<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hemostaz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/hemostaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2026 22:44:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>hemostaz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BDNF’nin Trombositlerdeki Rolü Genetik Bir Anahtarla Değişiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bdnf-rs11030119-trombosit-fonksiyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bdnf-rs11030119-trombosit-fonksiyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 22:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[BDNF]]></category>
		<category><![CDATA[genetik varyant]]></category>
		<category><![CDATA[genetik varyant rs11030119]]></category>
		<category><![CDATA[hemostaz]]></category>
		<category><![CDATA[rs11030119]]></category>
		<category><![CDATA[trombosit fonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[trombosit kaynaklı BDNF]]></category>
		<category><![CDATA[vasküler biyoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bdnf-rs11030119-trombosit-fonksiyonu/</guid>

					<description><![CDATA[BDNF genindeki rs11030119 varyantı, trombositlerdeki BDNF düzenlenmesini ve hemostatik işlevleri etkileyerek damar bütünlüğü ve pıhtılaşma süreçlerinde önemli bir rol oynuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin kökenli nörotrofik faktör olarak bilinen BDNF, uzun yıllar boyunca esas olarak sinir hücrelerinin yaşaması, büyümesi ve bağlantı kurmasıyla ilişkilendirildi. Ancak bu molekülün etkisi sinir sistemiyle sınırlı değil. Trombositlerin içinde yüksek miktarda depolanabilen BDNF, damar bütünlüğü, doku onarımı ve pıhtılaşma süreçlerinde de rol oynayabilecek bir biyolojik sinyal olarak giderek daha fazla dikkat çekiyor. 24 Haziran 2026’da yayımlanan yeni bir çalışma ise bu hikâyeye önemli bir genetik katman ekliyor: BDNF genindeki rs11030119 varyantı, trombosit kaynaklı BDNF’nin düzenlenmesini ve hemostatik işlevleri beklenenden farklı biçimde etkileyebiliyor.</p>
<p>Boukhatem, Blais, Welman ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü araştırma, BDNF’nin kandaki dolaşım düzeyleri ile trombositlerdeki biyolojik davranışı arasındaki ilişkinin sanıldığı kadar basit olmadığını gösteriyor. Araştırmanın merkezinde yer alan rs11030119, BDNF geninin intronik bir enhancer bölgesinde bulunan tek nükleotid polimorfizmi. Bu tür düzenleyici bölgeler, genin ne kadar ve hangi koşullarda çalışacağını etkileyerek protein üretimini dolaylı yoldan değiştirebiliyor. Dolayısıyla varyantın, yalnızca kandaki BDNF miktarını değil, trombositlerin aktivasyon sırasında bu molekülü nasıl serbest bıraktığını da etkilemesi mümkün görünüyor.</p>
<p>BDNF’nin trombositlerde bulunması, damar hasarı ve pıhtı oluşumu sırasında bu hücrelerin yalnızca mekanik bir tıkaç görevi görmediğini hatırlatıyor. Trombositler, anükleat yapıda olmalarına rağmen, çeşitli büyüme faktörleri ve sinyal proteinleri için bir depo görevi üstlenebiliyor. Aktivasyon anında bu içerikleri açığa çıkararak damar duvarının onarımına, çevre dokularla iletişime ve hemostatik yanıtın şekillenmesine katkı sağlayabiliyorlar. Bu nedenle platelet kaynaklı BDNF, vasküler biyoloji ve tromboz araştırmalarında giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>
<p>Yeni çalışmanın önemi, yalnızca BDNF’nin kanda var olduğunu göstermesinden değil, bu varlığın genetik olarak nasıl ayarlandığını incelemesinden geliyor. Araştırmacılar, rs11030119’un periferik BDNF düzeylerini, trombositlerden <a href="https://oncology.com.tr/s100a8-a9-itp-trombosit-uretimi/" title="Bağışıklık Trombositopenisinde Yeni Bir İpucu: Nötrofillerden Salınan S100A8/A9 Megakaryosit Olgunlaşmasını Baskılıyor" data-wpan-internal-link="1">salınan</a> BDNF’yi, reseptör ifadesini ve hemostatik işlevleri nasıl etkilediğini mercek altına aldı. Elde edilen <a href="https://oncology.com.tr/toplumsal-tutumlar-azaldikca-iliski-siddet-geriliyor/" title="Şiddete Tolerans Azaldıkça İlişki İçi Şiddet de Geriliyor: 69 Ülkeden Küresel Bulgular" data-wpan-internal-link="1">bulgular</a>, BDNF’nin dolaşımdaki toplam miktarı ile trombotik potansiyel arasında doğrusal bir ilişki kurulamayacağını düşündürüyor. Başka bir deyişle, kandaki BDNF seviyesinin yüksek ya da düşük olması, trombosit içi işlevsel etkilerin tam karşılığı olmayabilir.</p>
