<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>lipoliz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/lipoliz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 18:38:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>lipoliz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sinir Koruyucu Kılıfın Obeziteyle Mücadelede Gizli Rolü: Perinöryum Leptin ve Sempatik Sistemi Birleştiriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/sinir-koruyucu-kilifin-obeziteyle-mucadelede-gizli-rolu-perinoryum-leptin-ve-sempatik-sistemi-birlestiriyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/sinir-koruyucu-kilifin-obeziteyle-mucadelede-gizli-rolu-perinoryum-leptin-ve-sempatik-sistemi-birlestiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[enerji metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[leptin]]></category>
		<category><![CDATA[leptin sinyal iletimi]]></category>
		<category><![CDATA[lipoliz]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nöroendokrin etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[perinöryum]]></category>
		<category><![CDATA[perinöryum işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[sempatik sinir sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[termojenez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/sinir-koruyucu-kilifin-obeziteyle-mucadelede-gizli-rolu-perinoryum-leptin-ve-sempatik-sistemi-birlestiriyor/</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları, sinirleri çevreleyen perinöryumun obeziteye karşı korumada aktif bir sinyal bütünleştirici olarak çalıştığını keşfetti. Leptin hormonu bu kılıf üzerinden sempatik sinir çıkışını düzenleyerek yağ yakımını tetikliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezitenin <a href="https://oncology.com.tr/2050de-kanser-vakalari-35-milyona-ulasacak-kuresel-esitsizlikler-derinlesiyor/" title="2050’de Kanser Vakaları 35 Milyona Ulaşacak: Küresel Eşitsizlikler Derinleşiyor" data-wpan-internal-link="1">küresel</a> bir sağlık krizi haline geldiği günümüzde, vücudun enerji dengesini nasıl koruduğuna dair anlayışımızı temelden değiştirecek bir bulgu ortaya çıktı. Uluslararası bir araştırma ekibi, sinirleri saran koruyucu bir kılıf olarak bilinen perinöryumun, leptin hormonu ile sempatik sinir sistemi arasında kritik bir bağlantı noktası olduğunu ve obeziteye karşı korumada şaşırtıcı bir rol üstlendiğini gösterdi. Nature Metabolism dergisinde yayımlanan çalışma, bu zarın yalnızca pasif bir yapı olmadığını, leptin sinyallerini aktif bir şekilde işleyerek metabolizmayı kontrol eden sinirsel yanıtları tetiklediğini kanıtlıyor.</p>
<p>Leptin, yağ dokusundan salgılanan ve beyne tokluk sinyali ileterek iştahı baskılamasıyla bilinen bir hormondur. Eksikliği veya etkisizliği durumunda aşırı yemek yeme ve obezite ortaya çıkabilir. Ancak leptinin, merkezi sinir sistemi üzerinden enerji harcamasını artırmak için sempatik sinir sistemini nasıl harekete geçirdiği tam olarak aydınlatılamamıştı. Yeni araştırma, işte bu boşluğu dolduruyor ve perinöryumun metabolik düzenlemedeki akıllı bir arayüz olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Sarker, Haberman, Chandran ve meslektaşları tarafından yürütülen çalışmada, ileri görüntüleme teknikleri, moleküler biyoloji yöntemleri ve elektrofizyolojik kayıtlar bir arada kullanıldı. Araştırmacılar, perinöryum hücrelerinde leptin reseptörlerinin ifade edildiğini tespit etti. Leptin bu reseptörlere bağlandığında, sinir kılıfından geçen sempatik sinir liflerinin aktivitesinde belirgin bir artış gözlendi. Bu aktivasyonun, özellikle yağ dokusuna yönelik sempatik çıkışı uyardığı ve yağ hücrelerinde lipoliz ile termojenez süreçlerini hızlandırdığı belirlendi. Lipoliz, depolanmış yağların parçalanarak kana serbest yağ asitleri olarak salınması; termojenez ise bu yağ asitlerinin ısı üretmek üzere yakılması anlamına geliyor. Böylece perinöryum, leptinin yağ yakıcı emrini sinir sinyallerine dönüştüren bir kapı görevi görüyor.</p>
