<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NLRP3 inflamazomu &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/nlrp3-inflamazomu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 19:43:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>NLRP3 inflamazomu &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bağışıklığın Gizli Dümeni: DPP3 Enzimi Ölümcül Enfeksiyonlarda Yaşam Anahtarını Elinde Tutuyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bagisikligin-gizli-dumeni-dpp3-enzimi-olumcul-enfeksiyonlarda-yasam-anahtarini-elinde-tutuyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bagisikligin-gizli-dumeni-dpp3-enzimi-olumcul-enfeksiyonlarda-yasam-anahtarini-elinde-tutuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 19:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık eşiği]]></category>
		<category><![CDATA[dipeptidil peptidaz 3]]></category>
		<category><![CDATA[hassas tıp]]></category>
		<category><![CDATA[KEAP1-NRF2]]></category>
		<category><![CDATA[konak-patojen etkileşimi]]></category>
		<category><![CDATA[NLRP3 inflamazomu]]></category>
		<category><![CDATA[piroptoz]]></category>
		<category><![CDATA[sepsis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bagisikligin-gizli-dumeni-dpp3-enzimi-olumcul-enfeksiyonlarda-yasam-anahtarini-elinde-tutuyor/</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları, DPP3 enziminin bağışıklık eşiğini ayarlayarak ölümcül bakteriyel enfeksiyonlarda yaşamla ölüm arasındaki dengeyi belirlediğini keşfetti. Nature Communications'da yayımlanan çalışma, enzimi hedef alan tedavilerin sepsis gibi yıkıcı durumlarda çığır açabileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, onlarca yıldır süregelen bağışıklık bilgisini kökünden sarsan bir keşifle, daha önce neredeyse hiç tanınmayan bir proteaz olan dipeptidil peptidaz 3&#8217;ün (DPP3), vücudun ağır bir bakteriyel saldırıyı atlatıp atlatamayacağını belirleyen gerçek moleküler bekçi olduğunu ortaya çıkardı. Bu bulgu, mevcut bir yolağın küçük bir ayarlaması değil; hücresel mekanizmanın derinliklerinde çalışarak kritik sinyal peptitlerini kesen ve böylece tüm inflamatuvar yanıtı yeniden ayarlayan bir ana düzenleyici düğümün keşfidir. Uzun yıllar boyunca DPP3, biyomedikal literatürde gölgede kalmış, esas olarak kısa peptitleri parçalayarak hücre içi temizlik görevi gören sitozolik bir aminopeptidaz olarak bilinmiş, en dikkat çekici işlevi ise hem bağlanma motiflerinin atılımı ve antioksidan KEAP1-NRF2 ekseninin düzenlenmesi olmuştur.</p>
<p>Ancak Facoetti, Lambroia, Fontana ve meslektaşlarının Nature Communications dergisinde yayımladığı yeni bir çalışma, bu enzimi konak-patojen savaşının tam merkezine yerleştirerek aktivitesinin – ya da yokluğunun – deneysel bakteriyel enfeksiyon sırasında doğrudan yaşamla ölümü belirlediğini kanıtladı. Bu keşfin çıkarımları, yalnızca akademik merakla sınırlı kalmayıp, her yıl milyonlarca can alan ve hâlâ gerçek anlamda hedefe yönelik bir tedavisi bulunmayan septik şokun yaşandığı acil servis koridorlarına kadar uzanıyor. Sepsisin ürkütücü dramı, kendi biyolojimizin bir paradoksudur: Aynı bağışıklık sistemi, hayatta kalmak için bir patojeni yok etmeye çalışırken, kontrolden çıktığında tüm organizmayı çöküşe sürükleyen bir sitokin fırtınası ve yaygın doku hasarı başlatabilmektedir.</p>
