<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PTSD &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/ptsd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 01:25:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>PTSD &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>PTSD’de Sağ Amigdala Hedefli Müdahale Negatif Yorumlama Eğilimini Azaltabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ptsd-sag-amigdala-ablasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ptsd-sag-amigdala-ablasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 01:25:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[amigdala]]></category>
		<category><![CDATA[amigdala ablasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel-emotional bias]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[nöroşirürji]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz yorumlama]]></category>
		<category><![CDATA[PTSD]]></category>
		<category><![CDATA[PTSD tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[travma sonrası stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ptsd-sag-amigdala-ablasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni klinik çalışma, sağ amigdala ablasyonunun PTSD'de olumsuz yorumlama eğilimini ve bazı belirtileri hafiflettiğini gösteriyor. Bu yöntem tedaviye umut vadediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Post-travmatik stres bozukluğu (PTSD) tedavisinde beyin devrelerini doğrudan hedefleyen yaklaşımlar üzerine yürütülen araştırmalara yeni bir halka eklendi. <em>Nature Communications</em> dergisinde yayımlanan yeni bir klinik çalışma, sağ amigdalanın kontrollü şekilde ablasyonunun, yani işlev dışı bırakılmasının, PTSD ile ilişkili olumsuz yorumlama eğilimini ve bazı temel semptomları belirgin biçimde hafifletebildiğini bildiriyor. Bulgular, özellikle standart tedavilere yanıt vermeyen <a href="https://oncology.com.tr/kanser-hastalarinda-bobrek-tasi-riski/" title="Kanser Tedavisi Altındaki Hastalarda Böbrek Taşı Riski Neden Daha Karmaşık?" data-wpan-internal-link="1">hastalarda</a>, psikiyatrik belirtilerin yalnızca davranışsal değil, aynı zamanda çok özel sinir ağları üzerinden de şekillendiğine işaret ediyor.</p>
<p>Amigdala, beynin temporal loblarının derinliklerinde yer alan ve korku, tehdit algısı, duygusal bellek gibi süreçlerde merkezi rol oynayan küçük bir yapı olarak biliniyor. PTSD’de bu bölgenin tehdit ipuçlarına karşı aşırı duyarlı hale gelebildiği, nörogörüntüleme araştırmalarında uzun süredir gösterilmişti. Ancak yeni çalışma, meseleyi yalnızca amigdalanın genel “aşırı çalışması” olarak değil, daha hedefli bir düzlemde ele alıyor: araştırmacılar, özellikle sağ amigdalanın olumsuz yorumlama yanlılığıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.</p>
<p>Olumsuz yorumlama yanlılığı, kişinin belirsiz ya da nötr uyaranları tehlikeli, tehditkâr veya kötü niyetli olarak algılama eğilimi anlamına geliyor. PTSD’de bu eğilim, travma sonrası artmış tetikte olma hali, kaçınma davranışları ve istenmeyen anıların sık sık geri gelmesiyle birlikte görülebiliyor. Klinik açıdan bakıldığında, bu durum yalnızca düşünce biçimini değil, kişinin günlük yaşamdaki kararlarını, ilişkilerini ve güven duygusunu da etkileyebiliyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönü, araştırmacıların bu bilişsel-emotional örüntüyü doğrudan beyin devresi düzeyinde incelemesi. Xie, van Rooij ve Sun’un da yer aldığı çok disiplinli ekip, sağ amigdala odaklı cerrahi müdahalenin ardından hastada olumsuz yorumlama eğiliminin ve eşlik eden PTSD belirtilerinin azaldığını bildirdi. Araştırma, neden-sonuç ilişkisini kesin biçimde genellemek için yeterli büyüklükte bir klinik deneme sunmuyor; buna karşın, beyin devrelerini hedefleyen kişiselleştirilmiş müdahalelerin psikiyatrik hastalıklarda nasıl bir rol oynayabileceğine dair önemli bir kanıt sağlıyor.</p>
