<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalp krizi riski &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/kalp-krizi-riski/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 12:55:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>kalp krizi riski &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşırı Sıcak ve Soğuğun Kalp Üzerindeki Sessiz Baskısı Bilim İnsanlarını Uyarıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/asiri-sicaklik-kalp-sagligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/asiri-sicaklik-kalp-sagligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:55:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Kalp Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi riski]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>
		<category><![CDATA[vazokonstriksiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/asiri-sicaklik-kalp-sagligi/</guid>

					<description><![CDATA[Aşırı sıcak ve soğuk hava dalgaları, kalp krizi ve damar hastalıkları riskini artırıyor. İklim değişikliği, kardiyovasküler sağlık üzerinde yeni tehditler oluşturuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir bilimsel değerlendirme, <a href="https://oncology.com.tr/protein-kalitesi-beslenme-rehberleri/" title="Protein Yalnızca “Daha Fazla” Değil: Uzmanlardan Beslenme Rehberlerine Yeni Bir Bakış Çağrısı" data-wpan-internal-link="1">yalnızca</a> sıcak dalgalarının değil, dondurucu soğukların da <a href="https://oncology.com.tr/flavanollerin-kalp-sagligina-etkisi/" title="Kalp Sağlığında Her Meyve ve Sebze Aynı Etkiyi Göstermiyor" data-wpan-internal-link="1">kalp</a> ve damar sistemi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyuyor. Weill Cornell Medicine ve başka önde gelen araştırma kurumlarından uzmanların hazırladığı ve <em>Circulation</em> dergisinde Amerikan Kalp Derneği çatısı altında yayımlanan açıklama, aşırı sıcaklıkların kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve ani kardiyak ölüm <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-fiziksel-aktivite-depresyon/" title="Yaşlılıkta Hareket Örüntüleri, Depresyon Riskini Nasıl Şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> artırabileceğine dikkat çekiyor. Bulgular, iklim değişkenliğinin artık yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, doğrudan halk sağlığı ve özellikle kardiyovasküler sağlık açısından da kritik bir konu haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlara göre uzun yıllar boyunca soğuk hava, kardiyovasküler ölümlerle daha güçlü biçimde ilişkilendirildi. Bunun temel nedeni, düşük sıcaklıklarda damarların büzüşmesi; yani vazokonstriksiyon gelişmesi. Kan damarlarının daralması kan basıncını yükseltiyor, kalbin iş yükünü artırıyor ve özellikle damar sertliği ya da koroner hastalığı bulunan kişilerde oksijen talebi ile arzı arasındaki dengeyi bozabiliyor. Soğuk hava aynı zamanda sempatik sinir sistemini harekete geçirerek nabzı ve tansiyonu yukarı çekiyor. Bu fizyolojik değişiklikler, iskemik olaylar ve ritim bozuklukları için elverişli bir zemin oluşturabiliyor.</p>
<p>Ancak araştırmacılar, tablonun hızla değiştiğini vurguluyor. Son yıllarda aşırı sıcak hava olayları daha sık, daha şiddetli ve daha uzun süreli hale geliyor. Bu dönüşüm, sıcaklığın neden olduğu sağlık yükünün önümüzdeki dönemde daha görünür olabileceğine işaret ediyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin 2024’ü kayıtların tutulmaya başlandığı 1880’den bu yana en sıcak yıl ilan etmesi, konunun aciliyetini daha da belirginleştiriyor. Bilimsel açıklama, bu eğilimin sadece meteorolojik bir istatistik değil, aynı zamanda kardiyovasküler ölümler üzerinde etkisi olabilecek bir halk sağlığı alarmı olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Aşırı sıcaklıkların kalp-damar sistemi üzerindeki etkisi soğuktan daha karmaşık bir fizyolojiye dayanıyor. İnsan vücudu ısıyı dengelemek için damarları genişletiyor, terleme yoluyla soğumaya çalışıyor ve dolaşım düzenini buna göre yeniden ayarlıyor. Bu süreç, özellikle yaşlılar, kalp hastalığı olanlar, hipertansiyon veya diyabet gibi ek risk faktörleri taşıyanlar için zorlayıcı olabiliyor. Sıcak havada sıvı kaybı arttıkça kan hacmi azalabiliyor, tansiyon dengesizleşebiliyor ve kalbin oksijen ile besin taşıma kapasitesi baskı altına girebiliyor. Bu durum, zaten kırılgan olan kardiyovasküler sistemde olayları tetikleyebilecek ek bir yük yaratıyor.</p>
