<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>koku kaybı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/koku-kaybi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2026 16:17:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>koku kaybı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Burundan Uygulanan NAD Molekülü, Koku Duyusunu Yeniden Canlandırmada Umut Vadediyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/burundan-uygulanan-nad-molekulu-koku-duyusunu-yeniden-canlandirmada-umut-vadediyor/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/burundan-uygulanan-nad-molekulu-koku-duyusunu-yeniden-canlandirmada-umut-vadediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 16:17:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[anosmi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[hiposmi]]></category>
		<category><![CDATA[intranazal NAD tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser ve koku]]></category>
		<category><![CDATA[koku alma bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[koku kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[nikotinamid adenin dinükleotid]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa bağlı koku azalması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/burundan-uygulanan-nad-molekulu-koku-duyusunu-yeniden-canlandirmada-umut-vadediyor/</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları, intranazal yolla uygulanan nikotinamid adenin dinükleotid (NAD) molekülünün koku alma bozukluklarını düzeltebildiğini gösterdi. Çalışma, koku epitelindeki sinir hücrelerinin yenilenmesini tetikleyen bu yeni tedavinin ayrıntılarını sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koku alma bozuklukları, günlük yaşam kalitesini derinden etkilemesine karşın tıp dünyasında uzun süre yeterince ilgi görmeyen bir sorun olarak kaldı. Kısmi koku kaybından (hiposmi) tam koku körlüğüne (anosmi) kadar değişen bu durum, viral enfeksiyonlar, kafa travmaları, nörodejeneratif hastalıklar ve basitçe yaşlanma gibi pek çok farklı nedene bağlı olarak <a href="https://oncology.com.tr/kemik-tumorlerinde-secici-olum-45s5-biyoaktif-camin-yeni-etki-mekanizmasi-ortaya-cikti/" title="Kemik Tümörlerinde Seçici Ölüm: 45S5 Biyoaktif Camın Yeni Etki Mekanizması Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> çıkabiliyor. Mevcut tedavi seçeneklerinin büyük ölçüde semptomları hafifletmeye yönelik kalması ve altta yatan hücresel hasarı onaramaması, bilim insanlarını yeni yollar aramaya itti. Son olarak uluslararası bir araştırma ekibinin Experimental &amp; Molecular Medicine dergisinde yayımladığı çalışma, nikotinamid adenin dinükleotid (NAD) molekülünün burun yoluyla uygulanmasının koku işlevini geri kazandırabileceğini gösterdi. Bu bulgu, şimdiye kadar büyük ölçüde tedavisiz kalan milyonlarca kişi için yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p>
<p>Koku duyusunun kaybı, yalnızca yemeklerden alınan tatları azaltmakla kalmaz; aynı zamanda gaz kaçağı, bozulmuş gıda gibi potansiyel tehlikeleri fark etmeyi engelleyerek güvenliği de riske atar. Özellikle COVID-19 pandemisiyle birlikte dünya çapında milyonlarca insan ani koku kaybı yaşadı ve bu durumun kalıcı hale geldiği vakalar, sorunun aciliyetini gözler önüne serdi. Ne var ki, koku epitelindeki sinir hücrelerinin kendini yenileme kapasitesine rağmen, bu doğal onarım süreci birçok patolojide yetersiz kalmakta ya da tamamen durmaktadır. Yeni çalışma işte tam bu noktada, hücresel enerji metabolizmasının merkezinde yer alan bir koenzimi devreye sokarak sinirsel yenilenmeyi tetiklemeyi hedefliyor.</p>
