönünde. Araştırmacılar, LTBP4 yetersizliğinin kardiyomiyositlerde NLRP3 inflamzomunun aktivasyonunu sınırladığını ve bunun kalp dokusundaki hasar döngüsünü hafifletebileceğini gösterdi. Bu bulgu önem taşıyor; çünkü kalp yetmezliği çoğu zaman tek bir molekülün değil, birbirini besleyen iltihap, hücre ölümü ve doku sertleşmesi süreçlerinin sonucu olarak ilerliyor. Dolayısıyla inflamzom düzeyinde elde edilen her yeni ipucu, hastalığın biyolojik mimarisini anlamaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Kalp yetmezliği dünya genelinde yüksek hastalık yükü ve ölüm oranı ile ilişkilendirilen kronik bir durum olmaya devam ediyor. Hastalık ilerledikçe kalp kası <a href="https://oncology.com.tr/myc-proteini-kanser-dna-onarimi/" title="MYC’nin Yeni Görevi Ortaya Çıktı: Kanser Hücreleri DNA Onarımını Bu Proteinle Güçlendiriyor" data-wpan-internal-link="1">hücreleri</a> yalnızca oksijen ve besin taşıma görevini yerine getirmekte zorlanmıyor; aynı zamanda mekanik stres, metabolik bozulma ve bağışıklık sistemiyle ilişkili sinyaller nedeniyle de hasar görüyor. Bu bağlamda inflamasyon, giderek daha fazla “eşlik eden” bir olay değil, hastalığın ilerlemesini yönlendiren ana mekanizmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Yeni çalışma, tam da bu noktada LTBP4’ün beklenmedik bir düzenleyici olarak öne çıkabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>LTBP4, ekstraselüler matriks dinamikleri ve dönüştürücü büyüme faktörü beta sinyallemesiyle bağlantılı bir protein olarak biliniyor. Geçmiş araştırmalarda bu protein, doku onarımı, fibrozis ve bağ dokusu yeniden yapılanmasıyla ilişkili karmaşık roller üstlenmişti. Ancak onun kalp kası hücrelerindeki inflamatuvar yanıtla bağlantısı daha az anlaşılmış durumdaydı. Bu nedenle yeni bulgular, LTBP4’ün yalnızca yapısal bir matriks bileşeni olmadığı; aynı zamanda hücre içi savunma ve ölüm yollarını etkileyebilen bir düzenleyici olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri de etkinin erkek farelerde belirgin biçimde gözlenmiş olması. Bu cinsiyet farkı, kalp yetmezliği biyolojisinde uzun süredir üzerinde durulan önemli bir konuya yeniden dikkat çekiyor. İnsanlarda ve hayvan modellerinde kalp hastalıklarının seyri, hormonal durum, bağışıklık yanıtı ve hücresel stres mekanizmaları açısından cinsiyete bağlı farklılıklar gösterebiliyor. Araştırmanın erkek farelere özgü bulguları, aynı mekanizmanın dişi bireylerde nasıl işlediğinin ayrıca incelenmesi gerektiğini düşündürüyor. Bilim insanları için bu tür farklar, potansiyel tedavilerin herkeste aynı şekilde çalışmayabileceğini hatırlatan önemli sinyaller arasında yer alıyor.</p>
<p>NLRP3 inflamzomu ile kaspaz-1 <a href="https://oncology.com.tr/crispr-tayland-melioidoz-riskleri/" title="CRISPR, Toprak ve Su Arasındaki Gizli Melioidosis Kaynaklarını Ortaya Çıkardı" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> bağlantı, yalnızca kalp yetmezliği değil, çok sayıda inflamatuvar hastalık açısından da yoğun şekilde araştırılıyor. Kaspaz-1’in aktivasyonu, interlökin-1β ve benzeri sitokinlerin olgunlaşmasını sağlarken, aşırı inflamatuvar yanıt dokuda kalıcı hasara yol açabiliyor. Kalpte bu süreç, kasılma kapasitesinin düşmesine, hücre kaybına ve fibrotik yeniden yapılanmaya neden olarak işlev kaybını derinleştirebiliyor. Bu nedenle inflamzom baskılanması, son yıllarda kardiyovasküler tedavi stratejileri arasında ilgi gören başlıklardan biri haline geldi.</p>
<p>Yine de çalışmanın sonuçları temkinli biçimde değerlendirilmek zorunda. Bulgular şu aşamada fare modellerine dayanıyor ve insan biyolojisine doğrudan uyarlanmış klinik bir tedavi sonucunu ifade etmiyor. Bununla birlikte, temel bilim düzeyindeki bu tür keşifler, gelecekte ilaç geliştirme çalışmalarına yön verebiliyor. Özellikle de hedefin doğrudan kalp kası hücresi içindeki inflamatuvar süreçler olması, daha seçici ve yan etkisi daha düşük yaklaşımlar tasarlanması açısından önem taşıyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, kalp yetmezliğinde başarılı bir müdahale için yalnızca semptomları değil, hücresel düzeydeki bozulma döngülerini de hedeflemek gerekiyor. LTBP4 eksikliğinin NLRP3 inflamzomu üzerindeki baskılayıcı etkisi, bu döngünün kırılabileceğine dair yeni bir örnek sunuyor. Çalışma ayrıca inflamasyonla fibrozis arasındaki yakın ilişkinin bir kez daha altını çiziyor: Bir süreç durdurulamadığında diğeri de hız kazanıyor ve kalp dokusu giderek daha az esnek, daha az işlevsel hale geliyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Ma ve arkadaşlarının çalışması LTBP4’ün kalp kası hücrelerinde inflamatuvar tepkileri düzenlemede beklenenden daha önemli bir role sahip olabileceğini gösteriyor. NLRP3 inflamzomu, kaspaz-1, interlökin-1β ve pyroptoz eksenini hedefleyen bu yeni biyolojik çerçeve, kalp yetmezliğinin <a href="https://oncology.com.tr/uzum-tuketimi-cilt-sagligini-guclendiriyor/" title="Üzüm Tüketimi Ciltte Gen İfadesini Değiştirerek Savunma Mekanizmalarını Güçlendirebilir" data-wpan-internal-link="1">mekanizmalarını</a> anlamada değerli bir adım olarak öne çıkıyor. Araştırma, özellikle erkek farelerde gözlenen koruyucu etkinin, gelecekte cinsiyete duyarlı kardiyovasküler yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşündürüyor. Ancak bunun klinik uygulamaya dönüşmesi için daha fazla deneysel doğrulama ve insan çalışmalarına ihtiyaç olduğu açık.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The role of LTBP4 deficiency in inhibiting NLRP3 inflammasome activation within cardiomyocytes and its impact on attenuating heart failure in male mice.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> LTBP4 deficiency inhibits NLRP3 inflammasome activation in cardiomyocytes and attenuates heart failure in male mice.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Ma, S., Jiang, N., Zuo, Z. et al. LTBP4 deficiency inhibits NLRP3 inflammasome activation in cardiomyocytes and attenuates heart failure in male mice. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-73125-w</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ltbp4-eksikligi-kalp-yetmezligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
