<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Proteomik analiz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/proteomik-analiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jul 2026 08:55:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>Proteomik analiz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fonksiyonel lipid problarıyla hücre içi lipid–protein temaslarını yakalama: yeni bir protokol</title>
		<link>https://oncology.com.tr/fonksiyonel-lipid-problariyla-lipid-protein-etkilesim-haritalama/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/fonksiyonel-lipid-problariyla-lipid-protein-etkilesim-haritalama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 08:55:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonel lipid probları]]></category>
		<category><![CDATA[fotokimyasal çapraz bağlama]]></category>
		<category><![CDATA[fotokimyasal çapraz bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[hücre biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[lipid interactomları]]></category>
		<category><![CDATA[lipid-protein etkileşimi]]></category>
		<category><![CDATA[proteomik]]></category>
		<category><![CDATA[Proteomik analiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/fonksiyonel-lipid-problariyla-lipid-protein-etkilesim-haritalama/</guid>

					<description><![CDATA[Nature Protocols, fonksiyonel lipid problarıyla hücre içinde fotokimyasal yakalama kurarak lipid–protein etkileşimlerini proteomik düzeyde görünür kılan yeni bir iş akışı sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Belirli lipidlerin, hücre içinde <a href="https://oncology.com.tr/genclerde-saglik-okuryazarligi-acigi-18-25/" title="18 Yaş Geçişi Yalnızca Hukuki Sorumluluk Değil: Anket Genç Yetişkinlerde Sağlık Yönetimi Açığını Gösteriyor" data-wpan-internal-link="1">yalnızca</a> yapısal bir “zemin” oluşturmakla kalmayıp proteinlerle doğrudan ve seçici etkileşimler kurduğu uzun süredir düşünülüyor. Bu etkileşimlerin haritası ise “lipid interactomları” olarak anılsa da, çoğu durumda protein–lipid bağlanmaları geçici, zayıf ya da deneysel koşullarda hızla kaybolabildiği için şimdiye kadar kapsamlı biçimde ortaya konması zor kaldı. Nature Protocols’ta yayımlanan yeni bir çalışma, bu sorunu hedefleyen pratik bir iş akışını tanımlıyor: Seçilen lipid türlerini işlevsel problar aracılığıyla hücre içine taşıyıp, ardından fotokimyasal bir yakalama mekanizmasıyla lipid–protein eşleşmelerini kalıcı izlere dönüştürmek.</p>
<p>Protokolün merkezinde, aynı moleküle birden fazla işlev kazandırılmış lipid türevleri bulunuyor. Araştırmacılar, bu fonksiyonelize lipid problarını hücrelere verildikten sonra, fotokimyasal çapraz bağlanma yoluyla lipid ile etkileştiği düşünülen proteinleri kovalent olarak birbirine tutturacak şekilde tasarlıyor. Böylece bağlanma anlık ya da düşük afiniteyle gerçekleşse bile, ışıkla tetiklenen reaksiyon sayesinde lipid–protein çiftleri deneysel olarak “dondurulmuş” hale geliyor. Çalışmanın amacı, lipid bağlanmasını doğrudan gözlenebilir bir biyokimyasal iz haline getirerek, etkileşimlerin sistematik biçimde tespit edilmesini sağlamak.</p>
<p>İş akışında ilk adım, uygun fonksiyonel lipid problarının hücrelere uygulanması. Problar hücre içinde biyolojik hedeflerine ulaştıktan sonra, protokol fotokimyayı devreye sokmayı hedefliyor. Bu aşamada ışıkla uyarılan kimyasal mekanizma, lipid–protein yakınlığını kovalent bir bağa dönüştürüyor. Böylece geçici temasların daha sonra yapılan analizlerde kaybolması engellenirken, hücresel ortamda gerçekten birlikte bulunduğu düşünülen moleküller arasında fiziksel eşleşmeler korunuyor. Yakalama mantığı, özellikle etkileşimin zayıf olduğu senaryolarda, yalnızca birlikte çökelme veya dolaylı işaretlere