<p>Bu ayrım, özellikle klinik yorum açısından dikkat çekici. Dolaşımdaki biyobelirteçler çoğu zaman bir hastalık riskini ya da biyolojik süreci kabaca yansıtsa da, aynı proteinin farklı <a href="https://oncology.com.tr/insan-embriyosunda-epiblast-ayrisma/" title="İnsan Embriyosunda Hücresel Ayrışma, Kan Oluşumunun İlk İşaretlerini Aydınlattı" data-wpan-internal-link="1">hücresel</a> havuzlarda farklı roller üstlenebildiği biliniyor. Trombositlerin içinde depolanan BDNF de buna iyi bir örnek oluşturuyor. Araştırma, rs11030119 gibi düzenleyici bir varyantın, BDNF’nin hücre içi işlenmesini veya salınım dinamiklerini değiştirerek hemostaz üzerinde etkili olabileceğini düşündürüyor. Ancak bu durum, varyantın doğrudan hastalık oluşturduğu anlamına gelmiyor; daha çok biyolojik yanıtın ince ayarını belirleyen bir genetik etkiyi işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın bir başka dikkat çekici yönü, rs11030119’un daha önce inme sonrası iyileşme ile ilişkilendirilmiş olması. Bu bağlantı, varyantın sinir sistemi onarımı kadar damar ve kan bileşenleri arasındaki etkileşimlerde de rol oynayabileceğine dair hipotezleri güçlendiriyor. Yine de araştırmacılar, bu tür genetik ilişkilerin mekanizmasını anlamak için fonksiyonel çalışmaların önemini koruduğunu vurguluyor. Çünkü bir SNP’nin istatistiksel olarak bir klinik sonuçla bağlantılı olması, onun altında yatan biyolojik sürecin bütünüyle çözülmüş olduğu anlamına gelmiyor.</p>
<p>He mostaz, yani kanın akışkanlığını korurken gerektiğinde pıhtı oluşturabilme dengesi, son derece hassas bir sistem. Bu dengeyi trombosit aktivasyonu, damar iç yüzeyi, pıhtılaşma faktörleri ve çok sayıda sinyal molekülü birlikte belirliyor. BDNF’nin bu ağ içindeki yeri ise yeni yeni netleşiyor. Özellikle trombositlerdeki BDNF depolarının genetik olarak nasıl kontrol edildiğine ilişkin verilerin sınırlı olması, rs11030119 üzerine yapılan bu çalışmayı önemli kılıyor. Araştırma, BDNF’nin yalnızca nörobiyolojik değil, aynı zamanda hematolojik ve vasküler bir düzenleyici olarak da ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuçlar, klinik uygulamaya doğrudan çevrilecek kadar ileri olmasa da, gelecekte kişiselleştirilmiş damar ve pıhtılaşma biyolojisi çalışmalarına kapı aralayabilir. Özellikle genetik varyantların trombosit fonksiyonları üzerindeki etkisini anlamak, bazı bireylerde neden farklı hemostatik yanıtlar gözlendiğini açıklamaya yardımcı olabilir. Bununla birlikte, uzmanlar bu tür bulguların dikkatli yorumlanması gerektiğini hatırlatıyor. BDNF biyolojisi çok katmanlı; farklı dokularda farklı reseptörler, farklı düzenleyici bölgeler ve farklı salınım koşulları altında değişik sonuçlar üretebiliyor.</p>
<p>Bu yeni çalışma, damar sağlığı ile sinir biyolojisi arasındaki sınırların düşündüğümüzden daha geçirgen olduğunu bir kez daha gösteriyor. rs11030119’un BDNF’nin trombositlerdeki davranışı üzerindeki etkisi, genetik düzenlemenin hemostaz üzerindeki ince ama önemli rolüne ışık tutuyor. Bulgular, BDNF’nin yalnızca bir nörotrofin değil, aynı zamanda vasküler sistem içinde de dikkatle takip edilmesi gereken bir biyolojik oyuncu olduğunu hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The impact of the BDNF rs11030119 variant on peripheral BDNF levels, platelet-derived BDNF release, receptor expression, and hemostatic function.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Genetic regulation of platelet-derived BDNF by rs11030119: discrepancy between circulating levels and hemostatic function.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Boukhatem, I., Blais, J., Welman, M. et al. Genetic regulation of platelet-derived BDNF by rs11030119: discrepancy between circulating levels and hemostatic function. Genes Immun (2026). https://doi.org/10.1038/s41435-026-00405-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> 24 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bdnf-rs11030119-trombosit-fonksiyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaciğeri Hedefleyen Yeni AAV8 Tasarımı Hemofili A’da Hemostazı Güçlendirdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hemofili-a-avv8-gen-tedavisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hemofili-a-avv8-gen-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 05:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[AAV8 vektörleri]]></category>
