<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>obezite &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/obezite/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 18:32:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>obezite &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Obezite tanımında yeni yaklaşım: Tedavi kararı yalnızca metabolik testlere bağlı olmayabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yeni-obezite-siniflandirmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yeni-obezite-siniflandirmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 18:32:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik obezite]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık değerlendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite sınıflandırması]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yeni-obezite-siniflandirmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir derleme, obezitenin yalnızca metabolik testlerle değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Fazla yağ dokusunun organ ve günlük yaşam işlevlerine etkisi, tedavi kararlarında daha fazla önem taşıyabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezitenin değerlendirilmesinde yalnızca kan şekeri, tansiyon ve kan yağları gibi metabolik göstergelere odaklanmak, bazı hastaların ihtiyaç duyduğu tedaviyi geciktirebilir. Louisiana State University bünyesindeki Pennington Biyomedikal Araştırma Merkezi’nden araştırmacılar, yeni bir derlemede obezitenin, fazla yağ dokusunun organların, dokuların veya günlük yaşam işlevlerinin çalışmasını bozup bozmadığı üzerinden yeniden tanımlanmasını önerdi.</p>
<p><em>The Journal of Clinical Endocrinology &amp; Metabolism</em> dergisinde <a href="https://oncology.com.tr/intrinsik-daginik-proteinler-goose-cercevesi/" title="Nature’da yayımlanan yeni çerçeve: Dağınık proteinlerde sıra–işlev bağını hesaplamayla yakalamak" data-wpan-internal-link="1">yayımlanan</a> değerlendirme, uzun süredir kullanılan “metabolik olarak sağlıklı obezite” kavramını yeniden ele alıyor. Bu ifade genellikle obezite ölçütlerini karşılayan, ancak belirli metabolik bozuklukları henüz göstermeyen kişiler için kullanılıyor. Yüksek kan şekeri, hipertansiyon ve anormal kan lipidleri bu değerlendirmelerde sıklıkla dikkate alınan göstergeler arasında yer alıyor.</p>
<p>Ancak araştırmacılara göre mevcut test sonuçları, obezitenin vücutta yol açabileceği tüm etkileri yansıtmayabilir. Bir kişi belirli bir dönemde metabolik açıdan normal değerlere sahip olsa bile fazla yağ dokusu; hareket kabiliyetini, solunum işlevini, eklemleri veya başka organ ve dokuların çalışma biçimini etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca laboratuvar sonuçlarına dayanan bir sınıflandırma, hastalığın klinik önemini olduğundan düşük gösterebilir.</p>
<p>Derlemede öne çıkan yaklaşım, obeziteyi iki farklı klinik aşama üzerinden değerlendirmeyi amaçlıyor. “Klinik obezite”, fazla yağ dokusunun organ veya doku işlevlerinde bozulmaya ya da kişinin günlük aktivitelerinde belirgin kısıtlanmaya yol açtığı durumu ifade ediyor. “Klinik öncesi obezite” ise henüz bu tür işlev kayıplarının ortaya çıkmadığı, ancak ileride sağlık sorunları gelişme riskinin bulunduğu aşamayı tanımlamak için kullanılıyor.</p>
<p>Bu ayrım, hastaların aynı risk düzeyinde olmadığı gerçeğini daha iyi yansıtabilir. Klinik öncesi obezitesi bulunan kişilerin düzenli izlem, yaşam tarzı desteği ve risk değerlendirmesine ihtiyacı olabilir. Fazla yağ dokusuna bağlı organ veya doku işlev bozukluğu saptanan kişilerde ise daha yoğun tıbbi yaklaşım, kilo kaybı ilaçları ya da uygun görülen durumlarda metabolik cerrahi gündeme gelebilir. Araştırmacılar, böyle bir sınıflandırmanın tedaviyi tek bir vücut kitle indeksi veya sınırlı sayıdaki metabolik ölçüm üzerinden belirlemekten daha işlevsel olabileceğini savunuyor.</p>
<p>Vücut kitle indeksi, toplum düzeyinde ve klinik uygulamada yaygın kullanılan bir tarama ölçütü olsa da yağ dokusunun vücutta nasıl dağıldığını veya kişinin işlevsel durumunu tek başına göstermez. Aynı vücut kitle indeksine sahip iki kişinin metabolik özellikleri, fiziksel kapasitesi ve obeziteyle ilişkili sağlık sorunları birbirinden farklı olabilir. Yeni öneri, bu farklılıkların tanı ve tedavi planlamasında daha görünür hale getirilmesini hedefliyor.</p>
<p>“Metabolik olarak sağlıklı obezite” kavramı da bu nedenle tartışmalı kabul ediliyor. Metabolik açıdan normal görünen durumun kalıcı olup olmadığı ve zaman içinde diyabet ya da kalp-damar hastalıkları gibi sorunlara dönüşme riskinin kişiden kişiye değişebileceği biliniyor. Derleme, bu ifadeyi kesin bir güvenlik kategorisi gibi kullanmak yerine, hastaların organ işlevleri ve genel sağlık durumlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Önerilen modelin klinik uygulamaya tam olarak nasıl aktarılacağı ise gelecekteki araştırmalarla netleşecek. Hekimlerin tedavi kararlarında kişinin belirtilerini, işlevsel kısıtlılıklarını, eşlik eden hastalıklarını ve uzun vadeli risklerini birlikte <a href="https://oncology.com.tr/kucuk-dna-parcalari-dairesellestirme-verimi/" title="Küçük DNA parçalarında daireselleştirme verimi nasıl fazla hesaplanıyor? Yeni protokol değerlendirmesi" data-wpan-internal-link="1">değerlendirmesi</a> gerekecek. Araştırmacılara göre obeziteyi yalnızca sayısal ölçümlerle değil, fazla yağ dokusunun yaşam ve organ işlevleri üzerindeki etkisiyle tanımlamak, hem erken müdahaleyi hem de daha uygun tedavi seçimini destekleyebilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Obesity definitions, metabolically healthy obesity, clinical obesity, preclinical obesity and obesity-related organ or tissue dysfunction</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Does metabolically healthy obesity really exist: going toward new definitions</p>
<p><strong>References:</strong><br />Rodriguez C. and Ravussin E., “Does metabolically healthy obesity really exist: going toward new definitions,” The Journal of Clinical Endocrinology &amp; Metabolism, DOI: 10.1210/clinem/dgag247</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Obezite, Metabolik olarak sağlıklı obezite, Klinik obezite, Preklinik obezite, <a href="https://oncology.com.tr/kisa-zincirli-yag-asitleri-scfa-saglik-sinyalleri/" title="Bağırsak mikroplarının ürettiği kısa zincirli yağ asitleri: Metabolizma ve bağışıklıkta yeni sinyal yolları" data-wpan-internal-link="1">Metabolik sağlık</a>, Adipozite, Organ disfonksiyonu, Diyabet, Kardiyovasküler hastalık, Obezite tedavisi, Farmakoterapi, Bariatrik cerrahi, Pennington Biyomedikal Araştırma Merkezi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yeni-obezite-siniflandirmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısa ACE2 formu kadınlarda obeziteyle birlikte yağ dokusunda artıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kisa-ace2-izoformu-obezite-yag-dokusu-kadinlar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kisa-ace2-izoformu-obezite-yag-dokusu-kadinlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:37:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ACE2]]></category>
		<category><![CDATA[ACE2 izoformları]]></category>
		<category><![CDATA[adipöz doku]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif splicing]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kısa ACE2]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[SARS-CoV-2]]></category>