<p>NAD, canlı organizmaların hemen her hücresinde bulunan ve enerji üretiminden DNA onarımına kadar yüzlerce metabolik tepkimeye aracılık eden hayati bir moleküldür. Merkezi sinir sisteminde nörogenez ve sinaptik plastisite üzerindeki düzenleyici etkileri giderek daha fazla tanınmaktadır. Araştırmacılar, özellikle koku alma soğancığı ve burun içindeki koku reseptör nöronlarının işlevini sürdürebilmesi için yüksek düzeyde NAD’a ihtiyaç duyduğunu, ancak hasar ya da yaşlanma gibi durumlarda bu koenzimin dokulardaki seviyesinin dramatik biçimde düştüğünü belirtiyor. Çalışmanın yenilikçi yaklaşımı, NAD’ın doğrudan burun yoluyla verilmesi sayesinde hem sistemik yan etkilerden kaçınmayı hem de molekülün kan-beyin bariyerini atlayarak hedef bölgelere hızla ulaşmasını sağlamak üzerine kurulu.</p>
<p>Araştırma ekibi, burun spreyi formunda hazırlanan NAD solüsyonunun koku bozukluğu modelleri üzerindeki etkilerini inceledi. Çalışma kapsamında hem davranışsal koku testleri hem de ileri moleküler analizler kullanıldı. Sonuçlar, intranazal NAD tedavisinin koku epitelindeki hasarlı nöronların yeniden büyümesini ve olgunlaşmasını belirgin biçimde teşvik ettiğini ortaya koydu. Dikkat çekici bir diğer bulgu ise, tedavinin yalnızca nöron sayısını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda bu sinir hücrelerinin işlevsel bağlantılar kurarak koku soğancığına sinyal iletebilmesini de sağlamasıydı. Araştırmacılar bu sürecin ardında yatan moleküler mekanizmaları detaylandırarak, NAD’ın özellikle sirtuin proteinleri ve mitokondriyal biyogenez yolaklarını aktifleştirerek nöroprotektif ve rejeneratif bir etki gösterdiğini vurguladı.</p>
<p>Çalışmada sunulan klinik öncesi ve klinik veriler, intranazal NAD’ın yalnızca akut koku kaybında değil, aynı zamanda yaşlanmaya bağlı ilerleyici koku zayıflamasında da potansiyel bir tedavi seçeneği olabileceğine işaret ediyor. Özellikle yaşlı bireylerde koku duyusundaki gerileme, beslenme bozukluklarına, depresyona ve sosyal izolasyona yol açabilen ciddi bir sorundur. Mevcut veriler, NAD takviyesinin bu süreci yavaşlatma hatta kısmen tersine çevirme kapasitesine sahip olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların erken belirtileri arasında koku kaybının yer alması, bu terapötik yaklaşımın ilerleyen dönemde bu hastalıkların seyrine etki edebilecek daha geniş bir uygulama alanına sahip olabileceğini akla getirmektedir. Yine de bilim insanları, henüz kontrollü uzun dönemli klinik deneylerin tamamlanmadığının altını çizerek temkinli bir iyimserlik sergiliyor.</p>
<p><a href="https://oncology.com.tr/hazir-gidalarda-listeria-etiket-reformu/" title="Uzmanlar, Hazır Tüketilen Gıdalarda Listeria Riskine Karşı Etiket ve Üretim Reformu Çağrısı Yapıyor" data-wpan-internal-link="1">Uzmanlar,</a> bu tedavinin güvenlik profilinin umut verici olduğunu, çünkü NAD’ın zaten vücutta doğal olarak bulunan bir molekül olduğunu ve burun yoluyla verilmenin yan etki riskini asgari düzeyde tuttuğunu belirtiyor. Bununla birlikte, optimal doz aralığının belirlenmesi, tedavi süresinin netleştirilmesi ve hangi hasta gruplarının en fazla fayda göreceğinin ortaya konması için daha geniş katılımlı klinik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Yayımlanan çalışma, bu araştırmaların önünü açan bir ilk adım olarak değerlendiriliyor ve bilim dünyasında şimdiden heyecan yaratmış durumda.</p>
<p>Özellikle pandemi sonrası dönemde koku duyusuyla ilgili farkındalığın artması, NAD bazlı tedavilere olan ilgiyi de körüklemiş görünüyor. Daha önce bazı öncü çalışmalarda oral NAD takviyelerinin genel nörolojik sağlık üzerindeki olumlu etkileri raporlanmış olsa da, intranazal yolun sağladığı hedeflenmiş dağıtım avantajı bu yeni yaklaşımı farklı bir konuma taşıyor. Burun mukozasından geçen moleküllerin dakikalar içinde merkezi sinir sistemine ulaşabilmesi, hem etki başlangıcını hızlandırmakta hem de biyoyararlanımı artırmaktadır. Ekip, bu mekanizmanın diğer nörolojik tedaviler için de bir platform oluşturabileceğini düşünüyor.</p>
