<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>migren &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/migren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 15:09:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>migren &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kulak akupunkturuyla migren ağrısında olası azalma: çift kör randomize denemeden yeni sinyaller</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 15:09:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>
		<category><![CDATA[Auriküloterapi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hemodinamisi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[kronik migren]]></category>
		<category><![CDATA[kulak akupunkturu]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/</guid>

					<description><![CDATA[FENS 2026’da sunulan çift kör randomize çalışma, kronik migrenli kadınlarda kulak akupunkturuyla ağrı ve yaşam kalitesini iyileştirebilecek biyolojik sinyalleri raporladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir randomize <a href="https://oncology.com.tr/adiponektin-seramid-ekseni-kalori-kisitlamasi/" title="Diyet kısıtlaması kan şekerini hedefleyen yeni bir “adiponektin–seramid” hattını devreye sokuyor" data-wpan-internal-link="1">klinik çalışma</a>, migreni kronikleşmiş kadınlarda kulak üzerinde belirli noktaların uyarılmasını içeren auriküloterapinin (kulak akupunkturu) migren ağrısını hafifletme ve günlük yaşam üzerindeki etkileri azaltma potansiyeli taşıyabileceğini bildiriyor. Bulgular, Avrupa Sinirbilimleri Dernekleri Federasyonu’nun (FENS) 2026 Forum’unda sunuldu. Araştırma, tedavinin yalnızca ağrı şiddetiyle sınırlı kalmayıp beyindeki kan akımı ve ağrı modülasyonu ile ilişkili biyolojik göstergeleri de etkileyip etkilemediğini incelemeyi hedefledi.</p>
<p>Çalışmayı <a href="https://oncology.com.tr/brezilya-hiv-aids-sosyal-esitsizlikler/" title="Brezilya’da AIDS riskini sosyal koşullar mı, kesişen eşitsizlikler mi şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">Brezilya</a>’daki Santa Catarina Üniversitesi (UNISUL) fizyoterapisti Fernanda Belle’nin yürüttüğü bildirildi. Deneme, ayda en az 15 gün migren atağı yaşayan kronik migren tanılı 68 kadınla gerçekleştirildi. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir grupta auriküloterapi uygulandı: yarı kalıcı iğneler, migrenle ilişkili olduğu belirtilen kulak auriküler noktalarını uyaracak şekilde yerleştirildi; ardından ayrıca hardal tohumu uygulaması yapıldı. Diğer grupta ise “şema” (placebo) benzeri bir işlem uygulandı. Bu koşulda iğneler, migrenle ilişkisi olmayan olduğu söylenen kulak noktalarına yönlendirildi ve yine hardal tohumu uygulaması sürdürüldü. Çift kör tasarımın temel amacı, gözlemcilerin ve katılımcıların hangi müdahalenin yapıldığını ayırt etmesini önlemekti.</p>
<p>Sunulan raporun odağında, müdahalelerin migrenle ilişkili beyin fizyolojisi üzerinde etkiler yaratıp yaratmadığı yer aldı. Araştırmacılar, cerebral hemodinamik yani beyin içi dolaşım düzeniyle bağlantılı ölçümleri ve ağrı modülasyonunu değerlendirdiklerini belirtti. Migren araştırmalarında, özellikle ağrıya eşlik eden beyin fonksiyonlarındaki değişimlerin klinik deneyimle nasıl örtüştüğünü anlamak önem taşır; bu nedenle çalışma, klinik sonuçların yanı sıra nörofizyolojik göstergeleri de <a href="https://oncology.com.tr/cinde-yaslilar-yasam-doyumu-tuketim-demografi/" title="Çin’de yaşlıların yaşam doyumu: Tüketim davranışları ve demografik farklılıkların