		<category><![CDATA[AAV8 vektörü]]></category>
		<category><![CDATA[biyomühendislik vektörleri]]></category>
		<category><![CDATA[faktör VIII eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[gen aktarımı]]></category>
		<category><![CDATA[gen tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[hemofili A]]></category>
		<category><![CDATA[hemostaz]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer gen tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer hedefli tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hemofili-a-avv8-gen-tedavisi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni HMR-001 ve HMR-001z AAV8 vektörleri, hemofili A tedavisinde karaciğer hedefli gen aktarımını güçlendirerek faktör VIII eksikliğini gideriyor ve hemostazı kalıcı olarak sağlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hemofili A <a href="https://oncology.com.tr/naif-cd4-t-hucreleri-car-t-basari/" title="CAR-T Tedavisinde Başarıyı Öngören Hücresel İşaret: Naif CD4+ T Hücreleri" data-wpan-internal-link="1">tedavisinde</a> gen temelli yaklaşımlar uzun süredir büyük umut vadediyor, ancak verimli gen aktarımı, kalıcı ifade ve güvenilir protein üretimi gibi teknik engeller bu alanın ilerlemesini yavaşlatıyor. Yeni yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, karaciğer hücrelerini hedeflemek üzere tasarlanmış iki yeni AAV8 vektörünü — HMR-001 ve kodon optimize edilmiş sürümü HMR-001z — tanıtarak bu engellerin bir kısmını aşmaya yönelik dikkat çekici sonuçlar elde etti. Çalışmada, bu biyomühendislik ürünü vektörlerin hemofili A’nın temel sorunu olan faktör VIII eksikliğini gidermede güçlü performans gösterdiği ve hemoglobinde değil, hemostazın <a href="https://oncology.com.tr/kitasatospora-dryopteridis-yeni-tur-taksonomi/" title="Eğreltiotu Kök Çevresinden Gelen Yeni Kitasatospora, Sınıflandırmayı Yeniden Gündeme Taşıdı" data-wpan-internal-link="1">yeniden</a> kurulmasında etkili olduğu bildirildi.</p>
<p>Hemofili A, pıhtılaşma faktörü VIII’in kalıtsal eksikliğine bağlı, çoğunlukla erkeklerde görülen X’e bağlı bir kanama bozukluğu. Hastalar genellikle tekrarlayan faktör VIII konsantresi infüzyonlarına ihtiyaç duyuyor. Bu yaklaşım kanamaları kontrol altına almada yararlı olsa da sürekli enjeksiyon gerektirmesi, kandaki faktör düzeylerinin zaman içinde dalgalanması ve <a href="https://oncology.com.tr/mukozal-melanom-pembrolizumab-lenvatinib/" title="Mukozal Melanomda Cerrahi Döneme Sıkıştırılan İkili Tedavi Umudu" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> yükünün yüksek olması nedeniyle önemli sınırlamalar taşıyor. Rekombinant ürünler bakım standartlarını geliştirmiş olsa da, mevcut tedaviler kalıcı bir çözüm sunmuyor ve özellikle eklem hasarına yol açabilen tekrarlayan kanamalar riski bütünüyle ortadan kalkmıyor.</p>
<p>Bu nedenle araştırma topluluğu, hastanın kendi karaciğerinde endojen faktör VIII üretimini yeniden kurabilecek daha kalıcı yaklaşımlara odaklanıyor. Adeno-ilişkili virüsler, yani AAV vektörleri, düşük bağışıklık uyarımı ve bölünmeyen hücrelerde uzun süreli transgen ifadesi sağlayabilme özellikleri nedeniyle bu alanda öne çıkıyor. Karaciğer hücreleri gibi post-mitotik hücreleri hedefleyebilmeleri, hemofili gibi sistemik protein eksikliklerinde AAV’yi özellikle cazip bir teslimat aracı haline getiriyor. Ancak önceki AAV temelli hemofili A girişimlerinde, hedef hücreye yeterince verimli ulaşamama, teslim edilen genomun yapısal bütünlüğünün zayıf kalması ve zamanla ifade düzeylerinin düşmesi gibi sorunlar öne çıkmıştı.</p>
<p>Yeni çalışmanın odağındaki HMR-001 ve HMR-001z, tam da bu darboğazları aşmak için bioengineer edilmiş AAV8 kapsidlerine dayanıyor. Araştırmacılar, bu iki vektörü hem hepatik transdüksiyon verimliliği hem de terapötik genin hücre içinde işlenme başarısı açısından değerlendirdi. Sonuçlar, özellikle karaciğer hücrelerine giriş ve sonrasında genin işlevsel kalma kapasitesi bakımından önemli bir iyileşmeye işaret etti. Kodon optimizasyonu uygulanmış HMR-001z sürümünün, transgenin hücresel translasyon verimliliğini artırma potansiyeliyle dikkat çektiği bildirildi.</p>
