<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>oral kortikosteroidler &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/oral-kortikosteroidler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Jun 2026 22:34:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>oral kortikosteroidler &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Steroid Yan Etkilerini Önceden Görmede Genetik Veriler Yeni Bir Dönem Açıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/genetik-veri-steroid-yan-etkileri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/genetik-veri-steroid-yan-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 22:34:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[genetik risk sınıflandırması]]></category>
		<category><![CDATA[genetik veri]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselleştirilmiş tıp]]></category>
		<category><![CDATA[oral kortikosteroid]]></category>
		<category><![CDATA[oral kortikosteroidler]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz riski]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmün hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[poligenik risk skorları]]></category>
		<category><![CDATA[steroid tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yan etki tahmini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/genetik-veri-steroid-yan-etkileri/</guid>

					<description><![CDATA[Genetik verilerin oral kortikosteroid tedavisinde yan etki riskini daha isabetli tahmin etmede kullanılması, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarını güçlendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnflamatuvar ve otoimmün hastalıkların tedavisinde uzun süredir temel ilaçlardan biri olan oral kortikosteroidler, artık yalnızca güçlü antiinflamatuvar etkileriyle değil, yan etki riskinin kişiye göre değişebileceğini gösteren genetik bulgularla da gündemde. İsveç’in Göteborg kentinde düzenlenen Avrupa İnsan Genetiği Derneği’nin yıllık konferansında sunulan yeni çalışma, steroid <a href="https://oncology.com.tr/kadinlarda-tiroid-kanseri-hormonal-etkiler/" title="Kadınlarda Tiroid Kanseri Riskine Hormonal Yaşam Süresi ve Hormon Tedavisi Işığı" data-wpan-internal-link="1">tedavisi</a> planlanırken genetik verilerin kullanılması halinde yan etkilerin öngörülmesinde anlamlı bir iyileşme sağlanabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Astım, artrit ve lupus gibi kronik hastalıklarda sıkça başvurulan oral kortikosteroidler, bağışıklık yanıtını baskılayarak ve iltihabı azaltarak güçlü bir klinik fayda sunuyor. Ancak bu etkinlik, bedelsiz gelmiyor. Uzun süreli ya da tekrarlayan kullanımda kemik yoğunluğunda azalma, damar sistemiyle ilişkili sorunlar ve göz komplikasyonları gibi ciddi advers etkiler ortaya çıkabiliyor. Osteoporoz, inme ve katarakt gibi sonuçlar, steroid tedavisinin en zorlayıcı yönleri arasında yer alıyor. Bu nedenle hekimler bugüne kadar çoğunlukla dozun mümkün olduğunca düşük tutulması ve tedavi süresinin sınırlandırılması gibi genel önlemlerle riskleri azaltmaya çalıştı.</p>
<p>Ne var ki bu yaklaşım, hastalar arasındaki biyolojik farklılıkları yeterince yansıtmıyor. Aynı dozda ve benzer sürelerde steroid alan iki kişiden biri ciddi yan etki geliştirebilirken diğeri tedaviyi görece sorunsuz sürdürebiliyor. Araştırmacılar, bu farkın en azından bir bölümünün genetik yatkınlıktan kaynaklanabileceğini düşünüyor. İşte University of Exeter AGE Group’tan Dr. Deniz Turkmen ve çalışma arkadaşlarının üzerinde durduğu soru da tam olarak bu: Genetik bilgi, oral kortikosteroid kullanan hastalarda hangi bireylerin daha yüksek risk taşıdığını öngörmede mevcut klinik değerlendirmenin ötesine geçebilir mi?</p>
<p>Konferansta sunulan bulgular, çok genli risk skorları olarak bilinen poligenik risk skorlarının bu alanda yararlı olabileceğini gösteriyor. Poligenik risk skorları, tek bir gen yerine çok sayıda genetik varyantın birleşik etkisini hesaplayarak bir hastanın belirli bir özellik ya da hastalık açısından yatkınlığını tahmin etmeyi amaçlıyor. Farmakogenetik alanında bu yaklaşım, yalnızca hastalığa yakalanma riskini değil, ilacın nasıl tolere edileceğini ve hangi yan etkilerin daha olası olabileceğini de anlamaya yönelik önemli bir araç haline geliyor.</p>
