<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pulmoner hipertansiyon &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/pulmoner-hipertansiyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2026 20:32:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>pulmoner hipertansiyon &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CDH’li bebeklerde kalp krizi riskini azaltan ‘hızlı ekip müdahalesi’ yaklaşımı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dogustan-diyafram-hernisinde-hizli-ekip-mudahalesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dogustan-diyafram-hernisinde-hizli-ekip-mudahalesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:32:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[doğumsal diyafram hernisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğuştan diyafram hernisi]]></category>
		<category><![CDATA[ekip temelli bakım]]></category>
		<category><![CDATA[erken müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-dolaşım değerlendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dogustan-diyafram-hernisinde-hizli-ekip-mudahalesi/</guid>

					<description><![CDATA[CDH’li bebeklerde kalp-dolaşım bozulmasının erken tanınması ve ekip temelli, zamanında müdahale yaklaşımları kritik riskleri azaltmayı hedefliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Journal of Perinatology’de yayımlanan yeni bir çalışma, doğuştan diyafram hernisi (CDH) ile dünyaya gelen bebeklerde klinik gidişatı belirleyebilecek kritik bir noktaya işaret ediyor: Kalp ve dolaşım sistemindeki bozulmanın erken fark edilmesi ve ekip temelli, zamanında müdahale. Araştırmacılar, akciğer gelişiminin <a href="https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/" title="Çocuklarda ağır yetersiz beslenme sonrası kilo toparlansa da doğuştan bağışıklık geç düzeliyor" data-wpan-internal-link="1">yetersiz</a> olduğu bu tabloda kalbin ve dolaşımın doğumdan itibaren zorlandığını; uygun hızda tanı ve koordineli bakım sağlanmazsa dolaşımsal çöküşün geri dönülemez hale gelebileceğini vurguluyor.</p>
<p>CDH yalnızca akciğerleri etkileyen bir sorun değil. Çalışmanın ele aldığı mekanizmaya göre hastalığın seyri, çoğu bebekte pulmoner hipertansiyon ve kan akımının anormal dağılımıyla birlikte sağ kalbin üzerinde ek yük oluşturuyor. Bu nedenle klinik ekipler, “ilk anda solunum odaklı” bir değerlendirme yaklaşımının ötesine geçerek, kalbin performansındaki erken bozulma sinyallerini sistematik biçimde aramak zorunda. Çalışma, bu ihtiyaca yanıt olarak tek birimlerin ayrı ayrı karar verdiği yaklaşımlar yerine, organ sistemlerini birlikte ele alan bir bakım modeli öneriyor.</p>
<p>Yeni protokolün merkezinde hızlı değerlendirme stratejileri bulunuyor. Araştırmacılar, erken dönemde kalp fonksiyonundaki bozulmayı işaret edebilecek bulguların belirli bir çerçevede tanınmasını hedefleyen bir takım düzeninden söz ediyor. Buna göre yenidoğan uzmanları, solunum alanında çalışan ekipler ve hemşirelik birimleri gibi farklı uzmanlık grupları, aynı klinik hedefe odaklanarak hastanın dolaşım durumunu daha erken dönemde yakalamaya çalışıyor. Amaç, akciğerler ve kalp dolaşımı arasındaki etkileşimi gecikmeden değerlendirmek ve müdahaleyi “zaman penceresi” içinde yapabilmek.</p>
<p>Çalışmada vurgulanan önemli noktalardan biri, müdahalenin zamanlaması ile sonuçlar arasındaki olası bağ. CDH’li bebeklerde akciğer dokusu olgunlaşmadığı için oksijenlenme ve damar direnci dinamikleri doğumdan itibaren hızla değişebiliyor. Bu koşullarda sağ ventrikülün yük altında kalması ve dolaşımsal rezervin azalması, klinisyenlerin uygun zamanda aksiyon almasını özellikle değerli kılıyor. Ekip temelli yaklaşım, kalp fonksiyonundaki bozulma sinyalleri ortaya çıkmadan önce veya çok erken aşamada müdahaleyi devreye sokmayı amaçlıyor.</p>
<p>Araştırmanın mesajı, tedaviyi bir dizi ayrı “parça parça” karar yerine, koordine bir klinik akışa dönüştürmenin önemine dayanıyor. Çalışmanın sunduğu çerçevede, farklı disiplinlerin aynı değerlendirme dili ve aynı önceliklerle çalışması <a href="https://oncology.com.tr/esat-6-biyobelirticli-kan-testi-tuberkuloz-erisn-tani/" title="ADLM 2026’da sunulan çalışma: Kan testiyle aktif tüberkülozun daha erken saptanması hedefleniyor" data-wpan-internal-link="1">hedefleniyor</a>. Böylece yalnızca solunum parametrelerine odaklanmak yerine, pulmoner hipertansiyonun ve anormal kan akımının kalp üzerindeki etkisi de erken dönemde dikkate alınabiliyor.</p>
