<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kronik hastalık yönetimi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/kronik-hastalik-yonetimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 15:06:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>kronik hastalık yönetimi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ACLM’den “Remisyon” hamlesi: Kronik hastalıklarda hedefi semptomdan kök nedene kaydırma çağrısı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:06:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Remisyon]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/</guid>

					<description><![CDATA[ACLM, Project Remission ile kronik hastalıklarda hedefi semptomdan remisyona ve kök nedene dönük yaşam tarzı müdahalelerine kaydırmayı istiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ST. LOUIS—Amerikan Yaşam Tarzı Tıbbı Koleji (ACLM), kronik hastalıkların tedavisinde hedeflerin yeniden tanımlanmasını isteyen yeni bir girişim başlattı: Project Remission. Girişim, klinik bakımın odağını yalnızca belirti kontrolüne değil, altta yatan nedenlere yönelik müdahaleler yoluyla “remisyon” olasılığına ve sağlıkta anlamlı toparlanmaya da çevirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>ACLM’nin duyurusuna göre Project Remission, kronik durumların zaman içinde kaçınılmaz biçimde ağırlaşacağı yönündeki yerleşik varsayımı sorguluyor. Kurum, yaşam tarzı temelli, kök nedene dönük yönetimin klinik açıdan ölçülebilir iyileşmeler üretebileceğini vurgularken, girişimin bilimsel kanıtlar ile gerçek hayattaki uygulama deneyimine dayandığını belirtiyor. Programın <a href="https://oncology.com.tr/circrna-urikaz-nanotasiyici-hiperuriszemi-fare/" title="Oksidan stresi de hedefleyen nanotaşıyıcı: Farelerde hiperürisemiyi azaltmak için circRNA urikaz yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, hastalıkların seyrini değiştirmeye yönelik stratejilerin, semptomları kısa vadede bastırmak yerine hastalığın biyolojik zemininde ortak rol oynayan süreçleri hedeflemesi fikrine dayanıyor.</p>
<p>Girişimin dikkat çektiği başlıca hastalık alanları arasında tip 2 diyabet, hipertansiyon ve obezite yer alıyor. Bu üç durumun çoğu zaman benzer sürücülerle ilişkili olduğunu belirten ACLM, klinik hedeflerin de bu ortak mekanizmalara odaklanması gerektiğini savunuyor. Proje kapsamında özellikle metabolik dengesizlik, beslenme örüntüleri, fiziksel hareketsizlik, stres fizyolojisi ve uyku ile ilişkili faktörler gibi “yukarı akış” unsurların öne çıkarıldığı aktarılıyor.</p>
<p>ACLM’ye göre Project Remission, sağlık sistemlerini kronik hastalık hedeflerini yeniden düşünmeye çağırırken, aynı zamanda bakımın nasıl organize edilmesi gerektiğine dair bir çerçeve de sunuyor. Bu çerçevede, sağlık hizmeti sunucularının yaşam tarzına yönelik müdahaleleri tedavi planlarının merkezine alması, hastaların metabolik sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan sürdürülebilir değişimleri desteklemesi ve klinik izlemde yalnızca kısa dönem biyobelirteçlere değil, daha geniş sağlık çıktılarının takibine de önem vermesi <a href="https://oncology.com.tr/immun-yaslanma-bio-muhendislik-platformlari/" title="Yaşlanan bağışıklığı anlamak için bio-mühendislik platformları: “erken karar” süreçleri hedefleniyor" data-wpan-internal-link="1">hedefleniyor</a>.</p>
<p>Kronik hastalıkların seyrini etkileyen etmenler konusunda tıp literatüründe, metabolik riskin davranışsal ve çevresel faktörlerle bağlantılı olduğuna dair genel bir bilimsel zemin bulunuyor. Ancak remisyon kavramı ve bunun hangi koşullarda, hangi ölçütlerle değerlendirileceği; hastanın başlangıç <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-yasam-doyumu-ekonomik-guvenlik-saglik-inanc/" title="Yaşlılıkta yaşam doyumu: Para istikrarı, sağlık durumu ve inanç nasıl iç içe geçiyor?" data-wpan-internal-link="1">durumu</a>, hastalık süresi ve eşlik eden riskler gibi unsurlara göre değişebiliyor. Bu nedenle Project Remission’ın yaklaşımı, semptom kontrolünü dışlamaktan ziyade, bakım hedeflerini “mümkün olan klinik toparlanma” doğrultusunda genişletmeye yönelik bir perspektif değişimi olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>ACLM’nin girişimi, sağlık sistemlerinin kronik hastalık yönetimini daha kök nedene dayalı bir çerçevede ele alması gerektiği mesajını öne çıkarıyor. Projenin ne tür ölçütlerle başarının izleneceği ve hangi klinik protokollerle yaygınlaştırılacağı, uygulama süreçlerine bağlı olarak şekillenecek. Bununla birlikte duyuruda, yaşam tarzı temelli müdahalelerin klinik olarak anlamlı iyileşmelerle ilişkilendirilebileceğine vurgu yapıldığı görülüyor.</p>
<p>Project Remission, kronik hastalıkların kaderinin önceden çizilmiş olduğu fikrine meydan okuyan bir girişim olarak konumlanıyor. Sağlık sistemlerini remisyon ihtimalini bakım hedefleri arasına katmaya çağıran bu adım, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi yüksek yük taşıyan durumlarda, ortak biyolojik mekanizmalar üzerinden daha bütüncül bir yaklaşım tartışmasını hızlandırabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/american-college-of-lifestyle-medicine-urges-remission-as-chronic-disease-goal/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Chronic disease remission; lifestyle interventions for type 2 diabetes, hypertension, and obesity</p>
<p><strong>Article Title:</strong> ACLM Launches Project Remission to Shift Chronic Disease Care Toward Remission</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not provided</p>
<p><strong>Keywords:</strong> yaşam tarzı tıbbı, kronik hastalık, remisyon, tip 2 diyabet, hipertansiyon, obezite, metabolik sağlık, hasta sonuçları, klinik uygulama</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kronik-hastalik-remisyonu-aclm-project-remission/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleneksel Diné yemekleriyle kalp yetmezliğinde acil başvuruların azalması: JAMA Internal Medicine’den randomize çalışma</title>
		<link>https://oncology.com.tr/mutton-hf-dine-yemek-programi-kalp-yetmezligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/mutton-hf-dine-yemek-programi-kalp-yetmezligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 13:36:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Diné (Navajo) gıdaları]]></category>
		<category><![CDATA[İndigenous sağlık eşitsizlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültüre uyarlanmış beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[yerli gıda egemenliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/mutton-hf-dine-yemek-programi-kalp-yetmezligi/</guid>

					<description><![CDATA[JAMA Internal Medicine’deki MUTTON-HF çalışması, Navajo Nation’da kültüre uyarlanmış Diné öğünlerinin kalp yetmezliği hastalarında akut acil başvuruları ve yatışları azaltabileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PHİLADELPHİA—JAMA Internal Medicine’de yayımlanan randomize bir <a href="https://oncology.com.tr/omalizumab-coklu-gida-alerjisi-tolerans/" title="Çoklu gıda alerjisinde yeni yaklaşım: Omalizumab, bazı çocukların tam porsiyonları tolere etmesine kapı aralayabilir" data-wpan-internal-link="1">klinik çalışma</a>, Navajo Nation’da kırsal bölgelerde yaşayan kalp yetmezliği hastalarında akut sağlık olaylarını azaltmaya yönelik kültüre uyarlanmış bir yemek <a href="https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/" title="Enrico M. Novelli, UMSOM’da orak hücre hastalığı programının direktörlüğüne atandı" data-wpan-internal-link="1">programının</a> etkili olabileceğine işaret ediyor. MUTTON-HF (Medically Utilized Tailored Traditional foods to Optimize Nutrition in Heart Failure) adı verilen çalışma, geleneksel Diné (Navajo) gıda örüntülerine dayalı tıbbi olarak düzenlenmiş öğünlerin, hastaların hastane yatışı ve <a href="https://oncology.com.tr/kirilgan-yasli-acil-servis-profilleri-kumeleme-analizi/" title="Taiwan’da acil servise gelen kırılgan yaşlılar tek tip değil: kümeleme analiziyle klinik profiller ayrıştırıldı" data-wpan-internal-link="1">acil servis</a> başvurusu gibi sonuçları üzerinde ölçülebilir bir fark yaratıp yaratmadığını araştırdı.</p>
<p>Araştırmada toplam 206 yetişkin, iki ayrı Indian Health Service sahasında düzenli sağlık takibi alan hastalar arasından seçildi. Katılımcılar, standart bakım alan bir grup ile sekiz hafta boyunca “medically tailored” yani tıbbi hedeflerle uyumlu hale getirilmiş öğünleri alan bir grup şeklinde rastgele ayrıldı. Müdahale kapsamında yerel olarak temin edilen yerli içerikler ve Diné tarifleri kullanıldı; aynı zamanda kardiyovasküler beslenmeye ilişkin kanıta dayalı rehberlerle uyumlu bir besin düzeni hedeflendi. Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, diyet önerilerinin yalnızca klinik ekipten gelen tek yönlü talimatlarla değil, topluluk ortaklığıyla şekillendirilmiş olmasıydı. Başka bir deyişle yaklaşım, kültürel olarak tanıdık bir beslenme modelini klinik amaçlarla buluşturmayı hedefledi.</p>