<p>PTSD’nin tedavisinde bugüne kadar psikoterapi ve ilaçlar temel seçenekler arasında yer aldı. Ancak bazı hastalarda bu yaklaşımlar yeterli yanıt vermiyor ya da semptomlar kronikleşiyor. Bu nedenle, son yıllarda derin beyin uyarımı, ablasyon ve diğer hassas nöroşirürjik yöntemler, çok seçilmiş vakalarda araştırma gündemine girdi. Yine de bu girişimler rutin tedavi haline gelmiş değil; tersine, invaziv olmaları ve hasta seçiminin son derece kritik olması nedeniyle dikkatli değerlendirme gerektiriyor. Yeni çalışma da tam olarak bu sınır alanına düşüyor: umut verici, fakat <a href="https://oncology.com.tr/premature-bebeklerde-steroid-etkileri/" title="Çok Erken Doğan Bebeklerde Steroidlerin Bedeni Ne Kadar Etkilediği Araştırıldı" data-wpan-internal-link="1">erken</a> ve son derece temkinli yorumlanması gereken bir bulgu.</p>
<p>Araştırmacıların yaklaşımı, PTSD’de semptomların yalnızca psikolojik deneyimle açıklanamayacağını, belirli sinir ağlarının bu deneyimi sürdürmede rol oynayabileceğini destekliyor. Sağ amigdalanın hedeflenmesi, tehdit değerlendirmesi ve duygusal anlamlandırma süreçlerinde lateralleşmiş bir organizasyon olabileceğine dair daha geniş nörobilim literatürüyle de uyum gösteriyor. Bununla birlikte, bir hastada gözlenen iyileşme, tüm PTSD vakaları için aynı mekanizmanın geçerli olduğu anlamına gelmiyor. Travmanın türü, süresi, eşlik eden anksiyete ya da depresyon belirtileri ve bireysel beyin yapısı, tedavi yanıtını etkileyebilir.</p>
<p>Çalışmanın klinik önemi, özellikle “tedaviye dirençli” olarak tanımlanan hastalar açısından öne çıkıyor. Bu grup, mevcut yöntemlerden yeterince fayda görmeyen ve günlük yaşamda ciddi işlev kaybı yaşayan bireyleri kapsıyor. Eğer daha fazla araştırma, sağ amigdala odaklı işlemlerin hangi hasta alt gruplarında yararlı olabileceğini gösterirse, gelecekte kişiye özgü nöroşirürjik yaklaşımlar daha net biçimde tanımlanabilir. Ancak uzmanların da sıklıkla vurguladığı gibi, bu tür sonuçlar geniş hasta gruplarında, kontrollü ve uzun dönemli izlemlerle doğrulanmadan klinik pratiğe hızla taşınmamalı.</p>
<p>Bu araştırma aynı zamanda PTSD’nin duygusal ve bilişsel bileşenleri arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye zorluyor. Travma sonrası belirtiler çoğu zaman yalnızca korku patlamaları ya da anıların geri gelmesi şeklinde tanımlansa da, kişinin çevresindeki belirsiz işaretleri nasıl yorumladığı da hastalığın sürmesinde etkili olabilir. Sağ amigdala ablasyonunun bu yorumlama eğilimini azaltması, beynin tehdit işleme sistemleri ile düşünce kalıpları arasında daha doğrudan bir bağlantı olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın kendisi, bir “çözüm” ilan etmekten ziyade yeni bir bilimsel yön gösteriyor. Bulgular, PTSD tedavisinde devre-temelli bakış açısının önemini artırırken, nöroşirürjik müdahalelerin yalnızca çok seçilmiş durumlarda ve yüksek uzmanlıkla ele alınması gerektiğini de hatırlatıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak daha geniş çalışmalar, sağ amigdalanın gerçekten hangi ölçüde hedeflenebileceğini, bu etkinin ne kadar sürdüğünü ve kimlerin bundan yarar görebileceğini ortaya koyacak. Şimdilik ise bu çalışma, travma sonrası bozuklukta beyin devrelerinin hassas biçimde haritalanmasının tedavi araştırmalarına yeni bir yön verebileceğini gösteren dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Right amygdala ablation as a treatment for maladaptive negative interpretation bias and symptoms in post-traumatic stress disorder (PTSD).</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Right amygdala ablation reduces maladaptive negative interpretation bias and symptoms in a patient with post-traumatic stress disorder.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Xie, T., van Rooij, S.J.H., Sun, S. et al. Right amygdala ablation reduces maladaptive negative interpretation bias and symptoms in a patient with post-traumatic stress disorder. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-74099-5</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/genclerde-biyolojik-yaslanma-kanser-artisi/" data-wpan-internal-link="1">Genç Kuşaklarda Hızlanan Biyolojik Yaşlanma, Erken Başlangıçlı Kanser Artışını Aydınlatıyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ptsd-sag-amigdala-ablasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Anısının Moleküler İzleri İçin NIH Destekli Yeni Araştırma</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ptsd-epigenetik-degisimler-arastirmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ptsd-epigenetik-degisimler-arastirmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 20:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[amigdala]]></category>
