<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>organ disfonksiyonu &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/organ-disfonksiyonu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jun 2026 22:15:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>organ disfonksiyonu &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Normal Görünen BMI, Gizli Yağlanma Riskini Saklıyor Olabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/normal-bmi-gizli-yaglanma-riskleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/normal-bmi-gizli-yaglanma-riskleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 22:15:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[gizli yağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik obezite]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi yağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[organ disfonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[vücut kitle indeksi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/normal-bmi-gizli-yaglanma-riskleri/</guid>

					<description><![CDATA[Normal BMI değerine sahip yetişkinlerde bile obeziteyle ilişkili sağlık riskleri gizlenebilir. Yeni araştırmalar, daha detaylı ölçümlerin gerekliliğini vurguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücut kitle indeksinin (BMI) onlarca yıldır obeziteyi tanımlamada pratik bir ölçüt olarak kullanılmasına rağmen, yeni araştırmalar bu yaklaşımın yetişkinlerdeki gerçek sağlık risklerini önemli ölçüde eksik gösterebildiğine işaret ediyor. Kilo ve boy üzerinden hesaplanan bu basit formül, hâlâ çok sayıda klinik ve halk sağlığı değerlendirmesinde yer alsa da, yalnızca toplam vücut ağırlığına odaklanması nedeniyle yağın vücutta nasıl dağıldığını ve hangi organları etkilediğini çoğu zaman gözden kaçırıyor. Özellikle karın çevresinde ve iç organların etrafında biriken yağın, metabolik bozulmalarla ve işlev kaybıyla ilişkili olabileceği uzun süredir biliniyor. Buna karşın BMI, bu riskleri tek başına yakalamakta yetersiz kalabiliyor.</p>
<p>Yeni bulguların öne çıkardığı temel mesaj, “normal” ya da “fazla kilolu” kabul edilen bir BMI değerinin, kişinin obeziteyle ilişkili sağlık sorunları taşımadığı anlamına gelmediği yönünde. Araştırmacılara göre bazı yetişkinlerde BMI normal aralıkta olsa bile merkezi yağlanma, insülin direnci, metabolik düzensizlikler veya organ işlevlerinde etkilenme görülebiliyor. Aynı <a href="https://oncology.com.tr/abd-saglik-personeli-acigi-goc-kisitlamalari/" title="Göç Kısıtlamaları, ABD Sağlık Personeli Açığını Beklenmedik Şekilde Derinleştiriyor" data-wpan-internal-link="1">şekilde</a>, BMI’si obezite sınırında olmayan bireylerde de yağ dokusunun dağılımı ve buna eşlik eden biyolojik etkiler nedeniyle klinik açıdan anlamlı bir risk tablosu oluşabiliyor. Bu durum, obeziteyi yalnızca tartı ve boya indirgemek yerine daha bütüncül değerlendirme ihtiyacını güçlendiriyor.</p>
<p>Çalışmanın arkasındaki bilimsel çerçeve, son yıllarda gündeme gelen “klinik obezite” kavramına dayanıyor. Lancet Diabetes &amp; Endocrinology Komisyonu tarafından ortaya konulan bu yaklaşım, obezitenin yalnızca fazla yağ kütlesiyle değil, aynı zamanda bu yağın vücuttaki dağılımı ve organlara etkisiyle değerlendirilmesini öneriyor. Böylece beden yapısı normal sınırlarda görünse bile karaciğer, kalp-damar sistemi, kas-iskelet yapısı ya da solunum fonksiyonlarında bozulma yaşayan kişiler daha erken fark edilebiliyor. Bu yaklaşım, BMI’nin sunduğu tek boyutlu çerçeveyi aşmayı amaçlıyor.</p>
<p>Bilim insanlarının dikkat çektiği bir diğer konu da antropometrik ölçümlerin önemi. Bel çevresi, bel-kalça oranı ve bel-boy oranı gibi göstergeler, özellikle iç organların çevresinde biriken merkezi yağlanma hakkında BMI’den çok daha fazla bilgi sağlayabiliyor. Çünkü iki kişinin BMI’si aynı olsa bile, biri daha çok kas kütlesine sahipken diğeri visseral yağ açısından daha yüksek risk taşıyabiliyor. Bu ayrım, klinik uygulamada son derece kritik; zira yağın nerede toplandığı, toplam miktarı kadar hatta bazı durumlarda ondan da fazla belirleyici olabiliyor.</p>