<p>Bu bulgular, CDH’li bebeklerde bakımın karmaşıklığına rağmen klinik ekiplerin yaklaşımını standartlaştırmanın mümkün olduğuna dair bir işaret olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte çalışma, Journal of Perinatology’de yayımlanmış olsa da, klinik uygulamaya doğrudan aktarım için hastaya özgü değerlendirme ve protokolün farklı merkezlerde uygulanabilirliğine ilişkin ek kanıtların gerekeceği unutulmamalı. Yine de sonuçlar, <a href="https://oncology.com.tr/doku-kolastirici-dongusel-rna-circna-kanser-biyobelirteci/" title="Döngüsel RNA’lar kanser izini “daha dayanıklı” biyobelirteçlerle taşıyabilir: Yeni derleme" data-wpan-internal-link="1">erken tanı</a> ve çok disiplinli koordinasyonun özellikle dolaşım riski yüksek yenidoğanlarda belirleyici olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>CDH’de akciğer yetersizliğinin ötesinde gelişen kalp ve dolaşım zorluklarının erken yönetimine odaklanan bu çalışma, “ne yapılacağı” kadar “ne zaman ve kimlerle birlikte yapıldığı” sorusunun da klinik sonuçlarda rol oynayabileceğini gösteriyor. Uygulamada ekip içi iletişimi güçlendiren ve kalp fonksiyon bozulmasını daha erken yakalamayı amaçlayan yaklaşımlar, bu kırılgan hasta grubunda gelecekte daha güvenli ve öngörülebilir bir bakımın temelini oluşturabilir.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="9s0cr4ge8P"><p><a href="https://scienmag.com/early-team-care-and-treatment-for-cardiac-dysfunction-in-infants-with-cdh/">Early Team Care and Treatment for Cardiac Dysfunction in Infants With CDH</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Early Team Care and Treatment for Cardiac Dysfunction in Infants With CDH” — Science" src="https://scienmag.com/early-team-care-and-treatment-for-cardiac-dysfunction-in-infants-with-cdh/embed/#?secret=jXFGEzYyCS#?secret=9s0cr4ge8P" data-secret="9s0cr4ge8P" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Congenital diaphragmatic hernia (CDH) in infants; early recognition of cardiac dysfunction.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Team-based care with early recognition and treatment of cardiac dysfunction for infants with CDH.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Sloan, P.E., Sanning, L.S., Liviskie, C. et al. Team-based care with early recognition and treatment of cardiac dysfunction for infants with CDH. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02841-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41372-026-02841-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dogustan-diyafram-hernisinde-hizli-ekip-mudahalesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğanlarda Zor Entübasyonu Öngören Bulgular, CDH Yoğun Bakımında Yeni Bir Yol Haritası Sunuyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/konjenital-diyafram-hernisi-zor-entubasyon/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/konjenital-diyafram-hernisi-zor-entubasyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer hipoplazisi]]></category>
		<category><![CDATA[entübasyon zorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hava yolu yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[konjenital diyafram hernisi]]></category>
		<category><![CDATA[mediastinal kayma]]></category>
		<category><![CDATA[neonatal hava yolu yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[neonatal yoğun bakım]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan entübasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/konjenital-diyafram-hernisi-zor-entubasyon/</guid>

					<description><![CDATA[Konjenital diyafram hernili yenidoğanlarda zor entübasyonun nedenleri ve erken risk işaretleri, yoğun bakım ekiplerine etkili hava yolu yönetimi için yol gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konjenital diyafram hernisi (KDH), doğumdan hemen sonra solunumu tehdit eden en ağır yenidoğan anomalilerinden biri olarak kabul ediliyor. Diyaframdaki gelişim kusuru nedeniyle karın organlarının göğüs boşluğuna kayması, akciğerlerin yeterince gelişememesine ve kalbin-göğüs yapılarının yer değiştirmesine yol açabiliyor. Bu tablo, bebek doğar doğmaz hava yolunun güvence altına alınmasını ve mekanik ventilasyonun dikkatle başlatılmasını zorunlu kılıyor. Ancak yeni bir araştırma, ilk entübasyon girişiminin sanıldığından çok daha karmaşık olabildiğini ve bazı <a href="https://oncology.com.tr/fototerapi-nitrik-oksit-premature/" title="Prematüre Bebeklerde Fototerapinin Nitric Oxide Dengesine Etkisi Araştırıldı" data-wpan-internal-link="1">bebeklerde</a> bu sürecin baştan öngörülebileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Beverstock, Hagan, Fernandes ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü araştırma, KDH’li yenidoğanlarda ilk entübasyonun neden zorlaşabildiğine odaklanıyor. Çalışma, hava yolu yönetimindeki güçlüğün yalnızca teknik bir sorun olmadığını; altta yatan anatomik bozukluklar ve fizyolojik instabilitenin birlikte şekillendirdiği bir risk tablosu olduğunu gösteriyor. Ekip, geniş bir hasta grubundan elde edilen klinik verileri geriye dönük olarak inceleyerek, başlangıç entübasyonunun zor olacağını düşündüren belirleyici işaretleri ayırt etmeye çalıştı.</p>
