<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nörogörüntüleme &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/norogoruntuleme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 07:06:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>nörogörüntüleme &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yenidoğan beyininde nanoplastiklerin 3D haritası: doku kesiti olmadan dağılım görüntülendi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yenidogan-beyni-nanoplastik-dagilimi-3d-haritasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yenidogan-beyni-nanoplastik-dagilimi-3d-haritasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 07:06:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[3D doku temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[3D görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doku temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[floresan etiketleme]]></category>
		<category><![CDATA[ışık tabakalı mikroskopi]]></category>
		<category><![CDATA[ışık yaprak mikroskopisi]]></category>
		<category><![CDATA[nanoplastikler]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan beyin]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yenidogan-beyni-nanoplastik-dagilimi-3d-haritasi/</guid>

					<description><![CDATA[Doku kesmeden 3D görüntüleme ile yenidoğan fare beyninde floresan etiketli polistiren nanoplastiklerin dağılımı haritalandı. Işık tabakalı mikroskopi kullanıldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nanoplastikler, bir mikrometrenin altındaki boyutlarda plastik parçacıklar olarak gıda, su ve hava gibi çevresel ortamlarda giderek daha fazla tespit ediliyor. Bilimsel ilgi bu parçacıkların yalnızca varlığından, aynı zamanda vücudun içinde <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/" title="Yaşlılıkta yaşam doyumu: Para istikrarı, sağlık durumu ve inanç nasıl iç içe geçiyor?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> hareket ettiğine ve hangi dokularda birikebildiğine kaydı. Özellikle gelişmekte olan beyin gibi karmaşık organlarda dağılımın tam olarak nerede başladığını ve nasıl yayıldığını anlamak, mevcut analiz yaklaşımlarının sınırlılıkları nedeniyle uzun süredir zor bir problem olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Japan’daki Ulusal Çevre Araştırmaları Enstitüsü (NIES) ile Osaka Üniversitesi ve Waseda Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu engeli aşmaya yönelik yeni bir iş akışı tanıttı. Çalışma, biyolojik doku kesitlerine ihtiyaç duymadan, bütün bir beyin dokusunda nanoplastiklerin konumsal dağılımını üç boyutlu olarak görselleştirmeyi hedefliyor. Geleneksel yöntemlerde ince kesit alma zorunluluğu; verilerin iki boyutlu düzlemlerde toplanmasına, ayrıca tüm organın kapsamlı bir haritasının çıkarılmasının güçleşmesine yol açabiliyor. Bu yeni yaklaşım, görüntülemenin kapsamını genişletmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Araştırmanın odağında yenidoğan dönemi var. Çünkü bu evrede beyin hızla gelişiyor ve aynı zamanda kan-beyin gibi bariyer sistemlerinin olgunlaşması henüz tamamlanmış sayılmıyor. Araştırmacılar, bu hassas zaman penceresinde nanoplastiklerin biyodağılımını gözlemlemek için floresan etiketli polistiren nanoplastikler kullandı. Nanoplastikler, yenidoğan farelere ağız yoluyla verildi; ardından yaklaşık 24 saatlik bir süre geçtikten sonra beyinler incelendi.</p>
<p>Bu noktada çalışmanın ayırt edici kısmı, beyin dokusunu “kesmeden” 3D düzeyde incelemeye izin veren bir <a href="https://oncology.com.tr/immun-etiketli-manyetik-parcaciklar-akciger-iltihabi/" title="İmmün etiketli manyetik parçacıklarla akciğer iltihabı için ultra hassas görüntüleme" data-wpan-internal-link="1">görüntüleme</a> stratejisinin uygulanması. Araştırmacılar, dokunun optik olarak daha geçirgen hale getirilmesini sağlayan doku temizleme yaklaşımları ve ışık tabakalı floresans mikroskopisi gibi yöntemleri bir araya getirerek, partiküllerin beyindeki dağılımını hacimsel olarak kaydetti. Işık tabakalı mikroskopi, geniş örnek hacimlerinde floresans sinyalinin daha hızlı ve daha ayrıntılı biçimde görüntülenmesine olanak tanıdığı için, tüm beyin gibi karmaşık yapıların incelenmesinde özellikle işe yarıyor.</p>
<p>Elde edilen 3D veriler, nanoplastiklerin beyinde yalnızca tek bir noktaya sınırlı kalmayabileceğini; doku içindeki çeşitli bölgelerde gözlenebilecek bir dağılım sergileyebileceğini düşündürüyor. Çalışma, dağılımın hangi dokusal alanlarla ilişkili olduğunu görselleştirerek, nanoplastiklerin organizma içinde nasıl ilerleyebileceğine dair mekanik tartışmalara zemin sunuyor. Bununla birlikte araştırmanın, partikül miktarının etkisini, <a href="https://oncology.com.tr/irbd-donusum-riski-dinlenim-eeg/" title="Dinlenim EEG’siyle zaman içindeki risk: iRBD’den Parkinson spektrumuna gidişi izleyen yeni model" data-wpan-internal-link="1">zaman içindeki</a> dinamiğini veya uzun vadeli biyolojik sonuçları doğrudan kanıtlayan bir klinik tasarım olmadığı vurgulanmalı. Bulgular, daha çok dağılımı ve konumsal yerleşimi açıklamaya odaklanan erken aşama bir bilimsel haritalama yaklaşımı niteliğinde.</p>
<p>Nanoplastiklerin çevreden canlı dokulara geçişinin artan kanıtları, çevresel toksikoloji açısından yeni soruları beraberinde getiriyor. Ancak “beyne girme” fikrinden, “beyinde nerede ve nasıl dağılma” sorusuna geçmek, farklı görüntüleme ve örnekleme stratejileri gerektiriyor. Bu çalışma, yenidoğan evresindeki hassas biyolojiyle uyumlu olacak şekilde, beyin içi dağılımın 3D düzlemde izlenmesine yönelik bir yöntem sunarak, araştırma alanında önemli bir metodolojik katkı sağlıyor.</p>
<p>Önümüzdeki adımlar, aynı yaklaşımın farklı zaman noktalarında, farklı doz veya farklı nanoplastik özellikleriyle tekrarlanması ve sonuçların, davranışsal ya da biyolojik belirteçlerle nasıl ilişkilendirilebileceğini araştırmak olabilir. Yine de bu çalışma, nanoplastiklerin merkezi sinir sistemi içindeki yerleşimini daha bütüncül biçimde incelemenin mümkün olabileceğini gösteriyor; böylece gelecekteki risk değerlendirmeleri ve biyodağılım modelleri için daha ayrıntılı bir görsel temel oluşturabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Animals</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Whole-Tissue Distribution Analysis for Visualization of Nanoplastics in the Neonatal Mouse Brain</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1016/j.hazadv.2026.101353</p>
<p><strong>Keywords:</strong> nanoplastikler, biyodağılım, yenidoğan beyni, doku temizleme, ışık tabakası floresan mikroskobu, çevresel toksikoloji, nanoparçacıklar, merkezi sinir sistemi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yenidogan-beyni-nanoplastik-dagilimi-3d-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türden türe beyin haritası: Kökten çok katmanlı parçalayıcı çerçeve gri maddeyi tek atlas altında birleştiriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/turlerarasi-beyin-parcalayici/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/turlerarasi-beyin-parcalayici/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 04:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin atlası]]></category>
		<category><![CDATA[beyin parçalayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntü tabanlı parcellation]]></category>
		<category><![CDATA[Karşılaştırmalı sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[makine öğrenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[türler arası nöroanatomi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/turlerarasi-beyin-parcalayici/</guid>

					<description><![CDATA[Rodentten insana kortikal ve kortikal altı gri maddeyi tek atlas altında hizalamayı amaçlayan çok katmanlı, türlerarası parçalayıcı çerçeve anlatılıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rodent, primat ve insan beyinleri arasındaki anatomik benzerlikler, sinirbilimciler için uzun süredir hem büyük bir fırsat hem de kalıcı bir teknik engel oluşturuyor. Beyinlerin boyutu, kıvrımlanma biçimi ve anatomik işaret noktalarının yerleşimi türden türe değiştiği için, farklı hayvanlardan gelen tarama verilerini aynı parçalara ayıran (parcellation) yaklaşımlar çoğu kez birbirine tam olarak oturmuyor. Yeni bir çalışma, bu uyumsuzluğu aşmayı hedefleyen çok katmanlı bir hesaplama çerçevesi öneriyor ve hem kortikal hem de kortikal altı gri maddeyi kapsayan bir “ortak hiyerarşi” kuruyor.</p>
