<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>perovskit güneş hücresi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/perovskit-gunes-hucresi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2026 02:05:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>perovskit güneş hücresi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ITO Üzerindeki “Elektronik Rezonans” Molekül, Perovskit Güneş Hücrelerinde Dayanımı Artırmayı Hedefliyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/elektronik-rezonans-destekli-sam-ito-perovskit/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/elektronik-rezonans-destekli-sam-ito-perovskit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 02:05:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[arayüzey şarj aktarımı]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik rezonans]]></category>
		<category><![CDATA[ITO]]></category>
		<category><![CDATA[ITO arayüzey mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden düzenlenen monolayer]]></category>
		<category><![CDATA[kendiliğinden düzenlenen monolayer (SAM)]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler arayüzey mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[perovskit güneş hücresi]]></category>
		<category><![CDATA[perovskit güneş pilleri]]></category>
		<category><![CDATA[SAM molekülleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömür kararlılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/elektronik-rezonans-destekli-sam-ito-perovskit/</guid>

					<description><![CDATA[ITO üzerinde elektronik rezonansla güçlendirilen SAM molekülü, arayüzde elektron çekimini artırırken ısı ve ışık altında desorpsiyonu azaltmayı hedefleyerek kararlılık sağlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Perovskit güneş pillerinde verimlilik artışının önemli ayaklarından biri, şeffaf iletken oksitler üzerinde büyütülen kendiliğinden düzenlenen monolayer (SAM) tabakaları. İndiyum kalay oksit (ITO) gibi yüzeylere tutunan bu ultramikron altı katmanlar, perovskit soğurucu ile elektrot arasında arayüzeyde moleküler bir dipol oluşturarak elektronların daha etkin şekilde çekilmesine yardımcı oluyor. Ancak aynı mekanizma, uzun ömür açısından kırılgan bir noktaya işaret ediyor: Çoğu SAM’de oksit yüzeye bağlanmayı sağlayan tutunma grupları, ısı, ışık ve termal döngülerin oluşturduğu operasyonel stres altında zamanla kopabiliyor. Bu “desorpsiyon” olayı, arayüzeyin elektronik yapısını bozarak zaman içinde performans kaybına yol açabiliyor.</p>
<p>Yeni yayımlanan bir çalışma, SAM’lerin yalnızca yük taşınmasını hızlandıracak şekilde değil, aynı zamanda görev süresi boyunca yüzeyde kalacak biçimde moleküler düzeyde yeniden tasarlanabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, ITO gibi iletken oksitlerin üzerinde yer alan bağlantı bölgesinin kimyasal dayanımını artırmaya yönelik bir yaklaşım geliştirerek, elektron çekimi sağlayan arayüzey düzeninin daha dirençli kalmasını hedefledi. Çalışmanın odağında, molekülün elektronik rezonans özelliklerini güçlendiren bir yapı yer alıyor.</p>
<p>Literatürde yaygın bir strateji, SAM’lerin oksit yüzeylere fosfonik asit gibi anchor (ankraj) grupları üzerinden bağlanmasına dayanır. Bu tür gruplar arayüzeyde çalışsalar da, bağlanmanın gücü her zaman yeterince yüksek olmayabiliyor. Çalışma, geleneksel fosfonik asit temelli tasarımların yanına, molekülün elektron düzenini etkileyen bir “donör–akseptör–donör” (D–A–D) mimarisi ekleyerek elektronik rezonansın rolünü öne çıkarıyor. Araştırmacılara göre, rezonansın artırılması molekül içindeki elektron dağılımını ve arayüzeydeki enerji hizalanmasını iyileştirerek, yalnızca başlangıçtaki yük aktarımını değil aynı zamanda operasyon boyunca arayüzey etkileşimlerinin sürdürülmesini de destekleyebilir.</p>