		<category><![CDATA[yağ dokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kisa-ace2-izoformu-obezite-yag-dokusu-kadinlar/</guid>

					<description><![CDATA[Kısa ACE2 izoformu kadınların yağ dokusunda obeziteyle birlikte artıyor. Alternatif splicing ile oluşan bu varyantın olası biyolojik rolü araştırılıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SARS-CoV-2’nin hücrelere girişinde rol oynadığı bilinen ACE2’nin farklı “izoform”larının insan dokularındaki dağılımına ilişkin yeni bir ayrıntı, obezite biyolojisini de kapsayan bir çerçeveyle raporlandı. Uluslararası bir araştırma ekibi, “kısa ACE2” adıyla bilinen ve klasik ACE2’nin virüs bağlanma bölgesini içermeyen bir varyantın, insan yağ dokusunda bulunduğunu ve obeziteyle ilişkili koşullarda yükseldiğini bildiriyor. Bulgular, ACE2’nin yalnızca solunum yolu gibi tek bir sistemde değil, metabolik hastalıkların etkilediği bağlamlarda da farklı biçimlerde yanıt verdiğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde, alternatif splicing yoluyla ortaya çıkan kısa ACE2 yer alıyor. Tam uzunluktaki ACE2 reseptöründen farklı olarak bu isoformun yapısında, SARS-CoV-2’nin kullanabildiği bilinen bağlanma alanı bulunmuyor. Bu nedenle araştırmacılar, kısa ACE2’yi doğrudan virüs tutunmasını kolaylaştıran bir “reseptör” gibi yorumlamanın doğru olmayabileceğini vurguluyor. Yapısal eksiklik, isoformun olası rolünün enfeksiyonun giriş basamağına birebir bağlı olmayabileceği yönünde bir biyolojik işaret sunuyor.</p>
<p>Araştırma, kısa ACE2’nin daha önce rapor edilen doku kapsamını genişletiyor. Bilinen dağılımın; solunum epitelinin yanı sıra üreme sistemi, gastrointestinal sistem ve karaciğer gibi bölümleri içerdiği daha önce ortaya konmuştu. Yeni veriler, yağ dokusunun da kısa ACE2’nin görülebildiği alanlar arasında yer aldığını göstererek, ACE2 izoform haritasına metabolik bir organı daha ekliyor.</p>
<p>Ek olarak ekip, kısa ACE2 düzeylerinin obeziteyle ilişkili koşullarda arttığını rapor ediyor. Obezite yalnızca yağ depolanmasının artması değil; aynı zamanda bağışıklık ve inflamasyonla etkileşen, “immünolojik olarak aktif” bir doku ortamı yaratan bir durum olarak kabul ediliyor. Çalışmada yağ dokusundaki isoform artışının, bu inflamasyonla ilişkili düzenlenme dinamikleriyle bağlantılı olabileceği çerçevesi öne çıkıyor. Bulgular özellikle interferonlarla ilişkili düzenleyici sinyallerin ACE2 izoformları üzerinde etkili olabileceği fikrine uyumlu bir zemin sağlıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, kısa ACE2’nin SARS-CoV-2 bağlanma bölgesini barındırmaması nedeniyle işlev yorumunu dikkatle konumlandırıyor: Bu isoformun, virüsün doğrudan tutunmasıyla ilişkili olmaktan ziyade, enfeksiyon yanıtı veya hücresel stres yanıtı gibi süreçlere duyarlı olabileceğini savunuyor. Bu yaklaşım, ACE2 biyolojisinin tek bir “giriş kapısı” mekanizmasına indirgenemeyeceğini; farklı izoformların farklı sinyal yollarıyla ilişkili olabileceğini hatırlatıyor.</p>
<p>Elbette çalışma, obezite ve ACE2 izoform <a href="https://oncology.com.tr/genomik-mozaiklik-lokosit-klonlari/" title="Kan örneklerinde “mosaic” kromozom değişimlerinin izini süren çalışma klonların kaderini etkileyen ipuçları sunuyor" data-wpan-internal-link="1">değişimlerinin</a> klinik sonuçlarını otomatik olarak birbirine bağlamıyor. Bulgular, kısa ACE2’nin yağ dokusunda yükseldiğini ve yapısal özellikleri nedeniyle SARS-CoV-2 tutunmasına aracılık etmeyecek bir mimari sunduğunu gösteriyor. Bu, ileride yapılacak işlev deneylerinin ve klinik biyobelirteç çalışmalarının önemini artırıyor; çünkü kısa ACE2’nin hangi hücresel programlarla yükseldiğini ve bağışıklık- <a href="https://oncology.com.tr/kisa-zincirli-yag-asitleri-scfa-saglik-sinyalleri/" title="Bağırsak mikroplarının ürettiği kısa zincirli yağ asitleri: Metabolizma ve bağışıklıkta yeni sinyal yolları" data-wpan-internal-link="1">metabolizma</a> etkileşimlerinde nasıl bir rol oynayabileceğini daha ayrıntılı incelemek gerekecek.</p>
<p>Yine de çalışma, obezitenin moleküler düzeyde ACE2 ailesini etkileyebileceğine dair kanıtları genişleterek dikkat çekiyor. ACE2 izoformlarının dokuya özgü ve durum bağımlı düzenlenmesini <a href="https://oncology.com.tr/immun-yaslanma-bio-muhendislik-platformlari/" title="Yaşlanan bağışıklığı anlamak için bio-mühendislik platformları: “erken karar” süreçleri hedefleniyor" data-wpan-internal-link="1">anlamak</a>, hem viral enfeksiyon biyolojisi hem de metabolik hastalıklardaki bağışıklık yanıtlarının daha bütüncül bir resmini kurmak açısından araştırma gündemini zenginleştiriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> ACE2 isoforms in human adipose tissue; interferon regulation and obesity association</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The short ACE2 isoform is upregulated in adipose tissue from women with obesity</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Salazar, M., Teixeira, D., Oliveira, S.M. et al. The short ACE2 isoform is upregulated in adipose tissue from women with obesity. International Journal of Obesity (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02177-1</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41366-026-02177-1</p>
<p><strong>Keywords:</strong> ACE2 izoformu, kısa ACE2, interferonlar, adipoz doku, obezite</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kisa-ace2-izoformu-obezite-yag-dokusu-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ACLM’den “Remisyon” hamlesi: Kronik hastalıklarda hedefi semptomdan kök nedene kaydırma çağrısı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:06:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Remisyon]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/</guid>

					<description><![CDATA[ACLM, Project Remission ile kronik hastalıklarda hedefi semptomdan remisyona ve kök nedene dönük yaşam tarzı müdahalelerine kaydırmayı istiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ST. LOUIS—Amerikan Yaşam Tarzı Tıbbı Koleji (ACLM), kronik hastalıkların tedavisinde hedeflerin yeniden tanımlanmasını isteyen yeni bir girişim başlattı: Project Remission. Girişim, klinik bakımın odağını yalnızca belirti kontrolüne değil, altta yatan nedenlere yönelik müdahaleler yoluyla “remisyon” olasılığına ve sağlıkta anlamlı toparlanmaya da çevirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>ACLM’nin duyurusuna göre Project Remission, kronik durumların zaman içinde kaçınılmaz biçimde ağırlaşacağı yönündeki yerleşik varsayımı sorguluyor. Kurum, yaşam tarzı temelli, kök nedene dönük yönetimin klinik açıdan ölçülebilir iyileşmeler üretebileceğini vurgularken, girişimin bilimsel kanıtlar ile gerçek hayattaki uygulama deneyimine dayandığını belirtiyor. Programın <a href="https://oncology.com.tr/circrna-urikaz-nanotasiyici-hiperuriszemi-fare/" title="Oksidan stresi de hedefleyen nanotaşıyıcı: Farelerde hiperürisemiyi azaltmak için circRNA urikaz yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, hastalıkların seyrini değiştirmeye yönelik stratejilerin, semptomları kısa vadede bastırmak yerine hastalığın biyolojik zemininde ortak rol oynayan süreçleri hedeflemesi fikrine dayanıyor.</p>