<p>Bilimsel açıklama, ısı stresi ile soğuk stresin farklı mekanizmalarla benzer sonuca yol açabildiğini vurguluyor: damar fonksiyonlarında bozulma, kalp üzerindeki yükün artması ve kan dolaşımının hassas dengelerinin sarsılması. Özellikle mevcut kalp hastalığı bulunan bireylerde bu değişiklikler, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ritim bozukluğu ya da ani kötüleşme şeklinde ortaya çıkabiliyor. Buna karşın, riskin yalnızca tanı almış hastalarla sınırlı olmadığı; çok yaşlılar, açık havada çalışanlar, yetersiz barınma koşullarında yaşayanlar ve şehir içi ısı adası etkisine maruz kalan toplulukların da savunmasız gruplar arasında yer aldığı belirtiliyor.</p>
<p>Açıklamada dikkat çeken bir diğer nokta, aşırı sıcak ve soğuğun sağlık etkilerinin iklim, şehir planlaması, enerji kullanımı ve sosyal eşitsizliklerle iç içe geçmiş olması. Betonlaşma, yeşil alan eksikliği ve yoğun yapılaşma, kentlerde sıcaklığın çevre bölgelere göre daha yüksek hissedildiği ısı adası etkisini güçlendirebiliyor. Bu da özellikle düşük gelirli mahallelerde yaşayanların, serinleme imkânı sınırlı olduğunda, daha uzun süre tehlikeli ısıya maruz kalması anlamına geliyor. Soğuk hava dönemlerinde ise yetersiz ısınma, kötü yalıtım ve sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü benzer biçimde riskleri büyütebiliyor.</p>
<p>Uzmanlar, bu nedenle çözümün yalnızca bireysel önlemlerle sınırlı olamayacağını savunuyor. Erken uyarı sistemleri, halk sağlığı iletişimi, şehirlerde ısıya dayanıklı altyapı, yeşil alanların artırılması ve özellikle risk grubundaki kişilere yönelik koruyucu sağlık stratejileri, giderek daha önemli hale geliyor. Bilimsel belge aynı zamanda gelecekteki araştırmalar için de yol haritası sunuyor; çünkü sıcaklık ile kardiyovasküler olaylar arasındaki ilişkinin bölgesel farklılıklar, yaş grupları, eşlik eden hastalıklar ve sosyoekonomik koşullara göre nasıl değiştiğinin daha ayrıntılı incelenmesi gerekiyor.</p>
<p>Sağlık sistemi açısından bir başka önemli başlık da bakımın iklim koşullarına uyum sağlaması. Özellikle kronik kalp hastalığı olan bireylerde, sıcak hava dalgaları sırasında tedavi planlarının ve izlem süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerekebiliyor. Uzaktan sağlık hizmetleri, ulaşımın zorlaştığı ya da dış ortam koşullarının tehlikeli hale geldiği durumlarda hastaların takibini kolaylaştırabilecek araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte araştırmacılar, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin yalnızca klinik değil, aynı zamanda çevresel ve yapısal bir sorun olduğunu, bu nedenle emisyonların azaltılmasının da uzun vadeli koruma için kritik olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Sonuç olarak yeni bilimsel değerlendirme, kalp sağlığının artık yalnızca tansiyon, kolesterol ya da yaşam tarzı ile açıklanamayacak kadar geniş bir çevresel bağlam içinde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk, farklı yollarla da olsa, kardiyovasküler sistemi zorlayan güçlü stres etkenleri olarak öne çıkıyor. İklim değişkenliği derinleştikçe, kalp-damar hastalıklarını önleme çabalarının hava durumu, kent planlaması ve toplum sağlığı politikalarıyla birlikte düşünülmesi gerekecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The impact of nonoptimal temperatures—extreme heat and cold—on cardiovascular health, including pathophysiological mechanisms, clinical implications, and mitigation strategies.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Nonoptimal Temperature and Cardiovascular Health: A Scientific Statement From the American Heart Association</p>
<p><strong>References:</strong><br />Weill Cornell Medicine experts’ policy statement published in Circulation <br />
