<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>King’s College London &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/kings-college-london/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 01:01:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>King’s College London &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ölümcül Glioblastoma İçin CAR-T Hücre Tedavisinde Çığır Açan Gelişme</title>
		<link>https://oncology.com.tr/olumcul-glioblastoma-icin-car-t-hucre-tedavisinde-cigir-acan-gelisme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/olumcul-glioblastoma-icin-car-t-hucre-tedavisinde-cigir-acan-gelisme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 01:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[CAR-T hücre tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[CAR-T tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[glioblastom]]></category>
		<category><![CDATA[glioblastoma]]></category>
		<category><![CDATA[GPNMB]]></category>
		<category><![CDATA[hedefe yönelik tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser immünolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser immünoterapisi]]></category>
		<category><![CDATA[King’s College London]]></category>
		<category><![CDATA[McMaster Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[nöro-onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tümör mikro çevresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/olumcul-glioblastoma-icin-car-t-hucre-tedavisinde-cigir-acan-gelisme/</guid>

					<description><![CDATA[King's College London ve McMaster Üniversitesi'nden araştırmacılar, ölümcül beyin tümörü glioblastomaya karşı CAR-T hücre tedavisinde yeni bir hedef molekül belirledi. GPNMB adı verilen bu molekül, hem kanser hücrelerinde hem de tümörü koruyan makrofajlarda bulunarak ikili bir saldırı imkanı sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern tıbbın en zorlu sınavlarından biri olan glioblastoma, beyin kanserleri arasında en ölümcül seyri izleyen tür olarak biliniyor. King&#8217;s College London ve Kanada&#8217;daki <a href="https://oncology.com.tr/glioblastom-tedavisinde-yeni-bir-donum-noktasi-tumoru-ve-enerji-kaynagini-ayni-anda-vuran-immunoterapi/" title="Glioblastom Tedavisinde Yeni Bir Dönüm Noktası: Tümörü ve Enerji Kaynağını Aynı Anda Vuran İmmünoterapi" data-wpan-internal-link="1">McMaster Üniversitesi</a>&#8216;nden araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışma, bağışıklık sistemi hücrelerini yeniden programlayarak bu agresif tümörle mücadelede umut verici bir yol açtı. Nature dergisinde yayımlanan araştırma, CAR-T hücre tedavisinin glioblastoma karşı etkinliğini artırmak için yeni bir hedef molekül belirledi: GPNMB.</p>
<p>Glioblastoma, beynin destek dokusundan kaynaklanan ve hızla büyüyen bir tümör. Klasik cerrahi yaklaşımlarla çıkarılmaya çalışılsa da, tümörün mikroskobik uzantıları sağlıklı beyin dokusuna yayıldığı için tam temizlik neredeyse imkansız. Ameliyat sonrası uygulanan radyoterapi ve kemoterapi, geride kalan kanser hücrelerini yok etmede sınırlı kalıyor; çünkü glioblastoma hücreleri olağanüstü bir çeşitlilik gösteriyor ve bağışıklık sistemini baskılayan bir mikro çevre oluşturuyor. Bu nedenle hastaların ortalama yaşam süresi tanıdan sonra yalnızca 12 ila 18 ay arasında seyrediyor ve beş yıllık sağkalım oranı yüzde 5&#8217;in altında kalıyor.</p>
