<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikiyatri &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/psikiyatri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 04:48:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>psikiyatri &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Psikedelik Mikrodozlama DEHB İçin Gerçek Bir Çözüm mü? Yeni Derleme Kuşkuları Artırıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/psikedelik-mikrodozlama-dehb-icin-gercek-bir-cozum-mu-yeni-derleme-kuskulari-artiriyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/psikedelik-mikrodozlama-dehb-icin-gercek-bir-cozum-mu-yeni-derleme-kuskulari-artiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 04:48:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[DEHB]]></category>
		<category><![CDATA[LSD]]></category>
		<category><![CDATA[mikrodozlama]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikedelikler]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psilosibin]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/psikedelik-mikrodozlama-dehb-icin-gercek-bir-cozum-mu-yeni-derleme-kuskulari-artiriyor/</guid>

					<description><![CDATA[DEHB’li yetişkinler arasında hızla yaygınlaşan psikedelik mikrodozlama pratiğine dair Wroclaw Tıp Üniversitesi’nin yeni sistematik derlemesi, mevcut bilimsel kanıtların yetersiz olduğunu ve klinik kullanım öncesinde titiz araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı almış bireyler arasında, psilosibin ve liserjik asit dietilamid (LSD) gibi klasik psikedeliklerin çok düşük dozlarda düzenli olarak alınması anlamına gelen mikrodozlama pratiği son birkaç yılda dikkat çekici bir yaygınlık kazandı. Sosyal medya platformlarında ve çevrimiçi forumlarda sıklıkla paylaşılan kişisel deneyim anlatılarında, bu maddeleri kullanan yetişkinler odaklanma becerisinde belirgin bir artış, dürtü kontrolünde iyileşme ve genel bir iyilik halinden söz <a href="https://oncology.com.tr/gpnmb-hedefli-car-t-terapisi-glioblastomada-tumor-ve-miyeloid-hucreleri-yok-ediyor/" title="GPNMB Hedefli CAR-T Terapisi, Glioblastomada Tümör ve Miyeloid Hücreleri Yok Ediyor" data-wpan-internal-link="1">ediyor</a>. Ancak Wroclaw Tıp Üniversitesi’nden araştırmacıların öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir sistematik derleme, bu anekdotlara dayalı iyimserliğin bilimsel zeminde karşılık bulmadığını ortaya koydu. Çalışma, mevcut kanıtların psikedeliklerin DEHB tedavisinde etkili bir yöntem olarak benimsenmesini desteklemekten uzak olduğunu ve <a href="https://oncology.com.tr/ludwig-kanser-arastirma-enstitusu-immunoterapi-odakli-uc-yeni-klinik-arastirmaciyi-bunyesine-katti/" title="Ludwig Kanser Araştırma Enstitüsü, İmmünoterapi Odaklı Üç Yeni Klinik Araştırmacıyı Bünyesine Kattı" data-wpan-internal-link="1">klinik</a> kullanıma geçilmeden önce çok daha titiz araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.</p>
<p>Psikedelik maddelerin kültürel anlamda yeniden yükselişe geçmesi çağdaş psikiyatri araştırmalarını derinden etkilemiş durumda. Geçmişte daha çok halüsinojenik özellikleriyle tanınan psilosibin ve LSD, günümüzde depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu gibi karmaşık nöropsikiyatrik profillere sahip rahatsızlıklarda terapötik potansiyel taşıdıkları için bilimsel merak uyandırıyor. Bu yenilenen ilgi, doğal olarak dikkatsizlik, dürtüsellik ve hiperaktivitenin süreğen örüntüleriyle tanımlanan ve dünya genelinde milyonlarca yetişkini etkileyen bir nörogelişimsel bozukluk olan DEHB’ye de yönelmiş bulunuyor. Özellikle, mikrodozlama yöntemiyle alınan psikedeliklerin, uyarıcı ilaçlar gibi geleneksel tedavilere yanıt vermeyen ya da bu ilaçların yan etkilerinden kaçınmak isteyen bireyler için bir alternatif sunabileceği umudu, topluluklar arasında hızla karşılık buldu.</p>
