<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>onkoloji &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/onkoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 18:37:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>onkoloji &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kolorektal kanserde ameliyat sonrası riskleri yaş ve tümör evresi birlikte şekillendiriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-yas-evre-nuks-riski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-yas-evre-nuks-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 18:37:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[İleri yaşta kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[kanser cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser evresi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser nüksü]]></category>
		<category><![CDATA[kanser prognozu]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kolorektal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-yas-evre-nuks-riski/</guid>

					<description><![CDATA[Ulusal bir kohort çalışması, küratif kolorektal kanser cerrahisi sonrası nüks ve ölüm risklerinin yalnızca tümör evresine değil, hastanın yaşına da bağlı olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanser nedeniyle tümörün tamamen çıkarılması amacıyla ameliyat edilen hastalarda uzun dönem sonuçları <a href="https://oncology.com.tr/yeni-obezite-siniflandirmasi/" title="Obezite tanımında yeni yaklaşım: Tedavi kararı yalnızca metabolik testlere bağlı olmayabilir" data-wpan-internal-link="1">yalnızca</a> hastalığın yayılımıyla açıklanamayabilir. Ulusal ölçekte yürütülen yeni bir kohort çalışması, hastanın yaşı ile tümör evresinin, görünür hastalık ortadan kaldırılmış olsa bile kanserin tekrarlama ve ölüm riskleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>
<p>O. Almilaji, K. Walker ve J. Van Der Meulen liderliğindeki araştırma ekibi, küratif amaçlı rezeksiyon geçiren kolorektal kanser hastalarının sonuçlarını inceledi. Çalışmanın odağında, ameliyat sonrasında kanserin yeniden ortaya çıkması ve hastaların yaşamını yitirmesiyle bağlantılı risklerin yaş ve tümör evresine göre <a href="https://oncology.com.tr/kucuk-dna-parcalari-dairesellestirme-verimi/" title="Küçük DNA parçalarında daireselleştirme verimi nasıl fazla hesaplanıyor? Yeni protokol değerlendirmesi" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> değiştiği yer aldı. Bulgular, <em>British Journal of Cancer</em> dergisinde yayımlandı.</p>
<p>Kolorektal kanserde cerrahi, hastalığın tedavi edilebilir olduğu düşünülen birçok durumda temel yaklaşımı oluşturur. Rezeksiyon sırasında tümörlü bölüm ve çevresindeki dokular çıkarılır; çoğu vakada yakındaki lenf düğümleri de değerlendirilir. Ameliyatın amacı, saptanabilen tüm kanser dokusunu ortadan kaldırmaktır. Ancak cerrahi sınırların uygun olması ve görüntüleme ya da ameliyat sırasında uzak hastalık görülmemesi, nüks ihtimalinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.</p>
<p>Hastalığın evresi, tümörün bağırsak duvarına ne kadar ilerlediği, lenf düğümlerine ulaşıp ulaşmadığı ve vücudun başka bölgelerine yayılıp yayılmadığı gibi özellikler üzerinden belirlenir. Bu nedenle evre, tedavi planlamasında ve ameliyat sonrası izlemde en önemli göstergelerden biri kabul edilir. Yeni çalışma ise aynı evrede bulunan hastaların dahi aynı seyri yaşamayabileceğine işaret ederek yaşın da sonuçları değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Araştırmanın temel katkısı, ileri yaşın yalnızca ameliyat öncesi sağlık durumu veya tedaviye uygunluk açısından değil, rezeksiyon sonrasındaki nüks ve ölüm sonuçlarıyla bağlantılı bir unsur olarak ele alınmasıdır. Bununla birlikte bulgular, yaşın tek başına bir kader göstergesi olduğunu kanıtlamıyor. Ulusal kohort çalışmaları güçlü gerçek yaşam verileri sağlayabilir; ancak gözlemsel tasarım, yaşla birlikte görülebilen başka sağlık sorunlarının, genel dayanıklılığın, uygulanan ek tedavilerin ve takip süreçlerinin sonuçlar üzerindeki etkisini tamamen ayırmayı zorlaştırabilir.</p>
<p>Bu ayrım klinik açıdan önem taşıyor. İleri yaştaki her hasta aynı biyolojik özelliklere, aynı işlevsel kapasiteye veya aynı tedavi gereksinimine sahip değildir. Benzer şekilde, tümör evresi hastalığın yayılımı hakkında kritik bilgiler verse de hastanın genel sağlık durumu ve ameliyat sonrası toparlanması da izlem kararlarını etkileyebilir. Çalışmanın sonuçları, yaş ve evrenin birlikte değerlendirilmesine dayalı daha kişiselleştirilmiş risk tahminlerinin önemini destekliyor.</p>
<p>Ameliyat sonrası takipte amaç, olası nüksü mümkün olduğunca erken fark etmek ve hastanın durumundaki değişiklikleri düzenli biçimde değerlendirmektir. Ancak takip aralıklarının veya ek tedavilerin bu araştırma temelinde tüm hastalar için aynı şekilde değiştirilmesi gerektiği sonucu çıkarılamaz. Bu tür kararlar tümörün özellikleri, patolojik bulgular, hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve tedavi hedefleri birlikte değerlendirilerek sağlık ekipleri tarafından verilmelidir.</p>
<p>Çalışma, kolorektal kanser sonrası prognozun tek bir ölçütle açıklanamayacağını vurguluyor. Evre hastalığın ne kadar yayıldığını gösterirken yaş, hastanın tedavi sonrası süreçteki risk profilinin anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Bu yaklaşım, cerrahi sonrası gözetimin ve klinik kararların daha ayrıntılı, hastaya özgü verilerle şekillendirilmesi için önemli bir çerçeve sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The effect of older age and colorectal cancer stage on recurrence and mortality after curative resection.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The effect of older age and stage on risk of recurrence and mortality following curative resection, in a national cohort of patients with colorectal cancer.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Almilaji, O., Walker, K., Van Der Meulen, J. et al. “The effect of older age and stage on risk of recurrence and mortality following curative resection, in a national cohort of patients with colorectal cancer.” British Journal of Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03553-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41416-026-03553-4; publication date: 21 July 2026</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kolorektal kanser, kanser nüksü, mortalite, ileri yaş, kanser evresi, küratif rezeksiyon, cerrahi, ulusal kohort, kanser sürveyansı, <a href="https://oncology.com.tr/coklu-miyelom-de-escalation-tedavi-siddeti-azaltma/" title="Çoklu Miyelomda “azaltılmış tedavi” tartışması: Yanıtı korurken toksisiteyi düşürmek mümkün mü?" data-wpan-internal-link="1">onkoloji</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-yas-evre-nuks-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAP hastalarında rutin papilla biyopsisi, adenom yakalamayı görünüşten bağımsız artırıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/fap-rutin-duyodenum-papilla-biyopsisi-adenom/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/fap-rutin-duyodenum-papilla-biyopsisi-adenom/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:42:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ailesel adenomatoz polipozis]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[duodenum adenomları]]></category>
		<category><![CDATA[düyodenum papilla]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[erken tanı]]></category>
		<category><![CDATA[FAP]]></category>
		<category><![CDATA[gastroenteroloji]]></category>
		<category><![CDATA[kanser taraması]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[papilla biyopsisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/fap-rutin-duyodenum-papilla-biyopsisi-adenom/</guid>

