<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PD-L1 blokajı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/pd-l1-blokaji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2026 00:16:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>PD-L1 blokajı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TNBC’de atezolizumab ile eşleştirilen SABR’da tek mi çoklu fraksiyon mu? Faz II sonuçları mercek altında</title>
		<link>https://oncology.com.tr/tnbc-atezolizumab-sabr-tek-coklu-fraksiyon/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/tnbc-atezolizumab-sabr-tek-coklu-fraksiyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 00:16:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[atezolizumab]]></category>
		<category><![CDATA[Atezolizumab ve PD-L1]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[PD-L1 blokajı]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi fraksiyonlama]]></category>
		<category><![CDATA[SABR]]></category>
		<category><![CDATA[SABR radyoterapisi]]></category>
		<category><![CDATA[stereotaktik radyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[üçlü negatif meme kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/tnbc-atezolizumab-sabr-tek-coklu-fraksiyon/</guid>

					<description><![CDATA[Faz II çalışmada ileri TNBC’de SABR tek mi çoklu fraksiyonla mı verildiğinde atezolizumab yanıtı nasıl değişiyor? PD-L1 blokajı ve tümör mikroçevresi etkileri mercek altında.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İleri evre üçlü negatif meme kanserinde (TNBC) bağışıklık tedavisi ile hedefli radyoterapiyi aynı tedavi stratejisinde birleştiren yeni bir faz II <a href="https://oncology.com.tr/azasitidin-venetoklaks-kombinasyonu-inflamasyon-biyobelirtecleri/" title="Azasitidin–Venetoklaks ikilisi yaşlı AML’de inflamasyon biyolojisini de hedefliyor: yeni çalışma" data-wpan-internal-link="1">çalışma</a>, stereotaktik ablâtil radyoterapinin (SABR) farklı fraksiyon şemalarıyla uygulanmasının atezolizumab yanıtını etkileyip etkilemeyeceğini sorguladı. Araştırmanın odağında, yüksek dozun tümöre hassas biçimde yönlendirilmesinin tümör mikroçevresinde bağışıklığı “uyandırabileceği” ve ardından PD-L1 blokajı ile sitotoksik T hücrelerinin üzerindeki baskının kaldırılabileceği fikri yer alıyor.</p>
<p>Çalışma, ileri hastalığı olan katılımcıları içine alarak iki farklı SABR yaklaşımını karşılaştırdı: radyasyonun tek fraksiyonda mı, yoksa birden fazla fraksiyon halinde mi verileceği. Her iki kolda da SABR uygulamasının ardından hastalara atezolizumab verildi. Atezolizumab, PD-L1’i hedefleyen bir monoklonal antikor olarak tanımlanıyor ve T hücreleri üzerindeki “fren” mekanizmalarını kaldırmayı amaçladığı belirtiliyor. Araştırmacılar, görüntü kılavuzlu ve hassas biçimde planlanan ablâtil dozların yerel tümör kontrolüne katkı sağlarken, aynı zamanda sistemik bir bağışıklık yanıtının da tetiklenmesine yardımcı olabileceğini değerlendirdi.</p>
<p>Tıbbi açıdan yaklaşımın yeniliği, yalnızca bağışıklık tedavisinin ya da yalnızca radyoterapinin etkisini toplamak yerine, radyasyonla sağlanabilecek biyolojik hazırlama basamağını bağışıklık tedavisiyle aynı dizilime taşımakta yatıyor. SABR, normal dokuların korunmasına yardımcı olmayı hedefleyen, tümöre yüksek dozlar ulaştırmayı amaçlayan stereotaktik bir radyoterapi tekniği olarak biliniyor. Çalışmanın tasarımında, bu tekniğin fraksiyonlamasının bağışıklıkla ilişkili sonuçları <a href="https://oncology.com.tr/cchfv-l-polimeraz-yapilar-inhibisyon/" title="CCHFV polimerazının “kilidi” çözülüyor: Yeni yapılar inhibisyonu nasıl mümkün kılıyor?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> etkileyebileceği sorusu doğrudan ele alındı.</p>