<p>Girişimin dikkat çektiği başlıca hastalık alanları arasında tip 2 diyabet, hipertansiyon ve obezite yer alıyor. Bu üç durumun çoğu zaman benzer sürücülerle ilişkili olduğunu belirten ACLM, klinik hedeflerin de bu ortak mekanizmalara odaklanması gerektiğini savunuyor. Proje kapsamında özellikle metabolik dengesizlik, beslenme örüntüleri, fiziksel hareketsizlik, stres fizyolojisi ve uyku ile ilişkili faktörler gibi “yukarı akış” unsurların öne çıkarıldığı aktarılıyor.</p>
<p>ACLM’ye göre Project Remission, sağlık sistemlerini kronik hastalık hedeflerini yeniden düşünmeye çağırırken, aynı zamanda bakımın nasıl organize edilmesi gerektiğine dair bir çerçeve de sunuyor. Bu çerçevede, sağlık hizmeti sunucularının yaşam tarzına yönelik müdahaleleri tedavi planlarının merkezine alması, hastaların metabolik sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan sürdürülebilir değişimleri desteklemesi ve klinik izlemde yalnızca kısa dönem biyobelirteçlere değil, daha geniş sağlık çıktılarının takibine de önem vermesi <a href="https://oncology.com.tr/immun-yaslanma-bio-muhendislik-platformlari/" title="Yaşlanan bağışıklığı anlamak için bio-mühendislik platformları: “erken karar” süreçleri hedefleniyor" data-wpan-internal-link="1">hedefleniyor</a>.</p>
<p>Kronik hastalıkların seyrini etkileyen etmenler konusunda tıp literatüründe, metabolik riskin davranışsal ve çevresel faktörlerle bağlantılı olduğuna dair genel bir bilimsel zemin bulunuyor. Ancak remisyon kavramı ve bunun hangi koşullarda, hangi ölçütlerle değerlendirileceği; hastanın başlangıç <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/" title="Yaşlılıkta yaşam doyumu: Para istikrarı, sağlık durumu ve inanç nasıl iç içe geçiyor?" data-wpan-internal-link="1">durumu</a>, hastalık süresi ve eşlik eden riskler gibi unsurlara göre değişebiliyor. Bu nedenle Project Remission’ın yaklaşımı, semptom kontrolünü dışlamaktan ziyade, bakım hedeflerini “mümkün olan klinik toparlanma” doğrultusunda genişletmeye yönelik bir perspektif değişimi olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>ACLM’nin girişimi, sağlık sistemlerinin kronik hastalık yönetimini daha kök nedene dayalı bir çerçevede ele alması gerektiği mesajını öne çıkarıyor. Projenin ne tür ölçütlerle başarının izleneceği ve hangi klinik protokollerle yaygınlaştırılacağı, uygulama süreçlerine bağlı olarak şekillenecek. Bununla birlikte duyuruda, yaşam tarzı temelli müdahalelerin klinik olarak anlamlı iyileşmelerle ilişkilendirilebileceğine vurgu yapıldığı görülüyor.</p>
<p>Project Remission, kronik hastalıkların kaderinin önceden çizilmiş olduğu fikrine meydan okuyan bir girişim olarak konumlanıyor. Sağlık sistemlerini remisyon ihtimalini bakım hedefleri arasına katmaya çağıran bu adım, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi yüksek yük taşıyan durumlarda, ortak biyolojik mekanizmalar üzerinden daha bütüncül bir yaklaşım tartışmasını hızlandırabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/american-college-of-lifestyle-medicine-urges-remission-as-chronic-disease-goal/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Chronic disease remission; lifestyle interventions for type 2 diabetes, hypertension, and obesity</p>
<p><strong>Article Title:</strong> ACLM Launches Project Remission to Shift Chronic Disease Care Toward Remission</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not provided</p>
<p><strong>Keywords:</strong> yaşam tarzı tıbbı, kronik hastalık, remisyon, tip 2 diyabet, hipertansiyon, obezite, metabolik sağlık, hasta sonuçları, klinik uygulama</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite pankreasta bağışıklık ekosistemini ‘yerinde’ yeniden biçimlendiriyor: yeni çalışma</title>
		<link>https://oncology.com.tr/obezite-pankreas-bagisikligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/obezite-pankreas-bagisikligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:48:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik stres]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas bağışıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/obezite-pankreas-bagisikligi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir çalışma, obezitenin pankreastaki bağışıklık hücrelerini sabit bir iltihap paterniyle sınırlı bırakmadığını; zamanla dinamik biçimde yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, obezitenin pankreasta yalnızca kronik bir iltihaplanma yükü oluşturmakla kalmayıp, zaman içinde organın <a href="https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/" title="Çocuklarda ağır yetersiz beslenme sonrası kilo toparlansa da doğuştan bağışıklık geç düzeliyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> ekosistemini <a href="https://oncology.com.tr/entangled-dual-site-migration-bor-dongusu/" title="Bor döngüsü yeniden düzenlenmesiyle iki uzak bölgeyi aynı anda taşıyan “entangled” göç yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> şekillendirdiğini ortaya koyuyor. <em>Nature Communications</em>’ta yayımlanan çalışmada, kilo ile ilişkili metabolik stresin etkisi altında pankreas dokusundaki bağışıklık hücrelerinin hem sayısal dağılımının hem de işlevsel özelliklerinin değiştiği bildiriliyor. Elde edilen sonuçlar, obeziteye bağlı pankreatik bağışıklık yanıtının sabit bir “iltihap imzası” gibi ele alınamayacağını; bunun yerine gelişen bir süreçte sürekli evrilen dinamik bir manzara sunduğunu işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın odak noktası, <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-bilissel-gerileme-kilo-degisim-oruntuleri/" title="Yetişkinlikteki kilo gidişatı yaşlılıkta düşünme performansını etkileyebilir" data-wpan-internal-link="1">obezite</a> ilerledikçe pankreasla ilişkili bağışıklık popülasyonlarının nasıl dönüştüğünün izlenmesiydi. Koshkin, Tanagala, Eichinger ve arkadaşları, yüksek çözünürlüklü profilleme yaklaşımlarını kullanarak obez koşullarda pankreasa özgü bağışıklık hücre durumlarını ayrıntılı biçimde haritalandırdı. Bu haritalar, kilo almayan/ince (lean) kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında, bağışıklık hücre topluluklarında belirgin bir yeniden düzenlenme olduğu görüldü.</p>
<p>Araştırmacılar, obeziteye bağlı değişimleri tek bir zaman noktasına sıkıştırılmış bir tablo olarak değil, hastalık benzeri çevrenin oluşmasına paralel olarak ilerleyen bir yeniden modelleme olarak yorumluyor. Bulgular, bağışıklık sisteminin pankreas içindeki “eşleşme ve yeniden ayarlanma” kapasitesinin bulunduğuna; metabolik bozulma büyüdükçe hücrelerin yalnızca varlık miktarlarının değil, aynı zamanda biyolojik durumlarının da kayabildiğine dikkat çekiyor. Başka bir ifadeyle, pankreasın bağışıklık manzarası obeziteyle birlikte durağanlaşmıyor; aksine bileşenler ve işlevler düzeyinde yeniden kuruluyor.</p>
<p>Çalışma, bağışıklık ekosistemindeki dönüşümün hem kompozisyonel düzeyde hem de işlevsel fenotip düzeyinde gerçekleştiğine dair kanıtlar sunuyor. Bu yaklaşım, obeziteyle sık ilişkilendirilen inflamasyon kavramını tamamen dışlamıyor; ancak inflamasyonun tek başına açıklayıcı, tek boyutlu bir etiket olamayacağını gösteriyor. Pankreas dokusunda bağışıklık hücrelerinin farklı durumlara geçişleri, obeziteye özgü metabolik stresin bağışıklık ağlarını yeniden programlayabileceğine işaret eden bir biyolojik mekanizma fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>Ayrıca araştırmanın vurguladığı noktalardan biri, heterojenliğin yani bağışıklık yanıtının aynı kişide bile farklı hücresel durumlar arasında dağılım göstermesinin, obezite bağlamında daha görünür hale gelmesi. Yüksek çözünürlüklü profilleme, bu tür hücresel çeşitliliği yakalamaya elverişli olduğundan, pankreasa özgü bağışıklık dinamiklerinin daha net bir çerçevede değerlendirilmesine olanak sağlıyor. Elde edilen sonuçlar, obeziteyle ilişkili pankreatik hastalıkların bağışıklık bileşenlerini anlamada “zamansal evrim” boyutunu daha merkezi hale getiriyor.</p>