<p>International Journal of Molecular Sciences dergisinde yayımlanan söz konusu sistematik derleme, bu umudun önündeki en büyük engeli gözler önüne seriyor: yetersiz bilimsel veri. Araştırmacılar, psikedeliklerin erişkin DEHB popülasyonundaki kullanımına <a href="https://oncology.com.tr/casdatifan-ilerlemis-bobrek-kanserinde-kalici-yanitlar-ile-hedefe-yonelik-yeni-bir-donem-baslatiyor/" title="Casdatifan, İlerlemiş Böbrek Kanserinde Kalıcı Yanıtlar ile Hedefe Yönelik Yeni Bir Dönem Başlatıyor" data-wpan-internal-link="1">yönelik</a> mevcut literatürü titizlikle taradıklarında, yalnızca katı bilimsel ölçütleri karşılayan beş adet çalışmaya ulaşabildi. Bu çalışmaların üçü mikrodozlamanın etkilerini inceleyen gözlemsel araştırma, biri rastgele kontrollü deneme ve diğeri ise farklı bir metodoloji izleyen bir çalışmaydı. Beş çalışmanın toplam katılımcı sayısının sınırlı olması, metodolojik çeşitlilik ve özellikle katı kontrol gruplarının eksikliği, verilerden güvenilir sonuçlar çıkarılmasını engelliyor. Gözlemsel çalışmalarda sıklıkla rastlanan öz-bildirim yanlılığı, mikrodozlama gibi yüksek beklenti oluşturan müdahalelerde daha da belirgin hale gelebiliyor; bireyler olumlu etkileri hissettiklerini rapor ederken, plasebo etkisi ya da hatırlama hataları bu algıyı çarpıtabiliyor.</p>
<p>Derlemede dikkat çeken bir diğer nokta, dozaj rejimleri ve kullanılan maddeler açısından bir standardizasyon bulunmamasıydı. İnternet topluluklarında sıklıkla konuşulan rejimlerde her üç günde bir yaklaşık 0,1 ila 0,5 gram kurutulmuş Psilocybe mantarı alınması ya da 10-20 mikrogram aralığında LSD kullanılması gibi fiili protokoller öne çıksa da, mevcut çalışmalar bu doz aralıklarının hangisinin bilişsel işlevler üzerinde anlamlı bir avantaj sağladığını aydınlatamıyor. Ayrıca maddelerin uzun vadeli güvenlik profillerine dair neredeyse hiçbir veri bulunmuyor. Psikedeliklerin serotonin reseptörleri aracılığıyla prefrontal korteks ağlarını esnekleştirme ve nöroplastisiteyi artırma potansiyeli, DEHB’nin altında yatan yürütücü işlev bozukluklarına teorik düzeyde bir çözüm sunuyor gibi görünse de, bu mekanizmaların klinik olarak anlamlı sonuçlara dönüşüp dönüşmediğini kanıtlayan herhangi bir kontrollü çalışma mevcut değil.</p>
<p>Wroclaw Tıp Üniversitesi ekibi, şu anki kanıt tabanının klinik uygulamaya zemin hazırlayamayacak kadar kısıtlı olduğunu belirterek, özellikle kendi kendine uygulanan mikrodozlamanın taşıdığı risklere dikkat çekiyor. DEHB tanısı almış bireylerin, yeterli izlem olmaksızın psikedelik maddelere yönelmeleri, hem bu maddelerin bilinmeyen kardiyovasküler ya da psikiyatrik yan etkilerine maruz kalma hem de kanıtlanmış tedavileri aksatma tehlikesini beraberinde getiriyor. Anekdot kayıtları her ne kadar etkileyici olsa da, bu tür öyküler bilimsel doğrulamadan yoksun olduğu sürece bir tedavi rehberi olarak kullanılamaz. Araştırmacılar, rastgele kontrollü, çift kör ve plasebo kontrollü geniş ölçekli çalışmaların bir an önce başlatılmasının, mevcut belirsizliği gidermek açısından elzem olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Psikedeliklerin yeniden canlanan araştırma gündemi, depresyon ve kaygı bozuklukları alanında kaydedilen ilerlemelerle şekillenirken, DEHB’ye dair beklentilerin bu alanların bir yansıması olarak abartılmaması gerekiyor. Nörogelişimsel bir bozukluğun tedavisinde, nöroplastisiteyi geçici olarak artıran bir müdahalenin ne ölçüde kalıcı