<p>Araştırmanın raporladığı genel mantık, radyasyonun tümör içinde bağışıklığı harekete geçirebilecek süreçleri tetikleyebileceği ve PD-L1 blokajı ile bağışıklık yanıtının daha sürdürülebilir hale gelebileceği yönünde. Bu doğrultuda, SABR’nin uygulama şeklinin ve ardışık atezolizumab zamanlamasının, yerel kontrolün ötesine geçen sistemik yanıt potansiyeli üzerinde rol oynayıp oynamadığını test etmeyi amaçladığı anlaşılıyor. Bununla birlikte, faz II düzeyinde yürütülen bu tür denemeler erken kanıt niteliğinde değerlendirilir; hangi fraksiyon şemasının klinik olarak daha üstün olabileceğine ilişkin nihai çıkarımlar, sonuçların ayrıntılı analizi ve daha geniş hasta sayılı çalışmalardan gelen doğrulama ile netleşebilir.</p>
<p>Çalışmada her kolda atezolizumabın kullanılması, odak noktayı sabit tutan bir unsur olarak öne çıkıyor; böylece farklı SABR fraksiyon şemalarının, tedaviye yanıtın kalitesi ve zamanlaması üzerindeki olası etkileri daha belirgin biçimde incelenebiliyor. Klinik pratikte fraksiyonlama seçimi, hem tümör biyolojisi hem de normal doku toleransı gibi etkenlerle ilişkilendirilir. Bu nedenle, TNBC gibi heterojen seyir gösterebilen bir alt tipte, bağışıklık tedavisine eşlik eden radyasyon rejimlerinin optimizasyonu özellikle dikkat çekiyor.</p>
<p>Bu araştırma, hedefli radyoterapi ile immünoterapinin ardışık bir strateji olarak tasarlandığı yaklaşımların TNBC’deki potansiyelini daha sistematik biçimde test etmeye dönük bir adım olarak değerlendiriliyor. Sonuçların ayrıntıları; yanıt süreleri, hastalığın kontrolü ve güvenlilik parametreleri üzerinden yorumlandığında, gelecek fazlarda hangi hastalarda hangi SABR fraksiyon şemasının daha anlamlı olabileceğine dair ipuçları sunabilir.</p>
<p>İleri evre TNBC’de tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu göz önüne alındığında, bağışıklık sistemini hedefleyen ilaçların radyoterapiyle birlikte kullanımı, araştırma gündeminin giderek daha merkezî bir yerinde bulunuyor. Tek fraksiyon mu çoklu fraksiyon mu sorusuna yanıt arayan bu faz II deneme, “radyasyonla hazırlama” fikrinin pratikte <a href="https://oncology.com.tr/ekstraselluler-histonlar-kalp-disfonksiyonu/" title="Dolaşımdaki “alarm” histonlar kalp hücrelerini nasıl işlevsizleştiriyor? Yeni hücresel yol haritası" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> şekillendirilebileceğini test eden önemli bir örnek teşkil ediyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/atezolizumab-after-single-or-multiple-fractions-of-stereotactic-radiotherapy-in-tnbc/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Advanced triple-negative breast cancer; SABR with atezolizumab</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Single-fraction or multi-fraction stereotactic ablative body radiotherapy followed by atezolizumab in advanced triple-negative breast cancer: a randomized phase II trial.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />David, S., Savas, P., Siva, S. et al. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75660-y</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/tnbc-atezolizumab-sabr-tek-coklu-fraksiyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metastatik Ürotelyal Kanserde İki Yönlü Bağışıklık Hamlesi: Tremelimumab, Durvalumab ve Paklitaksel Kombinasyonu İncelendi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/metastatik-urotelyal-kanser-tremelimumab-paklitaksel/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/metastatik-urotelyal-kanser-tremelimumab-paklitaksel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[CTLA-4 inhibitörü]]></category>