					<description><![CDATA[Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) hastalarında, papilla görünümünden bağımsız rutin düyodenum papilla biyopsisi adenom yakalama oranını artırabilir; erken tanıya katkı sağlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Familial adenomatoz polipozis (FAP) hastalarında periampuller bölgeye ilişkin kanser riski yüksektir; ancak bu riskin erken yakalanması pratikte güçleşmektedir. Düyodenumun papilla bölgesinde gelişebilen lezyonların endoskopik görünümle her zaman net ayırt edilememesi, tarama ve izlem stratejilerinde kritik bir boşluk olarak görülüyor. Yeni bir prospektif kohort <a href="https://oncology.com.tr/kolombiya-yasa-uygun-sehirler-yascilik/" title="Kolombiya’da yaşanabilirlik algılarıyla geç yaşamda yaşçılık deneyimleri arasında bağ: yeni profilleme çalışması" data-wpan-internal-link="1">çalışması</a>, bu boşluğu azaltmaya yönelik bir yaklaşımı değerlendirdi: Endoskopide papilla nasıl görünürse görünsün, protokole dayalı rutin biyopsi yapılması, düyodenum papilla adenomlarının saptanmasını artırabilir mi?</p>
<p>Çalışma, FAP tanısı olan hastalarda düyodenum papilla bölgesinden rutin biyopsi alınmasının, yalnızca endoskopik anormalliklerin varlığında örnekleme yapılmasına kıyasla daha yüksek adenom yakalama oranı sağlayıp sağlamadığını test etmeyi amaçladı. Araştırmacılar, papilla bölgesindeki lezyonların görünümünün aldatıcı olabildiği fikrinden hareket ederek, biyopsi stratejisinin performansını “endoskopik görünümden bağımsız” bir bakış açısıyla ele <a href="https://oncology.com.tr/chest-critical-care-journal-impact-factor-2-7/" title="CHEST Critical Care, ilk Journal Impact Factor’ını 2,7 ile aldı" data-wpan-internal-link="1">aldı</a>. Böylece, yalnızca belirgin değişikliklerin fark edilmesine dayanan yöntemlerin kaçırabileceği olası erken lezyonların yakalanması hedeflendi.</p>
<p>Prospektif tasarımın kullanılması, klinik akış içinde veri toplama sürecinin planlı biçimde yürütülmesine olanak sağladı. Bu kapsamda, araştırmada rutin duodenal papiller biyopsi yaklaşımı sistematik olarak uygulandı ve düyodenum papilla adenomlarının saptanması değerlendirildi. Çalışmanın raporladığı temel bulgu, protokollü rutin biyopsi uygulamasının adenom tespitini artırdığı yönündeydi. Önemli olarak bu artışın, papilla bölgesindeki endoskopik görünüm ile sınırlı kalmayacak şekilde değerlendirildiği bildirildi; yani biyopsinin faydası yalnızca “görünür anormallik” bulunan olgularla ilişkili değildi.</p>
<p>FAP’li bireylerde periampuller malignite riskinin yüksek olduğu bilgisi, <a href="https://oncology.com.tr/tani-oncesi-hastane-basvurusu-cocukluk-kanseri/" title="Kansere daha tanı konmadan hastane temasları erken ölümlülükle ilişkili olabilir: Danimarka ve İsveç çalışması" data-wpan-internal-link="1">erken tanı</a> arayışlarını daha da belirgin hale getiriyor. Bununla birlikte, papilla bölgesine odaklanan endoskopik incelemelerde duyarlılığın sınırlı olabilmesi, klinisyenlerin hangi hastada ne zaman biyopsi alacağı konusunu sürekli sorgulamasına neden oluyor. Yeni çalışmanın yaklaşımı, bu karar anını endoskopik izlenime tamamen bağımlı olmaktan çıkararak, rutin örneklemeyle daha kapsamlı bir doku incelemesi sağlamayı hedefleyen pratik bir fark yaratıyor.</p>
<p>Çalışmanın sonuçları, doku örneklemesinin “seçilerek” yapılmasındansa protokolize rutin biyopsiye geçişin, en azından adenom saptama açısından klinik değeri olabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte, çalışmanın odağının adenom yakalanması olduğu, klinik olarak hangi lezyonların nasıl bir seyir izlediği ve uzun vadede kanser önleme etkisinin doğrudan ne olduğu gibi soruların ise daha fazla araştırma gerektirebileceği unutulmamalıdır. Yine de, erken biyolojik sinyallerin yakalanması ve uygun izlem/planlama yapılabilmesi açısından, saptama performansındaki artışın önem taşıdığı açıktır.</p>
<p>Bu tür prospektif veriler, FAP izlem protokollerinin iyileştirilmesinde tartışmayı besleyebilir. Özellikle endoskopik görünümün “normal” ya da “şüpheli” olmasına bağlı kalmadan alınan biyopsi yaklaşımı, klinik değerlendirmede daha standardize bir yol sunabilir. Ancak her merkezde uygulanacak stratejilerin; işlem güvenliği, toplam örnek sayısı, patoloji iş yükü ve hastaya yansıyan pratik unsurlar gibi boyutlarla birlikte ele alınması gerekir. Araştırmanın sunduğu bulgu, en azından adenom tespitinin daha etkin hale getirilebileceğini gösteren bir sinyal olarak değerlendirilmeli.</p>
<p>Sonuç olarak, FAP hastalarında düyodenum papilla bölgesinden rutin, protokole dayalı biyopsi alınmasının adenom saptamasını artırabildiği bildirildi. Çalışma, faydanın endoskopik görünümle sınırlı kalmadığını vurgulayarak, erken yakalama çabalarında biyopsiyi daha sistematik bir unsura dönüştürmenin potansiyelini öne çıkarıyor. Periampuller malignite riskinin yüksek olduğu bir hasta grubunda, saptama duyarlılığını artırmaya yönelik bu yaklaşımın klinik uygulamada nasıl konumlanacağı, gelecekteki çalışmalara ve farklı kohortlarda doğrulamaya bağlı olarak netleşebilir.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="iW20rCOTxe"><p><a href="https://scienmag.com/routine-duodenal-papillary-biopsy-enhances-detection-of-duodenal-papillary-adenoma-in-familial-adenomatous-polyposis-patients-a-prospective-cohort-study/">Routine duodenal papillary biopsy enhances detection of duodenal papillary adenoma in familial adenomatous polyposis patients: a prospective cohort study</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Routine duodenal papillary biopsy enhances detection of duodenal papillary adenoma in familial adenomatous polyposis patients: a prospective cohort study” — Science" src="https://scienmag.com/routine-duodenal-papillary-biopsy-enhances-detection-of-duodenal-papillary-adenoma-in-familial-adenomatous-polyposis-patients-a-prospective-cohort-study/embed/#?secret=zPCWGHioCG#?secret=iW20rCOTxe" data-secret="iW20rCOTxe" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/fap-rutin-duyodenum-papilla-biyopsisi-adenom/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoklu Miyelomda “azaltılmış tedavi” tartışması: Yanıtı korurken toksisiteyi düşürmek mümkün mü?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/coklu-miyelom-de-escalation-tedavi-siddeti-azaltma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/coklu-miyelom-de-escalation-tedavi-siddeti-azaltma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:30:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu miyelom]]></category>
		<category><![CDATA[de-escalation]]></category>
		<category><![CDATA[erken dönem tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselleştirilmiş tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi şiddeti azaltma]]></category>
		<category><![CDATA[toksisite yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/coklu-miyelom-de-escalation-tedavi-siddeti-azaltma/</guid>

					<description><![CDATA[Çoklu miyelomda de-escalation tartışması; yanıtı korurken tedavi yükünü ve toksisiteyi azaltmaya odaklanan stratejileri seçenekler yelpazesi olarak ele alıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoklu miyelom (MM) tedavisinde yaklaşım <a href="https://oncology.com.tr/bellek-izi-yeniden-duzenlenmesi-makak/" title="Deneyim, maymun hipokampusunda “içerik” izlerini yeniden düzenliyor: nöronların fizyolojik imzası da değişiyor" data-wpan-internal-link="1">değişiyor</a>. Son yıllarda daha etkili ilaçların ve giderek erken döneme taşınan immünoterapilerin kullanımı artarken, klinisyenlerin odağı artık yalnızca hastalığı yanıt düzeyine getirmek değil; o yanıtın ne kadar süreyle ve hangi tedavi yoğunluğuyla sürdürülebileceği sorusuna kayıyor. Bu bağlamda 2026 yılında <em>Nature Reviews Clinical Oncology</em>’de yayımlanan bir derleme, MM’de “de-escalation” yani tedavi şiddetini azaltma stratejilerini tek bir reçete gibi değil, bir seçenekler yelpazesi olarak ele alıyor.</p>
