<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>IL-17A &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/il-17a/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 23:50:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>IL-17A &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Obezite Lösemiyle Mücadelede Yeni Biçimde Rol Oynuyor: IL-17A ve GLP-1 Ekseninin Entegre Hedefi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/obezite-losemiyle-mucadelede-yeni-bicimde-rol-oynuyor-il-17a-ve-glp-1-ekseninin-entegre-hedefi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/obezite-losemiyle-mucadelede-yeni-bicimde-rol-oynuyor-il-17a-ve-glp-1-ekseninin-entegre-hedefi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 23:49:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1]]></category>
		<category><![CDATA[IL-17A]]></category>
		<category><![CDATA[iltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kombinasyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik disfonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/obezite-losemiyle-mucadelede-yeni-bicimde-rol-oynuyor-il-17a-ve-glp-1-ekseninin-entegre-hedefi/</guid>

					<description><![CDATA[Bu çalışma, obezitenin kronik inflamasyonu aracılığıyla lösemi gelişimini hızlandırabileceğini ortaya koyuyor; IL-17A ile GLP-1 ekseninin birlikte hedeflenmesinin potansiyel bir tedavi yolunu işaret ettiği belirtiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden elde edilen yeni bir çalışma, obezitenin <a href="https://oncology.com.tr/epigenetikte-cifte-rol-mll4un-losemi-ve-kati-tumorlerde-gosterdigi-paradox/" title="Epigenetikte Çifte Rol: MLL4’ün Lösemi ve Katı Tümörlerde Gösterdiği Paradox" data-wpan-internal-link="1">lösemi</a> gelişimini hızlandıran moleküler bir bağlantıyı aydınlatarak tıbbi literatürde önemli bir boşluğu dolduruyor. Journal of Clinical Investigation’da yayımlanan bu araştırma, obezite kaynaklı kronik inflamasyonun, kan kökü hücrelerinin mutasyonla olan etkileşimini nasıl güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Ekip, hastaneye yansıyan klinik veriler ile hayvan modellerini bir araya getirerek, metabolik bozulmanın lösemi üzerindeki etkisini derinlemesine inceledi ve potansiyel müdahale noktalarını belirledi.</p>
<p>Çalışmanın başlıca yatırım alanı, UK Biobank verilerinin analiziyle 440 binden fazla bireyden elde edilen bulgular ile fare modellerinin birleşik değerlendirmesiyle, metabolik disfonksiyonun lösemi gelişimini nasıl yönlendirdiğine odaklanması oldu. Bu yaklaşım, obezitenin yalnızca bir risk faktörü olarak değil, inflamatuar bir mikroçevre yaratarak hematopoetik kök hücrelerinde mutasyon baskınlığını artıran dinamik bir biyolojik süreç olarak işlev gördüğünü gösterme çabasıyla dikkat çekiyor. </p>
<p>Çalışmanın ana bulguları, obezitenin yaşam boyu süren kronik inflamasyon evresini tetiklediğini ve bu evrenin iki temel biyokimyasal eksende değişikliklere yol açtığını ortaya koyuyor. Bir yanda interlökin-17A (IL-17A) düzeylerinde kronik artış gözlemleniyor; diğer yanda ise glucagon-like peptide-1 (GLP-1) sinyalizasyonunun baskılanması, glukoz homeostazisi ve kilo <a href="https://oncology.com.tr/hucresel-atik-yonetimiyle-coklu-miyelomda-yeni-hedeflenen-protein-yikimi-tedavisi/" title="Hücresel Atık Yönetimiyle Çoklu Miyelomda Yeni Hedeflenen Protein Yıkımı Tedavisi" data-wpan-internal-link="1">yönetimiyle</a> bağlantılı metabolik bir dengeyi sarsıyor. Bu iki mekanizmanın birleşimi, lösemiye yol açan veya hızlandıran mutated kan kök hücrelerinin çevreye alışkanlık kazanarak çoğalmasını destekleyen bir mikroçevre oluşturuyor. </p>
