<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>organ nakli &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/organ-nakli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 15:29:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>organ nakli &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Terasaki Enstitüsü, Donör Karaciğerde Gerçek Zamanlı Biyosensörle Nakil Umutlarını Genişletiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/donor-karaciger-biyosensor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/donor-karaciger-biyosensor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:29:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyomedikal inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[biyomekanik mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[biyosensör]]></category>
		<category><![CDATA[biyosensörler]]></category>
		<category><![CDATA[donör karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek zamanlı izleme]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer perfüzyonu]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[NMP]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/donor-karaciger-biyosensor/</guid>

					<description><![CDATA[Terasaki Enstitüsü ve Mayo Clinic Arizona, donör karaciğerlerin perfüzyon sırasında gerçek zamanlı izlenmesini sağlayan kablosuz çift bölmeli bir biyosensör platformu geliştirdi. Bu ilerleme, organın canlı kalma süresince biyokimyasal göstergeleri sürekli değe]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi yenilik dünyasında, karaciğer naklinde hayati bir dönüm noktası işaret ediliyor. Terasaki Institute for Biomedical Innovation ile Mayo Clinic Arizona’nın ortak <a href="https://oncology.com.tr/yasli-bobrek-naklinde-umut-verici-bulgular-alman-dzif-calismasi-yas-sinirini-yeniden-dusunduruyor/" title="Yaşlı Böbrek Naklinde Umut Verici Bulgular: Alman DZIF Çalışması Yaş Sınırını Yeniden Düşündürüyor" data-wpan-internal-link="1">çalışması</a>, donör karaciğerlerin canlılığını gerçek zamanlı olarak değerlendirmenin yolunu açan bir kablosuz, çift bölmeli biyosensör platformu geliştirildiğini duyurdu. Projeyi yöneten Dr. Yangzhi Zhu ve ekibi, normotermik makine perfüzyonu (NMP) sırasında kritik biyokimyasal göstergeleri sürekli izlemek için tasarlanmış bu sistemle, organın işlevselliğini operasyon öncesinde güvenilir biçimde değerlendirme kapasitesini hedefliyor.</p>
<p>NMP yöntemi, donör karaciğerleri biyolojik olarak canlı kalacak şekilde oksijenlenmiş ve fizyolojik sıcaklıkta muhafaza eder. Bu sayede klinisyenler nakil öncesinde karaciğerin performansını ölçebilme imkanına sahip oluyor. Ancak geleneksel izleme yöntemleri, genelde belirli aralıklarla alınan laboratuvar sonuçlarına dayanıyor ve dinamik metabolik değişimleri yakalama konusunda sınırlı kalıyordu. Yeni biyosensör platformu ise bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor; sensörler, dokuya zarar verebilecek veya organın stres altına girdiğini belirleyecek biyokimyasal işaretleri gerçek zamanında tespit edebilecek şekilde tasarlandı.</p>
<p>Çift bölmeli tasarım, iki ayrı sensör ağını entegre ederek karaciğerin farklı metabolik süreçlerini aynı anda izleyebiliyor. Bu yaklaşım, oksijen kullanımı, enerji metabolizması ve stres göstergeleri gibi kritik parametrelerdeki değişimleri anlık olarak izleme imkanı sunuyor. Böylece klinisyenler, perfüzyon süresince organın fonksiyonel kapasitesini daha güvenilir bir şekilde değerlendirebiliyor ve gerektiğinde müdahale şansını artırabiliyor.</p>
<p>Bilim insanları, bu tür gerçek zamanlı biyosensörlerin nakil karar süreçlerinde güvenilirlik ve hasta güvenliği açısından önemine dikkat çekiyor. Donör organ stoku giderek artan bir tıbbi zorluk oluştururken, mevcut kanıtlar karaciğerin canlı tutulduğu koşullarda izlenebilirliğin, uygun donör organ utilizasyonunu artırabileceğini işaret ediyor. Projenin klinik uygulama potansiyeli, sadece nakil öncesi kararların iyileştirilmesiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda organın perfüzyon süresince ortaya çıkabilecek erken stres belirtilerinin tespitine de olanak tanıyabilir. Bu, organ reddi riskini azaltmaya ve nihai transplant sonuçlarını iyileştirmeye yönelik sistematik bir adım olarak görülüyor.</p>
<p>Güvenlik ve uyumluluk konularında da dikkatli bir yol <a href="https://oncology.com.tr/homoharringtoninenin-bitkideki-tam-biosentez-yolu-aciga-cikti-surdurulebilir-uretim-icin-yeni-bir-yol-haritasi/" title="Homoharringtonine’nin Bitkideki Tam Biosentez Yolu Açığa Çıktı: Sürdürülebilir Üretim İçin Yeni Bir Yol Haritası" data-wpan-internal-link="1">haritası</a> izlenen projede, sensörlerin tıbbi cihaz standartlarına uygunluğu ve klinik iş akışlarına entegrasyonun sağlayacağı faydalar üzerinde çalışmalar sürüyor. Deneysel verilerin klinik karar destek sistemleriyle sorunsuz bir şekilde birleşebilmesi için iletişim protokolleri ve güvenilir veri akışı konularında da Ar-Ge çalışmaları yürütülüyor. Bu uyum, NMP sırasında elde edilen günlük verilerin daha hızlı ve güvenilir biçimde klinik karar süreçlerine aktarılmasını mümkün kılabilir.</p>