<p>CAR-T (Kimerik Antijen Reseptör T-hücre) tedavisi, hastanın kendi T lenfositlerinin genetik olarak değiştirilerek kanser hücrelerini tanıyıp öldürecek şekilde donatılması esasına dayanıyor. Bu yenilikçi yöntem, kan kanserlerinin bazı türlerinde – özellikle akut lenfoblastik lösemi ve lenfomalarda – çarpıcı başarılar elde etmişti. Ancak aynı başarıyı katı tümörlere, özellikle de glioblastoma gibi karmaşık yapılı beyin tümörlerine taşımak ciddi engellerle karşılaştı. Tümörün bağışıklık sistemini felç eden mikro çevresi, CAR-T hücrelerinin etkisini kısa sürede zayıflatıyor ve hedef antijenin tümör hücrelerinde tutarlı biçimde bulunmaması tedaviyi başarısız kılabiliyordu.</p>
<p>Yeni araştırma, bu engelleri aşmak için hem glioblastoma hücrelerinde hem de tümörü besleyen ve koruyan tümör ilişkili makrofajlarda yoğun olarak bulunan GPNMB (Glikoprotein NMB) molekülünü hedef alıyor. Araştırma ekibi, GPNMB&#8217;yi tanıyan CAR-T hücreleri üreterek, laboratuvar ortamında ve hayvan modellerinde tümör büyümesini belirgin şekilde baskılamayı başardı. Bu ikili hedefleme stratejisi, tümörün hem doğrudan öldürülmesini hem de onu destekleyen hücrelerin ortadan kaldırılmasını sağladığı için önceki tek hedefli yaklaşımlardan çok daha etkili sonuç verdi.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkan bulgularından biri, GPNMB&#8217;nin glioblastoma hücrelerinin yanı sıra tümör mikro çevresindeki makrofajlarda da yüksek düzeyde ifade edilmesi. Makrofajlar normalde <a href="https://oncology.com.tr/bagisiklik-sisteminin-bilinmeyen-birimi-nadir-kok-t-hucreleri-kronik-hastaliklara-karsi-yeni-tedavilerin-kapisini-araliyor/" title="Bağışıklık Sisteminin Bilinmeyen Birimi: Nadir Kök T Hücreleri Kronik Hastalıklara Karşı Yeni Tedavilerin Kapısını Aralıyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sisteminin</a> savaşçı unsurlarıyken, glioblastoma içinde adeta “hain” bir rol üstlenerek tümörün büyümesine ve bağışıklık saldırısından kaçmasına yardımcı oluyor. GPNMB hedefli CAR-T hücreleri, bu hain makrofajları da yok ederek tümörün savunma kalkanını zayıflatıyor. Böylece hem doğrudan kanser hücreleri öldürülüyor hem de tümörün beslenme ve korunma mekanizmaları ortadan kaldırılıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, geliştirdikleri CAR-T hücrelerini farelere nakledilen insan glioblastoma modellerinde test etti. Sonuçlar, tedavi edilen hayvanlarda tümörlerin anlamlı ölçüde küçüldüğünü ve sağkalım süresinin uzadığını ortaya koydu. Dahası, bu CAR-T hücreleri beyin içindeki tümör dokusuna etkili biçimde ulaşabildi ve uzun süreli bir bağışıklık hafızası oluşturarak nüks etme riskini azalttı. Bu veriler, GPNMB hedefli CAR-T tedavisinin insanlarda klinik denemelere taşınması için güçlü bir bilimsel temel oluşturuyor.</p>
<p>Elbette bu bulguların insanlarda aynı başarıyı göstereceğini söylemek için henüz erken. Laboratuvar ve hayvan çalışmaları çoğu zaman umut verici görünen sonuçların klinik aşamada karşılık bulamadığı durumlara işaret ediyor. Yine de glioblastoma gibi seçeneklerin son derece kısıtlı olduğu bir hastalıkta, her bir rasyonel hedefleme stratejisi büyük önem taşıyor. GPNMB, özellikle hem tümör hücrelerinde hem de tümörü koruyan makrofajlarda aynı anda bulunması nedeniyle şimdiye kadar test edilen diğer antijenlere göre daha avantajlı bir konumda.</p>