<p>Bilim insanları, IL-17A’nın yalnızca <a href="https://oncology.com.tr/fallop-tuplerindeki-t-hucreleriyle-olasi-erken-bagisiklik-denetimi-agi-ovariyen-kanseri-icin-yeni-bir-ufuk/" title="Fallop tüplerindeki T hücreleriyle olası erken bağışıklık denetimi ağı: Ovariyen kanseri için yeni bir ufuk" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> sistemiyle ilişkili değil, lösemi progresyonunda da kritik bir rol oynayabileceğini gösteren kanıtlar sunuyor. IL-17A, otoimmün ve inflamatuar durumlarla sıkça ilişkilendirilen bir sitokindir ve kronik inflamasyonun sürdürülmesinde önemli görevler üstlenebiliyor. GLP-1 ekseninin baskılanması ise enerji dengesinin bozulmasıyla ilişkili bir iklim yaratıyor; GLP-1 yolunun matlaştırılması veya GLP-1 reseptörlerine duyarlılığın artması, glukoz düzeni ve metabolik türevlerin kontrolü açısından merkezi bir rol oynuyor. Bu iki mekanizmanın ortak etkisi, obezitenin lösemi için uygun bir zemin oluşturabildiğini kuvvetli bir biçimde destekliyor.</p>
<p>Araştırmacılar, bu keşiflerin pratik açıdan nasıl değerlendirebileceğini de tartışıyor. IL-17A’yı hedefleyen antikorlar ve GLP-1 eksenini modüle eden ajanlar, mevcut klinik kullanımlarıyla bilinen iki ilaç sınıfını temsil ediyor. IL-17A blokajı, bazı otoimmün hastalıklarda onaylı tedavilere sahipken, GLP-1 agonistleri ise tip 2 diyabet ve obezite yönetiminde yaygın olarak kullanılan ilaçlar arasında yer alıyor. Bu iki yaklaşımın bir araya getirildiği kombinasyon çalışmalarının, obez bireylerde lösemi progresyonunu yavaşlatmaya veya inflamatuar ortamı hafifletmeye yönelik umut verici sinyaller verdiği ifade ediliyor. Ancak, sonuçların hayvan modellerinde elde edildiğini ve henüz insan klinik denemelerine aktarılmadan önce kritik sınamalardan geçtiğini vurgulamak gerekiyor. </p>
<p>Çalışmanın yürütücülerinden Kapur ve Pasupuleti liderliğindeki ekip, obezitenin lösemiye etkisini mekanik düzeyde aydınlatırken, aynı zamanda iki ayrı biyolojik hattı birleştiren potansiyel tedavi hedeflerini belirledi. Obezitenin lösemiye nasıl yol açtığının anlaşılması, yalnızca akademik merakı gidermekle kalmıyor; aynı zamanda metabolik bozulmalarla ilişkilendirilen kanser riskinin azaltılmasına yönelik bütüncül bir strateji geliştirme ihtiyacını da vurguluyor. Bu bağlamda, GLP-1 sinyal yolunun ve IL-17A aracılı inflamasyonun, hastalığın biyolojik evrimine müdahale eden birer ikili eksen olarak ele alınması öneriliyor. </p>
<p>Bu bulgular, obezitenin kan kanseri riskleriyle ilişkili olmasının uzun zamandır bilinen bir gerçek olduğu klinik tablonuna, inflamasyon ve metabolik sinyalizasyon arasındaki yakın etkileşimin bir parçası olarak yeni bir boyut kazandırıyor. Obezitenin lösemi gelişimini yalnızca artan inflamasyonla sınırlı tutmayan, aynı zamanda GLP-1 ekseninin baskılanmasıyla metabolik dengenin bozulmasına bağlayan bu yaklaşım, tedavi stratejilerinde yenilikçi bir kapı aralıyor. Ancak, bu anahtar rolün insanlar üzerinde nasıl tezahür edeceği ve klinik uygulamaya dönüşeceği konusunda daha fazla kanıt gerektiğini de hatırlatıyor. </p>
