<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karolinska Institutet &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/karolinska-institutet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 17:13:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>Karolinska Institutet &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tek Doz Psilosibin, Depresyonda Hızlı ve Kalıcı İyileşme Sinyalleri Verdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/tek-doz-psilosibin-depresyon-iyilesme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/tek-doz-psilosibin-depresyon-iyilesme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 17:13:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[faz 2 klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[Karolinska Institutet]]></category>
		<category><![CDATA[majör depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[psikedelik tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[psilosibin]]></category>
		<category><![CDATA[Pskikedelik tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/tek-doz-psilosibin-depresyon-iyilesme/</guid>

					<description><![CDATA[Karolinska Institutet’te yapılan faz 2 klinik çalışma, tek doz psilosibinin orta ve ağır depresyonda hızlı ve uzun süreli iyileşme sağladığını gösterdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsveç’teki Karolinska Institutet’te yürütülen yeni bir klinik çalışma, psilosibinin depresyon tedavisinde uzun süredir tartışılan potansiyeline güçlü bir katkı sundu. JAMA Network Open’da yayımlanan randomize ve çift kör faz 2 araştırma, “sihirli mantarlar”da bulunan psikoaktif bileşiğin tek bir oral dozunun, orta ile ağır düzeyde tekrarlayan depresyon yaşayan kişilerde semptomları günler içinde azaltabildiğini ve bu etkinin birkaç ay boyunca sürebildiğini gösterdi.</p>
<p>Çalışma, psilosibinin yalnızca kanserle ilişkili distres ya da tedaviye dirençli depresyon gibi dar bir hasta grubunda değil, klinikte daha sık görülen majör depresyon tablolarında da araştırılması açısından önem taşıyor. Araştırmacılar, bu yönüyle çalışmanın psychedelic destekli tedavilerin depresyon alanındaki olası kullanım alanını genişlettiğini belirtiyor. Bulgular kesin bir tedavi iddiası anlamına gelmese de, mevcut antidepresan stratejilere kıyasla çok daha hızlı bir etki penceresine işaret etmesi nedeniyle dikkat çekiyor.</p>
<p>Depresyon, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve iş gücü kaybı, sosyal işlevsellikte azalma ve yüksek sağlık yüküyle ilişkilendirilen yaygın bir ruh sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Klinik uygulamada en sık kullanılan ilaç gruplarından biri olan seçici serotonin geri alım inhibitörleri, yani SSRI’lar, birçok hastada yarar sağlasa da etki başlangıcı genellikle haftalar sürüyor. Ayrıca her hastada yeterli yanıt alınmıyor ve bazı kişilerde istenmeyen yan etkiler nedeniyle tedavi uyumu zorlaşabiliyor. Bu nedenle, daha hızlı ve farklı mekanizmalarla çalışan seçeneklere duyulan ihtiyaç uzun zamandır vurgulanıyor.</p>
<p>Psilosibin bu noktada bilimsel merak uyandıran bir molekül olarak öne çıkıyor. Vücutta psilosin’e dönüşen bu bileşik, beyindeki serotonin sistemini etkileyerek algı, duygu durum ve bilişsel işleme süreçlerini değiştirebiliyor. Son yıllarda yapılan deneysel çalışmalar, psikedelik maddelerin <a href="https://oncology.com.tr/otizm-alt-tipleri-beyin-aglari/" title="Beyin Ağlarının İmzası, Otizmin Alt Tiplerini Ayırabilir: Türler Arası Yeni Haritalama" data-wpan-internal-link="1">beyin</a> ağlarında geçici <a href="https://oncology.com.tr/yasli-bakiminda-pepper-robotu-etik/" title="Pepper Vakası: Yaşlı Bakımında Sosyal Robotların Etik Sınırları Yeniden Tartışılıyor" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> düzenlenmelere yol açabileceğini ve nöroplastisiteyle ilişkili süreçleri etkileyebileceğini düşündürüyor. Ancak bu biyolojik gözlemler, klinik faydanın hangi hastalarda, hangi dozda ve hangi güvenlik koşullarında ortaya çıkacağını belirlemek için tek başına yeterli değil. Karolinska ekibinin çalışması da tam olarak bu klinik sorulara yanıt arıyor.</p>