<p>King&#8217;s College London ve McMaster Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen bu araştırma, kişiselleştirilmiş immünoterapinin sınırlarını genişleten bir adım olarak değerlendiriliyor. Eğer güvenlik ve etkinlik çalışmaları olumlu ilerlerse, GPNMB hedefli CAR-T hücreleri ilk defa doğrudan beyin tümörlerine uygulanan bir standart tedavi seçeneği haline gelebilir. Bu, hastalar için mevcut cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden ibaret kısıtlı silah deposuna yepyeni bir boyut kazandırabilir.</p>
<p>Öte yandan bilim insanları, glioblastomadaki moleküler çeşitliliğin tek bir hedefle aşılmasının zor olabileceğini de vurguluyor. Tümörün farklı bölgelerindeki hücrelerin antijen ifadesi değişiklik gösterebiliyor; bu nedenle gelecekteki araştırmalar birden fazla hedefi aynı anda vuran kombine CAR-T stratejilerine veya CAR-T&#8217;leri diğer immünoterapi ajanlarıyla birlikte kullanan yöntemlere odaklanabilir. Ayrıca beyin dokusunun hassas yapısı, aşırı bağışıklık yanıtına bağlı yan etkilerin dikkatle izlenmesini gerektiriyor.</p>
<p>Sonuç olarak, GPNMB hedefli CAR-T tedavisi glioblastoma karşı mücadelede yeni bir sayfa açıyor. Henüz klinik aşamaya geçmemiş olmasına rağmen, bu keşif bağışıklık sisteminin en saldırgan beyin tümörlerine karşı nasıl etkili bir silaha dönüştürülebileceğine dair güçlü bir kanıt sunuyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak insan denemeleri, bu yöntemin gerçek potansiyelini ortaya koyacak ve belki de binlerce hastanın kaderini değiştirecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> CAR-T cell therapy targeting GPNMB in glioblastoma tumor and tumor-associated macrophages</p>
<p><strong>Article Title:</strong> (Not provided in the original content)</p>
<p><strong>References:</strong><br />Nature (specific article details not provided)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Glioblastom, CAR-T tedavisi, beyin kanseri, immünoloji, kanser immünolojisi, tümör mikroçevresi, immünoterapi, makrofajlar, GPNMB, nöro-onkoloji, CAR-T hücre mühendisliği, King&#039;s College London, McMaster Üniversitesi</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/tumor-icinde-antikor-dagiliminin-sifresi-cozuldu-kanser-tedavisinde-yeni-bir-donem-basliyor/" data-wpan-internal-link="1">Tümör İçinde Antikor Dağılımının Şifresi Çözüldü: Kanser Tedavisinde Yeni Bir Dönem Başlıyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/olumcul-glioblastoma-icin-car-t-hucre-tedavisinde-cigir-acan-gelisme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kralın Koleji’nden Antibiyotik Direncini Aşmaya Yönelik Kimyasal Tasarım Hamlesi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/antibiyotik-direncini-kiran-kimyasal-tasarim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/antibiyotik-direncini-kiran-kimyasal-tasarim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 11:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik direnci]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik molekülü]]></category>
		<category><![CDATA[bakteriyel efflux pompası]]></category>
		<category><![CDATA[bakteriyel enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu ilaç direnci]]></category>
		<category><![CDATA[direnç kırıcı stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[efflux pompaları]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal modifikasyon]]></category>
		<category><![CDATA[King’s College London]]></category>
		<category><![CDATA[medikal kimya]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler ilaç tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/antibiyotik-direncini-kiran-kimyasal-tasarim/</guid>

