<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>immünosupresyon &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/immunosupresyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 15:31:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>immünosupresyon &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Viyana araştırması: Antikor yanıtını uzun süre baskılayan yeni ilaçla “imkânsız” böbrek nakli senaryosu değişti</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bobrek-nakli-antikor-yaniti/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bobrek-nakli-antikor-yaniti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:31:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antikor yanıtı]]></category>
		<category><![CDATA[Antikorlar]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek nakli]]></category>
		<category><![CDATA[immünosupresyon]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselleştirilmiş tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bobrek-nakli-antikor-yaniti/</guid>

					<description><![CDATA[Viyana önderliğindeki araştırma, kanser tıbbından uyarlanan yeni bir ilaçla antikor yanıtının uzun süre baskılanabildiğini ve zorlu böbrek nakillerinin mümkün olabildiğini bildiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medical University of Vienna liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, immünolojik açıdan son derece zorlu bir profil taşıyan bir hastada böbrek naklinin mümkün olabildiğini bildirdi. Çalışmanın merkezinde, kanser tıbbından uyarlanmış yeni bir ilaç yaklaşımı yer alıyor. Bulgular, potansiyel verici organlara karşı oluşmuş antikorların—nakil başarısını doğrudan etkileyen bir bariyerin—önemli ölçüde ve uzun süreli biçimde azaltılabildiğini gösterdi. Vakanın, daha önce ulaşılması güç görülen bir antikor düzeyine erişilebilmesi açısından dikkat çekici olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Nakil öncesi değerlendirmelerde hastanın <a href="https://oncology.com.tr/genomik-mozaiklik-lokosit-klonlari/" title="Kan örneklerinde “mosaic” kromozom değişimlerinin izini süren çalışma klonların kaderini etkileyen ipuçları sunuyor" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sistemi</a>, vericiyle uyumsuzluk riskini yansıtan antikorlar üzerinden yakından inceleniyor. Bazı durumlarda, uygun donör bulunması ya da nakil için güvenli bir bağışıklık penceresinin yakalanması fiilen mümkün olmuyor. Kaydedilen örnekte ise hastanın başlangıçtaki immünolojik durumu “gerçekçi bir nakil şansı yok” düzeyinde değerlendirilen koşullara sahipti. Ekibin sunduğu strateji, bu engeli aşmaya yönelik bir bağışıklık modülasyonu <a href="https://oncology.com.tr/ism6331-pan-tead-inhibitoru-fda-fast-track/" title="İnsilico, ISM6331 için FDA Fast Track onayı aldı: ilerlemiş mezotelyomda pan-TEAD hedefi" data-wpan-internal-link="1">hedefi</a> taşıdı ve nakil gerçekleştikten sonra da sürecin sürdürülmesine odaklandı.</p>
<p>Çalışma, yeni tedavi yaklaşımının potansiyel olarak nakledilecek organlara yönelik antikor yanıtını sürekli bir azalmaya uğratabildiğini bildiriyor. Antikorların baskılanması yalnızca kısa vadeli bir düşüş olarak değil, zaman içinde korunabilen bir etki olarak ele alınıyor. Ekip, ulaşılan antikor düzeyinin önceki yaklaşımlarla ulaşılması mümkün olmayan bir ölçekte olduğunu ifade ediyor. Bu nokta, özellikle başlangıçta bağışıklık sisteminin vericiye karşı güçlü bir tepki vereceği düşünülen hastalarda klinik karar süreçlerini etkileyebilecek nitelikte görülüyor.</p>
<p>Araştırmanın ana sonucu, bağışıklık yanıtındaki bu uzun süreli değişimin nakil ihtimalini anlamlı biçimde artırması oldu. Vaka, özellikle “uygunsuz başlangıç immün profilinin” nakil başarısı açısından belirleyici olabildiği senaryolarda, yeni bir farmakolojik stratejinin klinik olarak uygulanabilir bir seçenek yaratabileceğini düşündürüyor. Ekip ayrıca, bağışıklık yanıtının azalmasının nakil için gerekli koşulları iyileştirdiğini ve böylece daha önce düşünülemeyen bir nakil olasılığı doğduğunu belirtiyor.</p>