<p>Klinisyenler açısından bakıldığında, kolay uygulanabilir bir burun spreyi formunun hasta uyumunu büyük ölçüde artıracağı ve tedaviyi geniş kitleler için erişilebilir kılacağı öngörülüyor. Şimdiye dek ancak sınırlı başarıya sahip koku eğitimi yöntemleri veya kısa süreli kortikosteroid kullanımları dışında etkili bir silahı olmayan hekimlerin eline, ilk kez hücresel düzeyde onarım vadeden bir seçenek geçmiş olabilir. Doğal olarak, bu beklentinin sağlam klinik kanıtlarla desteklenmesi gerektiği ve bireylerin doktor tavsiyesi olmadan böyle bir tedaviye yönelmemeleri gerektiği konusunda uyarılar da çalışmanın yazarları tarafından yapılıyor.</p>
<p>Araştırmanın bir diğer önemli boyutu, yaşlanma sürecinde NAD seviyelerindeki düşüşün yalnızca koku duyusuyla sınırlı kalmayıp, genel doku yenilenmesini ve metabolik sağlığı etkileyen bir fenomen olduğuna dair giderek genişleyen literatürle uyumlu olmasıdır. Dolayısıyla intranazal NAD’in etkileri üzerine yapılan bu çalışma, yaşa bağlı diğer dejeneratif süreçlerle mücadelede de yeni kapılar açabilir. Bilim insanları, elde ettikleri moleküler veriler ışığında, NAD’ın sadece nöronları korumakla kalmayıp aynı zamanda koku epitelindeki destek hücrelerinin ve bağışıklık sistemine ait elemanların sağlıklı çalışmasına da katkıda bulunduğunu ifade ediyor.</p>
<p>Çalışma henüz erken aşama klinik sonuçlar sunsa da, ortaya koyduğu biyolojik çerçeve oldukça sağlam görünmektedir. NAD’ın intranazal yolla verilmesinin arkasındaki temel mantık, doğal onarım mekanizmalarını desteklemek ve yaşlanma ya da hasar nedeniyle tükenen hücresel enerji kaynaklarını yeniden doldurmaktır. Araştırmacılar, bu prensibin ileride işitme kaybı veya tat duyusu bozuklukları gibi diğer duyusal sorunlara da uyarlanabileceğini not ediyor. Kuşkusuz, bütün bu olasılıkların gerçeğe dönüşmesi için kapsamlı randomize kontrollü çalışmaların tamamlanması ve uzun vadeli güvenlik verilerinin toplanması zorunludur.</p>
<p>Sonuç itibarıyla, burun yoluyla uygulanan NAD tedavisi, koku alma bozukluklarına karşı mücadelede ezber bozan bir yaklaşım olarak bilim sahnesine giriş yapmış durumda. Yayımlanan çalışma, hem klinik faydayı hem de altta yatan moleküler detayları aydınlatarak duyusal <a href="https://oncology.com.tr/beynin-hedef-odakli-navigasyon-sifresi-hipokampal-teta-taramalari/" title="Beynin Hedef Odaklı Navigasyon Şifresi: Hipokampal Teta Taramaları" data-wpan-internal-link="1">nörobilim</a> alanına önemli bir katkı sağlıyor. Ancak bu yeniliğin rutin klinik pratiğe girmesi için aşılması gereken daha pek çok bilimsel ve düzenleyici basamak bulunuyor. Yine de araştırma, şimdiye kadar seyirci kalmaktan öteye gidemeyen bir alana, hücresel yenilenmeyi hedefleyen somut bir çözüm umudu taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Therapeutic intervention for olfactory dysfunction via intranasal administration of nicotinamide adenine dinucleotide (NAD).</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Therapeutic effect of intranasal nicotinamide adenine dinucleotide in the restoration of olfactory dysfunction.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Yoo, S.H., Jang, J.Y., Bae, J.S. et al. Therapeutic effect of intranasal nicotinamide adenine dinucleotide in the restoration of olfactory dysfunction. Experimental &amp; Molecular Medicine (2026). https://doi.org/10.1038/s12276-026-01761-9</p>