<p>Nature Communications’ta 2026 yılında yayımlanan çalışmada araştırmacılar, çok türlü beyin taramalarını tek bir navigasyonu yapılabilir atlasa dönüştürmeyi amaçlayan hiyerarşik bir haritalama yöntemi tanımladı. Bu yaklaşımın merkezinde, bölgeleri yalnızca yüzey koordinatlarına bakarak eşleştirmek yerine, bölgelerin kendi aralarındaki işlevsel ve yapısal ilişkilerini temel alan bir çok seviyeli yapı oluşturma fikri bulunuyor. Böylece, türler arasındaki büyüklük ve şekil farklarının parçalara ayırma işlemini bozması yerine, bu farklar hiyerarşinin içine “uyumlanabilir” bir biçimde yerleştiriliyor.</p>
<p>Çalışmanın dayandığı temel sorun, tek anatomiye optimize edilmiş parcellation şemalarının türler arasında doğrudan taşınamaması. Örneğin bir yöntemin belirli bir türdeki gri madde sınırlarını iyi yakalaması, başka bir türde aynı sınırların anlamlı biçimde karşılık bulacağı anlamına gelmiyor. Bu durum, literatürde çok türlü karşılaştırmaların çoğu zaman tutarlılık kaybına uğramasıyla sonuçlanabiliyor; çünkü parçalara bölme kararları, çoğu sistemde hedef anatominin istatistiklerine göre şekilleniyor.</p>
<p>Araştırmacıların önerdiği çerçevede ise parçalayıcı yapı, türler arası karşılaştırmayı kolaylaştıracak biçimde katmanlı bir hiyerarşi mantığıyla kurgulanıyor. Bu hiyerarşi, korteksin yanı sıra kortikal altı gri maddeyi de dahil ederek, beyin içinde farklı düzeylerde örgütlenme düşüncesini sayısal olarak temsil etmeyi amaçlıyor. Böylece, yalnızca bir “üst sınırlar listesi” değil, bölgelerin daha geniş bir örgütlenmeye nasıl bağlandığını da gösteren bir harita elde edilmeye çalışılıyor.</p>
<p>Sistemin uygulanabilmesi için ekip, görüntülerden elde edilen gri maddeyle <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-noropsikiyatrik-advers-olaylar-vigibase/" title="WHO VigiBase verileri: GLP-1 tedavileriyle ilişkili nöropsikiyatrik şikâyet sinyali raporlandı" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> özellikleri entegre ediyor. Bu özellikler, çalışmanın anlatımına göre parçalayıcı eşleştirmeyi yalnızca geometrik benzerliklere değil, aynı zamanda gri maddenin içsel görsel/uzamsal karakteristiklerine dayandırmayı hedefliyor. Çok türlü veriler için bu tür bir entegrasyonun kritik olduğu belirtiliyor; çünkü biyolojide benzer fonksiyonel kompartmanlar her zaman aynı kıvrım yüzeyine denk gelmeyebiliyor.</p>
<p>Hiyerarşik çerçevenin önemli bir yönü de “çok seviyeli uyum” yaklaşımı. Araştırmacılar, türler arasında doğrudan birebir yüzey eşleştirmesi yerine, bölgelerin fonksiyonel ve yapısal bağlamları üzerinden hizalanmasını amaçlıyor. Bu, küçük farklılıkların tek bir hata kaynağı gibi çalışmasını <a href="https://oncology.com.tr/libby-faz-2-thc-cbd-kombinasyonu-demansta-ajitasyon/" title="LiBBY faz 2 sonuçları: THC ve CBD kombinasyonu, yaşam sonu dönemi demansta ajitasyonu hızla azaltabilir" data-wpan-internal-link="1">azaltabilir</a>; çünkü sistem, benzerliği tek bir düzeyde değil, birden fazla düzeyde değerlendirecek şekilde tasarlanıyor.</p>
<p>Çalışma, çok türlü karşılaştırmalarda atlasların rolünü yeniden şekillendirmeyi hedeflerken, aynı zamanda hesaplamalı sinirbilimde ortak bir harita altyapısına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Araştırmacıların yaklaşımı, rodentten primata ve insana uzanan bir yelpazede kortikal ve kortikal altı bölgeleri kapsayan tek bir navigasyon çerçevesi kurma niyeti taşıyor. Bu tür atlasa dayalı karşılaştırmalar, farklı türlerdeki sinirsel örgütlenmenin nasıl korunup nasıl dönüştüğünü anlamaya <a href="https://oncology.com.tr/samimi-partner-siddeti-va-politika-onerileri/" title="VA’ya yönelik veteranlarda aile içi şiddet için kanıta dayalı yeni politika önerileri masada" data-wpan-internal-link="1">yönelik</a> çalışmaların daha karşılaştırılabilir tasarlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Nature Communications’taki çalışma, beyin parcellation alanında türler arası uyumu artırmaya yönelik hesaplamalı bir adım olarak öne çıkıyor. Geliştirilen hiyerarşik çerçevenin, farklı veri setleriyle ne kadar sağlam çalıştığı ve hangi düzeydeki parçalara ayrımın en tutarlı sonuçları verdiği, yöntemin gelecekteki değerlendirmeleri için belirleyici sorular olarak kalıyor. Yine de araştırmanın temel fikri—birebir koordinat eşleştirmesinden ziyade ortak ilişkiler üzerinden çok katmanlı bir hizalama kurmak—çok türlü beyin atlaslarının önünü açabilecek bir yaklaşım sunuyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/hierarchical-framework-enables-cortical-and-subcortical-brain-parcellation-across-species/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Multi-species cortical and subcortical gray-matter parcellation</p>
<p><strong>Article Title:</strong> A hierarchical framework for cortical and subcortical gray-matter parcellation across rodents, primates, and humans</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Venkadesh, S., Tian, Y., Linn, WJ. et al. A hierarchical framework for cortical and subcortical gray-matter parcellation across rodents, primates, and humans. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75837-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41467-026-75837-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/turlerarasi-beyin-parcalayici/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>USC’de NIH Desteğiyle Beyin–Omurilik–Mesane Bağlantısını Haritalayan Çalışma: İnme Sonrası Mesane Sorunlarına Yeni Yaklaşım</title>
		<link>https://oncology.com.tr/inme-sonrasi-norogrojen-mesane-tscs-biyobelirtec/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/inme-sonrasi-norogrojen-mesane-tscs-biyobelirtec/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:02:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin-omurilik-bağlantısı]]></category>
		<category><![CDATA[biyobelirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[fünkisyonel MRI]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[inme sonrası idrar kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[mesane kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[Nörogrojen mesane]]></category>
		<category><![CDATA[TSCS]]></category>
		<category><![CDATA[Ürodinami]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/inme-sonrasi-norogrojen-mesane-tscs-biyobelirtec/</guid>

					<description><![CDATA[USC ve NIH destekli proje, inme sonrası beyin-omurilik-mesane bağlantısını nörogrojen mesane üzerinden inceliyor; TSCS yanıtını öngören biyobelirteçler hedefleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnme sonrası hayatta kalanların önemli bir bölümünde görülen idrar kaçırma ve benzeri alt üriner sistem şikâyetleri, çoğu zaman “şekil ve belirti” düzeyinde yönetilse de, altta yatan sinirsel kaynak yeterince hedeflenemiyor. İnme ile ilişkili idrar kontrol bozukluklarının neredeyse yarıya yakın oranlarda raporlanabildiği ve bu durumun nörolojik mekanizmasıyla bağlantılı müdahalelerin sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bu nedenle ABD’de USC Mark ve Mary Stevens Neuroimaging and Informatics Institute ile Rancho Los Amigos National Rehabilitation Center’ın yürüttüğü, NIH tarafından finanse edilen yeni bir proje; beyin–omurilik–mesane iletişimindeki aksaklığı daha “devre” düzeyinde anlamayı amaçlıyor.</p>
<p>Proje, tekil semptomlara odaklanan yaklaşımların ötesine geçerek, iyileşmeyi kişiye uyarlanabilir bir ağ temelli çerçevede ele almayı <a href="https://oncology.com.tr/cudc-907-temozolomid-etkisi-direncli-glioblastom/" title="Yeni bir PI3K/HDAC ikili inhibitörü, dirençli glioblastomda temozolomidin etkisini artırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>. Araştırmanın odağında, Evgeniy Kreydin’in (MD) liderlik ettiği multidisipliner bir çalışma hattı bulunuyor. Bu hat; ileri düzey beyin görüntüleme yöntemleriyle fonksiyonel ve yapısal bağlantıyı değerlendirmeyi, klinik ürodinamik testlerle mesanenin dolum ve boşaltım sırasında verdiği yanıtları ölçmeyi ve transkutanöz spinal kord stimülasyonu (TSCS) ile sinir devrelerini modüle etmeyi bir araya getiriyor.</p>