<p>Çalışmanın tasarımını yürüten ekip, geleneksel gıdaların hastaların günlük yaşam pratiklerine daha kolay entegre edilebilmesini ön planda tuttuğunu belirtiyor. Lead author Lauren Eberly, MD, MPH (University of Pennsylvania), programın “top-down” diyet öğretiminden ziyade topluluk işbirliği üzerine kurulduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, yalnızca makro besin içeriklerini ayarlamaktan öte, hastaların kültürel aidiyet taşıyan yemekleri benimseyebilmesini ve böylece sürdürülebilir beslenme davranışlarını desteklemeyi amaçlıyor. Araştırmacılar, müdahale için “Food is Medicine” fikrini çerçeveye alırken, aynı zamanda Navajo Nation’daki beslenme olanaklarıyla ilişkili kırılganlıkların, sağlık eşitsizliklerini güçlendirebildiğini de dikkate alıyor.</p>
<p>Kalp yetmezliği, özellikle semptom dalgalanmalarının hızlı klinik kötüleşmeye yol açabildiği dönemlerde hastane yatışları ve acil servis başvuruları açısından ciddi bir yük oluşturuyor. Bu tür akut olaylarda beslenme düzeninin ve bunun uygulanabilirliğinin rolü, klinik pratiğin sık tartışılan alanlarından biri. MUTTON-HF’de ise kültüre uyarlanmış geleneksel öğünlerin, standart bakımın yanında ek bir müdahale olarak değerlendirildiği görülüyor. Çalışmanın raporlamasına göre, sekiz haftalık program, kırsal kesimde tedavi gören kalp yetmezliği hastalarında akut sonuçlarda anlamlı düzeyde azalmayla ilişkilendirildi. Ancak araştırma bulgularının kapsamı, süre ve ölçek gibi sınırlılıklar nedeniyle, sonuçların uzun dönemli klinik seyir üzerindeki etkisi konusunda kesin hüküm vermek için ilave kanıtlara ihtiyaç olduğunu not etmek gerekiyor.</p>
<p>Bu çalışma, gıda temelli klinik yaklaşımların yalnızca besin bileşimiyle değil, aynı zamanda kültürel uyum ve yerel erişim gibi uygulama koşullarıyla da değerlendirildiğinde daha etkili olabileceğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Navajo topluluklarında sağlık hizmetlerine erişim, beslenme güvenliği ve “İndigenous sağlık disparties” olarak anılan eşitsizlikler bağlamında, tıbbi hedefleri kültürel pratiklerle uyumlu hale getiren modellerin klinik araştırmalarda daha fazla yer bulması önem taşıyor. MUTTON-HF’nin bulguları, klinisyenlerin diyet danışmanlığını tasarlarken hastaların kimlik, tercih ve yaşam pratiklerini merkeze alan yaklaşımların değerini gündeme taşıyor.</p>
<p>JAMA Internal Medicine’de yayımlanan bu randomize denemenin ayrıntıları, müdahalenin bileşenlerinin nasıl standartlaştırıldığını ve hangi klinik uç noktalar üzerinden değerlendirildiğini daha net biçimde ortaya koyacak. Yine de, mevcut sonuçlar; kültüre uyarlanmış, yerel malzemelerle hazırlanabilen ve klinik hedeflerle hizalanan beslenme programlarının kalp yetmezliği bakımında akut sağlık olaylarını azaltma potansiyeli taşıyabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/traditional-food-program-cuts-heart-failure-hospitalizations-in-navajo-nation/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Culturally tailored nutrition intervention for heart failure patients; randomized clinical trial measuring hospitalizations/ED visits</p>
<p><strong>Article Title:</strong> MUTTON-HF (Medically Utilized Tailored Traditional foods to Optimize Nutrition in Heart Failure)</p>
<p><strong>References:</strong><br />JAMA Internal Medicine (article details not provided in the excerpt)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kalp yetmezliği, kültürel olarak uyarlanmış öğünler, Diné (Navajo) gıdaları, beslenme güvencesizliği, randomize klinik çalışma, hastaneye yatış, acil servis, Yiyecek İlaçtır, yerli sağlık eşitsizlikleri</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/mutton-hf-dine-yemek-programi-kalp-yetmezligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Bakımında Elektronik Sağlık Kayıtlarının Çok Disiplinli Perspektifleri</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yasli-bakiminda-elektronik-saglik-kayitlari/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yasli-bakiminda-elektronik-saglik-kayitlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:45:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik bakım ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[dijital sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[EHR yaşlı bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hastane ve bakım koordinasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel sağlık verileri güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[multidisipliner bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık bilişimi]]></category>
		<category><![CDATA[veri standardizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı bakımında dijitalleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yasli-bakiminda-elektronik-saglik-kayitlari/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlı bakımında EHR kullanımı, çok disiplinli ekiplerin deneyimleri üzerinden faydaları ve uygulama zorluklarını ortaya koyuyor. Veri standardizasyonu ve kullanıcı uyumu kritik rol oynuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı bakımında elektronik sağlık kayıtlarının (EHR) entegrasyonu, bakıcı ekiplerinin bu teknolojiyi nasıl algıladığı ve kullandığına dair yeni <a href="https://oncology.com.tr/insan-sutu-temelli-fortifikasyonun-nec-riskini-sekillendirdigi-yeni-bulgular/" title="İnsan Sütü Temelli Fortifikasyonun NEC Riskini Şekillendirdiği Yeni Bulgular" data-wpan-internal-link="1">bulgular</a> sunan bir çalışmayı tetikledi. BMC Geriatrics dergisinde yayımlanan bu araştırma, yaşlı nüfusta <a href="https://oncology.com.tr/birlikte-calisan-metaller-akciger-kanseri-kemoresistansini-kiran-yeni-strateji/" title="Birlikte Çalışan Metaller: Akciğer Kanseri Kemoresistansını Kıran Yeni Strateji" data-wpan-internal-link="1">çalışan</a> hekimler, hemşireler, terapistler ve sosyal hizmet uzmanlarının tutumlarını, günlük uygulamalarını ve karşılaştıkları zorlukları mercek altına alıyor. EHR’ler, hasta bilgilerini tek bir dijital arşivde toplama kapasitesiyle sağlık hizmeti koordinasyonunu artırmayı, karar verme süreçlerini iyileştirmeyi ve idari işleri hızlandırmayı hedefliyor. Ancak yaşlı bakımında bu teknolojinin somut etkileri, genel sağlık hizmetlerinden farklı olarak çeşitli pratik ve etik sorunları da beraberinde getiriyor.</p>
<p>Çalışma, farklı meslek gruplarının EHR kullanımıyla ilgili deneyim ve görüşlerini karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alıyor. Hekimlerin, hemşirelerin, terapi uzmanlarının ve sosyal hizmet çalışanlarının bakış açıları arasındaki farklar, EHR’nin bakım planlarının koordinasyonu ve kronik hastalık yönetimindeki rolünü nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Özellikle, kronik durumların izlenmesi, ilaç güvenliği, klinik karar destek sistemlerinin kullanılabilirliği ve hastalar arasında bilgi paylaşımının güvenliği konularında öne çıkan temalar raporlanıyor.</p>
<p>Araştırmanın bulguları, EHR’lerin gerçekte sunduğu faydaların, kullanıcı deneyimleriyle sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor. En çok değeri düşünen açılardan biri, bakım akışını sadeleştirme ve çok disiplinli ekipler arasındaki iletişimi güçlendirme yeteneği olarak öne çıkıyor. Ancak uygulamada karşılaşılan zorluklar da netleşiyor: kullanıcı arayüzlerinin yaşlı bakım ortamlarının ihtiyaçlarına uygunluğu, veri standardizasyonu eksiklikleri ve farklı profesyonel grupları bir araya getiren bilgi akışını uyumlu hale getirme gerekliliği, uygulanabilirlik açısından kritik noktalar olarak tanımlanıyor. Özellikle, yaşlı hastaların çoklu sağlık sorunları ve sosyal çevreyle etkileşimleri, EHR’nin esnekliğini ve güvenlik yapısını önemli ölçüde test ediyor.</p>
<p>Çalışmaya göre, EHR’nin karar destek mekanizmaları, ağır kronik bakım <a href="https://oncology.com.tr/neonatal-palyatif-bakim/" title="Nörolojik Yeniden Öngörülemeyen KOru: Neonatal End-of-Life Süreçlerinde Palyatif Bakımın Kullanıma Etkisi" data-wpan-internal-link="1">süreçlerinde</a> kararları yönlendirme potansiyeli sunsa da, hekimlerin ve bakım verenlerin bu sistemleri kendi klinik tercihlerine göre nasıl entegre ettiklerine dair çeşitlilik mevcut. Verilerin standardizasyonu ve açıkça tanımlanmış iş akışları olmadan, sağlık profesyonelleri için bilgiye hızlı erişim her zaman güvenilir sonuçlar üretmeyebilir. Sosyal hizmet uzmanları ve terapistler ise, hastaların yaşam kalitesini etkileyen sosyal ve fonksiyonel parametrelerin kayıt altında tutulması gerektiğini vurguluyor; bu, ekip içindeki bilgi paylaşımını güçlendirirken aynı zamanda mahremiyet ve hasta onamı konularında hassas bir dengeyi gerektiriyor.</p>
<p>Bu bulgular, geriatri alanında EHR’lerin benimsenmesini sadece teknolojik bir geçiş olarak görmekten ziyade, çok disiplinli bakımı destekleyen bir sistem olarak ele almak gerektiğini gösteriyor. Yönetimler için, veri standardizasyonu, kullanıcı dostu arayüzler ve bakım ekipleriyle uyumlu iş akışları üzerinde odaklanılması gerektiği mesajı netleşiyor. Ayrıca, yaşlıların çok boyutlu ihtiyaçlarını kapsayan dijital kayıtların güvenilirlik ve veri korunumu açısından sıkı standartlarla yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor. Gelecekte yapılacak araştırmaların, EHR’nin günlük bakım pratiklerindeki etkisini daha geniş coğrafyalarda ve farklı kurumsal modellerde karşılaştırmalı olarak incelemesi bekleniyor.</p>
