<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>obezite ve kanser &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/obezite-ve-kanser/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Jun 2026 11:29:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>obezite ve kanser &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Obezite ve Kanser Arasındaki Görünmez Bağ: Yeni Derleme Mekanizmaları Aydınlatıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/obezite-kanser-iliskisi-mekanizmalar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/obezite-kanser-iliskisi-mekanizmalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[adipokinler]]></category>
		<category><![CDATA[adiposit doku]]></category>
		<category><![CDATA[hiperinsülinemi]]></category>
		<category><![CDATA[hormon metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser riski]]></category>
		<category><![CDATA[kronik inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite ve kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/obezite-kanser-iliskisi-mekanizmalar/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni derleme, obezitenin hormonlar, insülin sinyali ve inflamasyon aracılığıyla kanser riskini artıran karmaşık biyolojik süreçlerini ve etkilerini detaylandırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite, yalnızca metabolik bir sorun ya da yaşam tarzı göstergesi olarak değil, kanserle ilişkili en önemli değiştirilebilir risk etmenlerinden biri olarak da öne çıkıyor. Nature Metabolism’de yayımlanan kapsamlı yeni bir derleme, fazla yağ dokusunun en az 19 farklı kanser türüyle bağlantılı olduğunu ve bu ilişkinin basit bir kilo fazlalığı meselesinden çok daha karmaşık biyolojik süreçlere dayandığını ortaya koyuyor. Çalışma, yağ dokusunun vücutta pasif bir depo gibi davranmadığını; aksine hormonal, inflamatuvar ve metabolik sinyaller üreten aktif bir organ olarak tümör gelişimini etkileyebildiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Derlemenin öne çıkardığı temel noktalardan biri, obezitenin kanser riskini artıran etkisinin tek bir mekanizmaya indirgenememesi. Araştırmacılara göre fazla adiposite; cinsiyet hormonu metabolizmasındaki bozulmalar, insülin sinyalindeki dengesizlikler ve kronik düşük düzeyli inflamasyon gibi birbirini besleyen biyolojik değişiklikler üzerinden çalışıyor. Bu süreçler, tümör mikroçevresinde hücrelerin çoğalmasını kolaylaştıran, programlı hücre ölümünü baskılayan ve kötü huylu dönüşüm için elverişli bir zemin hazırlayan koşullar oluşturabiliyor.</p>
<p>Derlemede özellikle hiperinsülinemiye dikkat çekiliyor. Kandaki insülin düzeylerinin ve insülin benzeri büyüme faktörlerinin artması, hücre bölünmesini uyarabilirken apoptoz olarak bilinen doğal hücre ölümünü baskılayabiliyor. Bu durum, bazı dokularda kanserleşme olasılığını yükselten bir biyolojik ortam yaratıyor. Özellikle meme ve endometrium gibi hormona duyarlı dokularda, insülin sinyalindeki bu aşırılığın tümör gelişimi ve ilerlemesi açısından daha belirgin sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor. Bununla birlikte uzmanlar, bu bağlantının her bireyde aynı şekilde işlemediğini, riskin genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve eşlik eden metabolik durumlarla birlikte şekillendiğini belirtiyor.</p>
<p>Yağ dokusunun endokrin bir organ gibi davranması, obezite-kanser ilişkisini anlamada kilit önem taşıyor. Adipositler, yani yağ hücreleri, yalnızca enerji depolamakla kalmıyor; adipokinler ve inflamatuvar sitokinler gibi çok sayıda biyoaktif molekül salgılıyor. Bu moleküller, <a href="https://oncology.com.tr/mrna-grip-asi-genis-spektrumlu-bagisiklik/" title="Deneysel mRNA grip aşısı, insanlarda daha geniş bağışıklık yanıtı oluşturdu" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> yanıtını, insülin duyarlılığını ve hücre içi sinyal yollarını etkileyerek onkojenik süreçleri destekleyebiliyor. Böylece fazla yağ kütlesi, tümörleri besleyen bir hormonal ve inflamatuvar ortamın sürmesine katkıda bulunabiliyor. Bu durum, obezitenin neden bazı kanserlerde yalnızca başlangıç riskini değil, hastalığın