fayda sağlayabileceği sorusu henüz yanıtlanmış değil. Ayrıca DEHB popülasyonunda duygu durum ve anksiyete bozukluklarının yüksek eş tanı oranları, psikedeliklerin olası duygudurum dalgalanmalarını tetikleme riskini akla getiriyor. Tüm bu belirsizlikler, aceleci bir tutumla yapılan klinik çıkarımların önüne geçilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Derlemede öne çıkan sonuç, şu an için en iyi yaklaşımın, mikrodozlama savunucularının deneyimlerini titiz klinik araştırmalarla sınamak olduğu yönünde. Araştırmacılar, kontrollü ortamlarda yürütülecek deneylerin yalnızca etkinliği değil, aynı zamanda uygun doz aralıklarını, güvenlik profilini ve hasta seçim kriterlerini de aydınlatması gerektiğini belirtiyor. Sosyal medyanın yaygınlaştırdığı kendin yap tarzı müdahaleler, bir yandan bilimsel araştırmalar için hipotez zenginliği sunarken, diğer yandan bireyleri beklenmedik risklere açık hale getirebiliyor. DEHB tedavisinde psikedeliklerin yeri üzerine sağlıklı bir yargıya varmak, ancak iyi tasarlanmış araştırmaların sonuçlarına dayanılarak mümkün olacak. O zamana kadar hem klinisyenlerin hem de bireylerin, umut verici görünen ama kanıttan yoksun bu yönteme karşı ihtiyatı elden bırakmaması gerekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The Use of Psychedelics in the Treatment of Adult ADHD: A Systematic and Mechanistic Review</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, Ruh sağlığı, Psikiyatri, Nörobilim</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/psikedelik-mikrodozlama-dehb-icin-gercek-bir-cozum-mu-yeni-derleme-kuskulari-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAIST’ten Psikiyatri Görüşmelerini Desteklemeye Yönelik Yapay Zekâ Adımı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yapay-zeka-psikiyatri-ilk-degerlendirme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yapay-zeka-psikiyatri-ilk-degerlendirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 17:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[AI destekli sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[klinik bilgi toplama]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yapay-zeka-psikiyatri-ilk-degerlendirme/</guid>

					<description><![CDATA[KAIST araştırmacıları, psikiyatri randevusu öncesi hastaların düşüncelerini düzenlemeye yardımcı olan yapay zekâ tabanlı bir sistem geliştirdi. Bu araç, klinik değerlendirmeyi daha verimli hale getiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore’deki Korea Advanced Institute of Science and Technology (KAIST) araştırmacıları, psikiyatri alanında ilk görüşme sürecini desteklemek için tasarlanan yeni bir yapay zekâ sistemi geliştirdi. Gangnam Severance Hospital uzmanlarıyla birlikte yürütülen çalışma, hastaların doktora gitmeden önce düşüncelerini daha düzenli biçimde ifade edebilmesini ve klinisyenlerin ilk değerlendirmede daha yapılandırılmış bilgiye ulaşmasını amaçlıyor. Özellikle ruh sağlığı görüşmelerinde sık görülen zaman baskısı, çekingenlik ve duygusal zorlanma gibi etkenler düşünüldüğünde, sistemin hedefi bir doktorun yerini almak değil, ilk temas aşamasını daha verimli ve daha az yükleyici hale getirmek.</p>