birlikte etkisi" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> ele almasıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>Denemenin klinik bileşeninde, katılımcıların ağrı yoğunluğu ve migrenin günlük yaşamlarını ne ölçüde etkilediği değerlendirildi. Sunulan bilgilere göre auriküloterapi uygulanan grup, şema grubuna kıyasla migren ağrısında ve yaşam kalitesiyle ilişkili alanlarda daha olumlu bir tablo sergilemeye işaret eden sonuçlar verdi. Bununla birlikte çalışma henüz erken aşamadaki kanıtlar arasında değerlendirilmeye uygun olduğundan, bulguların kesin bir tedavi vaadi olarak değil, daha geniş ve tekrarlı araştırmalara zemin olabilecek bir sinyal olarak yorumlanması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Randomize, çift kör karşılaştırmalar; akupunktur ve benzeri girişimlerde gözlemsel çalışmaların sıklıkla karşılaştığı beklenti etkilerini azaltma açısından değerlidir. Şema grubunda da hardal tohumu bulunması, deneysel tasarımın iki koşul arasındaki temel farkı kulak üzerindeki nokta seçimine odaklamaya çalıştığını düşündürüyor. Yine de müdahalelerin mekanizmasını netleştirmek, hangi noktaların ve hangi doz/uygulama sıklığının daha etkili olabileceğini anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtilen bir gereklilik olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu çalışma, migrene yönelik bütünleyici yaklaşımların biyolojik ölçümlerle birlikte test edilmesinin mümkün olduğunu gösteren güncel örneklerden biri olarak öne çıkıyor. FENS 2026’da paylaşılan bulguların ardından araştırma ekibinin, sonuçları daha büyük örneklemlerde doğrulama ve hemodinamik değişimlerin klinik kazanımla ne kadar tutarlı biçimde ilişkili olduğunu açıklığa kavuşturma yönünde ilerlemesi beklenebilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/ear-acupuncture-shows-promise-for-migraine-relief/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Auriculotherapy modulates cerebral hemodynamics and pain in women with migraine: a randomized double-blind trial</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Migrenler, Baş ağrıları, Akupunktur, Klinik çalışmalar, Klinik denemeler, Ağrı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Migren Tedavisinde Psikolojik Yöntemler Neden Öne Çıkıyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/migren-psikolojik-tedavi-onemi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/migren-psikolojik-tedavi-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:58:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel davranışçı terapi]]></category>
		<category><![CDATA[biyogeribildirim]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsikososyal model]]></category>
		<category><![CDATA[gevşeme eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kabul ve kararlılık terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/migren-psikolojik-tedavi-onemi/</guid>

					<description><![CDATA[Migren tedavisinde psikolojik yaklaşımlar, biyopsikososyal model çerçevesinde ağrıyı azaltmaya ve hastaların yaşam kalitesini artırmaya odaklanıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Migren, yalnızca şiddetli bir baş ağrısı atağı olarak değil, sinir sistemi, duygu durumu ve yaşam koşullarının iç içe geçtiği karmaşık bir nörolojik tablo olarak ele alınıyor. Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen bu rahatsızlık, atakların sıklığı ve şiddeti nedeniyle iş gücü kaybından sosyal yaşamın kısıtlanmasına kadar uzanan geniş bir etki alanı yaratıyor. İlaç tedavilerindeki ilerlemelere rağmen, uzmanlar artık migreni sadece nörolojik sinyallerin susturulması gereken bir durum olarak görmenin yeterli olmadığını vurguluyor.</p>