<p>TSCS, omurga üzerinde cilde yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla, omurilik üzerinden işleyen devreleri hafif elektrik uyarılarıyla etkilemeyi amaçlayan, invaziv olmayan bir yaklaşımdır. Çalışmada, bu tür uyarıların idrarın depolanmasını ve boşaltımını düzenleyen sinir ağlarında değişiklik oluşturup oluşturmadığı incelenirken, hedefin yalnızca kısa vadeli semptom değişimi olmadığı; daha çok hangi hastalarda ve hangi beyin–omurilik bağlantı örüntülerinde yanıtın daha olası olduğunun anlaşılması olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>İnme sonrası alt üriner sistem işlevi, beyin ile omurilik üzerinden mesaneyi kontrol eden yolların bütünlüğü ve etkinliğiyle yakından ilişkili olduğundan, araştırma ekibi hem fonksiyonel bağlantı hem de beyaz cevher yollarının anatomik özellikleri üzerinde yoğunlaşıyor. Kullanılan görüntüleme yaklaşımı; fonksiyonel MRI ile devrelerin birlikte çalışma biçimini ortaya koymayı ve difüzyon MRI gibi tekniklerle beyaz madde yollarının mikro-yapısal özelliklerini incelemeyi içeriyor. Ayrıca, tractography gibi yöntemlerle sinir yollarının iz sürülerek “bağlantı altyapısı”nın ayrıntılı biçimde haritalanması planlanıyor.</p>
<p>Ölçümlerin biyolojik bir karşılık bulabilmesi için ürodinamik testlerden elde edilen verilerle görüntüleme sonuçlarının birlikte yorumlanması hedefleniyor. Böylece, idrar kontrol bozukluğu yaşayan hastalarda beyin–spinal kord–mesane iletişiminde görülen işlevsel ve yapısal değişimlerin, hangi belirti profilleriyle ve hangi klinik ölçümlerle uyumlu olduğu daha sistematik biçimde değerlendirilebilecek. NIH destekli araştırmanın bu aşamasında temel amaç, yalnızca gözlemsel betimleme yapmak değil; kişiye özgü bağlantı örüntülerine dayalı olarak iyileşme stratejilerini daha rasyonel şekilde uyarlamaya zemin hazırlamak.</p>
<p>Çalışmanın TSCS bileşeni açısından ayrıca, yanıtı öngörebilecek işaretleyiciler geliştirilmesi planlanıyor. Projede, daha önce yürütülen pilot çalışmaların, bu çoklu veri toplama ve müdahale çerçevesinin uygulanabilirliğine dair ön bulgular sağladığı belirtiliyor. Bu bulguların, gelecekte daha hedefli tedavi denemelerine ve klinik karar süreçlerinde kullanılabilecek görüntüleme temelli biyobelirteçlere dönüşmesi araştırmanın orta vadeli hedefleri arasında yer alıyor.</p>
<p>İnme sonrası mesane sorunlarında nörolojik kaynağı doğrudan hedefleyen yaklaşımın sahaya yansıması henüz erken bir aşamada olsa da, bu NIH destekli proje; beyin devre haritalaması, ürodinamik değerlendirme ve sinir devresi modülasyonunu tek bir kişiselleştirilmiş çerçevede birleştirerek alanın “semptomdan devreye” geçiş ihtiyacını somutlaştırıyor. Araştırma sonuçları, ilerleyen dönemlerde hangi hastaların hangi sinirsel hedeflere daha iyi yanıt verebileceğine dair daha net bir bilimsel temel oluşturmayı <a href="https://oncology.com.tr/avrupada-nadir-kanserlerde-molekuler-eslestirme-erisimi-hizlandirmayi-hedefliyor/" title="Avrupa’da nadir kanserlerde ‘moleküler eşleştirme’ erişimi hızlandırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Post-stroke lower urinary tract dysfunction; brain–spinal cord–bladder connectivity; TSCS response prediction</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Functional and Structural Brain Connectivity Alterations in Post-Stroke Lower Urinary Tract Dysfunction</p>
<p><strong>References:</strong><br />NIH/National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases, R01DK144402</p>
<p><strong>Keywords:</strong> inme, üriner inkontinans, fMRI, difüzyon MRG, traktografi, beyaz cevher yolları, transkutanöz spinal kord stimülasyonu, ürodinami, <a href="https://oncology.com.tr/omniage-mitotik-saatler-klonal-hematopoez/" title="OmniAge haritası: Mitotik saatlerin işaret ettiği biyolojik yollar klonal hematopoezi açıklayabilir mi?" data-wpan-internal-link="1">biyobelirteçler</a>, nörogörüntüleme</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/inme-sonrasi-norogrojen-mesane-tscs-biyobelirtec/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson’da dopaminle bağlantılı “ağ anahtarlama” düzensizliği: beyin bağlantıları anlık değil, kırılgan</title>
		<link>https://oncology.com.tr/parkinson-dopamin-dinamik-beyin-aglari-anahtarlama/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/parkinson-dopamin-dinamik-beyin-aglari-anahtarlama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 15:34:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin bağlantıları]]></category>
		<category><![CDATA[dinamik beyin ağları]]></category>
		<category><![CDATA[dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonel manyetik rezonans]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonel MRI]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sinir ağları dinamikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/parkinson-dopamin-dinamik-beyin-aglari-anahtarlama/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, Parkinson’da dopamin ilişkili sinyallerin dinamik beyin ağlarında anahtarlama düzensizliğine yol açabileceğini gösteriyor; bağlantılar sabit değil, kırılgan ve zamanla değişiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Parkinson hastalığında motor belirtilerin gün içinde dalgalanması ve bilişsel zorlanmaların eşlik edebilmesi, beynin farklı görevler arasında kurduğu işbirliklerinin de her an aynı kalmadığını düşündürüyor. Yeni bir araştırma, dinlenme hâlindeki beyin etkinliğinde görülen fonksiyonel ağların zaman içinde yeniden yapılanma biçiminin Parkinson’da değişebileceğini ve bu değişimin dopaminle ilişkili sinyallerle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Bulgular, hastalığı yalnızca “sabit” bağlantı haritalarıyla değil, ağların ne zaman güçlenip ne zaman ayrıştığını yakalayan dinamik bir çerçevede anlamaya yönelik bir yaklaşımı güçlendiriyor.</p>
<p>Çalışma, Parkinson hastalarında beyin bölgelerinin zaman içinde nasıl senkronize olduğunu incelemek için dinlenme durumuna ait fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme verilerini kullandı. Araştırmacılar, klasik yaklaşım olan bağlantıyı tek bir sabit görünüm gibi ele almak yerine, ağ topluluklarının geçici olarak bir araya gelip sonra dağılıp yeniden kurulduğu “anahtarlama” desenlerine odaklandı. Bu yaklaşımın hedefi, beynin bilişsel ve motor talepler arasında hızla uyum sağlamak için fonksiyonel mimarisini yeniden düzenleme kapasitesini zamansal olarak ölçebilmek.</p>
<p>Araştırmada, beyin ağlarının oluşturduğu geçici gruplar arasındaki geçişlerin gücü, toplulukların oluşma ve dağılma hızları ve bu örüntünün zaman içindeki sürekliliği değerlendirildi. Böyle bir analiz, sinir sisteminin yalnızca hangi bölgeler arasında iletişim kurduğunu değil, aynı zamanda bu iletişimin hangi dinamik kurallarla organize olduğunu da ortaya koymaya çalışıyor. Bu nedenle çalışma, Parkinson’da gözlenen belirtilerin neden zaman içinde değişkenlik gösterebildiğine dair sistem düzeyinde bir açıklama zemini sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Araştırmanın önemli noktalarından biri, gözlenen ağ dinamiklerindeki farklılıkların dopaminle ilişkili değişikliklerle bağlantılandırılması. Dopamin, motor işlevlerin düzenlenmesinde olduğu kadar, farklı beyin ağlarının görev taleplerine göre uyarlanmasında da rol oynayan bir nörotransmiter olarak biliniyor. Çalışma bu genel biyolojik çerçeveyi, fonksiyonel bağlantıların dinamik yeniden yapılandırılması <a href="https://oncology.com.tr/kras-g12d-mutasyonu-tespit-tcr-benzeri-antikorlar/" title="KAIST, hücre içi KRAS(G12D) mutasyonunu “neoantijen” üzerinden yakalayan TCR-benzeri antikorlar geliştirdi" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> test etmeye çalışıyor: yani dopaminerjik değişimlerin, ağların yeniden düzenlenme zamanlamasını ve geçiş biçimini etkileyip etkilemediği sorusunu merkezine alıyor.</p>
<p>Yazarların yorumuna göre, Parkinson hastalığında ağların yeniden konfigürasyonunun “bozulabilmesi” mümkündür. Bu, beynin normalde hızlı biçimde esneyerek görev değişimlerine uyum sağlamasına hizmet eden dinamiklerin daha düzensiz çalışabileceği anlamına gelir. Böyle bir senaryoda, klinik belirtilerin ortaya çıkması ve dalgalanması yalnızca belirli devrelerin kalıcı bozukluğu ile değil, devrelerin birbirleriyle geçici olarak kurduğu etkileşimlerin zamanlamasıyla da ilişkili olabilir. Araştırma, sinir ağlarının “anlık” değil, sürekli yer değiştiren ve yeniden yazılan bir etkileşim dili olduğunu vurgulayan bu düşünceyi, dopaminle bağlantı kurarak güçlendiriyor.</p>