<p>Psikiyatrik değerlendirme, tıbbın birçok alanından farklı olarak yalnızca belirtilerin listelenmesine dayanmaz; hastanın duygusal durumu, yaşadığı zorlukların bağlamı ve sözel anlatımındaki nüanslar da önem taşır. Ancak ilk muayene sırasında birçok kişi, utanç, kaygı ya da sözcükleri toparlayamama nedeniyle yaşadıklarını tam olarak aktaramayabilir. Kısıtlı görüşme süresi içinde klinisyenler de bazen ayrıntılı öyküyü ilk seansta yeterince derinleştirmekte zorlanabilir. KAIST ekibinin bu sorunu hedefleyen yaklaşımı, büyük dil modeli tabanlı bir aracı, hastanın randevu öncesi hazırlık yapabileceği bir ara basamak olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bu tür bir sistemin temel farkı, genel amaçlı sohbet botlarından ayrılarak psikiyatrik görüşmenin mantığına göre kurgulanmış olması. Büyük dil modelleri, doğal dili anlamlandırma ve yanıt üretmede güçlü olsa da, sağlık alanında kullanım için alan bilgisi, güvenlik sınırları ve dikkatli yönlendirme gerekir. Psikiyatri gibi etik ve klinik hassasiyetlerin yoğun olduğu bir alanda bu gereklilik daha da belirginleşiyor. Araştırmacıların geliştirdiği sistemin, hastanın anlattıklarını toparlamasına yardımcı olacak biçimde yapılandırılmış bir diyalog kurması ve klinik açıdan önemli başlıkların gözden kaçmasını azaltması hedefleniyor.</p>
<p>Çalışmanın odak noktalarından biri de insan-bilgisayar etkileşimi boyutu. Ruh sağlığı hizmetlerinde teknoloji kullanımında en önemli meselelerden biri, hastanın kendini yargılanmış hissetmemesi ve sistemle güvenli bir iletişim kurabilmesi. İlk karşılaşmanın bir insan yerine yapay zekâ ile başlaması, bazı kişiler için konuşmayı kolaylaştırabilir; çünkü kullanıcı, doğrudan bir klinisyenle yüz yüze gelmeden önce düşüncelerini toparlama fırsatı bulabilir. Öte yandan bu süreçte elde edilen bilgilerin <a href="https://oncology.com.tr/genetik-tasarim-bitkiler-karbon-yakalama/" title="Bitkilerin Karbon Yakalama Gücü Genetik Tasarımla Nasıl Artırılabilir?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> sunulacağı, nasıl özetleneceği ve hekim kararını nasıl destekleyeceği de kritik önemde. Araştırmacıların çalışması, tam da bu aktarım aşamasını iyileştirmeye odaklanıyor.</p>
<p>Psikiyatrik anamnezde yalnızca belirti varlığı değil, belirtilerin ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, günlük yaşama etkisi ve eşlik eden sosyal koşullar da değerlendirilir. Bu nedenle ilk görüşmede eksik bilgi, tanısal sürecin geri kalanını etkileyebilir. KAIST ekibinin geliştirdiği araç, hastanın önceden kendi anlatısını düzenlemesine yardımcı olarak, doktorun daha kısa sürede daha sistematik bir tablo görmesini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun poliklinik ortamlarında ya da hastanın ilk kez ruh sağlığı hizmeti aldığı durumlarda işlevsel olabilir. Ancak uzmanlar açısından bu tür sistemlerin, yalnızca destekleyici ve ön hazırlık aracı olarak düşünülmesi gerekiyor; nihai değerlendirme her zaman klinik görüşme ve profesyonel yargıya dayanmalı.</p>
<p>Alan uzmanları, yapay zekâ destekli ruh sağlığı uygulamalarında şeffaflık ve sınırlılıkların açık biçimde tanımlanmasının önemine sık sık dikkat çekiyor. Çünkü LLM tabanlı sistemler, dil akıcılığı üretse de hatalı çıkarım yapabilir, eksik bilgi üzerinden yanlış yönlendirme verebilir veya hassas konularda yetersiz kalabilir. Bu nedenle klinik kullanımda insan denetimi, veri gizliliği ve güvenlik protokolleri belirleyici hale geliyor. KAIST’in girişimi de, bu teknolojinin doğrudan teşhis koyan bir araçtan ziyade, klinik bilgi toplama sürecini daha düzenli hale getiren bir yardımcı sistem olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Ruh sağlığı hizmetlerinde dijital araçlara olan ilgi son yıllarda artsa da, psikiyatri hâlâ en dikkatli yaklaşım gerektiren alanlardan biri olmaya devam ediyor. Bunun başlıca nedeni, depresyon, anksiyete bozuklukları, travma ilişkili durumlar ve diğer psikiyatrik sorunların yalnızca semptomlara değil, kişinin yaşam öyküsüne ve anlatım biçimine de bağlı olması. Bu çerçevede, hasta ile hekim arasındaki iletişimi güçlendiren her araç, doğru kullanıldığında klinik sürece katkı sağlayabilir. KAIST ve Gangnam Severance Hospital iş birliğiyle ortaya konan sistem de, tam olarak bu ara alanda konumlanıyor: Hastanın sesini daha düzenli hale getirmek, hekim için daha yapılandırılmış bir ilk veri seti oluşturmak ve psikiyatrik değerlendirmeyi daha erişilebilir kılmak.</p>