<p>Bu çalışma, klinik sonuçlara doğrudan kanıt sunmaktan ziyade, mekanizmaya yönelik erken aşamada bir biyolojik tablo sağlıyor. Buna rağmen, pankreasta bağışıklık ekosisteminin dinamik biçimde yeniden şekillenmesi bulgusu, obezitenin organlar arası etkisini yalnızca genel inflamasyon üzerinden değil, hücresel ve işlevsel düzeydeki yeniden yapılanma üzerinden ele alma gereğini artırıyor. Gelecek araştırmaların, bu hücresel dönüşümlerin obezite süresine, metabolik değişkenlere ve pankreasta ortaya çıkabilecek hastalık süreçlerine nasıl bağlandığını ayrıntılandırması bekleniyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, obezitenin pankreasta bağışıklık sistemini sabit bir “yangı paterni” ile temsil etmediğini; bunun yerine zamanla evrilen, hücre kompozisyonu ve fonksiyonel durumlarda değişimler içeren dinamik bir manzara oluşturduğunu gösteriyor. Pankreasın bağışıklık ekosistemindeki bu yeniden modelleme, obeziteye bağlı metabolik bozulmanın biyolojisini anlamak ve organ içi bağışıklık etkileşimlerini daha hedefli biçimde incelemek açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Immune remodeling in the pancreas under obesity</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Dynamic remodeling of the pancreas immune landscape in obesity</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Koshkin, A., Tanagala, K.K.K., Eichinger, A. et al. Dynamic remodeling of the pancreas immune landscape in obesity. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75090-w</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/obezite-pankreas-bagisikligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlikteki kilo gidişatı yaşlılıkta düşünme performansını etkileyebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-bilissel-gerileme-kilo-degisim-oruntuleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-bilissel-gerileme-kilo-degisim-oruntuleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[kilo değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-bilissel-gerileme-kilo-degisim-oruntuleri/</guid>

					<description><![CDATA[Yetişkinlikteki kilo değişim örüntüleri, yaşlılıkta düşünme performansıyla ilişki gösterebilir. Özellikle kilo kaybı gidişatı daha olumsuz sonuçlarla anılıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel yaşlanma hızlandıkça, yaşlı bireylerde bilişsel gerileme hem sağlık sistemi hem de aileler için giderek daha belirgin bir sorun haline geliyor. Ancak beyin sağlığını etkileyen etkenler, özellikle de uzun yıllara yayılan yaşam tarzı değişimleri açısından, hâlâ tam olarak aydınlatılmış değil. Bu belirsizliğin merkezinde, obezite ve yaşlanma literatüründe sıkça tartışılan şu soru yer alıyor: Yetişkinlik boyunca kiloda yaşanan değişimler, onlarca yıl sonra düşünme ve hafıza performansını nasıl etkileyebilir?</p>
<p>International Journal of Obesity’de yayımlanan yeni bir çalışma, “kilo”yu tek bir zaman noktasından ölçmek yerine, yıllar içindeki kilo değişim örüntülerini incelemeye odaklandı. Araştırmacılar, yetişkinlik boyunca beden ağırlığındaki farklı gidişleri izleyen bireylerin, daha ileri yaşlarda bilişsel işlevlerinde nasıl bir farklılık gösterebileceğini değerlendirdi. Çalışmanın yaklaşımı, kilo değişimini tek bir “anlık fotoğraf” gibi ele almak yerine, zaman içinde şekillenen “gidişat” mantığıyla ele alarak, mevcut literatürdeki karışık sonuçları daha anlaşılır kılmayı <a href="https://oncology.com.tr/cudc-907-temozolomid-etkisi-direncli-glioblastom/" title="Yeni bir PI3K/HDAC ikili inhibitörü, dirençli glioblastomda temozolomidin etkisini artırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>.</p>
<p>Çalışmada, yaşlı katılımcılarda bilişsel performans ölçümleri değerlendirilirken, katılımcıların yetişkinlik dönemindeki kilo seyirleriyle bilişsel sonuçlar arasındaki ilişkiler analiz edildi. Araştırmanın önemli noktalarından biri, kilo değişimlerinin yönünün (kilo alma, kilo verme ya da daha uzun süreli stabil kalma) aynı şekilde ele alınmaması. Zira önceki araştırmaların farklı sonuçlar üretmesinde, kilo değişimini yalnızca belirli bir yaşta yakalamanın biyolojik ve davranışsal etkileri eksik yansıtması olasılığı bulunuyor.</p>
<p>Yeni çalışmanın bulguları, yetişkinlikte kilo kaybına doğru giden örüntülerin, yaşlılıkta bilişsel işlevlerle daha olumsuz bir ilişki içinde olabileceğine işaret ederken; daha uzun süreli kilo stabilitesinin bilişsel performansla daha nötr ya da daha olumlu bir bağlantı kurabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu tür gözlemsel çalışmaların nedensellik kurmak için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan bilimsel yaklaşımı koruyor. Yani “kilo kaybı doğrudan bilişsel gerilemeyi tetikler” şeklinde kesin bir ifade, verilerden çıkarılamıyor.</p>
<p>Bu noktada, kilo değişimiyle bilişsel sonuçlar arasındaki bağlantının hangi yollarla ortaya çıkabileceği konusu da tartışmaya açık. Kilo gidişatı; <a href="https://oncology.com.tr/ileri-glikasyon-son-urunleri-age-whi/" title="Low-fat yaklaşımın ötesi: WHI verileriyle AGE’lerin kanser riskine olası etkisi yeniden tartışılıyor" data-wpan-internal-link="1">beslenme</a> düzeni, fiziksel aktivite, metabolik sağlık ve kronik iltihap gibi pek çok biyolojik süreci etkileyebilir. Öte yandan, özellikle ileri yaşlarda istemsiz kilo kaybının bazı hastalıkların ya da genel sağlık durumundaki bozulmaların bir işareti olabileceği de biliniyor. Bu nedenle, çalışmanın “kilo”yu bir risk işareti olarak ele alması, klinik açıdan da daha dikkatli yorum gerektiriyor.</p>
<p>Araştırmanın uzunlamasına (yıllara yayılan) bakış açısı, kilo değişiminin biyolojik anlamını daha iyi yakalama potansiyeli taşıyor. Çünkü yetişkinlikteki ağırlık dalgalanmaları, beyin sağlığı üzerinde etkisi olabilecek metabolik süreçlerin zamana bağlı birikimini yansıtabilir. Aynı zamanda, kilo alma ve kilo verme gibi farklı örüntülerin bilişsel sonuçlar üzerinde aynı yönde etki göstermemesi de bu tarz analizleri daha değerli kılıyor.</p>
<p>International Journal of Obesity’de yayımlanan çalışma, yaşlılarda bilişsel gerilemenin çok etkenli bir süreç olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ancak sonuçların “kilo gidişatını izlemek” gibi pratik bir çerçeveyle ele alınabilmesi için, farklı kohortlarda benzer sonuçların tekrarlanması ve kilo değişimlerinin altında yatan sağlık nedenlerinin daha ayrıntılı incelenmesi gerekecek. Bu çalışma, yetişkinlikteki ağırlık seyrinin uzun vadede bilişsel performansla ilişkili olabileceğini göstererek, araştırma gündemini kilo değişiminin zaman içindeki örüntülerine doğru taşıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/link-between-weight-changes-and-cognitive-decline-in-older-adults/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The relationship between changes in body weight during adulthood and cognitive function in elderly individuals.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The relationship between changes in body weight and cognitive function in the elderly.