<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kemik iliği nakli &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/kemik-iligi-nakli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Jun 2026 02:34:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>kemik iliği nakli &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HKU Araştırmacılarından FLT3-İlişkili Lösemide Relapsı Azaltmayı Hedefleyen Yeni İlaç Eşleşmesi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/flt3-mutasyonlu-aml-yeni-tedavi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/flt3-mutasyonlu-aml-yeni-tedavi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 02:34:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[FLT3 mutasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hedefe yönelik kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik iliği nakli]]></category>
		<category><![CDATA[kombinasyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Omacetaxine Mepesuccinate]]></category>
		<category><![CDATA[Quizartinib]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/flt3-mutasyonlu-aml-yeni-tedavi/</guid>

					<description><![CDATA[HKUMed araştırmacıları, FLT3 mutasyonlu AML hastalarında Quizartinib ve Omacetaxine Mepesuccinate kombinasyonuyla relaps riskini azaltmayı ve kemik iliği nakli imkanlarını genişletmeyi hedefliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hong Kong Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (HKUMed) araştırmacılar, akut miyeloid lösemi (AML) tedavisinde özellikle kötü seyirle ilişkilendirilen FLT3 mutasyonlu hastalar için dikkat çekici bir kombinasyon yaklaşımı geliştirdi. QUIZOM adı verilen bu strateji, FLT3’ü hedefleyen Quizartinib ile protein sentezini baskılayan Omacetaxine Mepesuccinate’i bir araya getiriyor. Ekip, bu ikili tedavinin lösemik hücre çoğalmasını baskılarken <a href="https://oncology.com.tr/melanom-t-hucreleri-dendritik-isbirligi/" title="Melanom Tümörlerinde Bağışıklık Hücreleri Arasındaki Gizli İşbirliği Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> yanıtını güçlendirebildiğini ve bazı hastalarda tam remisyon oranlarını kayda değer biçimde yükselttiğini bildirdi.</p>
<p>AML, kemik iliğinde hızla çoğalan olgunlaşmamış miyeloid hücrelerle seyreden agresif bir kan kanseri olarak biliniyor. Hastalık, klinik açıdan son derece değişken olsa da FLT3 genindeki mutasyonlar, özellikle internal tandem duplication yani ITD tipi değişiklikler, uzun süredir daha yüksek relaps riski ve daha kötü sonuçlarla bağlantılı kabul ediliyor. Literatürde FLT3 mutasyonlarının AML vakalarının yaklaşık üçte birinde görülebildiği belirtiliyor. Bu nedenle FLT3, modern lösemi tedavisinde en yoğun araştırılan hedeflerden biri olmaya devam ediyor.</p>
<p>Ancak bugüne kadar geliştirilen FLT3 inhibitörleri, bazı hastalarda başlangıçta etkili olsa da çoğu zaman yanıtın kalıcılığı sınırlı kaldı. Minimal rezidüel hastalık olarak adlandırılan, tedavi sonrası görünürde saptanamayacak kadar az kalan lösemik hücreler zamanla yeniden çoğalarak hastalığın geri dönmesine yol açabiliyor. HKUMed ekibinin üzerinde çalıştığı yeni kombinasyonun ana vaadi de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Sadece kısa süreli baskılama değil, daha derin ve daha dayanıklı bir hastalık kontrolü sağlamak.</p>
<p>Araştırmanın merkezinde yer alan Quizartinib, FLT3 sinyal yolunu güçlü biçimde inhibe eden hedefe yönelik bir ilaç olarak öne çıkıyor. Omacetaxine Mepesuccinate ise hücrelerin protein üretim mekanizmasını baskılayarak kanser hücrelerinin yaşamsal süreçlerini zorlaştırıyor. İki ilacın <a href="https://oncology.com.tr/kirsal-yaslilarda-kronik-hastalik-aglari/" title="Kırsal Yaşlılarda Birlikte Seyreden Hastalıkların Haritası Çıkarıldı" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> kullanımı, araştırmacılara göre tek başına her bir ajanın sağlayabileceğinden daha güçlü bir etki oluşturuyor. Bu sinerjinin, lösemik hücrelerin büyümesini durdurmanın yanı sıra bağışıklık sisteminin hastalığı tanıma ve temizleme kapasitesini destekleyebileceği belirtiliyor.</p>