<p>Bu çalışma, dijital sağlık belgelerinin yaşlı bakımında karar verme süreçlerini ve ekip iletişimini nasıl etkilediğini, ayrıca uygulamadaki mevcut darboğazları somut biçimde ortaya koyuyor. Gerçek dünyadaki kullanıcı deneyimlerini yansıtan bulgular, politika yapıcılar ve sağlık sistemi yöneticileri için pratik çıkarımlar sunuyor; dijitalleşmenin insanlar ve süreçler üzerinde temel bir etkisi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Kaynaklar ve referanslar doğrultusunda, yaşlı bakımında EHR’lerin kapasitesi ve sınırları, daha güvenli, uyumlu ve etkili bir bakım sunumuna doğru evrilmeye devam ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Perspectives of healthcare professionals on using electronic health records in elder care</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The views of different care professionals on using an electronic health record in the care for older people</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Vosters, R.M., Goërtz, Y.M., Hamers, J.P. et al. The views of different care professionals on using an electronic health record in the care for older people. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07977-8</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yasli-bakiminda-elektronik-saglik-kayitlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Semaglutid Sonrası Zehir Danışma Hatlarında Görülen Artış, Kilo Yönetimi İlacının Yeni Güvenlik Sorularını Gündeme Taşıdı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[dozlama hataları]]></category>
		<category><![CDATA[FDA onayı]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonistleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kamu sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<category><![CDATA[zehir danışma merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/</guid>

					<description><![CDATA[Semaglutid onayı sonrası ABD zehir danışma merkezlerine yapılan başvurularda artış yaşandı. UT San Antonio araştırması, ilacın güvenlik ve kullanım risklerini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) 2021 yılında semaglutidi kronik kilo yönetimi için onaylamasının ardından, kamu sağlığı izleme sistemlerinde dikkat çekici bir değişim kaydedildi. Başlangıçta tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen bu GLP-1 reseptör agonisti, kısa sürede yalnızca tıbbi değil toplumsal bir fenomene dönüştü. Ancak ilaca yönelik talep arttıkça, ülke genelindeki zehir danışma merkezlerine yapılan başvurularda da belirgin bir yükseliş görüldü. Texas San Antonio Üniversitesi’nde (UTSA) yürütülen yeni analiz, bu artışın basit bir yan etki değil, ilacın genişleyen kullanım alanı ve buna eşlik eden dozlama hataları ile yanlış kullanım risklerinin bir yansıması olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışmanın arkasındaki isim, araştırmayı öğrencilik yıllarında başlatan Jordan Miller oldu. O dönem 25 yaşında olan Miller, GLP-1 reseptör agonistleriyle bağlantılı zehir danışma merkezi çağrılarında gözle görülür bir <a href="https://oncology.com.tr/almanya-genclerde-kolorektal-kanser-artisi/" title="Almanya’da Genç Yetişkinlerde Kolorektal Kanser Artıyor: Artış Var Ama ABD’nin Gerisinde" data-wpan-internal-link="1">artış</a> fark ettiğinde, bunun FDA’nın kilo yönetimi için verdiği onayla ilişkili olup olmadığını incelemeye karar verdi. UTSA’da istatistik ve veri bilimi alanında Romo Endowed Professor unvanını taşıyan Dr. David Han’ın mentorluk ettiği çalışma, semaglutid ve benzeri ilaçlara ilişkin ulusal eğilimleri incelemek için veri bilimi yöntemlerinden yararlandı. <a href="https://oncology.com.tr/konjenital-diyafram-hernisi-zor-entubasyon/" title="Yenidoğanlarda Zor Entübasyonu Öngören Bulgular, CDH Yoğun Bakımında Yeni Bir Yol Haritası Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">Bulgular,</a> düzenleyici bir kararın klinik kullanım biçimlerini ve kamu sağlığı göstergelerini ne kadar hızlı etkileyebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p>GLP-1 reseptör agonistleri, vücudun yemek sonrası salgıladığı inkretin hormonlarını taklit ederek çalışıyor. Bu ilaçlar insülin salınımını artırırken glukagon salınımını baskılıyor, böylece kan şekeri kontrolüne katkı sağlıyor. Semaglutidin iştah düzenleyici etkisi ise onu kilo yönetimi alanında da öne çıkardı. Ancak bu genişleyen kullanım, özellikle ilacın yeni kullanıcılar arasında daha yaygın hale gelmesiyle birlikte, dozların yanlış anlaşılması, uygulama sıklığının karıştırılması ya da ilacın uygun olmayan biçimde kullanılması gibi riskleri de beraberinde getirebiliyor. Zehir danışma merkezlerine yansıyan çağrı artışı da tam olarak bu kırılganlığı görünür kıldı.</p>
<p>Çalışmanın temel bulgusu, FDA’nın 2021’deki genişletilmiş onayından sonra GLP-1RA’larla ilişkili başvurularda kayda değer bir yükseliş olduğuna işaret ediyor. Bu tablo, ilacın popülerleşmesinin yalnızca reçete sayılarında değil, sağlık sistemi içinde beklenmedik temas noktalarında da etkisini gösterdiğini düşündürüyor. Zehir merkezleri genellikle yanlış dozlama, kaza sonucu maruziyet, ilaç karışıklıkları ve toksikoloji danışması gerektiren durumlar için kritik bir ilk başvuru noktasıdır. Bu nedenle çağrılardaki artış, hem klinisyenler hem de sağlık otoriteleri açısından erken uyarı niteliği taşıyabilir.</p>
<p>Semaglutidin etkisi, ağırlık kaybı konusundaki kamu ilgisinin ötesine geçerek ilaç güvenliği tartışmalarını da yeniden şekillendirdi. Özellikle enjeksiyon formundaki doz şemaları, titrasyon süreçleri ve hastaların ilacı nasıl kullanacağına dair karmaşıklık, yanlış uygulama olasılığını artırabiliyor. Tıbbi literatürde GLP-1 sınıfındaki ilaçların mide-bağırsak yan etkileri ve uygulama hatalarıyla ilişkili başvurulara yol açabildiği biliniyor. UTSA çalışması, bu genel bilgiyi ulusal ölçekteki çağrı eğilimleriyle birleştirerek, kullanım yaygınlaştıkça güvenlik izleminin de aynı hızla güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu sonuçlar, semaglutidin etrafındaki heyecanın tamamen olumsuz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, ilaç uygun hastalarda ve doğru biçimde kullanıldığında önemli klinik yararlar sağlayabiliyor. Ancak araştırma, geniş kitlelere ulaşan yeni tedavilerde yalnızca etkinliğe değil, gerçek dünya güvenliğine de odaklanılması gerektiğini hatırlatıyor. Kamu sağlığı açısından bakıldığında zehir danışma merkezi çağrıları, çoğu zaman daha görünür hastane verilerinden önce ortaya çıkan, değerli bir gözetim sinyali sunabiliyor.</p>
<p>Jordan Miller’ın incelemesi, veri biliminin halk sağlığı sorularına nasıl somut katkı sağlayabileceğini de gösteriyor. Bir ilacın onay süreci sonrasında ortaya çıkan davranışsal ve sistemik etkilerin izlenmesi, klasik klinik denemelerin ötesine geçen bir yaklaşım gerektiriyor. Bu tür çalışmalar, özellikle son yıllarda büyük ilgi gören yeni nesil kilo kontrolü ilaçlarında, reçeteleme eğilimleri, hasta eğitimi ve toksikoloji danışmanlığı arasında daha sıkı bir bağlantı kurulması gerektiğine işaret ediyor. Araştırma <a href="https://oncology.com.tr/masld-risk-tahmini-metabolik-kirilganlik/" title="MASLD’de Risk Tahminine Yeni Yaklaşım: Metabolik Kırılganlık Skoru Klinik Sonuçları Öngörüyor" data-wpan-internal-link="1">sonuçları</a>, aynı zamanda sağlık profesyonellerinin hastalara dozaj, uygulama sıklığı ve saklama koşulları konusunda daha net bilgi vermesinin önemini öne çıkarıyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, GLP-1RA kullanımındaki artışın sürdüğü bir ortamda, hastaların ilacı güvenli biçimde kullanabilmesi için eğitim kadar iletişim de kritik. Özellikle farklı markalar, farklı doz şemaları ve zaman zaman benzer görünümde preparatlar, karışıklık riskini artırabiliyor. Zehir danışma merkezi verileri, bu tür hataların yalnızca bireysel yanlış anlamalardan değil, hızla büyüyen bir ilaç pazarının yarattığı karmaşadan da kaynaklanabileceğini düşündürüyor. UTSA ekibinin çalışması, bu nedenle yalnızca bir toksikoloji gözlemi değil, aynı zamanda düzenleyici kararların sağlık sistemi üzerindeki zincirleme etkilerine dair önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Semaglutidin kilo yönetimi için onaylanmasından sonra yaşanan gelişmeler, modern ilaçların toplumsal etkisinin bazen beklenmedik kanallarda ortaya çıkabildiğini gösteriyor. Hastaların daha geniş bir yelpazede bu tedavilere erişmesi, sağlık otoriteleri için yeni bir izleme alanı yaratırken, klinisyenler için de ilaç güvenliği mesajlarını güçlendirme zorunluluğu doğuruyor. UTSA’da başlayan bu analiz, bir farmasötik başarının aynı zamanda halk sağlığı açısından neden daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Analysis of poison control center calls related to semaglutide and GLP-1 receptor agonists following FDA approval for weight management, including investigation of drug misuse and dosing errors.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> — (Not provided)</p>
<p><strong>References:</strong><br />Miller et al., Journal of Medical Toxicology, 2026 (publication details inferred) <br />
Associated coverage in Significance magazine by the Royal Statistical Society and American Statistical Association</p>