<p>Sonuçlar, bazı anatomik özelliklerin ve kardiyopulmoner etkilenmenin entübasyon zorluğu ile anlamlı biçimde ilişkili olabileceğine işaret ediyor. Özellikle akciğer hipoplazisinin derecesi ve mediastinal kaymanın şiddeti, hava yoluna erişimi ve akciğerlerin doğum sonrası havalanmasını dolaylı olarak etkileyen başlıca unsurlar arasında öne çıkıyor. Pulmoner hipertansiyon gibi fizyolojik bozuklukların da entübasyon sürecini zorlaştırabileceği görülüyor. Bu bulgular, hava yolunun yalnızca laringoskopi sırasında görülen anatomik yapıdan ibaret olmadığını; bebeğin tüm solunum-kardiyovasküler durumunun entübasyon başarısını belirlediğini hatırlatıyor.</p>
<p>KDH’de ilk entübasyonun kritik olmasının nedeni, bu bebeklerin solunum rezervinin son derece sınırlı olması. Doğum sonrası dönemde yaşanacak kısa süreli bir oksijen düşüşü ya da hemodinamik dalgalanma bile ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle klinisyenler çoğu zaman ilk denemede başarıya ulaşmayı hedefliyor. Araştırmanın dikkat çekici yönü de burada ortaya çıkıyor: Çalışma, hangi hastaların daha fazla hazırlık, daha deneyimli ekip ve daha dikkatli bir hava yolu stratejisi gerektirebileceğini daha <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-kan-lipid-biyobelirtecler/" title="Kanda Saptanan Lipid İmzası Parkinson’un Erken Tanısına Yeni Bir Kapı Aralıyor" data-wpan-internal-link="1">erken</a> dönemde tanımlamaya yardımcı olabilecek ipuçları <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-meme-kanseri-kemoterapi-onleme/" title="Yapay Zekâ, Meme Kanserinde Gereksiz Kemoterapiyi Azaltabilecek Yeni Bir Yol Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">sunuyor</a>.</p>
<p>Yenidoğan yoğun bakımında zor entübasyonun önceden tahmin edilebilmesi, yalnızca işlem başarısını değil, aynı zamanda bebeğin genel seyrini de etkileyebilir. Tekrarlayan girişimler, hava yolu travması, oksijenlenmede bozulma ve fizyolojik stres gibi riskleri artırabilir. KDH’li bebeklerde bu komplikasyonlar daha da önem kazanır; çünkü zaten sınırlı olan akciğer kapasitesi ve sıklıkla eşlik eden pulmoner damar sorunları, küçük bir gecikmeyi bile klinik açıdan önemli hale getirebilir. Bu nedenle çalışma bulguları, risk sınıflandırmasının doğum öncesi veya doğum sonrası ilk değerlendirme aşamasında yapılmasının değerini güçlendiriyor.</p>
<p>Çalışma geriye dönük veriye dayandığı için, bulguların klinik uygulamada doğrudan bir protokole dönüşmesi için daha fazla doğrulamaya ihtiyaç var. Yine de araştırmacıların ortaya koyduğu model, KDH yönetiminde kişiselleştirilmiş yaklaşımın önemini vurguluyor. Her hastanın aynı derecede zor entübe edilmeyeceğini bilmek, ekiplerin hazırlığını değiştirebilir; örneğin deneyimli havayolu uzmanlarının hazır bulundurulması, alternatif entübasyon planlarının önceden düşünülmesi ve bebeğin fizyolojik durumunun yakın izlenmesi gibi adımlar daha bilinçli biçimde planlanabilir. Bu yaklaşım, özellikle doğumhane ve yeni doğan yoğun bakım arasında hızlı karar verilmesi gereken durumlarda büyük önem taşır.</p>
<p>Neonatal kriti̇k bakım uzmanları için bu tür çalışmaların önemi, yalnızca teknik başarı oranlarını artırmakla sınırlı değil. KDH’de hastalığın ciddiyeti çoğu zaman doğumdan önce başlasa da, ilk saatlerdeki yönetim uzun dönem prognoz üzerinde belirleyici olabiliyor. Hava yolu yönetiminde karşılaşılacak zorlukların öngörülmesi, ekip içi koordinasyonu güçlendirerek bebeğin stabilizasyonunu daha güvenli hale getirebilir. Bu da özellikle akciğer gelişimi azalmış, mediastinal kayması belirgin veya pulmoner hipertansiyon bulguları taşıyan yenidoğanlarda kritik olabilir.</p>
<p>Araştırmanın yayımlandığı dönemde, KDH tedavisi üzerine yoğun bakım, cerrahi ve perinatal planlama alanlarında çok disiplinli yaklaşımın önemi zaten kabul görüyor. Bu çalışma ise o yaklaşımın içine daha keskin bir erken risk okuması ekliyor. Bulgular, doğum öncesi görüntüleme ve postnatal değerlendirme sonuçlarının birlikte yorumlanmasıyla, hangi bebeğin ilk entübasyonda daha yüksek risk taşıdığını daha iyi anlamaya yardımcı olabilir. Uzmanlar açısından bu, “herkese aynı hazırlık” yerine “veriye dayalı hazırlık” anlamına geliyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Beverstock ve meslektaşlarının çalışması, konjenital diyafram hernili bebeklerde ilk entübasyonun neden bazı durumlarda özellikle zorlaştığını daha açık biçimde ortaya koyuyor. Akciğer hipoplazisi, mediastinal kayma ve pulmoner hipertansiyon gibi faktörlerin birlikte değerlendirilmesi, yenidoğan hava yolu yönetiminde daha isabetli bir risk