<p>HKUMed’de Hematoloji Kürsü Profesörü olan Anskar Leung Yu-hung’un öncülük ettiği ekip, bu yaklaşımı ileri evre klinik değerlendirme çerçevesine taşıdı. Phase II düzeyindeki çalışma, FLT3-ITD mutasyonlu AML hastalarında tedavinin etkinliğini ve güvenilirliğini incelemeyi amaçladı. Araştırmada bildirilen en dikkat çekici sonuçlardan biri, bileşik tam remisyon oranının yaklaşık yüzde 83’e ulaşması oldu. Bu oran, FLT3-mutasyonlu yüksek riskli hasta grubunda relapsın azaltılması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışmanın klinik değeri yalnızca remisyon oranlarıyla sınırlı değil. AML tedavisinde sağlanan iyi bir yanıt, bazı hastaların kemik iliği nakline ulaşabilmesi için kritik bir köprü görevi görebiliyor. Özellikle yüksek riskli vakalarda allojenik hematopoietik kök hücre nakli, uzun süreli hastalık kontrolü için önemli bir seçenek olarak görülüyor. Ancak nakil kararı çoğu zaman hastalığın ne kadar baskılanabildiğine ve hastanın tedaviye ne ölçüde yanıt verdiğine bağlı. Bu nedenle QUIZOM gibi kombinasyonlar, yalnızca doğrudan lösemiyi hedeflemekle kalmayıp nakil fırsatlarını da artırabilecek potansiyele sahip.</p>
<p>Bilim insanları, yeni rejimin önemini değerlendirirken temkinli bir dil kullanıyor. Çünkü faz II verileri umut verici olsa da bu tür sonuçların daha geniş hasta gruplarında doğrulanması gerekiyor. Ayrıca AML biyolojisi son derece karmaşık; aynı mutasyon taşıyan hastalar bile tedaviye farklı yanıtlar verebiliyor. Genetik arka plan, hastalığın alt tipi, ek direnç mekanizmaları ve hastanın genel sağlık durumu, sonuçları etkileyebilen başlıca faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p>Buna karşın QUIZOM yaklaşımı, hedefe yönelik tedavi ile hücresel baskılama stratejisinin birleştirilmesinin mantıklı ve bilimsel olarak güçlü bir örneği olarak görülüyor. FLT3 sinyali kanser hücrelerinin büyümesini desteklerken, protein sentezinin engellenmesi bu hücrelerin strese uyum sağlama kapasitesini azaltabiliyor. İki mekanizmanın birlikte çalışması, rezidüel hastalık yükünü azaltma ve direnç gelişimini geciktirme açısından teorik bir avantaj sunuyor.</p>
<p>HKUMed bulguları, AML tedavisinde “tek hedefe tek ilaç” yaklaşımının ötesine geçme eğilimini de yansıtıyor. Son yıllarda hematolojik kanserlerde kombinasyon tedavileri daha fazla ilgi görürken amaç, hem etkinliği artırmak hem de ilaca direnç oluşumunu sınırlamak oldu. Bu çalışma, FLT3-mutasyonlu AML alt grubunda bu yaklaşımın klinik olarak anlamlı sonuçlar üretebileceğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Yine de uzmanlar, <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-gurultu-azaltma-ilerleyis/" title="Parkinson’s’ta Gürültü Azaltımı, Erken Dönem İlerleyişte Gizli Farkları Ortaya Çıkardı" data-wpan-internal-link="1">erken dönem</a> umut verici verilerin hastalar için kesin bir klinik vaat anlamına gelmediğini vurgulamaya devam edecektir. Tedavi seçeneklerinin gerçek yerini belirlemek için daha büyük, karşılaştırmalı ve uzun izlemli çalışmalara ihtiyaç var. Buna rağmen HKUMed’in ortaya koyduğu sonuçlar, özellikle relaps riski yüksek FLT3-ITD AML hastalarında daha etkili, daha kalıcı ve nakle köprü kurabilen tedavilere doğru önemli bir adım olarak dikkat çekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Not applicable</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Quizartinib and omacetaxine mepesuccinate combination therapy in FLT3-ITD AML: a phase II trial</p>
<p><strong>References:</strong><br />Nature Communications, Volume 17, Article number: 71186 (2026)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Akut Myeloid Lösemi, FLT3 Mutasyonu, Quizartinib, Omacetaksin Mepesüksinat, Kombinasyon Tedavisi, Hematopoietik Kök Hücre Nakli, İlaç Direnci, PLD1 İnhibitörü, Çoklu omik, İmmünoterapi, Lösemik Kök Hücreler</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/flt3-mutasyonlu-aml-yeni-tedavi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johns Hopkins’ten Kan Hastalıklarında Donör Sınırını Genişleten Kemik İliği Nakli Başarısı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kemik-iligi-nakli-orak-hucre-talasemi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kemik-iligi-nakli-orak-hucre-talasemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 20:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[fertilite koruma]]></category>