		<category><![CDATA[beyin araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet farkları]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[korku tepkileri]]></category>
		<category><![CDATA[nörobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[PTSD]]></category>
		<category><![CDATA[travma belleği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ptsd-epigenetik-degisimler-arastirmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni NIH destekli çalışma, PTSD'deki uzun süreli korku belleğinin moleküler temellerini ve kadınlarda artan riskin biyolojik nedenlerini epigenetik açıdan araştırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Penn State ve Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışma, travmatik anıların beyinde nasıl kalıcılaştığını ve bazı insanlarda korku tepkilerinin neden olağandışı biçimde şiddetlendiğini anlamaya bir adım daha yaklaşıyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne bağlı Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (NIMH), bu amaçla beş yıllık 3,2 milyon dolarlık bir fon sağladı. Proje, özellikle post-travmatik stres bozukluğunda (PTSD) görülen uzun süreli korku belleğinin arkasındaki epigenetik mekanizmaları incelemeyi <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-ile-ruh-sagligi-bas-boyun-kanseri/" title="Yapay Zekâ Destekli Eğitim, Yaşlı Baş-Boyun Kanseri Hastalarında Ruh Sağlığını Hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>.</p>
<p>PTSD, kişinin yaşadığı ya da tanık olduğu travmatik bir olayın ardından gelişebilen, yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen karmaşık bir ruh sağlığı sorunu olarak biliniyor. ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 7’sinin hayatının bir döneminde bu tanıyla karşılaştığı tahmin ediliyor. Ancak hastalık yalnızca travmanın kendisiyle açıklanamıyor; belirtiler, olayın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen ortaya çıkabilen yoğun kaçınma davranışı, tetikte olma hali ve kontrolsüz korku tepkileriyle sürüyor. Mevcut tedaviler birçok hastada fayda sağlasa da, herkes için aynı düzeyde etkili olmuyor.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, kadınların PTSD geliştirme olasılığının erkeklere göre neredeyse iki kat daha yüksek olması. Bu fark uzun süredir epidemiyolojik verilerde görülse de, arkasındaki nörobiyolojik nedenler yeterince net değil. Yeni proje, bu cinsiyet farkının hangi moleküler süreçlerle bağlantılı olabileceğini anlamaya çalışacak. Bilim insanları, özellikle beyin dokusunda genlerin çalışma biçimini değiştiren epigenetik düzenlemelere odaklanıyor.</p>
<p>Epigenetik, DNA dizisini değiştirmeden genlerin ne kadar aktif ya da baskılı olduğunu etkileyen kimyasal işaretleri kapsıyor. Bu işaretler, hücrelerin çevresel deneyimlere nasıl yanıt verdiğini belirlemede önemli rol oynuyor. Travma gibi güçlü yaşantılar, beyin devrelerinde kalıcı değişiklikler bırakarak korku anılarının normalden daha uzun süre korunmasına yol açabiliyor. Araştırmacılar, bu süreçte özellikle histon adı verilen proteinlerdeki değişimleri incelemeyi planlıyor. Histonlar, DNA’nın paketlenmesinde görev alırken aynı zamanda gen ifadesini düzenleyen kritik yapılardan biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde yer alan beyin bölgesi amigdala. Duygusal öğrenme ve korku belleğiyle yakından ilişkili olan bu yapı, tehdit algısı ve savunma yanıtlarında önemli bir rol oynuyor. Travmatik anıların depolanması ve <a href="https://oncology.com.tr/obstruktif-uyku-apnesi-akciger-kanseri-iliskisi/" title="Uyku Apnesi ile Akciğer Kanseri Arasındaki Olası Bağ Yeniden Gündemde" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> etkinleşmesi sırasında amigdalanın işlevinde meydana gelen değişiklikler, PTSD belirtilerinin sürmesinde etkili olabilir. Araştırma, amigdalanın memeliler arasında büyük ölçüde korunmuş anatomik ve işlevsel özellikleri nedeniyle, fare modellerinde elde edilecek bulguların insan sağlığı açısından da anlamlı olabileceği varsayımına dayanıyor.</p>