çerçevesi sunabilir. Bulgular henüz rutin uygulamanın yerini alan kesin bir kılavuz değil; ancak neonatal yoğun bakım ekiplerinin en kritik dakikalarda daha hazırlıklı ve daha hedefli hareket etmesine katkı sağlayabilecek güçlü bir bilimsel temel oluşturuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Predictors of challenging initial intubation and their association with outcomes in congenital diaphragmatic hernia</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Predictors of challenging initial intubation and association with outcomes in congenital diaphragmatic hernia</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Beverstock, A.M., Hagan, J.L., Fernandes, C.J. et al. Predictors of challenging initial intubation and association with outcomes in congenital diaphragmatic hernia. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02759-x</p>
<p><strong>DOI:</strong> 22 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/konjenital-diyafram-hernisi-zor-entubasyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CDH’de Damar Desteği Puanı, Akciğer Hasarı ve Yaşam Şansıyla Aynı Resmi Gösteriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cdh-vasoaktif-skor-sagkalim-akciger/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cdh-vasoaktif-skor-sagkalim-akciger/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 20:12:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[diyafram defekti]]></category>
		<category><![CDATA[doğumsal diyafram hernisi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik akciğer hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[vasoaktif-inotropik skor]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağkalımı]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cdh-vasoaktif-skor-sagkalim-akciger/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, CDH’li yenidoğanlarda vasoaktif-inotropik skorun sağkalım ve kronik akciğer hastalığı riskini etkilediğini; defektin büyüklüğü ve konumuna göre değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenidoğan yoğun bakımında kritik izlem gerektiren doğumsal diyafram hernisinde (CDH) kullanılan damar destek tedavisinin düzeyi, yalnızca bebeğin o anki dolaşım durumunu değil, aynı zamanda hastalığın gidişatını da yansıtabiliyor. Journal of Perinatology’de Haziran 2026’da yayımlanan yeni çalışma, vasoaktif-inotropik skorun (VIS) CDH’li bebeklerde sağkalım, mekanik ventilasyon süresi ve kronik akciğer hastalığı gibi sonuçlarla ilişkili olduğunu; ayrıca bu ilişkinin diyafram defektinin büyüklüğü ve lezyonun sağ ya da sol tarafta olmasına göre değişebildiğini ortaya koydu.</p>
<p>CDH, diyaframdaki açıklık nedeniyle karın organlarının göğüs boşluğuna kaydığı, bu yüzden akciğer gelişimini <a href="https://oncology.com.tr/kriyoprezerv-kok-hucre-biyoreaktor-inokulasyonu/" title="Kriyoprezerv Stem Hücrelerle Biyoreaktöre Doğrudan Yükleme Dönemi Başlıyor" data-wpan-internal-link="1">doğrudan</a> bozan ciddi bir doğum anomalisi olarak biliniyor. Akciğerlerin yeterince gelişememesi, çoğu olguda pulmoner hipoplaziye ve kalıcı pulmoner hipertansiyona zemin hazırlıyor. Bu nedenle hastalar sık sık solunum desteği, dolaşım desteği ve yoğun bakım izlemi gerektiriyor. Ancak klinisyenlerin uzun süredir kullandığı vasoaktif ve inotropik ilaçların toplam yoğunluğunu yansıtan VIS’in, hastalığın anatomik özellikleriyle nasıl bir ilişki kurduğu şimdiye kadar yeterince net değildi.</p>
<p>Beverstock, Hagan ve Hanna’nın öncülük ettiği araştırma, birden fazla <a href="https://oncology.com.tr/nicu-bebek-kaybi-ebeveyn-arastirma-deneyimi/" title="Yoğun Bakımda Kaybedilen Bebeklerin Ebeveynlerinde Araştırmaya Katılımın Duygusal Bedeli İncelendi" data-wpan-internal-link="1">yenidoğan yoğun bakım</a> ünitesinden toplanan CDH hastalarını kapsayan geniş bir kohorta dayanıyor. Çalışmanın ana amacı, VIS ile ölüm oranı, mekanik ventilasyon süresi ve kronik akciğer hastalığı gelişimi gibi ölçülebilir klinik sonuçlar <a href="https://oncology.com.tr/pregabalin-pankreas-kanseri-etkileri/" title="Pregabalin ile pankreas kanseri hücreleri arasındaki beklenmedik ilişki laboratuvarda ortaya çıktı" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> bağlantıyı ortaya koymaktı. Araştırmacılar bunu yaparken, diyafram defektinin boyutu ve hernisinin sağ ya da sol tarafta yer almasının bu ilişkileri nasıl etkilediğini de değerlendirdi.</p>