<p>Araştırmaya 20 ile 65 yaş arasında, orta ile ağır düzeyde depresyonu doğrulanmış 35 katılımcı dahil edildi. Katılımcılar rastgele biçimde iki gruba ayrıldı; bir grup tek doz 25 miligram psilosibin alırken, diğer grup aktif plasebo olarak niasin kullandı. Niasin, psilosibin benzeri bir psikolojik deneyim yaratmamakla birlikte vücutta hissedilebilir bir etki oluşturabildiği için, çift kör tasarımda karşılaştırma amacıyla tercih edildi. Bu yaklaşım, beklenti etkisini azaltmak ve <a href="https://oncology.com.tr/covid19-tocilizumab-sarilumab-karsilastirma/" title="COVID-19’da İki IL-6 İlacının Karşılaştırması Gerçek Dünya Verileriyle Netleşiyor" data-wpan-internal-link="1">gerçek</a> ilaç etkisini daha güvenilir biçimde değerlendirmek için önem taşıyor.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönü, iyileşme sinyallerinin hızlı ortaya çıkması oldu. Psilosibin verilen katılımcılarda depresif belirtilerin birkaç gün içinde belirgin biçimde hafiflediği, ardından bu etkinin aylar boyunca sürdüğü bildirildi. Araştırmacılar, çalışmanın bir faz 2 denemesi olduğunu ve bu nedenle sonuçların daha büyük, daha uzun ve farklı hasta gruplarını kapsayan araştırmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor. Yine de bu bulgular, psilosibinin klasik antidepresanlarla kıyaslandığında alışılmadık derecede kısa sürede etki gösterebileceği fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>Uzmanlara göre psilosibinin olası avantajı sadece hızından ibaret değil. Tek dozla elde edilen etkinin haftalar yerine günler içinde başlaması, özellikle ağır semptomlar yaşayan ve hızlı rahatlamaya ihtiyaç duyan hastalar açısından klinik değer taşıyabilir. Bununla birlikte, psikiyatrik tedavide hız tek başına yeterli bir ölçüt değil. Güvenlik, tolerabilite, psikolojik destek gereksinimi, uygun hasta seçimi ve uzun vadeli sonuçlar da aynı derecede önemli. Psikedelik maddeler her birey için uygun olmayabilir ve kontrollü klinik çerçeve dışındaki kullanım ciddi riskler doğurabilir.</p>
<p>Bu nedenle araştırmacılar, psilosibin temelli yaklaşımın rutin klinik uygulamaya geçmeden önce daha kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç duyduğunu hatırlatıyor. Çalışmanın erken aşama doğası nedeniyle, etkinin büyüklüğü, hangi hastaların en çok yarar gördüğü, yeniden dozlamaya ihtiyaç olup olmadığı ve olası yan etkilerin sıklığı gibi soruların yanıtı henüz net değil. Ayrıca psilosibin destekli tedavinin yalnızca farmakolojik bir müdahale değil, çoğu protokolde psikolojik hazırlık ve izlem gerektiren bir süreç olduğu da göz önünde bulundurulmalı.</p>
<p>Yine de Karolinska Institutet çalışması, depresyon tedavisinde uzun süredir baskın olan “haftalar içinde etki eden ilaç” modeline alternatif bir yolun mümkün olabileceğini gösteren önemli veriler sunuyor. Bilim insanları için bu, psikedeliklerin ruh sağlığı alanındaki rolünü yeniden değerlendirme çağrısı niteliğinde. Hastalar içinse, henüz deneysel aşamada olsa da, depresyonun daha hızlı ve farklı bir biyolojik yolla hafifletilebileceğine dair temkinli bir umut anlamına geliyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde daha geniş örneklemli ve farklı klinik merkezlerde yürütülecek çalışmalar, psilosibinin majör depresyon tedavisinde gerçekten ne kadar etkili ve güvenli olduğunu daha net ortaya koyacak. Şimdilik mevcut bulgular, bu bileşiğin tek dozla dahi dikkat çekici bir antidepresan etki potansiyeli taşıdığını