<p><strong>DOI:</strong> 01 July 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/burundan-uygulanan-nad-molekulu-koku-duyusunu-yeniden-canlandirmada-umut-vadediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koku Bulbulu Olmadan da Parkinson Gelişebilir: Nadir Vaka Koku ve Nörodejenerasyon İlişkisini Sorgulattı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dogustan-koku-kaybi-parkinson/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dogustan-koku-kaybi-parkinson/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 16:50:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[koku kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[konjenital anosmi]]></category>
		<category><![CDATA[Lewy cisimcikleri]]></category>
		<category><![CDATA[motor semptomlar]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejenerasyon]]></category>
		<category><![CDATA[olfaktör bulbus]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dogustan-koku-kaybi-parkinson/</guid>

					<description><![CDATA[Doğuştan koku alma duyusu olmayan bir hastada Parkinson hastalığı belirtilerinin ortaya çıkması, olfaktör bulbusların hastalıkta zorunlu rolünü sorgulatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/parkinson-alpha-sinuklein-lrrk2-etkilesimi/" title="Parkinson’da Yeni Moleküler Zincir: α-Sinüklein Fibrilleri LRRK2’yi Harekete Geçiriyor" data-wpan-internal-link="1">Parkinson hastalığı</a> ile koku kaybı arasındaki uzun süredir kabul gören ilişki, yeni bir vaka raporuyla beklenmedik biçimde sorgulanıyor. npj Parkinson’s Disease dergisinde yayımlanan çalışma, doğuştan koku alma duyusu olmayan ve beyin görüntülemesinde olfaktör bulbusları hiç gelişmemiş bir hastada, Parkinson hastalığının tipik motor bulgularının ortaya çıktığını bildiriyor. Bulgular, Parkinson’da koku sisteminin rolüne dair yerleşik görüşleri değiştirmese de, hastalığın biyolojik yolaklarının sanılandan daha karmaşık olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Parkinson hastalığı, yavaş ilerleyen bir nörodejeneratif tablo olarak özellikle hareket kontrolünü etkiliyor. Hareketlerde yavaşlama, kas sertliği, istirahat tremoru ve denge sorunları gibi bulgular en bilinen klinik belirtiler arasında yer alıyor. Ancak hastalık çoğu zaman yalnızca motor bir bozukluk olarak başlamıyor; yıllar öncesine uzanabilen koku azalması da Parkinson’un en erken ve en tutarlı motor dışı belirtilerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle koku kaybı, uzun süredir alfa-sinüklein birikimi ve Lewy cisimcikleriyle ilişkili hastalık yayılımının erken ipuçlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>İşte tam bu noktada yeni vaka dikkat çekiyor. Raporda tanımlanan hasta, yaşamı boyunca hiç koku almamış, yani konjenital anosmiye sahipti. Daha da dikkat çekici olan, bu kişinin olfaktör bulbuslarının doğuştan hiç oluşmamış olmasıydı. Koku alma duyusunun gelişiminde kritik rol oynayan bu yapılar olmadan yaşam süren hastada yine de Parkinson hastalığına özgü motor semptomların gelişmiş olması, araştırmacıların olfaktör sistemin hastalık başlangıcındaki zorunlu rolüne dair varsayımlarını yeniden düşünmesine yol açıyor.</p>
<p>Konjenital anosmi, kişinin doğuştan itibaren koku alamaması anlamına geliyor ve çoğu zaman koku sinirleri ya da olfaktör bulbusların gelişimsel anomalileriyle bağlantılı bulunuyor. Bu durum, edinilmiş koku kaybından farklı olarak yaşamın erken döneminden itibaren sabit kalıyor. Parkinson literatüründe ise koku kaybı genellikle ilerleyen yaşta fark edilen bir erken belirti olduğundan, doğuştan anosmi ile Parkinson’un aynı bireyde görülmesi oldukça sıra dışı bir kombinasyon olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Çalışmanın önemli yanı, Parkinson’un seyriyle ilgili bilinen bir klinik kalıbı ters yüz etmesi. Bugüne kadar birçok model, hastalığın koku yolları üzerinden başlayabileceğini veya en azından erken patolojik süreçlerde bu bölgelerin etkilenebileceğini öne sürüyordu. Oysa bu vakada kişi, koku sisteminin bu temel anatomik bileşenleri olmadan