<p>Bu çalışma dinlenme hâliyle sınırlı olsa da, yaklaşımın klinik yorumlar açısından taşıdığı değer dikkat çekici. Parkinson hastalığında belirtilerin gün içindeki değişkenliği, sadece sinir devrelerinde değil, devrelerin devreye girme sırasının ve geçişlerinin de etkilenebileceğini düşündürür. Fonksiyonel ağların zaman içindeki anahtarlama dilini analiz etmek, hastalığın “sinyal taşıyan yollar” kadar, bu yolların devreye alınma ritmiyle de ilişkili olabileceğini gösteren yeni bir pencere sunuyor. Araştırmacılar, dopaminle ilişkili sinyal değişimlerinin bu dinamik yapı üzerindeki etkisini anlamayı hedefleyen bulgulara rapor veriyor.</p>
<p>Sonuçlar, Parkinson’u ağ düzeyinde ele almak isteyen araştırmaların yönünü belirleyebilir. Dopamin <a href="https://oncology.com.tr/izole-rem-uyku-davranis-bozuklugu-kalp-beyin-baglantisi/" title="Uyanıklıkta kalp-beyin bağlantısı bozuluyor: İzole REM uyku davranış bozukluğunda yeni sinyal" data-wpan-internal-link="1">bağlantısı</a> kurulan dinamik ağ bulguları, ileride yapılacak çalışmalar için mekanistik soruları da gündeme taşıyor: Hangi ağ geçişleri ne ölçüde değişiyor, bu değişim semptom dalgalanmasıyla nasıl örtüşüyor ve dopaminerjik sistemdeki değişimler dinamik reconfigürasyonun hangi bileşenlerini etkiliyor? Bu soruların yanıtı, Parkinson hastalığında beyin iletişiminin yalnızca “nerede” bozulduğundan çok, “ne zaman” bozulduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/dopamine-linked-brain-network-reconfiguration-dynamics-altered-in-parkinsons-disease/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Parkinson’s disease; dopamine-related functional brain network dynamics</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Dopamine-related alterations in functional brain network dynamic reconfiguration in Parkinson’s disease.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Abdolalizadeh, A., Burkhardt, M., Jahansa, P. et al. Dopamine-related alterations in functional brain network dynamic reconfiguration in Parkinson’s disease. npj Parkinsons Dis. 12, 175 (2026). https://doi.org/10.1038/s41531-026-01466-w</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41531-026-01466-w</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Beyin bilişsel ve motor talepler arasında geçiş yaparken işlevsel beyin ağları sürekli yeniden düzenlenir. Parkinson hastalığında, ancak, bu dinamik yeniden yapılandırma bozulabilir—belki de belirtilerin neden ortaya çıktığını ve neden dalgalandığını açıklamaya yardımcı olur. npj Parkinson’s Disease dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma artık bu ağ dinamiklerini dopaminle ilişkili değişikliklerle ilişkilendiriyor, bu da&#8230; nasıl&#8230; hakkında yeni bir sistemler düzeyi bakış açısı sunuyor.</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/pin1-yap1-sumo-yap1-otofaji-acsl4-ferroptoz-rahim-agzi-kanseri/" data-wpan-internal-link="1">PIN1, YAP1’in SUMOylasyonunu artırarak rahim ağzı kanserinde ferroptozu autofaji üzerinden frenliyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/parkinson-dopamin-dinamik-beyin-aglari-anahtarlama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni nesil PET “raporlayıcı” ligand, canlı beyinde gen ifadesini sayısal izlemeye yaklaştırıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/pet-raporlayici-ligand-beyin-gen-ifadesi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/pet-raporlayici-ligand-beyin-gen-ifadesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 15:03:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gen ifadesi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[biyobelirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[Nöromoleküler görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer tıp]]></category>
		<category><![CDATA[PET]]></category>
		<category><![CDATA[PET görüntüleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/pet-raporlayici-ligand-beyin-gen-ifadesi/</guid>

					<description><![CDATA[Nature Biomedical Engineering’de yayımlanan araştırma, PET raporlayıcı ligand ile canlı beyinde gen ifadesini daha hassas ve nicel biçimde izlemeye kapı aralıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Canlı bir insan ya da hayvanın beyninde genlerin ne kadar aktif olduğunu görmek, nörobiyolojide uzun süredir büyük bir boşluk olarak duruyor. Hücre düzeyinde gen aktivitesini moleküler araçlarla takip etmek mümkün olsa da, bu bilgiyi tüm beyne yayılan ve nicel biçimde hesaplanabilen bir sinyale dönüştürmek zorluğunu aşmak gerekiyordu. Nature Biomedical Engineering’de yayımlanan yeni bir çalışma, bu dönüştürme sorununa odaklanarak, gen ifadesini yansıtan radyoaktif bir PET (pozitron emisyon tomografisi) “raporlayıcı” ligandın tasarımını ve yaklaşımın nicel görüntüleme potansiyelini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde, yalnızca belirli hücre tiplerinin varlığını göstermeye yarayan basit belirteçlerin ötesine geçen bir fikir bulunuyor: PET raporlayıcı ligandın, <a href="https://oncology.com.tr/drosophila-dogum-sirasi-noron-kaderi-molekuler-zaman/" title="Drosophila’da doğum sırası sinir kaderini belirleyen ortak bir genetik zaman diliyle mi okunuyor?" data-wpan-internal-link="1">gen ifadesi</a> dinamikleriyle bağlantılı olacak şekilde davranması. Araştırmacılar, gen aktivitesini doğrudan ölçmek yerine, genle ilişkili moleküler süreçlerin çalışmasına bağlı olarak PET sinyali üreten bir bileşik fikrini geliştiriyor. Böylece hedef, “nerede?” sorusundan ziyade “ne kadar ve ne zaman?” sorularına yanıt veren, bütün beyinde karşılaştırılabilir nicelikler üretmek.</p>
<p>Daha önceki yaklaşımların önemli bir kısmı, gen ifadesine ilişkin bilgiyi dolaylı yollarla çıkarsamayı gerektiriyordu. Bu durum, sinyalin biyolojik kaynağını yorumlamayı zorlaştırabiliyor ve nicel hassasiyeti sınırlayabiliyordu. Yeni raporlayıcı ligand yaklaşımı ise, radyoaktif işaretli molekülün beyin dokusunda oluşturduğu PET sinyalini, gen ifadesiyle ilişkili bir okuma mekanizmasına bağlamayı hedefliyor. Makalede vurgulanan temel iddia, amaca göre tasarlanmış bu ligandın, daha önceki yöntemlere kıyasla gen ifadesini ölçmede “daha yüksek hassasiyet” sağlayabileceği yönünde.</p>
<p>Bu tür çalışmaların anlamı, gen aktivitesinin beyin işlevleriyle ilişkisini araştırmak isteyen alanlar için büyüktür. Çünkü nöroplastisite, gelişim, hastalık süreçleri ve farmakolojik müdahalelerin etkileri gibi konularda, araştırmacılar çoğu zaman gen düzeyindeki değişimleri canlı sistemlerde zamansal ve mekânsal olarak haritalamayı arzular. PET ise klinik görüntüleme altyapısına yakınlığı ve tüm beyin düzeyinde <a href="https://oncology.com.tr/izole-rem-uyku-davranis-bozuklugu-kalp-beyin-baglantisi/" title="Uyanıklıkta kalp-beyin bağlantısı bozuluyor: İzole REM uyku davranış bozukluğunda yeni sinyal" data-wpan-internal-link="1">sinyal</a> üretme kapasitesi nedeniyle cazip bir platform. Ancak gen ifadesine doğrudan bağ kurma konusu, biyokimya, farmakokinetik ve görüntüleme modellemesinin birlikte optimize edilmesini gerektiriyor; bu nedenle “raporlayıcı ligand” konsepti kritik bir adım olarak konumlanıyor.</p>
<p>Çalışma kapsamında raporlayıcı ligandın, beyin içinde ürettiği radyoaktif sinyalin gen ifadesiyle bağlantılı olacak şekilde kurgulandığı belirtiliyor. Araştırmacılar, yaklaşımın, sadece belirli hücrelerin varlığını işaret etmek yerine, gen aktivitesinin zamansal gidişatıyla ilişkilendirilen bir “moleküler okuma” sağlayacağını ileri sürüyor. Bu tasarım <a href="https://oncology.com.tr/trizomi-13-ve-18-perinatal-palyatif-bakim/" title="Perinatal palyatif bakım yaklaşımı, trisomi 13 ve 18’de aile kararlarını nasıl şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı,</a> PET sinyalinin biyolojik yorumunu güçlendirmeyi ve daha tutarlı nicel sonuçlar üretmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Yine de yaklaşımın pratikte ne ölçüde gen ifadesi için doğrudan bir “sayım” düzeyi sağlayacağı, ayrıntılı doğrulama çalışmalarına bağlı. Nicel görüntüleme iddiaları genellikle; ligandın hedefe bağlanma özellikleri, dokudaki dağılımı, metabolizma yolları, sinyalin gen ifadesiyle zaman içinde ne kadar iyi eşleştiği ve görüntüleme analizinin matematiksel varsayımları gibi çok sayıda değişkene dayanır. Makalede bu boşlukları kapatmaya yönelik kavramsal çerçeve sunuluyor olsa da, yöntemin farklı hedef genler ve farklı biyolojik bağlamlarda nasıl performans göstereceği, ilerleyen araştırmalarla netleşecek.</p>
