<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PPARγ &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/ppar%CE%B3/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 07:40:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>PPARγ &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sepsis Sonrası Kas Güçsüzlüğünde AMPK/SIRT1 Yolu Umut Verici Bir Hedef Olarak Öne Çıkıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/sepsis-sonrasi-kas-gucsuzlugu-ampk-sirt1/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/sepsis-sonrasi-kas-gucsuzlugu-ampk-sirt1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 07:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[AMPK/SIRT1 sinyal yolu]]></category>
		<category><![CDATA[kas güçsüzlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kas katabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri biyogenezi]]></category>
		<category><![CDATA[PGC-1α]]></category>
		<category><![CDATA[PPARγ]]></category>
		<category><![CDATA[sepsis]]></category>
		<category><![CDATA[sepsis sonrası kas güçsüzlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun bakım komplikasyonları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/sepsis-sonrasi-kas-gucsuzlugu-ampk-sirt1/</guid>

					<description><![CDATA[Sepsis sonrası kas güçsüzlüğü, AMPK/SIRT1 sinyal yolunun PGC-1α ve PPARγ üzerinden kas kaybını azaltabileceğini gösteren yeni araştırmalarla ele alınıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sepsis sonrası gelişen kas güçsüzlüğü, yoğun bakım sürecini uzatan ve iyileşme kapasitesini ciddi biçimde sınırlayan en yıpratıcı komplikasyonlardan biri olarak kabul ediliyor. Yeni bir çalışma, bu tabloyu hafifletebilecek önemli bir moleküler hattı gün yüzüne çıkardı. <em>Cell Death Discovery</em> dergisinde yayımlanan araştırma, AMPK/SIRT1 sinyal yolunun PGC-1α ve PPARγ üzerinden etkili olarak sepsis ilişkili kas kaybını azaltabileceğini ortaya koyuyor. Bulgular, ağır enfeksiyon ve sistemik inflamasyon sırasında kas dokusunun neden hızla zayıfladığını anlamaya yönelik çalışmalara yeni bir <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-onleme-8c-modeli/" title="Parkinson’s Hastalığında Önleme Dönemi: Uzmanlardan 8C’li Yeni Çerçeve" data-wpan-internal-link="1">çerçeve</a> sunuyor.</p>
<p>Sepsis-acquired weakness, yani sepsis sonrası edinilmiş zayıflık, yalnızca geçici bir halsizlikten ibaret değil. Bu durum, kas liflerinde hızlı yıkım, güç kaybı ve fiziksel işlevlerde belirgin azalma ile seyrediyor. Özellikle <a href="https://oncology.com.tr/hie-tedavisinde-ebeveyn-kucaginin-rolu/" title="Yoğun Bakımda Ten Teması: HIE Tedavisinde Ebeveyn Kucağının Dikkat Çeken Etkisi" data-wpan-internal-link="1">yoğun bakımda</a> uzun süre kalan hastalarda görülen bu komplikasyon, rehabilitasyonun gecikmesine, hareket kabiliyetinin azalmasına ve iyileşme sürecinin zorlaşmasına yol açabiliyor. Klinik açıdan bu sorun, sepsisin hayatta kalınan bir tablo olmasının ötesinde, hastaların yaşam kalitesini belirleyen uzun vadeli sonuçlarını da gündeme taşıyor.</p>
<p>Araştırmanın odak noktasında, hücrelerin enerji durumunu algılayan ve buna göre metabolik yanıtı yöneten AMPK bulunuyor. AMP-aktive protein kinaz olarak bilinen bu enzim, enerji stresi altında hücre içi dengede kilit rol oynuyor. Enerji seviyesi düştüğünde devreye girerek hücrelerin uyum sağlamasına yardım ediyor, mitokondri üretimini destekleyebiliyor ve metabolik yolları yeniden düzenleyebiliyor. Bu nedenle AMPK, yalnızca temel biyokimyanın değil, kritik <a href="https://oncology.com.tr/fda-klinik-denemelerinde-cinsiyet-temsili/" title="Klinik Denemelerde Cinsiyet Dengesi, Hastalık Yüküyle Ne Kadar Uyumlu?" data-wpan-internal-link="1">hastalık</a> sırasında doku dayanıklılığının da önemli bir belirleyicisi olarak görülüyor.</p>