<p>University of Southern California araştırmacılarının 2021–2023 Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’na dayanan analizi de tam olarak bu noktaya odaklanıyor. NHANES verileri, ABD nüfusunu temsil eden geniş ve kapsamlı bir sağlık taraması niteliği taşıyor. Araştırma ekibi, yalnızca BMI sınıflandırmasına bakmak yerine, daha geniş antropometrik ölçümlerle birlikte obeziteye bağlı organ ve fiziksel işlev bozukluğu göstergelerini değerlendirdi. Bu kombinasyon, obezite yükünü daha doğru yansıtabilecek bir tablo oluşturmayı hedefledi. İlk değerlendirmeler, standart BMI sınıflandırmasının klinik açıdan anlamlı obeziteyi kaçırabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Bu bulgu, halk sağlığı açısından özellikle önemli. Çünkü BMI, ucuz, hızlı ve kolay uygulanabilir olduğu için yaygın biçimde kullanılıyor; ancak kolaylık her zaman doğruluk anlamına gelmiyor. Kilo ve boy ilişkisini temel alan hesaplama, kaslı bireylerde obeziteyi olduğundan yüksek gösterebilirken, yağ dağılımı farklı olan kişilerde riski <a href="https://oncology.com.tr/bmi-obeziteyi-az-gosteriyor/" title="BMI’nın Kör Noktası: Yeni Bulgular Obeziteyi Olduğundan Daha Düşük Gösterebilir" data-wpan-internal-link="1">olduğundan düşük gösterebilir</a>. Böylece hem aşırı teşhis hem de eksik teşhis olasılığı ortaya çıkıyor. Yeni yaklaşım, bu ikilemi azaltmak için BMI’yi tamamen bırakmayı değil, onu daha anlamlı klinik verilerle tamamlamayı öneriyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından en kritik nokta, obeziteyle ilişkili zararların yalnızca görünür vücut ağırlığına bağlı olmaması. <a href="https://oncology.com.tr/bariatrik-cerrahi-metabolik-degisiklikler/" title="Bariatrik Cerrahi Sonrası Vücudun Metabolik Haritası PET Görüntülemeyle Yeniden Çizildi" data-wpan-internal-link="1">Metabolik hastalıklar</a>, yağ dokusunun biyolojik aktivitesi ve yağın hangi bölgede biriktiğiyle yakından bağlantılı. Karın içi yağlanma, çoğu zaman dışarıdan kolay anlaşılmayan ancak sağlık üzerinde güçlü etkiler yaratabilen bir durum olarak öne çıkıyor. Bu nedenle normal BMI’ye sahip bireylerde dahi yüksek bel çevresi ya da başka işlevsel anormallikler varsa, risk değerlendirmesi yapılması önem kazanıyor.</p>
<p>Yine de araştırmacılar, bu alandaki sonuçların dikkatli yorumlanması gerektiğini vurguluyor. “Klinik obezite” kavramı, obeziteyi daha ayrıntılı ve gerçekçi biçimde tanımlamak için güçlü bir aday olsa da, günlük klinik kullanımda hangi ölçümlerin ne ölçüde standartlaştırılacağı hâlâ önemli bir soru. Farklı yaş grupları, cinsiyetler ve etnik topluluklar arasında yağ dağılımı değişebildiğinden, tek bir ölçüye dayalı evrensel bir tanım geliştirmek kolay değil. Bu nedenle yeni çalışmalar, obezite değerlendirmesinde çoklu ölçüm yaklaşımının ne kadar güvenilir ve uygulanabilir olduğunu test etmeye devam ediyor.</p>
<p>Sonuç olarak araştırma, obeziteyi sadece BMI üzerinden değerlendiren yerleşik alışkanlığa güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Normal görünen bir BMI, her zaman normal bir metabolik profil anlamına gelmiyor; aynı şekilde, yüksek bir BMI da her zaman aynı düzeyde klinik risk taşımıyor olabilir. Bilim insanlarının mesajı net: Obezite ve ona bağlı sağlık tehditlerini anlamak için bedenin yalnızca ağırlığına değil, yağın dağılımına, organ fonksiyonlarına ve fiziksel işlev bozukluklarına da bakmak gerekiyor. Bu yaklaşım, gelecekte daha isabetli tarama, daha doğru sınıflandırma ve daha kişiselleştirilmiş klinik değerlendirme için önemli bir adım olabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> National Prevalence of Clinical Obesity by BMI Class: A National Cross-Sectional Study</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Obezite, Klinik tıp, Vücut kitle indeksi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/normal-bmi-gizli-yaglanma-riskleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalça Kırığı Ameliyatlarında Tansiyon Kişiye Göre Ayarlanabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yasli-kalca-kirigi-tansiyon-yonetimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yasli-kalca-kirigi-tansiyon-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 02:16:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bireyselleştirilmiş kan basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik tıp]]></category>