dayanan yaklaşımlara kıyasla daha net bir kanıt üretmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Protokolün aşağı akışında, kovalent lipid–protein konjugatlarının tespiti için birden fazla analitik seçenek ele alınıyor. Çalışmanın ana hedefi, “hangi proteinler belirli bir lipid türü ile ilişki kuruyor?” sorusunu yanıtlamak olduğundan, elde edilen konjugatların protein düzeyinde saptanması gerekiyor. Bu nedenle protokol, kovalent konjugatların belirlenmesini takiben proteomik düzeyde değerlendirmeye uygun yaklaşımları kapsıyor. Kaynak materyalde, özellikle kütle spektrometrisi ve proteomik analizler gibi tanımlama stratejilerine uyum vurgulanıyor; böylece lipid interactomlarının daha geniş ölçekte çıkarılması mümkün hale geliyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, yöntemin fotokimyasal çapraz bağlama ile sınırlı kalmayıp laboratuvarlarda uygulanan yaygın etiketleme/tespit kavramlarına da köprü kurması. Fotokimyasal çapraz bağlanma ile oluşan kovalent çiftlerin ardından, sinyal okunmasını kolaylaştıran kimyasal tespit mantıklarının kullanımı gündeme geliyor. Bu yaklaşım, lipid probu ile yakalanan proteinlerin, daha sonra jel tabanlı floresan okuma gibi yöntemlerle izlenebilmesine ve ardından daha ayrıntılı proteomik kimliklendirmeye aktarılmasına olanak tanıyacak şekilde kurgulanmış görünüyor.</p>
<p>Nature Protocols’ta yayımlanan bu tür bir iş akışı, lipid–protein etkileşimlerini “haritalama” yönündeki araştırmalar için yalnızca yeni bir biyokimyasal fikir değil, aynı zamanda deneysel uygulanabilirlik açısından da önem taşıyor. Çünkü lipid interactom çalışmalarında asıl zorluk, doğru zamanda doğru teması yakalayacak bir yakalama stratejisi tasarlamak ve sonra bu çiftleri hücresel karmaşa içinde güvenilir biçimde okumak. Bu protokol, hücre içinde tetiklenen fotokimyasal yakalama prensibiyle, zayıf veya kısa ömürlü etkileşimleri ölçülebilir bir olaya dönüştürmeye odaklanıyor.</p>
<p>Yöntemin somut sonuçlarının hangi lipid sınıfları ve hangi hücresel koşullarda en iyi performansı verdiği, büyük ölçüde uygulamanın tasarımına ve probun seçimine bağlı olacak. Ancak çalışma, lipid–protein etkileşimlerini sistematik olarak incelemek isteyen araştırmacılar için, hücre içi yakalama–tespit–proteomik değerlendirme zincirini tek bir protokol çerçevesinde bir araya getirerek deneysel bir yol haritası sunuyor. Bu yaklaşımın yaygınlaşmasıyla, hücre biyolojisinde lipidlerin etkilerinin hangi protein ağları <a href="https://oncology.com.tr/otub1-karaciger-kanseri-p62-ferroptoz/" title="OTUB1, karaciğer kanserinde otobozunuma bağlı ferroptozu p62 üzerinden frenliyor" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> gerçekleştiğine dair daha doğrudan ve ayırt edici kanıtların artması bekleniyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="IdXrCV93cF"><p><a href="https://scienmag.com/scientists-map-lipid-protein-interactions-using-functional-lipid-probes/">Scientists Map Lipid-Protein Interactions Using Functional Lipid Probes</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Scientists Map Lipid-Protein Interactions Using Functional Lipid Probes” — Science" src="https://scienmag.com/scientists-map-lipid-protein-interactions-using-functional-lipid-probes/embed/#?secret=1LwigeGGeu#?secret=IdXrCV93cF" data-secret="IdXrCV93cF" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Lipid–protein interactomes using functional lipid probes in cells</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Identifying lipid–protein interactomes with functional lipid probes</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Farley, S.E., Guzman, G., Blume, B. et al. Identifying lipid–protein interactomes with functional lipid probes. Nat Protoc (2026). https://doi.org/10.1038/s41596-026-01405-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41596-026-01405-2</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Lipit etkileşimomları, fonksiyonel lipit probları, fotokimya, tıklama kimyası, jel içi floresan, proteomik, kütle spektrometresi</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/parkinson-dbs-kan-metabolomik-biyobelirtecler/" data-wpan-internal-link="1">Parkinson’da DBS’nin etkisini “kan kimyası” üzerinden izleme: metabolomik çalışma sinyal arıyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/fonksiyonel-lipid-problariyla-lipid-protein-etkilesim-haritalama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemek Borusu Kanserinde SMARCA Eksikliğinin Protein Haritası Çıkarıldı: İki Farklı Seyir Grubu Belirlendi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yemek-borusu-kanserinde-smarca-eksikliginin-protein-haritasi-cikarildi-iki-farkli-seyir-grubu-belirlendi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yemek-borusu-kanserinde-smarca-eksikliginin-protein-haritasi-cikarildi-iki-farkli-seyir-grubu-belirlendi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoinformatik kümeleme]]></category>
		<category><![CDATA[DNA tamir mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselleştirilmiş onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kompleman sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Proteomik analiz]]></category>
		<category><![CDATA[SMARCA eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek borusu adenokarsinomu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yemek-borusu-kanserinde-smarca-eksikliginin-protein-haritasi-cikarildi-iki-farkli-seyir-grubu-belirlendi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir araştırma, SMARCA eksikliği taşıyan yemek borusu adenokarsinomlarının protein haritasını çıkararak, bağışıklık kaçışı ve DNA tamir kusurlarına dayalı iki farklı seyir grubu belirledi. Bu sınıflama, kişiselleştirilmiş tedavi için umut vadediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek borusu adenokarsinomu (EAC), geç evrede tanı konması ve yüksek ölüm oranlarıyla klinik açıdan en zorlayıcı kanser türlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu hastalığın altında yatan moleküler mekanizmaları aydınlatmak amacıyla yürütülen yeni bir araştırma, SMARCA ailesine ait kromatin yeniden düzenleyici proteinlerdeki eksikliklerin tümör proteomunda yarattığı kapsamlı değişiklikleri gözler önüne serdi. Çalışma, yalnızca tümörün bağışıklık sisteminden nasıl kaçtığını değil, aynı zamanda DNA tamir mekanizmalarındaki aksaklıkların hastalığın seyrini nasıl şekillendirdiğini de ortaya koyarak, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları için yeni bir kapı aralıyor.</p>
<p>SMARCA gen ailesi, hücrenin <a href="https://oncology.com.tr/guney-carolinanin-tum-ilcelerinde-genetik-tarama-erisimi-saglayan-musc-girisimi-yeni-bir-model-sunuyor/" title="Güney Carolina’nın Tüm İlçelerinde Genetik Tarama Erişimi Sağlayan MUSC Girişimi Yeni Bir Model Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">genetik</a> materyalinin paketlenmesini ve okunmasını düzenleyen kritik proteinleri kodlar. Bu genlerde meydana gelen mutasyonların EAC gelişiminde rol oynadığı daha önceki genetik çalışmalarla ortaya konmuştu. Ancak bu genetik bozuklukların hücre içinde hangi proteinlerin üretimini, miktarını ve işlevini değiştirdiği, yani proteomik sonuçları şimdiye kadar büyük ölçüde karanlıkta kalmıştı. İşte bu boşluğu doldurmak için araştırmacılar, en ileri kütle spektrometresi tabanlı proteomik yöntemlerini kullanarak SMARCA eksikliği taşıyan EAC tümörlerinin ayrıntılı bir protein atlasını çıkardı. Bu sayede, yalnızca gen düzeyinde değil, doğrudan işlevsel moleküller olan proteinler düzeyinde hangi yolakların baskılandığı ya da aşırı aktive olduğu net bir şekilde görülebildi.</p>