<p>Henüz erken aşamada değerlendirilen bu yaklaşım, yapay zekânın sağlık hizmetlerinde rolünün giderek çeşitlendiğini bir kez daha gösteriyor. Ancak ruh sağlığı söz konusu olduğunda beklentilerin temkinli tutulması gerekiyor. Teknik ilerleme, klinik faydaya dönüşmeden önce güvenlik, doğruluk, etik sınırlar ve insan merkezli kullanım ilkeleriyle desteklenmek zorunda. KAIST’in çalışması, yapay zekânın psikiyatride hekimi ikame etmekten çok, ilk görüşmenin daha iyi hazırlanmasına yardımcı olacak şekilde tasarlanabileceğini ortaya koyan dikkat çekici bir örnek olarak öne <a href="https://oncology.com.tr/insan-evriminde-dna-onarim-genleri-kanser-riski/" title="İnsan Evriminin İzleri, Kanser Riskini Taşıyan DNA Onarım Genlerinde Ortaya Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">çıkıyor</a>.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Not applicable</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Toward Flexible Psychiatric History-Taking and Visualization: Exploring Clinician Perspectives with Large Language Models</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Health care, yapay zeka, Large Language Models, Psychiatric Interview, Mental Health, Human-Computer Interaction, Digital Health, Clinical Decision Support</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/hpv-asilari-yeni-kanser-onleme/" data-wpan-internal-link="1">HPV’ye Karşı Cephede Yeni Dönem: Aşılar ve Hedefe Yönelik Tedaviler Hız Kazanıyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yapay-zeka-psikiyatri-ilk-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lityumun Beyindeki Etkisi, İntihar Riskindeki Dürtüsel Kararları Azaltabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/lityum-intihar-riski-beyin-etkileri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/lityum-intihar-riski-beyin-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 22:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin elektriksel aktivitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[dürtüsel karar verme]]></category>
		<category><![CDATA[dürtüsellik]]></category>
		<category><![CDATA[EEG]]></category>
		<category><![CDATA[intihar riski]]></category>
		<category><![CDATA[lityum]]></category>
		<category><![CDATA[lityum tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[nörobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/lityum-intihar-riski-beyin-etkileri/</guid>

					<description><![CDATA[Texas A&#38;M ve Baylor araştırması, lityumun intihar girişiminden kurtulanlarda beyin elektriksel aktivitesini değiştirerek dürtüsel kararları etkilediğini ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de Texas A&amp;M Üniversitesi ile Baylor College of Medicine araştırmacılarının yürüttüğü yeni çalışma, lityum tedavisinin intihara kalkışmış ağır hastalarda beyin işlevlerini <a href="https://oncology.com.tr/ispanya-huzurevlerinde-bakim-kalitesi-covid19/" title="İspanya’daki Huzurevlerinde Pandemi, Bakımın Kalitesini Nasıl Değiştirdi?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> etkileyebileceğine dair önemli ipuçları sundu. <em>Experimental and Clinical Psychopharmacology</em> dergisinde yayımlanan araştırma, lityumun özellikle dürtüsellik ve bilişsel denetimle ilişkili sinirsel süreçler üzerindeki etkisini inceleyerek, ilacın neden yıllardır intihar riskinde azalma ile ilişkilendirildiğini anlamaya bir adım daha yaklaştırdı.</p>