<p>Uzmanlar, bu tür gelişmelerin organ bağışı konusundaki belirsizlikleri azaltabileceğini ve donör karaciğeri utilizasyonunu iyileştirebileceğini vurguluyor. Ancak, projenin klinik sahada yaygın kullanıma geçmeden önce güvenlik, doğruluk ve operasyonel uyumluluk açısından daha fazla doğrulamaya ihtiyaç duyduğunu belirtiyorlar. Gerçek zamanlı biyosensörlerin klinik alışkanlıklara entegrasyonu, ekipman maliyetleri, eğitim gereksinimleri ve veriye dayalı karar süreçlerinin standartlaştırılması gibi pratik zorlukları da beraberinde getiriyor. Yine de bu çalışmanın, NMP’nin sunduğu olanakları genişleterek donor karaciğerlerin değerlendiriliş biçimini kökten değiştirebileceği umut edilmektedir.</p>
<p>Geliştirilen platformun klinik tasarım ve uygulama aşamalarındaki ilerleyiş, <a href="https://oncology.com.tr/cilde-boyanabilir-elektrotlar-esneklik-ve-sanatin-biyomedikal-sensorlerle-bulusmasi/" title="Cilde Boyanabilir Elektrotlar: Esneklik ve Sanatın Biyomedikal Sensörlerle Buluşması" data-wpan-internal-link="1">biyomedikal mühendislik</a> ve klinik cerrahi alanlarının kesişimindeki işbirliklerinin somut sonucunu temsil ediyor. Başarılı bir entegrasyon, yalnızca donör organlarının değerlendirilebilirliğini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda organ nakli ekosisteminde daha etkili ve güvenilir karar mekanizmalarının gelişimine katkıda bulunabilir.</p>
<p>Bu çalışma, organ naklinde yenilikçi teknolojilerin klinik iş akışlarına nasıl entegre edilebileceğini gösteren önemli bir örnek olarak kayda geçiyor. Bilim dünyası, gelişmiş biyosensörlerin donör liverlerin canlı tutulduğu süreçlerde nasıl daha güvenli ve etkili kararlar alınmasına destek olacağını izlemeye devam ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Human tissue samples</p>
<p><strong>Article Title:</strong> A Clinically Deployed Dual-Compartment Biochemical Monitoring Platform for Human Liver Perfusion</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Organ transplantation, biomedical engineering, biosensors, liver, medical diagnosis, clinical research</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/donor-karaciger-biyosensor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektronik Kayıt Verileri, Genç Nakil Hastalarında Reddin Erken İşaretlerini Yakalayabiliyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/genclerde-organ-reddi-mlvi-gostergesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/genclerde-organ-reddi-mlvi-gostergesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[erken reddetme işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[immünosupresif ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer nakli]]></category>
		<category><![CDATA[MLVI]]></category>
		<category><![CDATA[nakil hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[nakil tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/genclerde-organ-reddi-mlvi-gostergesi/</guid>

					<description><![CDATA[Mount Sinai liderliğindeki araştırma, elektronik sağlık kayıtlarından türetilen MLVI göstergesinin genç karaciğer nakli hastalarında organ reddini erken öngörmede faydalı olduğunu gösterdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve Kanada’daki 13 pediatrik nakil merkezini kapsayan yeni çok merkezli bir çalışma, elektronik sağlık kayıtlarına dayanan bir ölçütün, genç <a href="https://oncology.com.tr/metabolik-hormon-terapileri-steatohepatit/" title="Karaciğer Yağlanmasında Yeni Umut: Metabolik Hormonlar Tedavi Haritasını Değiştirebilir" data-wpan-internal-link="1">karaciğer</a> nakli hastalarında organ reddi riskini önceden saptamada umut verici bir araç olabileceğini ortaya koydu. Icahn School of Medicine at Mount Sinai araştırmacılarının öncülük ettiği çalışma, rutin kan tahlillerinde izlenen immünosupresif ilaç düzeylerindeki dalgalanmaları temel alan Medication Level Variability Index (MLVI) adlı göstergenin, ilaç uyumundaki aksaklıkları işaret edebildiğini gösterdi.</p>
<p>Organ nakli sonrası tedavinin en kritik bileşenlerinden biri, <a href="https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-nanoparcacik-immunoterapi/" title="Mühendislik Nanotanecikleri Prostat Tümörlerini Hedefleyip Bağışıklık Yanıtını Yeniden Başlatıyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> sisteminin yeni organı saldırı olarak algılamasını engelleyen immünosupresif ilaçların düzenli kullanımıdır. Ancak özellikle ergenlik ve genç erişkinlik döneminde tedaviye uyum, günlük yaşam alışkanlıkları, psikososyal baskılar ve sağlık hizmetlerine erişim gibi nedenlerle zorlaşabiliyor. Bu nedenle klinisyenler için asıl sorun yalnızca reddi tedavi etmek değil, reddin ortaya çıkmasına yol açabilecek davranışsal riskleri daha erken fark edebilmek.</p>