<p>Araştırmacılar, perinöryumdaki leptin sinyal iletimini özellikle bloke ettiklerinde hayvan modellerinde sempatik yanıtın köreldiğini ve enerji harcamasında azalmayla birlikte obezite eğiliminin arttığını gözlemledi. Bu durum, perinöryumun bütünlüklü bir metabolik savunma hattının vazgeçilmez bir parçası olduğunu netleştirdi. Daha önce basit bir bariyer olarak görülen bu yapı, artık endokrin ve sinir sistemlerini bütünleştiren dinamik bir iletişim merkezi olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Leptin, 1994 yılında keşfedildiğinde obezite salgınının sona erdirilmesi için büyük umut vaat etmiş, ancak obez bireylerin çoğunda leptine direnç geliştiği anlaşılmıştı. Bu yeni bulgu, direnç mekanizmasının perinöryum seviyesindeki aksaklıklardan kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Eğer leptin sinyali perinöryumda doğru işlenmiyorsa, beyin normal leptin seviyelerini algılasa bile periferik sempatik yanıt yeterince güçlü olmayabilir. Bu hipotez, ileride leptine duyarlılığı artıracak stratejilerin önünü açabilir.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yanlarından biri, perinöryumun anatomik konumu itibarıyla merkezi sinir sistemi ile periferik hedef dokular arasında stratejik bir konumda bulunmasıdır. Leptin gibi dolaşımdaki hormonlar burada tutularak sinir iletimi üzerinde anlık ve bölgesel kontrol sağlayabiliyor. Bu keşif, obezite tedavisinde yepyeni bir hedefin kapısını aralıyor. Şu ana kadar geliştirilen leptin temelli tedaviler, leptin direnci nedeniyle büyük ölçüde başarısız olmuştu. Perinöryum üzerinden sinirsel yanıtı doğrudan modüle edebilecek yaklaşımlar, bu direnci aşmanın bir yolunu sunabilir.</p>
<p>Elbette bulgular henüz deneysel aşamada ve insanlara uyarlanması <a href="https://oncology.com.tr/sogukta-saklanan-karaciger-hucreleri-laboratuvar-performansini-daha-uzun-sure-koruyabiliyor/" title="Soğukta Saklanan Karaciğer Hücreleri, Laboratuvar Performansını Daha Uzun Süre Koruyabiliyor" data-wpan-internal-link="1">uzun</a> yıllar alabilir. Yine de araştırma, vücudun enerji dengesini düzenleyen devreler hakkında çok daha sofistike bir tablo çiziyor. Sempatik sinir sistemi, kalp atışından sindirime kadar birçok istemsiz işlevi kontrol ederken, bu yeni veriler onun metabolik kumanda zincirinde perinöryumun ne kadar belirleyici olduğunu gözler önüne seriyor. Gelecekte, perinöryumdaki spesifik moleküler yolları hedefleyen ilaçlar veya gen tedavileri ile obeziteye karşı daha etkili çözümler geliştirilmesi mümkün olabilir.</p>
<p>Öte yandan, perinöryumun bu düzenleyici işlevi yalnızca obeziteyle sınırlı kalmayabilir. Sempatik sinir sistemi kan basıncı, bağışıklık fonksiyonu ve hatta kemik metabolizması üzerinde de etkili olduğundan, aynı sinyal entegrasyon prensibi diğer fizyolojik alanlarda da geçerli olabilir. Araştırmacılar, bu keşfin metabolik sendromun farklı bileşenlerini hedefleyen entegre tedavilere ilham verebileceğini düşünüyor.</p>
<p>Çalışma aynı zamanda nöroendokrin araştırmalarda kullanılan ileri yöntemlerin gücünü de gösteriyor. Genetiği değiştirilmiş hayvan modelleri, optogenetik ve kemogenetik araçlar, sinir kılıfı gibi özel yapıların işlevini adım adım aydınlatmayı mümkün kıldı. Araştırmacılar, bu başarının periferik sinir sisteminin diğer bileşenlerinin metabolik rollerini araştırmak için de bir şablon oluşturduğunu belirtiyor.</p>
<p>Obezitenin temelinde yatan biyolojik mekanizmaların çözülmesi, dünya genelinde artan sağlık yükü düşünüldüğünde hayati önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, obezite prevalansı 1975’ten bu yana üç katına çıkmış durumda ve Tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri için zemin hazırlıyor. Etkili tıbbi müdahalelerin sayısı sınırlı kalırken, sinir-hormon ağlarının anlaşılmasına yatırım yapmak giderek daha kritik hale geliyor.</p>