<p>Çalışmanın odak noktasında, beynin elektriksel aktivitesini noninvaziv biçimde ölçen elektroensefalografi, yani EEG yer aldı. Bu yöntem, araştırmacılara beynin dinlenim halindeki işleyişi hakkında doğrudan bilgi sağlayarak sinir hücreleri arasındaki uyarılma ve baskılama dengesine dair izler sunuyor. Araştırmayı yürüten ekip, acil tıp merkezlerine başvurmuş ve tıbbi açıdan çok ağır intihar girişimlerinden sağ kurtulmuş hastaları değerlendirdi. Amaç, tekrar eden intihar davranışlarıyla bağlantılı olabilecek dürtüsel karar verme örüntülerinin beyindeki karşılığını daha iyi anlamaktı.</p>
<p>Texas A&amp;M’de Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü’nde araştırma doçenti olan ve çalışmanın eş birinci yazarları arasında yer alan Dr. Nicholas Murphy’nin liderliğindeki ekip, psikiyatri ve acil tıp uzmanlarının katkısıyla çok disiplinli bir yaklaşım benimsedi. Bu yaklaşım, intihar riski gibi karmaşık bir klinik sorunda yalnızca psikolojik belirtilere değil, aynı zamanda nörobiyolojik mekanizmalara da odaklanmanın önemini vurguluyor. Araştırmacılar, özellikle impulsif kararların kişinin zarar verici eylemlere yönelmesinde nasıl rol oynayabileceğini anlamaya çalıştı.</p>
<p>Lityum, bipolar bozukluğun <a href="https://oncology.com.tr/ferroptoz-dendritik-hucre-asilari-glioma/" title="Glioma Tedavisinde Yeni Bir Eşik: Ferroptozla Güçlendirilmiş Dendritik Hücre Aşıları" data-wpan-internal-link="1">tedavisinde</a> onlarca yıldır kullanılan yerleşik bir ilaç. Klinik pratikte en dikkat çekici yönlerinden biri, intihar riskini azaltmasıyla ilişkili olması. Ancak bu etkinin hangi biyolojik yollardan <a href="https://oncology.com.tr/nk-hucre-kriyoprezervasyonu-stres-granulleri/" title="Donma-Çözme Sürecinde NK Hücrelerini Koruyan Hücresel Kalkan Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> çıktığı uzun süre net değildi. Yeni çalışma, kısa süreli lityum tedavisinin EEG’de görülen bazı elektriksel örüntüleri değiştirerek beynin inhibitory kontrol ve bilişsel işlemleme süreçlerini etkileyebileceğini göstererek bu belirsiz alana katkı sağlıyor.</p>
<p>Bilim insanlarının özellikle üzerinde durduğu nokta, intihar davranışının tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olması. Ruhsal hastalıklar, önceki girişimler, travmalar, dürtü kontrol güçlükleri ve akut stres etkenleri birlikte rol oynayabiliyor. Bu nedenle, dürtüsel karar vermeyi sınırlayabilen ya da kişinin davranışlarını düşünerek yönlendirmesine yardımcı olabilen biyolojik mekanizmalar, koruyucu tedavi stratejileri açısından büyük önem taşıyor. Lityumun bu bağlamda nasıl bir sinirsel denge oluşturduğu sorusu, çalışmanın temel bilimsel değerini oluşturuyor.</p>
<p>EEG verileri, özellikle dinlenim halindeki beyin aktivitesinde uyarılma-baskılama dengesine işaret eden değişimleri değerlendirmede yararlı bir araç olarak öne çıkıyor. Bu denge, sinir ağlarının aşırı aktif ya da yetersiz baskılanmış olmasının davranış üzerindeki etkileriyle ilişkilendiriliyor. Araştırma, lityum tedavisinin bu dengenin düzenlenmesinde rol oynayabileceğini düşündürüyor; ancak bulguların erken aşama niteliğinde olduğu, doğrudan klinik kararların yerine geçmeyeceği de açık.</p>