<p>Derlemeye göre de-escalation, derin ve uzun süreli hastalık kontrolünü mümkün kılmaya çalışırken, uzun vadede biriken toksisiteyi ve tedavi yükünü azaltmayı hedefleyen bir mantık taşıyor. Ancak hangi hastada ne kadar tedavinin “yeterli” olduğu sorusu tek boyutlu değil. Hastalığın biyolojisi, önceki tedavi öyküsü ve hastanın tolere edebilme kapasitesi gibi değişkenler, azaltma planının şeklini belirliyor. Bu nedenle de-escalation yaklaşımının, farklı klinik senaryolara uyarlanabilen bir spektrum olarak düşünülmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Çalışmanın çerçevesinde öne çıkan stratejilerden biri doz ve tedavi takviminin değiştirilmesi. Bu yaklaşım, toplam ilaç maruziyetini azaltmayı amaçlarken yanıtın kalıcılığını koruma riskini de beraberinde değerlendiriyor. Diğer bir deyişle, tedaviyi “kısaltmak” ya da “seyrelterek devam etmek” gibi fikirlerin teorik cazibesi olsa da, hastalığı zaman içinde yeniden aktive etme olasılığıyla birlikte ele alınması gerekiyor. Derleme, bu tür değişikliklerin pratikte hangi hasta alt gruplarında daha uygun olabileceğine ilişkin kanıtların henüz olgunlaşmakta olduğunu, bu yüzden tedavi kararlarının klinik veriler ve hasta tercihlerinin ışığında verilmesi gerektiğini ima ediyor.</p>
<p>De-escalation tartışmasını daha da karmaşık hale getiren bir diğer unsur, güncel tedavi seçeneklerinin güçlenmesi. Daha potent rejimlerin hastalığın daha erken döneminde kullanılması, “maksimum etkinlik” hedefinin yerini giderek “maksimum kontrolü en az yıpratıcı biçimde sürdürme” hedefine yaklaştırıyor. Derleme, keyifli bir hedef gibi görünse de kritik sorunun, yanıtı başlatan doz/şema ile o yanıtı zaman içinde ayakta tutmak için gereken yoğunluğun aynı olup olmadığı olduğunu belirtiyor.</p>
<p>İmmünoterapilerin erken döneme ilerlemesi, tedavi şiddetini azaltma tartışmalarına yeni biyolojik perspektifler de getiriyor. Derlemede, de-escalation stratejilerinin yalnızca geleneksel kemoterapi temelli yoğunluk ayarlamalarından ibaret olmadığı; immünoterapiler gibi daha farklı etki biçimleri olan tedavilerle birlikte yeniden tasarlanabileceği ifade ediliyor. Bu noktada, uzun vadeli hastalık kontrolünün nasıl ölçüleceği de önem kazanıyor. Derleme, özellikle derin yanıtın düzeyini takip etmeye yarayan kavramlar ile tedavinin ne zaman gevşetilebileceği arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini gündeme taşıyor; böylece “ne kadar tedavi” sorusu “neyle ölçülen ne kadar derinlik ve ne kadar süre” sorusuna bağlanıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın geleceğe dönük kısmında ise, sabit süreli tedavi anlayışından tedavisiz aralıklara kadar uzanan farklı deneme tasarımlarının düşünülmesi yer alıyor. Bazı hastalarda tedaviyi belli bir eşik <a href="https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/" title="HIE sonrası ‘görünmeyen’ ruhsal yük: İçselleştiren bozukluklar yeni bir odak noktası oldu" data-wpan-internal-link="1">sonrası</a> durdurmak ya da aralıklı stratejilerle sürdürmek, diğerlerinde ise tam azaltmanın riskli olabileceği bir gerçeklik olarak görülüyor. Ayrıca hücresel tedavilerle ilgili olanlar da dahil olmak üzere, daha geniş tedavi tarihçeleri olan hastalarda azaltma planlarının nasıl kişiselleştirileceği konusu, derlemenin işaret ettiği başlıklardan biri.</p>
<p>Sonuç olarak, 2026’daki derleme MM’de de-escalation’ın tek bir “azaltma” kararı olmadığını; doz-schedule düzenlemelerinden tedavinin zamanlamasına, immünoterapilerin erken kullanımıyla birlikte yeni hedeflerin belirlenmesine kadar uzanan çok aşamalı bir strateji alanı olduğunu ortaya koyuyor. Klinik uygulamada bu yaklaşımın sınırlarının daha net çizilebilmesi için, farklı hasta gruplarını karşılaştıran kontrollü denemelerden gelecek verilerin belirleyici olması bekleniyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/de-escalation-trials-in-multiple-myeloma-advances-from-past-to-future/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Multiple myeloma de-escalation strategies; optimizing treatment intensity and duration</p>
<p><strong>Article Title:</strong> De-escalation trials in multiple myeloma: past, present and future.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Mian, H., Costa, L.J., Mohty, M. et al. De-escalation trials in multiple myeloma: past, present and future. Nat Rev Clin Oncol (2026). https://doi.org/10.1038/s41571-026-01186-3</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41571-026-01186-3</p>
<p><strong>Keywords:</strong> de-escalation, multiple myelom, <a href="https://oncology.com.tr/immun-yaslanma-bio-muhendislik-platformlari/" title="Yaşlanan bağışıklığı anlamak için bio-mühendislik platformları: “erken karar” süreçleri hedefleniyor" data-wpan-internal-link="1">immünoterapi</a>, MRD, tedaviden bağımsız aralık, doz/tedavi çizelgesi değişikliği, CAR T-hücresi, otolog kök hücre transplantasyonu</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/coklu-miyelom-de-escalation-tedavi-siddeti-azaltma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ISM6331 için ESMO 2026’da erken faz sonuçları: AI tasarımlı pan-TEAD inhibitörü Madrid’de sunulacak</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ism6331-pan-tead-inhibitoru-esmo-2026-faz-1/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ism6331-pan-tead-inhibitoru-esmo-2026-faz-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 22:19:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ESMO 2026]]></category>
		<category><![CDATA[Faz 1 klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Hippo yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Hippo-TEAD]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ism6331-pan-tead-inhibitoru-esmo-2026-faz-1/</guid>

					<description><![CDATA[İnsilico Medicine, AI tasarımlı pan-TEAD inhibitörü ISM6331 için ESMO 2026’da Rapid Oral oturumunda sunulacak Faz 1 ilk insan sonuçlarını duyurdu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsilico Medicine, AI ile tasarlanmış pan-TEAD inhibitörü ISM6331’e ait ilk insan (first-in-human) <em>Faz 1</em> verilerinin 2026 ESMO Kongresi’nde (Madrid) <strong>Rapid Oral</strong> oturumunda sunulmak üzere kabul edildiğini duyurdu. Şirketin paylaşımına göre sunum, <strong>25 Ekim 2026 Pazar</strong> günü gerçekleştirilecek ve <strong>abstract #997</strong> altında yer alacak.</p>
<p><strong>Hippo-TEAD eksenini hedefleme iddiası ve ISM6331’in konumu</strong> ISM6331’in geliştirilmesindeki temel bilimsel yaklaşım, kanserlerde sıkça görülen <strong>Hippo yolu</strong> ile onun başlıca aşağı akım aracısı olarak kabul edilen <strong>TEAD transkripsiyon faktörleri</strong> üzerinden sinyal iletimini modüle etmeye dayanıyor. Eksenin pek çok tümör tipinde düzensiz aktivasyon göstererek <a href="https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/" title="Enrico M. Novelli, UMSOM’da orak hücre hastalığı programının direktörlüğüne atandı" data-wpan-internal-link="1">hücre</a> çoğalmasını, hayatta kalma programlarını ve dokuda “uygunsuz” büyüme süreçlerini besleyebildiği belirtiliyor. Bu nedenle, TEAD düğümünün uzun süredir ilgi çekici bir hedef olduğu; ancak tarihsel olarak TEAD’ı etkili biçimde inhibe eden, seçici ve ilaç benzeri küçük molekül geliştirmede zorluklar yaşandığı ifade ediliyor.</p>
<p><strong>“Pan-TEAD” yaklaşımının klinik bağlama taşınması</strong> Şirketin açıklamasında ISM6331’in “<strong>pan-TEAD</strong>” inhibitörü olarak tanımlanması, TEAD ailesinin birden fazla üyesini kapsayan bir farmakolojik etki potansiyeline <a href="https://oncology.com.tr/fraksiyonel-proteomik-direnc-egzersizi-kas-hasari-azalmasi/" title="Yeni fraksiyonel proteomik çalışma, direnç egzersizi sonrası kas hasarını azaltan protein ağını işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>. Hippo-TEAD sinyalinin kanser biyolojisinde rolüne dair genel çerçeve, araştırmacıların yalnızca tek tek yolların değil, yol düğümlerinin de tedaviye dönük olarak nasıl kontrol edilebileceğini tartışmasına yol açtı. ISM6331’in Faz 1 sonuçlarıyla bu yaklaşımın erken klinik verilerde nasıl göründüğünün, ESMO’daki sunumun odak noktalarından biri olması bekleniyor.</p>