		<category><![CDATA[durvalumab]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[mesane kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[metastatik ürotelyal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[paklitaksel]]></category>
		<category><![CDATA[PD-L1 blokajı]]></category>
		<category><![CDATA[tremelimumab]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/metastatik-urotelyal-kanser-tremelimumab-paklitaksel/</guid>

					<description><![CDATA[Faz I/II çalışma, metastatik ürotelyal kanserde tremelimumab, durvalumab ve paklitaksel kombinasyonunun güvenlik ve erken etkinlik sinyallerini araştırdı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metastatik ürotelyal kanserin tedavisinde, bağışıklık sistemi odaklı yeni kombinasyonlar dikkat çekmeye devam ediyor. Nature Communications’ta yayımlanan faz I/II ICRA çalışması, tremelimumab ve durvalumab adlı iki immünoterapi ilacının, bazı hastalarda paklitaksel kemoterapisiyle birlikte ya da onsuz uygulanmasının güvenlik ve erken etkinlik sinyallerini değerlendirdi. Bulgular, ileri evre hastalıkta tek bir hedefe yönelmek yerine tümörün kaçış mekanizmalarını birden fazla noktadan baskılamanın yararlı olabileceğine işaret ediyor; ancak araştırma erken aşamada ve sonuçlar dikkatli yorumlanmalı.</p>
<p>Ürotelyal karsinom en sık mesaneyi etkiliyor ve hastalık metastaz yaptığında tedavi seçenekleri belirgin biçimde zorlaşıyor. Bu evrede tümör, hem klasik kemoterapiye hem de bağışıklık temelli yaklaşımlara değişken yanıt verebiliyor. Son yıllarda immün kontrol noktası inhibitörleri, bağışıklık hücrelerindeki fren mekanizmalarını gevşeterek kanser tedavisinde önemli bir yer edindi. Yine de ileri evre ürotelyal <a href="https://oncology.com.tr/lamb3-gastrik-kanser-pi3k-akt/" title="Gastrik Kanserde Yeni Moleküler Zincir: LAMB3, SAMD4A ve PI3K-Akt’i Aynı Hatta Topluyor" data-wpan-internal-link="1">kanserde</a> bu ilaçların tek başına etkisi hastadan hastaya farklılık gösterebiliyor. Yeni çalışma, bu değişkenliğin üstesinden gelmek için CTLA-4 ve PD-L1 eksenlerini aynı anda hedeflemenin, kemoterapiyle birlikte daha güçlü bir antitümör yanıt oluşturup oluşturamayacağını sorguluyor.</p>
<p>Çalışmada kullanılan tremelimumab, T hücre aktivasyonunu sınırlayan CTLA-4 yolunu hedefleyen bir monoklonal antikor olarak öne çıkıyor. Durvalumab ise PD-L1’i bloke ederek tümörün bağışıklık sisteminden saklanma kapasitesini azaltmayı amaçlıyor. Paklitaksel ise mikrotübül dinamiğini bozarak hücre bölünmesini engelleyen, uzun süredir çeşitli kanserlerde kullanılan sitotoksik bir ilaç. Araştırmanın temel mantığı, bu üç yaklaşımın farklı biyolojik mekanizmalar üzerinden birbirini tamamlayabileceği fikrine dayanıyor. Başka bir deyişle, kemoterapi tümör hücrelerini zayıflatırken immünoterapiler bağışıklık yanıtını yeniden etkinleştirebilir.</p>
<p>ICRA adı verilen bu faz I/II çalışma, standart tedavi seçenekleri tükenmiş ya da bu seçeneklere uygun olmayan histolojik olarak doğrulanmış metastatik ürotelyal kanser hastalarını kapsadı. Katılımcılara farklı rejimler uygulandı; bunlar arasında tremelimumab tek başına, tremelimumab ile durvalumab kombinasyonu ve bazı kollarında paklitaksel içeren düzenler yer aldı. Araştırmanın amacı yeni bir standart tedavi oluşturmak değil, öncelikle bu kombinasyonların güvenli şekilde verilip verilemeyeceğini ve erken dönemde hastalık kontrolüne dair işaretler oluşturup oluşturmadığını anlamaktı.</p>
<p>Faz I/II tasarımlarının temel önemi tam da burada ortaya çıkıyor. Bu tür çalışmalar, geniş ölçekli etkinlik iddialarından önce dozun, tolerabilitenin ve yan etkilerin dikkatle izlenmesini sağlar. Özellikle iki immün kontrol noktası inhibitörünün birlikte kullanımı, bağışıklık yan etkilerinin artabileceği bir alan olarak değerlendirildiğinden, güvenlik verileri klinik açıdan büyük önem taşıyor. Çalışma, bu karmaşık kombinasyonların uygulanabilirliğini ve hangi doz aralıklarında ilerlenebileceğini göstermek açısından değer taşıyor.</p>