		<category><![CDATA[hemodinamik kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kalça kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalça kırığı ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[organ disfonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[perioperatif tansiyon yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hastalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yasli-kalca-kirigi-tansiyon-yonetimi/</guid>

					<description><![CDATA[Kalça kırığı ameliyatı geçiren yaşlılarda, tansiyonun hastaya özel ayarlanması organ hasarını azaltabilir. Yeni protokol, ameliyat sonrası iyileşmeyi desteklemeyi amaçlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı hastalarda kalça kırığı ameliyatı, yalnızca kırığın onarılmasıyla biten bir süreç değil; ameliyat sonrası dönemde vücudun çoklu sistemlerini zorlayan kırılgan bir fizyolojik denge sınavı olarak da görülüyor. Bu alanda dikkat çeken yeni bir çalışma protokolü, kan basıncının her hastada aynı hedeflere göre değil, kişinin kendi başlangıç değerleri ve ameliyat sırasındaki hemodinamik yanıtlarına göre yönetilmesinin organ hasarı riskini azaltıp azaltamayacağını araştırıyor.</p>
<p>Zhang, Fang, Wang ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı bu protokol, 2026’da BMC Geriatrics’te yayımlanması planlanan tek merkezli, randomize ve kontrollü bir çalışmanın çerçevesini çiziyor. Araştırma, yaşlı kalça kırığı hastalarında bireyselleştirilmiş kan basıncı yönetiminin ameliyat sonrası organ disfonksiyonu üzerindeki etkisini inceleyecek. Çalışmanın temel sorusu, uzun süredir perioperatif bakımda kullanılan sabit ortalama arter basıncı (MAP) hedeflerinin, ileri yaştaki ve fizyolojik açıdan birbirinden çok farklı hastalar için gerçekten yeterli olup olmadığına odaklanıyor.</p>
<p>Kalça kırıkları, yaşlı nüfusta hem sık görülen hem de ciddi sonuçlar doğurabilen bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Kırık sonrası ameliyat, çoğu zaman hastanın zaten sınırlı olan fizyolojik rezervini daha da zorlayan bir stres yanıtı yaratıyor. Kırılganlık, eşlik eden kronik hastalıklar, damar sertliği ve bazal tansiyonun yıllar içinde değişmiş olması gibi etkenler, bu grupta düşük kan basıncı ya da aşırı dalgalanmaların böbrek, beyin ve diğer organlara etkisini daha kritik hale getirebiliyor. Bu nedenle perioperatif kan basıncı yönetimi, cerrahi başarının ötesinde, iyileşmenin yönünü belirleyebilecek önemli bir değişken olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Geleneksel uygulamalarda hekimler sıklıkla standartlaştırılmış hedeflere, özellikle de belirli bir MAP aralığına göre hareket ediyor. Ancak ileri yaşta hipertansiyon öyküsü olan ya da arterlerinde yapısal değişiklikler gelişmiş hastalarda “normal” kabul edilen bir değer, o kişinin gerçek fizyolojik ihtiyacını karşılamayabiliyor. Uzmanlar, organların yeterli kan akımı alabilmesi için bazen hastanın kendi alışılmış basınç düzeylerine daha yakın bir hedefin gerekebileceğini uzun süredir tartışıyor. Yeni çalışma tam da bu noktada, sabit eşiklerden çok dinamik ve kişiselleştirilmiş sınırların daha güvenli olup olmadığını test etmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Protokole göre araştırma, hastaların ameliyat öncesi ve ameliyat sırasındaki hemodinamik özelliklerini dikkate alan bireysel bir yaklaşımı değerlendirecek. Bu yaklaşım, kan basıncı hedeflerinin yalnızca genel kılavuzlara göre değil, hastanın başlangıç değerleri, hipertansiyon geçmişi ve operasyon sırasında gösterdiği fizyolojik değişimlere göre şekillendirilmesini öngörüyor. Böyle bir modelin teorik avantajı, dokulara kan akımını daha iyi koruyarak ameliyat sonrası organ hasarını azaltma ihtimali. Bununla birlikte araştırmacılar, bunun henüz bir umut hipotezi olduğunu; gerçek etkinin ancak kontrollü bir çalışma ile gösterilebileceğini vurguluyor.</p>