<p>Elde edilen bulguların en çarpıcı noktalarından biri, tümörlerin doğal bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan kompleman sistemini neredeyse susturması oldu. Kompleman proteinleri normalde yabancı hücreleri ve kanser hücrelerini hedef alıp yok eden bir savunma ağı oluşturur. Araştırma, SMARCA eksikliği olan tümörlerde bu sistemin temel bileşenlerinin belirgin biçimde azaldığını gösterdi. Bu durum, kanser hücrelerinin bir çeşit görünmezlik pelerini geliştirerek bağışıklık saldırısından kaçmasına olanak tanıyor olabilir. Bu bağışıklıktan kaçış mekanizması, tümörün daha rahat büyümesine ve vücudun diğer bölgelerine yayılmasına zemin hazırlayan kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Proteom analizinin işaret ettiği bir diğer kritik aksaklık ise DNA tamir sisteminde ortaya çıktı. Sağlıklı hücreler, genetik materyalde oluşan hasarları sürekli olarak onaran karmaşık bir tamir ağına sahiptir. SMARCA eksikliğinde bu ağın önemli proteinlerinde ciddi düzensizlikler saptandı. DNA tamirindeki bu yetersizlik, hücrelerde genomik kararsızlığa, yani genetik materyalin sürekli hasar görmesine ve yeni mutasyonların birikmesine yol açar. Bu durum bir yandan tümörün daha agresif ve uyum sağlayabilir hale gelmesine neden olurken, diğer yandan paradoksal bir şekilde tümörü belirli tedavilere karşı daha hassas hale getirebilecek bir zayıflık da yaratır. DNA tamir mekanizması bozuk olan kanser <a href="https://oncology.com.tr/sogukta-saklanan-karaciger-hucreleri-laboratuvar-performansini-daha-uzun-sure-koruyabiliyor/" title="Soğukta Saklanan Karaciğer Hücreleri, Laboratuvar Performansını Daha Uzun Süre Koruyabiliyor" data-wpan-internal-link="1">hücreleri,</a> ek hasara karşı daha savunmasız olduklarından, DNA&#8217;ya zarar veren kemoterapi ilaçları veya PARP inhibitörleri gibi akıllı ilaçlar için potansiyel bir hedef haline gelebilirler.</p>
<p>Çalışmanın belki de en önemli çıktısı, SMARCA eksikliği taşıyan EAC&#8217;lerin tek tip bir hastalık olmadığının ortaya konması oldu. Gelişmiş biyoinformatik kümeleme yöntemleri kullanılarak tümörlerin proteom profilleri detaylıca karşılaştırıldı ve en az iki farklı moleküler alt grubun varlığı tespit edildi. Bu alt gruplar, hastalığın seyri açısından birbirinden belirgin şekilde ayrılıyor. İlk alt grupta, kompleman sistemine ait proteinlerin üretimi neredeyse tamamen baskılanmış durumda ve DNA tamir kusurları çok daha belirgin. Bu iki olumsuz özelliğin bir arada bulunması, hastalar için daha kötü bir prognozla, yani hastalığın daha hızlı ilerlemesi ve daha düşük sağkalım oranlarıyla ilişkilendiriliyor. Buna karşılık ikinci alt grupta, kompleman proteini seviyeleri görece daha iyi korunmuş ve DNA tamiri için alternatif yolakların devrede olduğu görülüyor. Bu gruptaki hastaların klinik seyri ise ilk gruba kıyasla daha olumlu bir tablo çiziyor.</p>
<p>Bu sınıflandırma, yemek borusu kanseri tedavisinde devrim niteliğinde bir yaklaşımın önünü açabilir. Günümüzde hastalar çoğunlukla tümörün evresi ve patolojik özelliklerine göre standart tedaviler almaktadır. Oysa bu çalışma, aynı evrede ve aynı genetik bozukluğa sahip gibi görünen tümörlerin bile protein düzeyinde birbirinden tamamen farklı davranabildiğini göstermektedir. Klinikte, bir hastanın tümöründen alınacak biyopsi örneği üzerinde yapılacak proteomik analizle, tümörün hangi alt gruba girdiği belirlenebilir. Eğer tümör, kompleman baskılanması ve ağır DNA tamir kusuru gösteren kötü prognozlu gruba aitse, bu hastalara baştan itibaren daha agresif tedavi protokolleri uygulanabilir veya DNA tamir açığını hedef alan PARP inhibitörleri gibi özel ilaçlar tedaviye eklenebilir. Daha iyi prognozlu gruptaki hastalar ise gereksiz ağır tedavilerin yan etkilerinden korunarak, daha hedefe yönelik ve daha az toksik seçeneklerle takip edilebilir.</p>