<p>Öte yandan çalışma, PET tabanlı “moleküler raporlayıcı” tasarımının, canlı beyin biyolojisinde gen aktivitesini nicel ölçmeye giden yolun önünü açabileceğini gösteriyor. Eğer bu tür ligandlar, gelecekte daha geniş uygulamalara uyarlanır ve doğrulanırsa, araştırmacıların gen ifadesini yalnızca laboratuvar örneklerinde değil, aynı zamanda canlı sistemlerde daha ölçülebilir biçimde izlemeleri mümkün olabilir. Bu da nörolojik süreçlerin moleküler zaman çizelgesini görüntülemeyi, genetik hipotezleri test etmeyi ve biyolojik mekanizmaları daha doğrudan kanıtlarla ilişkilendirmeyi kolaylaştırabilecek bir yönelim anlamına geliyor.</p>
<p>Nature Biomedical Engineering’de yayımlanan çalışma, beyin gen ifadesini PET ile nicel biçimde izleme hedefi için yeni bir tasarım stratejisi sunuyor. Daha önceki dolaylı okumaların yerini, gen aktivitesini yansıtan bir radyoaktif sinyalin kurulduğu “raporlayıcı ligand” yaklaşımının alması, alanın en uzun süreli zorluklarından birine bilimsel bir yanıt oluşturuyor. Araştırma henüz erken bir evrede olsa da, canlı beyin biyolojisini gen düzeyinde daha net ve sayısal biçimde takip etmeye dönük güçlü bir adım olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> PET-based quantitative imaging of gene expression in the brain</p>
<p><strong>Article Title:</strong> A PET reporter ligand for quantitative imaging of gene expression in the brain</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Stotz, S., Dunkel, G., Haas, S. et al. A PET reporter ligand for quantitative imaging of gene expression in the brain. Nat. Biomed. Eng (2026). https://doi.org/10.1038/s41551-026-01748-x</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41551-026-01748-x</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/pet-raporlayici-ligand-beyin-gen-ifadesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyindeki toplardamar akışı, atık temizliğini ve beyin basıncını aynı sistem üzerinden etkileyebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/beyindeki-toplardamar-akisi-atik-temizligini-ve-beyin-basincini-ayni-sistem-uzerinden-etkileyebilir/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/beyindeki-toplardamar-akisi-atik-temizligini-ve-beyin-basincini-ayni-sistem-uzerinden-etkileyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 21:35:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin atık temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[beyin basıncı düzenlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin dolaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin-omurilik sıvısı drenajı]]></category>
		<category><![CDATA[Lenfatik sistem]]></category>
		<category><![CDATA[meningeal lenfatikler]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[serebral venöz akım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/beyindeki-toplardamar-akisi-atik-temizligini-ve-beyin-basincini-ayni-sistem-uzerinden-etkileyebilir/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, beyin toplardamar akımındaki değişimlerin meningeal lenfatik drenajı etkileyerek hem beyin içi basıncı hem de atık temizliğini yönlendirebileceğini öne sürüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beynin “atık temizleme” kapasitesi yalnızca beyin omurilik sıvısı (BOS) dolaşımıyla değil, aynı zamanda kanın beyin içinden geri dönüşüyle de bağlantılı olabilir. <em>Nature Neuroscience</em>’ta yayımlanan yeni bir çalışma, çoğu araştırmanın odağında olmayan bir damarsal hattı—serebral venöz kan akımını—beyindeki basınç dengesi ve atık maddelerin uzaklaştırılmasıyla ilişkilendiriyor. Bulgular, toplardamar dolaşımındaki değişimlerin, kafatası içindeki sıvı-çevresi koşullarını şekillendirerek meningeal lenfatik damarlar üzerinden gerçekleşen temizliğe yansıyabileceğini ileri sürüyor.</p>
<p>Araştırmacılar, beyin içindeki “iç tesisat” benzeri düzenekten başlayarak venöz sistemle BOS kaynaklı materyalin drenajı arasındaki dinamik ilişkiyi incelemeyi hedefledi. Çalışmada özellikle, beyin zarları içinde yer alan meningeal lenfatik damarlar üzerinde duruldu. Bu damarların, BOS’tan türeyen bazı materyallerin kafatası dışına taşınmasına yardımcı olan özel kanallar olduğu biliniyor; ancak bunların nasıl bir düzenleme mekanizmasıyla çevresel koşullardan etkilendiği daha az netti.</p>
<p>Çalışmanın temel yaklaşımı, venöz dolaşımın seyrini ve bunun meningeal lenfatik damarların işleviyle <a href="https://oncology.com.tr/ticagrelor-fazamoreksant-etkilesimi-faz-1/" title="Ticagrelor ile fazamoreksant birlikte alındığında ilaç maruziyetinde değişim sinyali: Faz I çalışma" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> nasıl değiştiğini gözlemlemeye dayanıyordu. Elde edilen sonuçlar, meningeal lenfatiklerin yalnızca “pasif şekilde takip eden” bir drenaj hattı gibi davranmadığını gösterdi. Venöz kan akımında meydana gelen değişiklikler, lenfatik sistemin yanıt vermesine ve dolayısıyla temizleme ortamının özelliklerinin değişmesine yol açabilecek işaretler sundu. Bu, beyin temizliğini yöneten süreçlerin tek başına BOS hareketiyle sınırlı olmayabileceğini, damar geri dönüşünün de kritik bir belirleyici olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın vurguladığı bir diğer nokta, beyin basıncı ile atık temizleme süreçlerinin birbirinden tamamen bağımsız iki konu gibi ele alınmaması gereği. Beyin içi basınç dengesi, BOS hacim ve basınç düzenleme mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğu için, toplardamar dolaşımının bu dengeyi etkileyebilmesi teorik olarak da anlamlı bir bağlantı oluşturuyor. Yeni bulgular, bu bağlantının meningeal lenfatik drenaj üzerinden işlevsel hale gelebileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Elbette çalışma, mevcut haliyle nedenselliği ve mekanizmanın tüm ayrıntılarını kesin biçimde ortaya koymuş olmaktan ziyade, iki sistem arasındaki etkileşime dair güçlü bir biyolojik bağlantı sunuyor. Venöz akımın değişmesiyle meningeal lenfatiklerin yanıt vermesi, düzenleyici bir sinyalleme veya damar-SOS-environment etkileşimi olasılığını gündeme getiriyor. Bu sinyalleşmenin <a href="https://oncology.com.tr/raa-v-uretim-maliyetleri-endikasyon-talep-kapasite/" title="rAAV’de maliyetin haritası: Hangi endikasyonlar üretim kapasitesini zorluyor?" data-wpan-internal-link="1">hangi</a> hücresel bileşenler üzerinden gerçekleştiği ya da venöz akım değişimlerinin hangi eşikler altında daha belirgin etkiler oluşturduğu gibi soruların, sonraki araştırmalarda netleşmesi bekleniyor.</p>
<p>Yine de bulgular, beyin fluid homeostazı ve basınç regülasyonu alanında araştırma gündemini genişletebilir. Çünkü serebral venöz dolaşım, klinik pratikte bazı durumlarda dolaylı olarak değişebilen bir parametre; örneğin baş içi basınç dinamiklerini etkileyen çeşitli fizyolojik ve patolojik süreçlerle birlikte ele alınabilir. Bu nedenle meningeal lenfatiklerin venöz akımdan etkileniyor olması, beyin atık temizliğiyle ilgili gelecekteki deneysel çalışmaların tasarımında daha fazla damarsal boyutun hesaba katılmasına yol açabilir.</p>