<p>Yayımlanan veriler, dual immün modülasyonun kemoterapiyle birlikte ya da tek başına uygulanmasının metastatik ürotelyal kanserde yeni bir yol açabileceğini düşündürüyor. Ancak bilimsel ihtiyat sürüyor: Erken faz çalışmalarda elde edilen sinyaller, daha büyük ve karşılaştırmalı araştırmalarla doğrulanmadan klinik uygulamayı tek başına değiştirmez. Özellikle sağkalım, uzun süreli hastalık kontrolü ve <a href="https://oncology.com.tr/hindistan-prostat-kanseri-yasam-tarzi-diyet/" title="Hindistan’da Prostat Kanseri Riskine Dair Diyet ve Yaşam Tarzı İşaretleri" data-wpan-internal-link="1">yaşam</a> kalitesi gibi kritik sonuçlar için daha kapsamlı verilere ihtiyaç var.</p>
<p>Buna karşın bulgular, ileri evre mesane <a href="https://oncology.com.tr/st-jude-dso-cocukluk-cagi-kanseri/" title="St. Jude, Çocukluk Çağı Kanserinde Küresel İş Birliğinin Merkezinde Yeniden Tanındı" data-wpan-internal-link="1">kanserinde</a> tedavi stratejisinin giderek daha hassas biçimde kişiselleştirildiği bir döneme işaret ediyor. Bağışıklık mikroçevresinin baskılanmasını aynı anda birden fazla düzeyde hedeflemek, özellikle mevcut tedavilere direnç geliştirmiş hastalarda önemli olabilir. Paklitakselin bu çerçevede nasıl bir katkı sunduğu ise ayrı bir soru başlığı oluşturuyor; kemoterapi bazı durumlarda tümör yükünü azaltmanın ötesinde bağışıklık yanıtını da şekillendirebiliyor. Bu nedenle kombinasyonun etkisi yalnızca sitotoksik yükle açıklanmayabilir.</p>
<p>Ürotelyal kanser tedavisinde son yıllarda immünoterapinin yükselişi, araştırmacıları tek ajanlı yaklaşımların ötesine taşıdı. CTLA-4 ve PD-L1 blokajının aynı anda kullanılması, teorik olarak bağışıklık sisteminin farklı basamaklarındaki frenleri kaldırıyor. Ancak bu yaklaşımın her hastada aynı faydayı sağlaması beklenmiyor. Tümör biyolojisi, hastanın önceki tedavileri ve genel sağlık durumu gibi faktörler yanıtı belirleyebilir. Bu nedenle ICRA çalışması, bir tedavi reçetesi sunmaktan çok, gelecekteki klinik geliştirme programları için önemli bir biyolojik ve klinik zemin hazırlıyor.</p>
<p>Nature Communications’ta yer alan bu çalışma, metastatik ürotelyal kanserde tedavi direncini aşmaya yönelik arayışların yeni bir örneği olarak öne çıkıyor. Sonuçlar, bağışıklık sistemini iki ayrı noktadan hedefleyen tedavilerin kemoterapiyle birleştirildiğinde umut verici olabileceğini gösterse de, bunun rutin uygulamaya dönüşmesi için daha ileri faz çalışmalara ihtiyaç duyulacağı açık. Yine de araştırma, ileri evre mesane kanserinde kişiselleştirilmiş ve çoklu mekanizmaları hedefleyen tedavi yaklaşımlarının gelecek vadettiğini ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Combination immunotherapy with tremelimumab and durvalumab alongside paclitaxel chemotherapy in metastatic urothelial cancer.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Tremelimumab with or without durvalumab in combination with paclitaxel in metastatic urothelial cancer: phase I/II ICRA trial.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Einerhand, S.M.H., Ali, H., Wong, S.Q. et al. Tremelimumab with or without durvalumab in combination with paclitaxel in metastatic urothelial cancer: phase I/II ICRA trial. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-74570-3</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/metastatik-urotelyal-kanser-tremelimumab-paklitaksel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
