<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kronik migren &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/kronik-migren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 15:09:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>kronik migren &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kulak akupunkturuyla migren ağrısında olası azalma: çift kör randomize denemeden yeni sinyaller</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 15:09:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>
		<category><![CDATA[Auriküloterapi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hemodinamisi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[kronik migren]]></category>
		<category><![CDATA[kulak akupunkturu]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/</guid>

					<description><![CDATA[FENS 2026’da sunulan çift kör randomize çalışma, kronik migrenli kadınlarda kulak akupunkturuyla ağrı ve yaşam kalitesini iyileştirebilecek biyolojik sinyalleri raporladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir randomize <a href="https://oncology.com.tr/adiponektin-seramid-ekseni-kalori-kisitlamasi/" title="Diyet kısıtlaması kan şekerini hedefleyen yeni bir “adiponektin–seramid” hattını devreye sokuyor" data-wpan-internal-link="1">klinik çalışma</a>, migreni kronikleşmiş kadınlarda kulak üzerinde belirli noktaların uyarılmasını içeren auriküloterapinin (kulak akupunkturu) migren ağrısını hafifletme ve günlük yaşam üzerindeki etkileri azaltma potansiyeli taşıyabileceğini bildiriyor. Bulgular, Avrupa Sinirbilimleri Dernekleri Federasyonu’nun (FENS) 2026 Forum’unda sunuldu. Araştırma, tedavinin yalnızca ağrı şiddetiyle sınırlı kalmayıp beyindeki kan akımı ve ağrı modülasyonu ile ilişkili biyolojik göstergeleri de etkileyip etkilemediğini incelemeyi hedefledi.</p>
<p>Çalışmayı <a href="https://oncology.com.tr/brezilya-hiv-aids-sosyal-esitsizlikler/" title="Brezilya’da AIDS riskini sosyal koşullar mı, kesişen eşitsizlikler mi şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">Brezilya</a>’daki Santa Catarina Üniversitesi (UNISUL) fizyoterapisti Fernanda Belle’nin yürüttüğü bildirildi. Deneme, ayda en az 15 gün migren atağı yaşayan kronik migren tanılı 68 kadınla gerçekleştirildi. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir grupta auriküloterapi uygulandı: yarı kalıcı iğneler, migrenle ilişkili olduğu belirtilen kulak auriküler noktalarını uyaracak şekilde yerleştirildi; ardından ayrıca hardal tohumu uygulaması yapıldı. Diğer grupta ise “şema” (placebo) benzeri bir işlem uygulandı. Bu koşulda iğneler, migrenle ilişkisi olmayan olduğu söylenen kulak noktalarına yönlendirildi ve yine hardal tohumu uygulaması sürdürüldü. Çift kör tasarımın temel amacı, gözlemcilerin ve katılımcıların hangi müdahalenin yapıldığını ayırt etmesini önlemekti.</p>
<p>Sunulan raporun odağında, müdahalelerin migrenle ilişkili beyin fizyolojisi üzerinde etkiler yaratıp yaratmadığı yer aldı. Araştırmacılar, cerebral hemodinamik yani beyin içi dolaşım düzeniyle bağlantılı ölçümleri ve ağrı modülasyonunu değerlendirdiklerini belirtti. Migren araştırmalarında, özellikle ağrıya eşlik eden beyin fonksiyonlarındaki değişimlerin klinik deneyimle nasıl örtüştüğünü anlamak önem taşır; bu nedenle çalışma, klinik sonuçların yanı sıra nörofizyolojik göstergeleri de <a href="https://oncology.com.tr/cinde-yaslilar-yasam-doyumu-tuketim-demografi/" title="Çin’de yaşlıların yaşam doyumu: Tüketim davranışları ve demografik farklılıkların birlikte etkisi" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> ele almasıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>Denemenin klinik bileşeninde, katılımcıların ağrı yoğunluğu ve migrenin günlük yaşamlarını ne ölçüde etkilediği değerlendirildi. Sunulan bilgilere göre auriküloterapi uygulanan grup, şema grubuna kıyasla migren ağrısında ve yaşam kalitesiyle ilişkili alanlarda daha olumlu bir tablo sergilemeye işaret eden sonuçlar verdi. Bununla birlikte çalışma henüz erken aşamadaki kanıtlar arasında değerlendirilmeye uygun olduğundan, bulguların kesin bir tedavi vaadi olarak değil, daha geniş ve tekrarlı araştırmalara zemin olabilecek bir sinyal olarak yorumlanması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Randomize, çift kör karşılaştırmalar; akupunktur ve benzeri girişimlerde