<p>VIS, dopamin, epinefrin ve milrinon gibi ilaçların oluşturduğu toplam kardiyovasküler desteği tek bir sayısal çerçevede özetliyor. Bu tür skorlar yoğun bakımda hastalığın ciddiyetini izlemek için yaygın olarak kullanılıyor. CDH bağlamında ise skorun yalnızca tedavi yoğunluğunu değil, aynı zamanda altta yatan akciğer ve dolaşım yükünü de dolaylı olarak yansıtması bekleniyor. Yeni bulgular, VIS’in bu hastalarda klinik riskin nicel bir göstergesi olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, anatomik farklılıkların sonuçlarla birlikte ele alınmış olması. CDH’de defektin büyüklüğü, akciğer gelişimini ne ölçüde sınırlayacağını belirleyen temel faktörlerden biri kabul ediliyor. Daha büyük defektler, çoğu zaman daha ciddi akciğer hipoplazisi ve daha karmaşık hemodinamik sorunlarla ilişkilendiriliyor. Benzer şekilde, herninin sağ ya da sol tarafta olması da akciğer ve mediasten yapılarının etkilenme biçimini değiştirebiliyor. Araştırma, bu anatomik ayrıntıların VIS ile klinik sonuçlar arasındaki bağlantıyı güçlendirebileceğini veya zayıflatabileceğini göstererek, CDH’nin tek boyutlu bir hastalık gibi değerlendirilemeyeceğini hatırlatıyor.</p>
<p>Özellikle yoğun bakım ekipleri için bu tür veriler önem taşıyor. Çünkü CDH tedavisi, yalnızca solunum desteği sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda dolaşım stabilizasyonu, pulmoner hipertansiyonun yönetimi ve uzun süreli morbidite riskinin öngörülmesini de içeriyor. VIS gibi ölçümler, klinik tablonun gidişatını daha erken dönemde anlamaya yardımcı olabilir. Bununla birlikte çalışma, bu skorun tek başına karar verdirici bir araç olarak değil, bebeğin anatomik ve fizyolojik özellikleriyle birlikte yorumlanması gereken bir gösterge olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>CDH’li bebeklerde karşılaşılan kronik akciğer hastalığı riski, hayatta kalmayı aşan bir başka önemli sorun. Yoğun bakımda geçirilen süre uzadıkça, mekanik ventilasyon ihtiyacı arttıkça ve akciğer hasarı belirginleştikçe uzun dönem solunum sorunları da gündeme geliyor. Bu nedenle erken risk sınıflaması, yalnızca akut bakım planlamasını değil, taburculuk sonrası izlem stratejilerini de etkileyebilir. Yeni çalışma, VIS’in bu karmaşık tablo içinde klinisyenlere ek bilgi sunabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın bulguları temkinli biçimde yorumlanmalı. Bu tür analizler, ilişkiyi güçlü biçimde gösterebilir; ancak nedenselliği tek başına kanıtlamaz. VIS’in yüksek olması, kötü sonuçların nedeni olmaktan çok, zaten daha ağır seyreden bir hastalığın göstergesi de olabilir. Bu ayrım, yenidoğan yoğun bakım çalışmalarında özellikle önemlidir. Yine de anatomik özelliklerle birlikte değerlendirilmiş olması, CDH’de bireyselleştirilmiş risk öngörüsüne bir adım daha yaklaşıldığını gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından mesaj açık: CDH yönetiminde sadece “bebek ne kadar destek alıyor?” sorusu değil, “neden bu kadar destek gerekiyor?” sorusu da kritik önem taşıyor. Defektin boyutu, herninin tarafı ve VIS birlikte okunduğunda, hastalığın daha bütüncül bir resmi ortaya çıkabiliyor. Haziran 2026 tarihli bu çalışma, yenidoğan bakımında fizyolojik skorların anatomik ayrıntılarla birleştirilmesinin klinik kararları daha anlamlı hale getirebileceğini gösteren önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Investigating how vasoactive-inotropic score correlates with clinical outcomes, defect size, and laterality in congenital diaphragmatic hernia.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Association between vasoactive-inotropic score, clinical outcomes, defect size and laterality in congenital diaphragmatic hernia.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Beverstock, A.M., Hagan, J.L., Hanna, M. et al. Association between vasoactive-inotropic score, clinical outcomes, defect size and laterality in congenital diaphragmatic hernia. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02749-z</p>
<p><strong>DOI:</strong> 22 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cdh-vasoaktif-skor-sagkalim-akciger/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Damarlarında Yeni Moleküler Yolak: YWHAZ, Hipoksi Altında Yeniden Şekillenen Hücre Metabolizmasını Tetikliyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ywhaz-hipoksi-akciger-damar-remodelasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ywhaz-hipoksi-akciger-damar-remodelasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 09:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer damar remodelasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[düz kas hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[HIF1A sinyallemesi]]></category>
		<category><![CDATA[HIF1A sinyalleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hipoksi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik yeniden programlama]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner arteriyel hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[YWHAZ]]></category>