Health care sector greenhouse gas emission analysis: https://www.healthaffairs.org/doi/10.1377/hlthaff.2020.01247</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Kalp, Isı, Hava Durumu, Kardiyovasküler Sağlık, İklim Değişikliği, Termoregülasyon, Kentsel Isı Adası, Sera Gazı Emisyonları, Tele-sağlık, Sağlık Politikası</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/asiri-sicaklik-kalp-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Damar Yaşlanmasının Gizli Mekanizması Kalp Krizi ve İnme Riskini Nasıl Artırabilir?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/damar-yaslanmasi-kalp-krizi-riski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/damar-yaslanmasi-kalp-krizi-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 17:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[aterosklerotik plaklar]]></category>
		<category><![CDATA[ateroskleroz]]></category>
		<category><![CDATA[damar yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[endotelyal hücre senesansı]]></category>
		<category><![CDATA[endotelyal hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi riski]]></category>
		<category><![CDATA[kan akışı bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[LATS1 LATS2 proteinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/damar-yaslanmasi-kalp-krizi-riski/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, damar duvarındaki yaşlanmış endotelyal hücrelerin LATS1/2 protein kaybı ve CD38 artışıyla plakların kırılganlaşmasına ve kalp krizi riskinin yükselmesine neden olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizi ve inmenin arkasındaki biyolojik süreçler uzun süredir araştırılıyor; ancak yeni bir çalışma, damar duvarındaki yaşlanmış hücrelerin bu tehlikeli olaylara nasıl zemin hazırlayabileceğine dair dikkat çekici bir moleküler yol ortaya koydu. The University of Texas MD Anderson Cancer Center’dan gelen bulgular, damar yaşlanması, bozulmuş kan akışı ve aterosklerotik plakların kırılgan hale gelmesi arasındaki bağlantıyı daha net biçimde <a href="https://oncology.com.tr/serviks-kanserinde-tek-hucre-kokeni/" title="Tek Bir Hücre Kökeni, Cerviksin İki Farklı Kanser Kimliğini Açıklıyor Olabilir" data-wpan-internal-link="1">açıklıyor</a>.</p>
<p>Çalışmanın odak noktasında, kan damarlarının iç yüzeyini kaplayan endotelyal hücreler yer alıyor. Bu hücreler normal koşullarda damar bütünlüğünü koruyor, kan akışını düzenliyor ve damar duvarında iltihabi yanıtların kontrolsüzleşmesini önlüyor. Arterlerdeki bu koruyucu denge, özellikle kan akışının türbülanslı ya da düzensiz hale geldiği bölgelerde bozulabiliyor. Araştırmacılar, tam da bu tür bölgelerde LATS1 ve LATS2 adı verilen iki düzenleyici proteinin düzeyinin azaldığını belirledi.</p>
<p>LATS1/2 proteinleri, endotelyal hücrelerin işlevini dengede tutan önemli bileşenler arasında yer alıyor. Bu koruyucu sinyalin zayıflamasıyla birlikte hücreler senesan olarak tanımlanan yaşlanmış bir duruma geçiyor. Senesan hücreler artık bölünmüyor; buna karşın metabolik olarak tamamen sessiz de kalmıyor. Aksine, çevre dokuyu etkileyebilen, stres altında ve işlevsiz bir karakter kazanıyorlar. Yeni çalışma, bu durumun damar duvarında pasif bir yaşlanma hali olmadığını, aksine aktif biçimde zararlı bir biyolojik tablo oluşturduğunu gösteriyor.</p>
<p>En önemli bulgulardan biri, senesan endotelyal hücrelerin normal hücrelerden daha farklı ve daha saldırgan bir davranış sergilemesi. Araştırmacılar bu hücrelerin, damar içindeki iltihabi ortamı güçlendirdiğini ve vasküler homeostazı bozduğunu aktarıyor. Böylece damar duvarı, pıhtı oluşumuna daha yatkın, daha kırılgan bir hale gelebiliyor. Bu tablo, aterosklerotik plakların istikrarsızlaşmasıyla sonuçlanabilecek kritik bir süreç olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışma ayrıca CD38 adlı enzimin artışına dikkat çekiyor. Senesan endotelyal hücrelerde CD38 düzeylerinin yükselmesi, hücresel davranışın yeniden programlandığını düşündürüyor. CD38, hücre içi metabolizmayı ve enerji dengesini etkileyebilen bir enzim olarak