<p>Araştırmacılar, DPP3&#8217;ün bu dengede nasıl bir rol oynadığını anlamak için kapsamlı bir dizi deney gerçekleştirdi. Genetik olarak DPP3&#8217;ten yoksun bırakılan farelerin, bakteri yükü normal hayvanlarla aynı olmasına rağmen enfeksiyona karşı çok daha yüksek bir ölüm oranı sergilediğini gözlemlediler. Bu, <a href="https://oncology.com.tr/bagisiklik-sisteminin-gizemli-reseptoru-c5ar2nin-yapisi-ve-onyargili-sinyal-ipuclari-cozuldu/" title="Bağışıklık Sisteminin Gizemli Reseptörü C5aR2’nin Yapısı ve Önyargılı Sinyal İpuçları Çözüldü" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sisteminin</a> bakterileri öldürmekte yetersiz kalmasından değil, tam tersine aşırı bir bağışıklık tepkisinin hayvanı içten içe tahrip etmesinden kaynaklanıyordu. Ekip, peptidomik analizler kullanarak DPP3&#8217;ün, NLRP3 inflamazom adı verilen ve güçlü inflamatuvar sitokinlerin (IL-1β ve IL-18 gibi) salınımı ile piroptoz adı verilen yangısal hücre ölümünü tetikleyen çok proteinli kompleksi kontrol eden spesifik peptitleri parçaladığını keşfetti. Enzim etkin biçimde çalıştığında, bu peptitler ortadan kaldırılarak inflamazom aktivasyonu bir tür moleküler fren ile dizginleniyor; DPP3 eksik olduğunda ise fren boşalıyor ve yıkıcı bir bağışıklık aşırı aktivasyonu meydana geliyordu.</p>
<p>Daha da çarpıcı olan, DPP3&#8217;ün yalnızca bir sinyal yolağını değil, aynı anda birden fazla katmanı düzenlemesidir. Çalışma, enzimin KEAP1-NRF2 oksidatif stres yolağı üzerindeki bilinen etkisinin, bağışıklık eşiğini belirlemede kilit bir ortak faktör olduğunu gösterdi. NRF2, hücrenin antioksidan savunmasını yöneten ana transkripsiyon faktörüdür ve DPP3, KEAP1 ile etkileşime girerek NRF2&#8217;nin birikmesine ve koruyucu genlerin ifade edilmesine olanak tanır. DPP3 yokluğunda, antioksidan savunma zayıflar ve hücreler oksidatif strese karşı çok daha hassas hale gelir; bu da inflamazom aktivasyonu için adeta bir kıvılcım görevi görür. Böylece DPP3, iki farklı ama iç içe geçmiş mekanizma – inflamatuvar sinyalin doğrudan kesilmesi ve hücrenin stres direncinin artırılması – aracılığıyla bağışıklık tepkisini ince bir ayara kavuşturan bir üst düzenleyici gibi işlev görür.</p>
<p>Uzmanlar, bu bulguların sepsisin ötesinde, kronik inflamatuvar hastalıklar, otoimmün bozukluklar ve hatta sitokin fırtınasının belirleyici olduğu belirli viral enfeksiyonlar için de tedavi ufuklarını genişletebileceğini belirtiyor. Mevcut sepsis tedavileri büyük ölçüde destekleyici bakımla sınırlıdır; antibiyotikler ve sıvı replasmanı patojeni hedef alsa da, bedenin kendine karşı saldırısını durduracak spesifik immünomodülatör ilaçlar klinikte onlarca yıldır başarısızlığa uğramıştır. DPP3&#8217;ün bir anahtar olarak tanımlanması, farmakologlara tamamen yeni bir hedef sunmaktadır. Çalışmanın yazarları, bu enzimi allosterik olarak aktive edebilen küçük moleküllerin geliştirilmesinin, bağışıklık eşiğini yükselterek aşırı inflamasyonu önleyebileceğini öne sürüyor. Laboratuvarda, DPP3&#8217;ün aktivitesini artıran bir bileşiğin, enfekte hayvanlarda sağkalımı belirgin biçimde iyileştirdiği gösterildi; bu da kavramın prensipte işe yaradığını kanıtlıyor.</p>
<p>Yine de araştırmacılar, bir laboratuvar başarısından hasta başı tedavisine uzanan yolun uzun ve engellerle dolu olduğu konusunda uyarıyor. Öncelikle, insan immünolojisindeki farklılıkların ve sepsis heterojenitesinin daha derinlemesine anlaşılması gerekiyor. DPP3 düzeylerinin bireyler arasında nasıl değiştiği, genetik polimorfizmlerin risk üzerindeki etkisi ve enzim aktivitesini ölçecek güvenilir biyobelirteçler hâlâ araştırılmayı bekliyor. Buna rağmen, keşif tıpta hassas immünomodülasyon olarak adlandırılabilecek yeni bir paradigmaya kapı aralıyor: bağışıklık sistemini tamamen baskılamak yerine, onun içsel ayar noktasını yükselterek aşırı tepkiyi önlemek. Bu yaklaşım, hastanın patojenle savaşma yeteneğini koruyarak, sepsis gibi durumlarda sıklıkla görülen çift yönlü hasardan – hem yetersiz hem de aşırı bağışıklık – kaçınmayı vadediyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, DPP3&#8217;ün yalnızca bir moleküler tesadüf olmadığını, evrimsel olarak korunmuş bir güvenlik mekanizmasının parçası olduğunu vurguluyor. Enzim, bağışıklık sistemine sürekli olarak “ne zaman duracağını” söyleyen bir sinyal ağına gömülü durumdadır. Bu ağın çökmesi, vücudun kendi silahlarının kendi dokularına yönelmesine neden olur. Çalışmanın başyazarı Facoetti, “DPP3&#8217;ün bağışıklık sisteminin fitilini belirlediğini söyleyebiliriz. Fitil çok kısa olursa, en ufak bir kıvılcım patlamaya yol açar. Biz bu fitili uzatmanın bir yolunu bulduk,” şeklinde bir benzetmeyle durumu özetledi. Şimdi asıl sorun, bu bilgiyi kliniğe taşıyacak güvenli ve etkili aktivatörlerin tasarlanmasıdır.