<p>Çalışmanın bilimsel önemi, yaşlı cerrahi hastalarında hemodinamik değişkenliğin ne kadar belirleyici olabileceğine işaret etmesinden geliyor. Hip kırığı olan hastalarda kısa süreli kan basıncı düşüşleri bile böbrek fonksiyon bozukluğu, bilinç değişiklikleri veya diğer organ sistemlerinde sorunlara yol açabiliyor. Yaşlılıkla birlikte damarların elastikiyet kaybetmesi ve kronik hipertansiyonun yaygın olması, aynı tansiyon değerinin farklı hastalarda farklı anlamlar taşımasına neden oluyor. Bu nedenle araştırma, “herkese uyan tek hedef” yaklaşımının sınırlarını sorguluyor.</p>
<p>Geriatrik cerrahide kişiselleştirilmiş bakım fikri son yıllarda giderek güç kazanıyor. Özellikle ameliyat öncesi kırılganlık değerlendirmeleri, eşlik eden hastalıkların yükü ve intraoperatif takip verileri bir araya getirildiğinde, klinik kararların daha ince ayarlanabileceği düşünülüyor. Ancak bu tür yaklaşımların pratikte işe yarayıp yaramadığı, yalnızca fizyolojik olarak mantıklı görünmelerine değil, sonuçlara da bağlı. Zhang ve meslektaşlarının planladığı çalışma, bu yüzden önemli: çünkü bir bakış açısını değil, ölçülebilir bir klinik sonucun peşine düşüyor.</p>
<p>Kalça kırığı sonrası iyileşmenin yalnızca kemik kaynaması veya mobilizasyonla sınırlı olmadığı biliniyor. Hastanın organ fonksiyonlarını koruyabilmesi, erken rehabilitasyon şansını ve hastanede kalış süresini de etkileyebilir. Bu bağlamda ameliyat sonrası organ disfonksiyonu, yaşlı hastalarda morbidite ve mortalitenin önemli bir bileşeni olarak görülüyor. Kan basıncının bu tablo içindeki rolü, değiştirilmesi en mümkün faktörlerden biri olduğu için özellikle dikkat çekiyor.</p>
<p>Henüz sonuçlar elde edilmemiş olsa da, planlanan çalışma perioperatif hemodinami konusunda önemli bir soruyu merkezine alıyor: Yaşlı ve kırılgan hastalarda güvenli kabul edilen tansiyon aralığı gerçekten sabit olmalı mı, yoksa tedavi hastanın bireysel dolaşım özelliklerine göre uyarlanmalı mı? Bu sorunun yanıtı, yalnızca kalça kırığı ameliyatlarını değil, yaşlı cerrahi hastalarında bakımın nasıl organize edileceğini de etkileyebilir. Araştırmanın sonuçları, kişiselleştirilmiş tansiyon yönetiminin günlük klinik uygulamaya ne ölçüde taşınabileceğine dair değerli veriler sağlayabilir.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde yayımlanması beklenen çalışma, yaşlı cerrahi bakımında daha rafine ve hastaya özgü bir yaklaşımın kapısını aralayabilir. Şimdilik net olan, kalça kırığı geçiren yaşlı hastalarda tansiyonun yalnızca bir sayı değil, organları koruyan ya da riske atan kritik bir biyolojik sinyal olduğudur.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Individualized blood pressure management and its impact on postoperative organ dysfunction in elderly hip fracture patients</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Individualized blood pressure management and postoperative organ dysfunction in older hip fracture patients: a study protocol for a single-center, randomized, controlled trial</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhang, W., Fang, N., Wang, X. et al. Individualized blood pressure management and postoperative organ dysfunction in older hip fracture patients: a study protocol for a single-center, randomized, controlled trial. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07594-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yasli-kalca-kirigi-tansiyon-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