<p><strong>Faz 1’de mesötilom ve ileri evre solid tümörlerde araştırma</strong> ISM6331’in klinik çalışmasında odak alanlarından biri, bildirime göre <strong>mezotelyom</strong> ve <strong>ileri evre solid tümörler</strong>. Faz 1 düzeyi çalışmalar genellikle etkililikten ziyade güvenlilik, tolere edilebilirlik, doz aralığı ve farmakokinetik/farmakodinamik sinyaller gibi parametreleri açıklığa kavuşturmayı amaçlar. Bu bağlamda, ESMO’da paylaşılacak ilk insan verileri, ilacın erken klinik profiline dair hangi işaretlerin öne çıktığını göstermesi açısından önem taşıyabilir.</p>
<p><strong>Rapid Oral sunumu ve akademik gündeme yansıma takvimi</strong> Rapid Oral formatı, kongre programı içinde seçilen ve dikkat çeken klinik gelişmeleri kısa süre içinde geniş bir izleyiciye aktarmayı hedefler. İnsilico Medicine’in takvimine göre ISM6331 sunumu, kongre sürecinin bir parçası olarak 25 Ekim 2026’da gerçekleştirilecek. Sunumun <strong>#997</strong> numarasıyla erişime açılması, araştırmacıların ve klinisyenlerin Faz 1 verilerini ayrıntılandırılmış şekilde takip etmesini sağlayacak.</p>
<p>Şirketin duyurusu, AI-tasarımlı bir molekülün Hippo-TEAD eksenine küçük molekül düzeyinde yaklaşımını erken klinik verilerle görünür kılmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. Ancak bu aşamada sonuçların kapsamı, veri setinin içeriği ve klinik okuma düzeyi yalnızca sunumda paylaşılacak ayrıntılarla netleşecek. ESMO 2026’da gelecek <em>Faz 1</em> güncellemesi, ISM6331’in geliştirme planında bir sonraki adımlar için hangi sinyalleri taşıyabileceğine dair bilimsel tartışmayı hızlandırabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Hippo signaling / TEAD transcription factors; oncology drug discovery; mesothelioma and advanced solid tumors</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Insilico Medicine Announces Oral Presentation at ESMO 2026 for Phase 1 Clinical Study of ISM6331 in Mesothelioma and Advanced Solid Tumors</p>
<p><strong>References:</strong><br />None provided</p>
<p><strong>Keywords:</strong> İnsilico Medicine, ISM6331, pan-TEAD <a href="https://oncology.com.tr/cudc-907-temozolomid-etkisi-direncli-glioblastom/" title="Yeni bir PI3K/HDAC ikili inhibitörü, dirençli glioblastomda temozolomidin etkisini artırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">inhibitörü,</a> Hippo yolu, TEAD transkripsiyon faktörleri, Chemistry42, 1. faz denemesi, ESMO 2026, mezotelyoma, ileri evre solid tümörler, generatif yapay zekâ ile ilaç keşfi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ism6331-pan-tead-inhibitoru-esmo-2026-faz-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek kanserinde “ölüm” aynı mı? Çalışma, net hücreli RCC’de etnik farklılıklara göre ölüm nedenlerini ayrıştırdı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/net-hucreli-rcc-olum-nedenleri-etnik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/net-hucreli-rcc-olum-nedenleri-etnik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:48:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[ccRCC]]></category>
		<category><![CDATA[etnik farklılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanser mortalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser prognozu]]></category>
		<category><![CDATA[net hücreli RCC]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/net-hucreli-rcc-olum-nedenleri-etnik/</guid>

					<description><![CDATA[Net hücreli RCC’de ölüm nedenleri etnik kökene göre değişebilir. Çalışma, genel mortalite yerine ölüm kaynaklarını ayrıştırarak daha hedefli bir bakış sağlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Net hücreli böbrek hücreli karsinomda (clear cell renal cell carcinoma, ccRCC) yaşam süresine ilişkin raporlar genellikle genel ölüm oranlarına dayanıyor. Ancak yeni bir çalışma, “ne kadar yaşandı” kadar “neden ölüm gerçekleştiği”nin de ırk ve etnik kökene göre farklılaşabildiğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, büyük ölçekli klinik ve sonuç verilerini kullanarak, ölümün birbirleriyle yarışan olası nedenlerini istatistiksel olarak ayırmaya yarayan yöntemlerle, farklı popülasyonlarda ölümün hangi tıbbi yollardan kaynaklanabildiğine daha net bir bakış sağladı.</p>
<p>ccRCC, geç evre ilerlemeye eğilimli ve tedaviye yanıtın kişiden kişiye değişebildiği bir kanser türü olarak biliniyor. Buna rağmen kamuya açık raporlamalarda çoğunlukla tek bir sayı üzerinden genel mortaliteye odaklanılıyor. Oysa aynı <a href="https://oncology.com.tr/hemodinamik-anlamli-pda-kapatma-zamanlamasi/" title="Prematürelerde PDA kapatmanın zamanlaması: Ne zaman cihaz, ne zaman bekleme?" data-wpan-internal-link="1">zaman</a> diliminde hayatını kaybeden iki hastanın ölüm nedeni aynı olmayabiliyor. Bazı ölümler tümörün geri gelmesiyle ilişkiliyken, bazıları tedaviye bağlı komplikasyonlardan kaynaklanabiliyor; bir kısmı da kanser dışı durumların bakımın seyrini etkilemesiyle ortaya çıkabiliyor. Bu ayrımın yapılmaması, “hayatta kalma” kavramının popülasyonlar arasında aynı anlama gelip gelmediği sorusunu yanıtsız bırakıyor.</p>
<p>Çalışmanın odağında, ccRCC’de ölümün kaynağına ilişkin bu karmaşayı çözmek yer aldı. Araştırma ekibi, ırk ve etnik kökene göre ölüm nedenlerini karşılaştırırken, “rekabet eden riskler” yaklaşımını kullandıklarını belirtiyor. Bu yaklaşım, bir hastanın belirli bir olay nedeniyle yaşamını yitirmesi ihtimaliyle, başka bir olayın aynı dönemde gerçekleşme ihtimali arasındaki etkileşimi hesaba katarak nedene özgü ölüm görünümünü daha ayrıntılı hale getirmeyi amaçlıyor. Böylece genel ölüm oranlarının ötesine geçilerek, hangi ölüm yollarının daha baskın olabildiği anlaşılmaya çalışılıyor.</p>
<p>Çalışma, ırk ve etnik kökenin yalnızca kanser gelişme riskini <a href="https://oncology.com.tr/me-cfs-iskelet-kasi-degisimleri-uzun-covid-bed-rest/" title="Uzun COVID ve ME/CFS’de kas biyolojisi: Yatak istirahatinin “taklidi” değil, ayrı bir örüntü" data-wpan-internal-link="1">değil,</a> aynı zamanda ccRCC seyri sırasında ölümün altında yatan tıbbi nedenleri de şekillendirebileceğini vurguluyor. Bu bulgu, hayatta kalma farklarının yalnızca tümör biyolojisiyle sınırlı olmayabileceğini; tanıya erişim, tedaviye ulaşım ve eşlik eden hastalıkların yönetimi gibi faktörlerin de ölüm nedenleri üzerinde rol oynayabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Araştırmacılar, nedenlere göre ayrıştırılmış ölüm analizi sayesinde, popülasyonlar arasında “survival” olarak raporlanan sürenin arkasındaki mekanizmaların daha iyi anlaşılabileceğini savunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Racial and ethnic disparities in cause of death for clear cell renal cell carcinoma</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Racial and ethnic disparities in the cause of death for clear cell renal cell carcinoma</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Xie, Y., Zhang, Y., Li, S. et al. Racial and ethnic disparities in the cause of death for clear cell renal cell carcinoma. Nat Commun 17, 7553 (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-70709-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41467-026-70709-4</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/btk-a428d-mutasyonu-kll-btk-direnci/" data-wpan-internal-link="1">BTK hedefli tedavilere karşı “pan-direnç” yaratan nadir BTK A428D mutasyonu CLL’de öne çıktı</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/net-hucreli-rcc-olum-nedenleri-etnik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Monica L. Baskin, VCU Massey Kanser Merkezi’nin yeni direktörü olmaya hazırlanıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/monica-l-baskin-vcu-massey-kanser-merkezi-direktoru/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/monica-l-baskin-vcu-massey-kanser-merkezi-direktoru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 01:12:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser merkezi liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser merkezi yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser önleme]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplum temelli bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum temelli kanser önleme]]></category>
		<category><![CDATA[VCU Massey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/monica-l-baskin-vcu-massey-kanser-merkezi-direktoru/</guid>