</p>
<p>Bilim dünyası, çoğu zaman umut verici bir preklinik bulgunun ardından gelen sessizliği bilir. Ancak DPP3 hikayesi, iki kritik yolun (inflamazom ve oksidatif stres) tek bir enzim etrafında nasıl birleştiğini göstermesiyle, sıradan keşiflerden ayrılıyor. Sepsisin karmaşık ve çok faktörlü doğası, şimdiye kadar tekil moleküler hedeflere yönelik ilaç denemelerini boşa çıkarmıştı; belki de ihtiyaç duyulan tam da böylesine bütünleştirici bir düzenleyicidir. Şimdilik, yoğun bakım ünitelerindeki hastalar için doğrudan bir umut olmasa da, kapı aralanmış durumda. Nature Communications&#8217;da yayımlanan bu çalışma, önümüzdeki on yılın araştırma gündemini şekillendirecek, DPP3&#8217;ü bağışıklık eğitiminin bir hedefi olarak konumlandıracak gibi görünüyor. Bağışıklık sisteminin “dur” sinyalini taklit eden bir molekül, geleceğin sepsis tedavisi olabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The role of dipeptidyl peptidase 3 (DPP3) in setting the threshold for immune activation and determining survival during experimental bacterial infection, including its regulation of NLRP3 inflammasome activity and the KEAP1-NRF2 oxidative stress pathway.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The Molecular Guardian: How a Single Protease Dictates Life or Death in Sepsis</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Facoetti, A., Lambroia, L., Fontana, E. et al. Dipeptidyl peptidase 3 sets the threshold for immune activation and survival during experimental bacterial infection.<br />
Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-74740-3</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41467-026-74740-3</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Dipeptidil peptidaz 3, DPP3, sepsis, immün eşik, NLRP3 inflamazomu, peptidomik, KEAP1-NRF2, piroptoz, sitokin fırtınası, bakteriyel enfeksiyon, konak-patojen etkileşimi, doğal bağışıklık, allosterik aktivatör, <a href="https://oncology.com.tr/ilk-taramada-gorulmeyen-prostat-kanseri-nuksu-ikinci-psma-pet-ile-yakalanarak-tedavi-yolunu-degistiriyor/" title="İlk Taramada Görülmeyen Prostat Kanseri Nüksü, İkinci PSMA PET ile Yakalanarak Tedavi Yolunu Değiştiriyor" data-wpan-internal-link="1">hassas tıp</a>, immünomodülasyon</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-nano-anahtar-tumor-vezikullerini-durdurup-bagisikligi-atesliyor/" data-wpan-internal-link="1">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Nano Anahtar: Tümör Veziküllerini Durdurup Bağışıklığı Ateşliyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bagisikligin-gizli-dumeni-dpp3-enzimi-olumcul-enfeksiyonlarda-yasam-anahtarini-elinde-tutuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HSPA8’in Baskılanması, Otoimmün Beyin İltihabını Hafifletebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hspa8-baskilanmasi-otoimmun-beyin-iltihabi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hspa8-baskilanmasi-otoimmun-beyin-iltihabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 09:09:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[deneysel otoimmün ensefalomiyelit]]></category>
		<category><![CDATA[HSPA8]]></category>
		<category><![CDATA[ısı şoku proteinleri]]></category>