<p>Sonuç olarak, Indiana Üniversitesi’nin bu çalışması, obezitenin lösemi progresyonundaki rolünü netleştiren ve iki ayrı mekanizmayı hedefleyen potansiyel bir tedavi stratejisinin temelini atan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, obeziteyle ilişkili kronik inflamasyon ve GLP-1 sinyalizasyonu arasındaki etkileşimin, lösemiyle mücadelede yeni bir yol açabileceğini söylüyor. Bu yol, ilerleyen aşamalarda insan klinik denemeleriyle test edildiğinde, metabolojinin ve immünoloji arasındaki köprülerin nasıl güçlendirilmesi gerektiğine dair önemli bir örnek oluşturabilir. Şu an için sonuçlar preklinik düzeyde ve dikkatli bir dil ile yorumlanmalı; ancak bu çalışma, obeziteyle mücadelede tıbbi ve yaşam tarzı stratejilerini bir araya getiren kapsamlı bir yaklaşımın gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor. </p>
<p>Kaynak olarak Journal of Clinical Investigation’da yayımlanan çalışma, obezitenin lösemiye etkisini moleküler düzeyde açıklarken, IL-17A bloğu ve GLP-1 ekseni gibi iki hedef üzerinden birleşik bir müdahale fikrini gündeme getiriyor. Bu, hastalığın ortaya çıkışındaki risk faktörlerini azaltma yönünde atılacak adımlar için bilim dünyasında dikkat çekici bir gelişme olarak kayda geçiyor. Çalışmanın yürütücülerinden Dr. Reuben Kapur ve Dr. Santhosh Pasupuleti’nin liderliğindeki ekip, bu alanda ileride yapılacak çalışmalar için önemli bir yol haritası ortaya koyuyor ve obezite ile ilişkili kan kanseri riskinin azaltılmasına yönelik umut verici bir bilimsel yönelim sunuyor. </p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Obesity-driven metabolic inflammation in leukemia progression and combination therapy using IL-17A blockade and GLP-1 agonists</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Obesity-Induced Chronic Inflammation Accelerates Leukemia: Potential of Combined Weight-Loss and Anti-Inflammatory Drug Therapy</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Leukemia, Obesity, Inflammation, IL-17A, GLP-1, Metabolic dysfunction, Blood cancer, Combination therapy</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/obezite-losemiyle-mucadelede-yeni-bicimde-rol-oynuyor-il-17a-ve-glp-1-ekseninin-entegre-hedefi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Hastalarda Sedefe Çift Cepheli Müdahale: Secukinumab ve Kalsipotriolün Klinik Potansiyeli</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-secukinumab-kalsipotriol-psoriasis/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-secukinumab-kalsipotriol-psoriasis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 16:19:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[IL-17A]]></category>
		<category><![CDATA[IL-17A inhibitörü]]></category>
		<category><![CDATA[kalsipotriol]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmün cilt hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmün deri hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[psoriasis tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[secukinumab]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hastalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-secukinumab-kalsipotriol-psoriasis/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlı hastalarda orta ve ağır psoriasis tedavisinde secukinumab ile kalsipotriol kombinasyonu, klinik etkinlik ve güvenlik açısından umut vaat eden bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/yasli-hastalarda-kirilganlik-taramasi-dis-klinikleri/" title="Diş Kliniğinde Gizli Risk Taraması: Yaşlı Hastalarda