gösteriyor; ancak bilimsel ihtiyat, bu umudun klinik gerçeğe dönüşmesi için hâlâ vazgeçilmez olmaya devam ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Acute and Late Effects of Psilocybin on Symptoms in Major Depression: a randomised clinical trial</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Depresyon, Psilosibin, Psişikodelik Terapi, Klinik Araştırma, Majör Depresyon, Hızlı Antidepresan Etkiler, Nöroplastisite, Psikiyatrik Bozukluklar, Ruh Sağlığı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/tek-doz-psilosibin-depresyon-iyilesme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karolinska Araştırması, Düşük Doz Endoksifenin Meme Yoğunluğunu Azaltabileceğini Gösterdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 02:06:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[düşük doz tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[endoksifen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Karolinska Institutet]]></category>
		<category><![CDATA[kemoprevensiyon]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri riski]]></category>
		<category><![CDATA[meme yoğunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[tamoksifen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/</guid>

					<description><![CDATA[Karolinska Institutet'in çalışması, düşük doz endoksifenin meme yoğunluğunu azaltarak meme kanseri riskini düşürmede etkili ve yan etkileri minimal bir seçenek olduğunu ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsveç’teki Karolinska Institutet’ten gelen yeni bulgular, meme kanseri riskini azaltmaya yönelik araştırmalarda dikkat çekici bir alternatifin kapısını araladı. Araştırmacılar, tamoksifenin vücutta oluşan en güçlü aktif metaboliti olan endoksifenden çok düşük dozlarda verilen oral tedavinin, mamografide ölçülen meme yoğunluğunu anlamlı biçimde azaltabildiğini bildirdi. Journal of the National Cancer Institute’de yayımlanan çalışma, özellikle tarama görüntülemesinde daha yoğun meme dokusuna sahip ve buna bağlı olarak daha yüksek risk grubunda yer alabilen kadınlar açısından önemli bir bilimsel gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Meme yoğunluğu, mamografide fibroglandüler dokunun yağ dokusuna oranını ifade ediyor ve hem görüntüleme hassasiyetini hem de meme kanseri riskini etkileyebiliyor. Daha yoğun meme dokusu, kanserli oluşumların saptanmasını zorlaştırabildiği gibi, bazı çalışmalarda bağımsız bir risk faktörü olarak da tanımlanıyor. Bu nedenle meme yoğunluğunu azaltabilen müdahaleler, doğrudan kanseri önlediği kesinleşmiş yaklaşımlar olmasa da, risk azaltma stratejileri açısından uzun süredir ilgi görüyor.</p>
<p>Tamoksifen, meme kanseri tedavisinde ve bazı yüksek riskli kadınlarda koruyucu amaçla kullanılan köklü bir ilaç. Ancak bu ilacın kullanımı, özellikle sıcak basmaları ve gece terlemeleri gibi menopoz benzeri yan etkiler nedeniyle sık sık kesintiye uğruyor. Bu durum, ilacın etkinliğine rağmen klinik uyumun sınırlanmasına yol açıyor. Araştırmacıların endoksifene yönelmesinin temel nedeni de burada yatıyor: Endoksifen, tamoksifenin metabolik yıkımı sırasında oluşan ve ilacın asıl biyolojik etkilerinin önemli bölümünden sorumlu kabul edilen en güçlü bileşiklerden biri. İlacın doğrudan verilmesi, tamoksifene kıyasla daha öngörülebilir bir farmakolojik profil sağlayabilir ve teorik olarak yan etkileri hafifletebilir.</p>
<p>Çalışmada 240 sağlıklı, menopoz öncesi kadın yer aldı. Katılımcılar rastgele biçimde plasebo, günlük 1 mg endoksifen veya günlük 2 mg endoksifen almak üzere üç gruba ayrıldı ve tedavi altı ay sürdü. Bu tasarım, düşük dozların hem etkinliğini hem de tolere edilebilirliğini değerlendirmek için araştırmacılara kontrollü bir zemin sundu. Çalışmanın temel hedefi, endoksifenin meme yoğunluğu üzerindeki etkisini ölçmekti; bu nedenle araştırma, doğrudan meme kanseri tedavisinden ziyade risk azaltma ve önleme ekseninde konumlanıyor.</p>
