<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>komorbidite &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/komorbidite/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2026 21:25:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>komorbidite &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İngiltere’de demans hastalarında taburculuk sonrası yeniden yatış riskini artıran faktörler: cinsiyet ve çoklu hastalık öne çıkıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/demans-yeniden-yatis-riski-faktorleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/demans-yeniden-yatis-riski-faktorleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 21:25:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet farklılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hastane yeniden yatış]]></category>
		<category><![CDATA[kırılganlık]]></category>
		<category><![CDATA[komorbidite]]></category>
		<category><![CDATA[multimorbidite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/demans-yeniden-yatis-riski-faktorleri/</guid>

					<description><![CDATA[İngiltere’de 30 binden fazla demans kaydını inceleyen çalışma, taburculuk sonrası yeniden yatış riskinin cinsiyet ve multimorbiditeyle ilişkili olduğunu gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demans yaşayan bireyler, hastaneden taburcu edildikten sonra tekrar yatışa dönme konusunda daha yüksek risk altında. İngiltere’deki rutinle toplanan elektronik sağlık kayıtlarını kullanan yeni bir analiz, demanslı hastalarda taburculuk sonrası yeniden yatışı öngörmeye yardımcı olabilecek etkenleri birlikte ele aldı. Çalışma kapsamında, gerçek hayat verilerinden oluşan 30.527 kişilik bir grup incelenerek; klinik durumlar ile sosyal/sağlık sistemiyle <a href="https://oncology.com.tr/asiri-prematurelerde-laringoskopi-denemeleri-ivh/" title="Aşırı prematürelerde entübasyon denemelerinin sayısı ağır beyin kanamasıyla ilişkili" data-wpan-internal-link="1">ilişkili</a> değişkenlerin, iyileşme sürecinin ilk aşamalarında nasıl farklılaşan sonuçlara yol açabildiği değerlendirildi.</p>
<p>Araştırmacılar, yeniden yatışın tek bir nedene bağlanamayacağını vurguluyor. Bunun yerine taburculuk sonrası dönemde kırılganlığı artıran birden <a href="https://oncology.com.tr/2-yas-oncesi-antibiyotik-kullanimi-cocuk-obezite-riski/" title="Hollandalı ikinsellerde 2 yaş öncesi antibiyotikler ve çocuklukta fazla kilo/obezite riski" data-wpan-internal-link="1">fazla</a> unsurun aynı anda etkili olabileceği görülüyor. Bulgular, demans hastalarında yeniden yatışın hasta cinsiyetiyle ilişkili olduğunu ve ayrıca birden fazla eşlik eden hastalığı olan kişilerde riskin yükseldiğini işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, aynı kişide birden fazla sağlık sorununun bir araya gelmesi, hastaneden ev veya toplum temelli bakıma geçiş sırasında toparlanmayı ve tedavi sürekliliğini daha zor hale getirebiliyor.</p>
<p>Çoklu hastalık (multimorbidite) kavramı, yalnızca daha fazla tanı anlamına gelmez; aynı zamanda ilaç rejimleri, semptom yönetimi, kontrol randevuları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi alanlarda uyum gerektiren daha karmaşık bir klinik tabloya işaret eder. Demans gibi bilişsel etkilenmenin eşlik ettiği durumlarda bu karmaşıklığın, yeniden yatış olasılığını artırabilecek pratik zorluklar doğurabileceği düşünülüyor. Örneğin, semptomların izlenmesi, bakımın planlanması ve ev/Toplum ortamında uygun takibin sürdürülebilmesi; aynı anda hem demansın hem de diğer kronik durumların yönetimine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.</p>