<p>Çalışmanın başında Penn State’ten Janine Kwapis yer alıyor. Kwapis, erken kariyer aşamasındaki çalışmalarıyla bilinen bir araştırmacı olarak, travma belleğinin moleküler temellerini çözmeye yönelik yöntemler geliştirmiş durumda. Projede ayrıca Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi’nden ekip üyeleri de bulunuyor. İki kurumun iş birliği, hem davranışsal düzeydeki korku tepkilerini hem de bunların altında yatan moleküler değişimleri aynı çerçevede değerlendirmeyi mümkün kılacak.</p>
<p>Araştırmanın teknik boyutu da dikkat çekiyor. Ekip, gen ifadesini incelemek için RNA dizileme yaklaşımından, DNA ile protein etkileşimlerini haritalamak için ChIP-seq yönteminden ve belirli genleri ya da düzenleyici mekanizmaları test etmek için CRISPR/Cas9 tabanlı araçlardan yararlanmayı planlıyor. Bu araçlar, travmaya bağlı korku belleğinin oluşumunda hangi moleküler yolların aktif hale geldiğini ve hangilerinin baskılandığını daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabilir. Özellikle epigenetik işaretlerin amigdala içinde nasıl değiştiğini anlamak, gelecekte daha hedefli tedavi stratejileri geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Bununla birlikte uzmanlar, bu tür çalışmaların erken aşama araştırma niteliğinde olduğunun altını çiziyor. Fare modelleri, insan hastalığını birebir yansıtmasa da, beyin devreleri ve temel biyolojik mekanizmalar hakkında güçlü ipuçları sağlayabiliyor. PTSD gibi çok katmanlı bir bozuklukta, genetik yatkınlık, hormonlar, çevresel stres faktörleri ve öğrenilmiş korku yanıtları iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle araştırmanın değeri, tek bir yanıt sunmasından çok, hastalığın biyolojik mimarisini parça parça aydınlatmasında yatıyor.</p>
<p>Fon desteği, son yıllarda ruh sağlığı <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-immortal-time-bias-onleme/" title="Parkinson Araştırmalarında Görünmez Zaman Hatası: Sağkalım Analizlerini Neden Dikkatle Okumalıyız?" data-wpan-internal-link="1">araştırmalarında</a> öne çıkan önemli bir alana işaret ediyor: travma anılarının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda moleküler düzeyde de iz bırakması. Eğer proje beklenen verileri üretirse, bilim insanları PTSD’de neden bazı korku anılarının silinmek yerine güçlenip kalıcı hale geldiğini daha iyi kavrayabilir. Bu da uzun vadede, cinsiyet farklılıklarını dikkate alan ve herkes için aynı ölçüde etkili olmayan tedavi boşluklarını hedefleyen yeni yaklaşımların önünü açabilir.</p>
<p>Şimdilik çalışma, travmanın beyinde nasıl yer ettiğine dair temel bir soruya odaklanıyor: Bir deneyim neden zamanla silinmek yerine biyolojik olarak pekişir? Bu sorunun yanıtı, PTSD ile yaşayan milyonlarca kişi için doğrudan bir tedavi sunmasa da, hastalığın köklerine dair daha sağlam ve ölçülebilir bir bilimsel çerçeve oluşturma potansiyeli taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Epigenetic mechanisms regulating fear memory formation and PTSD, with emphasis on histone modifications in the amygdala.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Molecular Memory of Trauma: Epigenetic Insights into Fear and PTSD</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Travma sonrası stres bozukluğu, TSSB, korku belleği, epigenetik, histonlar, HDAC3, amigdala, RNA dizileme, ChIP-seq, CRISPR/Cas9, cinsiyet farklılıkları, anksiyete bozuklukları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ptsd-epigenetik-degisimler-arastirmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