<p>Elde edilen sonuçlar, düşük doz endoksifenin mamografik meme yoğunluğunu azaltabildiğini gösterdi. Bilim insanları, bu etkinin plaseboya kıyasla anlamlı olduğunu ve özellikle daha düşük doz yaklaşımının istenmeyen etkiler açısından avantaj sağlayabileceğini bildirdi. Bulguların öne çıkan yönü, etkinliğin tamamen tamoksifen düzeyindeki klasik dozlara başvurmadan gözlenebilmesi oldu. Bu da, daha iyi tolere edilen bir koruyucu seçenek geliştirme fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>İlaçların önleyici kullanımında en kritik meselelerden biri, tedaviye devamlılık. Meme kanseri riskini azaltabilecek bir ilaç, ciddi ya da yaşam kalitesini belirgin biçimde bozan yan etkiler oluşturuyorsa, gerçek dünyadaki faydası sınırlı kalabiliyor. Tamoksifenin uzun yıllardır bilinen etkinliğine rağmen herkes için ideal bir seçenek olmamasının nedeni de bu. Endoksifenin doğrudan kullanımı, tamoksifen metabolizmasındaki bireysel farklılıklardan kaynaklanan değişkenliği azaltabilir. Bu açıdan çalışma, yalnızca meme yoğunluğu verisi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda farmakolojik stratejinin nasıl sadeleştirilebileceğine dair de bir ipucu veriyor.</p>
<p>Yine de araştırmacılar açısından bu sonuçların temkinli yorumlanması gerekiyor. Meme yoğunluğundaki azalma, riskte azalmaya işaret edebilecek önemli bir biyobelirteç olsa da, tek başına kanserin önlenmesini garanti etmiyor. Ayrıca çalışma süresi sınırlıydı ve değerlendirme sağlıklı premenopozal kadınlarla yapıldı. Bu nedenle endoksifenin uzun vadeli güvenliği, farklı yaş ve risk gruplarındaki etkisi ve gerçek meme kanseri insidansına yansıması için daha geniş ve uzun takipli çalışmalara ihtiyaç var.</p>
<p>Yine de bu araştırma, kemoprevensiyon alanında dikkat çekici bir yön değişimini temsil ediyor. Meme kanserini önlemeye yönelik çalışmalar yıllardır etkinlik ile tolere edilebilirlik arasında denge kurmaya çalışıyor. Karolinska Institutet ekibinin verileri, daha düşük dozlu ve daha hedeflenmiş bir yaklaşımın bu dengeyi iyileştirebileceğini düşündürüyor. Özellikle tarama programlarında yoğun meme dokusuna sahip olduğu için daha yakından izlenen kadınlar açısından, daha az yan etkili seçenekler klinik açıdan büyük önem taşıyabilir.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı dergi ve klinik araştırma tasarımı, bulguların bilimsel ciddiyetini desteklese de, uzmanlar bu tür sonuçların klinik uygulamaya doğrudan aktarılmadan önce doğrulanması gerektiğini vurgulayacaktır. Buna karşın, düşük doz endoksifenin meme yoğunluğunu azaltma kapasitesi, meme kanseri riskini düşürmeye dönük ilaç geliştirme çalışmalarında yeni bir sayfa açabilecek nitelikte görünüyor. Eğer ilerleyen araştırmalar bu etkinliği ve güvenlik profilini doğrularsa, endoksifen gelecekte yüksek riskli kadınlar için daha iyi tolere edilen bir koruyucu seçenek olarak öne çıkabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Endoxifen for mammographic density reduction – results from the Karisma Endoxifen Trial</p>
<p><strong>References:</strong><br />Hall P, Hammarström M, Bergqvist J, et al. Endoxifen for mammographic density reduction – results from the Karisma Endoxifen Trial. J Natl Cancer Inst. Published online May 3, 2026. doi:10.1093/jnci/djag087</p>
<p><strong>Image Credits:</strong> Photo: Gunilla Sonnebring</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Meme kanseri, Endoksifen, Tamoksifen, Mamografik yoğunluk, Kemorreprofilaksi, Randomize kontrollü çalışma, Meme kanseri risk azaltımı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-endoksifen-meme-yogunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