<p>Sarker ve ekibinin çalışması, perinöryum gibi göz ardı edilmiş bir dokunun aslında ne kadar merkezi bir rol oynayabileceğini kanıtlayarak bilim dünyasına yeni bir perspektif kazandırdı. Bundan sonraki aşamada, bu sinyal yolağının insanlarda nasıl çalıştığını ve potansiyel ilaç hedeflerini belirlemek için kapsamlı klinik öncesi testler yapılması gerekecek. Yine de bu keşif, metabolik hastalıkların tedavisinde nöroendokrin etkileşimleri odağa alan bir dönemin başlangıcı olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, sinir kılıfı perinöryum, leptinin sempatik sinir sistemiyle konuşmasını <a href="https://oncology.com.tr/guney-carolinanin-tum-ilcelerinde-genetik-tarama-erisimi-saglayan-musc-girisimi-yeni-bir-model-sunuyor/" title="Güney Carolina’nın Tüm İlçelerinde Genetik Tarama Erişimi Sağlayan MUSC Girişimi Yeni Bir Model Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">sağlayan</a> bir çevirmen gibi çalışarak obeziteye karşı doğal bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. Bu mekanizmanın detaylı bir şekilde ortaya konması, sadece temel bilimler açısından değil, aynı zamanda yeni nesil obezite tedavilerinin geliştirilmesi açısından da büyük umut vaat etmektedir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Integration of leptin signaling with sympathetic nervous system activity via the perineurium in regulating obesity</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The perineurium integrates leptin with its sympathetic outflow to protect against obesity</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Sarker, G., Haberman, E., Chandran, A. et al. The perineurium integrates leptin with its sympathetic outflow to protect against obesity. Nat Metab (2026). https://doi.org/10.1038/s42255-026-01555-3</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s42255-026-01555-3</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/sinir-koruyucu-kilifin-obeziteyle-mucadelede-gizli-rolu-perinoryum-leptin-ve-sempatik-sistemi-birlestiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyüme Hormonunun Metabolik Şifreleri: Yağ Dokusunda Kontrol Mekanizmaları ve Obeziteyle Karmaşık Bağlantılar</title>
		<link>https://oncology.com.tr/buyume-hormonunun-metabolik-sifreleri-yag-dokusunda-kontrol-mekanizmalari-ve-obeziteyle-karmasik-baglantilar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/buyume-hormonunun-metabolik-sifreleri-yag-dokusunda-kontrol-mekanizmalari-ve-obeziteyle-karmasik-baglantilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:05:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[kahverengileşme]]></category>
		<category><![CDATA[lipoliz]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[yağ dokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/buyume-hormonunun-metabolik-sifreleri-yag-dokusunda-kontrol-mekanizmalari-ve-obeziteyle-karmasik-baglantilar/</guid>

					<description><![CDATA[Büyüme hormonu sadece boy uzamasını değil, aynı zamanda yağ dokusunun lipoliz, kahverengileşme ve fibrozis gibi süreçlerini yöneterek obeziteyle çok yönlü bir ilişki kuruyor. Yeni araştırmalar ikili ve karmaşık etkileşimleri aydınlatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyüme hormonu (GH), on yıllardır esas olarak karaciğerde üretilen insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) aracılığıyla büyümeyi ve gelişmeyi yönlendiren bir hormon olarak bilinir. Ancak son yıllarda hızla derinleşen araştırmalar, bu hormonun metabolizma üzerinde çok daha katmanlı ve beklenmedik roller üstlendiğini ortaya koyuyor. GH, karaciğer, iskelet kası ve özellikle adipoz doku gibi çevresel organlarda glikoz ve lipid dengesini karmaşık sinyal ağlarıyla düzenliyor. Bu yeni yaklaşım, yağ dokusunun pasif bir enerji deposu olmadığını, endokrin ve metabolik işleyişte kilit rol oynayan dinamik bir organdan ibaret olduğunu gösteren bilimsel uyanışla birlikte anlam kazanıyor. Uluslararası Obezite Dergisi’nde yayımlanan kapsamlı bir inceleme, GH’nin adipoz dokuyu neredeyse her seviyede nasıl şekillendirdiğine dair güncel kanıtları sistematik biçimde masaya yatırıyor.</p>