<p>Bu yaklaşım değişiminin merkezinde biyopsikososyal model yer alıyor. Model, migrenin ortaya çıkışında ve sürmesinde biyolojik yatkınlıkların, psikolojik etkenlerin ve sosyal çevrenin birlikte rol oynadığını kabul ediyor. Başka bir deyişle, stres düzeyi, duygusal dayanıklılık, baş etme becerileri ve günlük yaşamın baskıları, migrenin yalnızca tetikleyicisi değil, aynı zamanda gidişatını belirleyen unsurlar arasında sayılıyor. Bu bakış açısı, ağrıyı azaltmayı hedefleyen tedavilerin yanında, hastaların hastalıkla yaşama biçimini güçlendiren desteklerin de tedavi planına eklenmesini savunuyor.</p>
<p>Son dönemde yayımlanan bilimsel değerlendirmeler, psikolojik müdahalelerin migren yönetiminde giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Bu müdahaleler, hastalığı “zihinsel” bir sorun olarak etiketlemek için değil, ağrı deneyimini etkileyen davranışsal ve fizyolojik süreçleri hedeflemek için kullanılıyor. Araştırma literatüründe öne çıkan yöntemler arasında gevşeme eğitimi, biyogeribildirim, bilişsel davranışçı terapi, farkındalık temelli yaklaşımlar ve kabul ve kararlılık terapisi bulunuyor. Her biri farklı mekanizmalar üzerinden çalışsa da ortak amaç, migrenin kişinin yaşamına yüklediği baskıyı azaltmak.</p>
<p>Gevşeme eğitimi, özellikle kas gerginliği ve stres yanıtını düzenlemeye odaklanıyor. Nefes egzersizleri, kontrollü gevşeme teknikleri ve bedensel farkındalık uygulamaları, bazı hastalarda atak öncesi gerginlik döngüsünü kırmaya yardımcı olabiliyor. Biyogeribildirim ise kalp atımı, kas aktivitesi ya da cilt ısısı gibi bedensel göstergelerin geri bildirim yoluyla izlenmesi üzerine kuruluyor. Bu yöntem, hastaların istemsiz fizyolojik tepkileri fark etmesine ve zaman içinde daha iyi düzenlemesine imkan tanıyor. Migren gibi stresle ilişkili süreçlerin yoğun olduğu hastalıklarda bu tür araçların ilgi görmesinin nedeni de burada yatıyor.</p>
<p>Bilişsel davranışçı terapi, migrenin psikolojik yükünü azaltmaya yönelik en çok bilinen yaklaşımlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu terapide amaç, ağrının tamamen ortadan kaldırılacağına dair gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmak değil; ağrıya eşlik eden felaketleştirme, kaçınma davranışları ve işlev kaybını büyüten düşünce örüntülerini dönüştürmek. Migrenle yaşayan birçok kişi için atak korkusu, günlük planların sürekli ertelenmesine, sosyal etkinliklerden uzaklaşmaya ve stresin daha da artmasına yol açabiliyor. Bilişsel davranışçı terapi, bu döngüyü kırarak hastaların daha esnek başa çıkma stratejileri geliştirmesine yardımcı olmayı amaçlıyor.</p>
<p>Farkındalık temelli uygulamalar ve kabul ve kararlılık terapisi ise ağrıyı yok etmeye çalışmaktan çok, ağrı ile ilişki kurma biçimini değiştiriyor. Bu yaklaşımlar, kişinin bedensel duyumlara <a href="https://oncology.com.tr/yenidogan-genom-taramasi-buyuk-veri/" title="Yenidoğan Genom Taramasında Yanlış Risk Okumalarına Karşı Büyük Veri Uyarısı" data-wpan-internal-link="1">karşı</a> verdiği otomatik tepkileri gözlemlemesine, düşünce ve duygularla arasına mesafe koymasına ve yaşam değerleri doğrultusunda hareket etmeye devam etmesine odaklanıyor. Özellikle kronikleşme eğilimi gösteren migren tablolarında, ağrıya bağlı kaçınma davranışlarının azaltılması ve psikolojik dayanıklılığın artırılması açısından bu tür yöntemler dikkat çekiyor.</p>