					<description><![CDATA[Monica L. Baskin, VCU Massey Kanser Merkezi direktörü olarak Eylül’de görevi devralmaya hazırlanıyor. 3 Ağustos 2026’da merkezde tarih yazması bekleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>VCU Massey Comprehensive Cancer Center, yeni bir liderlik dönemi için geri sayımda. Monica L. Baskin, Ph.D., VCU Yönetim Kurulu (Board of Visitors) onayının ardından Eylül ayında direktörlük görevini üstlenecek. Baskin’in, direktörlük rolüne 3 Ağustos 2026’da başlaması öngörülüyor; bu randevu gerçekleştiğinde Massey’in tarihindeki ilk kadın direktör ve aynı zamanda NCI (National Cancer Institute) tarafından “NCI-designated” olarak tanımlanan bir kanser merkezini yönetecek ilk Siyah kadın lider olması bekleniyor.</p>
<p>VCU’nun açıklamalarında, Baskin’in yalnızca direktörlük sorumluluklarını <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-dopamin-dinamik-beyin-aglari-anahtarlama/" title="Parkinson’da dopaminle bağlantılı “ağ anahtarlama” düzensizliği: beyin bağlantıları anlık değil, kırılgan" data-wpan-internal-link="1">değil,</a> aynı zamanda onkolojide “Lipman chair” unvanını almasının da gündemde olduğu belirtiliyor. Baskin’in araştırma ve yönetim yaklaşımı, popülasyon bilimi (population science) ve toplulukla birlikte yürütülen kanser önleme çabaları üzerine kurulu bir profil taşıyor. Bu <a href="https://oncology.com.tr/yuksek-akimli-yenidogan-serebral-avm-ekokardiyografi/" title="Neonatal beyin damar bozukluklarında kalp ultrasonu ile daha hedefli yaklaşım" data-wpan-internal-link="1">yaklaşım</a>, hastalığı laboratuvar ölçeğinde anlamaya odaklanan çalışmaları; yaşam tarzı, davranış, sosyal etkenler ve çevresel koşullar gibi daha geniş belirleyicilerle birlikte ele alan toplum temelli stratejilerle buluşturmayı hedefleyen bir “topluluktan laboratuvara” çerçevesine işaret ediyor.</p>
<p>Massey, NCI tarafından kanser merkezleri için tanınan kurumlar arasında yer alırken, Baskin’in görevi bu kurumsal süreklilik açısından da dikkat çekiyor. Merkez, NCI’den aldığı atamayı 1975’te almıştı ve bu dönüm noktası, merkezin zaman içinde ölçeğini ve disiplinler arası kapasitesini büyütme sürecine işaret eden bir eşik olarak görülüyor. Baskin, bu çizgide merkezin 1975’ten bu yana beşinci direktörü olacak; bu da liderlik değişiminin, yalnızca idari bir atama değil, aynı zamanda stratejik yönelimlerin kurumsal hafızayla birlikte güncellenmesi anlamına geldiğini düşündürüyor.</p>
<p>Direktörlük kapsamında Baskin’in, geniş bir çok disiplinli ekibin çalışmalarını yönlendirmesi bekleniyor. Merkez, yaklaşık 250 bilim insanı ve klinik araştırmacıyı bir araya getiren bir yapı olarak tanımlanıyor; bu nedenle yeni direktörün sorumluluğu, temel araştırma ile klinik araştırma arasındaki koordinasyonu, önleme ve tarama odaklarının kurumsal önceliklerle uyumunu ve farklı uzmanlık alanlarının aynı hedefe kanalize edilmesini kapsayacak şekilde ele alınıyor.</p>
<p>Baskin’in topluluk katılımlı kanser önleme ve yaşam tarzı temelli müdahalelere ağırlık veren geçmişi, kanser riskinin yalnızca biyolojik değişkenlerle değil; aynı zamanda sağlığı şekillendiren sosyal ve çevresel koşullarla da yakından ilişkili olduğu yönündeki genel bilimsel kabulün güçlenmesiyle uyumlu. Bu çerçevede, tarama ve önleme yaklaşımlarının daha erişilebilir ve hedefe daha uygun hale getirilmesi, sağlık eşitliği (health equity) gündeminin merkezlerdeki araştırma ve eğitim programlarıyla daha görünür biçimde kesişmesine zemin hazırlayabiliyor. Öte yandan, kanser önleme stratejilerinin etkisinin topluluklar arasında değişebileceği ve bu nedenle yerel koşullara göre tasarlanması gerektiği de klinik ve epidemiyolojik literatürde sık vurgulanan bir konu.</p>
<p>VCU Massey’in liderlik koltuğuna gelecek Baskin’in atanması, hem NCI’ye bağlı araştırma ekosistemi içindeki konumunu hem de yönetim kadrosundaki çeşitlilik boyutunu öne çıkarıyor. Direktörlük onayıyla birlikte, merkezin Eylül’de başlayacak süreçleri ve 3 Ağustos 2026’daki görev devri, topluluk katılımını ve popülasyon odaklı kanser önleme yaklaşımını kurumun araştırma gündeminde <a href="https://oncology.com.tr/ekstraselluler-histonlar-kalp-disfonksiyonu/" title="Dolaşımdaki “alarm” histonlar kalp hücrelerini nasıl işlevsizleştiriyor? Yeni hücresel yol haritası" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> konumlandıracağına dair yakından izlenecek bir dönüm noktası oluşturacak.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/monica-l-baskin-named-director-of-vcu-massey-comprehensive-cancer-center/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Community-to-bench cancer prevention and lifestyle interventions (behavioral, social, and environmental determinants)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Monica L. Baskin to Become Next Director of VCU Massey Comprehensive Cancer Center</p>
<p><strong>References:</strong><br />Image Credits: VCU Massey Comprehensive Cancer Center</p>
<p><strong>Keywords:</strong> VCU Massey, Monica L. Baskin, kanser merkezi direktörü, toplumdan araştırma çıktısına (community-to-bench) modeli, NCI tarafından belirlenmiş, kanser önleme, taramа, yaşam tarzı müdahaleleri, sağlık eşitliği, kırsal sağlık</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/monica-l-baskin-vcu-massey-kanser-merkezi-direktoru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğüne romiplostim umut ışığı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 02:22:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi yan etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[romiplostim]]></category>
		<category><![CDATA[trombosit düşüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[trombositopeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/</guid>

					<description><![CDATA[British Journal of Cancer’da yayımlanan klinik çalışma, çocuklarda kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğünde romiplostim ile trombosit toparlanmasının potansiyelini değerlendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>British Journal of Cancer’da yayımlanan yeni bir klinik çalışma, kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğü (CIT) yaşayan çocuk hastalarda trombosit sayısını toparlamaya yönelik bir yaklaşımın potansiyelini araştırıyor. CIT, kanser tedavisi sırasında kemik iliğinin baskılanmasıyla ortaya <a href="https://oncology.com.tr/germline-gen-varyantlari-dna-hasarindan-kanser/" title="Germline genler, aynı DNA hasarından çıkan tümörlerin “izini” belirleyebilir" data-wpan-internal-link="1">çıkan</a> ve kanama <a href="https://oncology.com.tr/gezegensel-saglik-diyeti-kalp-damar-riski/" title="Gezegensel Sağlık Diyetine daha yakın beslenmek, kalp-damar riskini azaltabilir: 66 bin kadınlık analiz" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> artıran bir durum olarak öne çıkıyor. Düşük trombosit düzeyleri yalnızca acil güvenlik endişelerini değil; aynı zamanda tedavinin planlandığı gibi sürdürülememesi, dozların azaltılması ve tedavi gecikmeleri gibi klinik sonuçları da beraberinde getirebiliyor.</p>
<p>Yetişkinlerde trombopoietin reseptör agonistleriyle ilgili veri birikimi artsa da, çocuklar için tedavi rehberliği daha sınırlı kalmış durumda. Bu nedenle araştırmanın odağı, çocuk yaş grubunda da uygulanabilirliğe dair kanıt üretmek. Çalışmada incelenen ilaç romiplostim. Romiplostim, trombopoietin reseptörünü aktive etmeyi <a href="https://oncology.com.tr/prematurelerde-picc-bakim-protokolu/" title="Prematüre bebeklerde PICC bakımını hedefleyen protokol değişikliği: Daha az pansuman, daha az sorun bildirildi" data-wpan-internal-link="1">hedefleyen</a> ve “MPL” olarak da anılan sinyali taklit ederek trombosit üretimini artırmayı amaçlayan bir platelet-stimüle edici ajan olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Çalışmanın mantığı, kemoterapinin kemik iliği üzerindeki etkisi nedeniyle düşen trombosit sayısını, romiplostim aracılığıyla yükseltmek. Trombopoietin benzeri sinyal yolakları, normal koşullarda trombosit üretiminin düzenlenmesine katkı sağlıyor. Kemoterapinin bu dengeyi bozduğu durumlarda ise, trombosit sayısını daha güvenli seviyelere yaklaştırmak tedavinin kesintisiz ilerlemesine destek olabilir. Ancak araştırmacılar, çocuklarda malignitenin etkin tedavisi ile CIT yönetimi arasında hassas bir denge kurulmasının önemini vurguluyor. Bu denge, hem kanama riskini azaltmayı hem de gereksiz müdahalelerden kaçınmayı gerektiriyor.</p>