<p>Araştırma <em>Nature Neuroscience</em> dergisinde yayımlanan bu çalışma, serebral venöz kan akımının intracerebral basıncı ve meningeal lenfatikler üzerinden beyin temizliğini birbirine bağlayabilecek bir düğüm noktası olabileceğini ortaya koyuyor. Sonuçlar, beyin atık uzaklaştırma mekanizmalarının daha bütüncül bir çerçevede ele alınması gerektiğini hatırlatırken, venöz sistem ile lenfatik drenaj arasındaki etkileşimi hedefleyen mekanistik çalışmaların önünü açıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/cerebral-venous-flow-controls-brain-pressure-and-clearance-through-meningeal-lymphatics/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Cerebral venous blood flow, intracerebral pressure regulation, brain clearance, meningeal lymphatic vessels</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Cerebral venous blood flow regulates intracerebral pressure and brain clearance via meningeal lymphatic vessels.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />El Kamouh, MR., Spajer, M., Singhabahu, R. et al. Cerebral venous blood flow regulates intracerebral pressure and brain clearance via meningeal lymphatic vessels. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02358-1</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02358-1</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/mikrobiyal-metabolitler-epigenetik-gen-duzenleme/" data-wpan-internal-link="1">Bağırsak mikroplarının metabolitleri genlerin “açılıp kapanmasını” epigenetik düzeyde etkileyebilir</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/beyindeki-toplardamar-akisi-atik-temizligini-ve-beyin-basincini-ayni-sistem-uzerinden-etkileyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lezyon sonrası onarımda “astrocyte kimlik kaybı” ve çekirdek göçü keşfi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/beyin-lezyonu-sonrasi-astrocyt-cekirdek-translocation/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/beyin-lezyonu-sonrasi-astrocyt-cekirdek-translocation/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 17:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Astrocyt]]></category>
		<category><![CDATA[astrocyt biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin lezyonu onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çekirdek translocation]]></category>
		<category><![CDATA[hücresel onarım]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroinjüri]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer translokasyon]]></category>
		<category><![CDATA[rejeneratif tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/beyin-lezyonu-sonrasi-astrocyt-cekirdek-translocation/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, beyin lezyonunda astrocytlerin geçici olarak kaybolabildiğini ve geri dönüşün çekirdek translocation ile ilişkili düzenli bir repopülasyon programına dayandığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyindeki sınırlı bir hasar odağında, onarımın yalnızca “hücrelerin yerine geri gelmesi”yle açıklanamayacağı <a href="https://oncology.com.tr/acss2-kat5-histon-krotonilasyon-masld-mash/" title="ACSS2–KAT5 epigenetik anahtarının yağlı karaciğerde iltihabı hızlandıran rolü ortaya çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya çıktı</a>. Nature Neuroscience’ta yayımlanan yeni bir <a href="https://oncology.com.tr/endustriyel-kimyasal-maruziyet-insan-biyomonitoring/" title="Endüstriyel kazalarda kimyasal maruziyeti biyobelirteçlerle daha net izlemek: Yeni çalışma" data-wpan-internal-link="1">çalışma</a>, lezyon sınırlarında görevli olan astrocytlerin bir süreliğine ortadan kaybolabildiğini ve ardından oldukça planlı bir programla <a href="https://oncology.com.tr/glioblastomda-androjen-reseptoru-radyoterapi-duyarliligi/" title="Glioblastomda radyoterapiye “yapısal” direnç zayıflatılabilir: Androjen reseptörü–TGF-β/Smad3 yeniden programı" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> ortaya çıktığını gösteriyor. Ancak araştırmanın asıl dikkat çekici bulgusu, bu dönüşün pasif bir toparlanma olmadığını; astrocyt çekirdeklerinin, lezyon onarımı sırasında yer değiştirerek translocated olmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koyması.</p>
<p>Astrocytler merkezi sinir sisteminde çok sayıda bulunan destek hücreleridir. Sinaptik ortamın düzenlenmesi, bağışıklık/iltihap tepkilerinin şekillendirilmesi ve hücre dışı bileşenin ayarlanması gibi işlevlerde rol alırlar. Bununla birlikte odak düzeyindeki yaralanmalardan sonra astrocytlerin davranışı tek tip değildir. Çalışma, özellikle hasar çevresinde görülen bir geçiş fazına odaklanıyor: lezyonun kenarındaki hücre toplulukları, repopülasyon yani yeniden doldurma süreci başlamadan önce astrocyt kimliğini kısmen kaybedebiliyor.</p>
<p>Araştırmacılar, bu “kimlik kaybı”nın, onarımın hangi evresinde ortaya çıktığını ve yeniden ortaya çıkışın hangi hücresel mekanizmalarla gerçekleştiğini izlemek için gelişmiş görüntüleme yaklaşımlarını kullanıyor. Bulgulara göre, lezyon sınırındaki astrocytler her zaman aynı şekilde kalmıyor; belirli bir zaman penceresinde kaybolma gibi görünen bir durum ortaya çıkıyor. Bu durumun, hücrelerin geri gelmesinden hemen önce gerçekleşmesi, olayın basit bir devinimden ziyade düzenlenmiş bir hücresel geçişe işaret ediyor.</p>
<p>“Kaybolma ve dönüş” döngüsü incelendiğinde, dikkatler astrocyt çekirdeklerinin hareketine çekiliyor. Araştırma, lezyon onarımı sırasında astrocyt çekirdeklerinin translocation adı verilen bir yer değiştirme sürecinden geçtiğini rapor ediyor. Elde edilen sonuçlar, repopülasyonun yalnızca astrocytlerin sayısal olarak yeniden artmasıyla sınırlı olmadığını; hücresel mimarinin, moleküler işaretlerle zamanlanmış bir şekilde yeniden organize olduğunu düşündürüyor. Başka bir deyişle, onarım sırasında astrocyt çekirdeklerinin göçü, lezyon kenarında yeniden yapılanmaya uygun bir “hazırlık” adımı gibi konumlanıyor.</p>
<p>Çalışmanın ortaya koyduğu çerçeve, astrocytlerin farklı koşullarda farklı programlar çalıştırabildiğini destekliyor. Odak hasar sonrasında, bazı astrocyt alt kümelerinin geçici olarak fonksiyonel kimliklerini kaybetmeleri ve ardından yeniden astrocyt olarak geri kazanılmaları, lezyon mikroçevresinin hücresel kararları etkileyebildiğini ima ediyor. Bu geçişin, lezyon kenarında “astrocyt kimliği”nin yeniden kurulmasına giden bir yol olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Araştırmacılar, repopülasyonun sıkı bir koordinasyonla ilerlediğini vurguluyor. Bu koordinasyonun merkezinde ise astrocyt çekirdeklerinin hareketi yer alıyor: çekirdeklerin doğru zamanda ve doğru yerde yeniden konumlanması, hücrelerin işlevsel olarak geri kazanılmasına zemin hazırlayabilir. Çalışma henüz bu mekanizmanın tüm moleküler ayrıntılarını klinik düzeyde açıklamıyor; ancak astrocytlerin “kaybolması” gibi görünen evrenin, aslında çekirdeklerin translocation dahil olmak üzere aktif bir yeniden düzenleme süreci olabileceğini güçlü biçimde gösteriyor.</p>
<p>Bu tür bulgular, beyin hasarı sonrası gliosis ve glial skar oluşumu gibi süreçleri daha yakından anlamaya yönelik olarak önem taşıyor. Çünkü astrocytlerin lezyon sınırında geçici kimlik değişimi ve çekirdek göçü gibi olayları, yalnızca hasarın biyolojisini değil, aynı zamanda onarımın ne zaman, nerede ve hangi koşullarda mümkün olduğunu da etkileyebilir. Nature Neuroscience’ta yayımlanan çalışma, gelecekte astrocyt dinamiklerinin moleküler şifrelerini hedefleyen araştırmalar için somut bir yol haritası sunuyor.</p>
<p>Yine de sonuçların, doğrudan tedavi önerilerine dönüşmesi için daha fazla deneysel doğrulama ve mekanistik çalışmalar gerekiyor. Şimdilik elde edilen ana mesaj, lezyon onarımında astrocytlerin geri dönüşünün pasif bir “yerine gelme” olmadığının; astrocyt çekirdek translocation gibi dikkat çekici hücresel olaylar içeren düzenli bir repopülasyon programını yansıttığının gösterilmiş olması.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="Tpe6D08uuA"><p><a href="https://scienmag.com/focal-astrocyte-loss-shows-nuclear-translocation-during-lesion-repopulation/">Focal Astrocyte Loss Shows Nuclear Translocation During Lesion Repopulation</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Focal Astrocyte Loss Shows Nuclear Translocation During Lesion Repopulation” — Science" src="https://scienmag.com/focal-astrocyte-loss-shows-nuclear-translocation-during-lesion-repopulation/embed/#?secret=KgVY5RfIJA#?secret=Tpe6D08uuA" data-secret="Tpe6D08uuA" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Astrocyte loss and lesion repopulation dynamics in the damaged brain</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Focal astrocyte loss reveals nuclear translocation during lesion repopulation.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Herwerth, M., Wyss, M.T., Schmid, N.B. et al. Focal astrocyte loss reveals nuclear translocation during lesion repopulation. Nat Neurosci (2026). https://doi.org/10.1038/s41593-026-02354-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41593-026-02354-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/beyin-lezyonu-sonrasi-astrocyt-cekirdek-translocation/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MARS temel modeli: Çoklu çekim MRI’da daha genellenebilir yapay zekâ dönemi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/mars-temel-modeli-coklu-sekans-mri-genellenebilir/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/mars-temel-modeli-coklu-sekans-mri-genellenebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 00:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu sekans analizi]]></category>