<p><strong>Keywords:</strong> semaglutid, GLP-1 reseptör agonistleri, FDA onayı, kilo yönetimi, zehir danışma merkezleri, ilaç dozaj hataları, veri bilimi, halk sağlığı, farmakokinetik, ilaç güvenliği, hasta eğitimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda Tansiyon Yönetiminde Öz-Yönetimi Şekillendiren Gizli Yollar Açığa Çıktı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-hipertansiyon-oz-yonetimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-hipertansiyon-oz-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 23:52:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[davranışsal kuram]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[öz-yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-hipertansiyon-oz-yonetimi/</guid>

					<description><![CDATA[Li ve Cheng’in çalışması, yaşlılarda hipertansiyon öz-yönetimini belirleyen psikososyal ve çevresel faktörleri PRECEDE–PROCEED modeliyle inceleyerek klinik uygulamalara yol gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek tansiyon, yaş ilerledikçe daha da karmaşık hale gelen kronik hastalıkların başında geliyor. Özellikle birden fazla sağlık sorunu, çoklu ilaç kullanımı ve yaşa bağlı fizyolojik değişikliklerle birlikte düşünüldüğünde, hipertansiyonun kontrolü yalnızca reçete yazmakla sınırlı kalmıyor; hastanın günlük yaşamında ne kadar etkili öz-yönetim gösterebildiği belirleyici bir rol oynuyor. BMC Geriatrics’te 2026 yılında yayımlanan Li ve Cheng imzalı yeni çalışma, bu öz-yönetim davranışlarının yaşlı yetişkinlerde hangi psikososyal ve çevresel yollar üzerinden şekillendiğini ayrıntılı biçimde inceleyerek, klinik uygulama açısından önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p>Araştırma, hipertansiyonla yaşayan yaşlı bireylerde ilaç uyumu, yaşam tarzı değişiklikleri ve genel bakım davranışlarının rastlantısal olmadığını; bilgi, inanç, motivasyon ve çevresel koşulların bir arada işlediği çok katmanlı bir süreçten ortaya çıktığını vurguluyor. Çalışmanın dikkat çekici yönü, bu süreci yalnızca gözlemsel bir çerçevede anlatmakla yetinmemesi; PRECEDE–PROCEED kuramsal modelini kullanarak belirleyici faktörler arasındaki ilişki ağını yol analiziyle test etmesi. Böylece hipertansiyon yönetiminde hangi basamakların davranış değişikliği için daha elverişli olabileceği daha net biçimde tartışılabiliyor.</p>
<p>Hipertansiyon, dünya genelinde kardiyovasküler hastalık ve erken ölüm riskini artıran başlıca etkenlerden biri olarak biliniyor. Yaşlılarda bu yük daha da görünür hale geliyor; çünkü kan basıncı dengesini etkileyen damar sertliği, başka hastalıklar ve ilaç etkileşimleri gibi faktörler tedaviyi zorlaştırabiliyor. Bu nedenle etkin yönetim, düzenli ilaç kullanımının ötesinde, tuz tüketimini azaltma, fiziksel aktiviteyi sürdürme, takip randevularına devam etme ve evde kan basıncı izlemi gibi gündelik davranışların tutarlı biçimde uygulanmasına dayanıyor.</p>
<p>Li ve Cheng’in çalışması tam da bu noktaya odaklanıyor. PRECEDE–PROCEED modeli, sağlık davranışlarını yalnızca bireysel tercihlerin sonucu olarak değil; eğitsel, çevresel ve örgütsel unsurların birlikte etkilediği bir süreç olarak ele alıyor. Modelin sosyal değerlendirmeden sonuç değerlendirmesine uzanan yapısı, araştırmacılara yaşlı hastaların davranışlarını anlamada kapsamlı bir çerçeve sağlıyor. Çalışmada kullanılan yol analizi <a href="https://oncology.com.tr/genital-herpes-asisi-stratejisi/" title="Yale Araştırmasından Genital Herpese Karşı Çifte Hedefli Aşı Yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a> ise bu çerçevede yer alan değişkenler arasındaki dolaylı ve doğrudan ilişkileri görünür kılmayı amaçlıyor.</p>
<p>Bu tür analizler, özellikle kronik hastalık yönetiminde <a href="https://oncology.com.tr/kanser-hastalarinda-bobrek-tasi-riski/" title="Kanser Tedavisi Altındaki Hastalarda Böbrek Taşı Riski Neden Daha Karmaşık?" data-wpan-internal-link="1">neden</a> bazı kişilerin tedavi önerilerine daha kolay uyum sağladığını, bazılarının ise zorlandığını açıklamak için önem taşıyor. Örneğin bilgi düzeyi tek başına yeterli olmayabiliyor; kişinin hastalığa ilişkin algıları, davranış değişikliğine yönelik isteği, sağlık hizmetlerine erişimi ve yaşadığı çevrenin destekleyici olup olmaması da sonucu etkileyebiliyor. Çalışmanın teorik katkısı, bu bileşenlerin birbirinden bağımsız değil, birbirini etkileyen halkalar şeklinde çalıştığını göstermeye odaklanması.</p>
<p>Yaşlı nüfusta hipertansiyon öz-yönetimi ayrıca çoklu ilaç kullanımı nedeniyle daha kırılgan bir alan oluşturuyor. Birden fazla ilacın aynı anda kullanılması, dozların karıştırılması ya da yan etki kaygısı gibi durumlar tedaviye bağlılığı azaltabiliyor. Buna ek olarak, işitme, görme veya hafıza ile ilgili yaşa bağlı sınırlılıklar da günlük takip rutinlerini zorlaştırabiliyor. Bu koşullar altında, hastanın yalnızca ne yapması gerektiğini bilmesi değil, bunu sürdürülebilir şekilde uygulayabilmesi gerekiyor. Araştırmanın işaret ettiği nokta da tam olarak bu: öz-yönetim, bireysel iradeden ibaret değil; yapılandırılmış destekle güçlendirilebilen bir davranış ağı.</p>
<p>Çalışmanın sağlık hizmetleri açısından önemi, müdahale noktalarını daha hedefli biçimde düşünmeye olanak tanımasında yatıyor. Eğer belirli psikososyal değişkenler öz-yönetimi güçlendiriyorsa, eğitim programları, bakım koçluğu, aile desteği ve çevresel düzenlemeler bu değişkenlere göre tasarlanabilir. Benzer şekilde, sağlık profesyonelleri yalnızca kan basıncı değerlerine odaklanmak yerine, hastanın davranışlarını etkileyen bilgi eksikliği, motivasyon düşüklüğü ya da destek yetersizliği gibi etkenleri de değerlendirebilir. Bu yaklaşım, hipertansiyon yönetimini daha kişiselleştirilmiş ve daha gerçekçi hale getirebilir.</p>
<p>Bununla birlikte, araştırmanın bulgularının nasıl uygulanacağı konusunda temkinli olmak gerekiyor. Yol analizi ve teorik modelleme, ilişkileri anlamada güçlü araçlar sunsa da tek başına nedenselliği kesin olarak kanıtlamaz. Yine de bu tür çalışmalar, özellikle yaşlı yetişkinler gibi klinik açıdan heterojen gruplarda, müdahale tasarımını yönlendiren sağlam bir başlangıç noktası oluşturur. Li ve Cheng’in çalışması da hipertansiyon kontrolünde “ne yapılmalı” sorusundan çok, “hangi mekanizmalar üzerinden yapılmalı” sorusuna odaklanarak alana değer katıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, BMC Geriatrics’te yayımlanan bu çalışma, yaşlılarda hipertansiyon öz-yönetiminin karmaşık yapısını davranış bilimiyle birleştiren önemli bir katkı sunuyor. Kan basıncı kontrolünün yalnızca tıbbi reçetelerle değil, bilgi, inanç, motivasyon ve çevresel destekle birlikte şekillendiğini gösteren araştırma, kronik hastalık <a href="https://oncology.com.tr/yenidogan-yogun-bakim-tukenmislik/" title="Yenidoğan Yoğun Bakımında Tükenmişliğe Karşı Ekip Temelli Yaklaşım Umut Veriyor" data-wpan-internal-link="1">bakımında</a> daha bütüncül yaklaşımların gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor. Yaşlanan toplumlarda hipertansiyon yükü artarken, bu tür teorik olarak güçlü ve uygulamaya dönük analizler, gelecekteki sağlık stratejileri için değerli bir yol haritası oluşturabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Hypertension self-management behaviors among older adults</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Pathways associated with hypertension self-management behaviors among older adults: a PRECEDE–PROCEED theory-guided path analysis</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Li, J., Cheng, J. Pathways associated with hypertension self-management behaviors among older adults: a PRECEDE–PROCEED theory-guided path analysis. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07842-8</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1186/s12877-026-07842-8</p>
<p><strong>Keywords:</strong> hipertansiyon, öz yönetim, yaşlı yetişkinler, PRECEDE-PROCEED modeli, yol analizi, kronik hastalık yönetimi, davranış kuramı, yapısal eşitlik modellemesi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-hipertansiyon-oz-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lima’da Yaşlı Sağlığının Üçlü Yükü: Kırılganlık, Depresyon ve Çoklu Hastalıklar Aynı Tabloyu Nasıl Şekillendiriyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/lima-yaslilarda-kirilganlik-depresyon-coklu-hastaliklar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/lima-yaslilarda-kirilganlik-depresyon-coklu-hastaliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kırılganlık]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[multimorbidite]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/lima-yaslilarda-kirilganlik-depresyon-coklu-hastaliklar/</guid>

					<description><![CDATA[Lima’da yaşlı bireylerde kırılganlık, depresyon ve çoklu kronik hastalıkların birlikte nasıl etkili olduğu ve entegre bakım ihtiyacının önemi araştırıldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lima’da yürütülen yeni bir geriatri çalışması, yaşlılık döneminde sık görülen üç önemli sağlık sorununun birbirinden ayrı değil, çoğu zaman iç içe ilerlediğini gösteriyor. Flores-Flores, Zevallos-Morales, Pollard ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği kesitsel araştırma, fiziksel kırılganlık, depresyon ve multimorbidite olarak adlandırılan çoklu kronik hastalık yükünün, kentsel ortamda yaşayan ileri yaştaki bireylerde birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışma, yaşlı sağlığında giderek daha fazla öne çıkan bir gerçeği hatırlatıyor: Yaşlanma yalnızca tek bir hastalığın değil, bedensel dayanıklılığın azalması, ruhsal kırılganlık ve birden fazla kronik hastalığın aynı anda var olması gibi karmaşık süreçlerin kesişim noktası olabilir. Araştırmacılar bu nedenle, Lima’daki yaşlı yetişkinlerde bu durumların nasıl bir araya geldiğini ve günlük işlevsellik üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu inceledi.</p>