<p>Kodon optimizasyonu, bir proteinin amino asit dizisini değiştirmeden onu kodlayan gen dizisinin hücrede daha etkin okunmasını sağlamayı amaçlayan yerleşik bir biyoteknolojik strateji. Bu yaklaşım, özellikle terapötik protein üretiminde, mRNA düzeyinden proteine geçişteki kayıpları azaltmak için kullanılıyor. Çalışmada HMR-001z’nin bu tür bir tasarım avantajı taşıdığı ve bunun faktör VIII ifadesini destekleyebileceği gösterildi. Bu bulgu, yalnızca vektörün hücreye ulaşmasını değil, ulaştıktan sonra terapötik yükü verimli biçimde üretmesini de önemseyen daha bütüncül bir tasarım anlayışını yansıtıyor.</p>
<p>Hemofili A’da asıl hedef, dolaşımdaki faktör VIII düzeyini bir eşiğin üzerine çıkararak spontan kanamaları azaltmak ve klinik olarak anlamlı bir hemostaz sağlamaktır. Araştırmada bildirilen sonuçlar, bu eşik yaklaşımına yönelik umut verici bir ilerleme sunuyor. Hemostazın yeniden kurulması, pratikte kanamanın daha iyi kontrol edilebilmesi, acil müdahale gereksiniminin azalması ve uzun vadede organ hasarı riskinin sınırlanması anlamına geliyor. Yine de uzmanlar, gen tedavisinde hayvan modeli sonuçları ile insanlarda güvenlik ve etkinliğin birebir örtüşmeyebileceğini hatırlatıyor.</p>
<p>Bu çalışmanın önemli yönlerinden biri, yalnızca terapötik etkinliği değil, aynı zamanda gen aktarımının biyolojik kalitesini de ele alması. AAV temelli yaklaşımlarda vektör genomunun hedef hücre içinde ne kadar sağlam kaldığı ve ne ölçüde işlevsel transgene dönüştüğü, uzun süreli başarı için belirleyici kabul ediliyor. Araştırma, HMR-001 ailesinin bu açıdan önceki sistemlerin bazı sınırlamalarını azaltabileceğini düşündürüyor. Özellikle karaciğer hedefli gen aktarımında yüksek verimlilik, sürdürülebilir FVIII üretimi için kritik bir basamak olarak görülüyor.</p>
<p>Hemofili alanı son yıllarda non-viral tedavilerden rekombinant proteinlere, antikor tabanlı stratejilerden gen tedavisine uzanan geniş bir dönüşüm yaşıyor. Buna karşın kalıcı ve geniş uygulanabilir bir yaklaşım hâlâ netleşmiş değil. Bu nedenle HMR-001 ve HMR-001z gibi yeni nesil vektörler, tedavi yelpazesini genişletme potansiyeli taşısa da, klinik kullanıma giden yolun ek güvenlik değerlendirmeleri, doz optimizasyonu ve uzun dönem takip gerektireceği açık. Özellikle karaciğer hedefli AAV uygulamalarında bağışıklık yanıtı, vektör yeniden dozlama zorluğu ve ekspresyonun zaman içindeki dayanıklılığı temel izlem başlıkları olmaya devam ediyor.</p>
<p>Buna rağmen çalışma, hemofili A için biyolojik olarak daha akılcı ve teknik olarak daha rafine bir gen tedavisi tasarımına işaret ediyor. Karaciğerin doğal sentez kapasitesinden yararlanan, gen ifadesini artıran ve hemostatik dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan bu yaklaşım, alanın neden hâlâ yoğun araştırma konusu olduğunu gösteriyor. İnsanlarda doğrulanması durumunda, bu tür vektörler sık infüzyon gereksinimini azaltan, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir bir tedavi stratejisinin kapısını aralayabilir. Şimdilik bulgular erken aşama ama etkileyici; hemofili A’da kalıcı faktör VIII üretimine giden yolda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Hemophilia A gene therapy via bioengineered AAV8 vectors.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> rAAV8 encapsidated HMR-001/z enables high efficiency hepatic transduction and restores hemostasis in hemophilic mice.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Wu, X., Zhong, J., He, X. et al. rAAV8 encapsidated HMR-001/z enables high efficiency hepatic transduction and restores hemostasis in hemophilic mice. Gene Ther (2026). https://doi.org/10.1038/s41434-026-00619-z</p>
<p><strong>DOI:</strong> 16 May 2026</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Hemofili A, faktör VIII eksikliği, adeno-ilişkili virüs 8, AAV8 vektörü, gen tedavisi, kodon optimizasyonu, hepatosit transdüksiyonu, translasyonel verimlilik, genom bütünlüğü, sürdürülen FVIII ekspresyonu</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hemofili-a-avv8-gen-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