<p>Viral Science News’in haberleştirdiği verilere göre çalışma, romiplostimin çocuk hastalardaki etkinliğini ve bu süreçte ortaya çıkabilecek klinik sorunları değerlendirmeyi hedefliyor. CIT’nin çocuklarda tedavi seyrini etkileyebilen bir komplikasyon olması nedeniyle, trombosit toparlanmasının ne kadar sürdürülebildiği ve hangi aralıklarla trombosit yanıtının değişebileceği gibi başlıklar özellikle kritik. Bu tür ajanların değerlendirilmesinde ayrıca, trombosit yanıtının yanı sıra güvenlik boyutu da göz önünde bulunduruluyor; çünkü kemik iliği üzerinden etki eden tedaviler, klinik yönetimi doğrudan etkileyen istenmeyen etkiler açısından dikkatle izlenmeyi gerektirir.</p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinde destek tedavilerinin rolü, yalnızca kısa vadeli laboratuvar değerlerini yükseltmekle sınırlı değil. Trombosit sayısındaki düşüş, bazı protokollerde tedavinin ertelenmesine veya doz değişikliğine yol açarak tüm tedavi planının zamanlamasını ve yoğunluğunu etkileyebiliyor. Bu nedenle CIT’ye yönelik yaklaşımın amacı; kanama riskini azaltırken, tedavinin planlanan seyirden kopmasını önlemeye yardımcı olmak. Romiplostim gibi trombopoietin reseptörünü hedefleyen ajanlar bu bağlamda, trombosit düşüşünün yol açtığı tedavi kırılmalarını azaltabilecek adaylar arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>British Journal of Cancer’da yayımlanan çalışma, çocuklarda romiplostim kullanımına dair daha net bir çerçeve oluşturmayı hedefleyen yeni klinik kanıtlar sunuyor. Bununla birlikte, hangi çocuk hasta gruplarında, hangi kemoterapi rejimleriyle ve ne tür izlem stratejileriyle en doğru sonuçların alınacağı gibi sorular, bu araştırmaların sonuçlarıyla birlikte daha geniş veri setleri üzerinden netleşmeye devam edecek. CIT’nin ciddiyeti ve çocuklarda tedaviye bağlı risklerin çok boyutlu olması nedeniyle, bu tür terapötik yaklaşımların değerlendirilmesi dikkatli ve kanıta dayalı sürdürülmeli.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğü yaşayan çocuk hastalar için romiplostimin olası faydasına işaret ederken, tedavi sürekliliği ve güvenlik açısından çocuklara özgü yaklaşım ihtiyacını yeniden gündeme getiriyor. Daha fazla ayrıntı ve uzun vadeli değerlendirme, bu tedavinin pratikte nasıl konumlanacağını belirleyecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Chemotherapy-induced thrombocytopenia (CIT) in pediatric cancers; romiplostim for platelet recovery.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Romiplostim for chemotherapy induced thrombocytopenia in pediatric cancers.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Bansal, S., Gupta, A.K., Meena, J.P. et al. Romiplostim for chemotherapy induced thrombocytopenia in pediatric cancers. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03561-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41416-026-03561-4</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Viral Science News, kemoterapiye bağlı trombositopeni (CIT) ile mücadele eden genç hastalar için acilen gereken bir seçeneği araştıran yeni bir klinik çalışmayı inceliyor. CIT, kanser tedavisinin sık görülen bir komplikasyonu, tehlikeli derecede düşük trombosit sayımlarına yol açar ve kanama risklerini artırır, tedavi gecikmeleri, ve doz azaltımları—sonuçları tehlikeye atabilen etkiler. Trombopoietin reseptörü agonistlerine ilişkin yetişkin verileri büyümekteyken, &#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ADT alan yaşlı prostat kanseri hastalarında CGA’nın klinik değeri incelendi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cga-geriatrik-degerlendirme-adt-prostat/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cga-geriatrik-degerlendirme-adt-prostat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 19:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ADT]]></category>
		<category><![CDATA[androjen yoksunluk tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[kırılganlık]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prostat kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı bakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cga-geriatrik-degerlendirme-adt-prostat/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlı prostat kanseri hastalarında ADT sürecinde Kapsamlı Geriatrik Değerlendirme (CGA) yaklaşımının uygulanabilirliği ve klinik faydası, geriye dönük hizmet değerlendirmesiyle ele alınır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanserinin daha ileri yaşlarda sık görülmesi, tedavilerin yalnızca tümör biyolojisini değil, aynı zamanda yaşa bağlı sağlık sorunlarını da hedeflemesini zorunlu kılıyor. <em>BMC Geriatrics</em>’te yayımlanan yeni bir <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-hastaligi-fiziyatrist-klinik-liderlik/" title="Parkinson’da ekipten yönetime: fiziyatristin artan klinik liderliği yeni çalışma ile öne çıktı" data-wpan-internal-link="1">çalışma</a>, androjen yoksunluk tedavisi (ADT) alan yaşlı prostat kanseri hastalarında <strong>Kapsamlı Geriatrik Değerlendirme’nin (CGA)</strong> uygulanabilirliğini ve klinik faydasını ele aldı. Balachandran ve arkadaşlarının yürüttüğü geriye dönük hizmet değerlendirmesi, CGA’nın rutin onkoloji pratiğine entegre edilmesinin bakım kalitesini artırmada nasıl kullanılabileceğine dair somut bir örüntü sunuyor.</p>
<p>ADT, ileri prostat kanserinde temel tedavilerden biri olarak kabul ediliyor. Ancak yaşlı hastalarda tedavi süreci; birden fazla hastalığın bir arada bulunması, işlev kaybı ve kırılganlığın eşlik etmesi nedeniyle daha karmaşık ilerleyebiliyor. Çalışmanın vurgusu, bu karmaşıklığın yalnızca tıbbi komorbiditelerle sınırlı olmadığı yönünde: psikolojik durum, günlük yaşam aktivitelerindeki yeterlilik ve tedaviye uyum gibi unsurlar da klinik gidişatı etkileyebiliyor. Bu nedenle CGA’nın, hastanın tıbbi, psikolojik ve fonksiyonel yönlerini birlikte ele alacak şekilde değerlendirme yapması özellikle önem kazanıyor.</p>
<p>Retrospektif hizmet değerlendirmesinde araştırmacılar, CGA yaklaşımının yaşlı prostat kanseri popülasyonunda uygulanmasının mümkün olup olmadığını incelemenin yanı sıra, elde edilen değerlendirme bulgularının hangi tür müdahalelere dönüştürülebildiğini de ele alıyor. Böyle bir değerlendirme yaklaşımının “feasibility” yani uygulanabilirlik açısından değerlendirildiği çalışmalar, gerçekte klinik ekiplerin zaman ve süreç yönetimini nasıl tasarladığına da ışık tutar. CGA’nın yalnızca bir tarama aracı değil, aynı zamanda tedavi planlamasını yönlendiren bir çerçeve olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu bağlamda araştırmanın merkezinde yer alıyor.</p>
<p>Çalışmanın bilimsel mesajı, yaşlı hastalarda ADT’nin etkilerinin ve yaşa bağlı kırılganlığın iç içe geçtiği bir ortamda, bireyselleştirilmiş bakımın kritik olduğuna dayanıyor. CGA ile yapılan kapsamlı değerlendirmeler sayesinde klinisyenlerin, hastaların sadece kanserle ilgili ihtiyaçlarını değil; kırılganlık düzeyi, psikososyal destek ihtiyacı ve günlük işlevsellik gibi başlıklarda da daha hedefli kararlar alması hedefleniyor. Araştırma bu yaklaşımın klinik yararını, değerlendirme çıktılarının bakım sürecine ne ölçüde entegre edilebildiği <a href="https://oncology.com.tr/lpm4870108-obezitede-dna-metilasyonu/" title="Kanser ilaçları epigenetiği yeniden şekillendiriyor: Yeni TKI LPM4870108 obeziteyi DNA metilasyonu üzerinden tetikleyebilir" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> tartışıyor.</p>