<p>Bu tür çalışmalar özellikle kortikosteroidlerin neden olduğu uzun vadeli hasarları önceden tahmin etme gereksinimi açısından dikkat çekiyor. Steroid kaynaklı osteoporoz, kemik dokusunun zayıflamasıyla kırık riskini artırabildiği için klinik açıdan önem taşıyor. Benzer şekilde göz ve damar sistemi üzerindeki etkiler, tedavi kararlarında yakın izlem gerektiren sonuçlar doğurabiliyor. Genetik riskin önceden belirlenmesi, hekimlerin bazı hastalarda daha sık takip, daha erken koruyucu önlem ya da alternatif tedavi seçeneklerini değerlendirmesine yardımcı olabilir. Ancak araştırmanın henüz gelişen bir alanı temsil ettiği, sonuçların doğrudan rutin uygulamaya dönüşmesinin zamana ve daha fazla doğrulamaya ihtiyaç duyacağı unutulmamalı.</p>
<p>Çalışmanın önemi, steroidlerin yaygın kullanımıyla birleşince daha da belirginleşiyor. Oral kortikosteroidler, çok sayıda hastalıkta etkili olmalarına rağmen klinik kullanımda daima bir denge gerektiriyor: Yeterli antiinflamatuvar etkiyi sağlarken hastayı gereksiz risklere maruz bırakmamak. Klasik yaklaşım bu dengeyi doz ve süre üzerinden kurarken, genetik temelli risk değerlendirmesi kişiselleştirilmiş tıp anlayışını bir adım ileri taşıyor. Böylece aynı ilaç için herkese aynı yaklaşım yerine, bireyin biyolojik profiline dayalı daha hassas kararlar mümkün olabilir.</p>
<p>Bununla birlikte, genetik veri temelli tahminlerin klinik faydaya dönüşmesi için birkaç koşulun sağlanması gerekiyor. Öncelikle, poligenik risk skorlarının farklı popülasyonlarda güvenilirliğinin test edilmesi gerekiyor; çünkü genetik yapı ve risk modelleri etnik kökenler arasında değişebiliyor. Ayrıca risk tahmininin, tedavi kararını gerçekten değiştirecek kadar anlamlı olup olmadığı da önemli bir soru. Bir testin teknik olarak başarılı olması, otomatik olarak klinikte kullanışlı olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle, bu alandaki çalışmaların gerçek dünya hasta sonuçlarıyla desteklenmesi kritik.</p>
<p>Yine de konferansta sunulan veriler, farmakogenetiğin ilaç güvenliğinde daha büyük bir rol üstlenebileceğine dair güçlü bir işaret veriyor. Özellikle uzun süreli steroid tedavisi gerektiren hastalarda, yan etki riskini önceden bilmek tedavi planını daha dikkatli şekillendirmeye olanak tanıyabilir. Gelecekte genetik tarama, yalnızca hangi ilacın seçileceğini değil, aynı zamanda tedavinin nasıl izleneceğini de belirleyen araçlardan biri haline gelebilir.</p>
<p>Çalışma, kişiselleştirilmiş tıbbın teorik bir hedef olmaktan çıkıp günlük klinik pratiğe yaklaşmakta olduğunu bir kez daha gösteriyor. Oral kortikosteroidler gibi yaygın ve etkili ilaçlarda bile genetik veriler, tedavinin <a href="https://oncology.com.tr/yasli-konutlarinda-dijital-alarm-sistemleri/" title="Yaşlı Konutlarında Kameralı Alarm Sistemleri: Güvenlik Mi, Mahremiyet Kaygısı Mı?" data-wpan-internal-link="1">güvenlik</a> profilini iyileştirmek için yeni bir katman sunabilir. Araştırmanın bir sonraki aşamalarında bu tahmin modellerinin doğrulanması, hangi yan etkiler için en iyi sonucu verdiğinin netleştirilmesi ve klinikte uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi bekleniyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Genetic factors influencing side effects of oral corticosteroids and improvement of risk prediction via polygenic risk scores.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Genetic Insights Enhance Prediction of Side Effects in Oral Corticosteroid Therapy.</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not provided.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> oral kortikosteroidler, poligenik risk skorları, farmakogenetik, CYP3A4, CTLA4, osteoporoz, steroid yan etkileri, kişiselleştirilmiş tıp, farmakoloji, genomik, kronik inflamatuvar hastalıklar, ilaç güvenliği</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/cocuk-bobrek-nakillerinde-takrolimus-dozu-genetik/" data-wpan-internal-link="1">Çocuk Böbrek Nakillerinde Takrolimus Dozu Genetik İmzaya Göre Şekilleniyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/genetik-veri-steroid-yan-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tezepelumab, Ağır Astımda Steroid Bağımlılığını Azaltırken Hastalık Kontrolünü Korumayı Başardı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/tezepelumab-agir-astim-steroid-azaltma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/tezepelumab-agir-astim-steroid-azaltma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 00:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağır astım]]></category>