		<category><![CDATA[multipl skleroz]]></category>
		<category><![CDATA[NLRP3 inflamazomu]]></category>
		<category><![CDATA[nöroinflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmün beyin iltihabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hspa8-baskilanmasi-otoimmun-beyin-iltihabi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, HSPA8 proteininin baskılanmasının NLRP3 inflamazomu etkileyerek otoimmün beyin iltihabını ve multipl skleroz modelindeki inflamasyonu azalttığını gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, multipl sklerozun laboratuvar modeli olarak kullanılan deneysel otoimmün ensefalomiyelit (EAE) üzerinde dikkat çekici bir biyolojik hedefi öne çıkarıyor: HSPA8 adlı ısı şoku proteininin baskılanması. Araştırmaya göre bu yaklaşım, merkezi sinir sisteminde bağışıklık kaynaklı iltihabı azaltarak hastalık şiddetini hafifletebiliyor. <a href="https://oncology.com.tr/gunduz-isigi-demans-riski/" title="Gündüz Işığı Demans Riskini Etkileyebilir mi? Wearable Verilerden Dikkat Çeken Bulgular" data-wpan-internal-link="1">Bulgular</a>, otoimmün nörolojik hastalıklarda inflamasyonu yöneten moleküler ağların sanılandan daha karmaşık olduğunu ve HSPA8’in bu ağ içinde beklenenden daha kritik bir rol üstlenebileceğini gösteriyor.</p>
<p>Multipl skleroz, bağışıklık sisteminin sinir dokusuna saldırması sonucu miyelin kılıfın hasar gördüğü, zaman içinde nörodejenerasyona da yol açabilen kronik bir hastalık. Hastalığın altında yatan süreçler kişiden kişiye değişebilse de, ortak nokta çoğu zaman bağışıklık sisteminin kontrolsüz biçimde etkinleşmesi ve sürekli bir inflamatuvar yanıtın sürmesidir. Bu nedenle araştırmacılar, yalnızca semptomları baskılayan değil, iltihabı başlatan ya da güçlendiren temel mekanizmaları hedefleyen stratejilere uzun süredir odaklanıyor.</p>
<p>İşte bu noktada HSPA8 dikkat çekiyor. Isı şoku proteinleri, hücre içinde proteinlerin doğru katlanmasına ve taşınmasına yardım eden “şaperon” görevli moleküller olarak biliniyor. HSPA8 de bu ailenin bir üyesi olarak hücresel dengeyi korumada yer alıyor. Ancak yeni çalışma, bu proteinin yalnızca genel hücresel bakım süreçlerinde değil, inflamasyonun düzenlenmesinde de etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar HSPA8’in inhibisyonunun, EAE belirtilerini azaltabildiğini ve bunun NLRP3 inflamazomu üzerinden gerçekleştiğini gösterdi.</p>
<p>NLRP3 inflamazomu, doğuştan bağışıklık sisteminin önemli sensörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Hücre içindeki bu çok proteinli kompleks, tehlike sinyallerini algıladığında iltihap yanıtını tetikleyebiliyor ve IL-1β ile IL-18 gibi proinflamatuvar sitokinlerin salınımını artırabiliyor. NLRP3’ün aşırı ya da yanlış zamanda aktive olması, yalnızca enfeksiyonlarda değil, otoimmün ve kronik inflamatuvar hastalıklarda da sorun yaratabiliyor. Bu nedenle NLRP3 uzun süredir terapötik müdahale açısından cazip bir hedef olarak görülüyor.</p>
<p>Çalışmayı önemli kılan nokta, HSPA8 baskılanmasının inflamazomu tek bir basamakta değil, iki ayrı düzeyde etkilemesi. Araştırma, bu proteinin inhibisyonunun hem NF-κB aracılı “priming” sürecini hem de ASC’ye bağımlı inflamazom montajını bastırabildiğini ortaya koyuyor. NF-κB, inflamatuvar genlerin aktive edilmesinde merkezi rol oynayan bir sinyal yolak olarak biliniyor; priming aşaması ise inflamazomun tam anlamıyla devreye girmesi için gerekli hazırlık evresini temsil ediyor. ASC ise inflamazom kompleksinin bir araya gelmesinde kilit adaptör proteinlerden biri. Dolayısıyla HSPA8’in hedeflenmesi, iltihap yanıtının hem hazırlanma hem de kurulma aşamalarını zayıflatıyor gibi görünüyor.</p>