<p>Bu yaklaşımın mantığı, arayüzeydeki bağlanma kırılganlığının “sadece kimyasal bağ kopması” ile sınırlı olmayabileceğini ima ediyor. Elektronik rezonansla güçlendirilen moleküler elektronik yapı, oksit yüzeyle kurulan etkileşimi daha kararlı hale getirecek şekilde yeniden şekillendirildiğinde, SAM’in desorpsiyon riskinin azalması bekleniyor. Başka bir ifadeyle, bağlanma davranışını yalnızca anchor grubunun tek başına gücüne indirgemek yerine, molekülün tüm elektronik mimarisinin arayüzey dinamiklerini <a href="https://oncology.com.tr/ekstraselluler-histonlar-kalp-disfonksiyonu/" title="Dolaşımdaki “alarm” histonlar kalp hücrelerini nasıl işlevsizleştiriyor? Yeni hücresel yol haritası" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> etkilediği hedefleniyor.</p>
<p>Çalışmada perovskit güneş hücre performansı, SAM tabakasının arayüzeyde elektron çekimini nasıl etkilediği ve zaman içinde ne kadar bozulma yaşandığı üzerinden değerlendiriliyor. Perovskit cihazlarda verimliliği sınırlayan önemli unsurlardan biri, arayüzeyde elektronların hızlı toplanmaması halinde oluşabilecek kayıplar. D–A–D tabanlı rezonansla güçlendirilmiş molekül, bu kayıpları azaltmayı amaçlarken, aynı zamanda ısı ve ışık gibi gerçek çalışma koşullarının yol açtığı yapısal değişimleri de geciktirmeyi <a href="https://oncology.com.tr/recombinase-tabanli-genom-haritalama-prime-duzenleme/" title="Prime düzenlemeleri recombinase ile haritalayan yeni protokol, genom yapısının “faaliyete” dönüşmesini hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>. Bu nedenle araştırmanın <a href="https://oncology.com.tr/tnbc-atezolizumab-sabr-tek-coklu-fraksiyon/" title="TNBC’de atezolizumab ile eşleştirilen SABR’da tek mi çoklu fraksiyon mu? Faz II sonuçları mercek altında" data-wpan-internal-link="1">sonuçları</a>, yalnızca “ilk verim” değil, operasyonel kararlılık açısından da anlam taşıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, maksimum güç noktası takibi gibi uygulamaya yakın test koşullarında cihaz davranışını inceleyerek, SAM tabakasının işlevini ne ölçüde koruduğunu göstermeyi amaçlıyor. Eğer tasarım gerçekten daha dirençli bir bağlanma sağlıyorsa, SAM tabakası zamanla yüzeyden ayrılmak yerine arayüzeyde daha uzun süre kalmalı ve dolayısıyla performans düşüş hızını sınırlamalı. Çalışma, perovskit teknolojisinde stabilite sorununa yönelik “arayüzey mühendisliği” yaklaşımının moleküler tasarım düzeyine indirgenebileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Nature dergisinde yayımlanan sonuçlar, perovskit güneş hücrelerinin pratik kullanıma yaklaşmasında arayüzey kimyasının kritik rolünü bir kez daha vurguluyor. Yine de bulguların, farklı ITO hazırlama koşulları, perovskit formülasyonları ve hücre mimarileriyle ne ölçüde genelleştirileceği gibi konuların ayrıca araştırılması gerekecek. Yine de elektronik rezonansın, SAM’in hem yük çekim fonksiyonunu hem de desorpsiyon direncini birlikte iyileştirebileceği fikri, perovskit pillerde uzun ömürlü performans için umut verici bir yön olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/electronic-resonance-boosted-molecule-improves-perovskite-solar-cell-performance/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Stability-enhanced self-assembled monolayers for perovskite solar cells (electron extraction and reduced SAM desorption)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Electronic-resonance enhanced molecule for perovskite solar cells</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Wu, X., Kou, W., Li, Z. et al. Electronic-resonance enhanced molecule for perovskite solar cells. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10919-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41586-026-10919-4</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kendinden düzenlenen tek tabakalar, perovskit güneş pilleri, donör–akseptör–donör rezonansı, fosfonik asit, ITO bağlanımı, yük ekstraksiyonu, operasyonel kararlılık, maksimum güç noktası takibi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/elektronik-rezonans-destekli-sam-ito-perovskit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Perovskitlerde “I-Br ayrışmasını” daha filmin başında durdurma hedefi: tandem güneş hücreleri için yeni yaklaşım</title>
		<link>https://oncology.com.tr/perovskitlerde-i-br-ayrisimasi-tandem-hucreler/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/perovskitlerde-i-br-ayrisimasi-tandem-hucreler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 20:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[faz ayrışması]]></category>
		<category><![CDATA[film oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[I-Br ayrışması]]></category>
		<category><![CDATA[karışık halojenürlü perovskitler]]></category>
		<category><![CDATA[Lewis bazı ayarlama]]></category>
		<category><![CDATA[perovskit güneş hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[perovskit güneş hücresi]]></category>
		<category><![CDATA[tandem fotovoltaik]]></category>
		<category><![CDATA[tandem güneş hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzun dönem kararlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/perovskitlerde-i-br-ayrisimasi-tandem-hucreler/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, Lewis-baz sertliğini ayarlayarak perovskit film oluşumunun çok erken anlarında I-Br ayrışmasını baskılamayı hedefliyor. Tandem güneş hücrelerinde kararlılık ve uyumu artırmayı amaçlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alel halojenürlü geniş bant aralıklı perovskitler, iki katmanlı (tandem) güneş hücrelerinde daha yüksek verim potansiyeli sunduğu için son yılların en kritik malzeme adayları arasında yer alıyor. Ancak bu malzemelerin önünde, cihazın hem performansını hem de ömrünü etkileyen kalıcı bir sorun bulunuyor: I bakımından zengin ve Br bakımından zengin bölgelerin ayrışarak fazlara bölünmesi. Bu ayrışma yalnızca yaşlanma sürecinde değil, filmin oluşumunun çok erken anlarında da başlayabildiğinde, perovskitin <a href="https://oncology.com.tr/apcdd1-dopaminerjik-progenitor-secsim/" title="APCDD1, Parkinson’da hedeflenen dopamin devresinin öncellerini seçmek için “yüksek özgüllük” işareti olabilir" data-wpan-internal-link="1">hedeflenen</a> bant aralığı düzgünlüğü bozuluyor; sonuç olarak tandem mimaride beklenen optik ve elektrik uyumu zarar görüyor.</p>
<p>Karışık halojenürlü perovskitlerde faz ayrışmasını azaltmaya yönelik “homojenleştirme” girişimleri, çoğu zaman Pb²⁺ iyonlarının koordinasyonunu değiştirmeye çalışıyor. Bununla birlikte, bu stratejiler genellikle Pb²⁺’nin tüm konumlarını aynı ölçüde etkiliyor ve özellikle Br açısından zenginleşmeyi daha hızlı başlatan çekirdeklerin (PbBrₓ zengin çekirdeklerin) oluşumunu seçici biçimde engelleyemiyor. Başka bir ifadeyle, malzemenin kimyasal dengesi yeniden ayarlansa bile, ayrışmayı başlatan ilk dengesizliğin kaynağı tam olarak hedeflenemiyor.</p>
<p>Nature’da yayımlanan yeni bir çalışma, kristalleşmeyi daha “yerel” ve hedefli biçimde yönlendiren bir yaklaşımı öne çıkarıyor. Araştırmacılar, Pb²⁺ üzerinde her noktayı düzenlemek yerine, bağ oluşturucu komşu atom düzeyinde etkiyi ayarlamayı hedefliyor. Bunu da moleküler bir dipol kullanarak, bağ verici (donör) atomun yerel Lewis-baz “sertliğini” değiştirerek sağlıyorlar. Lewis-baz sertliği burada, donör elektronlarının polarize olma eğilimi ve kimyasal etkileşimlerin seçiciliğiyle ilişkili bir kavram olarak ele alınıyor.</p>