<p>Fiziksel kırılganlık, kas gücü ve dayanıklılıkta azalma, fizyolojik rezervin düşmesi ve genel işlevsellikte gerileme ile karakterize edilen bir klinik durum olarak tanımlanıyor. Bu tablo, yaşlı bireylerde düşme riskinin artması, hareket kısıtlılığı, bağımsızlık kaybı ve sağlık hizmetlerine daha sık başvuru gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Uzmanlar uzun süredir kırılganlığın, <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-anestezi-secimi-beyin-sagligi/" title="Yaşlı Hastalarda Anestezi Seçimi Beyin Sağlığını Nasıl Etkiliyor? Yeni Randomize Çalışmadan Veriler" data-wpan-internal-link="1">yaşlı hastalarda</a> kötü klinik gidiş için önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Lima çalışmasının dikkat çekici yönlerinden biri, kırılganlığın yalnızca fiziksel bir mesele olarak değil, psikolojik durum ve kronik hastalık yüküyle birlikte değerlendirilmesi. Depresyon, yaşlılarda sık görülen fakat çoğu zaman tanınması zor bir ruh sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Enerji kaybı, ilgi azalması, uyku ve iştah değişiklikleri ile seyreden depresyon, fiziksel toparlanmayı zorlaştırabilir ve kişinin hareket etme isteğini, tedaviye uyumunu ve sosyal katılımını olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Öte yandan multimorbidite, yani iki ya da daha fazla kronik hastalığın aynı kişide bulunması, yaşlılıkta bakımın en zorlu başlıklarından biri olarak kabul ediliyor. <a href="https://oncology.com.tr/cocuklukta-sekerli-icecekler-hipertansiyon/" title="Çocuklukta Şekerli İçecek Tüketimi Yetişkinlikte Hipertansiyon Riskini Artırıyor" data-wpan-internal-link="1">Hipertansiyon</a>, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kronik solunum sorunları gibi durumlar birlikte görüldüğünde, tek hastalığa odaklanan tedavi yaklaşımları yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle multimorbidite, yalnızca hastalık sayısını değil, tedavi yükünü, ilaç etkileşimlerini ve işlevsel kaybı da artıran çok boyutlu bir sorun olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Peru’nun başkenti Lima’da yaşayan yaşlı nüfusa odaklanan bu araştırma, kentsel yaşlanmanın özgün koşullarına da ışık tutuyor. Büyük şehirlerde yaşayan ileri yaştaki bireyler, sağlık hizmetlerine erişim, sosyoekonomik baskılar, toplumsal destek ağlarının niteliği ve yaşam biçimi gibi etkenler nedeniyle farklı risk profilleri taşıyabiliyor. Bu da geriatri araştırmalarında yerel bağlamın önemini artırıyor; çünkü yaşlı sağlığına ilişkin bulguların, yalnızca biyolojik değil, toplumsal ve çevresel dinamiklerle de birlikte yorumlanması gerekiyor.</p>
<p>Kesitsel tasarımla yürütülen çalışma, belirli bir zamanda alınan veriler üzerinden bu üç sağlık alanı arasındaki ilişkilere odaklanıyor. Bu tür araştırmalar nedensellik kurmak için yeterli olmasa da, hangi sorunların birlikte kümelendiğini <a href="https://oncology.com.tr/agiz-kanserinde-molekuler-isaretler/" title="Ağız Kanserinde Saldırgan Kenarı Şekillendiren Yeni Moleküler İşaretler Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koyarak daha ayrıntılı ileri çalışmalara zemin hazırlıyor. Özellikle kırılganlık, depresyon ve multimorbiditenin aynı bireyde bir araya gelmesi, klinik değerlendirmede tek bir hastalığın ötesine geçilmesi gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Geriatri uzmanları açısından bu yaklaşım önemli, çünkü yaşlı bireylerde sağlık sorunları çoğu zaman birbirini besleyen döngüler oluşturuyor. Kronik hastalık yükü hareketliliği azaltabiliyor, hareket kısıtlılığı sosyal izolasyonu artırabiliyor, sosyal izolasyon ise depresif belirtileri tetikleyebiliyor. Buna karşılık depresyon da kişinin fiziksel aktivite düzeyini ve tedaviye uyumunu düşürerek kırılganlığı derinleştirebiliyor. Bu zincir, klinik pratikte çok yönlü bir değerlendirme ihtiyacını güçlendiriyor.</p>
<p>Araştırmanın mesajı, yaşlı bakımında parçalı yaklaşımın sınırlarına da işaret ediyor. Tek tek hastalıklara odaklanan modeller, kırılganlık ve ruh sağlığı sorunlarını gözden kaçırabildiği gibi, birden fazla kronik hastalığı olan yaşlıların gerçek bakım ihtiyacını da tam karşılamayabiliyor. Bu nedenle araştırma, hem birinci basamakta hem de uzmanlık hizmetlerinde, fiziksel işlev, psikolojik durum ve kronik hastalıkların birlikte taranmasının değerini öne çıkarıyor.</p>
<p>Lima’daki çalışma, küresel yaşlanma çağında kentsel yaşlı sağlığının neden daha bütüncül bir çerçevede ele alınması gerektiğini gösteren yeni bir örnek olarak değerlendirilebilir. Bulgular, yaşlı bireylerde yalnızca hastalık sayısına değil, işlevsel kapasiteye, ruh sağlığına ve günlük yaşamı sürdürme gücüne de bakılması gerektiğini hatırlatıyor. Araştırma, bu üçlü yükün erken fark edilmesinin, daha uyumlu ve kişiye göre düzenlenmiş bakım planları için kritik olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Peru’nun başkentinde yürütülen bu çalışma yaşlı sağlığında kırılganlık, depresyon ve multimorbiditenin birbirinden bağımsız değil, çoğu zaman eşzamanlı ilerleyen süreçler olduğunu ortaya koyan önemli bir geriatri katkısı sunuyor. Elde edilen bulgular, artan yaşlı nüfus karşısında sağlık sistemlerinin yalnızca hastalık tedavisine değil, işlev kaybını ve ruhsal zorlanmayı da kapsayan entegre bakım modellerine yönelmesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Physical frailty, depression, and multimorbidity among older adults in Lima, Peru</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Physical frailty, depression and multimorbidity among older adults in Lima, Peru: a cross-sectional study</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Flores-Flores, O., Zevallos-Morales, A., Pollard, S.L. et al. Physical frailty, depression and multimorbidity among older adults in Lima, Peru: a cross-sectional study. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07850-8</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/lima-yaslilarda-kirilganlik-depresyon-coklu-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Bilgiyle Tasarlanan Eğitim, Yaşlı Bakımında Yerli Topluluklar İçin Yeni Bir Yol Açıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yerli-topluluklar-yasli-bakim-egitimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yerli-topluluklar-yasli-bakim-egitimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:18:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[topluluk temelli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı bakım eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli sağlık eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[yerli topluluk sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yerli-topluluklar-yasli-bakim-egitimi/</guid>

					<description><![CDATA[Aboriginal ve Torres Strait Islander topluluklarıyla birlikte geliştirilen yaşlı bakım eğitimi, kültürel güvenlik ve sağlık eşitliği için yeni bir model sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya’da yaşlanan Yerli nüfus için daha güvenli ve daha uygun bakım hizmetleri geliştirme çabaları, yeni bir akademik çalışmayla somut bir eğitim modeline dönüştü. <em>BMC Geriatrics</em> dergisinde 2026’da yayımlanan araştırma, Aboriginal ve Torres Strait Islander topluluklarının doğrudan katkısıyla tasarlanan “Walking Together in Aged Care” adlı programın, yaşlı bakım çalışanlarının kültürel yeterliliğini artırmayı hedeflediğini <a href="https://oncology.com.tr/opa3-proteini-kalp-fonksiyonu/" title="Kalbin Ritmini Ayarlayan Mitokondri Proteini OPA3’ün Yeni Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koyuyor. Çalışma, yaşlı bakımında uzun süredir gündemde olan kültürel güvenlik açığını ele alırken, aynı zamanda sağlık eğitimine topluluk temelli bir yaklaşımın nasıl yerleştirilebileceğine dair dikkat çekici bir örnek sunuyor.</p>
<p>Programın çıkış noktası, Aboriginal ve Torres Strait Islander yaşlılarının sağlık ve bakım alanında karşılaştığı kalıcı eşitsizlikler. Araştırmanın arka planında, bu toplulukların kronik hastalık yükünün daha yüksek olduğu, kaliteli yaşlı bakıma erişimde güçlükler yaşadığı ve geleneksel bakım ortamlarında kültürel güvenliğin çoğu zaman yeterince sağlanamadığı vurgulanıyor. Bu tablo, yalnızca klinik bir sorun olarak değil, bakım sisteminin <a href="https://oncology.com.tr/cmge-kompleksi-dna-replikasyon-baslangici/" title="DNA Kopyalanmasının Başlangıcında Yeni Yapısal İpuçları: CMGE Kompleksi Nasıl Kuruluyor?" data-wpan-internal-link="1">yapısal</a> bir sorunu olarak değerlendiriliyor. Çalışmaya göre, eğitim programı tam da bu boşluğu hedefleyerek yaşlı bakım hizmetlerinin sunumunda daha saygılı, daha duyarlı ve daha kapsayıcı bir yaklaşımı desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Zagler, Ieremia, Dawson ve çalışma arkadaşları tarafından yürütülen proje, klasik yukarıdan aşağıya eğitim modellerinden farklı olarak ortak tasarım yöntemine dayanıyor. Bu yöntemde Yerli topluluklar, yaşlı bakım çalışanları, sağlık profesyonelleri ve kültürel uzmanlar sürecin başından itibaren birlikte çalıştı. Araştırmanın öne çıkardığı bu işbirliği, programın içeriğinin yalnızca kurumsal ihtiyaçlara göre değil, aynı zamanda toplulukların deneyim ve önceliklerine göre şekillenmesini sağladı. Böylece eğitim materyallerinin ve uygulama biçiminin, hedef kitlenin gerçek yaşam koşullarıyla daha uyumlu hale getirildiği belirtiliyor.</p>