					<description><![CDATA[King’s College London araştırmacılarının ERB adlı yeni moleküler tasarımı, antibiyotiklerin bakteriler tarafından hücre dışına atılmasını azaltarak dirençle mücadelede önemli bir adım atıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antibiyotik direnci, modern tıbbın en zorlu sorunlarından biri olmaya devam ederken, Londra’daki King’s College araştırmacılarının geliştirdiği yeni bir moleküler yaklaşım bu alanda dikkat çekici bir yön değişimine işaret ediyor. “Efflux Resistance Breaker” ya da kısaca ERB olarak adlandırılan bu yöntem, bakterilerin ilaçları hücre dışına atarak etkisizleştirme stratejisini doğrudan hedef almak yerine, antibiyotik molekülünün kendisini yeniden tasarlıyor. Böylece ilacın bakterinin içinde daha uzun süre kalması ve etkili düzeye ulaşması amaçlanıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın önemi, antibiyotik direncinin yalnızca tek bir mekanizmaya dayanmadığını gösteren daha geniş bilimsel tabloyla da yakından ilişkili. Bakteriler, kendilerini antibiyotiklerin öldürücü etkilerinden korumak için farklı savunma yolları geliştirebiliyor. Bunlardan en iyi bilinenlerinden biri, hücre zarına gömülü özel protein kompleksleri olan efflux pomplarıdır. Bu pompalar, antibiyotik moleküllerini hücre içine girmelerine fırsat vermeden ya da yeterli seviyeye ulaşmalarını engelleyerek dışarı atar. Sonuçta ilaç varlığını sürdürse bile bakterinin içinde terapötik etki yaratacak yoğunluk oluşmaz.</p>
<p>Geleneksel direnç kırma stratejileri, çoğunlukla antibiyotiklerle birlikte kullanılan ayrı efflux pompu inhibitörlerine dayanıyordu. Teorik olarak bu kombinasyonlar, antibiyotiğin dışarı atılmasını azaltabilir. Ancak pratikte bu yaklaşımın önemli sınırlamaları bulunuyor. Ek bileşenler, toksisite riskini artırabilir; vücuttaki dağılım ve metabolizma süreçlerini karmaşıklaştırabilir; ayrıca bakteriler zaman içinde inhibitörlere karşı da direnç geliştirebilir. Bu nedenle, sorunu molekül düzeyinde çözebilecek daha sade ve doğrudan tasarımlar uzun süredir araştırmacıların gündemindeydi.</p>
<p>ERB konsepti tam da bu noktada farklılaşıyor. King’s College London ekibinin geliştirdiği yaklaşımda direnç kırıcı özellik, harici bir yardımcı ilaç olarak değil, antibiyotiğin kimyasal yapısına işleniyor. Bu ince ama işlevsel değişiklik, bakterinin efflux pompaları tarafından tanınma ve dışarı atılma olasılığını azaltmayı hedefliyor. Başka bir ifadeyle, antibiyotik molekülü bakterinin savunma sistemini daha zor aşılabilir bir hedef haline getiriliyor; böylece hücre içinde birikim artabiliyor.</p>
<p>Bilimsel açıdan bu, antibiyotik tasarımında “rasyonel ilaç geliştirme” anlayışının bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Rasyonel tasarım, bir ilacın moleküler özelliklerini hedef biyolojik mekanizmaya göre yeniden şekillendirmeyi amaçlar. ERB yaklaşımında da amaç, mevcut antibiyotik sınıflarının etkisini güçlendirmekten çok, onların bakteriyel savunma sistemleriyle olan etkileşimini yeniden düzenlemek. Bu, özellikle mevcut tedavilere yanıt vermeyen ya da zayıf yanıt veren enfeksiyonlar açısından önem taşıyabilir.</p>