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhong, Y., Guo, B., Wang, Y. et al. The relationship between changes in body weight and cognitive function in the elderly. Int J Obes (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02182-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41366-026-02182-4</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Küresel popülasyonlar yaşlanırken, bilişsel gerileme bir <a href="https://oncology.com.tr/dunya-hepatit-gunu-2026-avrupada-hepatit-b-onleme-hedefleri-riskte/" title="Dünya Hepatit Günü 2026: Avrupa’nın ilerlemesine rağmen 2030 hedefi riskte" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> önceliği haline gelmiştir. Yine de, yaşamın ilerleyen dönemlerinde beyin sağlığını şekillendiren etkenler yalnızca kısmen anlaşılmış durumdadır. Obezite ve yaşlanma araştırmalarında sıklıkla gündeme gelen bir soru, yetişkinlik boyunca değişen vücut ağırlığının on yıllar sonra bilişimi etkileyip etkilemediğidir. Önceki çalışmalar &#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-bilissel-gerileme-kilo-degisim-oruntuleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DNA’daki tat tercihi izleri, obezite ve tip 2 diyabet riskine mi bağlanıyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/tat-tercihi-genleri-obezite-tip-2-diyabet/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/tat-tercihi-genleri-obezite-tip-2-diyabet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 12:34:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[DNA ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[genetik varyantlar]]></category>
		<category><![CDATA[genom-geniş ilişkilendirme çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[tat tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[UK Biobank]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/tat-tercihi-genleri-obezite-tip-2-diyabet/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni genetik çalışma, tatlı ve yağ yönelimini etkileyen DNA varyantlarının aşırı lezzetli gıdaları daha fazla tüketme eğilimiyle ve obezite ile tip 2 diyabet riskleriyle ilişkili olabileceğini söylüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar tatlıları ve yağlı yiyecekleri daha kolay ararken, diğerleri aynı tür gıdalara karşı daha mesafeli kalabiliyor. Bu farkların salt alışkanlık ya da çevresel etkenlerden ibaret olmadığı, yeni ve ön bulgusu niteliğindeki bir genetik çalışmayla gündeme geldi. Araştırmacılar, tatlılık ve yağ yönelimini yansıtan belirli DNA varyantlarının, “aşırı lezzetli” olarak tanımlanan yiyeceklerin daha fazla tüketilmesiyle ve obezite ile tip 2 diyabet geliştirme olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkili olabileceğini bildiriyor.</p>
<p>Çalışmanın temel verisi, yaklaşık yarım milyon katılımcıdan oluşan UK Biobank’tan geliyor. UK Biobank, genetik <a href="https://oncology.com.tr/ileri-glikasyon-son-urunleri-age-whi/" title="Low-fat yaklaşımın ötesi: WHI verileriyle AGE’lerin kanser riskine olası etkisi yeniden tartışılıyor" data-wpan-internal-link="1">verileriyle</a> birlikte sağlık durumu ve beslenmeye dair soruların yer aldığı anketleri de içeriyor. Ancak araştırma ekibi, tat tercihini geniş ölçekte doğrudan ve standart bir biçimde ölçmenin zorluğunu vurguluyor. Bu nedenle ekip, katılımcıların kendi beyanlarına dayanan “tatlı” ya da “yağlı” gıda tercihleriyle, tat duyum özelliklerini tanımlayan duyusal veritabanlarını birleştiren bir yaklaşım kullanmış. Böylece, tercihler ile gıdalardaki tat nitelikleri arasında daha anlamlı bir köprü kurulması amaçlanmış.</p>
<p>Genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında kullanılan yöntemlerden hareketle araştırmacılar, tatlılık ve yağ yönelimiyle bağlantılı olabilecek genetik işaretleri tespit etmeye çalıştı. Elde edilen bulgular, bazı genetik varyantların yalnızca bireysel seçim davranışlarını etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda metabolik hastalık <a href="https://oncology.com.tr/perinatal-tibbi-hukuki-is-birligi-hukuki-engeller-risk/" title="Perinatal tıpta hukuki yükümlülükler sağlık riskine dönüşebilir: Tıbbi-hukuki iş birliği üzerine yeni çalışma" data-wpan-internal-link="1">riskine</a> uzanan bir biyolojik zeminle de ilişkilenebileceğine işaret ediyor. Araştırmacılara göre, bu varyantlar hiperlezzetli gıdaların daha fazla tüketimine yatkınlıkla birlikte, obezite ve tip 2 diyabet duyarlılığını artırma yönünde sinyal verebilir.</p>
<p>Bu sonuçlar, genetik bilginin beslenme davranışlarıyla ilişkisini kurmaya yönelik giderek artan ilgiye yeni bir örnek olarak değerlendiriliyor. Yine de çalışma tasarımı ve bulguların “ön bulgu” düzeyinde olması, ilişkilerin nedenselliği doğrudan kanıtlamadığı anlamına geliyor. Genetik varyantlar tek başına bir kader belirlemez; çevre, eğitim, gelir düzeyi, erişilebilirlik, yaşam tarzı ve sosyo-kültürel faktörler beslenme düzenlerini güçlü biçimde şekillendirir. Bu nedenle araştırma, genlerin riskle olası <a href="https://oncology.com.tr/inme-sonrasi-norogrojen-mesane-tscs-biyobelirtec/" title="USC’de NIH Desteğiyle Beyin–Omurilik–Mesane Bağlantısını Haritalayan Çalışma: İnme Sonrası Mesane Sorunlarına Yeni Yaklaşım" data-wpan-internal-link="1">bağlantısını</a> tartışırken, bireysel düzeyde kesin öngörü veya klinik karar için kullanımı konusunda henüz erken olduğunu da düşündürüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Genetic predictors of taste preference and metabolic disease risk</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Genetic Taste Preferences and Risk of Obesity and Type 2 Diabetes</p>
<p><strong>References:</strong><br />Abstract PDF (Gervis-genetic-taste-preferences-abstract): https://www.dropbox.com/scl/fi/nflzxft9ky9tnnm7iejj3/Gervis-genetic-taste-preferences-abstract.pdf?rlkey=swutevrrklhx4npmp3tksluor&amp;dl=0</p>
<p><strong>Keywords:</strong> tat tercihi, genom çapında ilişkilendirme çalışması, yüksek derecede lezzetli (hiperpalletabl) gıdalar, obezite, tip 2 diyabet, UK Biobank, genetik skor, tatlı tercih, hassas beslenme</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/tat-tercihi-genleri-obezite-tip-2-diyabet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağırsakta “elektronik ağ” fikrinden deterministik tokluk sinyali: kuantum biyofizik platformu umut vadediyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/mcp-deterministik-tokluk-metabolik-homeostaz/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/mcp-deterministik-tokluk-metabolik-homeostaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 12:21:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak mikrobiyotası]]></category>
		<category><![CDATA[biyofizik]]></category>
		<category><![CDATA[elektron taşınması]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik homeostaz]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[prebiyotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/mcp-deterministik-tokluk-metabolik-homeostaz/</guid>