<p>American Journal of Transplantation dergisinde yayımlanan araştırmada, MLVI’nin bu boşluğu doldurabilecek bir risk belirteci olarak değerlendirilmesi amaçlandı. İmmünosupresif ilaç seviyelerindeki değişkenlik, tek bir ölçümden ziyade zaman içinde oluşan örüntü üzerinden hesaplanıyor. Araştırma ekibine göre bu yaklaşım, bir hastanın ilacını düzensiz alıp almadığına dair dolaylı ama klinik açıdan anlamlı bir sinyal verebilir. Bu da hekimlerin, rutin takip sırasında görünmeyebilen uyum sorunlarını daha erken yakalamasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Çalışma kapsamında 3.000’den fazla karaciğer nakli alıcısına ait elektronik sağlık verileri incelendi. Bu geniş veri setinden, MLVI skorlarına göre organ reddi açısından yüksek risk taşıdığı belirlenen 148 ergen ve genç erişkin çalışmaya dahil edildi. Katılımcılar daha sonra standart nakil sonrası bakım ya da iki yıl süren, tele-sağlık temelli davranışsal bir müdahale koluna rastgele atandı. Müdahale grubunda, eğitilmiş uzmanlar tarafından düzenli çevrimiçi kontroller ve destek sağlanarak ilaç uyumunun güçlendirilmesi hedeflendi.</p>
<p>Tele-sağlık tabanlı bu yaklaşım, nakil bakımında giderek daha fazla önem kazanan uzaktan izlem modelleriyle uyumlu görünüyor. Özellikle genç hastalarda yüz yüze takip randevularına bağlı kalmak her zaman kolay olmadığından, uzaktan temasın süreklilik sağlamada avantaj yaratabileceği düşünülüyor. Araştırmanın bu yönü, kronik hastalık yönetiminde kişiye özel ve ölçeklenebilir hizmet modellerine dair daha geniş bir eğilimin parçası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bununla birlikte, çalışmanın birincil sonlanım noktası istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Reddin görülmesi, retransplantasyon gereksinimi ve onayın geri çekilmesini bir arada değerlendiren bileşik ölçüt üzerindeki bu sonuç, büyük ölçüde beklenenden düşük reddetme oranlarına bağlandı. Başka bir deyişle, araştırma tasarımı umut verici olsa da, olay sayısının sınırlı kalması müdahalenin etkisini net biçimde göstermek için yeterli olmadı.</p>
<p>Yine de bilim insanları için asıl önemli bulgu, MLVI’nin risk sınıflandırmasında kullanılabilme potansiyeli oldu. Elektronik sağlık kayıtlarından türetilen bu tür göstergeler, laboratuvar verilerini günlük klinik akışla birleştirerek daha hassas bir izlem çerçevesi sunabilir. Nakil hekimliğinde bu, yalnızca karaciğer nakli için değil, uzun süreli ilaç <a href="https://oncology.com.tr/kuzey-sri-lanka-antibiyotik-kullanimi-5-yil/" title="Kuzey Sri Lanka’da Beş Yıllık Antibiyotik Kullanımı Mercek Altında" data-wpan-internal-link="1">kullanımı</a> gerektiren diğer kronik hastalıklarda da benzer stratejilerin geliştirilebileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Uzmanlar, ilaç uyumsuzluğunun organ reddi üzerindeki etkisinin iyi bilindiğini, ancak bunu güvenilir ve pratik biçimde saptamanın her zaman kolay olmadığını vurguluyor. Hastaların tedaviye uyumunu doğrudan sormak yararlı olsa da, yanıtlar her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Bu nedenle rutin laboratuvar verileri üzerinden çalışan, pasif veri temelli araçlar klinik ekiplere ek bir güvenlik katmanı sağlayabilir. MLVI’nin cazibesi de tam olarak burada yatıyor: özel bir test gerektirmeden, zaten toplanan verilerden risk sinyali üretmesi.</p>
<p>Çalışma bulguları, erken dönem araştırma niteliği taşısa da, pediatrik ve genç erişkin nakil bakımında daha hedefli müdahalelere duyulan ihtiyacı yeniden gündeme getirdi. Araştırmacılar, daha geniş ve farklı hasta gruplarında doğrulama yapılmadan tek bir yaklaşımın standart bakım haline getirilmesinin mümkün olmadığını kabul ediyor. Ancak sonuçlar, elektronik sağlık kayıtlarının yalnızca arşivleme aracı değil, aynı zamanda öngörüsel klinik karar desteği sağlayabilecek bir kaynak olduğunu bir kez daha gösterdi.</p>
<p>İleriye dönük olarak bu tür göstergelerin, nakil merkezlerinde risk temelli izlem protokollerine entegre edilmesi mümkün olabilir. Böylece sağlık ekipleri, yüksek riskli hastalara daha yoğun danışmanlık, davranışsal destek ve tele-sağlık takibi sunabilir. Araştırmanın işaret ettiği en önemli nokta, organ reddini önlemenin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda davranışsal ve sistem temelli bir mesele olduğudur. Elektronik sağlık kayıtlarından elde edilen akıllı göstergeler ise bu çok katmanlı soruna daha erken ve daha kişiselleştirilmiş yanıtlar geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Medication nonadherence and risk stratification in adolescent liver transplant recipients using an EHR-derived marker to predict and prevent organ rejection.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> A remote intervention to improve medication nonadherence guided by a marker of risk derived from the electronic health records of adolescent transplant recipients.</p>