ilerleyişini ve prognozunu da etkileyebildiğini açıklamaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Kronik <a href="https://oncology.com.tr/dusuk-dereceli-glioma-aed-etkisi/" title="Yapay Zekâ, Nöbet İlaçlarının Düşük Dereceli Gliom Seyri Üzerindeki İzini Sürüyor" data-wpan-internal-link="1">düşük dereceli</a> inflamasyon da bu biyolojik tablonun merkezinde yer alıyor. Obezite ile birlikte yükselen inflamatuvar sinyaller, hücresel hasarın onarım süreçlerini bozabilir, bağışıklık sisteminin tümör hücrelerini tanıma ve yok etme kapasitesini sınırlayabilir. İnflamasyonun uzun süre devam etmesi, DNA hasarının artmasına ve doku düzeyinde sürekli bir stres yanıtının oluşmasına yol açabilir. Bu da kanser gelişimi için uygun bir mikroçevre yaratır. Derleme, bu nedenle obezitenin yalnızca enerji dengesiyle değil, bağışıklık ve endokrin sistemler arasındaki çok katmanlı etkileşimlerle değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.</p>
<p>Makale aynı zamanda epidemiyolojik bulguların, yani nüfus düzeyindeki gözlemlerin, biyolojik mekanizmalarla uyumlu bir tablo sunduğunu hatırlatıyor. Fazla adiposite ile çeşitli kanser türleri arasında tutarlı ilişkiler saptanmış olsa da, bu ilişkinin gücü tüm kanserlerde aynı değil. Bazı malignitelerde bağlantı daha güçlü görünürken, bazılarında ölçüm yöntemleri, yağ dağılımı, menopoz durumu ve metabolik eşlik eden hastalıklar gibi etkenler sonuçların yorumunu zorlaştırabiliyor. Bu nedenle araştırmacılar, yalnızca beden kitle indeksine bakmanın yeterli olmadığını; bel çevresi, viseral yağlanma ve metabolik sağlık göstergelerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Derlemenin dikkat çektiği bir başka alan ise ileri omik teknolojileri ve görüntüleme yöntemleri. Genomik, <a href="https://oncology.com.tr/kan-testi-organ-biyolojik-yasi-hastalik-riski/" title="Kan Testi, Organların Yaşını ve Hastalık Riskini Aynı Anda Ortaya Koyabilir" data-wpan-internal-link="1">proteomik</a> ve metabolomik yaklaşımlar, obezite ile kanser arasındaki sinyal ağlarını daha ayrıntılı biçimde çözmeyi mümkün kılabilir. Bunun yanında gelişmiş görüntüleme teknikleri, yağ dokusunun dağılımını ve tümör çevresindeki biyolojik değişiklikleri daha hassas biçimde değerlendirmeye yardımcı olabilir. Bu tür araçlar, hangi hastalarda obeziteye bağlı riskin daha yüksek olabileceğini saptamak ve müdahaleleri daha hedefli hale getirmek açısından umut verici görülüyor. Ancak yazarlar, bu alanın hâlâ gelişmekte olduğunu ve klinik uygulamaya geçişin dikkatli doğrulama çalışmaları gerektirdiğini belirtiyor.</p>
<p>Uzmanlara göre bu bulguların en önemli pratik sonucu, obezitenin önlenmesi ve yönetiminin yalnızca diyabet ya da kalp-damar hastalıkları açısından değil, kanser yükünü azaltma açısından da ele alınması gerektiği. Yine de derleme, tek bir mekanizmayı hedefleyen yaklaşımların yeterli olmayacağını açık biçimde ortaya koyuyor. Obezite kaynaklı kanser riskini azaltmak için metabolik dengenin düzeltilmesi, inflamasyonun kontrol altına alınması ve hormonal düzensizliklerin anlaşılması gibi çok yönlü stratejilere ihtiyaç var.</p>
<p>Bilim insanları için asıl soru artık obezite ile kanser arasında bağlantı olup olmadığı değil, bu bağlantının hangi biyolojik düğümlerde kırılabileceği. Nature Metabolism’deki derleme, yağ dokusunu yeni bir gözle değerlendirmeyi önererek, kanser biyolojisinde uzun süredir bilinen ama hâlâ tam çözülememiş bir alanı yeniden gündeme taşıyor. Bulgular, obeziteyle mücadeleyi yalnızca kilo yönetimi olarak değil, aynı zamanda kanserin önlenmesi ve biyolojik riskin azaltılması için stratejik bir sağlık hedefi olarak konumlandırıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The biological mechanisms linking adiposity (obesity) with cancer development, epidemiological associations between excess adipose tissue and multiple cancer types, and emerging insights from advanced omics and imaging technologies.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Adiposity and cancer: epidemiology, mechanisms and future perspectives.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Watts, E.L., Gonzalez-Feliciano, A., Gunter, M.J. et al. Adiposity and cancer: epidemiology, mechanisms and future perspectives. Nat Metab (2026). https://doi.org/10.1038/s42255-026-01529-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s42255-026-01529-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/obezite-kanser-iliskisi-mekanizmalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo Verme İlaçları, Obeziteyle İlişkili Kanser Riskinde Düşüşle Bağlantılı Bulundu</title>