		<category><![CDATA[astım kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik astım tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik tedaviler]]></category>
		<category><![CDATA[oral kortikosteroid azaltma]]></category>
		<category><![CDATA[oral kortikosteroidler]]></category>
		<category><![CDATA[solunum tıbbı]]></category>
		<category><![CDATA[steroid yan etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tezepelumab]]></category>
		<category><![CDATA[TSLP inhibisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TSLP inhibitörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/tezepelumab-agir-astim-steroid-azaltma/</guid>

					<description><![CDATA[SUNRISE faz 3 çalışması, tezepelumabın ağır astımda oral steroid kullanımını azaltırken hastalık kontrolünü koruduğunu gösterdi. Bu biyolojik tedavi, ciddi yan etkileri önlemeye yardımcı oluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şiddetli astım tedavisinde uzun süredir en büyük çıkmazlardan biri, hastalığı baskılamak için oral kortikosteroidlere duyulan kalıcı ihtiyaç ile bu ilaçların yol açtığı ciddi yan etkiler arasındaki denge oldu. Phase 3 SUNRISE klinik çalışmasından gelen yeni bulgular, tezepelumabın bu dengeyi hastalar lehine değiştirebileceğine işaret ediyor. Çalışma, ağır ve günlük oral steroid kullanan yetişkin astım <a href="https://oncology.com.tr/covid-19-sonrasi-mortalite-medicare/" title="COVID-19 Sonrası Medicare Hastalarında Ölüm Riski ve Bakım Geçişleri Yakından İzleniyor" data-wpan-internal-link="1">hastalarında</a> tezepelumabın uzun süreli oral kortikosteroid gereksinimini belirgin biçimde azaltabildiğini, bunu yaparken de astım kontrolünü bozmadığını ortaya koydu.</p>
<p>Sonuçlar, özellikle oral kortikosteroide bağımlı ağır astımı olan kişiler için dikkat çekici. Bu hasta grubunda steroidler çoğu zaman alevlenmeleri önlemek ve hava yolu iltihabını kontrol altında tutmak için etkili olsa da, uzun vadeli kullanım kemik erimesi, diyabet, kardiyovasküler sorunlar ve yaşam kalitesinde düşüş gibi ciddi bedeller yaratabiliyor. Klinik uygulamada bu nedenle “steroid azaltma” yalnızca ilaç sayısını azaltmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda hastaları sistemik kortikosteroidlerin kümülatif toksisitesinden koruma çabası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Tezepelumab, klasik bronkodilatör ya da steroidlerin aksine, astım iltihabının çok erken bir basamağını hedefleyen bir biyolojik tedavi. İlaç, timik stromal lenfopoietin (TSLP) adlı bir “alarmin” proteinini bloke eden monoklonal antikor sınıfına ait. TSLP, hava yollarında iltihap yanıtını başlatan ve farklı inflamatuvar yolları etkileyen önemli bir sinyal molekülü olarak kabul ediliyor. Bu nedenle tezepelumabın yalnızca tip 2 inflamasyon baskın hastalarda değil, daha karmaşık ve geleneksel biyolojik <a href="https://oncology.com.tr/spontan-beyin-kanamasi-minimal-invaziv-tedavi/" title="Spontan Beyin Kanamasında Yeni Dönem: Ameliyattan Moleküler Tedavilere Hızlanan Dönüşüm" data-wpan-internal-link="1">tedavilere</a> daha az yanıt veren fenotiplerde de etkili olabileceği düşünülüyor.</p>