<p><strong>References:</strong><br />American Journal of Transplantation, Article DOI: 10.1016/j.ajt.2026.04.03, Published May 27, 2026</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Transplantasyon, İlaç uyumu, Elektronik sağlık kayıtları, Ergenler, Karaciğer nakli, İmmünsüpresan değişkenliği, Uzaktan davranışsal müdahale, Tele-sağlık, Kronik hastalık yönetimi, Organ reddini önleme, Pediatrik transplant bakımı, Hassas tıp</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/genclerde-organ-reddi-mlvi-gostergesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nakil Başarısı Artarken Bekleme Listesindeki Açık Büyüyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/organ-naklinde-sagkalim-artiyor-organ-acigi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/organ-naklinde-sagkalim-artiyor-organ-acigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 17:13:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer nakli]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek nakli]]></category>
		<category><![CDATA[kalp nakli]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer nakli]]></category>
		<category><![CDATA[nakil bekleme listesi]]></category>
		<category><![CDATA[nakil sağkalımı]]></category>
		<category><![CDATA[organ açığı]]></category>
		<category><![CDATA[organ bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli]]></category>
		<category><![CDATA[sağkalım oranları]]></category>
		<category><![CDATA[tıp araştırmaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/organ-naklinde-sagkalim-artiyor-organ-acigi/</guid>

					<description><![CDATA[Organ naklinde sağkalım oranları belirgin şekilde artarken, organ açığı özellikle böbrek naklinde devam ediyor. Bekleme listesi ve ameliyat sonrası sonuçlar kapsamlı şekilde analiz edildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Organ naklinde son yıllarda kaydedilen klinik ilerlemeler, binlerce hasta için umut verici bir tablo sunuyor. Ancak Baylor College of Medicine araştırmacılarının yeni çalışması, bu ilerlemenin aynı zamanda daha çarpıcı bir gerçeği görünür kıldığını ortaya koyuyor: Hayatta kalma oranları yükselirken, uygun organ bulamayan hasta sayısı da hâlâ yüksek ve bazı alanlarda giderek büyüyen bir dengesizlik sürüyor.</p>
<p>Journal of the American College of Surgeons dergisinde yayımlanan çalışma, yaklaşık 40 yıllık bir dönemi kapsayarak United Network for Organ Sharing veritabanındaki yaklaşık 1,5 milyon yetişkin organ listelenmesini inceledi. Araştırmacılar, bu geniş veri seti üzerinden “unmet need” olarak tanımlanan karşılanamayan ihtiyacı, listeye girdikten sonraki bir yıllık sağkalımı ve nakil sonrası sağkalımı birlikte değerlendirdi. Böylece, organ nakli ekosistemindeki değişim yalnızca ameliyat başarısı üzerinden değil, bekleme sürecindeki hasta kaderi üzerinden de analiz edildi.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, listeye alındıktan sonraki bir yıl içinde hayatta kalma oranlarında görülen belirgin artış oldu. Nakil bekleyen hastaların sağkalımını ifade eden bu ölçüm, tıp literatüründe hastanın organı alıp almamasından bağımsız olarak genel seyrini anlamak açısından önemli kabul ediliyor. Araştırmaya göre en keskin iyileşme <a href="https://oncology.com.tr/akciger-kanseri-riskini-onceden-saptayan-14-protein/" title="Kanda Saptanan 14 Protein, Akciğer Kanseri Riskini Yıllar Önceden İşaret Edebilir" data-wpan-internal-link="1">akciğer</a> nakli adaylarında görüldü; bir yıllık sağkalım oranı yüzde 38’den yüzde 84’e yükseldi. <a href="https://oncology.com.tr/yedi-saniyede-kalp-kapak-kacagi-olcumu/" title="Kalp Kapak Kaçağını Yedi Saniyelik Röntgenle Ölçen Yeni Yöntem Umut Veriyor" data-wpan-internal-link="1">Kalp</a>, karaciğer, böbrek ve pankreas bekleme listelerinde de benzer yönlü artışlar kaydedildi. Bu tablo, yoğun bakım, medikal yönetim, hasta seçimi ve perioperatif bakım gibi çok sayıda alandaki birikimli ilerlemelerin ortak etkisine işaret ediyor.</p>
<p>Bir diğer kritik gösterge ise nakil sonrası bir yıllık sağkalım oldu. Araştırma, ameliyat sonrasında da genel sonuçların iyileştiğini, yani yalnızca nakil bekleme döneminde değil, organ alındıktan sonraki dönemde de hastaların daha iyi bir klinik seyir izlediğini gösterdi. Bu tür kazanımlar; cerrahi tekniklerdeki gelişmeler, immünsüpresif tedavilerdeki daha rafine yaklaşımlar ve yoğun takip protokollerinin etkisini yansıtıyor. Bununla birlikte, çalışmanın mesajı yalnızca başarıya odaklanmıyor; sistemin tüm bileşenleri birlikte değerlendirildiğinde çözülmesi gereken ciddi bir kaynak sorunu olduğu da vurgulanıyor.</p>