<p>İntihar girişimlerinden sağ kurtulan bireyler üzerinde yapılan araştırmalar, yeniden risk oluşumunu öngörebilecek biyobelirteçlerin belirlenmesi açısından son derece önemli kabul ediliyor. Böyle çalışmalar, hekimlerin sadece öz bildirimlere ya da mevcut tanılara değil, aynı zamanda ölçülebilir nörofizyolojik işaretlere de dayanarak risk değerlendirmesi yapabilmesine katkı sunabilir. Ancak uzmanlar, EEG bulgularının tek başına tanı koydurmadığını ve intihar riski öngörüsünün her zaman kapsamlı klinik değerlendirme gerektirdiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Bu araştırmanın bir diğer dikkat çekici yönü, lityumun etkisinin yalnızca ruh hali düzenlemesiyle sınırlı olmayabileceğine işaret etmesi. İlacın sinir devreleri üzerinde uyarılma ve baskılama arasında daha dengeli bir çalışma düzeni oluşturabileceği düşüncesi, nöropsikiyatrik tedaviler açısından önemli bir bilimsel çerçeve sunuyor. Özellikle bipolar bozuklukta uzun yıllardır kullanılması ve intihar riskiyle ilgili olumlu klinik gözlemler, bu yeni bulguların neden dikkat çektiğini açıklıyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın, lityumun tüm intihar riskini ortadan kaldırdığı ya da her hastada aynı etkiyi göstereceği anlamına gelmediği vurgulanmalı. Çalışma, belirli bir hasta grubunda kısa süreli tedavinin beyin elektriksel aktivitesi üzerindeki etkilerini ele alıyor ve bu nedenle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı. Bilim insanları için asıl değer, bu tür ölçümler sayesinde hangi sinirsel yolların değiştiğini görmek ve gelecekte daha hedefli müdahaleler geliştirebilmekte yatıyor.</p>
<p>Psikiyatri alanında intihar önleme çalışmaları giderek daha fazla biyolojik belirteçlere yönelirken, bu araştırma da lityumun olası koruyucu etkisini daha somut bir sinirbilimsel zemine oturtuyor. Acil tıp ortamlarında ağır girişimlerden kurtulan hastalar üzerinde yürütülen bu tür çalışmalar, yüksek riskli grupların daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Ancak uzmanlar, klinik uygulamada en önemli unsurun hâlâ bireye özgü, çok boyutlu değerlendirme ve yakın takip olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, lityumun yalnızca uzun süredir bilinen bir duygudurum düzenleyici olmadığını, aynı zamanda dürtüsel karar verme ve bilişsel kontrolle ilişkili beyin devrelerini etkileyebileceğini düşündürüyor. Bu bulgu, intihar davranışının nörobiyolojik temellerini anlamada yeni bir kapı açarken, aynı zamanda daha güvenilir biyobelirteçler ve daha hedefli tedavi yaklaşımları için de önemli bir araştırma hattı ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Short-term lithium treatment modulates excitation/inhibition balance in resting-state electroencephalography (EEG) among survivors of medically severe suicide attempts.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> İntihar, Nörofarmakoloji, Dürtüsel Karar Verme, Lityum Tedavisi, EEG, İntiharın Önlenmesi, Bilişsel İnhibisyon, Beyin Elektriksel Aktivitesi, Psikiyatrik Acil Durum, Bipolar Bozukluk, Nöral Biyobelirteçler</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/lityum-intihar-riski-beyin-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mount Sinai, Sahne Emekçilerine Özel Marilyn Monroe Ruh Sağlığı Programını Başlattı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/marilyn-monroe-ruh-sagligi-programi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/marilyn-monroe-ruh-sagligi-programi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 10:52:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Marilyn Monroe]]></category>
		<category><![CDATA[Marilyn Monroe programı]]></category>
		<category><![CDATA[performans sanatları]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sahne sanatçıları]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı esenliği]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçılar için sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro çalışanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/marilyn-monroe-ruh-sagligi-programi/</guid>