<p>Çalışmanın gerçek hayat kayıtlarına dayanması, öngörücülerin yalnızca ideal koşullarda değil, farklı klinik senaryolarda nasıl göründüğünü incelemeye imkân tanıyor. Araştırmada, hastane sonrası gidişatı etkileyebilecek faktörlerin birlikte ele alınması, demanslı bireylerde yeniden yatışların rastlantısal olmayabileceğini; belirli hasta özelliklerinin risk profilini şekillendirebildiğini destekler nitelikte. Bununla birlikte araştırmacılar, yeniden yatışın nedenlerinin tekil olmaktan ziyade çok etkenli bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Sonuçların, klinik pratikte taburculuk planlamasının neden yalnızca demans tanısına odaklanmaması gerektiğini hatırlattığı belirtiliyor. Demans hastalarında eşlik eden hastalıkların çeşitliliği arttıkça, geçiş döneminde tıbbi ihtiyaçların hızla değişmesi, tedavi uyumunun zorlaşması ya da primer bakım ve diğer hizmetlerle koordinasyonun daha fazla çaba gerektirmesi gibi durumlar gündeme gelebilir. Bu nedenle, taburculuk sonrası dönemde risk azaltmaya yönelik yaklaşımın, hastanın cinsiyeti dahil kişisel özelliklerini ve çoklu komorbiditeleri hesaba katacak şekilde tasarlanması gerektiğine işaret eden bir okuma yapılabilir.</p>
<p>Ayrıca çalışmanın cinsiyetle ilişki bulması, demans yönetiminde ve sağlık hizmetlerine erişimde cinsiyete göre farklılaşabilen olasılıkları gündeme getiriyor. Ancak bu sonuçların hangi mekanizma üzerinden ortaya çıktığını belirlemek için, gözlemsel veriyle sınırlı kalabilecek ayrıntıların ötesine geçen ek çalışmaların gerekeceği vurgulanabilir. Yine de, demanslı hastalarda taburculuk sonrası yeniden yatış riskinin değerlendirilmesinde cinsiyet ve multimorbiditeyi dikkate alan daha bütüncül yaklaşımlar için gerekçe oluştuğu söylenebilir.</p>
<p>Genel olarak çalışma, İngiltere’de demans hastalarında hastaneye yeniden başvurunun çok boyutlu olduğunu; cinsiyet ve çoklu eşlik eden hastalık varlığının bu riski <a href="https://oncology.com.tr/konjenital-serebral-ventrikulomegali-ccv-genetik/" title="Yeni doğanda beyin içi sıvı dengesini etkileyen nadir gen mutasyonları: CCV için biyolojik ipuçları" data-wpan-internal-link="1">etkileyen</a> önemli unsurlar arasında bulunduğunu gösteriyor. Demansın karmaşık bir klinik tablo oluşturduğu koşullarda, taburculuk sonrası bakım sürekliliğinin nasıl sağlandığına dair daha hedefli planlamalar, riskli geçiş dönemlerinde özellikle önem kazanıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/sex-and-multimorbidity-link-to-higher-dementia-readmissions-in-england-study/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Hospital readmission determinants in dementia patients</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Identifying the determinants of hospital readmission in dementia patients – A retrospective cohort study using electronic healthcare records in England</p>
<p><strong>References:</strong><br />DOI: 10.1371/journal.pone.0351331</p>
<p><strong>Keywords:</strong> demans, hastane tekrar yatışı, elektronik sağlık kayıtları, eş hastalık, birincil bakım kontrolü, ilaç gözden geçirme, bakım evi hizmetleri, kohort çalışması</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/demans-yeniden-yatis-riski-faktorleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>65 Yaş Üstü Meme Kanseri Hastalarında Kırılganlık Profili Tedavi Planlarını Yeniden Gündeme Taşıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/65-yas-ustu-meme-kanseri-kirilganlik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/65-yas-ustu-meme-kanseri-kirilganlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:35:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kırılganlık]]></category>