		<category><![CDATA[haploidentik donör]]></category>
		<category><![CDATA[Johns Hopkins araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[kan hastalıkları tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik iliği nakli]]></category>
		<category><![CDATA[orak hücre hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[talasemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kemik-iligi-nakli-orak-hucre-talasemi/</guid>

					<description><![CDATA[Johns Hopkins araştırmacıları, orak hücre hastalığı ve talasemi için düşük yoğunluklu haploidentik donörlü kemik iliği nakliyle yüksek başarı ve üreme sağlığını koruyan sonuçlar elde etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Johns Hopkins Kimmel Kanser Merkezi’nde geliştirilen yeni bir kemik iliği nakli yaklaşımı, orak hücre hastalığı ve talasemisi olan hastalar için <a href="https://oncology.com.tr/oligometastatik-prostat-kanseri-tedavi/" title="Sınırlı Yayılım, Yeni Tedavi Penceresi: Prostat Kanserinde Oligometastatik Dönüşüm" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> olanaklarını dikkat çekici biçimde genişletiyor. Hakemli dergi <em>Blood Advances</em>’ta yayımlanan sonuçlar, azaltılmış yoğunlukta hazırlama rejimi ve yarı uyumlu, yani haploidentik donörlerin kullanıldığı protokolün, uzun dönem takipte yüksek başarılı yerleşme oranları ve düşük reddedilme riskiyle ilişkilendiğini gösteriyor. Çalışma, ayrıca üreme sağlığını koruma açısından da umut verici bulgular içeriyor.</p>
<p>Orak hücre hastalığı, hemoglobin genindeki kalıtsal bir değişiklik nedeniyle kırmızı kan hücrelerinin normal yuvarlak yapılarını kaybedip orak biçimini almasıyla ortaya çıkıyor. Bu şekil bozukluğu, hücrelerin damar içinde rahat akmasını engelliyor ve tekrarlayan ağrı krizleri, damar tıkanıklığı, inme ve kemik dokusunda oksijensiz kalmaya bağlı hasar gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Talasemi ise hemoglobin üretimindeki bozukluk nedeniyle ağır anemiye neden olan başka bir kalıtsal kan hastalığı olarak biliniyor. Her iki hastalık da yaşam boyu süren bakım gereksinimi, organ hasarı riski ve yaşam kalitesi üzerindeki ağır etkileri nedeniyle önemli bir halk sağlığı yükü oluşturuyor.</p>
<p>Kemik iliği nakli, bu hastalıklar için potansiyel olarak iyileştirici bir seçenek olarak kabul edilse de, geçmişte uygun donör bulmanın zorluğu ve hazırlık tedavilerinin toksisitesi nedeniyle yaygın biçimde uygulanamıyordu. Johns Hopkins ekibinin geliştirdiği yeni protokolün öne çıkan yönü, hastaların bağışıklık sistemini nakli kabul edecek düzeye indirecek kadar etkili ama klasik yöntemlere kıyasla daha düşük yoğunlukta bir hazırlama şeması kullanması. Bu yaklaşım, hastaların ağır yan etkilere maruz kalma riskini azaltmayı amaçlıyor.</p>
<p>Çalışmada, çocukluktan erken yetişkinliğe kadar uzanan yaş grubunda toplam 43 hasta uzun dönem sonuçlarıyla değerlendirildi. Hastaların bir kısmı tam uyumlu genetik donörlerden, bir kısmı ise genellikle anne, baba, kardeş ya da yakın akrabalar gibi yarı uyumlu haploidentik donörlerden kemik iliği aldı. Haploidentik nakillerin önemli avantajı, uygun tam eşleşmiş donör bekleyen hasta sayısını azaltabilmesi ve böylece tedaviye erişimi genişletebilmesi. Özellikle nadir doku uyumu gerektiren durumlarda bu strateji, pratik bir çözüm sunuyor.</p>
<p>Araştırmacılar, hazırlama aşamasında düşük yoğunluklu bir kemoterapi rejimini toplam vücut ışınlamasıyla birleştirdi. Bu kombinasyon, bağışıklık baskılamasını dikkatli şekilde dengeleyerek greft reddini önlemeyi ve nakledilen hücrelerin kemik iliğinde kalıcı olarak yerleşmesini sağlamayı hedefliyor. Çalışmada bildirilen uzun dönem başarı oranları, yöntemin yalnızca kısa vadeli <a href="https://oncology.com.tr/siroz-karaciger-kanseri-portal-hipertansiyon/" title="Karaciğer Sadece Tümörle Değil Basınçla da Konuşuyor: Siroz ve Kanserde Yeni Bakış" data-wpan-internal-link="1">değil</a>, kalıcı iyileşme açısından da güçlü bir potansiyel taşıdığını düşündürüyor. Haberle birlikte öne çıkan yaklaşık yüzde 95’lik başarı oranı, özellikle bu zor hasta grubunda klinik açıdan kayda değer bir eşik olarak görülüyor.</p>