gözlemsel çalışmaların sıklıkla karşılaştığı beklenti etkilerini azaltma açısından değerlidir. Şema grubunda da hardal tohumu bulunması, deneysel tasarımın iki koşul arasındaki temel farkı kulak üzerindeki nokta seçimine odaklamaya çalıştığını düşündürüyor. Yine de müdahalelerin mekanizmasını netleştirmek, hangi noktaların ve hangi doz/uygulama sıklığının daha etkili olabileceğini anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtilen bir gereklilik olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu çalışma, migrene yönelik bütünleyici yaklaşımların biyolojik ölçümlerle birlikte test edilmesinin mümkün olduğunu gösteren güncel örneklerden biri olarak öne çıkıyor. FENS 2026’da paylaşılan bulguların ardından araştırma ekibinin, sonuçları daha büyük örneklemlerde doğrulama ve hemodinamik değişimlerin klinik kazanımla ne kadar tutarlı biçimde ilişkili olduğunu açıklığa kavuşturma yönünde ilerlemesi beklenebilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/ear-acupuncture-shows-promise-for-migraine-relief/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Auriculotherapy modulates cerebral hemodynamics and pain in women with migraine: a randomized double-blind trial</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Migrenler, Baş ağrıları, Akupunktur, Klinik çalışmalar, Klinik denemeler, Ağrı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kulak-akupunkturu-kronik-migren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stanford’dan migreni tek bir hastalık gibi değil, farklı beyin örüntüleriyle okuyan yeni yaklaşım</title>
		<link>https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 02:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[episodik migren]]></category>
		<category><![CDATA[kronik migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren alt türleri]]></category>
		<category><![CDATA[migren biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[nörolojik baş ağrıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/</guid>

					<description><![CDATA[Stanford Medicine, migreni beyin görüntüleme ile farklı alt türlere ayıran yeni bir sınıflandırma geliştirdi. Bu yaklaşım tanı ve tedavide yenilik sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Migren, çoğu zaman “şiddetli baş ağrısı” etiketiyle anılsa da, aslında bundan çok daha karmaşık bir nörolojik tablo. Hastalar tarafından kimi zaman “beynim yanıyor” ya da “kafamdan buz kıracağı saplanıyor” gibi ifadelerle tarif edilen bu ataklar; bulantı, görme bozuklukları, ışık ve sese hassasiyet gibi ek belirtilerle birlikte ortaya çıkabiliyor. Dünya genelinde engellilik nedenleri arasında öne çıkan migren, aynı zamanda tanı ve tedavide uzun süredir süren bir sınırlılıkla da dikkat çekiyor: Hâlâ büyük ölçüde hastanın anlattığı belirtilere dayanarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Stanford Medicine araştırmacıları şimdi, bu tabloyu değiştirebilecek bir ipucu sundu. Nörolojik baş ağrıları üzerine çalışan klinik nöroloji profesörü Dr. Robert Cowan’ın öncülük ettiği çalışma, migreni yalnızca “atak sıklığı” üzerinden değil, beyin görüntülemesiyle saptanan biyolojik örüntüler üzerinden sınıflandırmayı amaçladı. Araştırma, migrenin herkeste aynı biçimde işlemeyen bir durum <a href="https://oncology.com.tr/her-yasta-bilissel-gelisim-mumkun/" title="Araştırma, yetişkinlik boyunca bilişsel gelişimin mümkün olduğunu gösterdi" data-wpan-internal-link="1">olduğunu</a> ve bu nedenle tek tip tanımın hastaların bir kısmında yetersiz kalabileceğini gösteren en kapsamlı girişimlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Mevcut klinik uygulamada migren, çoğunlukla iki ana gruba ayrılıyor: ayda baş ağrısı gün sayısı 15’in altında olan episodik migren ve 15 gün ya da daha fazla ağrı yaşayan kronik migren. Koruyucu ilaçlar arasında yer alan beta blokerler ve bazı antikonvülsanlar ağırlıklı olarak kronik migren hastalarına yöneltiliyor. Ancak bu yaklaşım, hastalığın biyolojik çeşitliliğini tam olarak yakalamayabiliyor. Sonuçta benzer atak sıklığına sahip iki kişi, beyin düzeyinde oldukça farklı ağrı mekanizmalarına sahip olabilir.</p>