<p>Bulguların geçtiğimiz günlerde New England Journal of Medicine’da yayımlandığı aktarılıyor. Bu yayın, tedavi konseptinin bilimsel gerekçesini ve vaka düzeyindeki etkinliğini derli toplu bir biçimde kamuya sunduğu için önem taşıyor. Bununla birlikte, vaka temelli bir raporun klinik genellemeler için tek başına yeterli olmadığını vurgulamak gerekir. Aynı yaklaşımın farklı hastalarda ve farklı immün risk profillerinde nasıl performans göstereceği, daha geniş hasta gruplarını içeren araştırmalarla netleşebilir.</p>
<p>Yine de çalışma, transplantasyon alanında giderek büyüyen bir eğilime işaret ediyor: <a href="https://oncology.com.tr/coklu-miyelom-de-escalation-tedavi-siddeti-azaltma/" title="Çoklu Miyelomda “azaltılmış tedavi” tartışması: Yanıtı korurken toksisiteyi düşürmek mümkün mü?" data-wpan-internal-link="1">Onkoloji</a> alanındaki bazı ilaç sınıflarının immün sistem modülasyonu üzerinden transplant engellerine uyarlanması. Kanser tıbbında geliştirilen biyolojik mekanizmanın, bağışıklık yanıtını hedefleyerek nakil öncesi ve sonrası kritik bir bariyeri azaltabilmesi, alanlar arası translasyon açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Vaka, antikor yanıtını yalnızca “kısa süreli kontrol” değil, “daha uzun süreli sürdürülebilir azalma” perspektifinden ele almasıyla öne çıkıyor.</p>
<p>Sonuç olarak araştırma, başlangıçta nakil için gerçekçi şansın bulunmadığı düşünülen bir hastada, bağışıklık yanıtını uzun süre baskılayan yeni bir ilaç stratejisiyle böbrek naklinin mümkün olabildiğini ortaya koyuyor. Bu bulgu, transplant tıbbında uygun donör bulma zorunluluğu ile immün risk arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açabilecek erken ve önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Kaydedilen etkinin hangi hasta alt gruplarında tekrarlanacağı ve güvenlik-uygulanabilirlik sınırlarının nasıl belirleneceği ise önümüzdeki klinik çalışmaların konusu olacak.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/kidney-transplant-despite-poor-initial-conditions-new-drug-sustainably-reduces-immune-response-against-donor-organ/</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bobrek-nakli-antikor-yaniti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organ Nakli Sonrası Gelişen Kanserlerin Ölümcül Seyri: EpCOT Çalışmasından Kapsamlı Veriler</title>
		<link>https://oncology.com.tr/organ-nakli-sonrasi-gelisen-kanserlerin-olumcul-seyri-epcot-calismasindan-kapsamli-veriler/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/organ-nakli-sonrasi-gelisen-kanserlerin-olumcul-seyri-epcot-calismasindan-kapsamli-veriler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:00:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[de novo maligniteler]]></category>
		<category><![CDATA[EpCOT çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[immünosupresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kanser mortalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[solid organ nakli]]></category>
		<category><![CDATA[transplant sonrası lenfoproliferatif hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[transplantasyonda uzun dönem sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[viral onkogenez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/organ-nakli-sonrasi-gelisen-kanserlerin-olumcul-seyri-epcot-calismasindan-kapsamli-veriler/</guid>