<p>Antibiyotik direncinin küresel sağlık yükü dikkate alındığında, bu tür yeniliklerin neden yakından izlendiği daha net anlaşılıyor. Dirençli bakteriler nedeniyle standart tedavilerin başarısız olması, hastane yatışlarını uzatabiliyor, <a href="https://oncology.com.tr/membranoz-nefropatide-rituksimab-biyobenzer/" title="Membranöz Nefritte B Hücre Hedefli Tedavi İçin Ucuz Bir Alternatif Gündemde" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> seçeneklerini daraltabiliyor ve klinik yönetimi daha güç hale getirebiliyor. Bu nedenle yeni antibiyotik keşiflerinin yanı sıra, mevcut moleküllerin daha akıllı biçimde yeniden tasarlanması da son yıllarda araştırma gündeminde öne çıkıyor. ERB <a href="https://oncology.com.tr/tug-testi-egzersiz-kirmganlik-azaltma/" title="Kıdemli Yaşta Kırılganlığa Karşı Yeni Egzersiz Yaklaşımı Umut Verdi" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, tam da bu ikinci eksende yer alıyor.</p>
<p>Yine de bu gelişmenin klinik bir çözüme dönüştürülmesi için dikkatli bir değerlendirme gerekiyor. Bir laboratuvar düzeyinde veya erken aşama ilaç tasarımında umut verici görünen her yöntem, insan kullanımına uygun hale gelene kadar bir dizi güvenlik, etkinlik ve üretim basamağından geçmek zorundadır. Antibiyotiklerin yalnızca bakterilere karşı güçlü olması yetmez; <a href="https://oncology.com.tr/kalbin-sag-sol-karincik-dayanikliligi/" title="Kalbin Sağ ve Sol Karıncıkları Kardiyak Arrest Sırasında Aynı Tepkiyi Vermiyor" data-wpan-internal-link="1">aynı</a> zamanda insan vücudunda güvenli, öngörülebilir ve yeterince kararlı olmaları gerekir. ERB’nin bu gereklilikleri ne ölçüde karşılayacağı, sonraki geliştirme aşamalarında netleşecek.</p>
<p>Bununla birlikte, ayrı bir efflux inhibitörüne ihtiyaç duymadan antibiyotiğin kendi yapısı üzerinden direnç mekanizmasını aşma fikri, ilaç geliştirme literatüründe önemli bir kavramsal ilerleme olarak görülüyor. Böyle bir tasarım, teorik olarak tedavi rejimlerini sadeleştirebilir ve yardımcı bileşenlere bağlı istenmeyen etkileri azaltabilir. Ayrıca bakterilerin sadece dışarıdan eklenen bir inhibitöre odaklanarak geliştirebileceği kaçış yollarını da daraltabilir. Bu nedenle ERB, antibiyotik direncine karşı mücadelede moleküler mühendisliğin daha rafine bir örneği olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Çalışmanın Journal of Medicinal Chemistry’de yayımlanmış olması da, yaklaşımın ilaç kimyası ve antibiyotik tasarımı alanındaki akademik ilgisini güçlendiriyor. Ancak bilim insanları açısından asıl kritik nokta, bu tür fikirlerin laboratuvar başarısından gerçek dünya kullanımına uzanan uzun yolu güvenle tamamlayıp tamamlayamayacağıdır. Şimdilik ERB, çoklu ilaca dirençli bakterilere karşı mücadelede yeni bir umut penceresi açan yenilikçi bir tasarım prensibi olarak değerlendiriliyor. Antibiyotik çağının sonuna gelindiği yönündeki kaygıların arttığı bir dönemde, bu tür stratejiler mevcut tedavilerin ömrünü uzatabilecek ve yeni nesil ilaç geliştirme çalışmalarına yön verebilecek nitelikte görünüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Antibiotic resistance mechanisms and drug design innovation</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Innovative ‘Efflux Resistance Breaker’ Technology Enhances Antibiotic Efficacy Against Drug-Resistant Bacteria</p>
<p><strong>References:</strong><br />Journal of Medicinal Chemistry (publication of the study)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Antibiyotikler, Antimikrobiyal direnç, Effluks pompaları, İlaç direnci, Tıbbi kimya, Antibiyotik yeniden tasarımı, Effluks Direnç Kırıcı, İlaç geliştirme, Bakteriyel enfeksiyonlar, Effluks pompası inhibitörleri, Rasyonel ilaç tasarımı, Klinik geliştirme</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/antibiyotik-direncini-kiran-kimyasal-tasarim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