					<description><![CDATA[MCP platformu bağırsak ortamını elektronların yönlendirilebildiği bir ağ gibi ele alıyor. Elektron taşınmasını komuta ederek tokluk ve metabolik homeostazı hedefliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/gipr-beyin-devreleri-istikah-doyma/" title="GIPR sinyali beyni “yeme” ya da “doyma” yönüne farklı devrelerle itiyor" data-wpan-internal-link="1">Obezite</a> ve metabolik sendromla mücadelede ilaçlar ve geleneksel <a href="https://oncology.com.tr/prebiyotik-soda-lif-mi-seker-mi/" title="“Prebiyotik soda” iddiası karşısında yeni inceleme: Lif mi, şeker mi?" data-wpan-internal-link="1">“prebiyotik</a>” yaklaşımlar çoğu zaman yavaş ve genel etkili taşıma süreçlerine dayanıyor. Metabolitlerin pasif difüzyonla seyrek ve seçicilikten uzak biçimde hareket etmesi, mikrobiyal ekosistemin çıktılarını doğrudan ve yönlendirilmiş bir şekilde biçimlendirmeyi zorlaştırıyor. Uluslararası bir araştırma ekibinin International Journal of Obesity’de öne çıkarılan çalışması, bu yaklaşımı tersine çevirmeyi <a href="https://oncology.com.tr/glukoz-keton-indeksi-gki-metabolik-risk-takibi/" title="Kan şekeri ve ketonu tek oranla ölçen GKI, kanser ve kronik hastalıkların metabolik riskini izlemeyi hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>: bağırsak ortamını yalnızca biyokimyasal bir karışım değil, elektronların yönlendirilebildiği, elektronik özellikler taşıyan “elektronaktif” ve dengesizlik halindeki bir ağ olarak ele alan yeni bir biyofizik platform tanımlıyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde Metabolit Conjugate Prebiotic (MCP) adlı, metabolitleri hedefe daha fazla “çekmeyi” amaçlayan bir yapı yer alıyor. Tasarım, polifenolik tanenlerden oluşan gömülü bir matrisle MCP’yi mühendislik ürünü hale getiriyor. Araştırmacılara göre yaklaşımın kritik farkı, metabolitlerin toplu taşınması yerine mikrobiyal zarlar boyunca elektron taşınmasını “komuta etmeye” çalışması. Bu, mikropların metabolik etkinliğini doğrudan etkileyerek, ürettikleri metabolik ürünlerin konakçı açısından daha ilgili biyolojik yollara kaydırılması fikrine dayanıyor.</p>
<p>Ekip bu mekanizmayı, yönlendirilmiş bir “metabolik pull” yani metabolitleri biyolojik olarak anlamlı hedeflere doğru çeken bir itme/çekme etkisi olarak çerçeveliyor. Böylece mikrobiyal topluluk, çevreden rastgele sinyaller alıp yavaşça tepkimeye girmek yerine, belirli bir yönde elektronik etkileşimler üzerinden metabolik programını uyarlayabilir. Araştırmanın anlatımında, bağırsak ortamının bir tür yarı iletken devreye benzetilmesi, teorik olarak elektron akışı ve etkileşim ağlarının, kimyasal karışım mantığının yerini alması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Çalışmanın “pratikte” nasıl ele alındığına dair bölümde araştırmacılar, gastrointestinal sistemdeki mikrobiyal süreçlerin bu platformla daha deterministik bir şekilde düzenlenebileceği varsayımı üzerinden ilerliyor. Burada deterministik kelimesi, etkiyi kesin bir sonuç olarak vaat etmekten ziyade, mevcut yaklaşımların aksine mikrobiyal çıktılar üzerinde daha öngörülebilir bir bias oluşturma iddiasını işaret ediyor. Platformun amaçlarından biri, toklukla ilişkili biyolojik sinyallerin modülasyonuna ve metabolik homeostazın desteklenmesine yönelik bir zemin oluşturmak.</p>
<p>Obezite ve metabolik sendrom bağlamında tokluk sinyalizasyonu; iştah düzenleyen hormonlar, enerji dengesi ve bağırsak mikrobiyotasının metabolit üretimi gibi pek çok bileşenin kesişiminde şekilleniyor. Bu nedenle bağırsak ortamını seçici şekilde etkileyebilen yeni yaklaşımlar bilimsel açıdan dikkat çekiyor. Ancak çalışmanın erken evrede bir biyofizik konsepti ve platform tasarımı etrafında ilerlediği; insanlarda klinik sonuçlara doğrudan dönük tedavi iddiası olarak değil, mekanizmayı test etmeye yönelik bir araştırma çerçevesi olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmeli. Metabolik etkilerinin, bireyler arasında değişebilecek mikrobiyota çeşitliliği ve beslenme koşulları gibi etkenlerle nasıl şekilleneceği, daha ileri düzey çalışmalar gerektirecek kritik bir belirsizlik alanı olarak kalıyor.</p>
<p>Uluslararası dergide raporlanan bu çalışma, bağırsak ekosistemine yönelik müdahalelerde “taşıma hızına” odaklanan klasik stratejilerin ötesine geçilebileceğini savunuyor. Elektron translokasyonu fikrini hedefleyen MCP yaklaşımı, mikrobiyal metabolizmayı yönlendirme prensibini yeniden konumlandırarak, gelecekte daha seçici ve daha mekanizmaya dayalı obezite/metabolik sendrom yaklaşımlarının önünü açabilir. Araştırma, kesin klinik fayda iddiasından çok, bağırsakta elektronik özellikler taşıyan bir etkileşim kurgusunun biyolojik sonuçlara nasıl tercüme edilebileceğini araştıran önemli bir bilimsel adım olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Obesity and metabolic syndrome; satiety signaling modulation</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Quantum biophysical platform for deterministic satiety signaling modulation and metabolic homeostasis in human cohorts</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Somsai, S. Int J Obes (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02137-9</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41366-026-02137-9</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Sağlanmadı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/mcp-deterministik-tokluk-metabolik-homeostaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GIPR sinyali beyni “yeme” ya da “doyma” yönüne farklı devrelerle itiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/gipr-beyin-devreleri-istikah-doyma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/gipr-beyin-devreleri-istikah-doyma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak-beyin ekseni]]></category>
		<category><![CDATA[beyin devreleri]]></category>
		<category><![CDATA[doyma]]></category>
		<category><![CDATA[GIPR]]></category>
		<category><![CDATA[gut hormon sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[iştah kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite biyolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/gipr-beyin-devreleri-istikah-doyma/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, bağırsaktan gelen GIP’in beyin reseptörü GIPR üzerinden iştahı ters yönlerde etkileyebileceğini; ancak bunun tek bir devreyle sınırlı olmadığını gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağırsaktan gelen hormon sinyallerinin iştahı nasıl şekillendirdiği, obeziteyle ilişkili biyolojinin en kritik açıklanmamış parçalarından biri olmaya devam ediyor. Nature Metabolism dergisinde yayımlanan yeni bir <a href="https://oncology.com.tr/kuratif-ozofajektomi-80-yas-ustunde-kisa-donem-sonuclar/" title="80 Yaş Üstünde Küratif Özofajektomi Mümkün mü? Yeni çalışma kısa dönem sonuçların yolunu aydınlatıyor" data-wpan-internal-link="1">çalışma</a>, bağırsak kaynaklı GIP (glucose-dependent insulinotropic polypeptide) hormonunun beyin içindeki reseptörü olan GIPR’nin, aktive edilip edilmediğine bağlı olarak yeme davranışını <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-aksiyel-semptomlar-stn-dbs-lcig-fark/" title="Parkinson’da denge sorunlarına iki yaklaşımın uzun vadeli farklı etkileri ortaya çıktı" data-wpan-internal-link="1">farklı</a> beyin devreleri üzerinden ters yönlerde etkileyebildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Lewis, Montaner, Nuzzaci ve çalışma arkadaşları, GIPR sinyalini uyarma ya da bunu engelleme (agonist ya da antagonist yaklaşımı) şeklinde iki farklı farmakolojik müdahaleyi kullanarak, bu değişimlerin besin alımına nasıl yansıdığını izledi. Araştırmanın odağında, “aynı hedefe farklı yönde müdahale” prensibinden beklenebilecek basit bir karşıtlığın var olup olmadığı sorusu vardı. Çalışmanın dikkat çekici bulgusu, GIPR’yi “açmanın” besin alımını “kapatmanın” birebir tersine çevirmediği; agonizm ve antagonizmin beyin üzerinde farklı devreler ve muhtemelen farklı devre etkileşimleri üzerinden sonuç verdiği şeklinde.</p>