<p>Bilim insanları için bir diğer dikkat çekici başlık, graft-versus-host hastalığı olarak bilinen ve nakledilen bağışıklık hücrelerinin alıcının dokularına saldırmasıyla gelişen komplikasyonun kontrolü oldu. Nakil alanında uzun süredir en büyük sorunlardan biri olan bu durum, hem yaşamı tehdit edebiliyor hem de hastanın iyileşme sürecini uzatabiliyor. Johns Hopkins protokolü, bağışıklık baskılamayı ve donör seçimini yeniden yapılandırarak bu riskin daha yönetilebilir hale geldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışmanın umut verici bir yönü de fertilite korumasıyla ilişkili sonuçlar oldu. Kemik iliği naklinde kullanılan yoğun kemoterapi ve ışınlama, özellikle genç hastalarda doğurganlık üzerinde kalıcı hasar bırakabiliyor. Ancak bu çalışmada kullanılan daha düşük yoğunluklu yaklaşım, üreme sağlığını koruma açısından daha elverişli bir profil sunabilir. Araştırmacılar bu noktada temkinli bir dil kullanıyor; yine de elde edilen veriler, çocukluk ve genç erişkinlik dönemindeki hastalarda yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini ve gelecekteki aile kurma olasılıklarını da dikkate alan bir tedavi tasarımının mümkün olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlar, haploidentik donörlerin devreye girmesiyle birlikte kemik iliği naklinin erişim haritasının değişebileceğini belirtiyor. Özellikle Afrika kökenli Amerikalılar başta olmak üzere, orak hücre hastalığının daha sık görüldüğü topluluklarda tam uyumlu donör bulmak çoğu zaman güç olabiliyor. Yarı uyumlu aile donörlerinin kullanılabilmesi, bu yapısal engeli azaltarak daha fazla hastanın iyileştirici tedaviye ulaşmasının önünü açabilir.</p>
<p>Yine de bu bulguların, naklin her hasta için standart seçenek haline geldiği anlamına gelmediği vurgulanıyor. Kemik iliği nakli hâlâ ciddi riskler taşıyan ileri düzey bir işlem ve hasta seçimi, merkez deneyimi, donör uyumu, organ hasarı durumu ve genel sağlık hali gibi birçok değişkene bağlı. Buna rağmen Johns Hopkins ekibinin verileri, orak hücre hastalığı ve talasemi tedavisinde daha güvenli, daha erişilebilir ve daha koruyucu bir nakil modeline doğru önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışmanın destekçiler arasında NIH hibeleri ve Maryland Stem Cell Research Fund’ın yer alması, hücre temelli tedavilerin klinik uygulamaya aktarılmasında uzun soluklu kamu desteğinin önemini de hatırlatıyor. Hemoglobin bozukluklarına bağlı bu ağır hastalıklarda, tedavi başarısını yalnızca sağkalım <a href="https://oncology.com.tr/tumor-mikrocevresi-kan-testi/" title="Mayo ve Stanford’dan Kan Üzerinden Tümör Çevresini Okuyan İlk Yaklaşım" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> değil; ağrı kontrolü, donör erişimi, yan etki yükü ve fertilite gibi çok boyutlu sonuçlarla değerlendiren bu yaklaşım, gelecekteki nakil stratejilerine yön verebilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Bone marrow transplantation for sickle cell disease and thalassemia using reduced-intensity conditioning and haploidentical donors with fertility preservation outcomes.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Not specified in content.</p>
<p><strong>References:</strong><br />Supported by NIH grants P01-CA225618, P01-CA015396, and P30-CA006973-59; Maryland Stem Cell Research Fund.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kemik iliği nakli, orak hücre hastalığı, talasemi, haploidentik donör, azaltılmış yoğunlukta kondüsyonlama, total vücut ışınlaması, greft-versus-konak hastalığı, fertilite korunması, engraftman, immünsüpresyon, kronik ağrı, hemoglobinopati</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kemik-iligi-nakli-orak-hucre-talasemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