<p>“Walking Together in Aged Care” programının merkezinde kültürel güvenlik ilkesi yer alıyor. Bu kavram, kültürel farkındalıkla sınırlı değil; karşılıklı saygı, güç dengesizliklerinin fark edilmesi, kimliğin korunması ve bakım alan kişinin kendini güvende hissetmesi gibi daha geniş bir çerçeve sunuyor. Sağlık hizmetlerinde kültürel güvenlik, özellikle geçmişte yaşanan dışlanma ve güvensizlik deneyimleri bulunan topluluklar için kritik önem taşıyor. Çalışma, yaşlı bakım personelinin bu ilkeyi yalnızca teorik olarak öğrenmesinin değil, günlük bakım uygulamalarına dönüştürmesinin amaçlandığını gösteriyor.</p>
<p>Bu yaklaşım, yaşlı bakımında giderek daha fazla öne çıkan bir gerçeği de hatırlatıyor: teknik beceriler tek başına yeterli değil. Yaşlı bireylerle çalışan personelin, hastalık yönetimi, iletişim, aile yapısı, topluluk bağları ve tarihsel arka plan gibi unsurları da dikkate alması gerekiyor. Özellikle Aboriginal ve Torres Strait Islander yaşlılarının bakımında, dilin, ritüellerin, topluluk içi karar süreçlerinin ve yaşlılara duyulan saygının göz ardı edilmesi, hizmetin etkisini ciddi biçimde sınırlayabiliyor. Araştırmanın önerdiği eğitim, bu tür nüansların bakım kalitesini belirlediği anlayışı üzerine kurulmuş durumda.</p>
<p>Çalışma, ortak tasarımın yalnızca etik açıdan değil, pratik açıdan da önem taşıdığını gösteriyor. Toplulukların sürece dahil edilmesi, eğitim içeriğinin daha uygulanabilir, daha anlamlı ve daha kabul edilebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Bu da programın yalnızca bir ders paketi olmaktan çıkıp, gerçek hizmet sunumuna etki edebilecek bir çerçeveye dönüşmesine yardımcı oluyor. Araştırmacılar açısından bu modelin dikkat çekici yönü, benzer sağlık eğitimlerinin başka alanlara da uyarlanabilecek bir yöntem sunması. Yani çalışma, yalnızca bir yaşlı bakım programını değil, aynı zamanda sağlık eğitiminin nasıl birlikte üretilebileceğine dair bir yaklaşımı da gündeme taşıyor.</p>
<p>Avustralya’daki Yerli halkların sağlık alanındaki dezavantajları uzun süredir kamu sağlığı gündeminde yer alıyor. Yaşlı bakımında bu dezavantajlar daha da görünür hale geliyor; çünkü ileri yaş, kronik hastalıklar ve bakım bağımlılığı çoğu zaman eşzamanlı olarak <a href="https://oncology.com.tr/uveal-melanom-metastaz-genetik/" title="Uveal Melanomda Metastazın Genetik İzleri Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> çıkıyor. Böyle bir tabloda kültürel olarak güvenli hizmet sunmak, yalnızca iletişimi kolaylaştırmakla kalmıyor, bakımın niteliğini ve kabulünü de etkiliyor. Bu nedenle çalışmanın ortaya koyduğu eğitim modeli, sistem düzeyindeki eşitsizliklere yanıt vermeye çalışan daha geniş çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Her ne kadar bu tür programların uzun vadeli etkilerini ortaya koymak için daha fazla değerlendirme gerekecek olsa da, çalışma önemli bir ilkeye işaret ediyor: Yaşlı bakımı, hizmet verilen toplulukların bilgi ve değerleriyle birlikte tasarlandığında daha adil ve daha etkili olabilir. “Walking Together in Aged Care” adı da bu yaklaşımı yansıtıyor; birlikte yürümek, yalnızca bir benzetme değil, bakımın nasıl kurulacağına dair bir yön gösteriyor. Araştırma, Yerli yaşlıların ihtiyaçlarını merkeze alan eğitimlerin, sağlık sisteminin kültürel güvenilirliğini artırma yolunda önemli bir araç olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, yaşlı bakımında kalite tartışmasını yalnızca klinik standartlarla sınırlamıyor; topluluk katılımı, kültürel saygı ve ortak üretim gibi unsurların da en az bunlar kadar belirleyici olduğunu hatırlatıyor. BMC Geriatrics’te yayımlanan bu proje, Aboriginal ve Torres Strait Islander yaşlıları için daha uygun bakım hizmetleri oluşturma yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor ve sağlık eğitiminde ortak tasarımın potansiyeline dair güçlü bir örnek sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Aboriginal and Torres Strait Islander aged care training program and its co-design and evaluation.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> ‘Walking Together in Aged Care’: the co-design and evaluation of an Aboriginal and Torres Strait Islander aged care training program.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zagler, J., Ieremia, T., Dawson, A.P. et al. ‘Walking Together in Aged Care’: the co-design and evaluation of an Aboriginal and Torres Strait Islander aged care training program. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07805-z</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1186/s12877-026-07805-z</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yerli-topluluklar-yasli-bakim-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Sağlığında Yeni Denklem: Sağlık Okuryazarlığı Kronik Hastalık Yönetimini Nasıl Şekillendiriyor?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-saglik-okuryazarligi-kronik-hastalik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-saglik-okuryazarligi-kronik-hastalik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[multimorbidite]]></category>
		<category><![CDATA[öz-yeterlik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık okuryazarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-saglik-okuryazarligi-kronik-hastalik/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlılarda çoklu kronik hastalıkların yönetiminde sağlık okuryazarlığının, öz-yeterlik ve genel sağlık durumu üzerindeki etkisi detaylı olarak inceleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı nüfusta birden fazla kronik hastalığın aynı anda görülmesi, yani multimorbidite, modern geriatri pratiğinin en zorlu sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, solunum problemleri ve benzeri durumlar aynı hastada buluştuğunda, tedavi planları daha karmaşık hale geliyor; ilaç yönetimi, takip sıklığı ve günlük yaşam düzenlemeleri de buna paralel olarak zorlaşıyor. Bu tablo yalnızca klinik kararları değil, hastaların kendi sağlıklarını yönetme kapasitesini de doğrudan etkiliyor.</p>
<p>BMC Geriatrics’te 2026 yılında yayımlanan Li, Pan ve Zhang imzalı çalışma, bu karmaşık alanı alışılmışın dışına çıkarak ele alıyor. Araştırma, yaşlılarda multimorbidite yönetim modelinin nasıl optimize edilebileceğine odaklanırken, sağlık okuryazarlığının öz-yeterlik ile sağlık durumu arasındaki ilişkide aracı bir rol üstlenip üstlenmediğini inceliyor. Çalışmanın temel önermesi, hastaların kendi bakım süreçlerine duyduğu güven ile genel sağlık sonuçları arasında yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda bilişsel ve davranışsal bir köprü bulunduğu yönünde.</p>
<p>Multimorbidite, tek bir <a href="https://oncology.com.tr/gen-duzenleme-hastalik-tedavisi/" title="Gen Düzenleme, Hastalık Tedavisinde Yeni Bir Klinik Dönemi Açıyor" data-wpan-internal-link="1">hastalık</a> ekseninde tasarlanmış bakım modellerinin sınırlarını belirgin biçimde ortaya koyuyor. Özellikle ileri yaşta bireylerde bir rahatsızlığın tedavisi diğerini etkileyebiliyor; ilaç etkileşimleri, farklı branşlardan gelen öneriler ve takip planlarının çakışması, bakım sürecini daha kırılgan hale getiriyor. Bu nedenle güncel geriatri yaklaşımı, yalnızca hastalıkların sayısına değil, hastanın bunları anlama, ayırt etme ve günlük yaşamına uyarlama becerisine de odaklanmak zorunda kalıyor.</p>
<p>İşte tam bu noktada sağlık okuryazarlığı devreye giriyor. Sağlık okuryazarlığı, kişinin sağlık bilgilerini bulma, anlama, değerlendirme ve bu bilgileri kararlarına yansıtabilme kapasitesi olarak tanımlanıyor. İleri yaş gruplarında bu beceri, reçete talimatlarını takip etmekten randevu yönetimine, belirtileri doğru yorumlamaktan yaşam tarzı önerilerini uygulamaya kadar geniş bir alanı kapsıyor. Li ve arkadaşlarının çalışması da bu yeteneğin yalnızca yardımcı bir unsur olmadığını, daha geniş sağlık çıktılarının merkezinde yer alabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, <a href="https://oncology.com.tr/migren-psikolojik-tedavi-onemi/" title="Migren Tedavisinde Psikolojik Yöntemler Neden Öne Çıkıyor?" data-wpan-internal-link="1">psikolojik</a> değişkenleri klinik çerçevenin içine dahil etmesi. Öz-yeterlik kavramı, bireyin belirli bir davranışı başarıyla gerçekleştirebileceğine dair inancını ifade ediyor. Sağlık bağlamında bu, hastanın ilaçlarını düzenli kullanabileceğine, doktor önerilerini sürdürebileceğine ya da belirtilerini yönetebileceğine inanması anlamına geliyor. Ancak bu inanç tek başına yeterli olmayabiliyor. Kişi kendine güvense bile sağlık bilgilerini anlayamıyorsa, bu güven günlük bakım davranışlarına dönüşmeyebiliyor.</p>