					<description><![CDATA[İngiltere'de yürütülen EpCOT çalışması, solid organ nakli sonrası sıfırdan gelişen kanserlerin ölüm oranlarına ışık tutarak, farklı organ tipleri arasında belirgin risk farklılıkları olduğunu ve tarama stratejilerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Solid organ nakli, son dönem organ yetmezliği yaşayan hastalar için hayat kurtaran bir tedavi yöntemi olmakla birlikte, uzun dönemli başarıyı gölgeleyebilecek öngörülemeyen riskler barındırır. Bu risklerin belki de en az anlaşılanı, nakil sonrası kullanılan bağışıklık baskılayıcı ilaçların tetiklediği kanserlerdir. İngiltere’de gerçekleştirilen ve British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan EpCOT çalışması, solid organ nakli alıcılarında sıfırdan gelişen (de novo) kanserlerin neden olduğu ölüm oranlarını ulusal ölçekte mercek altına alarak, bu alandaki en kapsamlı epidemiyolojik tabloyu sunuyor.</p>
<p>Nakil sonrası yaşamın sürdürülebilmesi için uygulanan immunosüpresif tedavi, bağışıklık sisteminin grefti reddetmesini önlemek zorundadır. Ancak bu kronik baskılama, vücudun doğal kanser gözetim mekanizmalarını da sekteye uğratır. Normal koşullarda bağışıklık hücreleri, henüz başlangıç aşamasındaki anormal hücreleri tanıyıp yok ederken, ilaçlar bu süreci zayıflatarak malign dönüşüme zemin hazırlar. Aynı zamanda, Epstein‑Barr virüsü gibi onkojenik virüslerin kontrolünü de güçleştirerek post‑transplant lenfoproliferatif hastalık gibi spesifik kanser türlerinin ortaya çıkmasına yol açar. EpCOT araştırmacıları işte bu karmaşık etkileşimlerin ölümle sonuçlanan kanser vakalarına nasıl yansıdığını aydınlatmayı hedefledi.</p>
<p>Çalışma, İngiltere genelinde kalp, akciğer, karaciğer, pankreas ve böbrek nakli yapılmış geniş bir hasta grubunun verilerini ulusal nakil kayıtları ile kanser ve ölüm veri tabanlarını entegre ederek analiz etti. Araştırmacılar yaş, cinsiyet, nakledilen organ türü ve uygulanan bağışıklık baskılama rejimi gibi karıştırıcı faktörleri istatistiksel olarak düzelterek her bir hasta alt grubu için kansere bağlı ölüm yörüngelerini hesapladı. Bu yöntemsel titizlik, farklı organ nakilleri arasında mortalite açısından belirgin heterojenlik olduğunu ortaya koydu. Örneğin akciğer ve kalp nakli alıcılarında de novo kanser mortalitesi daha yüksek seyrederken, böbrek nakli olgularında bu risk görece daha düşük bulundu. Bu farklılığın altında yatan nedenler arasında kullanılan immunosüpresyon yoğunluğu, altta yatan hastalık profilleri ve yaşam tarzı faktörlerinin etkili olabileceği düşünülüyor.</p>
<p>EpCOT çalışmasının dikkat çekici bulgularından biri, nakil sonrası ilk yıllarda kansere bağlı ölüm oranlarının belirli bir patern izlemesidir. Erken dönemde özellikle agresif lenfomalar ve cilt kanserleri öne çıkarken, ilerleyen yıllarda solid tümörlere bağlı ölümlerin payı artmaktadır. Bu zamansal dağılım, nakil ekiplerinin tarama stratejilerini hastanın takip evresine göre uyarlaması gerektiğine işaret ediyor. Nitekim araştırmacılar, mevcut kılavuzların çoğunlukla genel popülasyon verilerinden uyarlandığını, oysa nakil alıcılarının farklı bir risk profiline sahip olduğunu vurguluyor.</p>
<p>İmmün sistem ile kanser arasındaki ilişki, çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında bir kez daha netleşiyor. Nakil sonrası bağışıklığın baskılanması, yalnızca hücresel immünitenin tümör antijenlerini tanımasını zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda tümör mikroçevresindeki bağışıklık <a href="https://oncology.com.tr/glioblastom-hucrelerinin-gocunde-yeni-bir-molekuler-anahtar-tbcb/" title="Glioblastom Hücrelerinin Göçünde Yeni Bir Moleküler Anahtar: TBCB" data-wpan-internal-link="1">hücrelerinin</a> işlevini de bozar. EpCOT bulguları, bu biyolojik mekanizmaların klinik sonuçlara doğrudan yansıdığını <a href="https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-diyabet-ve-periferik-arter-hastalarinda-hayat-kurtarici-etki-gosteriyor/" title="GLP-1 İlaçları Diyabet ve Periferik Arter Hastalarında Hayat Kurtarıcı Etki Gösteriyor" data-wpan-internal-link="1">gösteriyor</a>. Özellikle pankreas nakli gibi yüksek doz immunosüpresyon gerektiren olgularda malignite ilişkili ölümlerin daha belirgin olduğu saptanmış, bu da ilaç protokollerinin yeniden değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur.</p>