		<category><![CDATA[YWHAZ geni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ywhaz-hipoksi-akciger-damar-remodelasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, YWHAZ geninin HIF1A/LDHA hattı aracılığıyla pulmoner arteriyel hipertansiyonda metabolik yeniden programlamayı tetikleyerek damar duvarı kalınlaşmasını desteklediğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) ve benzeri ağır kardiyovasküler hastalıklarda en kritik süreçlerden biri, <a href="https://oncology.com.tr/kucuk-hucreli-akciger-kanseri-yap1-direnci/" title="Tekrarlayan Küçük Hücreli Akciğer Kanserinde Direnci İşaret Eden Protein Saptandı" data-wpan-internal-link="1">akciğer</a> damar duvarının kalınlaşıp yeniden yapılanmasıdır. Bu yeniden şekillenme, damarların daralmasına ve kan akışına karşı direncin artmasına yol açarak hastalığın ilerlemesini hızlandırır. Cell Death Discovery dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu sürecin yalnızca yapısal değil aynı zamanda <a href="https://oncology.com.tr/omurga-disk-dejenerasyon-yapay-enzim/" title="Omurga Disk Hastalığında Metabolik Dengeyi Hedefleyen Yeni Yapay Enzim Yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">metabolik</a> bir programlama değişikliğiyle de beslendiğini ortaya koyuyor. Araştırma, YWHAZ adlı genin HIF1A ve LDHA ekseni üzerinden pulmoner arteriyel yeniden yapılanmayı destekleyebildiğini göstererek, hastalığın moleküler temeline dair önemli bir boşluğu dolduruyor.</p>
<p>Çalışmayı yürüten Meng Z.Y., Lu C.H. ve Liao J. liderliğindeki ekip, özellikle pulmoner arteriyel düz kas hücrelerine odaklandı. Bu hücreler, damar duvarının kasılma ve gevşeme dengesini belirleyen temel bileşenler arasında yer alıyor. PAH’de bu hücrelerin davranışı değişiyor; çoğalma eğilimleri artıyor, enerji kullanım biçimleri yeniden düzenleniyor ve bu da damar duvarında kalıcı bir kalınlaşmaya katkı sağlıyor. Yeni bulgular, YWHAZ’nin bu dönüşümde sıradan bir yan unsur değil, belirleyici bir düzenleyici olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çekici yönü, metabolik yeniden programlamayı hastalık ilerleyişinin merkezine yerleştirmesi. Normal koşullarda hücreler enerji üretimini dengeli biçimde yönetirken, stres ve hipoksi gibi baskılayıcı ortamlar altında farklı bir enerji stratejisine geçebiliyor. PAH’de akciğer damarları uzun süre düşük oksijen ortamına maruz kaldığından, hücreler çoğu zaman daha fazla glikolize yöneliyor. Bu durum, hücrenin enerji ve yapı taşı üretim ihtiyaçlarını yeniden düzenlemesine yardımcı olurken, aynı zamanda hastalıklı hücre fenotipini de destekleyebiliyor. Çalışma, YWHAZ’nin tam da bu geçişi kolaylaştırdığını öne sürüyor.</p>
<p>Verilere göre YWHAZ ekspresyonu, yeniden şekillenmiş pulmoner arterlerde hem hastalık modellerinde hem de PAH hastalarından elde edilen örneklerde belirgin biçimde artmış durumda. Bu artış, genin patolojik değişimlerle ilişkili olduğunu güçlü biçimde düşündürüyor. Araştırmacılar, fonksiyonel deneyler aracılığıyla YWHAZ’nin hipoksik koşullarda HIF1A’yı stabilize ettiğini gösterdi. HIF1A, hücrelerin düşük oksijene verdiği yanıtı düzenleyen temel bir transkripsiyon faktörü olarak biliniyor. Bu protein stabil kaldığında, hücreler glikolitik programı güçlendiren genleri daha etkin şekilde çalıştırabiliyor.</p>
<p>Bu noktada LDHA da sürecin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. LDHA, glikoliz yolunda pirüvatın laktata dönüşümünde görev alıyor ve metabolik kaymanın önemli bir göstergesi kabul ediliyor. Çalışma, YWHAZ’nin HIF1A üzerinden LDHA’yı yukarı yönlü etkileyerek pulmoner arteriyel düz kas hücrelerinde hastalığa özgü enerji değişimini desteklediğini ortaya koyuyor. Böylece hücreler, oksijen bağımlı enerji üretiminden daha fazla glikolize yaslanan bir düzene kayıyor. Bu kayma, damar duvarındaki hücrelerin çoğalmasını ve direnç oluşturmasını kolaylaştırabilecek bir biyolojik zemin yaratıyor.</p>
<p>Hipoksi, pulmoner hipertansiyonun bilinen mikroçevresel özelliklerinden biri olduğundan, HIF1A’nın bu tabloda merkezi rol oynaması şaşırtıcı değil. Ancak yeni çalışma, HIF1A’nın nasıl ve hangi üst düzenleyiciler aracılığıyla aktif tutulduğuna dair daha net bir çerçeve sunuyor. YWHAZ’nin 14-3-3 zeta proteinini kodlayan yapısıyla çeşitli sinyal yolaklarını organize etme kapasitesi, onu hücresel yanıtların kesişim noktasına yerleştiriyor. Bu nedenle genin yalnızca tek bir metabolik adımı değil, daha geniş bir patolojik ağın parçasını yönettiği düşünülüyor.</p>
<p>Bilim insanları uzun süredir PAH’de yalnızca damarların daralmasına değil, aynı zamanda damar duvarındaki hücrelerin biyolojik davranışlarına da odaklanıyor. Çünkü hastalığın kalıcılaşmasında hücre çoğalması, göçü, dış matriks değişimi ve enerji metabolizması birlikte çalışıyor. Bu yeni sonuçlar, metabolik yeniden programlamanın sadece hastalığın bir sonucu değil, aynı zamanda onu sürdüren aktif bir mekanizma olabileceğini destekliyor. Özellikle YWHAZ-HIF1A-LDHA hattı, bu açıdan dikkat çekici bir hedef alanı oluşturuyor.</p>