<p>Eskiden yalnızca çocukluk ve ergenlikte boy uzamasıyla ilişkilendirilen GH, artık lipoliz ve lipogenez arasındaki hassas dengeyi yönlendiren bir metabolizma düzenleyicisi olarak ele alınıyor. GH, yağ hücrelerindeki reseptörlerine bağlanarak depolanmış trigliseritlerin serbest yağ asitlerine ve gliserole parçalanmasını teşvik ediyor; buna karşılık yağ asitlerinin yeniden esterleşmesiyle oluşan sentezi baskılıyor. Bu etki, özellikle açlık veya enerji gereksiniminin arttığı dönemlerde yağ depolarının mobilizasyonunu sağlayarak organizmanın enerji homeostazına katkıda bulunuyor. Bununla birlikte GH’nin adipoz doku üzerindeki tesiri, basit bir lipolitik uyarının çok ötesine geçiyor.</p>
<p>Araştırmacılar, GH’nin olgun yağ <a href="https://oncology.com.tr/glioblastom-hucrelerinin-gocunde-yeni-bir-molekuler-anahtar-tbcb/" title="Glioblastom Hücrelerinin Göçünde Yeni Bir Moleküler Anahtar: TBCB" data-wpan-internal-link="1">hücrelerinin</a> faaliyetlerini yalnızca anlık metabolik tepkilerle değil, aynı zamanda adipositlerin çoğalması ve farklılaşması üzerindeki kontrolle de belirlediğini vurguluyor. Laboratuvar modellerinde, GH sinyallemesinin öncül hücrelerin olgun adipositlere dönüşmesini hem destekleyebildiği hem de engelleyebildiği görülüyor; bu paradoksal tablo, hormonun dozuna, maruziyet süresine ve dokusal bağlama göre şekilleniyor. Ayrıca GH, adipoz dokudan salgılanan ve leptin, adiponektin, tümör nekroz faktörü-alfa gibi inflamatuvar ve anti-inflamatuvar sitokinleri içeren geniş bir yelpazeyi etkileyerek, tüm bedeni ilgilendiren metabolik sinyallerin yayılmasına aracılık ediyor. Bu keşif, GH’nin obeziteyle ilişkili düşük dereceli kronik inflamasyonun patofizyolojisinde sandığımızdan daha aktif bir oyuncu olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Son on yılda en dikkat çekici ilerlemelerden biri, GH’nin beyaz yağ dokusunun kahverengileşmesi üzerindeki rolünün anlaşılması oldu. Beyaz adipoz doku, enerjiyi trigliserit olarak depolarken, kahverengi ve bej adipositler termojenez yoluyla kalori yakımını artırır. GH, bu dönüşüm sürecini teşvik ederek enerji harcamasını yükselten yolakları harekete geçirir. Deney hayvanlarında GH uyarısı, UCP1 ekspresyonu ve mitokondriyal aktivite gibi kahverengileşme belirteçlerini belirgin biçimde artırmıştır. Bu bulgular, GH’nin obezite karşıtı potansiyel bir müttefik olabileceğini düşündürse de tablo sanıldığı kadar basit değildir.</p>
<p>GH’nin adipoz dokudaki etkileri aynı zamanda fibrozis gibi patolojik yeniden yapılanmaları da içerir. Kronik olarak yükselen GH düzeyleri, ekstraselüler matriks bileşenlerinin aşırı birikimine ve adipoz doku sertliğinin artmasına yol açarak, dokunun normal genişleme ve büzüşme yeteneğini bozar. Bu fibrotik yeniden biçimlenme, adipoz dokunun insülin sinyallerine yanıtını köreltir ve insülin direncini derinleştirir. Dolayısıyla GH, bir yandan lipolizi uyarıp kahverengileşmeyi desteklerken, diğer yandan uygunsuz seviyelerde fibrozis ve inflamasyonu körükleyerek metabolik dengeyi tersine çevirebilir. İşte bu ikili rol, GH’nin obeziteyle ilişkisini çetrefilli hale getiriyor.</p>