<p>Araştırmacılar, kompleman sistemindeki baskılanmanın, tümörün mikroçevresindeki bağışıklık hücrelerini nasıl etkilediğini de mercek altına aldı. Kompleman proteinlerinin azalması, bağışıklık sisteminin tümörü tanıyıp saldırması için gerekli olan iltihabi sinyallerin zayıflamasına neden olur. Bu durum, son yıllarda büyük başarılar elde edilen immünoterapilerin (bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri) neden bazı EAC hastalarında yeterince etkili olmadığını da kısmen açıklayabilir. Eğer tümör, kompleman sistemini susturarak bağışıklık sisteminin ilk tetikleyici sinyalini bloke ediyorsa, T hücrelerini yeniden aktive etmeye yönelik mevcut immünoterapiler tek başına yetersiz kalabilir. Bu bulgu, gelecekte kompleman sistemini yeniden aktive edecek stratejilerle mevcut immünoterapilerin birleştirilmesi gibi yeni kombinasyon tedavilerinin geliştirilmesine ilham verebilir.</p>
<p>Çalışmanın yöntemsel gücü de dikkat çekicidir. Kütle spektrometresi tabanlı proteomik, binlerce proteinin aynı anda ve yüksek hassasiyetle ölçülmesine olanak tanıyan bir teknolojidir. Bu yöntem, gen ekspresyon analizlerinin aksine, hücrede gerçekten işlev gören molekülleri doğrudan ölçtüğü için, hastalık mekanizmalarını anlamada çok daha doğrudan bir pencere sunar. Araştırma ekibi, bu teknolojiyi sofistike biyoinformatik algoritmalarla birleştirerek, tümörler arasındaki ince farkları yakalayabilmiş ve anlamlı klinik alt grupları tanımlayabilmiştir. Bu yaklaşım, diğer kanser türlerinde de benzer sınıflandırmalar yapmak için bir model teşkil edebilir.</p>
<p>Özetle, bu kapsamlı proteomik çalışma, SMARCA eksikliği olan yemek borusu adenokarsinomunun sanılandan çok daha karmaşık bir hastalık olduğunu kanıtlamıştır. Tümörlerin bağışıklık sisteminden kaçmak için kompleman sistemini susturması ve DNA tamir mekanizmalarındaki bozuklukların belirli bir alt grup hastada özellikle kötü bir gidişata işaret etmesi, hem tanı hem de tedavi için yeni ufuklar açmaktadır. Bulgular henüz erken aşama araştırma niteliğinde olsa da, yakın gelecekte yemek borusu kanseri hastalarının proteomik profillerine göre sınıflandırıldığı ve tedavilerinin bu profile göre şekillendirildiği bir dönemin kapısını aralamaktadır. Bilim insanları, bu moleküler zayıflıkları hedef alacak ilaçların geliştirilmesi ve klinik denemelerle doğrulanması için çalışmalara şimdiden başlamış durumda.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Proteomic profiling of SMARCA-deficient esophageal adenocarcinoma, focusing on complement system evasion and DNA repair mechanisms.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Proteomic characterization of SMARCA-deficient esophageal adenocarcinoma reveals complement evasion and DNA repair-associated prognostic subgroups.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Grothey, B., Krämer, M., Montalbano, M. et al. Proteomic characterization of SMARCA-deficient esophageal adenocarcinoma reveals complement evasion and DNA repair-associated prognostic subgroups. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03534-7</p>
<p><strong>DOI:</strong> 08 July 2026</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/dogum-sonrasi-meme-kanserinde-genomik-risk-ilk-yil-kritik-esik-olabilir/" data-wpan-internal-link="1">Doğum Sonrası Meme Kanserinde Genomik Risk: İlk Yıl Kritik Eşik Olabilir</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yemek-borusu-kanserinde-smarca-eksikliginin-protein-haritasi-cikarildi-iki-farkli-seyir-grubu-belirlendi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