<p>Bununla birlikte çalışma, erken aşama temel araştırma bulguları olarak okunmalı. Bulgular, YWHAZ’nin PAH patobiyolojisinde önemli bir düzenleyici olduğunu gösterse de, bunun klinikte doğrudan tedaviye dönüşmesi için daha fazla doğrulama gerekiyor. Gen hedeflemesi, yolak inhibisyonu veya metabolik müdahale gibi stratejilerin güvenlik ve etkinlik açısından nasıl sonuç vereceği henüz net değil. Yine de araştırma, pulmoner arteriyel yeniden yapılanmanın altında yatan biyolojik mekanizmaları anlamada önemli bir ilerleme sunuyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, <a href="https://oncology.com.tr/yenidoganlarda-pphn-fenotipleri/" title="Yenidoğanlarda Pulmoner Hipertansiyona Yeni Bakış: PPHN Tek Bir Kalıba Sığmıyor" data-wpan-internal-link="1">pulmoner hipertansiyon</a> araştırmalarında damar duvarındaki yapısal değişimlerin enerji metabolizmasından ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor. YWHAZ’nin HIF1A ve LDHA üzerinden yürüttüğü metabolik yeniden programlama, hastalıklı damarların neden kalıcı biçimde değiştiğine dair daha ayrıntılı bir moleküler açıklama getiriyor. Bu bilgi, ileride daha hedefli ve mekanizmaya dayalı tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> YWHAZ-mediated metabolic reprogramming and pulmonary arterial remodeling</p>
<p><strong>Article Title:</strong> YWHAZ-mediated metabolic reprogramming via HIF1A/LDHA signaling promotes pulmonary arterial remodelling</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Meng, ZY., Lu, CH., Liao, J. et al. YWHAZ-mediated metabolic reprogramming via HIF1A/LDHA signaling promotes pulmonary arterial remodelling. Cell Death Discov. (2026). https://doi.org/10.1038/s41420-026-03121-y</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41420-026-03121-y</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ywhaz-hipoksi-akciger-damar-remodelasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğanlarda Pulmoner Hipertansiyona Yeni Bakış: PPHN Tek Bir Kalıba Sığmıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yenidoganlarda-pphn-fenotipleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yenidoganlarda-pphn-fenotipleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 14:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[neonatal hipoksi]]></category>
		<category><![CDATA[neonatal tıp]]></category>
		<category><![CDATA[PPHN fenotipleri]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner hipertansiyon sınıflandırması]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner vasküler direnç]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan pulmoner hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yenidoganlarda-pphn-fenotipleri/</guid>

					<description><![CDATA[Yenidoğanlarda persistan pulmoner hipertansiyon, farklı fenotiplerle sınıflandırılarak tanı ve tedavi süreçlerinde daha etkili yaklaşımlar sunuyor. Yeni çalışma bu çeşitliliği vurguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenidoğan yoğun bakımında en karmaşık tanılardan biri olarak görülen persistan pulmoner hipertansiyon of the newborn (PPHN), yeni bir bilimsel çalışmayla birlikte daha ayrıntılı bir çerçevede ele alınıyor. Yakında Journal of Perinatology dergisinde yayımlanacak araştırma, PPHN’yi tek ve sabit bir tanı gibi görmek yerine, farklı klinik görünümler ve altta yatan mekanizmalar arasında değişen bir fenotipler dizisi olarak sınıflandırmayı öneriyor. Bu yaklaşım, özellikle tanı ve tedavide standartlaşmanın zor olduğu vakalarda klinisyenlere daha gerçekçi bir yol haritası sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>PPHN, yenidoğanın akciğer damarlarındaki direncin doğumdan sonra beklenen şekilde düşmemesi ve bunun sonucunda kana yeterli oksijen aktarımının bozulmasıyla ortaya çıkıyor. Klinik tablo çoğu zaman ağır hipoksemi, sağ-sol şant ve solunum desteği ihtiyacıyla seyrediyor. Ancak bu temel fizyolojik bozukluğun ortaya çıkış biçimi her hastada aynı olmuyor. Bazı bebeklerde tablo, belirgin akciğer hastalığı olmaksızın gelişirken, bazılarında akciğer gelişimindeki sorunlar, hipoksi, inflamasyon veya çoklu etkenler belirleyici rol oynuyor. Yeni çalışma tam da bu çeşitliliğin, mevcut sınıflandırma sistemlerinde yeterince görünür olmadığını vurguluyor.</p>