<p>Çalışma, AMPK’nın tek başına değil, SIRT1 ile birlikte işleyen bir ağın parçası olduğunu vurguluyor. NAD+ bağımlı bir deasetilaz olan SIRT1, yaşlanma biyolojisi, metabolik düzenleme ve hücresel stres yanıtlarında uzun süredir dikkat çeken bir protein. AMPK ile SIRT1 arasındaki etkileşim, hücrelerin enerji baskısı altındaki adaptasyon kapasitesini artıran bir eksen oluşturuyor. Araştırmacılara göre bu eksen, kas dokusunun yıkıma karşı direncini destekleyen daha geniş bir moleküler programı tetikliyor.</p>
<p>Bu programın merkezinde PGC-1α ve PPARγ yer alıyor. PGC-1α, mitokondriyal biyogenezin düzenlenmesinde ve kas hücresinin oksidatif kapasitesinin korunmasında önemli bir koaktivatör olarak biliniyor. Kas fonksiyonunun sürdürülmesi için gerekli enerji üretim yollarını destekleyen bu molekül, stres koşullarında hücresel dayanıklılığın artmasına katkı sağlayabiliyor. PPARγ ise metabolik düzenleme, yağ asidi kullanımı ve inflamasyon yanıtlarıyla ilişkili bir nükleer reseptör. Bu iki hedefin AMPK/SIRT1 hattı üzerinden etkilenmesi, sepsis sırasında bozulan kas metabolizmasının yeniden dengelenebileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Sepsiste görülen kas kaybının temel sorunlarından biri, sistemik inflamasyonun protein yıkımını artırırken onarıcı süreçleri baskılamasıdır. Kas dokusunda enerji üretiminin aksaması, oksidatif stresin yükselmesi ve mitokondriyal işlev bozukluğu, bu yıkımı daha da hızlandırabilir. Yeni çalışma, enerji sensörleri ile metabolik düzenleyiciler arasındaki ilişkinin bu süreçte sanıldığından daha merkezi olabileceğini gösteriyor. Başka bir deyişle, kas dokusunun sepsis sırasında savunmasız kalması yalnızca inflamasyonun sonucu değil; aynı zamanda enerji dengesindeki ciddi bozulmaların da bir yansıması olabilir.</p>
<p>Bu bulguların klinik önemi, henüz bir tedaviye doğrudan dönüşmüş olmalarından değil, yeni bir araştırma yönü önermelerinden kaynaklanıyor. Sepsis sonrası kas zayıflığı için etkili müdahalelerin uzun süredir sınırlı olması, altta yatan mekanizmaların karmaşıklığıyla yakından ilişkili. Bu nedenle, hücre içi enerji sinyallemesinin ve mitokondriyal işlevin hedeflenmesi, gelecekte destekleyici tedavilerin geliştirilmesinde değerli bir strateji olabilir. Ancak araştırmanın mevcut aşamasının, mekanistik içgörüler sunan erken dönem bilimsel bir çalışma olduğu göz önünde bulundurulmalı; bu sonuçlar henüz klinik uygulama anlamına gelmiyor.</p>
<p>Yine de çalışma, kritik bakımda sık rastlanan bir soruna dair umut verici bir biyoloji haritası çiziyor. Sepsis sağ kalımında son yıllarda elde edilen ilerlemeler, hastaların akut dönemi atlatmasını kolaylaştırsa da, iyileşme sonrası kas gücü kaybı hâlâ önemli bir yük oluşturuyor. AMPK/SIRT1 ekseni üzerinden PGC-1α ve PPARγ’nın harekete geçirilmesi, kas dokusunun metabolik bütünlüğünü korumaya yardımcı olabilecek yeni yaklaşımlar için önemli ipuçları sağlıyor. Araştırmacıların bir sonraki adımda bu sinyal yolunun nasıl daha güvenli ve etkili biçimde hedeflenebileceğini incelemesi bekleniyor.</p>
<p>Sonuç olarak, sepsis sonrası gelişen kas güçsüzlüğüyle mücadelede enerji algılama ve metabolik yeniden programlama mekanizmaları giderek daha kritik hale geliyor. Bu yeni çalışma, kas kaybının sadece bir sonuç değil, düzenlenebilir bir biyolojik süreç olduğunu hatırlatıyor. AMPK/SIRT1 yolunun PGC-1α ve PPARγ üzerinden etkilediği koruyucu mekanizmalar, gelecekte sepsis iyileşmesinin yalnızca hayatta kalma değil, işlevsel toparlanma boyutuna da odaklanan tedavilere kapı aralayabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Sepsis-acquired weakness and molecular signaling pathways involved in muscle preservation.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> AMPK/SIRT1 signaling pathway activation acts on PGC-1α/PPARγ to alleviate sepsis-acquired weakness.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Li, L., Shi, L., Liu, M. et al. AMPK/SIRT1 signaling pathway activation acts on PGC-1α/PPARγ to alleviate sepsis-acquired weakness. Cell Death Discov. (2026). https://doi.org/10.1038/s41420-026-03212-w</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41420-026-03212-w</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/sepsis-sonrasi-kas-gucsuzlugu-ampk-sirt1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PPARγ Üzerindeki Yeni Denge Arayışı: Obezite ve Diyabette Daha Seçici Tedavi Umudu</title>