		<category><![CDATA[komorbidite]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/65-yas-ustu-meme-kanseri-kirilganlik/</guid>

					<description><![CDATA[65 yaş üstü meme kanseri hastalarında kırılganlık, tedavi planlarını etkileyen önemli bir faktördür. Çok boyutlu geriatrik değerlendirmeler, hastaların genel sağlık durumunu ve tedavi toleransını belirler.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İleri yaştaki kadınlarda meme kanseri, yalnızca tümörün biyolojik özellikleriyle değil, hastanın genel dayanıklılığıyla da şekilleniyor. 2026’da <em>BMC Geriatrics</em> dergisinde yayımlanan Wang ve arkadaşlarının kesitsel çalışması, 65 yaş ve üzeri meme kanseri hastalarında kırılganlığın nasıl dağıldığını ve hangi klinik özelliklerle bağlantılı olabileceğini daha ayrıntılı biçimde <a href="https://oncology.com.tr/hipodiploid-kanser-kromozom-kaybi/" title="Küçülen Genomlarda Hızlanan Evrim: Yeni Çalışma Kanserin Beklenmedik Uyarlanmasını Ortaya Koydu" data-wpan-internal-link="1">ortaya koydu</a>. Araştırma, yaşlanma ile kanserin birlikte yarattığı yükü anlamada kırılganlığın neden merkezî bir ölçüt haline geldiğini yeniden gösteriyor.</p>
<p>Kırılganlık, basitçe “zayıflık” anlamına gelmiyor. Geriatrik tıpta bu durum; fizyolojik rezervin azalması, stres etkenlerine karşı toleransın düşmesi ve kişinin küçük bir sağlık sarsıntısında bile hızla işlev kaybına uğrayabilmesiyle tanımlanıyor. Onkoloji açısından bu kavram özellikle önemli, çünkü yaşlı hastalarda tedavi toleransı, komplikasyon riski, yaşam kalitesi ve klinik sonuçlar yalnızca kanser evresine değil, hastanın bütüncül sağlığına da bağlı olabiliyor. Bu nedenle kırılganlık değerlendirmesi, son yıllarda yaşlı kanser hastalarının bakımında giderek daha fazla dikkat çeken bir araç haline geldi.</p>
<p>Wang ve ekibinin çalışması, bu bağlantıyı daha ayrıntılı incelemek için standartlaştırılmış geriatrik değerlendirme yöntemlerinden yararlandı. Araştırmacılar, katılımcıları kırılgan, kırılganlığa yakın olan pre-frail ve daha dayanıklı kabul edilen robust kategorilerine ayırırken fiziksel performans testleri, beslenme durumu değerlendirmeleri, eşlik eden hastalıkların yükünü ölçen komorbidite indeksleri ve psikolojik değerlendirmeler gibi doğrulanmış klinik ölçütleri birlikte kullandı. Bu çok boyutlu yaklaşım, kırılganlığın yalnızca kas gücü ya da günlük hareketlilikle sınırlı olmadığını; beslenme, ruhsal durum ve ek hastalıkların da tabloyu belirlediğini gösteren güncel geriatrik çerçeveyle uyum taşıyor.</p>
<p>Çalışmanın en önemli yönlerinden biri, meme kanseri olan yaşlı kadınları tek bir homojen grup gibi ele almaması oldu. Araştırmacılar, yaşlanmanın yarattığı biyolojik değişikliklerle malignitenin oluşturduğu ek yükün bir araya geldiği bu hasta grubunda kırılganlığın ne kadar yaygın olabileceğini ve hangi klinik özelliklerle ilişkilenebileceğini inceleyerek daha hassas bir hasta profili çıkarmaya çalıştı. Bu yaklaşım, özellikle standart onkolojik protokollerin her yaş grubunda aynı şekilde uygulanamayabileceği gerçeğini destekliyor.</p>