<p>SUNRISE çalışması, bu mekanizmanın klinik düzeyde nasıl bir karşılık bulduğunu inceleyen en önemli Phase 3 değerlendirmelerden biri olarak öne çıkıyor. Araştırmanın temel mesajı, tezepelumabın oral kortikosteroid dozunu azaltırken hastalık kontrolünü koruyabilmesi oldu. Ağır astım yönetiminde en zor hedeflerden biri olan bu kombinasyon, yani “daha az steroid, aynı ya da benzer kontrol”, hem hekimlerin hem de hastaların uzun süredir beklediği bir sonuçtu. Çalışmanın bulguları, tezepelumabın steroid tasarrufu sağlayan bir seçenek olarak konumunu güçlendirebilir.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu tür verilerin önemi yalnızca alevlenme sıklığıyla sınırlı değil. Ağır astımda tedavi hedefleri artık yalnızca semptomları kısa vadede bastırmak değil; aynı zamanda ilaç yükünü azaltmak, tedavi kaynaklı zararları düşürmek ve hastanın günlük yaşamını iyileştirmek üzerine kuruluyor. Oral kortikosteroidler, akut alevlenmelerde vazgeçilmez olabilse de kronik kullanımda “zarar-fayda” dengesi giderek daha fazla sorgulanıyor. Bu nedenle biyolojik ajanlarla steroid azaltımı sağlayabilen stratejiler, modern astım bakımında önemli bir dönüşümün parçası olarak görülüyor.</p>
<p>Tezepelumabın farklı astım alt tiplerinde çalışabilme potansiyeli de dikkat çekiyor. Bazı biyolojik tedaviler belirli biyobelirteçlere ya da tip 2 inflamasyon özelliklerine daha sıkı bağlıyken, TSLP’nin erken ve geniş kapsamlı rolü bu ilaca daha esnek bir etki alanı sağlayabilir. Bu durum, özellikle mevcut biyolojik tedavilere yanıtı sınırlı olan ya da karma inflamatuvar özellikler gösteren hastalar için klinik açıdan anlam taşıyor. Yine de hangi hastaların tezepelumabdan en çok fayda göreceği, gerçek yaşam verileri ve ek karşılaştırmalı çalışmalarla daha netleşecek.</p>
<p>Astım araştırmalarında uzun zamandır hedeflenen bir başka nokta da sistemik steroid maruziyetini azaltırken hastalık alevlenmelerini artırmamak. Çünkü steroid dozunu azaltma girişimleri, bazı hastalarda semptomların kötüleşmesi ya da kontrollü hastalık durumunun kaybolması riski taşıyabiliyor. SUNRISE bulguları, en azından çalışmanın değerlendirdiği popülasyonda, bu iki hedefin aynı anda başarılabileceğine dair umut veriyor. Bu da ağır astım tedavisinde “steroidten kaçınma” stratejilerinin teorik bir hedef olmaktan çıkıp uygulanabilir bir klinik yaklaşım haline gelebileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Bununla birlikte, sonuçların dikkatli yorumlanması gerekiyor. <a href="https://oncology.com.tr/ochsner-health-arastirma-haftasi-onkoloji/" title="Ochsner Health’te Araştırma Haftası, Klinik Deneyler ve Kişiselleştirilmiş Onkolojide Yeni Eşiği Gözler Önüne Serdi" data-wpan-internal-link="1">Klinik araştırmalar</a>, belirli hasta gruplarında ve kontrollü koşullarda değerli kanıtlar üretse de, her hastanın tedavi yanıtı farklı olabilir. Tezepelumabın uzun dönem güvenliği, hangi hastalarda oral steroid azaltımının en sürdürülebilir biçimde sağlanacağı ve bu yaklaşımın rutin pratikte ne ölçüde yaygınlaştırılabileceği gibi soruların yanıtı zamanla daha da netleşecek. Yine de SUNRISE, ağır astım tedavisinde biyolojik ajanların rolünü genişleten önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Solunum tıbbı açısından bu gelişme, yalnızca yeni bir ilacın başarısı değil; aynı zamanda ağır astım tedavisinde yaklaşım değişikliğinin işareti. Uzun süredir günlük oral steroidlere mahkûm olan hastalar için, hastalık kontrolünden ödün vermeden steroid dozunu azaltabilmek, yaşam kalitesi ve uzun vadeli sağlık sonuçları açısından anlamlı bir kazanım sunabilir. SUNRISE çalışmasından gelen veriler, tezepelumabın bu alandaki umut verici seçeneklerden biri olduğunu güçlü biçimde gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Severe asthma treatment, oral corticosteroid reduction, biologic therapy</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Efficacy and safety of tezepelumab versus placebo in reducing oral corticosteroid use in adults with severe, oral corticosteroid-dependent asthma (SUNRISE): a multicentre, placebo-controlled, double-blind, phase 3 trial</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Şiddetli astım, tezepelumab, oral kortikosteroidler, kortikosteroid tasarrufu sağlayan tedavi, TSLP inhibisyonu, biyolojik ajanlar, Faz 3 klinik çalışma, hava yolu inflamasyonu</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/tezepelumab-agir-astim-steroid-azaltma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