<p>Uzmanların altını çizdiği bir diğer nokta, bu müdahalelerin ilaç tedavisinin yerine değil, çoğu zaman onun tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerektiği. Migrenin nörobiyolojik temelleri iyi bilinse de, ağrı algısı tek başına sinir sistemi aktivitesiyle açıklanamıyor. Uyku düzeni, stres düzeyi, sosyal destek, iş ortamı ve kişinin geçmişteki ağrı deneyimleri de tabloyu etkileyebiliyor. Bu nedenle bütüncül tedavi yaklaşımı, hem biyolojik hedefleri hem de psikolojik becerileri kapsayan daha geniş bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Bu çerçeve, sağlık sistemleri açısından da önemli bir mesaj içeriyor. Migren tedavisi yalnızca reçete düzenlemeye indirgenmediğinde, hastaların uzun vadeli yaşam kalitesini etkileyen alanlara daha fazla odaklanmak mümkün olabiliyor. Ancak uzmanlar, psikolojik müdahalelerin herkes için aynı düzeyde etkili olmayabileceğini ve uygulamanın hastanın ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca bu tekniklerin, eğitimli profesyoneller tarafından ve kanıta dayalı protokollerle uygulanması önem taşıyor.</p>
<p>Sonuç olarak migren alanındaki güncel bilimsel değerlendirmeler, tedavinin geleceğinin yalnızca yeni ilaçlarda değil, çok boyutlu bakım modellerinde yattığını gösteriyor. Psikolojik müdahaleler, ağrının biyolojik boyutunu inkâr etmeden, migrenin duygusal ve davranışsal yükünü azaltmaya yönelik önemli bir araç seti sunuyor. Bu yaklaşım, migrenle yaşayan kişiler için daha işlevsel, daha sürdürülebilir ve daha insancıl bir tedavi anlayışının kapısını aralıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Psychological interventions in migraine management within the biopsychosocial framework.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Psychological interventions for migraine</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Grazzi, L., Rizzoli, P.B., Montisano, D.A. et al. Psychological interventions for migraine. Nat Rev Neurol (2026). https://doi.org/10.1038/s41582-026-01223-w</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/gen-duzenleme-hastalik-tedavisi/" data-wpan-internal-link="1">Gen Düzenleme, Hastalık Tedavisinde Yeni Bir Klinik Dönemi Açıyor</a></li>
<li><a href="https://oncology.com.tr/mri-kilavuzlu-ultrason-beyin-tumoru-tedavisi/" data-wpan-internal-link="1">MRI Kılavuzlu Ses Dalgaları, Beyin Tümörü Tedavisinde Radyasyonun Etkisini Güçlendirebilir</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/migren-psikolojik-tedavi-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Semaglutid Sonrası Migren İlacı Kullanımında Kadınlarda Dikkat Çeken Azalma</title>
		<link>https://oncology.com.tr/semaglutid-kadinlarda-migren-ilaci-azalmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/semaglutid-kadinlarda-migren-ilaci-azalmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 00:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[migren tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<category><![CDATA[triptan kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[triptanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/semaglutid-kadinlarda-migren-ilaci-azalmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Danimarka'da yapılan kapsamlı çalışma, semaglutid kullanan kadınlarda migren tedavisinde kullanılan triptan ilaçlarının bir yıl içinde azaldığını gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde kullanılan semaglutidin migren yönetimi üzerinde de etkili olabileceğine dair yeni ve