da Parkinson geliştirdi. Bu, olfaktör bulbusların hastalığın ortaya çıkması için zorunlu olmadığını gösterirken, patolojik sürecin başka beyin ağları üzerinden de ilerleyebileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Yine de uzmanlar bu tür bir tekil gözlemin, Parkinson biyolojisi hakkında kesin sonuçlar vermeyeceğini vurgulamak zorunda. Vaka raporları doğası gereği hipotez üretir; büyük hasta gruplarında doğrulanmaları gerekir. Buna karşın nadir klinik örnekler, özellikle biyolojik mekanizmalar konusunda güçlü sorular doğurabildiği için bilimsel değer taşır. Bu rapor da tam olarak bunu yapıyor: Koku alma sisteminin yokluğu, Parkinson’un ortaya çıkışını engellemiyorsa, hastalığın ilk tetikleyici süreçleri nerededir?</p>
<p>Bu soru, Lewy cisimciklerinin yayılımına ilişkin klasik modeller açısından da önem taşıyor. Koku kaybının Parkinson’da erken görülmesi, olfaktör yapılar üzerinden başlayan nöropatolojik bir süreci destekleyen bulgulardan biri olarak yorumlanıyordu. Ancak koku alma sistemi doğuştan bulunmayan bir bireyde Parkinson gelişmesi, bu modelin evrensel olmadığını gösteriyor. Bu da nörodejenerasyonun farklı kişilerde farklı biyolojik rotalar izleyebileceği olasılığını gündeme getiriyor.</p>
<p>Çalışmanın klinik açıdan bir diğer sonucu, Parkinson tanısında koku kaybının yararlılığını daha dikkatli yorumlama gereği olabilir. Koku azalması, toplum genelinde sık görülen ve yaşlanma, sinüzit, sigara kullanımı gibi birçok nedenle ortaya çıkabilen bir belirti. Buna <a href="https://oncology.com.tr/kandaki-nad-seviyeleri-sabit/" title="Kandaki NAD+ Düzeyi Yaş ve Yaşam Tarzına Rağmen Büyük Ölçüde Sabit Kaldı" data-wpan-internal-link="1">rağmen</a> nöroloji pratiğinde özellikle diğer prodromal bulgularla birlikte olduğunda anlam kazanıyor. Doğuştan anosmi gibi özel durumlar ise bu belirtecin yorumunu daha da karmaşık hale getiriyor.</p>
<p>Bilim insanları için bu vaka, koku sistemi ile nörodejenerasyon arasındaki ilişkinin tek yönlü ya da zorunlu bir bağlantı olmadığını hatırlatıyor. Parkinson’un yalnızca “koku kaybıyla başlayan” bir hastalık olarak görülmesi doğru değil; aksine, farklı başlangıç yollarına sahip heterojen bir bozukluk olduğu giderek daha net anlaşılıyor. Nadir ama dikkat çekici bu klinik tablo, hastalığın erken evrelerine dair araştırmalarda olfaktör yapılar dışında başka biyolojik işaretlerin de incelenmesi gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Sonuç olarak, olfaktör bulbusları doğuştan olmayan ve hiç koku almamış bir hastada Parkinson hastalığının gelişmesi, nörodejenerasyon <a href="https://oncology.com.tr/lyme-uzun-covid-hasta-secimi-sorunlari/" title="Lyme ve Uzun COVID Araştırmalarında Gözden Kaçan Sorun: Hasta Seçimi Bilimi Yavaşlatmış Olabilir" data-wpan-internal-link="1">araştırmalarında</a> alışılmış açıklamaları zorluyor. Bu tek vaka, hastalığın nedenini tek bir anatomik güzergâha indirgeme eğilimine temkinli yaklaşılması gerektiğini gösterirken, Parkinson’un başlangıç mekanizmalarını anlamak için daha geniş ve çok katmanlı biyolojik modellerin gerekli olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Parkinson’s disease and isolated congenital anosmia with absent olfactory bulbs</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Case report of Parkinson’s disease in isolated congenital anosmia with absent olfactory bulbs</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Brosse, S., Postuma, R.B., Shechter, Y. et al. Case report of Parkinson’s disease in isolated congenital anosmia with absent olfactory bulbs. npj Parkinsons Dis. (2026). https://doi.org/10.1038/s41531-026-01386-9</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dogustan-koku-kaybi-parkinson/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