<p>Çalışmanın öne sürdüğü model tam da bu noktada anlam kazanıyor: Sağlık okuryazarlığı, öz-yeterlik ile sağlık durumu arasında bir aracı olarak işlev görebilir. Başka bir deyişle, hastanın kendine güveni, sağlık bilgisini işleme ve kullanma becerisiyle birleştiğinde, daha iyi sağlık sonuçlarına zemin hazırlayabilir. Bu yaklaşım, yaşlı bireylerde başarının yalnızca “istek” veya “motivasyon” meselesi olmadığını; bilgiyi anlama ve uygulama kapasitesinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Geriatri uzmanları açısından bu bulgu, pratikte önemli sonuçlar doğurabilir. Multimorbiditesi olan yaşlı bireylerin bakımında iletişim, eğitim ve rehberlik süreçleri çoğu zaman ilaç reçetesi kadar kritik hale geliyor. Tedavi planı ne kadar iyi olursa olsun, hasta bunu anlayamıyor ya da günlük rutinine uyarlayamıyorsa beklenen yarar tam olarak ortaya çıkmayabiliyor. Bu nedenle daha sade dil kullanımı, görsel destekler, tekrarlayan danışmanlık ve hasta merkezli anlatım gibi araçlar, klinik başarının tamamlayıcı unsurları olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışma ayrıca sağlık politikaları açısından da dikkat çekici bir mesaj taşıyor. Yaşlanan nüfusla birlikte kronik hastalık yükü artarken, bakım sistemlerinin sadece hastalık bazlı değil, kişi bazlı tasarlanması gerektiği giderek daha net görülüyor. Sağlık okuryazarlığı düşük olan grupların desteklenmesi, özellikle çoklu hastalıkları olan yaşlılarda sağlık hizmetlerinden daha etkin yararlanmayı sağlayabilir. Bu da hem bireysel yaşam kalitesini hem de sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı etkileyebilir.</p>
<p>Bununla birlikte araştırmanın sunduğu çerçeve, kesin bir tedavi modeli değil; daha çok multimorbidite yönetiminde hangi değişkenlerin önem taşıyabileceğine dair bilimsel bir yönlendirme niteliği taşıyor. İleri yaşta sağlık sonuçları; sosyoekonomik durum, sosyal destek, bilişsel işlev, depresif belirtiler, erişim kolaylığı ve eşlik eden hastalıkların ağırlığı gibi birçok faktörün etkileşimiyle şekilleniyor. Bu nedenle sağlık okuryazarlığı, tek başına mucizevi bir çözüm olarak değil, çok <a href="https://oncology.com.tr/kanser-3-boyutlu-coklu-omik-atlaslar/" title="Kanser Haritasında Üç Boyutlu Dönüşüm: Çoklu Omik Atlaslar Kliniğe Yaklaşıyor" data-wpan-internal-link="1">boyutlu</a> bakımın önemli bir bileşeni olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Li, Pan ve Zhang’ın çalışması, yaşlı sağlığını ele alan araştırmalarda psikolojik ve eğitsel boyutların giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor. Multimorbidite ile yaşayan bireylerde yalnızca hastalığın biyolojik yönüne odaklanmak, bakımın bir kısmını eksik bırakabiliyor. Hastanın kendi durumunu anlama becerisi ile bu durumu yönetebileceğine dair inancı birleştiğinde, daha işlevsel ve sürdürülebilir bir bakım modeli ortaya çıkabilir. Geriatrik sağlık hizmetlerinin geleceği de büyük olasılıkla tam bu kesişim noktasında şekillenecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Optimization of multimorbidity management models in older adults with a focus on the mediating role of health literacy between self-efficacy and health status.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Optimization of the multimorbidity management model for older adults: a study on the mediating effect of health literacy on self-efficacy and health status.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Li, L., Pan, L. &amp; Zhang, D. Optimization of the multimorbidity management model for older adults: a study on the mediating effect of health literacy on self-efficacy and health status. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07574-9</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-saglik-okuryazarligi-kronik-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD’li Yetişkinlerde Takviye Kullanımı 24 Yılda Nasıl Değişti?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/abd-yetiskinlerde-takviye-kullanimi-degisimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/abd-yetiskinlerde-takviye-kullanimi-degisimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık desteği]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[besin takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[eklem desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kamu sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[multivitamin]]></category>
		<category><![CDATA[multivitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[NHANES]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/abd-yetiskinlerde-takviye-kullanimi-degisimi/</guid>

					<description><![CDATA[NHANES verileri, ABD’li yetişkinlerde takviye kullanımının 1999’dan 2023’e artarken multivitaminlerden bağışıklık, bağırsak ve eklem desteğine kaydığını gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yetişkinlerin besin takviyelerine yaklaşımı son çeyrek yüzyılda belirgin biçimde değişti. Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’nın (NHANES) 1999 ile 2023 arasındaki verilerini inceleyen geniş kapsamlı analiz, yalnızca takviye kullanımının genel olarak arttığını değil, aynı zamanda kullanım alışkanlıklarının daha parçalı ve hedefe dönük hale geldiğini <a href="https://oncology.com.tr/car-t-hucre-tedavisi-kan-kanseri-etkinlik-artisi/" title="CAR T Hücrelerinde Yeni Zayıf Nokta: Kan Kanserlerinde Etkinliği Uzatabilecek Mekanizma Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koyuyor. Bir dönem ağırlıkla multivitamin-multimineral ürünlere dayanan tablo, bugün <a href="https://oncology.com.tr/glioblastom-car-t-tedavisinde-bagisiklik-yaniti/" title="Beyin Tümöründe CAR-T Başarısında Bağışıklık Sistemi Yanıtı Belirleyici Olabilir" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> desteği, iltihap karşıtı etki, bağırsak sağlığı, cilt bakımı ve eklem desteği gibi daha özel amaçlarla pazarlanan ve tercih edilen ürünlerle çeşitlenmiş durumda.</p>
<p>Bu eğilim, beslenme takviyelerinin artık yalnızca eksikliği tamamlayan basit ürünler olarak görülmediğine işaret ediyor. Araştırmanın işaret ettiği değişim, kamu sağlığı önceliklerinden tüketici beklentilerine ve beslenme biliminin gelişen diline kadar uzanan daha geniş bir dönüşümün parçası gibi görünüyor. Multivitaminler uzun süre genel sağlığı destekleyen pratik bir seçenek olarak öne çıkmıştı. Ancak güncel kullanım örüntüleri, birçok yetişkinin daha spesifik fizyolojik hedeflere odaklanan ürünlere yöneldiğini gösteriyor. Bu durum, bireylerin kendi sağlık gündemlerini daha ayrıntılı biçimde tanımladığını ve takviye tercihlerinin de buna göre şekillendiğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan bulgularından biri, yaşlı yetişkinler arasındaki kullanım artışı oldu. Yaş ilerledikçe kronik hastalık yükü, çoklu ilaç kullanımı ve beslenme yetersizliği riski artabildiği için bu grubun takviye ürünlerine daha fazla yönelmesi şaşırtıcı değil. Bununla birlikte, veriler bu eğilimin yalnızca sağlık sorunlarına tepki olarak değil, aynı zamanda “sağlıklı yaşlanma” ve işlevselliği koruma arzusuyla da bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Araştırmanın kapsamı, bu artışın nedenlerine ilişkin kesin bir klinik sonuç vermekten ziyade, demografik değişimin açık bir kullanım örüntüsü oluşturduğunu gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından önemli noktalardan biri, takviye kullanımındaki bu çeşitliliğin her zaman bilimsel kanıt düzeyinde aynı karşılığı taşımaması. Örneğin bazı ürünler belirli besin öğesi eksikliklerini gidermeye yardımcı olabilirken, bazıları için destekleyici kanıtlar daha sınırlı olabiliyor. Özellikle bağışıklık sağlığı, iltihap kontrolü veya <a href="https://oncology.com.tr/ortak-yasam-mikrobiyotasi-etkileri/" title="Aynı Çatıyı Paylaşmak, Mikrobiyotayı da Yakınlaştırıyor: Yeni Çalışma Ortak Yaşamın Etkisini Ortaya Koydu" data-wpan-internal-link="1">bağırsak mikrobiyomu</a> gibi alanlarda tüketici ilgisi hızla artmış olsa da, bu alanlardaki ürünlerin etkisi kullanılan içeriğe, doza, kişinin beslenme durumuna ve mevcut sağlık koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle artan popülerlik, otomatik olarak eşdeğer klinik yarar anlamına gelmiyor.</p>
<p>Analiz, aynı zamanda modern beslenme davranışlarının daha kişiselleşmiş hale geldiğini de yansıtıyor. İnsanlar artık takviyeleri yalnızca “vitamin almak” için değil, uyku, enerji, bağışıklık, cilt görünümü veya eklem rahatlığı gibi gündelik sağlık hedefleriyle ilişkilendirerek seçiyor. Bu davranış değişimi, sağlık iletişimi ve pazarlamanın etkisini de akla getiriyor. Ancak bilimsel açıdan bakıldığında, bireysel kullanımın artmasıyla birlikte güvenlik, etkileşim ve gereklilik soruları da daha önemli hale geliyor. Takviyeler reçeteli ilaçlar yerine geçmez ve bazı durumlarda ilaçlarla etkileşime girebilir ya da aşırı alım riski yaratabilir.</p>