dikkat çekici bulgular, Danimarka’da yürütülen ülke çapındaki bir çalışmadan geldi. Avrupa Obezite Kongresi 2026’da İstanbul’da sunulan araştırma, kilo kaybı amacıyla semaglutid tedavisine başlayan kadınlarda, akut migren atağı tedavisinde kullanılan triptan ilaçlarının kullanımının belirgin biçimde azaldığını ortaya koydu. Bulgular, semaglutidin etkisinin yalnızca kilo kontrolüyle sınırlı olmayabileceğini, migrenle ilişkili tedavi gereksinimlerini de değiştirebileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışma, Güney Danimarka Üniversitesi’nden Profesör Anton Pottegård ve Doçent Noémie Roland tarafından, Novo Nordisk iş birliğiyle gerçekleştirildi. Araştırmacılar, semaglutidin geniş etkili bir kilo yönetimi ilacı olarak kullanımının, migren için başvurulan ilaç tüketiminde ölçülebilir bir değişime yol açıp açmadığını gerçek yaşam verileriyle incelemek istedi. Özellikle GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen ilaç sınıfının, daha önce liraglutid ile gündeme gelen olası antimigren etkilerinin semaglutid için de geçerli olup olmadığı mercek altına alındı.</p>
<p>Migren tedavisinde sık kullanılan triptanlar, atak sırasında başvurulan temel ilaç gruplarından biri olarak biliniyor. Bu nedenle triptan tüketimindeki değişim, doğrudan migren sıklığının ya da en azından ilaç gerektiren atakların seyrine dair önemli bir gösterge kabul ediliyor. Araştırmacılar da çalışmada bu yaklaşımı benimsedi ve semaglutide başlayan bireylerde aylık triptan kullanımını, doza dayalı standart ölçülerle değerlendirdi.</p>
<p>Danimarka’nın kapsamlı sağlık kayıtlarından yararlanan ekip, Aralık 2022 ile Haziran 2024 arasında kilo kaybı amacıyla semaglutid kullanmaya başlayan tüm yetişkinleri belirledi. Çalışmanın tasarımı, tedaviye başlanmadan önceki 24 aylık döneme ilişkin ayrıntılı verileri ve ilaca başlandıktan sonraki 12 aylık takip süresini kapsadı. Bu uzun izlem, semaglutidin etkisinin zaman içinde nasıl değiştiğini görmek açısından araştırmaya önemli bir gerçek dünya boyutu kazandırdı.</p>
<p>İlk sonuçlar, semaglutid başlanmasının ardından triptan kullanımında genel bir azalmaya işaret etti. Ancak etkinin herkes için aynı düzeyde olmadığı görüldü. Araştırmada en belirgin düşüş kadınlarda kaydedildi. Bu durum, migrenin kadınlarda daha sık görülmesi ve hormonal, metabolik ya da nörobiyolojik etkenlerin tedavi yanıtını değiştirebilmesi nedeniyle özellikle <a href="https://oncology.com.tr/psa-taramasi-prostat-kanseri-olum-azalmasi/" title="PSA Taramasında Yeni Veri: Prostat Kanseri Ölümlerinde Ölçülü Ama Anlamlı Azalma" data-wpan-internal-link="1">anlamlı</a> bulunuyor. Çalışmanın yazarları, gözlenen farkın cinsiyete bağlı biyolojik ya da klinik mekanizmalarla ilişkili olabileceğini, ancak bunun henüz kesin olarak açıklanmadığını vurguluyor.</p>
<p>Bulgular önemli olsa da araştırmanın gözlemsel nitelikte olduğu unutulmamalı. Başka bir deyişle, semaglutidin doğrudan migreni azalttığı sonucunu kesin biçimde kurmak için daha fazla çalışma gerekiyor. Triptan kullanımının azalması, atak sayısındaki düşüşü gösterebileceği gibi, kilo kaybı sonrası genel sağlık durumundaki iyileşme, eşlik eden metabolik değişimler ya da başka tedavi faktörleriyle de bağlantılı olabilir. Yine de gerçek yaşam verilerinden gelen bu sonuçlar, GLP-1 reseptör agonistlerinin migren alanında yeni bir araştırma hattı açabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Semaglutid, son yıllarda obezite tedavisinde dikkat çeken ilaçlardan biri olarak öne