<p>Çalışmanın kritik fikri, O-donor’un dıştaki elektronlarının polarize edilebilirliğini sınırlamak. Bu sınırlama, Pb²⁺ türlerinden hangisinin donörle daha güçlü etkileşim kurduğunu yeniden şekillendiriyor ve böylece kristalleşmenin ilk anlarında oluşacak çekirdeklerin kimyasal bileşimi üzerinde tercih oluşturuyor. Sonuçta, PbBrₓ bakımından zengin çekirdeklerin daha hızlı oluşma eğilimi zayıflatılırken, faz ayrışmasını besleyen <a href="https://oncology.com.tr/plp-kofaktoru-fotoenzim-asimetrik-radikal-carpraz-eslesme/" title="PLP’nin karanlık foto-kofaktör alanı: Asimetrik radikal-köprüleşmeye yeni kapı" data-wpan-internal-link="1">asimetrik</a> çekirdeklenme dinamiği daha dengeli bir yöne itiliyor.</p>
<p>Bu tür bir “seçici çekirdeklenme <a href="https://oncology.com.tr/biyomedikal-cihazlarda-nem-kontrolu-atmosferik-su-hasadi/" title="Hastane cihazlarında nem kontrolü için havadan su hasadı: Su buharı ‘ayarlanabilir’ girdiye dönüşebilir" data-wpan-internal-link="1">kontrolü</a>”, tandem hücreler için özellikle önemli; çünkü tandem tasarımında üst ve alt alt hücrelerin bant aralığı uyumu yalnızca ortalama bileşime değil, aynı zamanda filmin boyunca ne kadar homojen kaldığına da bağlı. Eğer perovskit fazları I-zengin ve Br-zengin alanlara ayrılırsa, bant aralığı uzaysal olarak değişir; bu da taşıyıcı toplama, optik soğurma ve ara yüzlerdeki elektriksel etkileşimler üzerinde olumsuz etki yapabilir. Yeni yaklaşımın hedefi, daha oluşumun başında faz tekdüzeliğini koruyarak, sonraki aşamalarda devreye girebilecek verim kayıplarını ve kararlılık sorunlarını daha başlamadan azaltmak.</p>
<p>Araştırmanın raporladığı çerçevede, moleküler dipol ile uygulanan Lewis-baz sertliği ayarı, Pb²⁺–donör etkileşiminin seçiciliğini değiştiriyor. Bu sayede, karışık halojenür dağılımının filmin büyüme sürecindeki evrimi daha kontrollü hale geliyor ve faz homojenliği daha iyi korunabiliyor. Böylece, tandem güneş hücreleri için kritik olan “geniş bant aralığı” bileşiminin cihaz ömrü boyunca dalgalanmasının önüne geçme yönünde bir yol açılıyor.</p>
<p>Çalışma, perovskit kristalleşmesini yalnızca genel bir kimyasal düzenleme ile değil, yerel koordinasyon kimyasını hedefleyen bir yöntemle yeniden programlamanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşımın, farklı perovskit formülasyonlarına ve ölçeklenebilir film üretim koşullarına ne ölçüde uyarlanabileceği ise henüz araştırma gerektiriyor. Yine de temel problem olan erken dönem I-Br ayrışmasının kök nedenini çekirdeklenme düzeyinde hedeflemek, tandem fotovoltaiklerin stabilitesi açısından dikkat çekici bir ilerleme olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/phase-uniform-mixed-halide-perovskites-enable-stable-tandem-solar-cells/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Phase-homogeneous mixed-halide perovskites for stable wide-bandgap tandem photovoltaics.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Phase-homogeneous mixed halide perovskites for stable tandem photovoltaics.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Shi, P., Zhuang, J., Zhang, D. et al. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10929-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41586-026-10929-2</p>
<p><strong>Keywords:</strong> karışık-halojenürlü perovskitler, faz ayrışması, geniş bant aralığı, Lewis bazı sertliği, moleküler dipol, tandem fotovoltaikler, stabilite, PbBrₓ çekirdeklenmesi, O-donor koordinasyonu</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/perovskitlerde-i-br-ayrisimasi-tandem-hucreler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