<p>Araştırmanın öne çıkardığı temel nokta, PPHN’nin özellikle Dünya Pulmoner Hipertansiyon Sempozyumu’nun (WSPH) sınıflandırma çerçeveleri arasında konumlanmış bir durum olması. Geleneksel olarak PPHN, yapısal bir akciğer hastalığına eşlik etmeyen yüksek pulmoner vasküler direnç nedeniyle çoğunlukla Grup 1 pulmoner hipertansiyon içinde düşünülmüştü. Ancak gerçek klinik pratik, bu çerçevenin her olguyu açıklamakta yetersiz kalabildiğini gösteriyor. Çalışma, PPHN’nin Grup 3 ile de kesişebildiğini; yani akciğer hastalıkları ve/veya hipoksi ile ilişkili pulmoner hipertansiyon özellikleri taşıyabildiğini, ayrıca Grup 5’e giren, mekanizması daha karmaşık ve çok etkenli olgularda da benzer bir fenotipin görülebileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu ayrım yalnızca akademik bir detay değil. Yenidoğanlarda pulmoner hipertansiyonun nasıl sınıflandırıldığı, izlem stratejilerini, eşlik eden hastalıkların yorumlanmasını ve bazı durumlarda tedavi önceliklerini doğrudan etkileyebiliyor. Örneğin akciğer hastalığı veya ciddi hipoksi baskınsa, yalnızca damar yatağına odaklanan bir yaklaşım yerine solunum desteğinin niteliği, gaz değişimi ve altta yatan akciğer sorununun yönetimi daha belirleyici hale gelebiliyor. Buna karşılık primer vasküler yeniden yapılanmanın öne çıktığı olgularda klinik değerlendirme başka bir yöne kayabiliyor. Çalışmanın önerdiği fenotipleme yaklaşımı, bu nüansları görünür kılmayı hedefliyor.</p>
<p>Yazarların yaklaşımı, PPHN’yi ortak patofizyolojik yollarla birbirine bağlanan fakat etiyolojik açıdan farklı alt gruplara ayrılabilen bir spektrum olarak konumlandırıyor. Bu, yenidoğan tıbbında giderek daha fazla önem kazanan “tek hastalık, tek mekanizma” varsayımından uzaklaşan bir bakış açısını yansıtıyor. Özellikle yoğun bakımda benzer görünen ama biyolojik temeli farklı olan durumları ayırt etmek, hem yanlış genellemeleri azaltabilir hem de daha hassas klinik kararlar alınmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri de PPHN’nin yalnızca doğum sonrası ilk saatler veya günlerle sınırlı bir olay olmadığını hatırlatması. Araştırma, bu durumun yenidoğan döneminin ötesine uzanan etkileri olabileceğini ve bazı bebeklerde daha uzun süreli pulmoner damar hassasiyeti ya da gelişimsel sonuçlarla ilişkilendirilebileceğini kabul eden bir çerçeve sunuyor. Bu, neonatal pulmoner hipertansiyonun yalnızca akut bir kriz değil, bazı hastalarda devam eden bir biyolojik süreç olarak değerlendirilmesi gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p>Bilim insanlarının sunduğu yeni sınıflandırma yaklaşımı, aynı zamanda klinik araştırmalar için de önemli olabilir. PPHN’ye ilişkin çalışmaların bir kısmı, farklı mekanizmaları aynı tanı başlığı altında topladığı için sonuçların yorumlanmasını zorlaştırabiliyor. Daha net fenotip tanımları, gelecekte daha homojen hasta grupları üzerinde çalışılmasını sağlayabilir. Bu da hem araştırma tasarımını güçlendirebilir hem de belirli alt gruplarda hangi tedavi yaklaşımlarının daha anlamlı olabileceğine dair daha sağlam ipuçları sunabilir.</p>
<p>Yine de yeni fenotipleme modeli, PPHN’nin tüm klinik belirsizliklerini bir anda ortadan kaldıran kesin bir çözüm olarak değil, mevcut anlayışı rafine eden bir adım olarak okunmalı. Yenidoğan pulmoner hipertansiyonu, doğum öncesi gelişimden akciğer dolaşımının adaptasyonuna kadar birçok sürecin kesiştiği bir alan. Bu nedenle sınıflandırmaların da esnek, biyolojiye yakın ve klinik gerçekliği yansıtan bir yapıya ihtiyacı var. Söz konusu çalışma, tam da bu ihtiyaca yanıt vererek PPHN’nin tek bir kutuya sığdırılamayacak kadar heterojen olduğunu bilimsel olarak yeniden gündeme taşıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, yaklaşan yayın PPHN’yi yalnızca bir yenidoğan acili olarak değil, farklı pulmoner hipertansiyon sınıflarıyla kesişen çok katmanlı bir hastalık modeli olarak ele alıyor. Bu perspektif, hem tanısal düşünceyi hem de gelecekteki araştırma gündemini etkileyebilecek nitelikte. Klinik pratikte ise en önemli mesaj açık görünüyor: PPHN, aynı adla anılsa da her zaman aynı biyolojiyi taşımıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Persistent pulmonary hypertension of the newborn and its phenotypic classification within the framework of pulmonary hypertension.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Phenotyping persistent pulmonary hypertension of the newborn: recognition of its persistence across world symposium on pulmonary hypertension classifications.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Tsoi, S.M., Levy, P.T., Abman, S.H. et al. Phenotyping persistent pulmonary hypertension of the newborn: recognition of its persistence across world symposium on pulmonary hypertension classifications. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02704-y</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41372-026-02704-y</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yenidoganlarda-pphn-fenotipleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