<p>Bu tür hizmet değerlendirmeleri, randomize kontrollü klinik araştırmaların sunduğu nedensellik gücüne sahip değildir; ancak gerçek bakım süreçlerinde hangi uygulamaların sürdürülebildiğini ve hangi alanlarda fark yaratabileceğini görmek açısından değerli bir kanıt tabanı oluşturur. Geriye dönük tasarım, çalışma popülasyonunun gerçek yaşam pratiğine yakın olmasını sağlayabilir; bununla birlikte, hasta grupları arasındaki farklılıklar ve klinik kararların zaman içindeki değişimi gibi unsurlar sonuçların yorumlanmasını etkileyebilir. Bu nedenle bulgular, “genelleştirilebilir etki” iddiasından ziyade, CGA’nın klinik süreçlerde nasıl kullanılabileceğine dair pratik bir çerçeve sunma niteliği taşıyor.</p>
<p>Yine de çalışma, yaşlı prostat kanseri hastalarında ADT yönetiminin multidisipliner bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğini güçlendiriyor. CGA’nın rutin onkoloji hizmetlerine entegre edilmesi, yalnızca daha kapsamlı bir risk görünümü sağlamakla kalmayıp, bakım planı içinde hangi desteklerin önceliklendirilmesi gerektiği konusunda da karar verdirici <a href="https://oncology.com.tr/prmt6-kolorektal-kanserde-anjiyogenez/" title="PRMT6, kolorektal kanserde yeni damar oluşumunu tetikleyen anahtar düzenleyici olabilir" data-wpan-internal-link="1">olabilir</a>. Araştırmacıların değerlendirdiği “klinik utility” yani klinik kullanışlılık boyutu, CGA’nın değerlendirme aşamasında kalmayıp müdahalelere yol açma potansiyelini merkeze alıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, <em>BMC Geriatrics</em>’te yayımlanan bu geriye dönük hizmet değerlendirmesi, yaşlı prostat kanseri hastalarında ADT’nin yarattığı klinik zorlukların CGA gibi yapılandırılmış yaklaşımlarla ele alınmasının önemini gündeme taşıyor. İleriye dönük çalışmalar ve daha geniş popülasyonlarda yapılacak analizler, CGA’nın hangi alt gruplarda daha belirgin fayda sağladığını ve hangi müdahale türleriyle en iyi sonuçların hedeflenebileceğini netleştirmeye yardımcı olabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/evaluating-geriatric-assessment-and-interventions-for-prostate-cancer-patients-on-adt/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Comprehensive Geriatric Assessment (CGA) and its clinical utility in older adults with prostate cancer undergoing Androgen Deprivation Therapy (ADT)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Feasibility &amp; clinical utility of Comprehensive Geriatric Assessment (CGA) and interventions in older adults with prostate cancer on Androgen Deprivation Therapy (ADT); a retrospective service evaluation</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Balachandran, K., Lightbody, S., Brennan, M. et al. Feasibility &amp; clinical utility of Comprehensive Geriatric Assessment (CGA) and interventions in older adults with prostate cancer on Androgen Deprivation Therapy (ADT); a retrospective service evaluation. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07773-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cga-geriatrik-degerlendirme-adt-prostat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigortayla desteklenen bütünleştirici onkoloji programı kanser semptomlarını hafifletiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/sigorta-destekli-butunlestirici-onkoloji/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/sigorta-destekli-butunlestirici-onkoloji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:26:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>
		<category><![CDATA[Bütünleştirici Onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyici bakım]]></category>
		<category><![CDATA[kanser semptom yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser semptomları]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[masaj terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/sigorta-destekli-butunlestirici-onkoloji/</guid>

					<description><![CDATA[16 aylık araştırma, sigorta kapsamında sunulan hibrit bütünleştirici onkoloji modelinin kanser hastalarında ağrı, stres, kaygı, bulantı ve yorgunluğu hafiflettiğini gösterdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ohio’nun Beachwood kentindeki University Hospitals Connor Whole Health bünyesinde yürütülen öncü bir çalışma, sigorta tarafından karşılanan bir bütünleştirici onkoloji (integratif onkoloji) programının kanser hastalarında görülen bazı temel şikayetleri belirgin biçimde azaltabildiğini ortaya koydu. 16 ayı kapsayan araştırma; ağrı, stres, anksiyete, <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-depresyon-ulusal-veri-coklu-etkenler/" title="Ulusal veriyle yaşlılarda depresyonu tetikleyen ve koruyan çoklu etkenler haritalandı" data-wpan-internal-link="1">depresyon</a>, bulantı ve yorgunluk gibi semptom alanlarında hasta bildirimlerine dayalı iyileşmeler bildirdi. Bulgular, tamamlayıcı yaklaşımların standart kanser bakımına daha uygulanabilir biçimde entegre edilmesine yönelik ölçeklenebilir bir model fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>Connor Whole Health Integrative Oncology (CWHIO) Symptom Management Clinic, sigorta kapsamında gerçekleştirilen hekim görüşlerini; gruplar halinde daha erişilebilir fiyatlı akupunktur seansları ile masaj terapisi uygulamalarıyla bir araya getiren “hibrit” bir düzenek olarak tasarlandı. Hekim kontrolleri sigorta kapsamından yararlanırken, doğrudan faturalandırılamayan bazı hizmetler için ise bağışıklık ve hayırsever finansman desteği sağlandı. Çalışmanın odaklandığı kritik nokta, birçok hastada integratif onkolojiye yönelmenin önünde duran mali engelleri azaltmayı hedefleyen bu karma yaklaşımın, klinik sonuçlarla <a href="https://oncology.com.tr/pregmednet-gebelik-ilaclari-yenidogan-riskleri/" title="PregMedNet ile gebelikte ilaçların yenidoğan riskleri nasıl “çoklu” etkileniyor aydınlanıyor" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> ilişkilendirilebileceği oldu.</p>
<p>Programın uygulama dönemi, 2023 Haziran’ı ile 2024 Eylül’ü arasında sürdü. Bu zaman aralığında klinik, 291 hastaya toplamda yaklaşık 2.000 tedavi seansı verdi. Araştırma ekibi, bu yoğun hizmet sunumunun; farklı semptomları olan hasta gruplarında, tamamlayıcı yöntemlerin tekil değil, düzenli bir semptom yönetim stratejisinin parçası olarak konumlanabileceğini gösterdiğini belirtiyor. Program tasarımının, sadece belirli bir tanı grubuna değil; semptom yükü üzerinden ilerleyen daha genel bir hasta popülasyonuna odaklanacak şekilde kurgulandığı ifade ediliyor.</p>
<p>Çalışmada hasta bildirimleriyle izlenen değişim alanları arasında yer alan ağrı, hastaların yaşam kalitesini etkileyen en yaygın sorunlardan biri olarak biliniyor. Stres, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal durumlar ile bulantı ve yorgunluk ise hem tedavi süreciyle hem de hastalığın kendisiyle ilişkili olabilen çok boyutlu şikâyetler arasında değerlendiriliyor. Bu nedenle programın, fiziksel ve psikolojik semptomları birlikte hedeflemesi dikkat çekiyor. Araştırmanın sonuçları, semptom yönetiminde bütünleştirici yaklaşımların etkisini değerlendiren kayıtların, sigorta destekli modellerle birlikte ele alındığında daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale gelebileceğine <a href="https://oncology.com.tr/egzersiz-kaynakli-mikrobiyal-metabolitler-kas-kaybi/" title="Kadın farelerde egzersizin kas kaybını nasıl önlediği: Bağırsak kaynaklı metabolitler yeni bir kilit bağa işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>.</p>
<p>Çalışmanın anlatımında, CWHIO Symptom Management Clinic’in klinik işleyişine dair ayrıntılara da yer veriliyor. Programda rol alan uzmanlardan Jacob Wolf, ND, LAc (klinikte tıbbi akupunktur uygulamalarını yürüten hekim/uzman) ve ekibin, hekim değerlendirmelerini grup temelli akupunktur ve masaj terapisi seanslarıyla senkronize eden bir yaklaşım benimsediği aktarılıyor. Bu yapı, hastaların sadece tek seanslık müdahalelerle değil, devam eden bir destek hattıyla takip edilebilmesini amaçlıyor.</p>