<p>Klinik gözlemler de bu çifte karakteri doğruluyor. GH eksikliği sendromlarında santral obezite, yağ dokusunda artış ve dislipidemi sık görülürken, GH replasman tedavisi vücut yağ oranını azaltıp yağsız kitleyi artırabiliyor. Öte yandan, akromegali gibi kronik GH fazlalığı durumlarında insülin direnci, visseral adipozite anormallikleri ve kardiyometabolik komplikasyonlar gözleniyor. Bu çelişkili sonuçlar, GH’nin obezite üzerindeki etkisinin doğrusal ve tek yönlü olmadığını, bireysel duyarlılık, hormonal ortam ve dokusal yanıtların bir bileşkesi olduğunu <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-diyabet-ve-periferik-arter-hastalarinda-hayat-kurtarici-etki-gosteriyor/" title="GLP-1 İlaçları Diyabet ve Periferik Arter Hastalarında Hayat Kurtarıcı Etki Gösteriyor" data-wpan-internal-link="1">gösteriyor</a>.</p>
<p>İncelemede derlenen kanıtlar, GH’nin adipoz dokudaki reseptör yoğunluğunun ve sinyal iletim yollarının metabolik sonuçları belirlemede kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor. JAK-STAT, MAPK ve PI3K/Akt gibi hücre içi kaskadların aktivasyon profilleri, GH’nin lipolitik mi yoksa fibrotik ve inflamatuvar bir programı mı tetikleyeceğine karar veriyor. Ayrıca, cinsiyet hormonları, besin durumu ve sirkadiyen ritim gibi faktörler bu yanıtların şiddetini biçimlendiriyor. Bu nüanslar, obezitenin yalnızca kalori dengesizliği değil, nöroendokrin sistemin hassas ayarlarının bozulması olarak görülmesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Obezitenin küresel bir halk <a href="https://oncology.com.tr/el-kavrama-gucu-ve-zihin-sagligi-arasinda-depresyonun-kritik-kopru-rolu-ortaya-cikti/" title="El Kavrama Gücü ve Zihin Sağlığı Arasında Depresyonun Kritik Köprü Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">sağlığı</a> krizine dönüştüğü günümüzde, GH’nin yağ dokusu biyolojisindeki bu kadar çeşitli mekanizmaları kontrol edebiliyor oluşu, yeni tedavi stratejileri için kapı aralıyor elbette. Fakat araştırmacılar ihtiyatı elden bırakmıyor; çünkü GH’yi doğrudan manipüle etmek, birbirine zıt metabolik sonuçlar doğurabilir. Lipolizi artırmak isterken insülin direncini şiddetlendirmek ya da fibrozisi tetiklemek, obezite yönetiminde istenmeyen etkiler olarak karşımıza çıkabilir. Bu nedenle güncel çalışmalar, GH reseptörüne özgü modülatörler veya dokuya hedeflenmiş yaklaşımlar geliştirerek hormonun faydalı etkilerini seçici biçimde kullanmanın yollarını arıyor.</p>
<p>Bu noktada, GH’nin adipoz doku üzerindeki düzenleyici etkilerinin keşfi, metabolik sağlık ve obezite arasındaki ilişkiyi kökten yeniden düşünmemizi sağlıyor. Büyüme hormonunun artık sadece boy uzaması değil, aynı zamanda yağ depolamanın, enerji dengesinin ve inflamasyonun ince ayarlarını yapan çok yönlü bir düzenleyici olduğu açıklık kazanıyor. Liu ve meslektaşlarının derlemesi, bu karmaşık tabloyu bütünlüklü bir çerçeveye oturtarak, obezitenin tedavisinde kişiselleştirilmiş endokrin stratejilerin gerekliliğine dikkat çekiyor. Önümüzdeki yıllarda, GH yolağının farklı basamaklarını hedef alan müdahalelerin klinik denemeleri, bu hormonun gizli kalmış potansiyelini insan sağlığına nasıl dönüştürebileceğimizi gösterecek. Ancak şimdilik bilim dünyası, her hormonun bir madalyonun iki yüzü olduğunu bir kez daha öğrenmiş durumda.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The regulatory effects of growth hormone on adipose tissue at physiological and pathological levels and its relationship with obesity.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The regulatory effects of growth hormone on adipose tissue at physiological and pathological levels and its relationship with obesity.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Liu, Y., Zhu, H., Yang, H. et al. The regulatory effects of growth hormone on adipose tissue at physiological and pathological levels and its relationship with obesity. Int J Obes (2026). https://doi.org/10.1038/s41366-026-02132-0</p>
<p><strong>DOI:</strong> 01 July 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/buyume-hormonunun-metabolik-sifreleri-yag-dokusunda-kontrol-mekanizmalari-ve-obeziteyle-karmasik-baglantilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