<p>Bu çift yönlü etki, erken dönem araştırmalar açısından özellikle dikkat çekici. Çünkü inflamatuvar süreçler çoğu zaman tek bir molekül tarafından değil, birbiriyle bağlantılı sinyal ağları tarafından yönetiliyor. Bu tür ağlarda yalnızca son aşamayı baskılayan müdahaleler bazen yetersiz kalabiliyor. Buna karşılık priming ve kompleks oluşumu gibi iki temel basamağın birlikte hedeflenmesi, teorik olarak daha güçlü bir antiinflamatuvar etki sağlayabilir. Yine de uzmanlar, bu tür sonuçların doğrudan klinik tedaviye çevrilmeden önce dikkatle doğrulanması gerektiğini vurguluyor. EAE modeli MS araştırmalarında değerli olsa da insan hastalığının tüm yönlerini birebir yansıtmaz.</p>
<p>HSPA8’in inflamasyonla bağlantısının ortaya konması, aynı zamanda ısı şoku proteinlerinin bağışıklık biyolojisindeki rolüne ilişkin daha geniş bir tartışmayı da güçlendiriyor. Bu <a href="https://oncology.com.tr/metiyonin-destekli-dusuk-protein-diyeti/" title="Protein Kısıtlı, Metiyonin Destekli Diyet Yaşlanmada Sağlıklı Süreyi Uzatabilir" data-wpan-internal-link="1">protein</a> ailesi uzun zamandır hücresel stres yanıtının parçaları olarak biliniyordu; ancak giderek artan sayıda çalışma, bu moleküllerin bağışıklık hücrelerinin davranışını, sitokin üretimini ve inflamatuvar sinyal ağlarını da etkileyebildiğini düşündürüyor. Yeni bulgu, bu çerçevede HSPA8’in yalnızca “yardımcı” bir molekül değil, otoimmün nöroinflamasyonun düzenlenmesinde aktif bir düğüm olabileceğini ima ediyor.</p>
<p>MS gibi hastalıklarda ihtiyaç duyulan tedavi yaklaşımı, bağışıklık yanıtını tamamen devre dışı bırakmadan, patolojik inflamasyonu seçici biçimde azaltabilen stratejiler geliştirmek. Bu çalışmanın sunduğu mekanistik çerçeve, tam da bu hedefe uygun bir yol açabilir. Ancak bunun bir ilaç adayına dönüşmesi için daha fazla deneysel doğrulama, güvenlilik değerlendirmesi ve insan biyolojisinde geçerlilik testleri gerekecek. Şimdilik araştırmanın en güçlü yönü, otoimmün <a href="https://oncology.com.tr/glioblastom-mannoz-kapli-nanopartikuller/" title="Şekerle Kaplanmış Nanopartiküller Glioblastomda Beyin Engelini Aşmak İçin Yeni Bir Yol Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">beyin</a> iltihabında yeni bir kontrol noktası tanımlaması ve inflamatuvar süreci yöneten moleküler mimarinin daha ince ayrıntılarını görünür kılması.</p>
<p>Sonuç olarak, HSPA8’in baskılanmasıyla EAE şiddetinin azalması, otoimmün nöroinflamasyonun tedavisinde yeni bir kapı aralayabilecek erken ama önemli bir bulgu olarak öne çıkıyor. NLRP3 inflamazomunun iki ayrı aşamada kontrol altına alınabilmesi, gelecekte MS ve benzeri hastalıklara yönelik daha hedefli stratejilerin tasarlanmasına katkı sağlayabilir. Ancak bilim insanları için asıl soru şimdi, bu mekanizmanın insan hastalığında ne ölçüde tekrarlandığı ve güvenli biçimde nasıl hedeflenebileceği olacak.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Experimental autoimmune encephalomyelitis and its modulation via inhibition of HSPA8 affecting NLRP3 inflammasome activation.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Inhibition of HSPA8 alleviates experimental autoimmune encephalomyelitis via dual modulation of NLRP3 inflammasome activation: suppressing both NF-κB–mediated priming and ASC-dependent assembly.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Bai, Q., Guo, Y., Pan, S. et al. Inhibition of HSPA8 alleviates experimental autoimmune encephalomyelitis via dual modulation of NLRP3 inflammasome activation: suppressing both NF-κB–mediated priming and ASC-dependent assembly. Cell Death Discov. (2026). https://doi.org/10.1038/s41420-026-03215-7</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41420-026-03215-7</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hspa8-baskilanmasi-otoimmun-beyin-iltihabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