<p>Özellikle böbrek nakli alanında talep ile arz arasındaki farkın belirgin biçimde sürdüğü dikkat çekiyor. Böbrek nakli, dünya genelinde en büyük organ bekleme listelerinden birine sahip olduğu için bağış oranlarındaki sınırlılıklar burada çok daha görünür hale geliyor. Sağkalımın artması tek başına olumlu bir gelişme olsa da, daha fazla hastanın listeye girebilmesi ve uygun organ bulunamadığı için naklin <a href="https://oncology.com.tr/erken-baslangicli-kolorektal-kanser-tedavi-gecikmesi/" title="Genç Yaşta Kolorektal Kanserde Tedavi Gecikmesi Sağkalım Farkını Gölgeliyor" data-wpan-internal-link="1">gecikmesi</a>, sistemin üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Araştırmacılar da bu nedenle organ bağışı girişimlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Veri setinin büyüklüğü çalışmaya önemli bir ağırlık kazandırıyor. Neredeyse dört on yılı kapsayan analiz, organ nakli alanında küçük ölçekli gözlemlerle görülemeyecek uzun dönem eğilimleri açığa çıkarma olanağı sundu. Bu tür geniş kapsamlı incelemeler, sağlık sistemlerindeki ilerlemenin yalnızca tek bir döneme ait başarılarla açıklanamayacağını, bakımın her aşamasındaki değişimin sonuçlara yansıdığını gösteriyor. Aynı zamanda, mortalite ve erişim arasındaki ilişkiyi inceleyerek hangi alanlarda iyileşmenin en fazla ihtiyaç duyulduğunu belirlemeye yardımcı oluyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu sonuçlar iki yönlü okunuyor. Bir yanda, tıbbın organ nakli alanında kaydettiği ilerleme sayesinde daha çok hasta listede ve ameliyat sonrası dönemde yaşamını sürdürebiliyor. Diğer yanda ise bu başarı, talebin ne kadar büyük olduğunu ve mevcut bağış havuzunun hâlâ yetersiz kaldığını da net biçimde ortaya koyuyor. Bu durum, yalnızca bağış kampanyalarını değil, halk farkındalığı, beyin ölümü tanısının doğru uygulanması, organ koruma süreçleri ve lojistik koordinasyon gibi çok katmanlı başlıkları da gündeme taşıyor.</p>
<p>Çalışma ayrıca, gelecekteki yeniliklerin mevcut açığı tek başına kapatamayacağını hatırlatan daha geniş bir çerçeve sunuyor. Organ koruma tekniklerindeki gelişmeler, nakil sonrası izlemin iyileşmesi ve xenotransplantasyon gibi araştırma alanları umut verse de, bugün için en büyük belirleyici hâlâ insan bağışı. Sağkalım oranlarındaki ilerleme, nakil tıbbının güçlü bir başarı hikâyesi olarak öne çıkarken, aynı veriler bekleyen binlerce hasta için çözülmemiş bir erişim sorununu da görünür kılıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Baylor College of Medicine ekibinin kapsamlı analizi organ naklinde klinik sonuçların kayda değer biçimde iyileştiğini doğruluyor. Ancak aynı çalışma, özellikle böbrek nakli başta olmak üzere, organ ihtiyacı ile bağış arasındaki açığın devam ettiğini ve sağlık sistemlerinin önündeki en acil başlıklardan birinin organ bağışını artırmak olduğunu gösteriyor. Tıp ilerliyor; fakat bu ilerlemenin daha fazla hastaya ulaşabilmesi için bağış zincirinin de aynı hızla güçlenmesi gerekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Trends in Survival and Unmet Need Across Solid-Organ Transplantation</p>
<p><strong>References:</strong><br />Burns C, Sangineni P, Myres S, et al. Trends in Survival and Unmet Need Across Solid-Organ Transplantation. Journal of the American College of Surgeons, 2026. DOI: 10.1097/XCS.0000000000001852</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Organ bağışı, Transplantasyon, Sağkalım oranları, Böbrek nakli, Katı organ nakli, Tıbbi ilerlemeler, Organ korunumu, Ksenotransplantasyon</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/organ-naklinde-sagkalim-artiyor-organ-acigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Penn’den Çarpıcı Adım: Bağışçıya Uyum Sorunu Yaşayan Hastalarda Böbrek Naklini Mümkün Kılan CAR-T Yaklaşımı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/car-t-tedavisi-yuksek-duyarli-bobrek-nakli/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/car-t-tedavisi-yuksek-duyarli-bobrek-nakli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 22:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek nakli]]></category>
		<category><![CDATA[CAR T-hücresi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[CAR-T hücre tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[cPRA skoru]]></category>
		<category><![CDATA[desensitizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek duyarlılığa sahip hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek duyarlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/car-t-tedavisi-yuksek-duyarli-bobrek-nakli/</guid>