<p>Stanford ekibinin önem verdiği nokta tam da burası: Migreni yalnızca klinik şiddet ve sıklık üzerinden okumak, altta yatan biyolojiyi gözden kaçırabilir. Bu durum da kimi hastaların uygun önleyici tedavilere geç ulaşmasına ya da tedavi yolunun gereğinden dar kalmasına yol açabilir. Çalışmanın temel sorusu, standart sınıflandırmanın ötesine geçerek migrenin beyin bağlantıları ve işlevsel aktivite kalıpları üzerinden alt tiplere ayrılıp ayrılamayacağıydı.</p>
<p>Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme, yani fMRI, bu tür araştırmalarda beynin farklı bölgelerinin zaman içindeki etkinlik ilişkilerini izlemek için kullanılıyor. Yapısal bir hasarı göstermekten çok, beyin ağlarının nasıl birlikte çalıştığını ortaya koyan bu yöntem, ağrı işleme mekanizmalarını anlamada giderek daha değerli hale geldi. Migren gibi ataklarla seyreden bir hastalıkta, ağların olağan dışı biçimde bağlanması ya da ağlar arasındaki denge bozulması, semptomların neden kişiden kişiye değiştiğini açıklamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan yönü, migreni belirli klinik etiketlerin ötesinde, birden fazla biyolojik fenotipe sahip bir sendrom olarak ele alması. Araştırmacılar, beyin görüntüleme bulgularının bazı <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-vancomycin-bobrek-hasari/" title="Yaşlı Hastalarda Vancomycin Kullanımı Böbrek Riskini Yeniden Gündeme Taşıdı" data-wpan-internal-link="1">hastalarda</a> birbirinden ayrışan örüntüler verdiğini ve bu örüntülerin klinik olarak farklı özelliklerle birlikte görülebildiğini bildirdi. Bu, migrenin yalnızca ağrı şiddetiyle değil, beyindeki işlevsel organizasyonla da tanımlanabileceği fikrini <a href="https://oncology.com.tr/ccdc120-faz-ayrisma-kalp-hucreleri/" title="Kalp Hücrelerinde Yeni Bir Düzenleyici: CCDC120’un Faz Ayrışması Desmozomları Güçlendiriyor" data-wpan-internal-link="1">güçlendiriyor</a>.</p>
<p>Uzmanlara göre bu yaklaşımın potansiyel değeri, gelecekte daha isabetli tedavi eşleştirmesine zemin hazırlayabilmesi. Bugün hekimler çoğu zaman hastanın baş ağrısı gün sayısı, eşlik eden belirtileri ve önceki ilaç yanıtına göre karar veriyor. Ancak beyin görüntüleme temelli alt sınıflandırmalar doğrulanırsa, aynı klinik kategoriye giren hastalar içinde hangi biyolojik grubun hangi tedaviden daha fazla yarar görebileceği daha net anlaşılabilir. Bu durum, özellikle koruyucu tedavilere erişim konusunda gri alanlarda kalan hastalar için önem taşıyor.</p>
<p>Bununla birlikte, araştırmanın erken aşama niteliği göz ardı edilmemeli. Migreni görüntüleme ile alt tiplere ayırma fikri umut verici olsa da, bu tür bulguların rutin klinik uygulamaya girmesi için daha geniş doğrulama çalışmalarına ihtiyaç var. Farklı yaş grupları, cinsiyetler, migren alt türleri ve eşlik eden hastalıklar üzerinden tekrar edilen araştırmalar, görüntüleme örüntülerinin gerçekten güvenilir bir biyobelirteç olup olmadığını gösterecek. Ayrıca fMRI gibi yöntemlerin her merkezde erişilebilir olmaması da pratik bir sınırlama oluşturuyor.</p>
<p>Yine de Stanford ekibinin çalışması, migrenin “tek boyutlu” bir hastalık gibi ele alınmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Biyolojik çeşitlilik anlayışı, son yıllarda birçok nörolojik ve psikiyatrik hastalıkta tedavi yaklaşımını dönüştürüyor. Migren için de benzer bir dönüşüm mümkün olabilir: Hastaların yaşadığı deneyimi sadece anlatı düzeyinde değil, beyindeki karşılıklarıyla birlikte değerlendiren bir tanı çerçevesi. Bu çerçevenin hayata geçmesi halinde, migren tedavisinde daha kişiselleştirilmiş ve daha mantıklı bir yol haritası çizilmesi beklenebilir.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı <em>Cephalalgia</em> dergisindeki bulgular, migrenin altında yatan sinir ağı farklılıklarını daha görünür hale getiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. En azından şimdilik, sonuçların verdiği mesaj net: Migren herkes için aynı hastalık değil ve beyin görüntülemesi, bu karmaşık nörolojik tabloyu daha ince ayrıntılarıyla sınıflandırmanın anahtarlarından biri olabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Neuroimaging-based subtyping of migraine identifies clinically distinct phenotypes</p>
<p><strong>References:</strong><br />Study published in Cephalalgia</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Migrenler, Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme, Nörogörüntüleme, Ağrı, Baş ağrıları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/migren-alt-turleri-beyin-goruntuleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