<p>Veriler, viral onkogenezin de bu tabloda <a href="https://oncology.com.tr/el-kavrama-gucu-ve-zihin-sagligi-arasinda-depresyonun-kritik-kopru-rolu-ortaya-cikti/" title="El Kavrama Gücü ve Zihin Sağlığı Arasında Depresyonun Kritik Köprü Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">kritik</a> bir role sahip olduğunu düşündürtmektedir. Human herpesvirüs 8 ve Epstein‑Barr virüsü gibi patojenlerin neden olduğu Kaposi sarkomu ve post‑transplant lenfoproliferatif hastalık vakaları, çalışma kohortunda önemli bir ölüm nedeni olarak karşımıza çıktı. Bu durum, nakil öncesi ve sonrası viral yük takibinin yanı sıra antiviral stratejilerin de kanser mortalitesini azaltmada potansiyel bir araç olabileceğine işaret etmektedir. Ancak araştırmacılar, bu gözlemsel verilerden nedensel çıkarımlar yapmanın zor olduğunu ve kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>
<p>EpCOT çalışması, transplant onkolojisi alanında bir mihenk taşı niteliğinde. Bugüne kadar nakil sonrası kanser sıklığına dair pek çok araştırma yapılmış olsa da, ölüm nedenlerini doğrudan hedef alan ve ulusal düzeyde bütünleşik veri kullanan çalışmalar sınırlıydı. Araştırma ekibi, İngiltere’nin kapsamlı sağlık kayıt altyapısı sayesinde uzun yıllara yayılan takip verilerini birleştirerek, klinik pratiği yönlendirebilecek somut risk oranları sunmayı başardı. Elde edilen sonuçlar, nakil merkezlerinin bireyselleştirilmiş kanser tarama programları oluşturmasını ve hastaların farkındalığını artırmayı öncelikli hale getirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Öte yandan, çalışmanın bazı sınırlılıkları da mevcut. Araştırmacılar, veri setlerinin tamamen retrospektif olması nedeniyle hastaların tüm klinik özelliklerinin kaydedilememiş olabileceğini kabul ediyor. Ayrıca kanser alt tiplerinin moleküler sınıflandırmasına dair detaylı bilgi eksikliği, bazı yorumları kısıtlıyor. Buna rağmen, ulaşılan örneklem büyüklüğü ve kullanılan istatistiksel yöntemler bulguların güvenilirliğini artırıyor. Çalışma, nakil sonrası bakım standardını yeniden şekillendirebilecek bir bilimsel kanıt temeli oluşturuyor.</p>
<p>Sonuç olarak, organ nakli sonrası kansere bağlı ölümler, modern transplantasyonun en önemli uzun dönemli sorunlarından biri olarak dikkat çekiyor. EpCOT çalışması, bu mortalitenin homojen olmadığını, nakledilen organa ve takip süresine göre belirgin farklılıklar gösterdiğini kanıtlarıyla ortaya koydu. Bulgular, immunosüpresif tedavi stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini, viral enfeksiyonların proaktif yönetimini ve hastaya özgü tarama protokollerinin uygulanmasını zorunlu kılıyor. İlerleyen yıllarda bu alanda yapılacak prospektif çalışmalar, kişiselleştirilmiş immünomodülasyon yaklaşımları ile transplantasyonun başarısını daha da ileri taşıyabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> De novo cancer-related mortality after solid organ transplantation in England.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> De novo cancer-related mortality after solid organ transplantation in England: the EpCOT study.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Stephens, C., Winter, D., Hawkins, M. et al. De novo cancer-related mortality after solid organ transplantation in England: the EpCOT study. British Journal of Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03529-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41416-026-03529-4</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Solid organ nakli, kanser mortalitesi, de novo maligniteler, immünsüpresyon, transplantasyon sonrası lenfoproliferatif bozukluk, viral onkogenez, transplant sağkalımı, immünomodülasyon</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/organ-nakli-sonrasi-gelisen-kanserlerin-olumcul-seyri-epcot-calismasindan-kapsamli-veriler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