biliniyor. Araştırmanın ortaya koyduğu mekanizma, bu artışın damar duvarında inflamasyonu ve tromboz eğilimini destekleyebileceğini gösteriyor. Bu da, plakların yüzeyinde oluşabilecek çatlama ya da pıhtılaşma olaylarının neden özellikle tehlikeli olduğunu anlamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>Ateroskleroz, damar duvarında yağ, kolesterol ve bağışıklık hücrelerinin birikmesiyle ilerleyen kronik bir hastalık. Ancak her plak aynı derecede riskli değil. Bazı plaklar uzun süre stabil kalırken bazıları kolayca parçalanarak kalp krizine ya da inme yol açan ani bir pıhtı oluşumunu tetikleyebiliyor. Bu yeni bulgular, plak stabilitesinin yalnızca lipid birikimiyle değil, plak çevresindeki endotelyal hücrelerin yaşlanma durumu ve moleküler sinyalleriyle de yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Bilim insanlarının işaret ettiği bu yolak, özellikle düzensiz kan akışının görüldüğü damar bölgelerinde neden hasarın yoğunlaştığını açıklamak açısından önem taşıyor. Türbülanslı akış, endotelyal hücrelerin koruyucu gen programını baskılayarak onları senesansa itebiliyor. Senesan hücrelerin birikmesi ise damar duvarını pro-inflamatuar bir ortama dönüştürerek olayları daha da kötüleştiriyor. Bu kısır döngü, yaşlanmanın damar sistemi üzerindeki etkilerinin neden sadece yapısal değil, aynı zamanda işlevsel olduğunu da ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer değeri, kardiyovasküler hastalıkların biyolojisine farklı bir pencere açması. Uzun zamandır damar sertliği ve plak oluşumu daha çok yağ metabolizması, kolesterol ve <a href="https://oncology.com.tr/akciger-kanseri-riskini-onceden-saptayan-14-protein/" title="Kanda Saptanan 14 Protein, Akciğer Kanseri Riskini Yıllar Önceden İşaret Edebilir" data-wpan-internal-link="1">inflamasyon</a> üzerinden inceleniyordu. Bu araştırma ise hücresel yaşlanmayı merkeze alarak, damar duvarındaki yaşlanmış hücrelerin yalnızca tanık değil, sürecin etkin bir sürükleyicisi olabileceğini düşündürüyor. Özellikle vasküler yaşlanma ile trombotik olaylar arasındaki bağlantının netleşmesi, gelecekte daha hedefe yönelik bilimsel çalışmaların önünü açabilir.</p>
<p>Bununla birlikte, bulguların erken aşama temel bilim araştırması niteliği taşıdığı unutulmamalı. Çalışma mekanizmayı güçlü biçimde aydınlatsa da, insanlarda doğrudan klinik uygulamaya dönüşmesi için daha fazla doğrulama gerekiyor. Yine de ortaya konan yolak, kalp krizi ve inme riskini artıran biyolojik süreçleri daha doğru anlamak için önemli bir adım olarak görülüyor. Özellikle hücresel senesansın damar hastalıklarındaki rolü üzerine yapılacak gelecek araştırmalar, risk değerlendirmesi ve yeni tedavi stratejileri açısından değerli ipuçları sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, bu çalışma damar yaşlanmasının sessiz bir arka plan olmanın ötesinde, atherosclerotic plakları kararsızlaştıran ve pıhtı oluşumunu kolaylaştıran aktif bir mekanizma olabileceğini gösteriyor. Endotelyal hücrelerde LATS1/2 kaybı, CD38 artışı ve senesansla birleşen bu süreç, kardiyovasküler hastalıkların hücresel düzeyde nasıl şekillendiğine dair önemli bir ipucu sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Molecular mechanisms linking endothelial senescence, CD38 activation, and atherosclerotic plaque instability</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Newly Discovered Molecular Pathway Links Endothelial Cell Senescence to Plaque Instability and Thrombosis</p>
<p><strong>Keywords:</strong> endotelyal hücreler, hücresel yaşlanma, ateroskleroz, CD38 enzimi, LATS1/2 proteinleri, vasküler inflamasyon, bozulmuş kan akımı, tromboz, plak instabilitesi, kardiyovasküler hastalık, <a href="https://oncology.com.tr/erken-baslangicli-kolorektal-kanser-tedavi-gecikmesi/" title="Genç Yaşta Kolorektal Kanserde Tedavi Gecikmesi Sağkalım Farkını Gölgeliyor" data-wpan-internal-link="1">kanser tedavisi</a> yan etkileri, metabolik yeniden programlama</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/damar-yaslanmasi-kalp-krizi-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