<p>Makalenin yayımlandığı çerçevede, programın “ölçeklenebilir yol” olarak değerlendirilmesi, en azından şu noktalar açısından önem taşıyor: Birincisi, sigorta desteğiyle hekim ziyaretlerinin karşılanması, bütünleştirici uygulamalara erişimi artırabilecek bir finansman mekanizması sunuyor. İkincisi, bağışlarla desteklenen ve faturalandırılamayan hizmet unsurları, programın bütüncül doğasını korumaya yardımcı olabiliyor. Üçüncüsü, hasta sayısının ve tedavi seansı hacminin yüksekliği, modelin gerçek klinik akış içinde denenebildiğini gösteren bir uygulama zemini sağlıyor.</p>
<p>Yine de, araştırmanın erken aşama niteliğini düşündüren unsurlar önemini koruyor: Çalışma program uygulamasına odaklanan bir değerlendirme çerçevesinde sunuluyor ve sonuçların hangi düzeyde nedensellik içerdiği, daha geniş kontrollü tasarımlarla ayrıca ele alınmayı gerektirebilir. Bununla birlikte, semptomlarda birden fazla alanda görülen hasta bildirimli iyileşmeler, kanser bakımında tamamlayıcı terapilerin rolünün yalnızca teorik değil, erişilebilir bir hizmet modeli olarak da değerlendirilmeye uygun olduğunu gösteriyor.</p>
<p>University Hospitals Connor Whole Health’in deneyimi, onkoloji bakımında destekleyici yaklaşımların “entegre edilebilir” hale gelmesi için finansman tasarımının ve hizmet organizasyonunun birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor. Eğer bu tür modeller farklı merkezlerde de benzer biçimde test edilirse, hasta şikâyetlerini azaltmaya yönelik bütünleştirici stratejilerin kapsamı ve uygulanabilirliği açısından yeni bir sayfa aralanabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Integrative Oncology Symptom Management</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Implementation and Patient-Reported Outcomes of an Insurance-Supported Integrative Oncology Symptom Management Program</p>
<p><strong>References:</strong><br />Srivastava M, Rodgers-Melnick SN, Wolf J, Smith J, Rao S. JCO Oncol Pract. 2026;0(0):OP2600274. doi: 10.1200/OP-26-00274</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Bütünleştirici Onkoloji, Akupunktur, Kanser Semptom Yönetimi, Sigorta Tarafından Desteklenen Sağlık Hizmetleri, Hastadan Bildirilen Sonuçlar</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/sigorta-destekli-butunlestirici-onkoloji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AMP, 2026’da moleküler tanıda öne çıkan isimleri ödüllendirecek</title>
		<link>https://oncology.com.tr/amp-2026-odulleri-molekuler-tani/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/amp-2026-odulleri-molekuler-tani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:57:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[AMP 2026 ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler patoloji]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler tanı]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/amp-2026-odulleri-molekuler-tani/</guid>

					<description><![CDATA[AMP 2026 için Moleküler Tanıda Mükemmellik, Jeffrey A. Kant Liderlik ve Meritorious Service Ödülleri’nin sahipleri duyuruldu. Takdim Seattle’da yapılacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ROCKVILLE, Md.—Association for Molecular Pathology (AMP), 2026 yılı için Moleküler Tanıda Mükemmellik Ödülü, Jeffrey A. Kant Liderlik Ödülü ve Meritorious Service Ödülü’nün sahiplerini açıkladı. AMP’nin yaptığı açıklamaya göre bu üç ayrı onur, moleküler tanı alanında somut biçimde <a href="https://oncology.com.tr/optim-faz-ii-nivolumab-sonrasi-ipilimumab-mi-docetaxel-mi/" title="OPTIM çalışması: Nivolumab sonrası ilerleme olursa bağışıklık kombinasyonu mu kemoterapi mi?" data-wpan-internal-link="1">ilerleme</a> sağlayan ve hastaların sınıflandırılması, tedaviye yönlendirilmesi ile izlenmesinin daha doğru yürütülmesine katkıda bulunan bilim insanları ve liderleri kapsıyor.</p>
<p>Ödüllerin takdimi AMP 2026 Yıllık Toplantısı ve Fuarı kapsamında gerçekleştirilecek. Etkinlik, 10–14 Kasım tarihleri arasında Seattle’da düzenlenecek. AMP’nin en üst düzey tanıma kategorisi olan Moleküler Tanıda Mükemmellik Ödülü, National Cancer Institute bünyesinden Dr. Elaine S. Jaffe’ye verilecek.</p>
<p>AMP, Dr. Jaffe’nin 50 yılı aşan kariyeri boyunca, lenfoid neoplazmları sınıflandırmaya yönelik klinik tanısal çerçevenin oluşmasına katkı verdiğini vurguluyor. Kurumun ifadesiyle Jaffe’nin çalışmaları, moleküler düzeydeki bulguları patoloji uygulamalarında kullanılabilir bir iş akışına dönüştürme yaklaşımı <a href="https://oncology.com.tr/linc01929-tfrc-ferroptoz-meme-kanseri/" title="LINC01929, TFRC eksenli ferroptoz üzerinden meme kanseri büyümesini itiyor" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> ilerledi. Bu sayede, laboratuvar raporlaması ve klinik karar süreçleri arasında daha yakın bir bağ kurulmasına yardım ettiği belirtiliyor.</p>
<p>AMP’nin duyurusunda, moleküler temelli sınıflandırmanın modern onkoloji ve hematopatoloji pratiğinde giderek daha merkezi hale geldiği kaydediliyor. Moleküler tanı; hastalıkların biyolojik davranışını anlamak, hastaları daha doğru alt gruplara ayırmak ve klinik izlemin hangi parametreler üzerinden yürütüleceğini netleştirmek açısından önem taşıyor. AMP’ye göre Jaffe’nin katkısı, bu hedeflere hizmet eden ve tanısal kararların moleküler kanıtlarla daha uyumlu biçimde alınmasını destekleyen bir altyapının kurulmasına dayanıyor.</p>
<p>Duyuruda ayrıca 2026 yılı için Jeffrey A. Kant Liderlik Ödülü ve Meritorious Service Ödülü’nün de belirlendiği belirtiliyor. AMP, bu iki ödülün, yalnızca bireysel bilimsel çalışmaları değil; aynı zamanda alanın kurumsal işleyişini güçlendiren liderlik ve hizmet katkılarını da görünür kılmayı amaçladığını ifade ediyor. Moleküler patoloji ekosisteminde laboratuvar standardizasyonu, kalite yönetimi ve eğitim/rehberlik gibi unsurların, tanı sonuçlarının güvenilirliğini etkileyebildiği düşünüldüğünde, bu tür onurların alan içindeki kurumsal kapasiteyi desteklediği değerlendiriliyor.</p>
<p>AMP’nin açıklaması, ödüllerin ortak temasının “ölçülebilir ilerleme” olduğunu öne çıkarıyor. Buna göre, moleküler tanı süreçlerinin geliştirildiği ve hastaların klinik yolculuğunda sınıflandırma, tedaviye yönelim ve izlem basamaklarının daha iyi tanımlandığı örnekler, AMP’nin ödül kriterleri içinde yer alıyor. Bu yaklaşım, moleküler biyoloji bulgularının laboratuvar pratiğine aktarılmasının, klinik fayda açısından kritik bir basamak olduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Ödül töreni Seattle’daki AMP 2026 etkinliği sırasında düzenlenecek. AMP 2026 Yıllık Toplantısı ve Fuarı, moleküler patoloji ve moleküler tanı alanındaki güncel yaklaşımların bilimsel oturumlarda ele alınacağı bir platform olarak konumlanıyor. AMP’nin 2026 ödül sahipleriyle ilgili duyurusu, alanın hem teknik hem de uygulamalı yönlerinin <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-kotu-uyku-ve-kirilganlik-kardiyometabolik-multimorbidite/" title="Yaşlılarda kötü uyku ve kırılganlık birlikte kalp-metabolizma hastalıklarını artırabilir" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> ilerlediğini gösteren bir kilometre taşı niteliğinde.</p>
<p>Bu yılın ilk büyük ödülü olan Moleküler Tanıda Mükemmellik Ödülü’nün Dr. Elaine S. Jaffe’ye verilmesi; lenfoid neoplazmlar başta olmak üzere, moleküler bulguları klinik patoloji süreçlerine entegre etmeye dönük çabaların kalıcı etkisini bir kez daha gündeme taşıyor. AMP’nin diğer iki kategorideki liderlik ve hizmet katkılarını da ödüllendirmesi, moleküler tanının yalnızca laboratuvar içi yeniliklerle değil, alanın organizasyonel dayanıklılığıyla da güçlendiği fikrini pekiştiriyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/association-for-molecular-pathology-names-2026-award-winners/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Molecular diagnostics and molecular pathology (lymphoma classification, clinical genomics, laboratory leadership)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> AMP Announces 2026 Award Recipients for Excellence in Molecular Diagnostics</p>
<p><strong>References:</strong><br />None provided</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/amp-2026-odulleri-molekuler-tani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