		<link>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 23:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet olmayan obezite]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonistleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser önleme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser riski]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite ve kanser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, diyabeti olmayan obez yetişkinlerde GLP-1 ilaçlarının obeziteyle ilişkili kanser riskini önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde son yılların en dikkat çekici ilaç sınıflarından biri olan GLP-1 reseptör agonistleri, bu kez kilo kaybının ötesinde bir sağlık sonucu ile gündemde. Annals of Oncology dergisinde yayımlanan yeni ve büyük ölçekli gözlemsel bir çalışma, diyabeti olmayan obez yetişkinlerde bu ilaçları kullananların, yalnızca yaşam tarzı değişiklikleriyle kilo yönetimi yapanlara kıyasla obeziteyle ilişkili kanserlere yakalanma riskinin daha düşük olabileceğini ortaya koydu. Araştırma, obezite tedavisinin yalnızca metabolik parametreleri değil, uzun vadeli kanser yükünü de etkileyebileceğine işaret eden en kapsamlı analizlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, GLP-1 reseptör agonistleri kullanan grupta obeziteyle ilişkili malignitelerin toplam görülme sıklığında yüzde 41’lik bir azalma saptanması oldu. Araştırmacılar bu sonucu, aynı klinik çerçevede ancak ilaç kullanmayan, ağırlıklı olarak yaşam tarzı temelli yaklaşım izleyen bireylerle karşılaştırmalı olarak değerlendirdi. Bununla birlikte bilim insanları, söz konusu bulguların bir neden-sonuç kanıtı değil, güçlü bir ilişki gösterdiğini vurguluyor. Gözlemsel tasarım, ilaçların doğrudan kanseri önlediğini söylemek için yeterli değil; ancak riskteki bu belirgin fark, daha ileri araştırmalar için önemli bir sinyal oluşturuyor.</p>
<p>ABD genelinden 229 binden fazla kişinin verilerini inceleyen ekip, diyabeti olmayan ve obezite ile yaşayan yetişkinleri değerlendirdi. Bu yönüyle çalışma, GLP-1 ilaçları ile kanser riski arasındaki ilişkiyi, bugüne kadar daha çok tip 2 diyabet popülasyonlarında veya daha küçük kohortlarda ele alan araştırmalardan ayrılıyor. Uzmanlara göre bu ayrım önemli; çünkü obezite, tek başına çok sayıda kanser türü için bağımsız bir risk etkeni ve diyabetin varlığı, ilacın etkilerinin yorumlanmasını zorlaştırabiliyor. Yeni analiz, bu karmaşayı bir ölçüde azaltarak obezitenin kendisine odaklanıyor.</p>
<p>GLP-1 reseptör agonistleri arasında semaglutid ve tirzepatid gibi son dönemde geniş kullanım alanı bulan moleküller yer alıyor. Bu ilaçlar başlangıçta tip 2 diyabette glikoz kontrolünü iyileştirmek için <a href="https://oncology.com.tr/kalca-kirigi-ameliyati-akciger-riski/" title="Kalça Kırığı Ameliyatı Sonrası Akciğer Riski İçin Yeni Bir Tahmin Aracı Geliştirildi" data-wpan-internal-link="1">geliştirildi</a>; ancak iştahı azaltmaları, mide boşalmasını geciktirmeleri ve kilo kaybını desteklemeleri nedeniyle obezite tedavisinde de önemli bir yer edindi. Bu mekanizmalar, yalnızca vücut ağırlığını düşürmekle kalmayıp, yağ dokusunun neden olduğu kronik iltihaplanma, hormonal değişimler ve metabolik stres gibi kanser oluşumunu etkileyebilecek süreçleri de dolaylı olarak azaltabilir. Yine de bu biyolojik açıklamalar, şimdilik gözlemsel verilerle desteklenen olası senaryolar düzeyinde değerlendirilmeli.</p>