		<link>https://oncology.com.tr/pparg-duzenlemesi-metabolik-hastaliklar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/pparg-duzenlemesi-metabolik-hastaliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[fosforilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin duyarlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[lipid metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[PPARγ]]></category>
		<category><![CDATA[RNA biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[selektif PPARγ modülatörleri]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/pparg-duzenlemesi-metabolik-hastaliklar/</guid>

					<description><![CDATA[PPARγ'nın yeni düzenleyici mekanizmaları, obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde daha seçici ve güvenli ilaç geliştirme umutlarını artırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite ve tip 2 diyabet, dünya genelinde sağlık sistemleri üzerinde giderek ağırlaşan bir yük oluştururken, bu iki metabolik hastalığın temelinde yer alan moleküler mekanizmalar da daha yakından inceleniyor. Son dönemde öne çıkan odaklardan biri, yağ metabolizması, insülin duyarlılığı ve yağ hücresi farklılaşmasını düzenleyen peroksizom proliferatör-aktive edici reseptör gamma, yani PPARγ oldu. Uzmanlara göre bu çekirdek düzenleyici, metabolik bozuklukların tedavisinde önemli bir hedef olmaya devam etse de, klasik ilaç yaklaşımlarının yarattığı sınırlamalar daha rafine stratejilere ihtiyaç olduğunu gösteriyor.</p>
<p>PPARγ, hücre içinde gen ifadesini etkileyerek enerji dengesinin ve yağ dokusunun biyolojisinin şekillenmesinde kritik rol oynuyor. Bu nedenle reseptörün aşırı ya da yetersiz çalışması, obezite ve tip 2 diyabetle ilişkilendirilen metabolik düzensizlikleri derinleştirebiliyor. Mevcut klinik yaklaşımda PPARγ’yı hedefleyen en bilinen ilaç grubu tiazolidindionlar. Bu bileşikler insülin duyarlılığını artırma konusunda güçlü etkiler gösterse de, uzun yıllardır kilo artışı, sıvı tutulumu ve bazı hastalarda kardiyovasküler risk profilinin kötüleşmesi gibi sorunlarla birlikte anılıyor. Tam da bu nedenle <a href="https://oncology.com.tr/ikkalpha-mir9-5p-akciger-kanseri/" title="Akciğer Kanserinde Yeni Moleküler Anahtar: IKKα’nın Yönettiği miR-9-5p Ağını Araştırmacılar Çözdü" data-wpan-internal-link="1">araştırmacılar</a>, reseptörü tümüyle “açıp kapatan” eski model yerine, daha seçici ve daha güvenli modülasyon yollarına yöneliyor.</p>
<p>Bu arayışın merkezinde, PPARγ’nın yalnızca ligand bağlanmasıyla değil, aynı zamanda farklı düzenleyici katmanlarla kontrol edildiği fikri yer alıyor. Son bilimsel değerlendirmeler, reseptörün işlevinin fosforilasyon gibi post-translasyonel değişikliklerle yakından bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Ser273 pozisyonundaki fosforilasyon, PPARγ sinyallemesinde dikkat çekici bir nokta olarak öne çıkıyor. Seçici PPARγ modülatörleri ya da SPPARM’lar olarak tanımlanan adaylar, tam bir reseptör aktivasyonu yaratmadan bu fosforilasyon olayını hedefleyerek metabolik faydaları korumayı amaçlıyor.</p>
<p>Bu yaklaşım, ilaç geliştirmede önemli bir paradigma değişimine işaret ediyor. Çünkü klasik tiazolidindionlar PPARγ’nın ligand bağlanma bölgesine güçlü şekilde tutunurken, daha seçici modülatörler reseptörün yalnızca belirli yönlerini etkileyebilecek biçimde tasarlanıyor. Böylece amaç, glukoz metabolizması ve insülin duyarlılığında iyileşme sağlanırken, istenmeyen yan etkilerin mümkün olduğunca azaltılması. Yine de bu stratejinin klinik başarıya dönüşmesi için, reseptörün hangi bağlamda nasıl davrandığının ayrıntılı biçimde anlaşılması gerekiyor.</p>