çıktı. GLP-1 reseptör agonistleri iştahı azaltma, tokluk hissini artırma ve kilo kaybını destekleme mekanizmalarıyla biliniyor. Buna ek olarak, bu ilaçların merkezi sinir sistemi ve inflamasyonla ilişkili yollar üzerinde de etkileri olabileceğine dair bilimsel ilgi artmış durumda. Migrenin de nörovasküler ve nöroinflamatuvar süreçlerle bağlantılı olduğu düşünüldüğünden, iki alan arasındaki olası kesişim araştırmacılar için giderek daha önemli <a href="https://oncology.com.tr/yasli-kalp-krizi-kirilganlik-takibi/" title="Yaşlı Kalp Krizi Hastalarında Kırılganlığın İzleri Yapay Zekâ ile Daha Net Görünür Hale Geliyor" data-wpan-internal-link="1">hale geliyor</a>.</p>
<p>Bu çalışmanın değeri, kontrollü klinik deneyler dışında, günlük klinik pratiği yansıtan geniş bir veri setinden yararlanmasında yatıyor. Ulusal kayıt sistemleri, tedavi başlangıçları ve reçete kullanımı gibi verileri ayrıntılı biçimde takip edebildiği için, ilaç etkilerine dair büyük ölçekli eğilimleri yakalamada güçlü bir araç sunuyor. Bununla birlikte, gözlemsel veriler her zaman nedenselliği tek başına kanıtlamaz. Bu nedenle uzmanlar, semaglutid ve migren arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması için prospektif ve mekanizma odaklı çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Yine de sonuçlar, özellikle kadın hastalarda semaglutid tedavisinin yalnızca kilo yönetimi açısından değil, migrenle ilişkili ilaç ihtiyacı bakımından da izlenmesi gerektiğini düşündürüyor. Eğer gelecekte daha kapsamlı çalışmalar bu sinyali doğrularsa, obezite ve migrenin birlikte görüldüğü hastalarda tedavi planlaması daha bütüncül bir hale gelebilir. Şimdilik ise Danimarka’dan gelen bu veriler, semaglutidin olası ek etkilerine dair bilim dünyasında yeni sorular doğurmuş durumda.</p>
<p>Araştırmanın ECO2026’da paylaşılması, obezite tedavilerinin beklenmedik klinik sonuçlarının tartışıldığı geniş bilimsel çerçeve içinde de dikkat çekti. Migren tedavisinde kullanılan ilaçlara olan ihtiyacın azalması, hastaların yaşam kalitesi ve tedavi yükü açısından önemli olabilir. Ancak uzmanlar, semaglutidin migren için bir tedavi olarak görülmesi gerektiği sonucuna varmak için henüz erken olduğunu, eldeki verilerin yalnızca umut verici bir ilişkiye işaret ettiğini hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Impact of Semaglutide (Wegovy) Initiation on Triptan Use for Migraine Management in Adults Undergoing Weight Loss Therapy</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Semaglutide for Weight Management Linked to Reduced Triptan Use in Women with Migraine: Insights from a Nationwide Danish Study</p>
<p><strong>References:</strong><br />Pottegård A, Roland N, et al. (2026). Impact of Semaglutide Initiation on Triptan Use in Migraine: A Nationwide Danish Register-Based Study. Presented at ECO2026.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Semaglutid, Wegovy, <a href="https://oncology.com.tr/obezite-ilaclari-tansiyon-dusurme-etkisi/" title="Yeni Nesil Obezite İlaçlarıyla Kilo Kaybı Tansiyonda Anlamlı Düşüşle İlişkilendirildi" data-wpan-internal-link="1">GLP-1 reseptör agonisti</a>, migren, triptanlar, kilo yönetimi, Danimarka, cinsiyet farklılıkları, akut migren tedavisi, gerçek dünya kanıtı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/semaglutid-kadinlarda-migren-ilaci-azalmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stanford’dan migreni tek bir hastalık gibi değil, farklı beyin örüntüleriyle okuyan yeni yaklaşım</title>