					<description><![CDATA[Penn araştırmacıları, CAR-T hücresi tedavisiyle yüksek duyarlılığa sahip böbrek nakli adaylarında bağışıklık sisteminin engelini aşarak nakil olanağı sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Organ nakli alanında yıllardır en zor çözülen problemlerden biri, uygun bağışçı bulunmasına rağmen <a href="https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-bagisiklik-hucreleri-sagkalim/" title="Kan Dolaşımındaki Bağışıklık Hücreleri Kolorektal Kanser Seyrini Öngörebilir" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sistemi</a> nedeniyle naklin yapılamadığı hastalar oldu. University of Pennsylvania araştırmacılarının yürüttüğü yeni klinik çalışma, bu engeli aşmak için kanser immünoterapisinde çığır açan CAR T-hücresi teknolojisini böbrek nakli hazırlığında kullanarak dikkat çekici bir sonuç ortaya koydu. Çalışma, son dönem böbrek yetmezliği bulunan ve “yüksek duyarlı” olarak sınıflandırılan hastalarda, nakli daha önce pratikte imkânsız hale getiren antikor yükünü azaltmaya yönelik yeni bir strateji sunuyor.</p>
<p>Yüksek duyarlılık, bağışıklık sisteminin daha önce karşılaştığı doku antijenlerine karşı güçlü bir yanıt geliştirmesi anlamına geliyor. Bu durum çoğu zaman önceki nakiller, kan transfüzyonları ya da gebelikler sonrasında oluşan alloantikorlarla ilişkilendiriliyor. Sonuçta hastanın bağışıklık sistemi, potansiyel böbrek bağışçılarını ciddi bir <a href="https://oncology.com.tr/dusuk-hava-kirliligi-kalp-sagligi-tehdit/" title="Güvenli Sanılan Hava Kirliliği Seviyeleri Kalp Damar Sistemini Tehdit Edebiliyor" data-wpan-internal-link="1">tehdit</a> olarak algılıyor ve nakledilen organı hızla reddetmeye eğilimli hale geliyor. Klinik uygulamada bu risk, Calculated Panel Reactive Antibody yani cPRA skoru ile değerlendiriliyor. Özellikle cPRA değeri yüzde 99,9’un üzerine çıkan hastalarda uyumlu böbrek bulma olasılığı binde birin de altına inebiliyor. Bu gruptaki hastalar, çoğu zaman yıllarca bekleme listelerinde kalarak gerçekçi bir nakil şansına erişemiyor.</p>
<p>Geleneksel desensitizasyon yöntemleri, yani nakil öncesinde antikorları azaltmaya dönük müdahaleler, bugüne kadar bu hastalarda sınırlı başarı sağladı. Plazma değişimi uygulamaları ve çeşitli immünsüpresif ilaçlar dolaşımdaki antikor düzeyini geçici olarak düşürebilse de, en yüksek duyarlılığa sahip kişilerde bu etkinin kalıcı olmadığı sıkça görüldü. Sorunun temelinde, yalnızca kanda dolaşan antikorların değil, bunları üreten bağışıklık hücrelerinin de hedef alınması gerekliliği yatıyor. Penn Medicine ekibinin yaklaşımı tam da bu noktada farklılaşıyor.</p>
<p>CAR T-hücresi tedavisi, hastanın T hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanarak belirli hücreleri tanıyıp yok etmesi esasına dayanıyor. Bu teknoloji, özellikle hematolojik kanserlerde kullanılmak üzere geliştirilmiş olsa da, son yıllarda bağışıklık sisteminin aşırı ya da hatalı yanıt verdiği farklı alanlara da uyarlanma potansiyeli nedeniyle yoğun ilgi görüyor. Böbrek nakli bağlamında araştırmacıların hedefi, antikor üretimini sürdüren bellek B hücreleri ve plazma hücrelerini ortadan kaldırarak bağışıklık hafızasını geçici olarak sıfırlamak ve böylece reddetme riskini azaltmak oldu.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönü, daha önce transplantasyon için “uygun olmayan” kategorisinde değerlendirilen hastalarda bu yöntemin nakil kapısını açabilmiş olması. Bu sonuç, sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda nakil tıbbında hasta seçimi ve hazırlık protokollerinin yeniden düşünülmesine yol açabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Çünkü yüksek duyarlılık, bugüne dek yalnızca bekleme süresini uzatan bir sorun değil, birçok hastada organ naklini fiilen erişilemez hale getiren bir bariyerdi.</p>
<p>İmmün sistemin hedef alınması elbette yeni riskleri de beraberinde getiriyor. CAR T tedavilerinde bilinen sitokin salınım sendromu gibi yan etkiler ya da aşırı bağışıklık baskılanmasına bağlı enfeksiyon riski, nakil adaylarında özellikle dikkatle izlenmesi gereken konular arasında. Ayrıca böbrek nakli gibi uzun vadeli takip gerektiren bir alanda, antikor baskılanmasının ne kadar süre sürdüğü, yeniden duyarlanmanın ne zaman ortaya çıkabileceği ve hangi hastaların bu yaklaşımdan en çok fayda görebileceği henüz netleşmiş değil. Araştırmanın erken aşamadaki yapısı nedeniyle uzmanlar, yöntemin umut verici olmasına karşın geniş hasta gruplarında doğrulanmaya ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.</p>
<p>Yine de bu klinik girişim, organ naklinde önemli bir paradigmayı işaret ediyor: sorun artık yalnızca uygun organ bulmak değil, bağışıklık sisteminin organı kabul etmeye hazırlanabilmesi. Son dönem böbrek yetmezliği, hastalar için diyaliz bağımlılığı, yaşam kalitesinde düşüş ve artan ölüm riski anlamına geliyor. Bu nedenle nakil şansını artırabilecek her yenilik, klinik açıdan büyük önem taşıyor. Özellikle son derece yüksek cPRA skoruna sahip hastalar için, bağışıklık hafızasını hedef alan bu tür stratejiler gelecekte gerçek bir alternatif haline gelebilir.</p>