		<category><![CDATA[derin öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[klinik genellenebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[makine öğrenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik rezonans görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[MRI yapay zekâsı]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[temel modeller]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/mars-temel-modeli-coklu-sekans-mri-genellenebilir/</guid>

					<description><![CDATA[MARS temel modeli, çoklu sekanslı MRI’da anatomiden bağımsız özellikleri ayrıştırmayı hedefler. Böylece farklı protokoller arasında klinik genellenebilirliği güçlendirmeyi amaçlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışmada araştırmacılar, çoklu sekanslı manyetik rezonans görüntülemeyi (MRI) analiz etmek üzere <a href="https://oncology.com.tr/ibd-mikrokapsul-mikroreaktor-tasarlanmis-probiyotik/" title="IBD için biyoinspire mikrokapsül “mikroreaktör”: Genetiği tasarlanmış probiyotiklerle hedefli anti-inflamasyon yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">tasarlanmış</a> büyük ölçekli bir “temel model” yaklaşımı geliştirdi. MARS adı verilen sistem, klinik pratikte <a href="https://oncology.com.tr/c-brain-alzheimer-acik-kaynakli-yapay-zeka-araclari/" title="C-BRAIN’den Alzheimer araştırmalarına açık kaynaklı üç yapay zekâ aracı" data-wpan-internal-link="1">yapay zekâ</a> uygulamalarının önündeki en temel engellerden birini hedefliyor: Aynı hastalık ya da aynı anatomik bölge üzerinde farklı çekim türleri (sekanslar) kullanıldığında ortaya çıkan ve modellerin performansını sınırlandırabilen heterojenlik.</p>
<p>MRI, farklı sekanslar aracılığıyla doku ve patolojileri farklı açılardan gösterme kapasitesi sayesinde tanıda merkezi bir role sahip. Ancak tam da bu çoklu-sekans yapısı, veri üzerinde öğrenme yapan derin öğrenme yöntemleri için zorlayıcı olabiliyor. Sekanslar arasında sinyal karakteristikleri, görüntülerin görünümü ve klinik protokoller değiştikçe, bir modelin “genel” klinik koşullara uyum sağlayabilme yeteneği zayıflayabiliyor. Bu durum, çoğu zaman modellerin yalnızca belirli bir merkezde, belirli bir protokol setinde ya da belirli hasta gruplarında tutarlı sonuçlar üretmesine yol açıyor.</p>
<p>MARS’ın yaklaşımı, bu soruna mimari düzeyde çözüm üretmeye odaklanıyor. Araştırmacılar, pretraining (ön eğitim) sırasında modeli, aynı anatomiyi temsil eden ama sekanstan sekansa değişen özellikleri ayrıştırmaya teşvik eden bir strateji benimsediklerini belirtiyor. Bu tasarımın merkezinde, anatomiden bağımsız (anatomy-invariant) özellikler ile sekansa özgü varyasyonları “disentangle” etmeye yönelik bir hedef bulunuyor. Başka bir ifadeyle model, farklı MRI sekanslarına maruz kaldığında, görüntünün temel anatomik bilgisini sekans farklılıklarının gürültüsünden ayırmayı öğrenmeye çalışıyor.</p>
<p>Bu ayrıştırma fikri, temel model mantığıyla birleştirildiğinde önemli bir potansiyel taşıyor. Temel modeller genellikle büyük veri üzerinde öğrenme yaparak, daha sonra farklı görevlerde kullanılabilecek “genel” bilgi temelleri kurar. MARS tarafında ise bu genel bilginin, klinikte farklı sekanslar ve farklı anatomik bağlamlar arasındaki kaymaların etkisini azaltacak şekilde yapılandırılması amaçlanıyor. Böylece modelin yalnızca tek bir çekim protokolüne uyumlu kalması yerine, çok daha çeşitli klinik senaryolarda çalışma olasılığı güçlenmiş oluyor.</p>
<p>Çalışmanın tasarımında pretraining aşamasının kritik bir rol oynadığı vurgulanıyor. MARS’ın, ön eğitim sürecinde sekansa özel bileşenleri tanımlayıp anatomik olarak değişmeyen örüntülere daha fazla ağırlık verecek şekilde geliştirildiği ifade ediliyor. Bu da, ilerleyen aşamalarda modelin klinik analize yönelik çeşitli uygulamalara uyarlanmasının daha tutarlı olmasına katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Multi-sequence MRI analysis using large-scale deep learning foundation models for clinical applications.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Large-scale multi-sequence pretraining for generalizable MRI analysis in versatile clinical applications.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Qiu, Z., Wang, X., Xie, Z. et al. Large-scale multi-sequence pretraining for generalizable MRI analysis in versatile clinical applications. Nat. Biomed. Eng (2026). https://doi.org/10.1038/s41551-026-01740-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41551-026-01740-5</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/dechic-seq-tek-hucrede-kromatin-tf-haritalama/" data-wpan-internal-link="1">DeChIC-seq ile tek hücrede DNA-Protein temasları ve kromatin izlerini haritalama dönemi</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/mars-temel-modeli-coklu-sekans-mri-genellenebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Long COVID’de beyinde dopamin sistemi etkileniyor: Yeni PET görüntüleme bulguları</title>
		<link>https://oncology.com.tr/long-covid-dopamin-sistemi-pet-bulgulari/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/long-covid-dopamin-sistemi-pet-bulgulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[dopamin sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[dopamin taşıyıcısı]]></category>
		<category><![CDATA[long COVID]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[PET görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/long-covid-dopamin-sistemi-pet-bulgulari/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni PET görüntüleme bulguları, Long COVID’te striatumda dopamin taşıyıcı belirteçlerinde azalma olabileceğini; yorgunluk ve bilişsel-motor şikâyetlerle olası bağlantıyı tartışıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SARS-CoV-2 enfeksiyonundan aylar sonra sürebilen ve sıklıkla nörolojik belirtilerle seyreden Long COVID, biyolojik düzeyde nasıl kalıcı hasara yol açtığı konusunda uzun süredir belirsizlik taşıyordu. Centre for Addiction and Mental Health (CAMH) tarafından yürütülen yeni bir beyin görüntüleme çalışması, Long COVID semptomlarının bir kısmıyla bağlantılı olabilecek dopaminerjik bir mekanizmaya <a href="https://oncology.com.tr/egzersiz-kaynakli-mikrobiyal-metabolitler-kas-kaybi/" title="Kadın farelerde egzersizin kas kaybını nasıl önlediği: Bağırsak kaynaklı metabolitler yeni bir kilit bağa işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>. Çalışma, eBioMedicine’de yayımlandı ve dopamin ile ilişkili sinir hücrelerinin zarar görmüş olabileceğini, buna yönelik PET verileri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p>Araştırmada, positron emisyon tomografisi (PET) kullanılarak striatumun belirli bölgelerinde dopamin taşıyıcısı belirteçlerinin azalması incelendi. Dopamin sisteminin işlevsel bütünlüğüyle ilişkili olan bu belirteçlerde görülen düşüşün, beyin devrelerindeki dopaminerjik iletimde bozulma ihtimalini güçlendirdiği belirtiliyor. Çalışmanın dikkat çekici yönü, bulguların Long COVID’in bazı tipik klinik özellikleriyle uyumlu bir biyolojik çerçeve sunması: uzun süren yorgunluk, bilişsel işlevlerde zayıflama ve hareketlerde yavaşlama gibi semptomların, dopaminle bağlantılı sinir ağlarındaki değişikliklerle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.</p>
<p>Long COVID, küresel ölçekte yaklaşık yüzde 5’lik bir payı etkilediği ifade edilen; enfeksiyonun akut dönemini takiben aylar boyu devam edebilen çok çeşitli şikâyetlerle tanımlanıyor. Bu tablo; zihinsel bulanıklık, dikkat ve bellek sorunları, uyku düzensizlikleri, hareket hızında azalma gibi nöropsikiyatrik ve motor belirtileri kapsayabiliyor. Ancak şimdiye kadar, bu kronik belirtilerin hangi biyolojik süreçlerden beslendiği konusunda doğrudan ve tutarlı bir açıklama kurmak zor oldu. Araştırmacılar, dopamin sistemiyle ilişkili nöronal hasar fikrinin, terapötik geliştirmeye zemin hazırlayabilmesi açısından önemli olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Çalışmanın tasarımı, Long COVID’te görülen nörobilişsel ve motor semptomların yalnızca genel bir inflamasyon ya da stres yanıtıyla sınırlı olmayabileceğini, dopamin salınımını destekleyen hücrelerin belirteç düzeylerinde saptanabilir düzeyde etkilenebileceğini öne sürüyor. Striatum, hareketin planlanması ve yürütülmesi ile ödül-motivasyon süreçleri gibi işlevlerde rol alan bazal ganglion devrelerinin önemli bir parçası olarak biliniyor. Dopaminerjik iletimdeki değişimler, bu devrelerin çalışma şeklini etkileyerek hem motor yavaşlama hem de bilişsel performansta dalgalanmalarla ilişkilendirilebiliyor.</p>