<p>GIP’nin metabolizma alanındaki rolü, özellikle pankreasla ilişkili süreçler nedeniyle uzun süredir biliniyor. Ancak GIPR’nin doğrudan beyin içinde nasıl çalıştığı ve iştahın sinirsel kontrolünde hangi düzeyde belirleyici olabildiği daha az netti. Yeni çalışma, bu belirsizliğe merkezi mekanizma düzeyinde yaklaşarak, GIPR sinyalinin aşağı yönlü etkilerini izledi ve farklı beyin bölgelerinin bu süreçlerde ayrışan katkılar sunabildiğini gösterdi. Araştırmacılar, farmakolojik manipülasyonların besin alımı üzerindeki sonucunu yalnızca “genel bir değişim” olarak değerlendirmek yerine, bunu hangi sinirsel ağların taşıdığını haritalamaya çalıştı.</p>
<p>Bu tür “bölge bazlı” sinirsel haritalama, bağırsak-beyin ekseninde sinyallerin neden aynı hormon için farklı davranışsal çıktılar üretebildiğini anlamaya yardımcı olabilir. Çünkü obeziteyle ilişkili sinyal yolları çoğu zaman tek bir anahtarla çalışan bir anahtar-kilit modeli gibi işlemeyebilir; aynı reseptörün farklı etkinleşme biçimleri, nöral devrelerin zamanlamasını, sinyal şiddetini ve hatta devreler arası geçişleri değiştirebilir. Çalışmanın bulgusu, GIPR’nin iştah kontrolündeki rolünün bu karmaşıklığı yansıttığını işaret ediyor.</p>
<p>GIPR agonizmi ve antagonizmi arasındaki farkın, tek bir beyin bölgesi düzeyinde değil, devre düzeyindeki ayrışmada ortaya çıkması, obeziteyle ilgili farmakolojik hedeflerin tasarımında da önem taşıyabilir. Zira reseptör temelli yaklaşımlarda araştırmacılar genellikle belirli bir çıktıyı azaltmayı veya artırmayı hedefler. Ancak bu çalışma, aynı reseptörü etkileyen farklı farmakolojik stratejilerin beyinde karşıt sonuçlara götürse bile, bunun altında yatan “mekanizmanın” her zaman birebir ters olmayabileceğini göstererek, hedefleme ve etki öngörüsü açısından yeni bir bakış açısı sunuyor.</p>
<p>Nature Metabolism’ta yayımlanan bu çalışma, GIPR sinyalinin beyin içindeki iştah kontrolünde nasıl konumlandığına dair daha ayrıntılı bir çerçeve sağlamayı amaçlıyor. Yine de bulguların klinik uygulamaya doğrudan çevrilmesi için, hangi devrelerin hangi koşullarda baskın hale geldiğini belirlemeye <a href="https://oncology.com.tr/zfp384-inme-mikroglia-onarici-mod/" title="ZFP384’ün freni: İnme sonrası mikroglianın “onarıcı” modunu uzatmaya yönelik yeni sinyal" data-wpan-internal-link="1">yönelik</a> daha ileri araştırmalar gerekecektir. Yine de sunulan devre ayrımı, obeziteyle ilişkili biyolojinin “tek yönlü hormon etkisi” gibi basitleştirilemeyecek kadar dinamik bir sinirsel düzenleme içerdiğini destekleyen somut bir örnek sunuyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, GIPR’nin beyin bölgeleri üzerinden besin alımını yönlendirebildiğini ve agonizm ile antagonizmin bu yönlendirmede aynı yörüngeyi takip etmediğini gösterdi. Bağırsak-beyin ekseninin merkezî düzeyde nasıl okunup nasıl yanıt üretildiğini açıklığa kavuşturan bu yaklaşım, iştah ve metabolizma arasındaki bağın anlaşılmasına yönelik araştırmaların önünü güçlendirebilir.</p>
<p>https://scienmag.com/brain-regions-differently-control-food-intake-following-gipr-agonist-antagonist-treatment/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Regulation of food intake by GIPR agonism or antagonism in distinct brain regions</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Distinct brain regions mediate regulation of food intake in response to GIPR agonism or antagonism.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Lewis, J.E., Montaner, M., Nuzzaci, D. et al. Distinct brain regions mediate regulation of food intake in response to GIPR agonism or antagonism. Nat Metab (2026). https://doi.org/10.1038/s42255-026-01575-z</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s42255-026-01575-z</p>
<p><strong>Keywords:</strong> GIPR, besin alımı, beyin devreleri, agonizm, antagonizm, nörobiyoloji</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/gipr-beyin-devreleri-istikah-doyma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser ilaçları epigenetiği yeniden şekillendiriyor: Yeni TKI LPM4870108 obeziteyi DNA metilasyonu üzerinden tetikleyebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/lpm4870108-obezitede-dna-metilasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/lpm4870108-obezitede-dna-metilasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:33:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu omik analiz]]></category>
		<category><![CDATA[DNA metilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[gen ifadesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[sıçan modeli]]></category>
		<category><![CDATA[tirozin kinaz inhibitörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/lpm4870108-obezitede-dna-metilasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir çalışma, LPM4870108 adlı tirozin kinaz inhibitörünün sıçanlarda obeziteyi DNA metilasyonu üzerinden etkileyebileceğini çoklu-omik verilerle gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde sık kullanılan tirozin kinaz inhibitörleri (TKI’ler) ile obezite arasında <a href="https://oncology.com.tr/eozinofil-alt-tipleri/" title="Eozinofillerde beklenmedik çeşitlilik: Yeni alt tipler bağışıklık hedeflerini gündeme taşıyor" data-wpan-internal-link="1">beklenmedik</a> bir bağlantı ortaya kondu. Yeni bir çalışmada, antitümör etkileriyle öne çıkan LPM4870108 adlı deneysel bir TKI’nin, sıçanlarda obezite gelişimini epigenetik düzeyde etkileyebileceği bildirildi. Bulgular, özellikle DNA metilasyonu adı verilen ve DNA dizisini değiştirmeden genlerin çalışmasını düzenleyen biyolojik bir mekanizmaya işaret ediyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, ilaç kaynaklı metabolik etkilerin yalnızca iştah, enerji dengesi ya da klasik fizyolojik süreçlerle sınırlı olmayabileceğini vurguluyor. Bunun yerine, LPM4870108’in biyolojik “ayar noktalarını” epigenetik değişiklikler aracılığıyla yeniden konumlandırabileceği düşünülüyor. Çalışma, integratif bir <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-depresyon-ulusal-veri-coklu-etkenler/" title="Ulusal veriyle yaşlılarda depresyonu tetikleyen ve koruyan çoklu etkenler haritalandı" data-wpan-internal-link="1">çoklu</a>-omik yaklaşım kullanarak hem DNA metilomu hem de transkriptom verilerini birlikte analiz etti; böylece hem hangi bölgelerin metilasyonunun değiştiği hem de bu değişimlerle ilişkili olabilecek gen ifadesi örüntülerinin nasıl şekillendiği incelendi.</p>
<p>Obezite, genetik yatkınlık ile çevresel etkenlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, kronik ve çok faktörlü bir hastalık olarak biliniyor. Son yıllarda ise dikkatler, epigenetiğin bu karmaşık tablonun önemli bir parçası olabileceğine doğru kaydı. Epigenetik değişiklikler, DNA’nın üzerindeki kimyasal işaretler sayesinde genlerin “açılıp kapanmasını” etkileyebiliyor. Bu işaretlerden biri olan DNA metilasyonu, özellikle gen düzenlenmesinde ve hücrelerin çevresel sinyallere yanıtında rol oynuyor.</p>