<p>Özellikle yaşlı yetişkinlerde bu konu daha hassas bir boyut kazanıyor. Kronik hastalıkların yaygın olduğu ileri yaş gruplarında, birden fazla takviyeyi aynı anda kullanmak yaygın olabiliyor. Buna rağmen her ürünün gerçekten gerekli olup olmadığı her zaman net değil. Beslenme eksiklikleri, laboratuvar değerlendirmeleri ve klinik gereksinimler göz önüne alınmadan yapılan bilinçsiz kullanım, beklenen yararı sağlamayabilir. Bu nedenle araştırmanın ortaya koyduğu tablo, takviyelerin toplumda ne kadar yaygınlaştığını göstermesi bakımından değerli olsa da, klinik kararların bireysel değerlendirmeye dayanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p>NHANES verilerinden elde edilen bulgular, halk sağlığı açısından da dikkat çekici. Takviye kullanımındaki artış, bazı gruplarda beslenme yetersizliği farkındalığının yükseldiğini gösterebilir. Öte yandan, sağlıklı beslenmenin yerini takviyelerin alabileceği yönündeki yanlış algıların güçlenmesi riski de bulunuyor. Bilim insanlarının uzun süredir vurguladığı gibi, besin takviyeleri çoğu zaman dengeli bir diyetin tamamlayıcısıdır; onun yerine geçen ürünler değildir. Bu ayrım, özellikle reklam mesajlarının karmaşıklaştığı ve tüketiciye çok sayıda seçenek sunulduğu bir pazarda daha da önemli hale geliyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, ABD’li yetişkinlerde besin takviyesi kullanımının yalnızca yaygınlaşmadığını, aynı zamanda daha hedefli ve çeşitlenmiş bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Multivitaminlerden özel amaçlı ürünlere uzanan bu değişim, yaşlanma, kronik hastalık yönetimi, sağlık farkındalığı ve tüketici davranışları arasındaki ilişkinin daha yakından incelenmesi gerektiğine işaret ediyor. Bulgular, takviyelerin modern sağlık kültüründe giderek daha merkezi bir yer edindiğini ortaya koyarken, en büyük ihtiyacın hâlâ bilimsel kanıt, doğru kullanım ve bireysel değerlendirme olduğunu da hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Trends and diversification in dietary supplement use among U.S. adults from 1999 to 2023.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Not provided.</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not provided.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Vitaminler, diyet takviyeleri, multivitamin-multimineraller, bağışıklık sağlığı, anti-enflamatuar, bağırsak sağlığı, cilt sağlığı, eklem sağlığı, NHANES, yaşlanma, halk sağlığı, beslenme eğilimleri</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/abd-yetiskinlerde-takviye-kullanimi-degisimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda İlaç Yönetiminde Türk Eczacıların Sahadaki Rolü Mercek Altında</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-ilac-yonetimi-turk-eczacilar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-ilac-yonetimi-turk-eczacilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 02:55:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç etkileşimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[polifarmasi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum eczacıları]]></category>
		<category><![CDATA[toplum eczacısı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılarda ilaç yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-ilac-yonetimi-turk-eczacilar/</guid>

					<description><![CDATA[Türk toplum eczacıları, yaşlı hastalarda çoklu ilaç kullanımı ve etkileşim risklerini yöneterek tedavi süreçlerinde önemli bir danışmanlık rolü üstleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/yasli-konutlarinda-dijital-alarm-sistemleri/" title="Yaşlı Konutlarında Kameralı Alarm Sistemleri: Güvenlik Mi, Mahremiyet Kaygısı Mı?" data-wpan-internal-link="1">Yaşlı</a> nüfusun hızla arttığı sağlık sistemlerinde ilaçların doğru kullanımı, yalnızca reçete yazımıyla sınırlı bir konu olmaktan çıkıyor. Yeni bir araştırma, Türkiye’deki toplum eczacılarının yaşlı hastaların tedavi süreçlerinde nasıl bir merkezî rol üstlendiğini ve bu rolün hangi zorluklarla şekillendiğini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. BMC Geriatrics’te yayımlanan çalışma, yaşlılarda ilaç yönetiminin biyolojik değişiklikler, çoklu hastalıklar ve günlük yaşam pratikleri arasında sıkışan karmaşık bir alan olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ulutas Deniz ve Ceylan tarafından yürütülen araştırma, toplum eczacılarının yaşlı bireylerde ilaç düzenlemelerine ilişkin deneyimlerine odaklanıyor. Çalışma, eczacıların yalnızca ilaç veren sağlık çalışanları değil, aynı zamanda tedavi sürecini izleyen, riskleri fark eden ve hastayı yönlendiren önemli danışmanlar olduğunu vurguluyor. Özellikle yaşlı bireylerde sık görülen çoklu ilaç kullanımı, bu rolü daha da kritik hale getiriyor.</p>
<p>İleri yaşla birlikte vücudun ilaçları emme, dağıtma, metabolize etme ve atma biçimi değişiyor. Bu fizyolojik dönüşümler, aynı dozun her yaş grubunda aynı etkiyi göstermemesine yol açabiliyor. Araştırmanın işaret ettiği temel noktalardan biri de tam burada ortaya çıkıyor: Yaşlı hastalarda tedavi, standart bir yaklaşım yerine daha kişiselleştirilmiş bir değerlendirme gerektiriyor. Toplum eczacıları ise bu değerlendirmeye en yakın konumdaki sağlık profesyonelleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Çalışmada öne çıkan başlıklardan biri polifarmasi, yani bir hastanın aynı anda birden fazla ilaç kullanması. Yaşlı bireylerde hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalıkları, ağrı ve benzeri kronik durumlar nedeniyle birden fazla ilaç yazılması sık görülen bir durum. Ancak ilaç sayısı arttıkça etkileşim, yan etki ve yanlış kullanım riski de büyüyor. Deniz ve Ceylan’ın bulguları, Türk eczacıların bu riski azaltmak için ilaç listesini dikkatle gözden geçirdiğini ve hastaları olası sorunlar konusunda bilgilendirmeye çalıştığını gösteriyor.</p>
<p>Eczacıların görev alanı burada yalnızca teknik bir kontrolle sınırlı kalmıyor. Araştırma, yaşlı hastaların tedaviye uyum sorunlarında da toplum eczacılarının önemli bir destek noktası olduğunu ortaya koyuyor. İlaçların yanlış saatlerde alınması, dozun atlanması, kullanım talimatlarının karıştırılması ya da birden fazla ilacın birlikte nasıl kullanılacağının anlaşılmaması, tedavi etkinliğini düşüren başlıca nedenler arasında yer alıyor. Eczacıların hastaya yönelik açıklamalarının, bu tür hataları azaltmada önemli bir katkı sunduğu değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, eczacılık pratiğinin sahadaki gerçekliğini görünür kılması. Görüşmeler ve gözlemsel <a href="https://oncology.com.tr/genetik-veri-steroid-yan-etkileri/" title="Steroid Yan Etkilerini Önceden Görmede Genetik Veriler Yeni Bir Dönem Açıyor" data-wpan-internal-link="1">veriler</a> üzerinden şekillenen bulgular, toplum eczacılarının çoğu zaman ilaç etkileşimlerini fark eden ilk profesyonellerden biri olduğunu düşündürüyor. Bu durum, özellikle birden fazla hekime başvuran ve farklı reçeteler kullanan yaşlı hastalar için büyük önem taşıyor. Çünkü aynı hastanın ilaçları farklı uzmanlık alanlarından yazıldığında, tedavi planları arasında uyumsuzluklar oluşabiliyor.</p>
<p>Araştırma, yaşlı bakımında disiplinler arası işbirliğinin önemine de dolaylı biçimde işaret ediyor. Eczacının hastayı dinlemesi, ilaç geçmişini sorgulaması ve gerektiğinde hekimle iletişim kurması, tedavinin güvenliği açısından belirleyici olabiliyor. Bu yaklaşım, modern geriatri anlayışında giderek daha fazla değer kazanan “ilaç gözden geçirme” uygulamalarının da temelini oluşturuyor. Bilimsel literatürde, ilaçların düzenli değerlendirilmesinin uygunsuz kullanımın azaltılmasına katkı sağlayabileceği genel olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Türkiye bağlamında bu bulgular, toplum eczanelerinin sağlık sistemindeki erişilebilirliğini bir kez daha gündeme getiriyor. Eczaneler, özellikle randevu sistemine erişimde güçlük yaşayan ya da sağlık kuruluşlarına sık başvuramayan yaşlı bireyler için ilk danışma noktalarından biri olabiliyor. Bu nedenle eczacının bilgi birikimi, iletişim becerisi ve klinik farkındalığı, yaşlı hastaların güvenli ilaç kullanımında belirleyici bir unsur haline geliyor.</p>
<p>Yine de çalışma, sahadaki rolün kolay olmadığını da gösteriyor. Yaşlı hastaların çok sayıda ilaç kullanması, kronik hastalık yükü, karmaşık kullanım talimatları ve bazen yetersiz hasta eğitimi, eczacıların işini zorlaştıran temel etkenler arasında yer alıyor. Buna ek olarak, yaşlı bireylerin işitme, görme veya bilişsel sorunlar yaşayabilmesi, ilaç bilgisinin doğru aktarılmasını daha da önemli kılıyor. Bu nedenle iletişimin sade, açık ve tekrar edilebilir olması, güvenli kullanım açısından kritik kabul ediliyor.</p>
<p>Ulutas Deniz ve Ceylan’ın çalışması, yaşlılarda ilaç yönetiminin sağlık sistemi içindeki görünmeyen ama hayati alanlarından birine ışık tutuyor. Bulgular, toplum eczacılarının yalnızca reçete sürecinin son halkası olmadığını; tersine, ilaç güvenliği, tedavi uyumu ve olası etkileşimlerin erken fark edilmesinde aktif bir uzmanlık alanı sunduğunu gösteriyor. Yaşlanan toplumlar için bu tür çalışmalar, eczacılığın gelecekteki rolünü <a href="https://oncology.com.tr/ingiltere-ovarian-kanser-taramasi-ukctocs/" title="İngiltere’deki Ovarian Kanser Taraması Yeniden Mercek Altında: UKCTOCS Verileri Ne Söylüyor?" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> tanımlayan önemli veriler sunmayı sürdürüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Medication management for older adults from the perspective of Turkish community pharmacists.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Understanding medication management in older adults: experiences of Turkish community pharmacists.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Ulutas Deniz, E., Ceylan, C. Understanding medication management in older adults: experiences of Turkish community pharmacists. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07802-2</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-ilac-yonetimi-turk-eczacilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