<p>Yine de çalışma, neden-sonuç ilişkisini tek başına kesinleştirmiyor. PET ile ölçülen dopamin taşıyıcı belirteçlerindeki azalma, dopaminerjik sistemde işlevsel değişim veya hücresel düzeyde hasar olasılığına işaret eder; fakat bunun Long COVID’in başlangıcından mı yoksa sürecin ilerleyen dönemlerinde mi ortaya çıktığını ayırmak, daha geniş ve zamansal takip gerektiren bir konu. Araştırmanın sunduğu veri ise, Long COVID semptomlarının biyolojik temellerini araştıran çabalar için önemli bir yön çiziyor: dopamin sistemi hasarı olasılığını, klinik belirtilerle ilişkilendirilebilir ölçülebilir bir görüntüleme bulgusuna bağlama çabası.</p>
<p>Bu tür çalışmaların gelecekte atılacak adımları açısından anlamı büyük. Dopaminle ilişkili mekanizmaların daha iyi anlaşılması; uzun süren yorgunluk, zihinsel yavaşlama ve motor semptomlarla mücadelede hangi biyolojik hedeflerin daha rasyonel olabileceği sorusunu netleştirebilir. Ancak şu aşamada, sonuçlar erken bulgular olarak değerlendirilirken, farklı hasta gruplarında tekrarlanması ve uzunlamasına izlemle desteklenmesi gereği önemini koruyor.</p>
<p>Long COVID’te dopamin sistemiyle uyumlu değişikliklere dair kanıtların raporlanması, hastalığın karmaşık nörobiyolojisini aydınlatma yolunda dikkat çekici bir adım olarak görülüyor. Kaynak: https://scienmag.com/study-finds-dopamine-system-damage-in-long-covid-patients-brains/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Loss of vesicular monoamine transporter 2 in striatum of long COVID and relationship to neuropsychiatric symptoms</p>
<p><strong>References:</strong><br />DOI: 10.1016/j.ebiom.<a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-kirilganlik-egzersiz-meta-analiz/" title="Yaşlılarda kırılganlığı egzersiz azaltabilir: 2026 derleme ve meta-analizden yeni çıkarımlar" data-wpan-internal-link="1">2026</a>.106339</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Uzun süreli COVID, dopamin nöronları, striatum, PET görüntüleme, nöroenflamasyon, nöropsikiyatrik semptomlar</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/pregmednet-gebelik-ilaclari-yenidogan-riskleri/" data-wpan-internal-link="1">PregMedNet ile gebelikte ilaçların yenidoğan riskleri nasıl “çoklu” etkileniyor aydınlanıyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/long-covid-dopamin-sistemi-pet-bulgulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik inme için iPSC kökenli sinir progenitör hücrelerde uzun dönem takip: güvenlik ve biyolojik aktivite sinyalleri</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kronik-inme-ipsc-kokenli-sinir-progenitor-hucreler-uzun-donem/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kronik-inme-ipsc-kokenli-sinir-progenitor-hucreler-uzun-donem/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 18:14:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[hücre tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[iPSC]]></category>
		<category><![CDATA[iPSC tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kronik inme]]></category>
		<category><![CDATA[nörogörüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[rejeneratif tıp]]></category>
		<category><![CDATA[sinir rejenerasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kronik-inme-ipsc-kokenli-sinir-progenitor-hucreler-uzun-donem/</guid>

					<description><![CDATA[ISSCR 2026’da paylaşılan uzun dönem klinik ve nörogörüntüleme sonuçları, iPSC kökenli hNPC01 hücre tedavisinin güvenliği ve biyolojik aktivitesine dair kanıtlar sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik iskemik inme sonrası süregelen <a href="https://oncology.com.tr/motor-talamus-dbs-frekans-konusma-yutma/" title="Motor talamusta DBS’nin “frekans ayarı” konuşma ve yutmayı değiştiriyor" data-wpan-internal-link="1">motor</a> yetersizliği yaşayan hastalarda yeni rejeneratif yaklaşımların önünü açabilecek veriler, ISSCR 2026 Yıllık Toplantısı’nda paylaşıldı. Araştırmacılar, indüklenmiş pluripotent kök hücrelerden (iPSC) türetilen ve ön beyin kaynaklı sinir progenitör hücreleri <a href="https://oncology.com.tr/adiponektin-seramid-ekseni-kalori-kisitlamasi/" title="Diyet kısıtlaması kan şekerini hedefleyen yeni bir “adiponektin–seramid” hattını devreye sokuyor" data-wpan-internal-link="1">hedefleyen</a> hNPC01 adlı aday tedaviye ilişkin daha önce yayınlanmamış uzun dönem klinik ve görüntüleme bulgularını sundu. Sunum, Faz I düzeyinde yürütülen çalışmanın uzatılmış takip sonuçlarını gündeme getirerek, hücre temelli müdahalenin uzun vadeli güvenliği, uygulanabilirliği ve biyolojik aktivitesi hakkında ek kanıtlar sağladığını belirtti.</p>
<p>İnme, dünya genelinde uzun süreli sakatlıkların önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. İnme sonrası iyileşmenin akut ve subakut fazlarında rehabilitasyonla ilerleme görülebilse de, kronik döneme geçildiğinde toparlanmanın yavaşlama eğilimi gösterdiği; bu nedenle hastaların kalıcı motor kısıtlılıklar karşısında ek seçenek bulmakta zorlandığı ifade ediliyor. Bu klinik boşluk, sinir dokusu onarımı ve devre bütünleşmesini hedefleyen rejeneratif yaklaşımları araştırma odağına taşıyor. Bununla birlikte, sinir dokusunun yeniden yapılanması hem biyolojik olarak karmaşık hem de uzun dönem takip gerektiren yüksek standartlar taşıyan bir alan olarak öne çıkıyor.</p>
<p>hNPC01 programı, iPSC’lerden elde edilen spesifik bir sinir progenitör hücre popülasyonunu kronik iskemik inme bağlamında değerlendirme yaklaşımına dayanıyor. Faz I çalışmanın amacı, hücre tedavisinin güvenliği ve uygulanabilirliğini sistematik biçimde test etmek olarak tanımlanırken, araştırmacılar bu yeni sunumda uzun dönem klinik gözlemler ile tamamlayıcı görüntüleme verilerinin bir araya geldiğini aktardı. Sunumun vurguladığı temel mesaj, tedavinin uzun vadede tolere edilebilir olduğuna işaret eden bulguların ve ayrıca hücrelerin “biyolojik olarak etkili olabileceğine” dair sinyallerin mevcut olduğuydu.</p>
<p>Paylaşılan veriler arasında, klinik gidişatın izlenmesine yönelik uzun dönem takip sonuçları ve hücre temelli tedavinin olası etkilerini değerlendirmeyi amaçlayan uzun dönem görüntüleme bulguları yer aldı. Bu tür görüntüleme verilerinin rolü, yalnızca kısa vadeli değişimleri yakalamak değil; aynı zamanda iyileşmenin gecikmeli olabildiği kronik dönem koşullarında, tedaviyle ilişkili olabilecek biyolojik süreçlerin zaman içindeki seyrini inceleyebilmek. Araştırmacıların sunduğu çerçevede, bu ek takip zamanlamasının eldeki kanıtları güçlendirdiği ve aday tedavinin biyolojik aktivitesine dair değerlendirmeleri desteklediği belirtildi.</p>
<p>Faz I düzeyindeki bir çalışmanın kapsamı gereği sonuçlar, etkinliği kesin biçimde kanıtlamaktan ziyade erken güvenlik ve biyolojik işaretleri değerlendirmeye odaklanır. Bu nedenle uzmanlar açısından, “umut verici sinyaller” olarak ifade edilen bulguların, daha büyük ölçekli ve kontrollü çalışmalarda doğrulanması gerekeceği yönünde bir ihtiyat payı bulunur. Yine de rejeneratif tedaviler için uzun dönem güvenlik kayıtları ve görüntüleme temelli biyolojik değerlendirmeler, sonraki aşamalara ilerlemede kritik bir basamak olarak görülür.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Induced pluripotent stem cell-derived neural progenitor cell therapy for chronic ischemic stroke</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Long-term Clinical Follow-up Reveals Safety and Activity of iPSC-Derived Neural Progenitor Cell Therapy in Chronic Stroke</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/tasinabilir-kxrf-sistemi-kemik-kursun-olcumu/" data-wpan-internal-link="1">Yeni taşınabilir KXRF sistemi, kemikteki kurşun birikimini sahada ölçmeye yaklaşım sunuyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kronik-inme-ipsc-kokenli-sinir-progenitor-hucreler-uzun-donem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