Kırılganlık İçin İki Ölçek Yarışıyor" data-wpan-internal-link="1">Yaşlı hastalarda</a> sedef hastalığının tedavisi, hem hastalığın kronik yapısı hem de eşlik eden sağlık sorunları nedeniyle klinikte ayrı bir zorluk oluşturuyor. Bu alanda yayımlanan yeni bir çalışma, secukinumab ile kalsipotriol kremin birlikte kullanımının, orta ve ağır psoriasisli yaşlı hastalarda dikkat çekici bir klinik seçenek olabileceğini ortaya koyuyor. BMC Pharmacology and Toxicology’de Lin ve arkadaşları tarafından yayımlanan araştırma, özellikle araştırmalarda çoğu zaman geri planda kalan ileri yaş grubunda tedavi etkinliğine odaklanması açısından önem taşıyor.</p>
<p>Psoriasis, bağışıklık sisteminin düzensiz çalışmasıyla ilişkili, kronik ve alevlenme dönemleriyle seyreden bir otoimmün deri hastalığı olarak biliniyor. Hastalıkta keratinositlerin olağandışı hızla çoğalması, deride kalın plaklar ve sürekli inflamasyonla sonuçlanıyor. Özellikle orta ve ağır olgularda, yalnızca cilt lezyonlarının şiddeti değil, tedavinin uzun süreli tolere edilebilirliği de belirleyici hale geliyor. Yaşlı hastalarda bu tablo daha <a href="https://oncology.com.tr/akut-hiv-enfeksiyon-genom-takibi/" title="Erken HIV Enfeksiyonunda Tam Genom Takibi, Virüsün Beklenenden Daha Karmaşık Yayıldığını Gösterdi" data-wpan-internal-link="1">karmaşık</a> olabiliyor; çünkü ilaç metabolizması, eşlik eden hastalıklar ve advers reaksiyonlara yatkınlık tedavi kararlarını doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde yer alan secukinumab, IL-17A adlı proinflamatuvar sitokini hedefleyen insan monoklonal antikoru olarak öne çıkıyor. IL-17 ekseni, psoriasis patogenezinde kritik kabul edilen yolaklardan biri. Bu yolak, keratinosit aktivasyonunu ve inflamatuvar sinyallerin sürmesini destekleyerek hastalığın görünür klinik bulgularına katkı sağlıyor. Secukinumab, bu nedenle sistemik düzeyde bağışıklık aracılı inflamasyonu baskılamaya yönelik hedefe dayalı bir yaklaşım sunuyor. İlacın monoterapi olarak etkinliği daha önce farklı popülasyonlarda gösterilmiş olsa da, yaşlı hastalarda ve topikal ajanlarla birlikte kullanımında etkinlik-güvenlik dengesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>İşte bu noktada kalsipotriol devreye giriyor. D vitamini 3 analoğu olan bu topikal ajan, vitamin D reseptörüne bağlanarak keratinositlerin çoğalmasını sınırlandırıyor, hücresel farklılaşmayı destekliyor ve epidermal düzeyde antiinflamatuvar etki oluşturuyor. Sedef hastalığında topikal tedaviler, özellikle lokal cilt bulgularını kontrol altına almada önemli bir yere sahip. Sistemik tedaviyle birleştiğinde ise teorik olarak daha dengeli bir etki profili sağlayabilir. Çalışmanın temel yaklaşımı da tam olarak bu: secukinumabın sistemik hedefli etkisiyle kalsipotriolün cilt yüzeyindeki düzenleyici gücünü bir araya getirmek.</p>
<p>Lin ve arkadaşlarının klinik analizinde, orta ve ağır psoriasisli yaşlı hastalarda bu kombine rejimin etkinliği incelendi. Araştırma, ileri yaş grubuna odaklanması nedeniyle özellikle dikkate değer; çünkü mevcut psoriasis literatüründe yaşlı hastalar çoğu zaman genç erişkinlerle birlikte değerlendirilir ve bu durum gerçek yaşamda görülen farklılıkların <a href="https://oncology.com.tr/kcnq2-3-m-current-yapisi/" title="Beyin Hücrelerinin Elektrik Freni Olarak Bilinen M-Current’ın Yapısı İlk Kez Ayrıntılı Görüntülendi" data-wpan-internal-link="1">ayrıntılı</a> biçimde anlaşılmasını zorlaştırır. Yaşlanmayla birlikte bağışıklık yanıtının değişmesi, deri bariyerinin özelliklerinin farklılaşması ve ilaçlara verilen yanıtın öngörülemez hale gelmesi, bu grubu klinik araştırmalarda ayrı bir inceleme alanına dönüştürüyor.</p>