<p>Bilim insanları, PPARγ’nın işlevini belirleyen ağın tek başına bir proteinle sınırlı olmadığını, hücre içi düzenleyicilerin, kromatin etkileşimlerinin ve farklı RNA türlerinin de bu tabloya katıldığını vurguluyor. Bu noktada uzun kodlamayan RNA’lar, yani lncRNA’lar, giderek daha fazla dikkat çekiyor. Protein üretmeyen bu RNA molekülleri, gen ifadesinin ince ayarında rol oynayabiliyor ve metabolik yolakların yönünü değiştirebiliyor. PPARγ ile lncRNA’lar <a href="https://oncology.com.tr/igf-1-yasli-yuruyus-gucu/" title="Yaşlılıkta Yürüyüşün Biyolojik İmzası: IGF-1 ile Adım Gücü Arasındaki Yeni Bağlantı" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> ilişki, özellikle yağ dokusu biyolojisi ve glukoz homeostazı açısından yeni bir araştırma alanı oluşturuyor.</p>
<p>Bu gelişme önem taşıyor, çünkü <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-siddet-durtusellik-etkileri/" title="GLP-1 İlaçları Sadece Kilo ve Şekeri Değil, Davranış Risklerini de Etkileyebilir" data-wpan-internal-link="1">metabolik hastalıklar</a> çoğu zaman tek bir hedefe müdahaleyle tam anlamıyla kontrol altına alınamıyor. Obezite ve tip 2 diyabet; iltihaplanma, lipid birikimi, insülin sinyalinde bozulma ve adiposit fonksiyonundaki değişikliklerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir süreçle ilerliyor. PPARγ’yı düzenleyen mekanizmaların ayrıntılandırılması, tedavi tasarımında daha hassas hedeflere ulaşılmasını sağlayabilir. Ancak uzmanlar, bu bulguların büyük ölçüde mekanizma odaklı araştırmalardan geldiğini ve klinik uygulamaya geçmeden önce daha fazla doğrulamaya ihtiyaç duyulduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>PPARγ üzerine yürütülen yeni çalışmaların bir diğer önemi de kardiyometabolik riskler açısından ortaya çıkıyor. Çünkü obezite ve tip 2 diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı değil; damar sistemi, kalp sağlığı ve karaciğer metabolizması üzerinde de uzun vadeli etkiler oluşturuyor. Bu nedenle hedeflenen her yeni ilaç yaklaşımının, yalnızca glisemik kontrol değil, aynı zamanda genel güvenlilik ve sistemik etki profili açısından da değerlendirilmesi gerekiyor. SPPARM’ların ilgi çekmesinin temel nedeni de tam olarak bu denge arayışı: etkili ama daha seçici bir reseptör düzenlemesi.</p>
<p>İlgili bilimsel değerlendirmeler, PPARγ’nın Ser273 fosforilasyonu ve lncRNA aracılı düzenleme gibi yeni katmanlarının anlaşılmasının, önümüzdeki yıllarda metabolik hastalık tedavisinin yönünü etkileyebileceğine işaret ediyor. Buna karşın araştırma topluluğu için asıl soru, bu moleküler bulguların güvenli, öngörülebilir ve klinik olarak anlamlı tedavilere ne ölçüde dönüştürülebileceği. Şimdilik tablo, PPARγ’nın basit bir ilaç hedefinden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor: Hem metabolizmanın merkezinde duran hem de tedavi tasarımında incelikli bir yaklaşım gerektiren karmaşık bir düzenleyici.</p>
<p>Bu nedenle yeni nesil PPARγ araştırmaları, yalnızca bir reseptörü hedeflemekten ziyade, metabolik hastalıkların altında yatan biyolojik ağları daha iyi haritalamayı amaçlıyor. Obezite ve tip 2 diyabetin küresel yükü büyürken, daha seçici modülatörler ve RNA temelli düzenleyiciler, gelecekteki tedavi stratejileri için umut verici ama dikkatle izlenmesi gereken bir bilimsel alan olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Regulation of Peroxisome Proliferator-Activated Receptor Gamma (PPARγ) in metabolic disorders including obesity and type 2 diabetes mellitus, focusing on selective modulation strategies and the role of long non-coding RNAs.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Novel perspectives on PPARγ regulation: from SPPARMs to the emerging role of lncRNAs in metabolic disorders.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Qin, H., Wang, Y., Yang, Y. et al. Novel perspectives on PPARγ regulation: from SPPARMs to the emerging role of lncRNAs in metabolic disorders. Int J Obes (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02128-w</p>
<p><strong>DOI:</strong> 17 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/pparg-duzenlemesi-metabolik-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