					<description><![CDATA[Mount Sinai, sahne sanatçılarına yönelik Marilyn Monroe Ruh Sağlığı Programı'nı başlattı. Program, sanatçılara özgü psikolojik baskılara özel destek sağlamayı hedefliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mount Sinai Health System, performans sanatları alanında çalışanların ruh sağlığına odaklanan yeni bir girişimi kamuoyuna tanıttı. “Marilyn Monroe Mental Health for the Arts Program” adı verilen program, tiyatro, müzik, dans ve diğer sahne sanatları mesleklerinde çalışan kişilerin karşılaştığı özgül psikolojik baskılara özel destek sunmayı amaçlıyor. Girişim, aynı zamanda Marilyn Monroe’nun 2026’da kutlanacak doğumunun yüzüncü yılına gönderme yaparak, sanat dünyasında ruh sağlığı farkındalığını yeniden gündeme taşıyor.</p>
<p>Program, New York’un Theater District bölgesinde yer alan Samuel J. Friedman Health Center for the Performing Arts çatısı altında hayata geçirildi. Bu merkez, Entertainment Community Fund ile Mount Sinai’nin iş birliğine dayanıyor ve uzun süredir eğlence sektöründe çalışanlara yönelik sağlık hizmetleri sunmasıyla biliniyor. Kurumun 2024 Tony Honor for Excellence in Theatre ödülüne layık görülmesi de, sahne sanatları çalışanları için özel sağlık altyapısının önemini daha görünür kıldı.</p>
<p>Performans sanatları alanında çalışanların ruhsal yükü, yalnızca yoğun çalışma temposundan ibaret değil. Düzensiz mesai saatleri, yüksek performans beklentisi, görünürlük baskısı, iş güvencesizliği ve eleştiriye açık bir meslek yapısı, anksiyete, depresif belirtiler, uyku sorunları ve tükenmişlik riskini artırabiliyor. Klinik literatür, yaratıcı sektörlerde çalışan bireylerin çoğu zaman yardım aramayı geciktirebildiğini; damgalanma, kariyer kaygısı ve “güçlü görünme” baskısının hizmete erişimi zorlaştırabildiğini gösteriyor. Mount Sinai’nin yeni programı da tam bu boşluğu hedefliyor.</p>
<p>Marilyn Monroe’nun adıyla başlatılan girişimin sembolik yönü de dikkat çekiyor. Monroe, kariyeri boyunca şöhretin ve endüstri baskılarının yarattığı ruhsal yüklerle özdeşleşmiş bir figür olarak hafızalarda yer etti. Kaynak materyale göre Monroe, yaşamı boyunca ruh sağlığı konusunda daha fazla anlayış ve destek çağrısında bulunmuş, hatta bu alanda kullanılmak üzere mirasının bir bölümünü ayırmıştı. Zaman içinde bu bağışın etkisi azalmış olsa da yeni merkez, onun bu niyetini güncel bir sağlık hizmetine dönüştürerek yeniden canlandırmayı hedefliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Mental Health Support for Performing Artists</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Mount Sinai Launches Marilyn Monroe Mental Health Program for the Arts Community</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not specifically provided within the article text.</p>
<p><strong>Image Credits:</strong> Milton H. Green © LAH HOLDINGS LLC</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Ruh sağlığı, Psikolojik stres, Gösteri sanatları, Psikiyatri, Psikoloji, Eğlence sektörü, Ruh sağlığı savunuculuğu, Yaratıcı süreç, Sağlık hizmetlerinde yenilik, Sanatçı esenliği</p>
<p><em>Kaynak: <a href="https://scienmag.com/mount-sinai-introduces-the-marilyn-monroe-mental-health-initiative-for-arts-professionals/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Medicine – Science</a></em></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/marilyn-monroe-ruh-sagligi-programi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