<p>Çalışmanın yeniliği, kanser ilaçlarının potansiyel yan etkilerine dair tartışmayı epigenetik bir boyuta taşıması. Araştırmacılar, LPM4870108 kaynaklı obezite tablosunun ardında metilasyon düzeyinde ölçülebilir farklılıkların bulunduğunu belirtiyor. Bu tür bir bağlantı kurulması, TKI’lerin yalnızca hedef molekülleri inhibe etmekle kalmayıp, hücrelerin gen düzenleme ağlarını da etkileyebileceği olasılığını güçlendiriyor. Bunun, ilaç tedavisi sırasında ortaya çıkabilecek metabolik riskleri anlamak açısından önemli bir çerçeve sunduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Çoklu-omik analiz yaklaşımı, farklı biyolojik katmanların birlikte ele alınması sayesinde tek bir veri türüyle yakalanması zor olabilecek ilişkileri görünür kılmayı hedefliyor. Bu bağlamda çalışma, DNA metilasyonu değişimlerinin belirli gen aktivitesi örüntüleriyle birlikte görülebildiğini ortaya koyarak olası epigenetik düzenleme mekanizmalarına dair ipuçları sağlıyor. Ancak araştırma, deneysel modelde gözlenen değişikliklerin insanlarda birebir aynı şekilde gerçekleşeceğine dair doğrudan bir sonuç iddiasında bulunmuyor; bunun yerine, daha geniş kapsamlı mekanistik sorulara kapı araladığı vurgulanıyor.</p>
<p>Bilimsel açıdan bu bulgu seti, obezitenin sadece kalori dengesi ve davranışsal faktörlerle sınırlı olmadığı, biyolojik <a href="https://oncology.com.tr/prmt6-kolorektal-kanserde-anjiyogenez/" title="PRMT6, kolorektal kanserde yeni damar oluşumunu tetikleyen anahtar düzenleyici olabilir" data-wpan-internal-link="1">düzenleyici</a> katmanların da etkili olabileceği düşüncesiyle uyumlu. Klinik açıdan ise kanser tedavileriyle ilişkili metabolik yan etkilerin değerlendirilmesinde biyobelirteç arayışını destekleyebilir. DNA metilasyonu gibi epigenetik işaretler, gelecekte ilaca maruziyetin biyolojik etkilerini daha hassas biçimde takip etmeye yönelik araştırmaların gündemine girebilir.</p>
<p>Öte yandan, LPM4870108’in deneysel bir bileşik olması ve sonuçların sıçan modeli üzerinden elde edilmesi nedeniyle bulguların genellenmesi için ek çalışmalara ihtiyaç bulunuyor. Takip araştırmaları, hangi metilasyon değişimlerinin fonksiyonel olarak en kritik olduğunu, bu değişimlerin hangi sinyal yollarıyla ilişkili olabileceğini ve farklı TKI’lerde benzer epigenetik desenlerin görülüp görülmediğini test etmeye yönelebilir.</p>
<p>Yine de çalışma, kanser ilaçlarının etkilerini değerlendirirken “hedef dışı” sonuçların biyolojik kayıt izleri bırakabileceğini hatırlatıyor. LPM4870108’in sıçanlarda obeziteyi DNA metilasyonu üzerinden etkileyebileceğine dair bulgular, hem obezite biyolojisini derinleştirme hem de kanser tedavilerinin uzun vadeli metabolik etkilerini daha iyi anlama açısından yeni bir araştırma hattı oluşturuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The impact of tyrosine kinase inhibitor LPM4870108 on obesity via epigenetic DNA methylation mechanisms</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Integrative multi-omics analysis of DNA methylome and transcriptome in a tyrosine kinase inhibitor LPM4870108-induced rat model of obesity</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Yuan, B., Jin, X., Li, C. et al. Integrative multi-omics analysis of DNA methylome and transcriptome in a tyrosine kinase inhibitor LPM4870108-induced rat model of obesity. Int J Obes (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02157-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10 July 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/lpm4870108-obezitede-dna-metilasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vanderbilt’li Dr. Joe Northup, ASMBS’nin 40. başkanı seçildi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/asm-b-s-baskani-joe-northup-40/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/asm-b-s-baskani-joe-northup-40/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 17:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ASMBS]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik ve bariatrik cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta erişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/asm-b-s-baskani-joe-northup-40/</guid>

					<description><![CDATA[Vanderbilt’li cerrah Dr. Joe Northup, ASMBS’nin 40. başkanı seçildi. Metabolik ve bariatrik cerrahide liderlik, bütüncül obezite bakımı ve sigorta erişimi öne çıkıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi’nde görevli cerrah ve araştırmacı Dr. Joe Northup, Amerika Birleşik Devletleri’nde obeziteyi metabolik ve bariatrik cerrahi yaklaşımıyla ele alan başlıca meslek örgütü olan American Society for Metabolic and Bariatric Surgery’nin (ASMBS) 40. başkanı seçildi. Bu seçim, ASMBS’nin kurumsal liderliğinde yeni bir döneme işaret ederken, aynı zamanda obezite tedavisinin giderek daha fazla “sadece cerrahi” değil, farklı <a href="https://oncology.com.tr/alzheimer-amiloid-tau-taramasi-ucsf-klinik-denemesi/" title="UCSF’de Alzheimer’da çift hedefli yeni tedavi denemesi için hasta taraması başladı" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> seçenekleriyle <a href="https://oncology.com.tr/cinde-yaslilar-yasam-doyumu-tuketim-demografi/" title="Çin’de yaşlıların yaşam doyumu: Tüketim davranışları ve demografik farklılıkların birlikte etkisi" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> planlanan bütüncül bir modele doğru evrildiğini de yansıtıyor.</p>
<p>ASMBS başkanlığına seçilmesiyle Dr. Northup, örgütün bilimsel ve klinik gündemini şekillendirmede rol alacak. Obezite yönetiminde metabolik cerrahinin yeri, hastaların uzun dönem sonuçları ve güvenlik boyutları üzerinden yıllardır tartışılıyor. Bu süreçte, farklı <a href="https://oncology.com.tr/mcrpc-radium-223-icin-ctdna/" title="mCRPC’de “radium-223 yanıtı” için kandan DNA izi: ctDNA ile daha hedefli tedavi dönemi" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> araçlarının birbirini tamamlayabildiği bir yaklaşımın öne çıktığı görülüyor; cerrahi tedaviler, ilaç tedavileri ve daha geniş sağlık politikaları arasındaki etkileşim, alanın gündeminde daha görünür hale gelmiş durumda. Dr. Northup’un göreve gelişi, bu dönüşümün liderlik kademesinde de somutlaşması olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Dr. Northup’un ASMBS içindeki birikimi, yalnızca yeni bir göreve geçiş olarak değil, örgütün mevcut önceliklerinin sürekliliği açısından da dikkat çekiyor. Kaynak bilgide belirtildiğine göre Northup, daha önce başkan adayı (president-elect), başkan yardımcısı (vice-president) ve Erişimle İlgili Komite’nin (Access to Care Committee) başkanlığını yürüttü. Bu görevlerde edinilen yönetim deneyimi, hem klinik uygulamalar hem de hasta erişimini etkileyen düzenleyici ve ödeme yapıları üzerinde çalışan komite çalışmalarını kapsıyor.</p>
<p>ASMBS’nin erişim odağında, özellikle obezite ve ilişkili metabolik bozukluklar için gerekli cerrahi işlemlere daha geniş hasta topluluklarının ulaşabilmesi hedefleniyor. Dr. Northup’un, sigorta kapsamında iyileştirme girişimlerini ilerletmeye yönelik çabaları olduğu bildiriliyor. Bu tür çalışmalar, uygulamada “kimlerin hangi koşullarda cerrahi tedaviye erişebildiği” sorusunun yalnızca klinik uygunlukla değil, geri ödeme ve politika kararlarıyla da şekillendiğini gösteriyor. Obezite ve metabolik hastalıkların kronik seyri dikkate alındığında, tedaviye erişim tartışmaları sağlık sisteminin önemli bir parçası haline geliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Metabolic and bariatric surgery for obesity treatment</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Metabolik bozukluklar, Bariatrik cerrahi, Obezite tedavisi, Metabolik cerrahi, GLP-1 reseptör agonistleri, Cerrahi güvenlik, Sağlık politikası, ASMBS</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/asm-b-s-baskani-joe-northup-40/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