<p>Şimdilik eldeki veriler, CAR T-hücresi tedavisinin transplant immünolojisinde yalnızca teorik bir fikir olmadığını, kontrollü bir klinik ortamda böbrek nakli hazırlığı için kullanılabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte yöntemin rutin uygulamaya girmesi için güvenlik, etkinlik, maliyet ve erişilebilirlik başlıklarında daha fazla kanıta ihtiyaç var. Yine de Philadelphia’dan gelen bu sonuç, yıllardır donör bekleme listelerinde sıkışıp kalan en zor hastalar için yeni bir umut penceresi açmış durumda.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> CAR T-cell therapy utilization to desensitize highly sensitized kidney transplant candidates, enabling successful transplants by eliminating memory B cells and plasma cells responsible for antibody-mediated rejection.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> CAR T-cell Therapy Enables Kidney Transplantation in Highly Sensitized Patients: A New Frontier in Organ Transplantation</p>
<p><strong>References:</strong><br />Published findings in the New England Journal of Medicine; Clinical trial registration NCT06056102.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> CAR T-<a href="https://oncology.com.tr/sinovyal-sarkom-tcr-t-hucre-tedavisi/" title="Maryland’de Bir İlk: Synovial Sarkom İçin Kişiye Özel TCR-T Hücre Tedavisi Uygulanmaya Başladı" data-wpan-internal-link="1">hücre tedavisi</a>, böbrek nakli, yüksek derecede sensitized hastalar, son dönem böbrek hastalığı, antikor aracılı reddedilme, B hücreleri, plazma hücreleri, immün desensitizasyon, organ nakli, immün modülasyon, cPRA skoru, klinik çalışma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/car-t-tedavisi-yuksek-duyarli-bobrek-nakli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Naklinde Coğrafyanın Gölgesi: Donör Erişiminde Bölgesel Uçurumlar Sürüyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/abd-akciger-naklinde-bolgesel-donor-erisimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/abd-akciger-naklinde-bolgesel-donor-erisimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 20:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer nakli]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer nakli bölgesel farklılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel sağlık eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[CAS skoru]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafi eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[donör akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[donör erişimi]]></category>
		<category><![CDATA[nakil adayı önceliklendirme]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli]]></category>
		<category><![CDATA[organ tahsisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/abd-akciger-naklinde-bolgesel-donor-erisimi/</guid>

					<description><![CDATA[ABD'de akciğer nakli bekleyen hastalar için yapılan çalışma, donör erişiminde bölgesel eşitsizlikleri ortaya koyuyor. Batı bölgelerinde donör bulunabilirliği diğer bölgelere göre daha az.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de akciğer nakli bekleyen hastalar için yeni bir çalışma, yaşam kurtarıcı bir organın hangi merkeze ve hangi bölgeye gittiğinde şansların değişebildiğini yeniden gündeme taşıdı. Cleveland Clinic ve Case Western Reserve University araştırmacılarının yürüttüğü ve CHEST dergisinde yayımlanan çalışma, ulusal akciğer tahsis sisteminde yapılan güncellemelere rağmen coğrafyanın hâlâ donör akciğerlere erişimde belirleyici bir etken olmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Akciğer nakillerinde son yıllarda kullanılan Composite Allocation Score, yani CAS, adayları yalnızca sıraya koymayı değil; tıbbi aciliyet, nakil sonrası beklenen sağkalım ve donör-alıcı biyolojik uyumu gibi birden fazla unsuru birlikte değerlendirmeyi amaçlıyor. Sistem, organ dağıtımında daha dengeli ve daha klinik temelli bir yaklaşım hedefiyle tasarlanmış olsa da yeni analiz, fiziksel mesafenin ve bölgesel yapıların bu hedefi pratikte sınırlayabildiğini <a href="https://oncology.com.tr/ovaryum-kanseri-kemoterapi-direnci-metabolik-hedef/" title="Ovaryum Kanserinde Kemoterapi Direncine Karşı Metabolik Bir Zayıf Nokta Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koyuyor.</p>
<p>Araştırmacılar ulusal transplant kayıt sisteminden elde edilen verilerle 61 nakil merkezine kayıtlı 3.917 yetişkin akciğer nakli adayını inceledi. Çalışma, coğrafi yakınlığın tahsis algoritmalarında öne çıkarıldığı koşullarda CAS’in nasıl işlediğine dair şimdiye kadar yapılmış en <a href="https://oncology.com.tr/native-american-meme-kanseri-genetik/" title="Native American Kadınlarda Meme Kanserinin Genetik İmzası İlk Kez Ayrıntılı Olarak Haritalandı" data-wpan-internal-link="1">ayrıntılı</a> değerlendirmelerden birini sundu. Bulgular, donör erişiminin ülke genelinde eşit dağılmadığını ve özellikle Batı ABD’de adayların fiilen daha küçük bir uygun donör havuzuna erişebildiğini gösterdi.</p>