		<link>https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 02:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[episodik migren]]></category>
		<category><![CDATA[kronik migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren alt türleri]]></category>
		<category><![CDATA[migren biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[nörolojik baş ağrıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/</guid>

					<description><![CDATA[Stanford Medicine, migreni beyin görüntüleme ile farklı alt türlere ayıran yeni bir sınıflandırma geliştirdi. Bu yaklaşım tanı ve tedavide yenilik sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Migren, çoğu zaman “şiddetli baş ağrısı” etiketiyle anılsa da, aslında bundan çok daha karmaşık bir nörolojik tablo. Hastalar tarafından kimi zaman “beynim yanıyor” ya da “kafamdan buz kıracağı saplanıyor” gibi ifadelerle tarif edilen bu ataklar; bulantı, görme bozuklukları, ışık ve sese hassasiyet gibi ek belirtilerle birlikte ortaya çıkabiliyor. Dünya genelinde engellilik nedenleri arasında öne çıkan migren, aynı zamanda tanı ve tedavide uzun süredir süren bir sınırlılıkla da dikkat çekiyor: Hâlâ büyük ölçüde hastanın anlattığı belirtilere dayanarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Stanford Medicine araştırmacıları şimdi, bu tabloyu değiştirebilecek bir ipucu sundu. Nörolojik baş ağrıları üzerine çalışan klinik nöroloji profesörü Dr. Robert Cowan’ın öncülük ettiği çalışma, migreni yalnızca “atak sıklığı” üzerinden değil, beyin görüntülemesiyle saptanan biyolojik örüntüler üzerinden sınıflandırmayı amaçladı. Araştırma, migrenin herkeste aynı biçimde işlemeyen bir durum <a href="https://oncology.com.tr/her-yasta-bilissel-gelisim-mumkun/" title="Araştırma, yetişkinlik boyunca bilişsel gelişimin mümkün olduğunu gösterdi" data-wpan-internal-link="1">olduğunu</a> ve bu nedenle tek tip tanımın hastaların bir kısmında yetersiz kalabileceğini gösteren en kapsamlı girişimlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Mevcut klinik uygulamada migren, çoğunlukla iki ana gruba ayrılıyor: ayda baş ağrısı gün sayısı 15’in altında olan episodik migren ve 15 gün ya da daha fazla ağrı yaşayan kronik migren. Koruyucu ilaçlar arasında yer alan beta blokerler ve bazı antikonvülsanlar ağırlıklı olarak kronik migren hastalarına yöneltiliyor. Ancak bu yaklaşım, hastalığın biyolojik çeşitliliğini tam olarak yakalamayabiliyor. Sonuçta benzer atak sıklığına sahip iki kişi, beyin düzeyinde oldukça farklı ağrı mekanizmalarına sahip olabilir.</p>
<p>Stanford ekibinin önem verdiği nokta tam da burası: Migreni yalnızca klinik şiddet ve sıklık üzerinden okumak, altta yatan biyolojiyi gözden kaçırabilir. Bu durum da kimi hastaların uygun önleyici tedavilere geç ulaşmasına ya da tedavi yolunun gereğinden dar kalmasına yol açabilir. Çalışmanın temel sorusu, standart sınıflandırmanın ötesine geçerek migrenin beyin bağlantıları ve işlevsel aktivite kalıpları üzerinden alt tiplere ayrılıp ayrılamayacağıydı.</p>