<p>Kırılganlığın arka planında birden fazla mekanizma yer alıyor. Kronik inflamasyon, hormonal değişiklikler, metabolik düzensizlikler ve genel fizyolojik yıpranma bunlar arasında sayılıyor. Meme kanseri tedavilerinde kullanılan cerrahi, sistemik tedavi ve radyoterapi gibi yöntemler ise zaten sınırlı rezervi olan yaşlı hastalarda ek stres yaratabiliyor. Bu nedenle kırılganlık düzeyi, hekimin tedavi yoğunluğunu belirlerken veya destekleyici bakım planlarken göz önünde bulundurması gereken önemli bir değişken olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Araştırmanın bulguları, yaşlı meme kanseri hastalarında klinik kararların yalnızca tümör özelliklerine dayanmasının yetersiz olabileceğini düşündürüyor. Kırılganlığı olan ya da kırılganlığa yakın hastalar, tedaviye bağlı yan etkiler açısından daha savunmasız olabilir ve iyileşme süreçlerinde daha fazla desteğe ihtiyaç duyabilir. Bununla birlikte, çalışma kesitsel bir tasarıma sahip olduğu için nedensellik kurmuyor; yani kırılganlığın meme kanserinin seyri üzerindeki doğrudan etkisini tek başına kanıtlamıyor. Yine de bu tür veriler, risk altındaki <a href="https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-klinik-arastirmalar/" title="Yaşlı Kanser Hastaları İçin Klinik Araştırmalarda Yeni Dönem: Dr. Mina Sedrak Ulusal Komite Eş Başkanlığına Getirildi" data-wpan-internal-link="1">hastaları</a> erken saptamak için değerli bir temel oluşturuyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu sonuçların klinik önemi açık: yaşlı meme kanseri hastalarında kapsamlı geriatrik değerlendirme, tedaviyi kişiselleştirmenin en güvenilir yollarından biri olabilir. Fiziksel performansın, beslenme durumunun, ruhsal dayanıklılığın ve eşlik eden hastalıkların birlikte ele alınması, yalnızca tedavi kararlarını değil, destek hizmetlerinin planlanmasını da etkileyebilir. Bu özellikle çoklu hastalığı olan, hareket kısıtlılığı yaşayan veya beslenme yetersizliği bulunan hastalarda daha da kritik hale geliyor.</p>
<p>Wang ve meslektaşlarının çalışması, onkoloji ile geriatri arasındaki iş birliğinin neden giderek daha önemli olduğunu da hatırlatıyor. Nüfus yaşlandıkça, meme kanseri tanısı alan daha fazla kadının ileri yaşta ve değişken sağlık rezerviyle tedaviye başvurması bekleniyor. Bu da kırılganlık değerlendirmesini istisnai bir uygulama olmaktan çıkarıp, klinik pratiğin daha görünür bir parçası haline getirebilir. Araştırma, yaşlı kadınlarda meme kanserinin sadece tümör odaklı değil, hastanın bütün yaşam kapasitesini dikkate alan bir yaklaşım gerektirdiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuç olarak bu çalışma, kırılganlığın yaşlı meme kanseri hastalarında ihmal edilmemesi gereken bir klinik çerçeve olduğunu gösteriyor. Bulgular, daha dikkatli tarama, daha kişiselleştirilmiş tedavi planlama ve çok disiplinli bakım stratejilerinin önemini vurgularken, aynı zamanda gelecekte yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmalar için de yol <a href="https://oncology.com.tr/ret-hedefli-theranostik-noroendokrin-prostat-kanseri/" title="RET Hedefli Görüntüleme ve Tedavi, Nöroendokrin Prostat Kanserinde Yeni Bir Yol Açıyor" data-wpan-internal-link="1">açıyor</a>.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Frailty and associated factors in elderly women diagnosed with breast cancer</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Frailty and associated factors in women aged 65 years and older with breast cancer: a cross-sectional study</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Wang, S., Feng, S., Shen, A. et al. Frailty and associated factors in women aged 65 years and older with breast cancer: a cross-sectional study. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07709-y</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/65-yas-ustu-meme-kanseri-kirilganlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