<p>Çalışmanın sunduğu bulgular, secukinumab ile kalsipotriolün birlikte kullanımının, tedavi yanıtını destekleyebileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte, araştırmanın sonuçları ihtiyatla yorumlanmalı; çünkü klinik etkinlik analizleri her zaman geniş ölçekli, uzun dönem güvenlik verilerinin yerini tutmaz. Özellikle yaşlı hastalarda, bağışıklık baskılayıcı veya bağışıklık düzenleyici tedaviler uygulanırken enfeksiyon riski, ilaç etkileşimleri ve eşlik eden kronik hastalıklar dikkatle izlenmelidir. Bu nedenle çalışma, bir “kesin çözüm” sunmaktan ziyade, daha rasyonel ve hedefe yönelik kombinasyon stratejilerine kapı aralıyor.</p>
<p>Psoriasis tedavisinde son yıllarda dikkat çeken eğilimlerden biri, hastalığın biyolojik mekanizmalarını doğrudan hedefleyen ilaçların, topikal tedavilerle birlikte daha bireyselleştirilmiş şekilde kullanılması. Bu yaklaşım, yalnızca lezyonların görünümünü azaltmayı değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini, tedaviye uyumunu ve yan etki yükünü de gözetiyor. Yaşlı hastalar söz konusu olduğunda bu denge daha da önemli hale geliyor; çünkü yoğun sistemik tedaviler kimi zaman etkili olsa da, güvenlilik ve pratik kullanım açısından her zaman ideal olmayabiliyor.</p>
<p>Bu yeni çalışma, sedef hastalığında immünoloji temelli tedavilerin topikal ajanlarla nasıl tamamlanabileceğine dair önemli bir klinik çerçeve sunuyor. Secukinumabın IL-17A’yı hedefleyen seçici mekanizması ile kalsipotriolün keratinosit proliferasyonunu düzenleyen etkisi, teorik olarak birbirini tamamlayan iki farklı biyolojik basamağa müdahale ediyor. Elde edilen bulgular, özellikle ileri yaşta görülen orta ve ağır psoriasis vakalarında, kombinasyon tedavisinin daha yakından araştırılmasını hak ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, yaşlı psoriasis hastalarının tedavisinde tek boyutlu yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Klinik etkinlik açısından umut verici görünen secukinumab ve kalsipotriol birlikteliği, daha geniş ve uzun süreli araştırmalarla desteklendiği ölçüde gerçek yaşam pratiğinde daha net bir yer edinebilir. Şimdilik eldeki veriler, sedef hastalığı yönetiminde hem sistemik inflamasyonu hem de ciltteki hücresel aşırı çoğalmayı aynı anda hedefleyen stratejilerin, özellikle yaşlı hastalar için önemli bir araştırma alanı sunduğunu gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Clinical efficacy of secukinumab combined with calcipotriol cream in treating moderate to severe psoriasis in elderly patients.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Clinical efficacy analysis of secukinumab combined with calcipotriol cream in the treatment of moderate to severe psoriasis in elderly patients.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Lin, L., Li, W., Li, Q. et al. Clinical efficacy analysis of secukinumab combined with calcipotriol cream in the treatment of moderate to severe psoriasis in elderly patients. BMC Pharmacol Toxicol (2026). https://doi.org/10.1186/s40360-026-01112-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-secukinumab-kalsipotriol-psoriasis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