<p>Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme, yani fMRI, bu tür araştırmalarda beynin farklı bölgelerinin zaman içindeki etkinlik ilişkilerini izlemek için kullanılıyor. Yapısal bir hasarı göstermekten çok, beyin ağlarının nasıl birlikte çalıştığını ortaya koyan bu yöntem, ağrı işleme mekanizmalarını anlamada giderek daha değerli hale geldi. Migren gibi ataklarla seyreden bir hastalıkta, ağların olağan dışı biçimde bağlanması ya da ağlar arasındaki denge bozulması, semptomların neden kişiden kişiye değiştiğini açıklamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan yönü, migreni belirli klinik etiketlerin ötesinde, birden fazla biyolojik fenotipe sahip bir sendrom olarak ele alması. Araştırmacılar, beyin görüntüleme bulgularının bazı <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-vancomycin-bobrek-hasari/" title="Yaşlı Hastalarda Vancomycin Kullanımı Böbrek Riskini Yeniden Gündeme Taşıdı" data-wpan-internal-link="1">hastalarda</a> birbirinden ayrışan örüntüler verdiğini ve bu örüntülerin klinik olarak farklı özelliklerle birlikte görülebildiğini bildirdi. Bu, migrenin yalnızca ağrı şiddetiyle değil, beyindeki işlevsel organizasyonla da tanımlanabileceği fikrini <a href="https://oncology.com.tr/ccdc120-faz-ayrisma-kalp-hucreleri/" title="Kalp Hücrelerinde Yeni Bir Düzenleyici: CCDC120’un Faz Ayrışması Desmozomları Güçlendiriyor" data-wpan-internal-link="1">güçlendiriyor</a>.</p>
<p>Uzmanlara göre bu yaklaşımın potansiyel değeri, gelecekte daha isabetli tedavi eşleştirmesine zemin hazırlayabilmesi. Bugün hekimler çoğu zaman hastanın baş ağrısı gün sayısı, eşlik eden belirtileri ve önceki ilaç yanıtına göre karar veriyor. Ancak beyin görüntüleme temelli alt sınıflandırmalar doğrulanırsa, aynı klinik kategoriye giren hastalar içinde hangi biyolojik grubun hangi tedaviden daha fazla yarar görebileceği daha net anlaşılabilir. Bu durum, özellikle koruyucu tedavilere erişim konusunda gri alanlarda kalan hastalar için önem taşıyor.</p>
<p>Bununla birlikte, araştırmanın erken aşama niteliği göz ardı edilmemeli. Migreni görüntüleme ile alt tiplere ayırma fikri umut verici olsa da, bu tür bulguların rutin klinik uygulamaya girmesi için daha geniş doğrulama çalışmalarına ihtiyaç var. Farklı yaş grupları, cinsiyetler, migren alt türleri ve eşlik eden hastalıklar üzerinden tekrar edilen araştırmalar, görüntüleme örüntülerinin gerçekten güvenilir bir biyobelirteç olup olmadığını gösterecek. Ayrıca fMRI gibi yöntemlerin her merkezde erişilebilir olmaması da pratik bir sınırlama oluşturuyor.</p>
<p>Yine de Stanford ekibinin çalışması, migrenin “tek boyutlu” bir hastalık gibi ele alınmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Biyolojik çeşitlilik anlayışı, son yıllarda birçok nörolojik ve psikiyatrik hastalıkta tedavi yaklaşımını dönüştürüyor. Migren için de benzer bir dönüşüm mümkün olabilir: Hastaların yaşadığı deneyimi sadece anlatı düzeyinde değil, beyindeki karşılıklarıyla birlikte değerlendiren bir tanı çerçevesi. Bu çerçevenin hayata geçmesi halinde, migren tedavisinde daha kişiselleştirilmiş ve daha mantıklı bir yol haritası çizilmesi beklenebilir.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı <em>Cephalalgia</em> dergisindeki bulgular, migrenin altında yatan sinir ağı farklılıklarını daha görünür hale getiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. En azından şimdilik, sonuçların verdiği mesaj net: Migren herkes için aynı hastalık değil ve beyin görüntülemesi, bu karmaşık nörolojik tabloyu daha ince ayrıntılarıyla sınıflandırmanın anahtarlarından biri olabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Neuroimaging-based subtyping of migraine identifies clinically distinct phenotypes</p>
<p><strong>References:</strong><br />Study published in Cephalalgia</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Migrenler, Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme, Nörogörüntüleme, Ağrı, Baş ağrıları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