<p>En dikkat çekici sonuçlardan biri, Batı bölgesinde “etkin donör bulunabilirliğinin” Orta Batı ve Güney bölgelerine kıyasla yaklaşık yüzde 30 daha düşük olmasıydı. Bu fark, sadece kaç donörün mevcut olduğu sorusuyla sınırlı değil; kan grubu uyumu, biyolojik uygunluk ve nakil için gerekli diğer kriterlerle birlikte düşünüldüğünde, hastanın erişebileceği gerçek seçeneklerin de bölgeden bölgeye değişebildiğini gösteriyor. Araştırmada kullanılan “mesafe düzeltilmiş donör bulunabilirliği” ölçütü, bu tabloyu daha görünür kılmayı amaçlayan yenilikçi bir yaklaşım olarak öne çıktı.</p>
<p>Çalışmanın işaret ettiği temel sorun, organ tahsisinin salt lojistik bir dağıtım meselesi olmaktan çıkıp eşitlik, erişim ve sistem tasarımıyla doğrudan bağlantılı bir <a href="https://oncology.com.tr/mahalle-bazli-atiksu-gozetimi-esitlik/" title="Atıksu Gözetiminde Mahalle Ölçeği Neden Eşitlik İçin Kritik Olabilir?" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> sorunu haline gelmesi. Akciğer gibi zaman açısından son derece hassas bir organ söz konusu olduğunda, uygun donörün bulunduğu yer ile alıcının bulunduğu yer arasındaki mesafe, naklin başarısını etkileyebilecek önemli bir değişken olarak kabul ediliyor. Ancak araştırma, mesafe odaklı yaklaşımın bazı bölgelerde beklenmedik biçimde erişim daralmasına yol açabildiğine işaret ediyor.</p>
<p>Bu durum, özellikle Batı ABD’deki nakil adayları için daha dar bir fırsat penceresi anlamına gelebilir. Donör organların dağıtımı, biyolojik eşleşme kadar ulaşım süresi ve naklin teknik uygulanabilirliği gibi faktörlerden de etkileniyor. Çalışma, bu değişkenlerin bir araya geldiğinde bölgesel eşitsizlikleri nasıl derinleştirebileceğini nicel verilerle ortaya koyuyor. Sonuçlar, tahsis sisteminin yalnızca “adil” görünmesinin yeterli olmadığını, sahadaki erişim farklarının da sürekli izlenmesi gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Akciğer nakli, son dönem akciğer hastalığı olan birçok hasta için tek etkili seçenek olabiliyor. Ancak bekleme listesi dinamikleri, organ bağışı oranları ve coğrafi dağılım, her adayın aynı hızda organ bulmasını engelleyebiliyor. Bu nedenle CAS gibi skorlama sistemleri, tıbbi önceliği daha iyi yansıtmayı amaçlasa da bölgesel farklılıklar tamamen ortadan kalkmayabiliyor. Yeni bulgular, politika yapıcıların organ tahsis modellerini değerlendirirken yalnızca merkezi hedefleri değil, bölgesel sonuçları da hesaba katması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın önemi, bir sorun tespit etmekle sınırlı değil. Aynı zamanda daha adil bir dağıtım sisteminin nasıl ölçülebileceğine dair yeni bir çerçeve de sunuyor. Mesafe düzeltilmiş donör bulunabilirliği gibi ölçütler, organ erişimindeki görünmez engelleri sayısallaştırarak mevcut sistemin farklı bölgelerde nasıl çalıştığını daha net biçimde ortaya koyabilir. Böylece tahsis politikaları, yalnızca kuramsal eşitlik değil, gerçek dünya etkileri üzerinden yeniden değerlendirilebilir.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu tür bulgular, organ nakli politikalarının statik değil, sürekli güncellenmesi gereken sistemler olduğunu hatırlatıyor. Coğrafya, sağlık hizmetlerine erişimde uzun süredir bilinen bir eşitsizlik kaynağı olsa da bu çalışma, akciğer nakli gibi yüksek hassasiyetli alanlarda bunun hâlâ çok somut sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Araştırma, daha dengeli bir dağıtım için veri temelli değerlendirmelerin ve bölgesel sonuçları dikkate alan düzenlemelerin önemini güçlendiriyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, akciğer naklinde tıbbi öncelik kadar coğrafi konumun da belirleyici olabildiğini ve ulusal tahsis sistemindeki iyileştirmelerin tüm adaylar için aynı etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor. Batı, Orta Batı ve Güney bölgeleri arasındaki belirgin farklar, eşit organ dağıtımı hedefinin hâlâ tamamlanmadığını gösterirken, araştırma gelecekteki politika tartışmaları için güçlü bir veri temeli sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Geographic disparities and lung donor access in the U.S. under revised lung allocation policies.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Geography as a Determinant of Donor Access for Lung Transplantation in the United States</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Akciğer nakli, Organ tahsisi, Coğrafi farklılıklar, Bileşik Tahsis Skoru, Donör akciğer mevcudiyeti, Organ bağışı politikası, Kan grubu uyumluluğu, Nakil adayı önceliklendirmesi, Amerika Birleşik Devletleri, Tıbbi aciliyet, Nakil sonrası sağkalım, Transplant Alıcıları Bilimsel Kaydı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/abd-akciger-naklinde-bolgesel-donor-erisimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