<p>Obezitenin kanserle ilişkisi tıpta uzun süredir kabul edilen bir gerçek. Fazla yağ dokusu, insülin direnci, kronik inflamasyon, östrojen metabolizmasındaki değişiklikler ve bağışıklık sistemindeki etkiler üzerinden çeşitli tümör türleri için elverişli bir zemin yaratabiliyor. Meme, kolorektal, pankreas, karaciğer, rahim, yumurtalık ve yemek borusu kanserleri dahil olmak üzere birçok tümör tipi obeziteyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle kilo yönetimi, yalnızca kardiyovasküler hastalıklar ya da diyabet önleme açısından değil, onkolojik riskin azaltılması bakımından da uzun zamandır halk sağlığı gündeminde yer alıyor.</p>
<p>Ancak yeni çalışma, bu alandaki tartışmayı önemli bir noktaya taşıyor: İlaç destekli <a href="https://oncology.com.tr/mazdutide-cinli-eriskinlerde-kilo-kaybi/" title="Çinli Erişkinlerde Mazdutide ile Kilo Kaybı: Haftalık Çift Etkili Tedavide Dikkat Çeken Sonuçlar" data-wpan-internal-link="1">kilo kaybı</a>, sadece vücut ağırlığını düşürmekten daha geniş bir <a href="https://oncology.com.tr/kirsal-yaslilarda-saglik-sorumlulugu/" title="Kırsal Yaşlılarda Duyusal Kayıp ve Biliş: Sağlık Sorumluluğu Koruyucu Bir Etken Olabilir" data-wpan-internal-link="1">koruyucu</a> etki yaratabilir mi? Araştırma bunu kesin biçimde yanıtlamıyor, fakat işaret ettiği olasılık klinik açıdan kayda değer. Özellikle yaşam tarzı müdahaleleriyle yeterli kilo kaybı sağlayamayan obez bireylerde, farmakolojik tedavilerin potansiyel uzun vadeli faydaları yeniden değerlendirilmek zorunda kalabilir. Bununla birlikte uzmanlar, bu tür ilaçların yaygın kullanımında güvenlik, erişim, maliyet ve hasta seçimi gibi etkenlerin dikkatle ele alınması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli yönü, obeziteyle ilişkili kanserlerde risk azalmasının hangi tümörlerde daha belirgin olduğunun ileride daha ayrıntılı analizlerle ortaya konulabilecek olması. Araştırma, toplam kanser yüküne odaklanmış olsa da obeziteyle ilişkili 13 farklı kanser tipi klinik ve epidemiyolojik açıdan birbirinden farklı özellikler taşıyor. Bu nedenle gelecekte yapılacak alt grup analizleri, hangi kanserlerin bu ilaçlardan daha fazla etkilenebileceğini ve hangi hasta profillerinde etkinin öne çıktığını aydınlatabilir. Böyle bir bilgi, obezite tedavisinin kişiselleştirilmesi açısından da değer taşıyabilir.</p>
<p>Buna karşın bulguların ihtiyatla yorumlanması gerekiyor. Gözlemsel çalışmalar, klinik uygulamada doğal olarak ortaya çıkan tedavi seçimlerini inceler; bu nedenle katılımcıların yaşam biçimi, sağlık hizmetlerine erişimi, başlangıç risk profili ve eşlik eden hastalıkları gibi birçok etken sonuçları etkileyebilir. Araştırmacılar, bu sınırlılıklara rağmen veri setinin büyüklüğünün ve diyabeti olmayan obez bireylere odaklanmasının çalışmayı güçlü kıldığını belirtiyor. Yine de ilaçların gerçekten kanser önleyici bir etki sağlayıp sağlamadığını doğrulamak için kontrollü ve uzun süreli çalışmalar gerekecek.</p>
<p>Şimdilik eldeki veriler, obezite tedavisinin yalnızca tartıdaki sayılarla ölçülemeyecek kadar geniş sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. GLP-1 reseptör agonistleri, metabolik hastalık yönetiminde zaten önemli bir araç haline gelmişti; bu yeni çalışma ise aynı ilaç sınıfının olası onkolojik etkilerine dair dikkat çekici bir pencere açıyor. Bilim insanları için bir sonraki adım, bu ilişkinin ardındaki biyolojik mekanizmaları daha net tanımlamak ve gözlemsel bulguları klinik denemelerle sınamak olacak. O aşamaya gelene kadar en doğru değerlendirme, bu sonuçları umut verici ama henüz kesinleşmemiş bir işaret olarak okumak.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> GLP-1 receptor agonists use and cancer risk in obese non-diabetic adults</p>
<p><strong>References:</strong><br />Hsu, A.H.-C., et al. “GLP-1 receptor agonists use and cancer risk in obese non-diabetic adults.” Annals of Oncology, 2026. DOI: 10.1016/j.annonc.2026.04.013</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Obezite, Vücut ağırlığı, Kilo kaybı, Tip 2 diyabet, Hastalık insidansı, Kanser riski, Meme kanseri, Kolon karsinomu, Kolon kanseri, Kolorektal kanser, Over kanseri, Pankreas kanseri, Özofagus kanseri, Meningiyom, Multipl miyelom, Uterus kanseri, Hepatoselüler karsinom, Onkoloji</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
